11 Mayıs 2014 Pazar

VINCENT KONAĞI HALE NUR DURMUŞ


VINCENT KONAĞI

Hale Nur Durmuş

Genellikle kitapları kategorilere ayırırız, kitaplar üzerinde konuşurken kolaylık olsun diye. Vincent Konağı, fantezi, fantastik olarak başlıyor, gizemli, büyülü, perili evli romana dönüşüyor ve sonra şeytan romanı olacakken gümbür gümbür bir korku, gerilim romanı olarak bitiyor. Tüm atmosfer de çok canlı, gerçek. Konak, çevresi, yollar, doğa, gece, karanlık öylesine iyi betimlenmiş ki Rita ile birlikte soluk soluğa geziyoruz konağın içinde.

Kitap, bir yandan nefes almadan okunuyor, acaba ne olacak, ne oluyor bu evde diyerek, bir yandan da satır satır sindirmek istiyor insan bitmesin diye. Bu türleri okuyanlar bilir. Bu romanlar sakin başlar, bu roman da sakin başlıyor, Rita adlı kız bir konağa ufak bir kız çocuğuna dadılık etmek için geliyor. Hemen o anda kafamızda bir dolu kurgu oluşuyor. Kızın içinde şeytan mı var acaba, perili köşk mü acaba. Hiç bir şey olmuyor, gerilim çok arkada, zor fark ediliyor.

Sonra, bişiler oluyor ve esrar başlıyor. Ahanda girdik tempoya, bitene dek hayat durdu işte, tarz romanlardan oluyor. Dur şu bölüm de bitsin tuvalete öyle giderim, şu bölüm bitsin annemi ararım anneler gününde, dur bu bölüm de bitsin kendime sucuklu yumurta yapayım, markete gideyim biraz çikolata alayım, heyecanım yatışsın, diye diye hiç bir şey yapamadan okuyoruz.

Veee, kitabın sonu. Yine bilenler bilir, bu tür roman ve filmlerin en zayıf tarafı, romanın ortalarında girdiğimiz heyecan girdabının sonunda çok hafif, basit bir son gelir. Ayy o katil o muydu, üff ya çok saçma, ay gizem bu muymuş deriz. Vincent Konağı'nda yazar, bizi ters köşeye bile yatırmıyor, sokakta kalıyoruz. verandada şaşkın bir halde, aaaa, noldu yaaa, diyoruz. Yani romanın sonu, romanın ortasından ve başından daha iyi. Heyecan düşmüyor, son satıra dek içimiz yanıyor, pet şişelerce su içiyoruz. Yaktın bizi yazar, diyoruz. Üstelik bunu, yaklaşık 100 sayfada filan yapıyor. Pes yani. yazarlar böyle romanları uzatırlar da uzatırlar. Bu romanda, gayet sade bir şekilde olay başlıyor, ortalık darmadağın oluyor ve bitiyor. Şok roman. Güm pat çat, la noluyo be. Kısa ve acısız. Kesiyo gidiyo yazar. İlk kesikler derin olurmuş ya.

Rita da bu tür romanlara çok uygun bir kahraman. Konak tam perili ev konağı. Konağı anlamak için bol bol sözlüğe baktım. Nef, niş, griffin, tonoz, tiriş, varak gibi bişiler vardı. Mimarlık ve Şehir Planlama Sözlüğü'nde buldum. Bir tek pervaz sözcüğünü biliyordum. Pencerelerde olduğuınu duymuştım. Varak varak varak diye dolaşıyorum sokaklarda kaç gündür.

Yazarımız, bir ilk romanda böyle yapacaksa, bir kaç kitap sonra nolcak acaba. Stephen King, Dean R. Koontz, Jean Christophe Grange filan yaratıcı yazarlık dersleri alabilirler yakında. Kesinlikle, ülkemizin en iyi gizem yazarı olabilir. Bu tür bir fantezi roman yok bu topraklarda. Yoktu.

Not:4/4