20 Ekim 2017 Cuma

MÜZİK LİSTESİ 2



Hollow Coves-The Woods
Jessie Ware-Alone
Chanmina-My Name
Ümmüşen-Gönül Geçmiyor
Louis Armstrong-A Kiss to Build a Dream On
Cat Stevens-The Wind
Frero Delavega-Quand Je Serai Un Grand
Thom Yorke/PJ Harvey-This Mess We're In
Kodaline-Brother
Rafet El Roman-Seni Seviyorum
Joy Williams-Sunny Day
Selena Gomez-Same Old Love
Deniz Tekin-Gelir miyim?
Hande Yener-Kim Bilebilir ki Aşkı?
Madeleine Peyroux-Between the Bars
Elliot Smith-Alameda
Elliot Smith-Miss Misery
Elliot Smith-Baby Britain
Pink Martini/The Von Trapps-Gong Xi
Kendrick Lamar-DNA
Little Mix-DNA

19 Ekim 2017 Perşembe

BLOGLARDAN SEÇMELER 2



HAYAT CIVILTISI

Van gölü canavarını gören sevgili arkadaşımız seçmeli bir kitap çekilişi düzenlediiii.


BİR KÜÇÜK ELİF

100 kitaplık müthiş bir kitap listesi yazdıııı.


BENİ DUYUN

Yeni arkadaşımııız. Kısa kısa notlar yazıyor ve yorumlarda da aktif. Bugünlerde keşfettiği blogları yazıyooo.


ASLIHAN T.

Bizleri Van İl Halk Kütüphanesi için imzaya çağırıyooo.


KADINA DAİR HER ŞEY

Yeni arkadaşımız kişisel bakım yazıyoooo ve yazıları da yorumları da arkadaşlığı da tatlişşşş.


BEYZA MOLLAAHMETOĞLU

Aramıza müthiş yazan Beyza arkadaşımız döndü. Çok kendine özgüdür ooo.


DÜŞ TASARIMCISI

Fotoğrafçılık yazılarıyla aramıza yeni katılan arkadaşımızım blogu çok faydalııı.


ELİF SARI

Ondört Yıl Sonra Samsun yazısı çok tatlııı. Hem sevimli hem duygusal


SATIR ARASI

Yaşam, sanat, kişisel gelişim, gezi gibi konularda hoş yazılar yazıyooo. O da artık eskilerden olduuuu.


EZGİ

Derin şiirleriyle aramızda. 

18 Ekim 2017 Çarşamba

SOSYAL MEDYA MAZİ



O dönem MSN popülerdi, Yahoo grupları, forumlar. 2007-2010 yılları.

Doktorlar dizisi vardı. Herkesin sevdiği diziydi. Forum toplulukları oluyordu. O forumdaki dostluklar çok gerçekti. Sosyal medya deyip geçmeyelim, en masum dönemlerimizdi.

Forumu yönetenler, onaltı, onsekiz yaşından büyük değildi ama çok ilgilenirlerdi, binlerce üyesi vardı, domainli filan resmi web sitesi gibi. Üyeler toplanır, Gebze’ye giderdi sete, oyuncuların bile haberi vardı siteden.

Sonra bir gün site çöktü. Kurtaracak gibi oldular ama kurtulamadı, öyle olacağını anlayınca forum yöneticileri her üyenin kayıt mailini alıp MSN’de topluluk oluşturup bildirim yaptılar, belki emeklerimiz gitti ama dostluklarımız kalıcı olsun diye birbirinizi ekleyip kaybetmeyin dediler.

İnternette herkes yeni sayılır o günlerde, Facebook bile eski değildi. Bir sürü tanımadığım insan yazdı o zaman MSN’den. Yüzlerini asla görmediğim bir sürü arkadaşım oldu. Buse, Betül, Sıla. MSN’de yazardık, kendini deşifre etmek isteyen, yakın hisseden kamera açardı, en büyük görüşmelerimiz onlardı.

Farklı emojiler olurdu, resimler, tripli durum güncellemeleri, hayat buysa gerçek nedir, mesela. Dinlediğimiz müzikler gözükür, Derin şu anda Ayna dinliyor, şu an meşgulum diye hesabını turuncu yapardın. O tanıdıklarımdan birkaç kişiyi uzun yıllar sonra yüzyüze de gördüm.

Hatta bir ablamız vardı, bizden birkaç yaş büyüktü, onu görmeye Güngören’e  gitmiştim. Doktorlar forum grubundan başka bir arkadaş da bana kızmıştı, o ablaya gitmek için Bağcılar’dan geçmen lazım, niye bana uğramıyorsun diye. 

17 Ekim 2017 Salı

TE STRUGA TE



Struga’ya gitmiştim okumaya. Yine değişim programı.

Struga, Makedonya’da, Ohri Gölü’nün kıyısında. Bir taraftan Ohri’ye gidiliyor, diğer taraftan da Arnavutluk’a. Şehirdeki şiir geceleri de ünlü. Bizden de şairler katılır her sene.

İstanbul’dan gittim. Netten okudum biraz, forumlardan bilgilendirme aldım. İndim şehre, e aylarca kalıcam bari tanıyım şehri değil mi, gezeyim de göreyim yani.

Yürüyom yürüyom, hep aynı yere çıkıyorum. Allahım çıldıracağım, bir kaybolayım değil mi, bir yeni yol göreyim, kafam karışsın. Olmuyor hep aynı yere çıkıyorum.

Millet yol bulamayınca ne yapar, adres sorar, e ben de hep aynı caddeye çıkıyorum, başka cadde de bulamadım, yoldan geçen bir amcaya yöneldim.

Amca, ben şehrin diğer caddelerine nasıl çıkarım? Adam da kolunu omuzuma dayadı iyi mi, bak çocuğum, aha te gürürsün dümdüz te bu caddey bildiğin tete bu e te başka da yoktur, dedi.

Sen kalk İstanbul gibi yerden tek bir caddesi olan yere gel, başıma kaynar sular döküldü, sanki dünyam yıkıldı. Sonra öğrendim bu tete teyze demekmiş ama amca bunu te yani işte bu anlamında kullanıyormuş.

16 Ekim 2017 Pazartesi

KAN TUTMASI



Kan tutuyor herhalde derlermiş. Dedemin anne dedesi geceleri rüyasında hep kan görürmüş. Eskiden çok düşman askeri öldürdüğü, kafasını kestiği için. Kestikleri kafaları çuvalla getirirlermiş köye.

O zamanlar öyleymiş. Efeler, çeteler. Dedemin anne dedesi, Girit’ten dönerken bir Rum kızını getirip evlendiğinde, Kuşadası’nda, efeymiş, sonra kızları olmuş birkaç tane. Bir tanesi de zaten dedemin annesi oluyor.

O zamanlar zenginmişler, konakta yaşarlarmış. Çalışan çok. Kızlarından biri, Müyesser, çiftliğin seyisine aşık olmuş. Çok yakışıklıymış genç adam. Babasına söyleyememiş Müyesser. Sonunda seyisle birlikte kaçmışlar.

Seyis, Sarayköy’lüymüş. Ailesinin yanına gitmişler, yerleşmişler. Müyesser, adamı çok seviyor ama aile tabii çok farklı gelmiş ona. Kültürleri, yaşamlarına alışamamış. Aradan birkaç ay geçmiş. Sonunda kaçmış, dayanamamış, babasının evine dönmüş.

Çok utanıyormuş ama. Babası da efe adam ama hiçbir şey dememiş. Sessizce yaşamış evde kadın. Bir sabah uyandıklarında onu ölü bulmuşlar. O zamanlar evler ahşap. Tavandaki duvarın kirişine asmış kendini. O efe de çok sessizleşmiş o günden sonra.

15 Ekim 2017 Pazar

SEVME BENİ YANARSIN



Melissa Senate

Martı Yayınları

Sevimli, komik, romantik bir polisiye. Aşk ile polisiye arasında gidip geliyor.

Yazarın dili akıcı, hoş, sürükleyici. Karakterleri çok canlı. Hafif, çerez romanlardan.

Dergide çalışan bir genç kadın. En iyiler köşesini hazırlıyor. Ama ilişkilerinde çok başarısız. Hep terk ediliyor. İlk buluşmada dikkatli olmadığı için ikinci buluşmadan sonra ilişkisine devam ediyor ama sonunda yine yalnız kalıyor. Aile ve arkadaş çevresinde bu konuda ünlü.

Zeki ve esprili karakterimizin çevresinde tuhaf olaylar başlıyor. Son eski sevgilisi öldürülüyor. Ondan önceki iki tanesinin de başına kötü şeyler geliyor. Ve zanlı durumuna düşüyor. Baş şüpheli.

Soruşturmayı yapan da liseden aşık olduğu yakışıklı polis. Polis olayı araştırırken bizim şüpheli de kendince araştırıyor. Ve sonunda tam bir sürpriz. Beklenmedik bir gelişme ile konu kapanıyor.

Karakterimiz çok şirin. 

Hoş zaman geçirtecek keyifli bir roman.

Not:3/4

GÖRÜCÜ USULÜ



Büşra Köprü

Epsilon Yayınları

Büşra Köprü, internet yazarlarından ve ilk romanını çıkardı.

Görücü Usulü, tam bizden, içimizden bir roman. Görücü usulü ile istemeden evlenen bir çiftin öyküsü. Bu çift ve ailelerin rolleri.

Yumuşak, tatlı, düzgün ve çok temiz bir dille yazılmış kitap. Yazar, kitabın düzeltmesini de kendi yapmış. Bu tür romanlarda gördüğümüz ucuz dramlar, ilgi çekecek aşk sahneleri, argo, bunların hiçbiri bu kitapta yok.

Güzel ve iç acıcı bir aşk ve intikam öyküsü. Zehra ile Aras. Özellikle Zehra karakteri sevimli işlenmiş, biraz da esprili.

Ne güzel bir film veya dizi çıkar bu hoş, sempatik, romantik konudan. Sürükleyici, akıcı. Zehra karakteri de güçlü ve sevgi dolu. Ezilmiyor erkeğin karşısında.

Yazarın ikinci romanını bekliyoruz. Bu romanı mutluluk verici idi.

Not:3/4

BALKONDAKİ ADAM


Maj Sjowall/Per Wahloo

Milliyet Yayınları

Wahloo, kuzey polisiyesinin kurucusu ve en önemli ismi diyebiliriz. Atmışlı yıllarda yazmaya başlayan Wahloo, tek başına birçok kitap yazıyor ve ayrıca eşi Maj Sjowall ile de on tane polisiye. Bu polisiyelerde polis Martin Beck önde ve cinayetler gündelik yaşamın içinden.

Wahloo ve eşi Sjowall birlikte yazıyor bu polisiye romanları. Her akşam oturup birer bölüm yazıyorlar. Bir bölümü biri diğer bölümü diğeri yazıyor. Sonra ertesi akşam değiştirip birbirlerinin bölümlerini elden geçiriyorlar.

Bu tarz bir yazım, daha önce ilk defa, yirminci yüzyılın başlarında denenmiş. Fransız polisiyesi Fantoma’yı yazan iki yazar, Souvestre ve Allain, bu yaklaşık 23 kitaplık seriyi birlikte yazmışlar, bir bölüm Souvestre diğer bölümü Allain.

Wahloo ve Sjowall’ın bu serisi daha sonra ülkemizde, yetmişlerde, Milliyet Yayınları Kara Dizi serisinde yayınlanıyor. Seri, tüm dünyada seviliyor, klasik polisiye olarak.

Bu romanda, Martin Beck, küçük kızlara tecavüz edip öldüren bir sapığın peşinde. Seri, Nadir Kitapta ve sahaflarda bulunabilir.

Not:3/4

14 Ekim 2017 Cumartesi

BENİ AFFET 4



Bu kez Sevde kendi hikayelerini yazıyor:

BİRİNCİ HİKAYE

Merhaba arkadaşlar eveeet anlatan kişiler oldu sıra bende kaçan gelin hikayesini çoğunuz biliyorsunuzdur deep paylaşımını yapmıştı çok önceden ama ben yine de okumayanlar ya da hatırlayamayanlar için tekrar yazayım.

Merhaba,ben selen size hayatımdan bahsetmek istiyorum. Bir gün kuran-ı kerim,kursuna başladım. Yan apartman daki,komşumuz buseyle birlikte gittik. Orada bir kız gördük adı sinem di, buseyle aramızda konuşuyorduk. Buse : Şu kız dan korktum ben. Selen:Evet bende korktum. Ve işte,bize doğru geliyor sinem,aylık paraları topluyordu.sonra ne olduğunu anlamadan, sinemle arkadaş oldum. Hemde çok yakın korktuğum başıma geldi yani,sonra gezdik falan bunun erkek arkadaşı vardı. Böyle serseri tip bir şeydi,sol kaşının ortası kesik falan o tiplerden, Beni mahfetti diyebilirim her şey iyidi sonra birgün kursta sevgilisi sineme kontör attı ve annesi bilmediği için buseden rica etti ben attırdım diye o da yaptı sonra sinemlere oturma ya gidiyorduk orada bir şarkı dinletmisti daha doğrusu sevgilisiyle ayrılmıştı o zaman adını dağlara yazdım yarim şarkısı bana dediki ne zaman ayrılsak bu şarkı hep çıkıyor demişti ve onun sayesinde ben de bu şarkıyı öğrenmiş oldum görüyorsunuz ki şu ana kadar hiç bir problem gözükmüyor sonra sinemle kuran-ı kerim kursundan sonra takı kursuna yazıldık her şey güzel gidiyordu her şey iyiydi evime gelip gidiyordu ben onun evine gittim sonra bir gün olan oldu annesi sinem in sevgilisi olduğunu öğrendi bir yerden öğrenmiş işte sonra beni sıkıştırdı sen söyle ben dedim bir şey bilmiyorum beni tehdit etti annene anlatırım falan Allah bilir saçma sapan yapmadığım şeyleri anlatırdı ama ben boyun eğmedim o kadına arkadaşımı satmadım neyse annesi nerdeyse her gün böyleydi ona haber götürmem için ama ben gittim sineme anlattım annen bana böyle şeyler dedi dedim güldü boşver dedi neyse bir gün yine bir şey oldu yine bir şey için sinemin evine gitmem gerekiyordu babasıyla karşılaştım elimde de telefonum vardı bana ara konuşuruz dedi şok oldum sonra bunu sineme söyledim oda anneme söyle banane dedi bende dedim senin annen baban dedim zaten sinem de ailesine düşkün bir kişilik değildi sonra yavaş yavaş sonuna geleyim sonra yine takı kursuna gittik ondan sonra annem aradı kardeşine bak evde tek benim bir yere gitmem gerekiyor dedi bende takı hocasından izin aldım eve gittim sonra akşam 5 suları kapı çaldı bir baktım annesiyle abisi geldi şaşırdım olanları duyunca çünkü takı kursunda sinemin yanında annesi de vardı meğer sevgilisiyle kaçmış ben güya yerlerini biliyorum diye benim evime gelmişler ama benim tabiki hiç bir şeyden haberim yoktu sonra kadın anneme neler anlattı ben sinirden ağlamaya başladım kadın anneme senin kızın yüzünden kayboldu sanki ben kaçırdım kızını yine terbiyemi korudum sonra gittiler evimden sinemi aradım kapalı bir günde benim telefondan faceye girmişti sevgilisinin durumuna yazmıştı falan sonra aradan bir 1 saat falan geçti yine geldiler evime dediler seni sivil polis çağırmış niye gelmedin bende dedim yoo ben bugün evdeydim dedim güya blöf yapıyorlar bana neyse sevgilisinin fotoğrafını sonra facede ki yaptığı yorumu falan gösterdim baktım kadın tepeme çıkıyor dedim içimden yeter artık bu iftira boyunu aştı ben de dedim sen kızını dizinin dibine almadın gittin başka birilerinden öğrendin dedim senin yüzünden oldu lafına getirdim noldu bayıldı sonra annem soğan falan koklattı uyandı gitti sonra olaylardan 1 hafta geçti kasaba gitmem gerekiyordu ve kasaptan bir çıktım sinemin annesi mutlu musun dedi muradına erdin mi dedi dedim senin yüzünden kaçtı kızın dedim döndüm arkamdan bağırdı öteki tarafta hesap sorulsun dedi döndüm dedim sorulsun hem iftira atıyor hem üste çıkıyor yani suçlu ama suçunu başkasına atma psikolojisi yani sonra olay günü babamdan az daha dayak yiyordum polis falan diyince ama olaydan 2 gün sonra babam unuttu her şeyi neyse bir gün komşudayım bana bir yerden ulaştı muhattap olmak istemiyorum seninle dedim Teşekkür ediyorlar falan sevgilisiyle sinirden bende gülmeye başladım iyi mi neyse bir gün ayşe geldi bana dedi ki sinem hamile ama sana söylememi istemedi dedi bozuldum çünkü yakın arkadaştık bir de ya da ben öyle sandım sonra ayşe dedi ki sağolsun facesinin şifresini verdi oradan konuştuk hakaret etti falan benim hakkımda ne düşündüğünü öğrendim kullanmış beni neyse aradan 1.5 ay geçti hastanede karşılaştık kafede kavga edecek değilim ya hiç bir şey olmamış gibi napıyon dedi bende iyi falan filan çok da konuşmadım ne kadar kolay değil mi arkandan konuşup yüzüne rahat konuşmak işte buna iki yüzlülük derler sonra aradan 2 yıl falan geçti bir gün halamın büyük kızının düğünü vardı dayımın kızıyla bir yemek yerine gittik birisi bana selam dedi kafamı bir kaldırdım sinemin kocası evlendiler yani internette görmüştüm hatta oğlu falan var neyse aleyküm selam dedim Allah'ın selamı sonuçta Naber falan dedi dedim böyle sinirli bir tavırla iyi sen dedim iyi dedi böyle bozuldu sonra önüme baktım o günden sonrada görmedim görürsem de yüzümü çeviriyorum.

İKİNCİ HİKAYE

Arkadaşlar okuduğunuz gibi yalnız orada ki karakter isimler aklıma gelenlerdi gerçek isimlerini şimdi söyliycem kaçak arkadaşımın adı senem komşumuzun gerçek adı gamze ve Ayşe doğru isim neyse işte bir olayım daha var bunu buraya yazmamıştım şimdi onu da yazıyorum gerçek isimlerle.

 Lise 1 de yani bundan 7sene önce okula gidiyordum öğlenciydim sonra şeydayı orada gördüm selam verdik falan neyse sonra benim de arkadaşım hiç yoktu zaten bir baktık samimi olmuşuz çoktan neyse işte baya bir süre konuştuk sonra benim okulu bırakmak durumun da kaldım sebebi dersleri anlamadığım dan dolayı pek başarılı olamadım diyeyim neyse benim tabi haftaiçi haftasonu hep boşum tabi kurslara gittim bitirmistim neyse Şeyda dedi ki birgün kanka ingilizce kursuna gidelim dedi haftasonu dedi tamam dedim sonra eve gittim annemle babamla konuştum haftaiçin boş senin gidemezsin dediler çok dil döktüm nolur falan zorla izin aldım falan neyse herşey yolunda sınıf da çok kalabalık sonra neyse baya bi gittik kursa artık son kura geldik hani A1 A2 A3 ve A4 diye kurlar var ya neyse sonra Kurstan çıktık Şeyda dedi ki kanka birbirimize söz verelim dedi ne sözü dedim bende dedi ne olursa olsun birbirimizi bırakmayalım dedi tamam söz dedim yemin ettik falan neyse sonra bu sözlerden bir 2 hafta sonra kanka ben hocaya gıcık oldum kursu bırakıyorum yazdı mesajda sinirlendim dedim ben senin için aileme yalvardım falan filan derken kavga büyüdükçe büyüdü sonra aradı açamadım odamda bırakmıştım telefonu oturma odasın daydım neyse küçük kardeşim Furkan getirdi içeri telefonu abla seni biri aradı gerizekalı diye bağırıyor dedi annemle babam falan da vardı dedim yanlış aradılar herhalde gittim mesaj attım çok alttan aldım neyse sonuna geliyorum sonra tekrar aradı beni ve bana hakaretler bildiginiz küfürler işte ağzımı açtırmadı taramalı tüfek gibi sayıp durdu sonrada namusuma laf edip kapattı anlarsınız siz işte o küfürü öyle sonra yüzüme kapattı falan sonra bir daha karşılaştığımız da yüzüne bile bakmıyorum. Not; Yani arkadaşlar herkes bir şeyler yaşar bu arada senem şeydadan sonraki olaydı neyse peş peşe yedim böyle darbe işte ve şimdi kimseye güvenemiyorum çünkü yoruldum artık üçüncüyü kaldırabilcek güçte değil kalbim yorgun artık evet arkadaşlar herkesin bir hikayesi vardır benim de arkadaş Hikayem böyle okuduğunuz ve dertlerinizden bir parça bize güvenip paylaştığınız için hepinize çok teşekkür ederim. Saygılarımla sevde.

Not: Arkadaslar hayat bir çerçeve hayat bir televizyon çünkü bir dizi çekiliyor ve buna hepimiz dahiliz sadece para almıyoruz ama eğer dizi bittiğinde mutlu olmak istiyorsanız yani dizi bittiğinde bu dünya da yok hepimiz biliyoruz bunu şuan ki yaşadığınız bütün dertler sonsuza kadar sürmeyecek Bunun ikinci dünyası da var dünya ya takılı kalmayın eğlenin ama dikkatli olun yapacağımız her hareket her davranış Alayhimize işliyor eğer bir gün bu dünya yok olduğun da ki yok oluş biraz daha yaklaştı çünkü biliyorsunuz alametler bir bir oluyor neyse işte demek istediğim bu dünya için dertlenmeyin boşverin biz yok olduğumuz da dünya bizi sallamıycak bile o yüzden bu sonun da bitecek dertler için kendinizi üzmeyin teşekkür ederim okuduğunuz için ve güvenip hikayelerinizi anlattığınız için Allah hepimizin yar ve yardımcımız olsun hoşçakalın saygılarımla.

BENİ AFFET 3


Sevde arkadaşımız, Beni Affet adlı bir hikaye yazmıştı. Ve arkadaşlarımızdan başlarından geçen hikayeleri yorumlarda yazmalarını istemişti. Şimdi arkadaşlarımızın hikayelerini ve Sevde'nin onlara verdiği yeni cevapları yayınlıyorum. Her hikayeye cevap verecek.

ANNESİNİN PRENSESİ

Biz 6 kisilik gruptuk lisede. Sonra biri ailesinden yana cok skntiliydi. Gece uyuyamiyordu. Degisik bahaneler bulup bizde kaliyor hatta bazen bizde oldugunu söyleyip baskalarinda kaliyodu. Ama bana daha yakindi. En son diger arkadaslarim onunla arkadasligimizi keselim dediler. Ben intihar ediyo bu birakirsak hepten ortada kalir dedim. Kiyamadim yalniz kalmasina. Aslinda digerlerini daha cok seviyodum. Ama buna sirf kiyamadigim icin yaninda oldum. Digerleri son kez sordu. Ben yine tek birakamam. Kizin basina neler geliyo dedim. Ve bunlar benimle bozustular haliyle. Ama yinede pisman dgildim. Kizin hayati daha önemli sonra onlarda hatalarini anlar diye. derken bu arkadasim iyice sacmalamaya basladi. Sigara icki derken zaptedemez oldum. Haliyle kafalarimiz uyusmadigindan öglen kendisi gibilerle takilip sigara iciyor gece yarisina kadar geziyolardi. Ve kestim konusmayi bende.

Daha sonra bu kizi siniftan yan sinifa gecirmek zorunda kaldilar. Herkes tepki koydu istemedi. Olan kime mi oldu ? Banaaa. Kaldim ortada 😂 baska arkadaslarim oldu ama bu arkadaslarima bir daha ben yanasmadim. Cnkü gercekten kimseye iyilik yapmamak gerekiyormuş. Ve yaptım. Karsiliginda bunu gördüm. Bir daha da kendimden baskasini düsnmem. ( Ailem disinda).

Sevdenin yorumu: Evet sevgili Annesi'nin prensesi insanlara değer veriyoruz malesef sen elinden geleni yapmışsın ona yardımcı olmaya çalışmışsın ama onlar değer bilmemiş hayat bu imtihan ne diyelim iyi dostluklar diliyorum senin için.

YAĞMUR İLE YAŞAM

Benim Şenay diye arkadaşım vardı. Vardı diyorum Çünkü aramayı sormayı bir anda kesti en son Taksim de şimdi eşim o zamanlar erkek arkadaşım olan kişinin arkadaşı ile onu buluşturmak istedim konuşsunlar belki anlaşırlar diye tabi Şenay a da söyledim kabul etti ve buluştuk işte o son şenay ı görmem düşünceme göre buluşturduğum kişiyi beğenmedim bana bunu mu layık gördü dedi sordum ama yok öyle bir şey dedi hala arkadaşız sosyal medya da hala arkadaşız ama gerçek hayatta değil maalesef oluyor böyle şeyler kabul etim bende hiç üstünde durmadım benim her zaman ki lafım yapcak bir şey yok :)

Sevdenin yorumu: Evet sevgili yağmur ile yaşam sana yanlış yapılmış ama boşver iyilik yapmaya devam et Allah görüyor.

YAĞMUR ve SERHAT

Benim de bir arkadaşım vardı bir çocukla takılıyordu aynı iş yerindeydik hepimiz . O çocuk , kızla olan diyaloglarını bana anlatıyordu (ki bu kız benim evime gelmiş kalmış bir insan ailesiyle problem yaşıyordu sürekli bende kalıyordu ve tanışalı daha bir kaç ay olmuşken bile geliyordu laf etmiyordum seviyordum bende onu ve her zaman kapım açıktı ) bi gün kıza dedim " bak böyle böyle senin arkandan bana böyle böyle diyor dikkatli ol aynı iş yerindeyiz duyulur" dedim sonuç ne oldu benle konuşmayı kesti üstüne üstlük bunu ben bir arkadaşımdan duydum , ben kırmayı kırılmayı sevmem küs kalamam kimseyle yine ben ona zeytindalı uzattım doğumgünüm için mesaj attım kutlama yapacağımı senide görmek istiyorum diye yine cevap yok yine arkadaşa söylemiş aramasın beni diye. Ben onun iyiliğine düşünürken onun bana yaptıklarına bakar mısın. Galiba aradan 1-2 sene geçiyor Annesi vefat ediyor bana arkadaş söyledi bende bir şey yazmadım. İşte bende böyleyim küs kalamam insanlara ikinci kez şans veririm onlar bu şansı kaybederlerse kin beslemeye başlarım bir daha da asla ve asla konuşmam. Annesi vefat edince bile yazmadım..bilmem kötü mü yaptım ama mesaj atsam da yine değişen olmayacaktı biliyorum..

Sevdenin yorumu: Evet sevgili Yağmur & Serhat Sana aslında da yorumda yazmıştım yapman gereken şeyi biliyorsun Allah iyi insanlarla karşılaştırsın seni Allah seni biliyor herşeyi biliyor.

SESSİZ GEMİ 1

Benim arkadas sandigim bi kişi vardı. Kız nişanlıydı benden 5 yaş küçük. Nişanlısı da ondan iki yaş küçük. Bu kız iyiydi hoştu bana kız kardeşim diyordu. Nisanlısıyla tanıştım. Yazık çocuk kız iyi olsun diye kendini parçalıyor. Marsa git gel dese kız çocuk onu da yapar. Ama gereksiz yere çok kavga çıkartıyordu kız. Her barışmalarına devasa hediyeler istiyordu. Ama cocugun oyle cok geliri de yok yine de yemiyor icmiyor kıza hediye alıyordu. Sacma sapab kavgalarinda hep kızın yanında oldum. Cocuk ona ulasamayinca bana soruyordu nerede iyi mi bi ulassana diye. Cocuk bi gun yine onu sordu sonra da ilk defa bana da sen nasılsın demeyi akıl edebildi. Aslında korkusundan sormuyormus ben sonra anladım. Kızın psikopatlık derecesinde kıskançlığı vardı zaten. Ben de bunu bildigim icin nisanlın seni sordu yine kavga mı ettiniz bak yapma etme dedim. Bi de ilk kez bana da hatrımı sordu bak cocugu cok uzuyosun falan filan diye konustum. Sen o gunden sonra bana bir tavır yap görmeniz lazım. Kız beni arayıp sormayı bıraktı durduk yere. Bir sey de demiyor gelecegim dedigi yere gelmiyor bekletiyor falan. Acayip acayip tavırlar. Bir ay sonra dogum gunumu kutlamadi. Kendi yanima geldi bi gun unutmadim firsat olmadi dedi kendiliginden. Neyse olur oyke falan dedim. Biz yine kavga ettik dedi sormadigim halde. Niye dedim cevap vermedi. Mezun oluyordu o kiz. Oda arkadaslariyla da samimiyim hepsini severim. Bi gun onlari gormeye gittim bi baktim bu kiz bavul toplamis gidiyo. Veda bile etmeyecekti gormesem. Sahte bi sarılma yaşadım. Sonra durduk yere kızkardesler arasında küslük olmaz dedi. Bu arada telefonla da baska bi cocukla bello etmeden flörtlesiyor ben şok tabi. Eve gidiyorum beni bu aralar çok arama sonra gorusuruz falan dedi telefondakine kapattı. Hicbir sey demedim. Sadece nisanlısına acıdım resmen. Acayip dağınık bi kızdı evlenince ne yapacaksın böyle sen dedigimizde ben toplamam ki nisanlım toplar yemegi de o yapar demisti. Bu kız gittikten sonra ortak tanidigimiz birinden duydum ki en sonki kavga sebepleri benmişim. Cocuga demis ki kendi engelliyse kalbi de mi engelli bi daha konusmayacaksin demis. Bunu duyunca ellerim titredi tansiyonum düştü. Ne demek ya o laflar ne oyle. Bi de kardesim diyor ve benden 6 7 yaş kücükler. Evlenirken evleniyorum falan diye mesaj attı tebrik ederim mutlu olun dedim daha da konusmadim.

Sevdenin yorumu: Evet sevgili sessiz gemi kardeş sandığımız kişiler bazen böyle hareketler yapabiliyorlar bu sana zor geliyor tabi ki Allah kurtarmış seni bak.

SESSİZ GEMİ 2

Dur bi tane daha anlatayım. Benim bi arkadasimla bi gun bir sorunum oldu. Yaşı benden buyuk olan bi arkadasla da konustum dedim ki acaba ben mi hataliyim ne yapmam lazım yoksa bekleyeyim mi ben anlamıyorum insanları artık dedim. Bu kız bana kendi yaşadıgı milyon tane sorunu delil gösterip sana zarar veren herkesi çıkartacaksın hayatından hep ezerler yoksa seni de falan filan bir takıp öğütler verdi. Ben de tamam dikkat ederim tabii ki ama bu sorun yasadigim kiz gelip benle konusur aciklama yaparsa niye cikartayim hayatimdan dedim. Sonra gunler gecti ben sorunumu konusarak çozdum. Sınav dönemiydi dertlestigim kızı da goremedim bir sure. Ben sorun yasadigim arkadasla odamda otururken dertlestigim kiz cıktı geldi. Arkadasimi gorunce onun uzerine yurudu hakaret etti ve benim odamdan kovdu kızı. Bana zarar vermekle sucladi. Sonra ben şok içindeydim kavga ortamında ben kilitleniyorum titredim kaldım. Arladasim da onu savunmuyorum diye kırılıp gitti. Dertlestigim kız beni de azarladı. Sòzünü dinlemeyeceksem ona dert anlatmayacakmışım. Onu obje olarak kullanmışım. Böyle seyler soyledi. Eger bir daha sorub yasarsam mudahale etsin mi etmesin mi diye sordu. Ben de dedim ki ben kiz kardesimin sorunlarini dinlerim ama boyle davranmam mudahale etmem benim annem bile bana karismiyor dedim. Sen beni obje olarak goruyorsun sen de aynisin falan dedi bagirdi gitti bu kiz. Halbu ki ben tanistigumiz gunden beri onun sorunlarini dinliyorum ve yol gösteriyorum ama asla karışmadım. Obje miyim ben de o zaman? Kızın hic arkadasi yoktu psikolojik olarak yıpranmisti sorunlari da kimse beni sevmiyor anlamiyor herkes bana dert anlatip obje olarak goruyor tarzındaydı ama sabırla dinleyip yanında olmuştum ki belki ben arkadaş olursam onun da ic dünyası rahatlar diye düsünüyordum. Ama olanlar beni şoka uğrattı.

Sevdenin yorumu: Evet sevgili sessiz gemi ikinci arkadaş olayına yorum yapmak istiyorum iki tane yazdığın için Allah sana zarar veren kişileri çıkarmış buda imtihan evet ama ben yazını tekrar okuyunca şunu farkettim o dertleştiğin arkadaşın bir şey biliyormuş ve senin onu dinlemeyip barıştığın için sana kızmış benim hayatım da da bu tür olaylar başıma gelmişti kızan hep ben oluyorum o ayrı ama bence o obje lafı birbirinize ağır olmuş ama yine de Hayatın da iyi dostuklar diliyorum.

13 Ekim 2017 Cuma

BENİ AFFET 2



Sevde arkadaşımız, Beni Affet adlı bir hikaye yazmıştı. Ve arkadaşlarımızdan başlarından geçen hikayeleri yorumlarda yazmalarını istemişti. Şimdi arkadaşlarımızın hikayelerini ve Sevde'nin onlara verdiği yeni cevapları yayınlıyorum. Her hikayeye cevap verecek.

KAHVE TELVESİ

Üç arkadaştık..Fakat biriyle daha yakındım, dostum bilirdim. Her gün saatlerce telefonda konuşurduk. Çok şey öğrendim O'ndan. Sonra diğer arkadaşımız ciddi bir hastalığa düçar oldu. Tam da benim en zor dönemlerime denk geldi. Alacakaranlık kuşağında gibiydim. Yaptığım tek şey, ayakta durmaya çalışmaktı. Kimseye muhtaç olmadan kendi kendime içinde bulunduğum bu zor durumdan kurtulmaya çalışırken, arkadaşım, diğer arkadaşıma destek olmamakla ve bencillikle suçladı beni... ve ikisi birden çıkıp gittiler hayatımdan...

Sevde’nin yorumu: Evet Kahve Telvesi zor zamanlar özetle onlar senin dostun değilmiş hasta arkadaşın umarım şu an iyidir kendisine acil şifalar diliyorum. Sana da kısa bir zamanda Allah'tan en kısa zamanda dostluklar diliyorum.

ARSU

Manevi anlamda zarar görmemiş bir insan düşünemiyorum dostluk kavramı kişiden kişiye değişiyor ve ne beklediğine bağlı.

Hayal kırıklıklarımın en büyüğünü arkadaşlarımın elinde olmadan yaşadım kader diyelim. Örneğin aile içinde ilk ölümü tadtığım aynı gün çocukluk arkadaşlarımın taşınmasına şahit oldum ve büyüdüğümü ilk hissettim an 9-10 yaşındaydım.Aynı arkadaşlarımı aylar sonra okudukları okulda bulduğumda öğretmenlerinin beni misafir etmeyişleri üzmüştü.

Yaklaşık iki üç ay önce bir yolculuk esnasında kız kardeşim gibi çok sevdiğim bir arkadaşımda vardı yanımda ilk yurtdışı deneyimi olacaktı bu onun için ondan çok ben heyecanlıydım sınıra kadar hiç susmamıştık sarılıp durduk sevinçten inanamamazlıkla.Çıkan saçma prosedür işlerinden arkadaşım dönmek zorunda kalmıştı yolda ama beni hiçbir bilgi vermeksızın uzaklaştırmaları deliye döndürmüştü sınırdakilerin ve elim kolum bağlıydı sanki.Sabaha kadar gözümü kardeşimin içtiği çay bardağına dikmiş çay kaşığını atmamıştım ki hala duruyor.Canım çok yanmıştı ama.

Başka bir arkadaşımlada dostluğumuz 7-8 seneye dayanıyordu yaklaşık.Üniversite birinci sınıfın sonlarında öğrenci değişim programına başvuracaktım uğurum olsun diye beraber gitmiştik çok mutluydum. Liseyide beraber okumuştuk. O benim hep ingilizce sınavlarıma yardımcı olur lisede bende kompozisyon yazmasında. Bir kere onun adından hayat bir otobüs yolculuğudur adlı bir yazı yazdım. Hoca tarafından takdir gördü arkadaşımdan ne düşündüğü hakkında ki hislerini öğrenmek istedi.kendi yazdığı gözüküyordu ya yazıyı.cimcikleyip durdu derste. Allah cezanı vermesin ne yazdın o yazıda diye bende gıcıklığına okusaydın deyip güldüm sonra hep beraber kahkaha attık komik duruma düştük diye.

Sonra yollarımız ayrıldı.O komik anının ardından sonra 4 yıl geçti ve bir gün gerçekten bir otobüste karşılaştık yanımda ki yerin boş olmasına rağmen sadece selam verip es geçti yanımdan. Hala okumamıştı yazdıklarımı anlaşılan zira o yazıda her durakta yolculuğumda eşlik eden insanlar değişecek hep aynı kalmayacak demiştim yeter ki ön koltuklarda ki sevdiklerim hep aynı kalsın hiç gitmesin desemde yanımda ki yerim boş kalmıştı ve dostluk adına ki yolculuğum o gün bitmişti kırgındım ve geçmeyecekti.

Sevde’nin yorumu: Evet sevgili Arsu arkadaşlık dediğimiz şey bu olmamalı 4 yıl sonra senin yanına oturmalıydı bu konuda sana hak veriyorum hepimiz bu durumlardan geçiyoruz ve inan zamanla geçiyor sadece izi kalıyor bu çok acı ama kırıldığın o kişi seni haketmemiş 4 yıl koca bir zaman eğer seni gerçekten sevseydi seni gördüğünde yanına oturmayı geç sana sarılırdı amacım senin yaranı deşmek değil ama bir peşpeşe arkadaş kazığı yiyen benden sana tavsiye benim gibi zamana bırak umarım Allah sana en kısa zamanda güzel dostluklar nasip etsin.

Not: Size bana iyi gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum canınız sıkkın olduğunda kimseyle bir şey paylaşamadığınızda, bu yazımı okuyan herkes için geçerli, gece kafanızı yastığa koyduğunuzda Rabbimizle sohbet edin o kadar rahatlayacaksınız ki o bizi duyuyor görüyor içimizi bilen sadece Allah, bunu yapın sonra da besmele çekerek uyuyun bakın bir de şu var Allah dert veriyorsa dermanını da verir merak etmeyin Allah kimseye taşıyamaycağı yükü vermezmiş. Saygılarımla okuduğunuz için teşekkür ederim, yarın da diğerlerini ben Deepe atıcam Deep de paylaşacak kendinize iyi bakın şimdilik hoşçakalın.

12 Ekim 2017 Perşembe

YAZI NOTLARI 3



Daha önce de “deneme” başlığında, yine yazı notları adıyla, yazmakla ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Yine aklıma gelen bazı noktaları yazacağım.

Öyküler düşünce yazısı değil, bilgi verme yazısı değildir. Bir düşünce, bir bilgi, belki, öyküdeki kahramanın ağzından ve o karaktere uygunsa verilebilir.

Yazılar, makaleler, deneme yazıları ve diğer tür yazılar, kurgu yazılar, ders verir gibi, ders anlatır gibi veya okuldaymış gibi yazılmaz.

Bir öyküde veya benzeri kurgularda yazılan karakterler görünmeli, görünür olmalı. Biz o karakteri görmeliyiz, gözlerimizin önünde. Yaşamalı, hayal gibi olmamalı.

Öykü, hikaye, öyküye ve hikayeye uygun şekilde tasarlanır. Cümleler hikaye gibidir. Yani, örneğin hikaye bir şiir değildir. Kısa cümleler değil, uzun cümleler olur, gittim değil gidiyorum gibi. Ayrıca, ben öykü ile hikayenin farkı nedir onu da bilmem.

Hikaye akacak elbette. Önünde engeller olmayacak.

Öğretmen gibi, anne gibi, avukat gibi yazılmaz hikaye örneğin bir de. Savunma dili gibi, kanıtlar gibi.

Genel olarak, kimse gerçeği sevmez. Herkes hayal ister, masal ister. Sanat da gerçeğin peşinde değildir. Kurgu sever çoğunluk.

Bol bol tekrar olmamalı. Aynı sözcükler tekrar tekrar olmamalı. Yazı veya öykü aşure gibi de olmamalı, minimal olmalı. Dağınık olmamalı.

ISIRIK



Hiç olacak şey değil gibi gözükse de oluyor işte. Hafta sonu bir parkın önünden geçerken bir küçük olaya rastladım.

Bir adam ağzındaki bir çubuk gibi bir şeyin içinden bir köpeğe minik bir ok attı. Belediye görevlisi imiş. O köpek de birini ısırmış. Kuduz tehlikesi nedeniyle köpeği uyuttular yani ve veteriner kontrolüne götürdüler.

Yine hafta sonu aynı şekilde bir köpek olayına daha rastgeldim. Bir marketin önünde bir kalabalık konuşuyordu. Amcanın biri marketin önünden geçerken marketin önündeki köpek onu ısırmış. Amca da hemen girmiş markete.

Köpeğiniz aşılı mı diye sormuş. Market sahibi aile de düşünmüşler ve galiba son aşısını unutmuştuk demişler. Amca, hemen civardaki bir doktoru bulmuş. Sonra da işte veteriner bulmuşlar. Ve köpeğe aşıyı yapmışlar.

Peşlerini bırakmamış yani amca köpeğin ve ailenin. Sorumluluklarını bilmiyorlar diye kızmış. Amca, Almanya’dan gelmiş de o yüzden bu konularda titizmiş. Kendisi de kontrole gidecekmiş, herhangi bir tehlikeye karşı.

İlginç tabii ki, yani pek duymuyoruz öyle kuduz vakaları filan ama olabiliyor demek ki.

11 Ekim 2017 Çarşamba

MÜZİK LİSTESİ


Resul Aydemir-Misal
Dead Posey-Don't Stop the Devil
Shahin Najafi-Fou
Son Feci Bisiklet-Galiba Sevmiyorlar
Gülay-Ayrılık da Sevdadandır
Sezen Aksu/Cihan Okan-Yine mi Çiçek
Zager and Evans-In the Year 2525
Feist-My Moon My Man
Emine Koç-Dalları Bastı Kiraz
Ayfer Vardar-Kızılırmak Can İncitme
Aysun Gültekin-Yeşil Ayna Takındın mı Beline
Züleyha-Geline Bak Geline
Fatma Türkan-Su ver Leylam Yanıyorum
Hüsnü Arkan/Birsen Tezer-Öyle Bir Rüya
Dave Edmunds-I Hear You Knocking
Skott-Mermaid
Skott-Porcelain
Skott-Remain
Skott-Lack Of Emotion
Bridgit Mendler-Library

10 Ekim 2017 Salı

THE HANDMAID'S TALE


Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlama dizi televizyon dalında çok sayıda ödül aldı. Dizi de baş oyuncusu, June ve Offred rollerindeki Elizabeth Moss da çok başarılı.

Yazar da dizi çekimlerinde danışmanlık yapıyor. Bir distopya öyküsü bu. Gelecekte geçiyor, günümüzün uygarlığından sonra başka bir uygarlık geliyor ve uygarlıkta kadınlar doğum yapamıyor. Sadece belirli sayıdaki kadın halen doğum yapabilmekte.

June da bu kadınlardan biri ve bu uygarlığın yetkililerinden biri ve eşine bebek verecek. Bu uygarlıkta kadınlar pek de hoş yaşamıyorlar. Yetkililer, çalışanlar ve bu damızlık kadınlar var nüfus olarak.

Karanlık bir uygarlık bu. Dizideki renkler de genelde kapalı, puslu. Bir baskı toplumu. Offfred de Fred’inki demek. Kadınların isimleri böyle konuyor. Hangi erkeğe bağlı olduğunu gösteriyor.

Dizide, bir yandan bu toplumu, yaşantıyı izliyoruz, bir yandan da June’un geçmişini izliyoruz. Önceki uygarlık yıllarını. Önceki uygarlık da bizim uygarlığımız.

Karanlık, distopya, biraz bilimkurgu, fantastik, fantezi sevenler için klas dizi. Birinci sezonu bitti. İkinci sezon da başlayacak. Dizinin adı, Damızlık Kızın Hikayesi anlamına geliyor. Yönetmen de birçok iyi dizisini izlediğimiz Bruce Miller.

9 Ekim 2017 Pazartesi

BENİ AFFET


Merhaba benim adım Sedef.

Hayatım boyunca çok arkadaşım oldu ama hepsi kırdı beni, bekledim belki hatalarını anlayıp da dönerler diye ama dönmediler. Şimdi size beni kıran arkadaşlarımın birinden bahsedicem, biraz diyalog şeklinde.

Adı Sevgi.

Sevgi: Ya kanka senden bir şey istiycem.

Sedef : Buyur kanka yapabileceğim şeyse yaparım.

 Sevgi : Ya kanka benim bi arkadaşım var onun paraya ihtiyacı varmış yardım etsen ya.

Sedef : Kimmiş bu arkadaşın.

Sevgi : Sen tanımazsın kanka.

Sedef : Şu an yok maalesef.

Sevgi : Maaşını almadın mı kanka sen.

Sedef : Yok kanka bu ay vermediler henüz.

Sevgi : Hı anladım tamam görüşürüz.

Telefonu yüzüme kapattı aslında ben maaşımı almıştım fakat artık çok istiyordu parayı verirdim sıkıntı yok ama arkadaşı yerine gidip kendi harcıyordu gözümle gördüm bir kere takip edip öyle yaptığını gördükten sonra vermemeye karar verdim, bir kere söyledim bu parayı sen harcama, hep diyordu ki sen verdin ya yüzüme vur derdi ama derdim para değil problem, anlamıyordu beni.  Bir gün onu biriyle gördüm serseri bir çocuktu yanlarına gittim, Sevgiye yardım etmek istedim ama bana bağırdı sen kimsin de bana karışıyorsun, hata bendeydi iyilik yapıcam diye, bir de üstelik serseri olan çocuğun arkadaşları bana musallat oldu, çok zor kurtuldum, Sevgiye de Allah seni ıslah etsin bir daha beni arama sorma dedim öyle diyince arkamdan geldi ya kanka dur beni affet, özür dilerim dedi ama benim başıma açtığı belalar bir değildi canıma tak etti artık, o lafları son oldu. Ve konuşmaya başladım ona cevap verdim.

Sedef : Bu kaçıncı, Sevgi, yeter artık sana yardım etmiycem bu zamana kadar sana destek çıktım her zaman yanında oldum, sen naptın hep beni kırdın, sözlerinle davranışlarınla yeter gerçekten artık kalbimde yer kalmadı daha fazla.

Sevgi : Ya Sedef beni affet özür dilerim.

Sedef : Bir özür keşke kırgınlığımızı düzeltebilseydi ama artık çok geç.

Sevgi : Peki sen bilirsin benim senden başka arkadaşlarım da var.

Ve arkasını dönüp beni öylece bırakıp gitti, ben de evime döndüm, Sevginin bana açtığı belaları deftere yazsam roman olurdu. Neyse arkadaşlığım da böyle bitti.

Sadece bir tanesini yazdım hikaye olarak. Kısa bir yazı oldu, bunun gibi bir sürü arkadaştan yana başına bela gelen insanlar var maalesef, bu kurguydu.

Hadi bunun altına siz de yazın, yaşadığınız kısa bir olayı yazın ben de birleştirip kısa bir hikaye çıkarayım ortaya ve buna özel de hikaye ismi önerilerinizi bekliyorum, hikayeye uygun ismi seçicem. Okuduğunuz için teşekkür ederim.



Deep Not: Bu hikayeyi, genelde şiir yazan arkadaşım Sevde yazdı. Hikayesini blogumda yayınlamamı istedi. Onun da söylediği gibi, siz de burda, blogumda, yorumlarda buna benzer ve başınızdan geçmiş olayları anlatın isterseniz, kısaca. Sevde, bu yorumları bir araya getirip bir hikaye yazacak blogumda. Belki, yazdığınız olaylara bir isim de önerebilirsiniz. 

8 Ekim 2017 Pazar

BİZİM HİKAYE


Yeni başlayan yumuşak ve hoş dizilerden biri Bizim Hikaye. Geçen sezon izlediğimiz ve artık bir efsane olan Amerikan dizisi Shameless’ın yerli versiyonu.

İki başrol de sevilen oyuncular. Filiz rolünde Hazal Kaya ve Barış rolünde de Burak Deniz. Filiz, sarhoş babasına ve kardeşlerine annelik yapan kız, Barış da onu seven ama biraz yasadışı işler de yapan genç.

Dizi, Filiz ve ailesinin başına gelenler, Barış’ın ona destek olmak istemesi ve aralarındaki duygusal ilişki ile ilerliyor. Duygusal, eğlenceli, bizden bir dizi. Yoksulların, ayakta kalmaya çalışanların hikayesi.

Sarhoş baba, kardeşler, komşular ve başlarına gelenler sevimli. Dizi keyifle ve yormadan izleniyor. Dramlar ağır olsa da dizi ağırlık vermiyor çünkü işlenişi hafif.

Hazal Kaya tam bizden bir yüz, Burak Deniz de Kadir İnanır’ı anımsatıyor.

Şirinlik isteyenler izlesin.

7 Ekim 2017 Cumartesi

YERALTI SAKİNLERİ



Jack Kerouac

Ayrıntı Yayınları

Jack Kerouac, 1950’lerdeki Beat edebiyat kuşağının en popüler temsilcisi. Yolda, Zen Kaçıkları gibi iki önemli romanı var.

Kereouac ve diğerleri, edebiyat dışında uyuşturucu ve içkiye de meraklılar. İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşak bunlar. Savaşın acısından sonra yerleşik düzene başkaldıranlar. Bir yandan da aynı dönemde onlara tam ters olarak sinemada da aile filmleri başlıyor, savaşın acısını azaltmak için.

Bu romanında, kendi yaşamından detaylar var yazarın. San Francisco yer altı kültürü içinde yaşadığı günlerden bir kesit. Yine bol uyuşturucu, içki, bir de sanat edebiyat. Kitabın kahramanı bir yazar, yani kendisi, aşık olduğu kadın da Mardoux Fox, siyahi bir kadın. Gerçek hayatta da ismi Alene Lee, yazarın sevgilisinin. Fox, yazar terk ediyor, çünkü Kerouac, düzenli bir ilişkiyi yürütemiyor.

Yazar, bu gerçek aşk hikayesini, hemen o günlerde, sevgilisi onu terk ettiğinde yazıyor. Bu nedenle, çok gerçek ve çok hüzünlü.

Yazarı ve o dönemi sevenler için. Herkese göre değil.

Not:3/4

FİLM SEÇKİSİ 25



SONBAHAR RÜZGARLARI

Mehmet Dinler, 1969

Türkan Şoray ve Ediz Hun birbirlerini severler. Şoray, hasta olunca Hun’dan kaçar ve sonra pavyon şarkıcısı olur. Hun, bir daha kimseyi sevemez. Ama yıllar sonra trajik bir şekilde yeniden karşılaşırlar. Unutulmaz filmlerden. Not:3/4

GELİN

La Novia, 2015, İspanya

Bir köyde bir çift evlenecektir ancak kadın başka bir erkeği sever ama o erkek de evlidir.Tam evleneceği gün kadın o evli erkekle kaçar. Bu olay herkesin hayatını değiştirir. Ünlü şair Lorca’dan uyarlama film, Kapadokya’da geçiyor. Teatral ve ağır tempolu, soyut bir film. Not:3/4

CENNETİMDEN BAKARKEN

The Lovely Bones, 2009, A.B.D.

Küçük bir kız öldürülür ve o gittiği cennette, yukarıda bir yerlerden ailesini ve katilini izler. Etkileyici, duygusal. Cennetten ailesinin doğru yapmasını ister. Not:3/4

KÖR NOKTA

Blind Side, 2009, A.B.D.

Etkileyici, duygusal, gerçek bir hayat öyküsü. İri yarı siyah bir genci, bir Amerikan ailesi yanına alır, okutur ve onun bir sporcu olmasına yardım eder. Şirin Sandra Bullock iyi kalpli anne rolünde. Not:3/4

KARA BALIK

Black Fish, 2013, A.B.D.

A.B.D.’deki Sea World’larda eğitilen ve ziyaretçilere şov yapan katil balinaların esaret altındaki hayatları. Çok önemli bir belgesel. Not:3/4

6 Ekim 2017 Cuma

KARPUZ ŞEKERİNDE



Richard Brautigan

Altıkırkbeş Yayınları

Brautigan, bizde pek sevilen bir yazar. Karpuz Şekerinde de onun en iyi ve en sevilen romanlarından biri.

Diğer kitapları gibi bu kitap da kendine özgü mizahı ile dolu. Diğer kitapları gibi çok sade. Bölümler kısa.

Karpuzdan oluşan bir kasaba. Karpuz dışında da her şey değişik. Kaplanlar konuşuyor örneğin. Bütün aletler, yerler değişik. İnsanlar çok sade ve basit. Kasabanın adı benÖLÜM. Uğursuz işletmeler adlı bir fabrika ve orda yaşayan içtenKAYNAYAN adlı bir adam var.

Romanın kahramanı bir kitap yazmaya çalışıyor. Margaret ve Pauline adlı kız arkadaşları var. İkisi de kahramanımızı seviyor gibi. Kitaptaki her şey gibi onların ilişkileri de tuhaf, komik ve hayal ürünü. Hüzünlü de karakterlerin yaşamları.

Brautigan, bildiğimiz tarzda yazmıyor. Kendisi de zaten bir çeşit yer altı ve karşı kültür yazarı, beat yazarı veya hippi tarzı yazan yazarlardan. Basit bir kasaba ve basit insanlar, hepsi gündelik yaşamda ayakta kalmak ve hayallerine kavuşmak istiyorlar. Fakat her şey gerçek dışı.

Kasaba da zaten hayali. Her şey bildiğimiz dünyanın tersinde. Distopyadan çok ütopya. Kim böyle hayali ama hoş bir kasabada yaşamak istemez ki.

Kısa, değişik, gülümseten bir roman. Çok farklı bir dil keşfetmek isteyenler kaçırmasın.

Not:3/4

ŞARKILAR


Peach Pit-Alrighty Aphrodite
John Lurie-Big Trouble
Iggy Pop-Break Into Your Heart
Evanesence-Going Under
Gürkan Uygun-Bu Şehir Girdap Gülüm
İkiye On Kala-Düşersem Tut Beni
Ceylan Ertem-Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun
Joshua Bell-Teaching Andrea
Youth-Daughter
Melihat Gülses-Akşamı Süzme Deniz
Jason Derulo-If I'm Lucky
Vega-Dünyacım
Vega-Komşu Işıklar
Vega-Delinin Yıldızı
Çağatay Akman-Karanlığa Çak Bir Kibrit
Fazıl Say-İnsan İnsan
Emre Aydın-Sen Beni Unutamazsın
Ahmet Kaya-İyimser Bir Gül
Efkan Şeşen-Dokuz Altı Yolları
One Ok Rock-Pierce

5 Ekim 2017 Perşembe

FİLM SEÇKİSİ 24



KATLİAM GECESİ

You Are Next, 2011, A.B.D.

Bir kır evinde büyük bir aile toplantısı olur ancak maskeli katiller aileyi birer birer öldürmeye başlar. Evdeki kızlardan biri dişli çıkar. B tipi ucuz Amerikan filmlerinden. Ancak, korku sevenler için iyi. Cinayetler oldukça vahşi. Not:3/4

CESARET OYUNU

Triple Dog, 2010, Kanada

Birkaç kız arkadaş bir gece bir evde toplanırlar. Aralarında bir cesaret oyunu başlatırlar. İddiaya girerler. Hepsi sırayla olmadık şeylere cesaret edeceklerdir. Eğlenceli gençlik filmi. Not:3/4

GECE VURGUNU

Night Crawler, 2014, A.B.D.

Genç bir adam, geceleri sokaklarda dolaşır ve cinayetlerin, kazaların, suçların videosunu çeker ve televizyon kanallarına satar. İşinde çok hırslıdır. İlginç bir aksiyon. Not:3/4

TÜNEL

Teo-neol, 2016, Güney Kore

Bir adam arabasıyla giderken, tünelden geçerken, tünel çöker ve adam mahsur kalır. Adamı kurtarmaya çalışırlar. İyi aksiyon. Not:3/4

GÖNÜL AVCISI

L’arnacoeur, 2010, Fransa

Genç bir adamın işi, sevgilileri ayırmaktır. Parayla kiralarlar onu ve o kızları kendine aşık eder. Aman bazen işler zordur. Çok eğlenceli, sevimli komedi. Not:3/4

4 Ekim 2017 Çarşamba

HİKAYELER


Okuduğumuz bir kitapta kendi öykümüzle yüzyüze geliriz. Kendi hayatımızla. Oysa o kitap belki yıllarca aynı rafta durdu. Yazan da belki kendi hayatını yazdı, belki başka birinin hayatından yola çıktı.

Biz de ayaklarımızın bizi o kitapçıya veya sahafa götüreceğini nerden bilebiliriz ki. Tozlanmış bir rafta duran bir kitapta kendi öykümüzle karşılaşacağımızı. Hayatımız da o rafta o kitapta tozlanmış işte. Yıllarca durmuş orda hayatımız da bilmiyor muşuz.

Böyle birçok öykü var hikaye var. Yazılıyor ve o rafta duruyor. Zamanla tozlanıyor. Ama birisinin hayatı tozlanıyor orada. Yazar birisinin hayatını yazmış ama bilmeden bizimkini de yazmış oluyor. Yazarın o kitabı raflarda dururken, tozlanırken, kendi hayatı da tozlanıyor yazarın.

Bilmem yalan bilmem sahi, sokaklar ölürken, gecelerimizi gündüze çevirecek mutluluklar ararken bizler, belki de bir yerlerde bizim öykümüzü yazanlar var. Belki ada pembesi belki ipek mavisi düşlüyorlar hayatlarımızı. Belki bir gün bir kitapçıda veya sahafta karşımıza çıkacak bir rafta, bizim öykümüz. Şimdilik raflarda, yazılmamış olarak duruyorlar. Siz de kitapçı raflarını boş görseniz bile boş sanmayın. O raflarda henüz yazılmamış öyküler var.

3 Ekim 2017 Salı

BLOGLARDAN SEÇMELER



DEEP

Sevgili adaşım bir blog keşif etkinliği düzenledi. Hepimiz için yararlı bu. Arkadaşları tanımak, kendimizi tanıtmak için.


KAFA DERGİ

Bizim Ters Düz yazarı Mert, yeni öyküsüne başladı. Irmak'ın macerası.


KİREMİTHANEM

Sevgili arkadaşımız, Gözlerinden Öper blogunu kapatıp yeni bloguna geçti.


YILDIZ

Sevgili arkadaşımız, bir öykü yarışması duyurusu yaptı. Her Hastalık Bir Hikayedir.


GİZEM ÖZDEMİR

Aramıza yeni katıldı. Kişisel bakım yazıyor. Yazıları, yorumları, arkadaşlığı da tatlı. Aktif de.


GÜLİZ GÜL

Tatliş ailesiyle ev hayatını bize anlatmaya devam ediyor.


ANNE KALEMİNDEN

Sarımsak kokulu hikayeler adında sevimli, duygusal bir yazı yazdııı.


BEGONVİL SOKAĞI

Aksekili Hasne Anayı anlatmış. Huzurlu, doğa içinde bir hoş hikaye.


LADY

Ah bizim sevgili Lady Witch döndü. Yine bomba gibi. Aramızda en eğlenceli yazanlardan o.


SENA

Bizim Aydaki Fangirl okula başladı ve ilk günlerini anlattııı.


CHADAQIEL

Bizim biricik Chadaqiel'imiz de yeniden yazmaya başladııı.


İREM AKAY

Kitap, sinema, müzik favorileri yazısı her zamanki gibi süper ve dolu dolu. Seç seç al.


Hepimize iyi ve neşeli haftalar.

2 Ekim 2017 Pazartesi

İMKANSIZ AŞK FİNAL

11.bölüm

Kerem sen mi geldin dedi gözlerinden bir damla yaş aktı Sevdanın.

Kerem: Ben geldim seni öyle yerde görünce çok korktum çok şükür iyisin. Sevda: Neyim var benim doktor ne dedi? Kerem: Tansiyonun düşmüş dedi doktor ama tam olarak ne olduğunu anlamak için sana testler yapacaklarmış.

O arada hemşire odaya girdi ne işiniz var burada beyefendi hemen çıkın odadan yasak olduğunu bilmiyor musunuz?

Kerem: Tamam hemşire hanım onu gördüm ya yeter çıkıyorum.

Ve Kerem odadan çıktı, doktor Sevdayı kontrol etti, serumuna iğne yaptı ve Sevda tekrar uykuya daldı ama Keremi görünce mutlu olmuştu. Ve sabah oldu, Sevdanın ailesi geldi, kızının odasına girdi, çok şükür iyi dediler, ve işte hemşire geliyor testler için, Sevdayı götüreceklerdi ve bütün testleri yaptılar ve odasına getirdiler Sevdayı.

Leyla hanım : Doktor bey sonuçlar ne zaman çıkar söyler misiniz ? Doktor bey : 3 saat sürer.

Leyla hanım ve Cahit bey kafalarını salladılar tamam derecesine . Ve beklemeye başladılar ama zaman bir türlü geçmek bilmiyordu, bu arada Kerem de hastaneden gidememişti ama yukarı da çıkamıyordu, çok merak ediyordu Sevdanın neyi olduğunu, ve işte sonuçlar elinde doktor Sevdanın ailesine doğru yürüyor ve işte geldi.

Doktor bey : Sonuçlar çıktı fakat size sormam gereken bir şey var. Son zamanlarda baş ağrısı mide bulantısı baş dönmesi vs bunlar oluyor muydu? Leyla hanım : Evet yani hep söylüyordu ama geçer diye aldırış etmedik. Doktor bey : Bunu ihmal etmeniz iyi olmamış, nasıl söylesem kızınızın kafasında büyük bir tümör var. Cahit bey : Nasıl yani kurtulma şansı yok mu ? Doktor bey : Var ameliyatla tümörü alabiliriz fakat riski büyük. Cahit bey : Ne gerekiyorsa yapın kızımı kurtarın doktor bey en iyi doktorları getireyim ben de bir doktorum ben de gireyim ameliyata. Doktor bey : Olmaz siz giremezsiniz duygusallığa yer yok.

Ailesi Sevdaya anlatmak için odasına girdiler ve Sevdaya anlattılar fakat Sevda girmek istemedi ameliyata, yalvarıp yakardılar ve Sevda şart koştu, eğer şartımı kabul ederseniz ameliyata girerim. Nedir o şartın dedi Cahit bey ve Leyla hanım aynı anda.

Sevda: Keremi bana getirin şimdi ve ameliyattan sonra da onunla beraber olmama karışmayacaksınız kabul mü ?

Cahit bey ve Leyla hanım birbirinin yüzüne baktılar kızları için tamam dediler kabul ettiler. Ve Cahit bey adamlarına Keremi arayıp buraya getirin dedi ve onlar aramaya gittiler, zaten hastanenin önündeydi Kerem, alıp anlattılar her şeyi, Kerem koşa koşa yukarı çıktı odaya girdi, Sevda iyi misin dedi, Sevda iyiyim dedi ve Cahit beyle göz göze geldiler Cahit bey sorun yok dedi ve Sevdayı ameliyata götürdüler.


12.bölüm (Final)

Doktor bey ameliyattan çıkar ve başarılı geçti birazdan odasına getireceğiz der. Cahit bey ve Leyla hanım gülmsediler bir nefes verdiler, Kerem de oradaydı o da gülümsedi. Ve Sevdayı odasına getirirler, uyuyordu o.

Doktor bey : Siz gidebilirsiniz sabah uyanmış olur Sevdayı o zaman görebilirsiniz. Tamam derler bir ağızdan. Kerem eve gider ailesine her şeyi anlatır yakında düğün var inşallah. Ailesi hayırlısı olsun oğlum.

Ve işte sabah oldu güzelce giyindi bugün onun en mutlu günüydü çünkü Sevda iyiydi. Hastaneye giderler ve odaya girerler, Sevda uyanmıştı çoktan herkesi görünce sevindi.

Leyla hanım : Kızım şükür kurtuldun. Cahit bey : Nasılsın kızım bir yerin ağrımıyor değil mi ? Sevda: Hayır ağrımıyor iyiyim şartlarımı kabul ettin cayma yok değil mi baba ? Cahit bey : Hayır cayma yok madem bundan sonra hayatımızda olacak bir şeyler düşüneceğiz artık. Sevda ve Kerem aynı yüz ifadesiyle ne demek istiyorsun der gibi baktılar. Cahit bey Kereme döndü gelip hastanede çalışacaksın ben sana uygun bir iş ayarlıycam. Kerem ve Sevda birbirlerine baktılar, Sevda kabul et dermiş gibi kafasını salladı.

Kerem : Tamam Cahit bey kabul ediyorum. Sevda Kereme ve babasına bakıp gülümsedi. Ve Cahit beyin telefonu çaldı izninizle bunu açmam lazım önemli olabilir işten arıyorlar dedi ve odadan çıktı. Arayan adamıydı patron sana kötü haberim var. Cahit bey : Söyle.

Adamı : Patron senin gizli sırrını öğrendiler. Cahit bey : Kim öğrendi sen nerden duydun? Adamı : Karşı hastanedeki düşmanınız adamını yolluyor ailenize her şeyi anlatacak sonra da sizi polise ihbar edecekmiş o hastanede adamımız vardı biliyorsunuz o duymuş konuşmaları. Cahit bey : Durdur o adamı. Adamı : Artık çok geç patron gelmek üzere benim haddime değil ama o gelmeden siz ailenize anlatın bence. Cahit bey : Tamam kapat.

Ve ailesinin yanına odaya gelir size bir şey anlatmam lazım. Hepsi merakla bakarlar. Ve söze başlar Cahit bey, benim sizden sakladığım bir sırrım var ve onu artık size söylemem lazım ben hastane dışında karanlık taraftayım bir sürü adamım bu yüzden var, Keremi kaçırdığım depoda işleri görüyoruz.

Leyla hanım : Cahit sen ne diyorsun, yani  mafya mı oldun sen ? Cahit bey : Evet Leyla. Sevda: Baba sen ne diyorsun ne demek mafya ne zamandır var bu ? Cahit bey : Uzun zamandır var ne kadar zamandır var bilmiyorum. Sevda : Peki baba bunları neden şimdi anlatıyorsun ? Cahit bey : Çünkü , karşı hastanemizdeki düşmanımız benim bu sırrımı öğrenmiş ve size anlatmaya geliyor şu an ama ben başkasından duymak yerine benden duyun istedim. Sevda : Bu konuda iyi yaptın baba başkasından duysaydık daha kötü olurdu. Cahit bey : Ben gidip polise teslim olucam cezamı çekicem söz veriyorum ama ondan önce senin mutlu olmanı, gelinlik içinde görmek istiyorum bunu bana çok görme.

Sevda ve Kerem bakıştılar, Kerem anlamıştı bir şeyleri. Ama önce Sevdanın iyileşmesi gerekiyordu o yüzden bekledier ve her şeyi anlatmaya gelen o adama dönelim, o hastaneye geldi ve Sevdanın ailesi ona bizim her şeyden haberimiz var git dediler ve o da bozularak gitti.

Ve aradan bir ay geçti, bu süre içinde Cahit bey de Leyla hanım da Kerem de hep yanında oldu. Zamanı geldi, Kerem düşünmeye başladı, nasıl evlenme teklifi etmeliyim diye ve buldu ve Sevdayı aradı.

Kerem : Sevda nasılsın ? Sevda : İyiyim Kerem sen ? Kerem : Ben de iyiyim sana bir şey soracaktım. Sevda heyecanlandı ve cevap verdi sor dedi. Kerem : Akşama bir zamanlar buluştuğumuz o mekana gelir misin artık orayı basacak biri yok. Sevda : Tamam olur. Kerem : Aynı o günki gibi ol tamam mı? Sevda : Tamam. Ve Kerem o mekanı tıpkı ilk buluşmasındaki gibi hazırladı, Sevda da öyle, kendini hazırladı. Yalnız, Kerem mekanı kapatmıştı artık onun geliri vardı çünkü. Oturacağı masanın etrafına kalpli balonlar koydu masayı güllerle donattı.

Ve işte Sevda girdi mekana, Kerem sandalyesini çekti ve oturdular. Kerem : Nasıl beğendin mi ? Sevda: Evet beğendim. Ve artık beklemek istemiyordu Kerem.

Kerem : Sevda. Sevda : Efendim Kerem. Kerem : Seni seviyorum benimle evlenir misin ? Sevda çok sevinmişti, evet dedi. Ve Kerem yüzüğü çıkardı, Sevdanın parmağına taktı. Ve aynı yemekleri yediler. Sonra evlerine ayrıldılar, ikisi de ailelerine söylediler ve Kerem sevdaya mesaj attı ,istemeye yarın gelelim mi ? Sevda ailesine sordu, onlar da gelebilirler dedi. Ve bunu Kereme mesaj attı. Kerem de tamam diye cevap yazdı. Ertesi günü herkes hazırlandı, isteme işlemi oldu, yüzükler takıldı, hemen gidip tarih aldılar bir hafta sonraya. Ve herkes hazırlıklara başladı zaman çabuk geçiyordu.

Ve işte günü geldi ve evlendiler.

Cahit beye gelelim, verdiği sözü tuttu ve nikahtan sonra polise teslim oldu.

SON!

Not : İmkansız diye bir şey yoktur sen yeter ki mücadele et savaşını ver elinden gelen her şeyi yap ondan sonra imkansızı imkanlı yapan Allah kün fe ye kün ( ol der ve olur). Saygılarımla.

(Hikayenin şarkısı: Resul Aydemir-Misal)

1 Ekim 2017 Pazar

İMKANSIZ AŞK 5


9.bölüm

Sahilde Keremi karşısında görünce içinde tarif edemeyeceği bir his doğdu ve Sevda konuşmaya başladı.

Sevda : Ben her şeyi biliyorum ama merak etme babam bir daha birşey yapamaz sana.
Kerem: Her şeyi derken ne biliyorsun ?
Sevda: Babam seni kaçırdı benden uzak durmanı istedi, o söyletti ama başka ne söyledi? Neyle tehdit etti seni neden Kerem neden ya ?
Kerem: Bir şeyle falan tehdit etmedi. Sadece haddimi bildirdi tabii Cahit bey de haklı sen koskoca  bir doktor hem de zengin bense tamirci Kerem hem de fakir nedeni bu.
Sevda : Kerem, saçmalama ben paraya önem veren bir insan değilim yanlış düşünüyorsun. Tanısan anlardın gerçi tanışamadık da doğru düzgün babam yüzünden.
Kerem: Bak, ben yine de seninle görüşmek istemiyorum, kendine yeni hayat kur.
Sevda: Öyle mi, emin misin Kerem ?
Kerem : Evet, eminim ben de bakıcam hayatıma herkes dengini bulsun di mi.

Kerem, bunu söylerken ağlamamak için kendini çok zor tuttu ve Kerem hoşçakal dedi, döndü arkasına bile bakmadan gidiyorken, Sevda'nın gözünden, damla damla yaş aktı öylece bakakaldı. Sonra , Kereme seslendi ve orada yığıldı kaldı.

Kerem , arkasını döndü, Sevdayı yerde gördü ve bağırdı Sevda sevda iyi misin! Ağlayarak haykırıyordu nolur sana bir şey olmasın Sevda...


10.bölüm

Sevda, yerde yatıyordu. Kerem yere çöktü ve onu kucağına aldı, Sevda nolur gözünü aç diye ağlıyordu, insanlar toplanmıştı etrafta, ambulans geldi, hemen acil müdahale yaptılar ve hastaneye götürdüler, Sevda'nın ailesi de gelmişti, Kerem onlara gözükmemek için saklandı ve doktor çıktı odadan, siz neyi oluyorsunuz diye sordu, ailesi annesi ve babası dediler, ailesi kızımın neyi var doktor bey, doktor tansiyonunun düştüğünü fakat ne olduğunu anlamak için bir kaç test daha yapılması gerektiğini söyledi.

Ailesi bir kere görebilir miyiz kızımızı dediler doktor bir dakika sadece, tamam dedi ailesi ve içeri girdiler, Sevda uyuyordu, doktor, Sevda hanım bugün bizim misafirimiz şimdilik dinlensin yarın testlere başlarız, sizin burada dumanıza gerek yok evinize gidebilirsiniz, yarın sabah gelirsiniz dedi ve ailesi gitti.

Kerem de doktorun söylediklerini dinlemişti. Ve Kerem kimse görmeden içeri girmek istedi ama girince ne diyecem ben ona diye düşündü yasak olduğunu biliyordu çünkü ama onu görmesi gerekiyordu ve işte girdi odadan içeri, ailesi gibi o da uyduğunu gördü sessizce sandalye alıp yanına oturdu ve ona olanları anlattı. Sevda o anda uyandı. Kerem acaba duydu mu diye düşündü. Ve Sevda Keremi yanında gördü, Sevda yorgun ve bitkin halde ona baktı…

30 Eylül 2017 Cumartesi

İMKANSIZ AŞK 4


Kerem telefonu eline aldı ve bir yığın mesaj, arama gördü, Sevdadandı hepsi, mesajlarda Kerem iyi misin? Babam sana bir şey yaptı mı ? Kerem cevap ver, Kereeem diye bunun gibi bir çoğu, mesaj vardı. Kerem bir iç çekti, söylemeliydi artık, aileme zarar gelecek yoksa diye söylendi kendi kendine. Ve mesaj kısmını açtı, yazıp gönderdi ve ağlamaya başladı.

Ve Sevdaya gelelim, Sevdayı odasına kilitlemişlerdi, kaçacak yeri yoktu. Adamlar evin etrafını sarmışlardı ve o arada telefon titredi, Sevda gizlice telefonunu almıştı. Hemen eline aldı Keremden mesaj bekliyordu ve istediği oldu mesajı açtı ve elleri titremeye başladı mesajda şöyle yazıyordu.    

 "Sevda ben iyiyim, baban bana bir şey yapmadı, ben artık seni görmek istemiyorum. Bir daha karşına çıkmıycam. Her şey için sağol bay bay ".

Sanki Sevdanın başından kaynar sular dökülmüştü, aradı, Kerem meşgule attı ve mesaj yazmaya karar verdi, nasıl neden açar mısın telefonunu lütfen Kerem bu kadar kolay mı ?

Kerem mesajı gördü ve cevap verdi. Kerem evet kolay arama, arama bir daha anlamıyor musun istemiyorum seni, nedeni yok istemiyorum seni, kendi hayatına bak beni unut.

Sevda mesajı gördü ve kendini yatağına attı ve ağlamaya başladı inanmak istemedi babam ona bir şey yaptı biliyorum .

Ve ağlarken ikisi de uyuya kaldılar.

8.bölüm

Kerem sabah uyandığında hem baş ağrısı hem de darbe yediği o ağrılarla uyandı ve kalktı ayağa, babası  Şevket bey ve annesi Şermin hanım çoktan kalkmışlardı ve kahvaltı sofrasındalardı. Kerem indi ve babası Şevket bey, oğlum yat bugün dinlen işe gelme her şeyi ben hallederim dedi.

Kerem kafasını onaylarcasına aşağı doğru salladı. Kahvaltı tabağına hiç dokunmamıştı, annesi Şermin hanım, oğlum dün gece ne olduğunu anlatacak mısın dedi. Şevket bey de merak ediyordu.

Kerem: Önemli bir şey yok bir adam bana yolda bulaşınca dayanamadım kavga ettik işte eve geldiğimde yorgun olduğum için anlatamadım.
Şevket bey : Oğlum bir daha bulaşma öyle olduğunda dikkat et kendine.

Kerem onlara gerçeği söyleyemezdi bu tehlike arz ederdi.

Sevda da baş ağrısı ve kırgınlıkla uyandı hiç kalkmak istemiyordu bir an aklına Kerem geldi ve kalkmaya karar verdi ve babasının yanına indi sormak istediği o soruyu soracaktı. Babasi Cahit beyle annesi Leyla hanım kahvaltı sofrasındalardı. Bir hışımla indi merdivenler den aşağı ve babasına bağırdı.

Sevda : Baba! Ne yapmaya çalışıyorsun sen, Kereme ne dedin de benden uzak durmak istedi?
Cahit bey : Birşey söylemedim, sadece haddini bildirdim, ne söyledi sana benim hakkımda ?
Sevda: Hayır, baba senin hakkında birşey söylemedi. Uzak duralım, istemiyorum seni dedi.
Cahit bey: Bir de istemiyorum mu, o kim ki seni istemiycek.

Halbuki o söylemişti Kereme uzak durmasını.

Sevda: Ya baba! Ben artık çocuk değilim, kiminle görüşüp, kiminle görüşmeyeceğimi sana mı sorucam ben ya! Arkadaşça yemek yiyorduk sen geldin mahvettin herşeyi!
Cahit bey : Kızım, ben senin iyiliğin için yaptım.
Sevda : Ya baba! Allah aşkına iyilikmiş ne iyiliği, karışma benim hayatıma ya nolursun lütfen sen benim babamsın ama beni üzüyorsun ve beni sinirlendiriyorsun. Ben artık büyüdüm, bunu anla artık anne sende bir şey söyle babama lütfen.
Leyla hanım : Sevda , baban ne diyorsa o, daha fazla zorlama, hayatına bak unut o çocuğu.

Sevda bir hışımla odasına çıktı ve üstünü giyindi, sonra da kapıyı sertçe çekip dışarı çıktı. Orada bulunmak istemiyordu, ve sahile indi sahilde yürürken karşısında onu gördü....