23 Ocak 2018 Salı

Otobüs



Genelde şaşkın bir kişiliğim var ya annem de bana şaşkın tavuk der zaten.

Aile akraba çevresinde okulda hep alışmışım, evladım, canım, kuzum, öğrencim, kızım gibi sözlerle hitap edilmesine alışığım.

Bir otobüs yolculuğunda, herkes binince, birisi gelip kontrol eder ya elinde bir dosya kalem gibi bişeyler bişeyler, sorarlar, nerede ineceksiniz, Alibeyköy, Dudulllu, Ataşehir, Esenler, bunlardan birini söylersiniz ya.

Bana da gelmiş çocuk önüme, hanfendi diyor, ben de ses duydum çocuğun yüzüne bakıyorum, hanfendi dedi yine, ben de şaşkınlıkla dedim ki, kim hanım ben miii, evet size söylüyorum, dedi, ya pardon özür dilerim, dedim ben de.

Otobüs yolculuğu çok severim, geceleri yolculuk yapmayı, kahve, kek, uyku, film. Genelde çok uyurum yolculukta,  o yüzden yollarda nerelerden geçtiğimizi hiç bilmem. Ama bir yandan da otobüs çok tutar. Kitap okuyamam mesela. Genelde motorlu taşıtlarda dur kalklar da midemi kaldırır.

Bir keresinde, daha küçükken, yolda annem ile anneannem arasında otururken midem bulanmıştı, tam o anda da annem anneanneme şapkamı veriyordu, tam şapkanın içine çıkarmıştım.

Bir keresinde de halamın kızları ile yoldaydım, kuzenlerin biriyle oturuyordum, neyse sonra ben bir kötü oldum var ya, hemen o bağırdı poşet getirin diye açtım boğazımı afedersiniz yani çıkardım, o yolculukta bu üç defa tekrarlandı, sonra tuvaleti varmış otobüsün oraya girdim, ilk defa bir otobüs tuvaletine girmiştim, sonra kendime geldim ama gelin de bana bir sorun yani.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Maria



İstanbul’da yabancı çok. Azınlıklar veya gelip yerleşenler. Rumlar, Ermeniler ve diğerleri. Bazı semtlerde daha da çoklar. Genelde ekonomik durumları da iyi.

İzmir’de de çok. Yabancılar, göçmenler. Yabancı diyoruz ama aslında çoğu da Türk olmuşlar, Türkleşmişler ama geleneklerini de sürdürürler. İzmir’de Makedon çok, Giritli çok. Hatta İzmirli kızların güzelliğinin Girit ve Makedon karışımından olduğunu söylerler.

İstanbul’da benim eve çok yakın bir Ermeni mezarlığı var, çok büyük. Geçen kış bir fırtınada bir duvarı uçmuştu. Bu mezarlığa girip görmek istedim ama sokmadılar. Halbuki, çevrede Ermeniler ve Rumlarla konuşuruz, selamlaşırız. Uygar insandırlar.

Dün eve giderken yollarda rastlaşıp selamlaştığımız bir Rum kadını çıktı karşıma. Hep görürüm, oğlunu bir Rum okuluna götürür. Durup iki lafladık, derler ya lafın belini kırdık.

Önümüzdeki cumartesi oğlunun doğum günü varmış. Okul arkadaşlarını davet etmişler. Kadının adı Maria, oğlunun adı da George. Onbeş arkadaşı gelecekmiş oğlunun, anneleri de gelecekmiş. Hazırlık yapacağını söyledi bu hafta.

Sonra da, gelenleri birbirinden nasıl ayıracağım, onu düşünüyorum, dedi. Gelecek onbeş çocuktan beşinin adı George imiş, dört tanesinin annesinin de adı Maria imiş.

Gülüştük. Biz Rumlar çocuklarımıza ya Maria ya da George ismini takarız ama işte bazen zor oluyor dedi.

21 Ocak 2018 Pazar

Diziler 2017


Black Mirror (bilimkurgu/İngiltere)
Stranger Things (gizem/A.B.D.)
Lie To Me (suç/A.B.D.)
Narcos (suç/Kolombiya)
*Mucize:Uğurböceği ile Karakedi (anime/Fransa)
Anarşinin Evlatları (suç/A.B.D.)
Will and Grace (komedi/A.B.D.)
*Blood (romantik vampir/Güney Kore)
Skins (lise/İngiltere)
*Anne (yerli dram)
*Goblin (duygusal fantastik/Güney Kore)
*Skam (lise/Norveç)
*Cowboy Bebop (anime/Japonya)
Legend of the Blue Sea (duygusal fantastik/Güney Kore)
Westworld (bilimkurgu/A.B.D.)
Görünen Adam (yerli komedi)
*13 Reasons Why (liseli gizem/A.B.D.)
*Dolunay (yerli romantik)
*Kalp Atışı (yerli romantik)
Bride of the Water God (romantik fantastik komedi/Güney Kore)
*Ateşböceği (yerli romantik)
School 2017 (lise/Güney Kore)
Çember (yerli polisiye)
*Meryem (yerli dram)
Fight for My Way (Güney Kore)
Proud of Love (romantik komedi/Tayvan)
Bizim Hikaye (yerli dram)
The Handmaid's Tale (distopya/A.B.D.)
*15 Years of Waiting for Migratory Birds (romantik gençlik/Çin)
*Bay Pilotun Kalbi (romantik/Malezya)
The Keepers (suç belgeseli/A.B.D.)
*Peaky Blinders (dönem suç/İngiltere)

Geçen yıl izlediğim dizilerin hepsi güzeldi. Yıldızlılar ise en sevdiklerim yanii.

20 Ocak 2018 Cumartesi

Seçme Kitaplar



Bir Kırlangıcın Daha Var, Cemal Süreya
*Ixtlan Yolculuğu, Carlos Castaneda
*Gösteri Toplumu, Guy Debord
*Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman, Richard P. Feynman
*Çağdaş Söylenler, Roland Barthes
*Mutluluğun Anlamı, Alan Watts
Şimdinin Bilgeliği, Mesut Küçükoğlu
Meleklerin Gücü, Beki İkala Erikli
İmza:Kızın
Hatasız Düşünme Sanatı, Rolf Dobelli
İlber Ortaylı Seyahatnamesi, İlber Ortaylı
Büyük Yazarların Gizli Hayatları, Robert Schnakenberg
*At Üstünde Fırtına:Anadolu Selçukluları, John Freely
Büyük Yolların Haydudu, Atilla İlhan
*Sanatta Devrim, Nazan ve Mazhar İpşiroğlu
Nasıl Pop Yazar Olunur, Feyza Hepçilingiroğlu
Berserk, Manga
Sevgi Uğruna Yaptıklarımız, Kristin Hannah
Evden Çok Uzakta, Kristin Hannah
Gece Yolu, Kristin Hannah
Uzak Kıyılar, Kristin Hannah
Dönüş Yolculuğu, Maeve Binchy
Aşk ve Çocuk, Maeve Binchy
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü, Etgar Keret
Hayata Uyanış, Arzu Zengin
Saksı Olmanın Faydaları, Stephen Chbosky
St.Petersburg’da Yasak Aşk, Mishka Ben-David
Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü, Aimee Bender
Limon Yapraklarının Kokusu, Clara Sanchez
Hiç Olmamış Gibi Yapalım, Jenny Lawson
Dantel Falcısı, Brunonia Barry
Yatak, David Whitehouse
Sisters Kardeşler, Patrick de Witt
Rus Kışı, Daphne Kalotay
Plaj Evi, Mary Alice Monroe
Kafka’nın Bebeği, Gerd Schneider
Gece Sirki, Erin Morgenstern
Babam ve Sevgilim, Fabio Volo
Bir Soru Bir Aşk, David Nicholls
Artık Gidebilirsin, Daria Bignardi
Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol
İki Kız Kardeş, Edith Wharton
Mutlu Olmak İsteyen Adam, Laurent Gounelle
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, Laurent Gaunelle
*Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Roald Dahl
*Charlie’nin Büyük Cam Asansörü, Roald Dahl
*Matilda, Roald Dahl
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin
*Pıtırcık Tatilde, Goscinny, Sempe
*Ottokar’ın Asası, Tenten, Herge
*Saftirik Greg’in Günlüğü, Panik Yok, Jeff Kinney
*Saftirik Vampirin Günlüğü, Ezik Prens, Tim Collins
Ah Şu Büyükler, Bizim Okul Bi’Acayip, Dan Gutman
Kötü Kedi Yıkanıyor, Nick Bruel


Son yıllarda okuyup blogda yazdığım iyi kitaplardan bir seçme. Bu kitaplarla ilgili yazılar word dosyamda duruyor. Herhangi bir kitabı merak eden arkadaşıma o kitapla ilgili yazımı her zaman gönderebilirim. Yıldız olanlar, önemli bulduklarım.

Tjockare an vatten



İsveç’te bir adada geçen bir aile dramı, biraz suç, biraz gizem, biraz kara film.

Bir adada bir pansiyon. Bu pansiyonu yıllardır işleten bir anne. Anne bir gün, üç çocuğunu bir araya getirir. Biri, yanındadır, diğer ikisi ise uzaktadırlar ve uzun yıllardır da evlerine gelmemişlerdir.

Çocukları bir araya gelince, anne, üçüne de bir şey söyler, ayrı ayrı. Çok kısa, birkaç sözcüklük bir öğüttür söyledikleri. Sanki, üçüne de birer görev vermiş gibidir. Sonra da anne ortadan kaybolur.

Üç kardeş, pansiyonda baş başa kalırlar ve çevrelerinde insanlar da vardır. Çocukluklarını da hatırlarlar. Bu üç kardeş, bu pansiyonu ve araziyi ne yapacaklarını bilemezler. Birlikte bir yaz geçirmeye çalışırlar ve bu süreçte hiç kimsenin bilmediği, şaşırtıcı aile gerçekleri ortaya çıkar.

Öncelikle, dizinin geçtiği ortam, ada, pansiyon, kuzeyin o soğukluğu, doğa, yumuşak görüntüler çok zarif ve estetik. Her zamanki gibi, kuzeyin donukluğu içinde kaynayan hayatlar. O kadar sakin ve durgun bir ortam ve durgun insanların hayatları hiç de durgun değil. Genelde hepsi ölçülü ve duyguları içlerinde kendi kendilerine yaşıyorlar.

Bu dizideki olaylar ve akrabalıklar bizde olsa, her gün kavga, gürültü olurdu o pansiyonda. Hikaye deniz kenarında geçtiği için dizinin adı da suyla ilgili. Kan, sudan daha yoğundur anlamına geliyor. Pek yavaş ama o gizem, o merak hiç bitmiyor. Belki de bu kuzeyliler, bizler veya Amerikalılar gibi duygularını aşırı yaşamadıkları için abartılı davranışlar yok ama o ateş hissediliyor.

Bu sakin gerilim, bir sezonu bitti, ikinci sezon da var ama bizde henüz yayınlanmamış. İsveç, Finlandiya ortak yapımı.

19 Ocak 2018 Cuma

Bulut Yutan Küçük Kız



Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız

Romain Puertolas

Can Yayınları

Şaşırtıcı bir masal kitabı. Büyükler için bir hayal.

Komik ve duygusal, zaman zaman hüzünlü. Sonu ise tam bir sürpriz. Baştan sona da mizah ve sevgi.

Bir kadın postacı. Paris’te yaşıyor ve altı ayak parmaklı. Bir gün Fas’a, Marakeş’e gezmeye gidiyor ve yolu bir hastaneye düşüyor. Hastanede Zehra adlı bir kızla tanışıyor. Zehra, hastanede yaşayan küçük bir kız ve hasta. Bulut yutmuş, yani solunum zorluğu var, nefes alamıyor.

Postacı kadın, adı da Tebligat Noktagil, hastanede yatarken arkadaş oluyor. Zehra, hep hastanede olduğu için hayatı bilmiyor. Tebligat ona, internet yoluyla dünyayı öğretiyor. Birbirlerini çok seviyorlar ve Tebligat, Zehra’nın annesi olmak istiyor.

İşi gereği Paris’e dönmek zorunda olan Tebligat, Fas ve Paris arasında sık sık yolculuk yapıyor. Bir keresinde tam yola çıkacakken hava şartları nedeniyle uçuşlar iptal oluyor. Ancak, Zehra’nın onu dört gözle beklediğini bilen Tebligat, onun yanına ulaşmak için her yolu deniyor.

Bu yolculuk tam bir peri masalı. Olağan dışı şeyler oluyor. Masum bir roman. Belki de en en çok ihtiyacımız olan şey bu masumluk işte. Küçük kızın hastanede oluşu, Düşüş (The Fall) filmini anımsatıyor. Kitapta, kültür sanatla ilgili bir dolu da gönderme var.

Masal sevenler için.

Not:3/4

18 Ocak 2018 Perşembe

Pippi Uzunçorap



Astrid Lindgren

Pegasus Yayınları

Pippi Uzunçorap, dünyada en çok sevilen ve okunan çocuk kitaplarından biri. Bu kitap da ilk macerası onun.

Pippi, çok sempatik, neşeli, hayalci, kendine özgü bir kız. Saçları örgü ve kızıl, çorapları birbirinden farklı. Ayakkabıları çok büyük. Çok da güçlü bir minik kız. İnsanları havaya kaldırabiliyor.

Annesi bir melek, babası ise çok uzaklarda. Pippi, babası ile çok seyahat etmiş ve her yerden bir sürü anı toplamış. Evde yalnız yaşıyor, okula gitmiyor. Parayı önemsemiyor, evinde ise çok altını var.

Sürekli olarak sokaklarda, ormanlarda, doğada yaşıyor, her yerden bir sürü şey topluyor. Düşünce tarzı tamamen kendine özgü. Birçok yalan da söylüyor ama hepsi tatlı yalanlar.

Yandaki evde yaşayan iki çocukla arkadaş oluyor, Annika ve Tommy. Onlar okul çocukları ve anne babaları ile yaşıyorlar. Pippi’yi çok seviyorlar, çünkü o sürprizli ve renkli. Üstelik evinde bir maymun ve ve bir at ile yaşıyor.

Pippi, Annika ve Tommy, birlikte evde ve çevrede çok eğleniyorlar, birçok macera yaşıyorlar, Pippi tuhaf ve komik olsa da insancıl olduğu için birçok şaşırtıcı ve iyi şeyler başarıyor.

Çok eğlenceli.

Not:4/4

17 Ocak 2018 Çarşamba

Buzdolabı



Dedemle babaannemin geleneksel atışmaları.

Kadınlar daha becerikli olur ya bizim evliliklerde. Erkekler genelde beceriksiz olduğu için, kadınlar zaman içinde çok şey öğrenir, ilerler, becerileri, kültürleri artar. Erkekler ise gelişmeye kapalı zaten.

Babaannem de bazı şeyleri dedeme bırakır. Yapsın becersin diye. Neyse ki, dedem de el işlerinde o kadar da kötü değil. Eli yatıyor bir şeylere. Ne bileyim, rutubetten kararmış bir duvarı kazıyıp yeniden boyamak gibi, bir gece lambasını tamir etmek, buna benzer şeyleri yapabilir.

Geçenlerde, en son, buzdolabı bozulmuş. Dedem akşam girişmiş tamire, tamam oldu demiş. Sabah kalktıklarında, babaannem, bakmış, çalışmıyor, buzdolabı. Dedeme, çalışmıyor bu, demiş.

Sabah sabah, belki de tersinden kalkmıştı ikisi de, dedem, bu, çalışmıyor bu, sözüne çok bozulmuş. Ne demek istiyorsun yani demiş, babaanneme, kinayeli bir söz mü bu, küçümser gibi söylüyorsun. Yani, sen zaten beceremezsin, belliydi, mi demek istiyorsun.

Ya demiş babaannem, hayır, alay, küçümseme filan yok, sadece bir durum saptaması yaptım, çalışmıyor bu, dedim, bir gerçeği söyledim, yani.

Ya demiş dedem, şunu daha ince yoldan söylesene, güm diye söylemesene öyle. Olur demiş babaannem, önce bir hazırlık yapayım sabah sabah, konuşma metni hazırlayım, sonra bozuldu, derim bir dahakine. Bayağı bir kavga etmişler, söylenmişler.

Öğleden sonra babaannem telefonda bunları anlatırken gülüyordu. 

16 Ocak 2018 Salı

Yüzük



Kapalıçarşı’ya bir tanıdığın tanıdığı kuyumcuyu görmeye gitmiştim. Sohbet edip çay içerken bir 
müşteri geldi.

Genç bir çocuk içeriye girdi. Birkaç ay önce kız arkadaşıyla gelmiş ve kız arkadaşı bu çocuğa bir kolye almış, hediye olarak.

Çocuk da diyor ki, o zaman geldiğimizde, kız arkadaşım bir yüzük beğenmişti ,  o yüzükten almak istiyorum  şimdi ona. Yüzüğün üzerinde Hamsa vardı, diyor, Fatima’nın eli. Çocuk da kız da Yahudiymiş.

Kuyumcu dedi ki, bizde hiç böyle bir yüzük olmadı. Çocuk, geldik diyor, beğendi işte. Hamsa değilse o zaman belki Hay idi, dedi. Hamsa da Hay da Yahudi inanışlarıymış. Hamsa el ve göz, Hay da hayat demek.

Kuyumcu, dükkanda daha önceden çalışan bir kızı aradı. Kız, bu çocukla kızı hatırladı. Ama o da iyi hatırlıyordu, kızın beğendiği yüzüğün, çocuğun söyledikleriyle hiçbir ilgisi yokmuş. Kızın beğendiği yüzüğün üzerinde bir düğüm motifi varmış.

Kuyumcu, bu çocuğa, sen iyi hatırlamıyorsun demek ki, ya da kız arkadaşını iyi dinlememişsin, deyince çocuk da öyle bir cevap verdi ki, hepimiz kahkaha attık, çocuk da öyle.

Çocuk dedi ki, ya o kadar çok konuşuyor ki o, söylediklerinin yarısını dinlemiyorum.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Bloglardan Seçmeler 2



GÖNÜLDEN DİLE

Zafer arkadaşımız, blogunun yıldönümü için büssürü kitap veriyo çekilişleeen.


BENİRVA

İki bloguyla aramızda olan şirin arkadaşımız, daha kişisel olan ve gezi paylaştığı blogunda bir blog keşif etkinliği düzenliyor. Bu etkinlik hepimiz için iyi. Yeni arkadaşlar tanımak ve kendimizi tanıtmak için. Siz de katılın.


ikinci blogu da bu adreste, Miss B.'nin, yani İzmirli Leydinin:


KOZMETİK PSİKOLOJİSİ

Sevgili arkadaşımız çekilişlen kol saati ve deodorant veriyor. Ayın 17'si son. Kaçırmayın.


NESLİCE TARİFLER

Son yazısında başdöndürücü bir pasta var. Amaniiiiin ! Kakao, muz, pandispanya! Kütük pasta.


İZEL TOLU

Hem iyi kitap okuyor hem de sosyolog olcak. Çok sıkıcı gibi gözüküyoooo ama değil işte sosyal bilimci ama şirin ve neşeli. Ablası İclal de iyi kitap okuyo.


KİTAP GÜNEŞİM

En sevdiğim arkadaşlarımdan ve onun kipat bilokusu.


GÜLÜMSE YÜZÜME

En tatliş kozmatik :) çilerimizden biri de o diyo ki hep gülümseyin yüzüme ona göre yoksa size cadı makyajı yaparım, ah ne kadan komik ne kadan.


CEYHUN ÇETİN

Kendisi, blogda yazar, bu blokta yazıyor, bizden bir blok ötede, köşede Burger King var ya işte o blok. Blokunda sosyal şeysiler yazıyor, yorumları da soslu ay sosyal, keyifli, yazılarında sos yok, organik yazıyor.


DEVRİK CÜMLELER

Onun blogundan liste yapıyom kendime, fakat kitap isimleri hep çok uzun. Zor oluyor. İsmi kısa kitaplar okusun lütfen. Bir de, devrik cümlelerini yerden toplasın, onun cümlelerini hep halının altında, etajerin altında buluyoruz yani. Cümleler devrik şimdi, aynalar da kırık. El atmışken lütfen ayna kırıklarını da toplasın, olmuyo amaaaağğğ.


DAMLA EKER

Bizim damla, damla eker yağmur biçer, bu işler böyledir, nekersen onbiçersin, Damla, hiç duymadığım yazarların hiç duymadığım kitaplarını okur ben şok :) ben şok markette bile bulamıyorum damlanın kitaplarını, bi damlacık zaten neresine okuyor bu kadar kitabı ben şok :)

14 Ocak 2018 Pazar

Lovecraft ve Galeano



İki iyi kitap.

CTHULHU’NUN ÇAĞRISI

H.P.Lovecraft

İthaki Yayınları

Lovecraft, Edgar Allan Poe ile birlikte korkunun, gizemin iki ustasından biri.

Yaklaşık 120 yıl önce yaşayan, hayatı da değişik, sorunlu, depresif bir insan ama hayal gücü inanılmaz. Kendine özgü karanlık, gotik öyküler yazıyor. Kendine dünyalar, kitaplar yaratıyor. Cthulhu adlı bir evreni var ve bu evrende efsaneler, yaratıklar var ve Necronomicon adlı bir de ölüler kitabı var kurguladığı.

Kendinden sonraki tüm yazarları etkileyen bir yazar. Lanetler, kehanetler, sırlar, ruhlar, mitoslarla dolu bir yazı evreni yaratmış kendine.

Tüm öyküleri çok ilginç.

Not:4/4




AYNALAR

Eduardo Galeano

Sel Yayıncılık

Galeano, Güney Amerikalı bir gazeteci yazar ve özellikle tarih ve politika alanlarında güçlü kitapları bulunmakta. Aynalar da bir dünya tarihi kitabı. Dünyanın oluşumundan bugüne dek dünyanın tarihini anlatmış bu kitabında. Bize öğretilenden çok alternatif bir tarih. Kitabında hiç belge, bibliyografi de yok. Yani alıntı değil yazıları. Kısa kısa dünyadaki her olayı anlatmış. Dünyanın unutulan tarihini bize hatırlatıyor. Bambaşka bir tarih okumak isteyenler için.

Not:4/4

Film Seçkisi 2



TUTKU OYUNU

L’amant Double

F. Ozon, 2017, Fransa

Evde, Kumun Altında gibi iyi filmleri olan estetik yönü gelişmiş yönetmenin sıradan filmlerinden. Görüntüler, oyuncular iyi, ancak konu eski ve karmaşık. İkiz psikiyatristlere giden genç bir kız bu iki adamın arasında oyuncak olur. Not:2/4

VEDA VAKTİ

Le Temps Qui Reste

F. Ozon, 2005, Fransa

Genç bir adam kanser olduğunu öğrenir ve ölümüne sevdiklerini alıştırmaya çalışır, herkesle konuşur ve ölüme hazırlanır. Yönetmenin en iyi filmlerinden. Not:3/4

UĞUR BÖCEĞİ

Lady Bird

Greta Gerwig, 2017, A.B.D.

Genç bir kızın okul, hayat, aile ile başa çıkması. Kız ufak bir çevrede yaşar ama hayalleri vardır. Başrolde Saorsie Ronan tatlı. Yönetmen de sevdiklerimizden. Film de hoş bir hafif komedi. Not:3/4

O KADIN

Elle

Paul Veerhoven, 2016, Fransa

Yönetmen Veerhoven, senarist Philippe Dijan, oyuncu Isabelle Huppert. Kadro sağlam. Bir iş kadını evinde tecavüze uğrar ve tacizcinin peşine düşer. İlginç film. Not:3/4

BİR SIRP FİLMİ

Sırpski Film, 2010, Sırbistan

İzlenmesi en zor korku filmlerinden. Gerçekten insan öldürerek zevk alan insanları anlatan filmlerden. Tez filmindeki gibi snuff videoları anlatıyor. Ölüsevicilik, pedofili, her şey var. Konu kötü ama film iyi. Herkes izlemesin. Not:3/4

HAYVAN DÜŞÜ

Nar Dyrene Drommer, 2014, Danimarka

Genç bir kız anne babasıyla yaşar. Annesi  hastadır, babası ona bakar. Genç kız kendinde tuhaflıklar hisseder. Rüyasında hayvan düşleri görmektedir. Çevrede biri öldürülür. Herkes ondan şüphelenir. Kuzeyin soğuk ortamında sakin ama içten kaynayan bir konu. Not:3/4

THELMA

Joachim Trier, 2017, Norveç

Tekrar, Oslo, Sessiz Çığlık gibi iyi filmlerini izlediğimiz yönetmenden yine iyi bir film. Kuzeyin ağır işleyen hayatında sakin bir gerilim. Kapalı bir ailede yetişen bir kız üniversite için Oslo’ya gelir. Üniversite yaşamında açılır, eskisinden daha rahat yaşar. Bir süre sonra doğaüstü yetenekleri olduğunun farkına varır. Görüntüler, oyuncular iyi, konu değişik. Genç yetişkin gibi giderken fantastiğe, gizeme, gerilime dönüşüyor. Not:3/4

SON VEDA

Okuribito, 2008, Japonya

Bir çellocu işsiz kalınca ailesini de alıp memleketine döner. Yeni bir işe başlar. Ölülere makyaj yapmak, sevdiklerinin onlara son vedalarında onları güzel göstermek. Zor bir iştir bu ama önemlidir de. Sevgiyle, insancıllıkla yapılınca bir fark yaratır. Yaşam, ölüm, sevgi üzerine etkileyici, duygulu, ince, hüzünlü, komik film. Not:4/4

L’ATALANTE

Jean Vigo, 1934, Fransa

Sinemanın en iyilerinden. Seksen yıl önce çevrilmesine rağmen heyecanla, mutlulukla ilgiyle izleniyor. Yönetmen bu filmi o yılların tekniğiyle nasıl bu kadar iyi çekebilmiş şaşıyor insan. Siyah beyaz film sanki sessiz film havasında. Yeni evli bir çift bir gemi yolculuğuna çıkar. Gemide iki kişi daha vardır. Yeni gelin, gemiden sıkılır, Paris’e gider, gemiye dönmez ama kocası da peşinden gider.  Nefis ve romantik. Not:4/4

ÜLKE VE ÖZGÜRLÜK

Land and Freedom

Ken Loach, 1995, İngiltere

Yönetmenin en iyi filmlerinden. Genç bir adam, işsiz parasızken, Londra’dan kalkıp İspanya’ya, iç savaşa katılmaya gider. İnandığı değerlere uygun gruplara katılır ama her şey karışıktır, başka gruplara katılır, ne olduğunu bile anlamadan kendi gibi İngiltere’den gelenlerle bile savaşır. İnsancıl ve politik film. Savaşın anlamsızlığını anlatıyor ama yine de savaşıyoruz işte. Not:4/4

13 Ocak 2018 Cumartesi

Kitaplar 2017



2017 yılında okuduğum 82 kitap genelde iyi kitaplardı. Bir iki tane gereksiz kitap olmuş.

En iyileri ise şunlar:

Pal Sokağı Çocukları-F.Molnar
Canterburry Hikayeleri-G.Chaucer
Tembellik Hakkı-P.Lafargue
Ermiş-H.Cibran
Ana-Gorki
Genç Bir Şaire Mektuplar-Rilke
İki Şehrin Hikayesi-C.Dickens
Her Güne Bir Nietzsche-A.Percy
Yüzde Yüz Düşünce Gücü-J.E.Addington
Hemşire Nimet-A.H.Güven

Ve diğer iyiler:

Hayal-Jale Demirdöğen
Berlinli Apartmanı-Yaprak Öz
Son Sığınak-R.N.Güntekin
Gönül Bir Yeldeğirmenidir-H.R.Gürpınar
Düş Deposu-T.Aşçıoğlu
Demir Özlü-Kendi Evine Varamamak
Demir Özlü-İşte Senin Hayatın
Herkes Ölür-Lawrence Block
Tozkoparan-T. Steen

Bunların yanında, blogçu arkadaşlarımızın kitapları da var, hepsi de iyiler. Mutfağın Hatıra Defteri, Cehennem Deresi, Parçalanmış Gülüşler, Selinanın Okul Macerası, Selinanın Yaz Tatili Macerası, Gökdelenin Tepesinden İnsan Manzaraları, Sevgiler Beno’dan, Ev Anası gibi kitaplarını okudum arkadaşlarımızın.

Bir de bunlara Saftirik Greg ve Tarkan serilerini ekleyebilirim. Diğer okuduğum kitaplar da iyiydi tabii ama bu listedekileri önemli buluyorum.

Bayan Yanı ve Gececi



Bayan Yanı

Bizim ülkenin ilk ve tek kadın mizah dergisi Bayan Yanı. Yaklaşık yedi yıldır çıkıyor. Eski Leman dergisi çizerlerinin kurduğu bu dergi bir yandan bizim geleneksel kadın kültürümüzün mizahını yapıyor, diğer yandan da özgür kent kadınının mizahını. Feyhan Güver ve arkadaşları çıkarıyor. Güver’in köy, kasaba kadını, pazenli, basmalı, gelenekli karikatürleri her zaman komik. Katina Karanikola da uzun zamandır Gökçeada’yı anlatıyor. Esprileri herkese göre değil, derginin.




Gececi

Gececi, bizde sürekli çıkıp sonra kapanan mizah dergilerinden belki de en yenisi. Ustalarımızdan Galip Tekin, ölmeden önce planlamıştı bu dergiyi. Kadro ünlüler geçidi gibi. Bülent Üstün, Kenan Yarar, Kaan Sezyum, Memo Tembelçizer, Suat Gönülay, Can Bonomo, Güven Erkin Erkal, Alpay Erdem ve diğerleri.

Son sayısında, Osmanlı’da Star Wars gibi hoş bir düşünce var. Eski çizgi roman, mizah dergilerinin tanıtıldığı yazı, eski bilgisayar oyunları yazısı ve Osmanlı mizahı yazıları ilginç. Tabii Kötü Kedi Şerafettin de var. Seveni, özleyeni çoktur. Bu dergi de eski Leman, Lombak havasında. Mizahı, herkese göre değil.

12 Ocak 2018 Cuma

Dimash ve Okay



Dimash ve Okay, ikisi de ilginç iki müzisyen.

Dimash Kudaibergen

Kazak şarkıcı, yirmi yaşlarında, üniversite öğrencisi, çeşitli sporlar yapıyor.

Şaşırtıcı bir sesi var. Ses aralığına şimdiye dek dünyada hiç rastlanılmamış. Aynı şarkıda bas, bariton, tenor, soprano söyleyebiliyor. Yunus sesiyle söyleyebiliyor. Klasik eğitim almakla birlikte kendisi belki tanınmak için popu seçmiş.

Çok da duygulu ve severek okuyor. Kendi de pek hoş, duruşu da. Şarkı söyleyiş tarzı insanı ağlatıyor. Belki Kazak olmasa dünya devi olur. Çin’deki bir yarışmada S.O.S adlı şarkıyla parlıyor. Youtube’da çok şarkısı var.




Okay Kaya

Okay, değişik ve özgün bir müzisyen. Deneysel bir tarzı var. Sesi de, şarkıları da, atmosferi de hoş. İsmi Türk gibi ancak Norveç asıllı Amerikalı. Henüz albümü yok ama nette çok ünlü. Duruşu, havası da iyi. Nette, Soundcloud’da birçok iyi şarkısı var. Aynı zamanda sinema oyuncusu.

11 Ocak 2018 Perşembe

Film Seçkisi



MALEFİZ

Malefficient, 2014, A.B.D.

Anime havasında fantastik bir peri masalı. Malefiz, ormanda yaşayan bir peri, kanatları var ve büyü yapabiliyor. Bir zamanlar sevdiği adam ona kötülük yapıyor ve peri acımasızlaşıyor. Sevdiği adamın kızı Aurora’yı kaçırıyor. Eğlenceli, görseller güzel. Not:3/4

RIFF RAFF

Ken Loach, 1991, İngiltere

Yönetmenden bir işçi sınıfı filmi. İnşaat işçilerinin gündelik yaşamı. Stevie, inşaatta çalışır ve boş bir inşaatta yaşar. Kız arkadaşı da başarısız bir şarkıcıdır. Sade, doğal film. Kaliteli. Not:3/4

HERKESİN HAYATI

Chacun Sa Vie

Claude Lelouch, 2017, Fransa

Burgundy’de jazz festivali sırasında bir grup arkadaşın arasında aşk ve arkadaşlık ilişkileri. Fransız sinemasının birçok ünlüsü var filmde. Sevimli, komik. Not:3/4

SICARIO

Denis Villeneuve, 2015, A.B.D.

Bir kadın FBI ajanı, uyuşturucu trafiğinin işleyişini anlamak için Meksika’ya gider. Çok karmaşık bir sistem vardır. FBI ajanları da pek temiz değildir. İlginç, sıkı aksiyon. Senaryo, son yılların iyilerinden Taylor Sheridan’a ait. Not:3/4

İKİ ELİ KANDA

Hell or High Water, 2016, A.B.D.

İki adam, bankaya kaybettikleri çiftliklerini geri almak için Teksas’da banka soymaya başlarlar. Bir günde birden fazla banka soyuyorlardır. Peşlerinde ise yaşlı bir şerif vardır. Şerif Jeff Bridges. Senaryo, Taylor Sheridan. Çok güzel bir Western tarzı suç filmi. Not:3/4

KARDAKİ İZLER

Wind River

Taylor Sheridan, 2017, A.B.D.

Karda buzda geçen bir suç filmi. Bir FBI ajanı ile bir iz sürücü, bir Kızılderili kadının katilinin peşine düşerler. Sürükleyici aksiyon. Not:3/4

SESSİZ ÇIĞLIK

Louder than Bombs

Joachim Trier, 2015, A.B.D

Tekrar ve Oslo gibi filmlerini izlediğimiz Norveçli yönetmenin ilk A.B.D. filmi. Annelerini kaybeden bir ailenin toparlanma çabası. Baba ve iki oğul. Baba, iki oğlu ile de ilişki kurmaya çabalar. İyi dram. Not:3/4

YAĞAN TAŞLAR

Raining Stones

Ken Loach, 1993, İngiltere

Yoksul İrlanda yaşamı. Bir baba, kızının ilk dini ayini için ona elbise almak ister ama parası yoktur. Para toplamak için her işe girer çıkar hatta ufak ve uygunsuz işler de yapar.  Yönetmenden yine insancıl bir film. Not:4/4

PAN’IN LABİRENTİ

El Labirento del Fauno

Guillermo Del Toro, 2006, Meksika

Unutulmaz bir peri masalı. Babası ölen ufak bir kız, annesi ile birlikte üvey babasının yanına yerleşir, İspanya’da savaş zamanıdır. Üvey baba çok acımasız biridir. Ufak kız, gerçeklerden kaçmak için bir hayal dünyasına sığınır. Periler vardır, orman vardır, babasına ulaşmak için uğraşmak zorundadır. Rüya gibi bir masal. Not:4/4

SENİN ADIN

Kimi No Na Wa

Makoto Shinkai, 2016, Japonya

Birbirinden çok uzakta yaşayan bir kız bir oğlan, rüyalarında birbirlerini görmekte ve birbirlerinin yerine geçmektedirler. Yaşadıkları zaman da farklıdır. Ancak aralarında bir bağ vardır, bedenlerini değiştirebiliyorlardır. Zaman ve mekandan bağımsız olarak birbirlerine ulaşmaya çalışırlar. Nefis anime, romantik, sevimli, hüzünlü. Rüya gibi masal gibi. Not:4/4

10 Ocak 2018 Çarşamba

Bloglardan Seçmeler



Kiraz Kahve

Aramızdaki eskilerden artık o ve şimdi bir çekiliş düzenliyor ve çekilişi de ilginç Evim dergisine bir yıllık abonelik hediye ediyor.


Yüreğimin İklimi

Yeni arkadaşlarımdan ve benim blog gibi her şeyden yazıyor yani. Kültür sanat kitap dergi film ayrıca mutfak ev hali ve gündelik yaşam üzerine düşünceler. Renkli blogçuuuu.


Kar Tanesi

Çok eski arkadaşlarımızdan o Kübra, öğrenciydi, sonra işe girdi, şimdi evlendi ve hamile. O da en şirinlerimizden yanii.


İçimdeki Yaz

Yeni arkadaşlarımdan o da ve pek zarif şeyler yazıyor, ayrıca kitap müzik sanat da ve blogu hoş ve ferah.


Ahu Kader

En eski ve tatlı arkadaşlarımızdan o da yıllardır bize her şeyini anlatır Almanyadan.


Kağıt Salıncak

Aramızdaki en iyi ve biriciklerden o nefis bir eski yıl özeti yazmışşş.


İnci

Sevgili arkadaşımızın kitap blogu çok çok iyi.


Aslolan Güzellik

Eski olmasına rağmen yeni karşılaştığım arkadaşlarımdan, kozmetik bakım alışveriş yazıyor.


Kadın ve Sağlık

Aramıza yeni katılan arkadaşımız annesinin tariflerini ve kendisinin dizilerini yazıyor çoğunlukla. Tarifler kaçmaz. Çok zengin blog.


Gönül Defterim

Aramıza yeni gelen Didem arkadaşımız çok etkileyici yazıyor.

9 Ocak 2018 Salı

Legion



Legion, Marvel evrenine ait bir fantastik bilimkurgu ancak şimdiye dek izlediğimiz hiçbir Marvel filmine dizisine benzemiyor.

Evet doğaüstü güçleri olan karakterler var ama Batman, Süperman, Spiderman, X-Man gibi uçan tekmeler, yumruklar, bir anda gökdelene zıplamak gibi aksiyonlar yok. Hatta hiç aksiyon yok o anlamda.

Burada aksiyon neredeyse hep beyinde olup bitiyor, anılarda. David adlı bir şizofren var ve akıl hastanesinde iyileşmeyi bekliyor. Kafasında hep konuşanlar var. Ama ya bu sesler gerçek ise ve adam şizofren değil de bir doğaüstü varlık ise. Ya da çok yetenekli bir insan.

Bir de hiç dokunamadığı bir kız varsa, bu kız dokunma ile başkasının ruhuna girebiliyorsa. Kızın da adı Syd Barrett ayrıca, Pink Floyd’un erkenden emekli olan dahisi. David ve Syd sevgili olurlar ve birbirlerine hiç dokunamazlar. İkisi de mutant süper kahramandırlar ancak David Syd’i öper, erkek kızı öper ve dram başlar. Birbirlerinin yerine geçerler.

Bu arada David’in ve Syd’in peşinde olanlar vardır. Üçüncü Bölüm adlı grup. Dünyayı yönetenler yani. David, onlardan kaçabilmek için beynindeki sesleri çözüp çocukluğuna inmelidir.

Legion, çok ilginç ve değişik bir Marvel dizisi. Oldukça karmaşık ve sakin de ayrıca. Ancak o sakinlik içinde akıl almaz olaylar oluyor. Felsefik bir dizi. Kültür sanat düşünce tarihine göndermelerle dolu. Müzikler de öyle. Diğer Marvel’lerden sonra bu elit bir dizi diyebiliriz.

Yönetmen de pek sevdiğimiz Fargo’nun yönetmeni, Syd de Fargo’dan. David de son yılların yakışıklısı, Güzel ve Çirkin’in çirkini, Dan Stevens.

Kaçırmayın.

8 Ocak 2018 Pazartesi

Mindhunter



En yeni suç dizilerinden. Psikoloji temelli suç dizisi.

1970’lerde geçiyor. 70’lerin müzikleri de var. Dizideki ünlü şarkılardan bazıları, Steve Miller Band’dan Fly Like an Eagle, David Byrne’den Psycho Killer.

Yönetmenlerden biri Dövüş Kulübü’nün yönetmeni David Fincher. Kadın başrol, Fringe’den Anna Torv. İki erkek başrol oyuncusu da günümüzün popülerlerinden.

Dizide, bir rehine kurtarma görüşmecisi ve bir davranış bilimleri uzmanı ikili ekip olurlar ve Amerika’daki polis karakollarını gezerek polislere suçlu psikolojisini anlatırlar.

Bu süreçte akıllarına ilginç bir fikir gelir. Ağır suçlar işleyen sosyopat katillerin suçlarını önleyebilmek ve gelecek suçların önüne geçmek için hapishanelerde bulunan en çılgın seri katillerle görüşmek ve onları tanımak ve suçlu içgüdülerini ve motivasyonlarını anlayabilmek.

İkili, bu amaçla en azılı seri katillerle görüşmeye başlarlar. Bu katiller elbette çok vicdansızdır. Özellikle, anneleri tarafından aşağılanmışlardır. Ortak özellikleri saptamaya çalışırlar.

Birinci sezonu biten dizi sakin ama şaşırtıcı. Suç, dram, polisiye, psikoloji ve insan aklına meraklı olanlar için ilgi çekici.

7 Ocak 2018 Pazar

Cesur Yeni Dünya



Aldous Huxley

İthaki Yayınları

Dünya edebiyatının temel eserlerinden biri. Le Guin’in Mülksüzler, More’un Ütopya, Orwell’in Hayvan Çiftliği, 1984’üyle, Bradbury’nin Fahrenheit 451, Zamyatin’in Biz, Golding’in Sineklerin Tanrısı adlı romanlarıyla aynı havada. Distopya, bilimkurgu, edebiyat.

Bütün başyapıtlarda olduğu gibi kalıcı ve yazıldığı zamanda geleceği gören bir kitap. Yaklaşık 80 yıl önce yazılmış olmasına rağmen sanki günümüzü anlatıyor. Belki de o zaman görmüş yazar, tüketim toplumunun simule edilmiş insanları olduğumuzu, yabancılaştığımızı, kuşatıldığımızı, şartlandığımızı. İsteklerimizin, hayallerimizin bizim olduğunu sanıyoruz ama değiller her şey bize sunuluyor.

Hayal gücü yüksek bu fantastik kitapta gelecekte bir toplum var. Uykuda eğitiliyor, aile, aşk, üreme gibi insani etkinlikler hepsi planlı, teknolojik, herkes mutlu. Herkes manipüle edildiği için hiçbir şeyin de farkında değil. Birörnek insanlar. Her şeye sahip ama özgür olmayan insanlar.

Roman hayali olsa da her hayal gibi gerçeklerden yola çıkıyor. Cesur yeni Dünya devletinde Henry Ford var örneğin, Amerikan otomobil devi. Komik yanlar da var. İnsanlar kuluçkada doğuyor. Yani seri üretim gibi.

Kitabın başında, Huxley’in kitaba yıllar sonra yeniden yazdığı bir önsöz, kitabın sonunda ise kitaptaki evren ile ilgili açıklamalar bulunuyor.

Karamsar, merak uyandırıcı, şaşırtıcı, aynı zamanda da ufuk açıcı, çünkü, yöneticilerimiz ve güçlüler tarafından nasıl idare edildiğimizi, kandırıldığımızı gösteriyor.

Not:4/4

6 Ocak 2018 Cumartesi

Korku Geçidi



Tez (Thesis), 1996, İspanya
Yüksek Tansiyon (Haute Tension), 2003, Fransa
Ölüm Provası (Odishon), 1999, Japonya
Şeytanı Gördüm (Ang Ma Reul Bo At Da), 2010, Güney Kore


İşkence Odası (Martyrs), 2008, Fransa
Ölüm Çığlığı (Rec), 2007, İspanya
İçerde (A L’interiur), 2007, Fransa
Bir Sırp Filmi (Sırpski Film), 2010, Sırbistan


Yaratık (The Gwoemul), 2006, Güney Kore
Cloverfield Yolu No:10 (10 Cloverfield Lane), 2016, A.B.D.
Mısır Tarlası Çocukları (Children of the Corn), 1984, A.B.D.
Dehşet Kapanı (The Cabin in the Woods), 2011, A.B.D.
Korku Kapanı (Wrong Turn), 2003, A.B.D.


Korkunun çok sayıda türü var. Üstteki liste, tüm korku sineması içinde en iyiler bencesi. En ilginç, vahşi, iğrenç olanlar. Korku sevenler genelde en korkuncu, en serti sever. Gerilim sevenler gibi. Bu filmler de çarpıcı. Ancak, herkese göre değil bunlar. Etkilenmeden izleyebilenler için. Korkuyu da komediyi de aynı tepkilerle izleyebilenler için. Yoksa, izlemesi, sindirmesi çok zor. Midenizi kaldırabilir. Ancak bu durum, bunların korku türünün iyi örnekleri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ayrıca, korkuda görüldüğü gibi en iyi ülkeler, İspanya, Fransa ve Uzakdoğu. Amerikalılar ise en yumuşak hafif  ve zeki olmayan korkuları çekiyorlar. Bu filmleri sadece korku hayranlarına önerebilirim.

5 Ocak 2018 Cuma

Mim:Geriye Bakış 2017




Sevgili She is the man, güzel bir mim yapmış. Onu da bizim artık eskilerden olan Esseve Rin mimlemiş. Esseve zatensi beni de mimlemişti. 2017'de kültür sanat tüketimimiz, film kitap dizi foto blog yazısı gibi işte. Genelde zaten yeni yıla girerken geçen yılın listelerini yapıp en iyilerini seçiyorum. Yakında yazıcam zaten de en iyileri. Bu mim sadece istatistiksel sonuçlar.



Okunulan kitap sayısı: 82

Genel olarak her yıl benzer sayıda okuyorum zaten. Bu yıl kitaplar nitelik olarak da iyiydi. En iyileri seçicem yakında. Hepsini yazmıştım blogda.

İzlenilen dizi sayısı: 26

Kore, yerli, yabancı, anime, her türden her telden izledim yine. Geçen yılın dizilerinden çok memnunum. En iyiler dökümünü yapıcem.

İzlenilen film sayısı: 201

Genelde ortalama bu kadar izliyorum. Aslında biraz çok bu. Biraz azaltmalı. Bu yıl, sadece çok iyi filmleri izleyeceğim. En iyiler listesini de yapıcam yakında.

Blogda paylaşılan yazı sayısı: 400

Bu da normal. Genel ortalamam bu. Yaklaşık ayda 35 yazı. Ancak, yıl sonunda biraz temizlik yapıyorum. Duyuru, mim, seçmeler gibi yazıları siliyorum. Bir de film, dizi, kitap, dergi gibi yazıları silip bunlar arasında en iyilerin listelerini yapıyorum.

Instagramda paylaşılan foto sayısı: 100

Eh bu da idare eder işte. Bunların yanında 11 adet kültür sanat edebiyat mizah dergisi alıp okumuşum. Genelde konser, resim sergisi, tiyatro, gösteri tüketimim :) de iyidir ama bu yıl bu konularda çok zayıf geçmiş. Filmi azaltıp kitabı çoğaltayım bir de.

Mimi isteyen ve zamanı olan herkesler yapabilir kiiii.

4 Ocak 2018 Perşembe

Şemsiye



Dedem, gençliğinde küçük şehirden büyük şehre geldiğinde, Söke’den İzmir’e yani, marangozluk ve tatlıcılık yaparmış. Ben de hep sorarım, fede, dedeme fede diyorum, hep f ile konuşurum, fedeciğim, feden fatlı ve farangoz, fe falaka, neden tatlı ve marangoz, ne alaka yani.

O da ekmek parası der. Ben de hımm derim. Çok anlamış gibi sanki. Birden bütün dünyayı çözmüş gibi. Ekmek parası olarak tatlı ve marangoz. Ekmek parası şeklinde tatlılar, ekmek tatlısı üstünde para var, ekmek parası tahtaları, mobilya. Birden aydınlanırım. Işıklar yanar. Demek ki beynimde elektrik kabloları iyi döşenmiş zamanında.

Nesne ve maddiyata dair her şeyi unuturmuş fedem. Anahtarını çaycıda, cüzdanını kahvede, çantasını parkta. Sormuştum ona, fede, çantanda tatlı mı taşıyordun, ekmek parası mı, yoksa marangoz mu? Fedem de bana bakardı, acaba sen deli misin, sosyopat mısın, psikopat mısın, gibi bir bakış tabii bu.

Şemsiyeleri de hep tek kullanımlıkmış. Hep kaybedermiş ya. Restoranlarda kapıya yakın konur ya şemsiyeler, o da orda bırakır ama unuturmuş, büyük şehire de geldi ya, hatırlamazmış nerde yediğini. Bir gün yolda bir şemsiye bulmuş. Çok pahalıymış o şemsiye, onu hiç kaybetmemiş, hiçbir yere bırakmamış.

Hep onu arkasından durdurup bu sizin mi derlermiş, seslenip ona ait bir şeyleri uzatırlarmış. Ben de dedim ki, fede, ben olsam tatlıları hiçbir yerde unutmazdım, hepsini yerdim zaten. Yine boş baktı gözlerime.

Fede, neden büyük şehire geldin ki o zamanlar? Şöyle demişti o da, küçük şehirlerin insanı güzel oluyor bu yüzden hep sevdim öyle yerleri hep belirttim de ama zaman ilerledikçe soğudum. İnsanları tutucu olunca cennet, cehenneme dönebiliyor bir anda. Küçük şehir insanı tutucu oluyor çok. O yüzden kaçıp büyük şehire sığındım ve kayboldum kalabalıkta.

Yine çok şey öğrenmiştim ondan.

3 Ocak 2018 Çarşamba

Aforizmalar



Yani çıkarımlar, kısa düşünceler gibi şeyler işte. Bazen kendi kendimize bir şeyler düşünürüz, notlar alırız ya onlardan. Böyle notlar alıp bunları bir deneme veya öyküye dönüştürürüm bazensi.

Akşam eve doğru giderken, metro kalabalık, migros, bim kalabalık, insan ister istemez bir dolu şey düşünüyor, boşluktan. Örneğin, bu akşam aklıma gelenler:

“İstanbul’u yaşa ama İstanbul’da yaşama.”

“Bizim ülke mutlu insanı sevmiyor, mutsuzu, şikayet edeni seviyor, suratı asık olanı, mutlu insan görürse onu mutsuz etmek istiyor.”

Böyle şeysiler işte. Böyle not aldıklarımdan yazayım biraz. Bu düşünceler genelde yürürken, metroda veya vapurda aklıma geliyor. İnsanları seyrederken. Aslında dediğim gibi bu sözlerimden deneme veya şiir yazabilirim ama bunlar da böyle ham kalsınlar işte.

“Her ağladığımda gözyaşımdan bir kelebek uçar dönmez geri”.

“Sevgiyi sözcüklerle anlatmak çok zor çünkü o harflerde gizli”.

“Kabuklu fıstık açılır ama kalp kabuk bağlarsa açması zordur”.

“İstanbul, rimelleri akmış yorgun ama güzel bir kadın gibi”.

“Bir keresinde tam özümü bulmuştum ama sonra yine kaybettim”.

“Hayallerimizin gerçekleşmemesi daha iyi bizim için, daha canlı tutuyor insanı”.

“Kitaplar, yolumuzu kaybettiğimizde bize ışık olan deniz fenerlerimizdir”.

“Bir sümüklüböcek gibi arkamızda parıltı bırakarak yaşamalı”.

2 Ocak 2018 Salı

Sis



Kalbiniz kırıktı

Yaralıydınız

Paris’te karşılaşmıştınız

Adlarınız Simone ve Bernard idi

Sisin altında Paris çok romantikti

Arkadan bir melodi geliyordu

Sous la brume de Paris



Bir şarkı tut dedi Bernard

Love is blue olsun dedi Simone

Bizim şarkımız olsun 

1 Ocak 2018 Pazartesi

Müzik Seçkisi



Gültekin Gönülaçar-Cano
Selahattin Özdemir-Yaşarken Ölenler
Murat Dalkılıç-Neyleyim İstanbulu
Elliot Wheeler-Power
Melanie Martinez-Cry Baby
Şebnem Ferah-Deli Kızım Uyan
Hande Yener-Faili Meçhul
Lana Del Rey-Summertime Sadness
Michael Buble-Quando Quando
Michael Buble/Laura Pausini-You Will Never Find
Bilal Hancı-Ağlama Beni Ana
Peppino Di Capri-St.Tropez Twist
Bilal Sonses-Günahımı Aldın
Bilal Sonses-Küçüğüm
Bilal Sonses-Ben Eski Ben Değilim
Aisha Badru-Waiting Around
Ahmet Şafak-Vay Delikanlı Gönlüm
Tuğba Özerk-Doğum Günün Kutlu Olsun
Hande Yener-Aşk Ateşi
Karlos Yaren-Yanarım