9 Ekim 2016 Pazar

KUŞÇU


(Kavas Hüdai anlatıyor)

Bir şehrin kıyı mahalleleri yoksullukla savaşırken afilli yalnızlıklar yaşarlar. Babadan kalma üç aylık maaş kıt kanaat yeterdi. Bakkal Osman amca da olmasa halimiz haraptı. O zamanlar her evin altmış yapraklı iki bakkal defteri vardı. Birisi bakkalda diğeri ise tek dalgalı radyoyu üstünde taşımaya çalışan tahta dolabın çekmecesinde dururdu.

Hayat şartları bu gün gibi zor olmasa da o zamanın şartları kıt kanaat geçinen bir ailenin bütün fertlerinin çalışmasını gerektiriyordu. Benim de üstüme düşen görev mahalle manavında çalışmaktı. En azından meyve sebze ihtiyacımızı karşılıyor, az biraz da para kalıyordu. Adaletin terazisi gibi tartı şimdi de mümkün değil. Vardır muhakkak bir hilesi ama sahibinden başka kim bilebilirdi ki. Tartıda muhakkak yüz gram manavcıya çalıştığını taa o günlerde öğrendim.

Bir gün ikindi vaktinde merdivenlerden aşağı bakarken, hemen yolun başında duran sarı boyalı evin bahçesinde kuşçu Salim’in arkadaşları ile toplanmış kümesten kuş alış verişi yaptıklarını sanıyordum. Oysa işin aslı astarı öğle değilmiş. Bunu manavcı Halit abi söylediğinde öğrenmiştim. Şeytanlık, üç kağıtçılık dendiğinde dünyada üstümüze yoktur. Deyim yerindeyse şeytanın cebinden parasını alırlar şeytanın haberi olmaz.

Bizim o güne kadar masum bildiğimiz kuşçu Salim abi meğerse kümesler arası esrar gönderiyormuş.
Bir başka mahallenin kuşçusu en ayar kuşunu eliyle getirir teslim edermiş. Malın  parasını da peşin verirmiş. Ertesi gün ikindi vaktinde kuşçu Salim ufak balonların içine verilen miktar kadar malı koyar kuşun ayağına bağlar kuşu salarmış.  Kümesten kalkan kuş doğru sahibinin kümesine inermiş.

Sizin anlayacağınız insanların ölümüne sebep olan bu zıkkım, kuşlarla nakledilirmiş. Dedim ya Osmanlı’dan kalan kuş uçurtarak yapılan haberleşme  bundan elli yıl önce de kullanılıyormuş. O gün kendi kendime karar vermiştim bu mahallede kalırsam benim de sonum bu, böyle bir olaya maruz kalacağım ya da aktif içici olarak hayatımı söndürecektim.

Sabah ilk işim manavcı Halit abiden üç günlük yevmiyemi alıp daha nezih bir yerde helalinden para kazanmak, kazanırken huzurlu bir şekilde yemek idi. Öyle de oldu. Ben de babam gibi dürüsttüm.

Bir kere bize bahşedilen hayatı kimsenin etkisinde kalmadan yaşamak ne güzel.


(devam edecek)

44 yorum:

  1. Siz hep yazın, biz de hep okuyalım. Kavas Hüdai hep anlatsın. Sizı okumak mükemmeli yakalamak gibi. Sevgilerimle 💙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. semanur kök.

      hıım o zaman bi kahraman yapayım yeni olsun adı "mükemmel" olsun :)

      Sil
  2. Ne kadar güzel bir cümle olmuş ..Bir kere bize bahşedilen hayatı kimsenin etkisinde kalmadan yaşamak ne güzel. Keşke bunu yapa bilsek ama bazen insanların etkinde kalıyoruz ne yazık ki ...Semanur Mavimin dediği gibi hep anlatsın kavas Hüdai Her zaman ki gibi harikasın yüreği gönlü güzel insan .....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz kaldım.

      kavas hüdai bakalım neler anlatacak :)

      Sil
  3. Yazarken ya da okurken bir cümlede bulduğumuz hakikat okura mı ödüldür yazan sadece o cümleye denk gelmek için mi yazıyordur işin gizemi burada. Ödülümü aldım, teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. begonvil sokağı.

      o kadarını bilmiyom artık :)

      Sil
  4. merakla bekliyorum devamını:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sadece nilgün.

      ben de ben de :)

      Sil
  5. Şaşırtıcı bir hikaye. Girişimci kuşçuymuş Salim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. turgay aksoy.

      neler oluyo di miii hayatta :)

      Sil
  6. Masum kuşları da alet etmiş ya pis işlerine. pes :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gönül telim.

      pis adam o kötü kaka :)

      Sil
  7. Kavas Hüdai'yi çok sevdim gerçekten, eline sağlık Deep'cim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eren o.

      bu farklı bir karakter oldu diy mi :)

      Sil
  8. Yanıtlar
    1. nursalkımı.

      hüzün var mı hüzün :)

      Sil
    2. Olmaz mı, yapıştı üstüme gitmiyor..

      Sil
  9. Bakalım ne iş yapacak şimdi :)

    YanıtlaSil
  10. gene haklısın yahu :) güzel bir yazı olmuş bitanem

    YanıtlaSil
  11. Biz, Hüdai'yi sevmiştik, şimdi daha çok sevdik. Doğru ve dürüstler hep sevilirler zaten. Bekliyeceğiz onun hayat öyküsünün geri kalanını.

    Teşekkürler Derin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acemi demirci.

      hüdaiyi ben de sevdim yaa, böyle bir kahraman yaratmamıştım daha önce :)

      Sil
  12. Ben de geri kalanı merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. daha mutlu yaşam.

      ben de bekliyom yaaaaa :)

      Sil
  13. Ben de devamını bekleyenlerdenim Deepp :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hanife mert.

      aaaaaa yazayım bariiii :)

      Sil
  14. Kavas Hüdai, feleğin çemberinden geçmiş mahallenin en yaşlısı ama anlattıkları en çok dinlenen biri gibi, hep anlatsın dinleriz biz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gülsüm tahmazoğlu.

      tamam anlattırayım garik :)

      Sil
  15. Oradan kendisini sıyırmayı akıl edecek kadar da zekiymiiiş.

    YanıtlaSil
  16. Ellerine sağlık, çok güzel yazmışsın ve Ahmet Günbay Yıldız'dan 1-2 kitap okumanı tavsiye ederim o da böyle akıcı ve güzel yazıyor... Yazım tarzını çok benzettimm ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. destino.

      ahmet günbay yıldız. pikiki :)

      Sil
  17. Evet öyle yaşamak ne güzel, en azından olduğu kadar :)

    YanıtlaSil
  18. İnsanlar doğdukları ortamı seçemiyor ama yaşayacakları ortamı seçebilirler. Ve ne güzel ki yaşanan çirkinliklerin farkına varabilecek kadar algıları açık.

    Devamı var demek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük mucizelerim.

      bakalım işallah devam etcek :)

      Sil
  19. Deep harikasın. Benim hikayem orada dursun, sen bitir eyi mi? :)
    Bu arada kuşçulardan şüphelenirdim zaten sebebi buymuş :))

    YanıtlaSil
  20. Aaa kuşlarla taşıyormuş demek, bizim evin karşısında bir yıl önce bir kafes vardı , güvercinleri her gün uçuruyorlardı bizde izliyorduk o aklıma geldi şimdi :D

    YanıtlaSil
  21. Babam yırmı küsür yıldır yaşadığımız bu mahallede çalışıyor.artık evimizde burda eskiden babannemlerdeydik.Yani babam benim yaşımdan çok daha fazla bir zamandır burda.Bende gençtim diyor hala öyle bakmayın boyumu geçen çocuklarım olduklarını.Ne çocuklar geçti diyor elimden ağlamalı hallerini bilirim hepsinin çoğu o çocuklardan evlenmiş şimdi kız erkek.Arada baba evlerine geldiklerinde ne günlerdi diyorlar babama.
    Biri hatta babama babacım diye gelip sarılmış bir kere babam bozuntuya vermemiş.Çocuk kulağına fısıldamış amca dövecekler beni neolur ele verme diye. :)
    Önce amcası yönetirmiş dükkanı sonra babam almış işte.
    Tartı durumunda bizimkiler fazla meyve sebze koyar oysa tek bir gramın bile ne kadar ettiğini bilir ellerinin ayarı.Müşteriye daha fazla koymuşum dökeyim diyorlar istemezseniz müşteride yok ya ne olacak bırak diyorlar öyle bir kaç birşey kazanıyorlar ama iki taraf bilinçli ve adil oluyor :)
    Küçük şehirlerin insanı güzel oluyor bu yüzden hep sevdim öyle yerleri hep belirttimde ama zaman ilerledikçe soğudum.İnsanları tutucu olunca cennet cehenneme dönebiliyor bir anda.Arada kaçıp büyük bir şehire sığınıp kaybolmak geçmiyor değil akıldan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. arsu.

      evet evet izmir işteee :)

      Sil