11 Nisan 2016 Pazartesi

BEN


Şunu belirtmeliyim ki "büyümek" derken kastettiğim şey olumsuz anlamda. Masumiyeti, temizliği, çocukluğu kaybedip; çağın gereklerine uygun bir köle olmaktan bahsediyorum. 

Sırf herkes o tarafa yürüyor diye sana doğru gelmeyen bir yöne sapmaktan bahsediyorum. 

Şımarık olmamak gibi bir kaygım yok; sahte olmamak gibi bir kaygım var. Benim hareketlerim hala aynı çocuksu, içim öyle. En "kınandığım" hareketlerim bunlar benim. Sanırım üniversitede çok eleştirildim. Bir ara tüm sınıf hatta diğer grup bile beni konuşuyordu. Yurtta kat görevlisi "sen ortaokul çocuğu gibisin" derdi. Neyse ben bir coşkuluydum vesaire neyse eleştiriler belki yıpratmıştır beni ama bu değil.

Her şey Çavdar Tarlasındaki Çocuklar'ı okumamla oldu aslında. O zaman daha üni'ye başlamamıştım. Sadece o kitapla benim hep içimi yiyip bitiren şeyin adını buldum. Holden Caulfield gibi bir sürü insan var ve ben de onlardan hissettim. Ben kendimi sevmiyorum çünkü gerçek emellerime hizmet etmiyorum. 

Üniversiteden sonra gibi gözükmesi işte bu kitabı okuduğum zamanın o zamana denk gelmesinden kaynaklı. Sonra çok sorguladım kendimi. E ergenlikten de çıkıyordum bir insan ergenken yalnız kendisi vardır ama çıktıkça dünyayı görür. Ben çocuklar ölüyorken şımaramayız demiyorum. Sadece bu dünyada ölen çocuklar aklıma geldiğinde bastırmak için vicdanımı rahatlatmak için sahte hareketler yapmamalıyım diyorum. 

Bu kişiden kişiye değişir. Hayatının amacı bir başka şey olan biri o şeye hizmet etsin bu en iyisi. Herkes aynı olmak zorunda değil ve ben, benim de bir hayat görüşüm var ve ona hizmet etmiyorum. İşte bu benim gözümdeki en büyük sahtelik. Kendine söylenen yalanlar.

Neyse. Hareketlerim hala aynı ama bunları ilgi çekmek için bir yerlerde paylaşmayı bıraktım o kadar. Çünkü evet ilgi çekmek için yapıyordum tabii ki de. Hala öyleyim ve bu sadece BEN. İnsanların beni takdir etmeleri için kullandığım bir şey değil; alçaltıcı olur bu.

Eskiden farkım yok. Sadece artık biliyorum. Artık ne olması gerektiğini biliyor ve onu yapmak için çaba sarf etmedikçe yıpranıyorum. Büyümek budur işte. Bir yalana inanmaktır. Kendini, herkesi kandırmaktır. Ben bunu yapıyorum. Kahvaltı yaparken bile sahte hissediyorum. Acıkmadığımda bile yemek yerken sahte hissediyorum. Bir sıra beklerken "ufff daha ne kadar var" derken sahte hissediyorum. Birisinin bir hareketine kızmış gibi yaparken sahte hissediyorum çünkü ben aslında sinirlenmem hiç ama herkes sinirleniyor ve onlar gibi olmalıyım. 

Kendimi kanıtlayamadığım her an anında hayaller kurup egomu rahatlatırken sahte hissediyorum. Eğer bunu oturtursam işte o zaman daha da özüme dönemem. Ama yeter ulan ters yöne gidicem ben deyip doğru bildiğim gibi yaşayacaksam, yalnız kalma pahasına, eleştirilme pahasına, önemsemeden, kendim olarak... işte o gün uçurumdan aşağı savurduğum masumiyetim düşme tehlikesini atlatır. 

İşte ben böyle büyüdüm. Aslında hiç sıkılmadığım kuyruklarda üffleye üffleye büyüdüm ben.

86 yorum:

  1. Funda diyorum Deep funda....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. calimero.

      işallah bakalım yaaa :)

      Sil
  2. Herkes o yana yürüyor diye sana doğru gelmeyen yöne asla yürüme de zaten:) (Üstelik asla herkes değildir o yürüyenler, biz öyle sanırız.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bücürük ve ben.

      piki o zaman :)

      Sil
  3. Kaç kişi var ki kendinde olan. Tabii ki görünürde yalnızlar ama aslında değiller. Yalnız olmayı yeğlerim her zaman..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gökçe bağtır.

      doğru diyosuun seen :)

      Sil
  4. ama sen bu bakış açısıyla bile kendini nasıl sahte hissedebiliyorsun. deep adında haklıymışsın gayet derin bir felsefen var. acaba bu reiki meditasyonların da bunda faydası oldu mu? yani ya da sırf bu sahtelik hissiyatı mı seni bu tarz çalışmalara yöneltti. soru özeline girmemiştir umarım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. demirkadın demir.

      sadece bir deneme yazısı yaa :)

      Sil
  5. Merhaba,

    Büyümek zorunda mı ki insan? Yazarken soru eki ve bağlaç şu meşhur fareyi anımsattı, gülümsedim. Çizgi filmler mesela... Sadece çocuklar için midir? Büyüklerin dünyasında onların yeri yok mudur? "Çocukların dünyasında büyüklerin işi yok." gibi bir söylenti var. Doğru mu? Kesin olduğunu bildiğim bir şey: "Büyüklerin dünyasında çocukların işi var." Ya da "İşi var." yerine "Yeri var." demeliyim. Mesela bir sahilde, kırmızı tişörtlü bir çocuk yerde yüzüstü yatıyor; maalesef nefes almıyor. Şarkı "Oynaya oynaya gelin çocuklar." derken ülkenin başkentinde, sosyo-ekonomik seviyenin düşük olmadığı bir caddenin trafik ışıklarında çocuklar cam silerek para kazanmaya çalışıyorlar. Aynı şehrin bir başka caddesinde annesinin veya babasının (veya herhangi birinin) yanında oynaya oynaya değil de dilene dilene duruyor çocuklar. Bu şehrin yüzlerce kilometre uzağında bir kale yıkıntısının yanındaki evlerde yaşamaya çalışan ve meyve kasasını bebek arabası yapan çocuklar turist gördüğünde "Abi bi tee le" diye başka türlü dileniyorlar... Bir yanda bütün bunlar devam ederken hayat akmalı mı, akmamalı mı? Olmalı mı, olmamalı mı? Bu soruyu sorarken bile geçip giderken zaman, her şey aynı şekilde sürerken birileri bir şekilde yaşamaya devam ediyor... Ne yerinde bir anlatım: "Şımarık olmamak gibi bir kaygım yok; sahte olmamak gibi bir kaygım var." Kale kenarındaki çocukların 1 lira'lık hayallerinin 100bin tanesini, oynadığı dizide bir haftada kazanan birileri var. Ama bakıyoruz ki onlar da kötü olan her şeye çok üzülüyorlar. Açıkçası bunu samimiyetsiz buluyorum. Sahte olanın üzüntüsü ile gerçek olanın üzüntüsü o kadar fark ediyor ki! Baştaki soru aklıma tekrar geliyor: "Büyümek zorunda mı ki insan?" Sonra fareyi hatırlıyorum, çizgi kahramanlarım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçiyor. Birden "Cédric"te takılıyorum. "8 yaşındaysanız ve âşıksanız hayat çok güzel." diyen sarı saçlı çocuk. Mesela o hep sekiz yaşında, o hiç büyümüyor. O insan değil mi? İnsan olmadığı için mi büyümüyor? Çocuklar insan değil midir? Bunun için mi göçmen (göçemeyen) çocuk hâlâ o sahilde uyuyor?

    Siyahı çok olsa da bu dünyanın rengi de eksik kalmamalı. Ruhuna boya kovaları karışmış insanlar olmasa daha sıkıcı olurdu şu yaşadığımız evren. Belki de buna şımarıklık dememeliyiz; siz ve sizin gibiler böyle işlevle yüklenmişsinizdir yaşama. Yaşama renk katmak için.

    Renkli günler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. engin ergin.

      yaşasın çocuklar yaa. büyükler kaka :)

      Sil
  6. Blogda bir kaç yazı önce Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı yazmıştım. Acaba ona denk gelip de mi yazdın diye geçti içimden bi an:)

    Kendi gibi olan insanlar lazım zaten bu dünyaya deepcancığım. Mış gibiler o kadar çoklar ki... ve o kadar çok kafa ütüliyorlar ki... kaç kaç kaç demek geliyor içimden:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beyza a.b.

      yok sadece tesadüf olmuş :) ah evet herkes kendi olsun de mi :)

      Sil
  7. Herşeye rağmen oldugun ve hissettigin gibi davranmalisin,davranmalıyız nasıl mutluysak öyle kaldiki ne yaparsak yapalım zaten kimseye yaranamayiz hayat böyle ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. betül fidan.

      eveeet iştee bu :)

      Sil
  8. Büyümek... Tüm dörtülerden sıyrılarak... Burnunun ucunu göremeyenlere inat dağların ötesini görmek... Etki ve tepkiden kaygısız.. sınırsız mavi düşler...:) Yıldazları yıldızlara bağlayacak kadar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gizemli delhizler.

      evet evet :)

      Sil
  9. vaay Deep çok derin olmuş, daha bir kaç gün önce Demian'ı okudum, oradaki arayışın hikayesi beni çok etkilemişti, buradaki de kendin olabilme arayışı, aslında kendin olabilmek bir lüks, büyük bir cesaret, dolayısıyla çok az insanın yapabileceği bir şey, ama sen bunu yapabilecek birisin..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eren o.

      demian. hesse hocam yaaa :)

      Sil
  10. Bu blogda bu tür yazıları daha çok seviyorum ben. Daha içten buluyorum. Ve inanıyorum ki Deep bu tarz yazılarda çok daha başarılı. Çünkü bu yazılar bir rahatlama yolu, bir iç döküş. bir nevi meydan okuma. Ama gerçeğin ta kendisi, bunları söylemek için "şımarık " olmak da gerekmiyor.(Bu sözcüğü kullanmazdım, Deep kullandığı için öyle kullandım.) Kendinde ve çevresindeki sahteliklerin farkında olabilen insan artık zaten yeterince büyümüştür.
    Yazıyı çok beğeni ile okudum.
    "Herkes gibi" değil, "kendimiz gibi" olabildiğimiz gün doğru yöndeyizdir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. makbule abalı.

      tımams böyle ciddi yazılar da yazayım arada:)

      Sil
  11. holden gibi sahte dünyayla kendimi bağdaştıramıyorum çoğu zaman :)

    "... büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta –yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maviye iz süren.

      bizim ülkede de pancar tarlaları var iştee :)

      Sil
  12. Belki tam olarak konuyu yakalayamadım ama herkesin karakteri oturup da otuzlu yaşlar başladığında bu sahtelikler çok daha göze çarpıyor, rahatsız edici oluyor. Doğal şımarıklar gayet doğal şirin geliyor bana doğal olduktan sonra abartılı tepkiler hiç rahatsız etmiyor. Bilakis renkli kişilikleri çok ama çok seviyorum. Ama içinde yapaylık sezince uzaklaşıyorum. Bu yazıyı çok sevdim ben :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anne kaleminden.

      ne güzel yorum oldu bu ama :)

      Sil
  13. Şu 4 ay içerisinde fark ettim ki, her bir insanın içinde bir bencillik duygusu oluyor. Ve yani insan bir yerden dayak yemediği zaman kendini tanımak hatta düşünmek bile istemiyor. İnsan ne zaman sevmeye başlarsa, o zaman sencilliğe geçtiğini sanıyor. Sonra yeniden belki bencil olduğunu fark ettiriyor ama bencillik uğruna bazılarını umursamamak gibi bir şey oluşuyor. Şımarıklığın asıl nedenlerinden biri bu bence. Bencilim ama bencillere kızarım. Şımarığım ama şımarıkları sevmem. Bu o kadar Türkiye gibi bir şey ki, herkes böyle. Belki insanlar böyle özelliklerinden seni sevmiyor olabilir ama sen ne kadar ben mutluyken diğer şeyler umrumda dersen, bu yeniden bencilliğe kapı açıyor. Fark etmeden o kadar yıllarımı yediğimi anlıyorum. Dünyadan zevk almaya çalıştıkça dibe batıyor insan. Durmak istiyorum böyle bir anda. Ya da kimse acı çekmesin, kimse hak etmediği sahte değerler alsın falan istemiyorum. Kimse kimsenin nasıl hissettiğine bakmadığı zaman, kınıyorum. Ama ben bile kimin ne hissettiğine bakmıyorum arada. Bazen şımarmak iyi gelmiyor bu durumlarda ama bunun farkına varıp yerli yerinde davranan insanlar her zaman sevilir.

    Ve inan ki sen o kadar insana sencillik yaparken onlara güven verdin ve bu yüzden seviliyorsun... İnsanın ne yaşadığı değil, neler öğrendiğidir asıl bu yaşam çabası. Yaşamaya çalışan insanlarla dolu dünya. Ve bu dünya içerisinde sadece bir insan tanesiyiz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. irem yağızel.

      hadii çok az kaldı sınav bitiyoo yakındaa :)

      Sil
  14. Hepimizin zaman zaman bize seslenen ic sesimizin dedikleri... Kendimi de buldum bircok seyde. Veri diip olmus yani:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eq.

      ay evet dip olmuş sanırımsam :)

      Sil
  15. Baskasi olma kendin ol :P
    Sahte olmaktan cok, öğrenilmiş duygular gibi.. bakiyorsun herkes ufluyor, sıkılıyor sira beklerken, bi sure sonra sen de sıkılmaya başlıyorsundur belki ister istemez?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dr. coffee.

      öyle oluyor galiba demek ki :)

      Sil
  16. http://periodiclibrary.blogspot.com.tr/2016/04/mim-yak-yeniden-yaz-tekrar-oku.html
    seni bir etkinliğe davet ediyorum deep :>

    YanıtlaSil
  17. Kızzzzz sakın haaa sakın büyüyeyim dememeeeee bırak ne derse desinler 😉❤️❤️

    YanıtlaSil
  18. Cok carpici bir bir durum gercekten.. asla vazgecme kendinden ve degerlerinden.. digerlerinden farkinda bu olarak kalacak hep zaten deep :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir defne masalı.

      peki mademsi :)

      Sil
  19. Maalesef ben de büyüdüm :/

    YanıtlaSil
  20. deep,dürüstçe söylicem,
    ben senin böyle yazmanı çok seviyorum.
    özlemişim.
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kedili evin tarzı.

      ay peki böle yazayım madem :)

      Sil
  21. Harika bir yazı ağzına sağlık kendimi buldum insanın dışarı kolaylıkla anlatamadığı duygularını böyle anlatan birinin yazısında bulması güzel...

    YanıtlaSil
  22. Önce sessiz sonra yüksek sesle okudum canım acıdı belkide acıtmak istediğimden acıyı sevmekle ilgili birşey hem güzel hem üzücü.Gerçeğin her türlüsü acı boyun eğip eymesede kendine insan.Hangisi daha yaralayıcı kendine karşı gelmek mi gelmemek mi ne pahasına olursa olsun seçimlerimiz doğru mu doğru bildiğimiz yanlışlar bile yıpratırken bile bile cehenneme yürünür mü bir ihtimal yolun sonu aydınlık diye.
    Okadar sonu çıkmaz yollar var ki belki sadece öyle karanlık görünen ama sisli bulutlara varabilmenin yolu olmadıkça çare tek başına ne kadar değerli olabilir ne işe yarayabilir .
    Risk almak ne için sonucunu düşünmeden nereye kadar.
    Yönetilip kendimi yönetmiyeceğimde ne umacağım aksine meçhul bir sonda ne biçim şekil bir mutluluk gizlenebilir.
    Hayat kısa olduğu kadar uzun.Alışılmış giydirilmiş bir hayat yitirilmiş bir ömürse mutluluğun peşinde koşup çabalayan daha farklı bir yere mi gidiyor.En azından çabaladım demek hiç birşey kazandırmıyor.Yenilgiyi kabul etmek değil bu sadece mutluluk peşinde koşamayacak kadar yorgun olmak.O yüzden acıyı hep mutluluktan daha çok sevdim çekinsemde bunu söylemekten.Çünkü mutluluğu yittirmekten korktuğum kadar hiç yorulmadım acı hep vardı o tüketilmezdi.
    Yorgun doğduk galiba hepimiz her türlü çaba boşuna kendim olmak için doğmamalıydım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. arsu.

      tamam tamam aman derin düşünme seeeen :)

      Sil
  23. Kendine söylenen yalanlar... Haklısın, en büyük sahtelik.

    YanıtlaSil
  24. Sevgili deeptone dünyada olanlarin farkinda olup elimizden geleni yapsak da yasamak bizim de hakkimiz. Hayat o kadar kisa ki herseyin farkinda olup ama kendi sucu olmayan olaylari düzeltmeye calismakla gecip gidiyor. Baskalarini düsünürken kendimizi de unutmayalim.

    YanıtlaSil
  25. Deep, bu yazı en samimilerinden olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kafa dergi.

      öyle olmuş galiba baksana :)

      Sil
  26. tebrikler deeptone bugün günlerden deeptonemuş :)gökçenin blogundasın müthiş yazmış seni. ay bugün senin günün :D ne kadar seviliyorsun canım sen , ne mutlu sana. gerçekten tüm bu enerjiyi hisset bugün. günün çok ama çok güzel geçsin tatlım. öptüm kocaman :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deep bu arada birçok arkadaş böyle bir yazı yayınlayacak sen panelden takip etmiyorsun ya ben gördüklerimin hepsini twitterda paylaşacağım. ay kızz bugün senin günün yahu :D

      Sil
    2. korefenom da var ;) cepten ekrani kaydirma sorunum var da panele rahat bakamiyrum toplanti arasindayim canim^-^

      Sil
    3. Delikızınbohçası'na da baaak :)

      Sil
    4. demirkadındemir/gökçe bağtır.

      ne güzel gündüüü :)

      Sil
  27. diiip mutlu yıllar sana bugün günlerde DİİİP :))

    YanıtlaSil
  28. Deep yazın için gerekenler söylenmiş zaten.Ben sadece "dünya deeptone" günün kutlu olsun demek için uğradım :)

    YanıtlaSil
  29. Ne kadar samimi, içten bir yazı yazmışsın deep. Üstelik insan her cümleden sonra "aa ben de" diyor. En azından ben diyorum. Tabii henüz yaş itibariyle ergenlikten çıkmadığımdan o farketmişliğe ulaşmadım. İnsanın istediğine ulaşamaması en büyük sınav değil mi zaten? Ve sınavın doğru cevabı da SABIR olsa gerek. Ve hata saydıklarımızı düzeltmek. Hepimizin iyi kötü anları vardır sözü benim için şöyle: benim kötü anlarım vardır. Evet bardağın boş tarafı ama eğer onu görmezsek suyun miktarını, kaçta kaç olduğunu anlayamayız. Yani sanırım yanlış bir iş değil boş tarafa bakmak. Sen de boş tarafa bak ama dolu olduğu için ve ne kadar dolu olduğunu anlamak için. Gerçi bu benim hedefim. Önce benim gerçekleştirmem gerek. Neyse bissürü iç döküntüsüyle işgal ettim blogunu.
    Gülücüklü kal...

    YanıtlaSil
  30. Deep çok derin ve insanın yüzüne tokat gibi çarpan bir yazı olmuş.Maalesef öğretilerek yaşıyoruz ve insanların gittiği yere gidiyoruz :(

    YanıtlaSil
  31. Uzuuun uzun yorumları görünce imrendim. Ben kısa yorum rekoru kırmak istiyorum, farklılığım bu olsun. Ama böyle çenem düşünce bu mesajda bu rekoru kıramayacağım belli. Bu nedenle diğer mesajım rekor denemeli olacak. Hazır mıyız? :)))

    YanıtlaSil
  32. Yanıtlar
    1. kahve yanı.

      şampiyon olduuun :)

      Sil
  33. ''Bir sıra beklerken "ufff daha ne kadar var" derken sahte hissediyorum. Birisinin bir hareketine kızmış gibi yaparken sahte hissediyorum çünkü ben aslında sinirlenmem hiç ama herkes sinirleniyor ve onlar gibi olmalıyım.''
    Sanırım burada kendimi gördüm. Sırf diğerleri olmak için yaptığım hareketlerden. Böyle olmamak gerekiyor, kendi adıma konuşuyorum.
    Deep, senin yazılarını gerçekten çok seviyorum!! İnsana farkında olmayı öğretiyor.

    YanıtlaSil
  34. Büyümek... Epeyce yazdım. Okuması da çok hoş deeptone. Çok sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acemi demirci.

      büyümemek daha iyi yaaa :)

      Sil
  35. Kendimi kanıtlayamadığım her an anında hayaller kurup egomu rahatlatırken sahte hissediyorum. Eğer bunu oturtursam işte o zaman daha da özüme dönemem. Ama yeter ulan ters yöne gidicem ben deyip doğru bildiğim gibi yaşayacaksam, yalnız kalma pahasına, eleştirilme pahasına, önemsemeden, kendim olarak... işte o gün uçurumdan aşağı savurduğum masumiyetim düşme tehlikesini atlatır.


    ya burda yazı biter mi bunun sonrası düştükten sonra ne olacak peki devamını rica ediyorum deep hanımcım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kısaca dodi.

      onu bi düşüneyim :)

      Sil
  36. Özlemişim yazılarını.. Büyüme sakın..

    YanıtlaSil
  37. Merhaba, aynı şeyleri yakın zamanlarda hissedip ama o ne kadar farklı yerden bakmış demek güzel. Kulak kabartınca bu hep gözümüze takılacak kadar sık oluyor. Sende biraz olduğun yerde dönüyorsun, daha çok şey görmeye başlıyorsun. Sıradakilerin çoğu da aynı sebeble üflüyordur, ne olacak bu bizim birbirimize düşkünlüğümüz! Selamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. begonvil sokağı.

      hayat çok karmaşık yaa :)

      Sil
  38. Ya,ama büyümene gerek yoktu ki.Bak ben kırk yedi oluyorum,hala büyümedim.Evet,yalnız da kalıyorsun,evet toplum dışı da oluyorsun ve evet bazen ulan yapmasamıydım da diyorsun.Ama gece kendinle kaldığında,oh olsun yaptım iyi ki,pişman değilim diyorsun.Yol yakınken dön ya,boş ver büyümeyi.Olduğun gibi,davranmak istediğin gibi davran.Ben de denediydim,büyümeyi,topluma uymayı,hem de on-on beş yıl boyunca.O süreç yaşlandırdı beni,içimi kuruttu da depresyon hapı içtim bir yıl.Boş ver büyümeyi,en fazla deli herhalde derler,uzak dururlar,hem öylesi daha iyi oluyor.Biliyor musun,kuyruklarda hiç sıkılmam ben de.Hatta severim bile,insanları seyretmeyi,haklarında hayaller kurmayı,belki bir şey soran olur da konuşurum diye meraklanmayı,otomatiğe aldıkları davranışlarını çözmeye çalışmayı....Bir de çok gülerim kuyrukta sıkılıp öfkelenen insanlara,yahu çıkışta ülkeyi kurtarmaya mı yetişecen,köprüden atlamak üzere olan birini mi kurtaracan,acikde hasta mı diriltecen???Sabır diye bir şey olmayan yurdum insanı ,kuyrukta kendi isteği dışında bekliyor ya,tüm derdi o aslında.Yoksa bir yere acelesi yok,az sonra bir bankta ya da kahvehanede saatlerce boş boş oturacak.Büyüme sen,kendi istediğin gibi ol yavrucuğum,hem annen ben değil miyim,istemiyom büyüme yaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevda şahin.

      tımam yaa büyümücem zaten :)

      Sil
    2. sevda hanım ne güzelde özetlemiş olayı cidden öyleyiz belki dışlanıcaz ama olsun :) biz bize yeteriz ayrıca kuyrukta sıkılırmı insan ya :D asıl zevkli yer orası ben adamların somrtkan yüzlerine bakıp vay anasını ne dünyaymış be yangından mal kaçıran kaçırana diyom :)

      Sil
  39. büyümek ile yaş almak ya da denemeler yazmak :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitap eylemi.

      deneme yazmak daha çok yaa :)

      Sil
  40. Hep söylerim,maskeli bir balo hayat... Kimse kendisi değil..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şapşik anne.

      napcan işte hayat böyleee :)

      Sil
  41. çocuk kalan ruhumu karartmak ve büyütmek istiyorlar malesef ve benimde en çok kınandığım yönüm bu bu aralar özellikle inat ediyorum onu yaşlandırmamak için ama gel gör ki bazen etki de ediyorlar bana.Yinede içimde çocuksu hayallerimi ve tek kaldığımda çocuksu hallerimi takınabiliyorum bu çok güzel birşey halbuki keşke böyle ön yargılı olmasalardı.cocukmusun sen kocaman kadın oldun ? çocuk değilsin tabi_ çocuk gibisin? çocuk gibi patenmi kaycan çocuk gibi gezicenmi vs vs saymakla bitmez örnekleri her istediğim geri çevriliyor ama yinede gizlide olsa yapıyorum bazılarını.tüm çocuk gibi ve doğal ve de kendince kalanlara selam olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hayatım kitap.

      ay kal çocuk kal boşver ya desinler görüyoz yetişkinlerin halini :)

      Sil