17 Şubat 2018 Cumartesi

Dorn ve Punk



Travma

Wulf Dorn

Pegasus Yayınları

Dorn’un romanları çevrilip yayınlanmaya devam ediyor. Türü, psikolojik gerilim, korku, gerilim diyebiliriz.

Hain Yüreğim’de hayaller gören sineztezik bir kız vardı. Herkes onu deli sanıyordu. Travma’da da yine deli gibi görünen bir kadın var.

Bir kadın yolda kaza yapmış halde bulunur. Bagajında da bir çocuk cesedi vardır. Kadını yolda rastgele bulan da ablasının eski eşidir. Bagajdaki de o çiftin kızları.

Kadın, yazlık evlerinin olduğu köyden arabayla hızla kaçmıştır. Çünkü, köyde bir kabus yaşanmaktadır. Çok sayıda insan köyde aniden yok olmuştur.

Psikolog ve polis elbette kadının hikayesine inanmaz ama araştırdıkça kabus devam eder.

Türü sevenler için iyi roman.

Not:3/4




Punk Felsefesi

Craig O’Hara

Çitlembik Yayınları

Müzik severler, müzik üzerine okumayı, müzik tarihini incelemeyi sevenler için çok ilginç bir kitap.

Bir zamanlar özellikle A.B.D. ve İngiltere’de yaygın olan Punk müziğin düşüncesini, giyimini, müziğini anlatıyor. Anlatan da akımın içinden bir müzisyen. Punk, dışarıdan bakınca, tuhaf saçlı, tuhaf giyimli, şiddet yanlısı insanların yaptığı müzik gibi görünür. En ünlü grup da Sex Pistols.

Kitap ise bize dışarıdan görüneni değil de müziğin gerçeğini anlatıyor. Punk da birçok müzik türü, kültür akımı gibi varolanın içinden varolana karşı olarak çıkıyor. Haliyle isyankar. Her zaman yeniye deli gibi, yıkıcı gibi bakılır zaten. Punk da Dazlaklar ile karıştırılıyor. Metalciler ile Satanistlerin karıştırılması gibi.

Hippiler, Punk, Metal gibi müzikler olmasaydı örneğin şimdi de Indie müzik olmazdı.

Meraklısı için olan kitaplardan.

Not:3/4

16 Şubat 2018 Cuma

Seçme Filmler 2



Sevmek Zamanı (Metin Erksan, 1965)
Ah Güzel İstanbul (Atıf Yılmaz, 1966)
Vesikalı Yarim (Lütfü Akad, 1968)
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (Ahmet Uluçay, 2004)
Sonbahar (Özcan Alper, 2008)
Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden Kıral, 1979)
Issız Adam (Çağan Irmak, 2008)
Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974)
Hokkabaz (Cem Yılmaz, 2006)
Casablanca (M. Kurtiz, 1942)
Spartacus (S.Kubrick, 1960)
İnsanlar Yaşadıkça (F.Zinnemann, 1953)
Vadim O Kadar Yeşildi Ki (J.Ford, 1941)
Kızgın Damdaki Kedi (R.Brooks, 1958)
Aşk Mevsimi (M.Nichols, 1967)
Atları da Vururlar (S.Pollack, 1969)
Tiffany’de Kahvaltı (B.Edwards, 1961)
Sunset Bulvarı (B.Wilder, 1950)
Roma Tatili (W.Wyler, 1953)
Kahirenin Mor Gülü (W.Allen, 1985)
Batı Yakası Hikayesi (R.Wise, 1961)
All That Jazz (B.Fosse, 1979)
Dans Tutkunları (R.Attenborough, 1985)
Kara Tahta, 2000, İran
Cennetin Çocukları, 1997, İran
Bir Kız (Flickan), 2009, İsveç
Alıç Ağacının Altında, 2010, Çin
Kırmızı Renkli Gri Kamyon, 2004, Sırbistan
Savaş Cadısı, 2014, Kanada
Lizbon’a Gece Treni, 2013, Portekiz
Metalci, 2013, İzlanda
Buzdan Hayaller, 2003, İzlanda
Once, 2006, İrlanda
Düşüş, 2006, Hindistan
Bataklık, 2014, İspanya
Kuzey Kutbu Aşıkları, 1998, İspanya
Eğitmenler, 2004, Almanya
Teneke Trampet, 1979, Almanya
Arabulucu, 1971, İngiltere
Billy Elliot, 2000, İngiltere
Wit, 2001, A.B.D.
Tatlı Budala, 1968, A.B.D.
Mutluluğa Boya Beni, 2008, Fransa
Dönüş Yok, 2001, Fransa
Hayat Bağları, 1970, Fransa
Silahların Seçimi, 1981, Fransa
İkinci Nefes, 1966, Fransa
İkarus’un İ’si, 1979, Fransa
Yaz Saati, 2008, Fransa
Akdeniz, 1991, İtalya
Farinelli, 1979, İtalya
İsa Eboli’de Durdu, 1979, İtalya
En İyi Teklif, 2015, İtalya
Şahane Cesetler, 1976, İtalya
Gece, 1961, İtalya
Ada, 1988, Türkiye
Benim Sinemalarım, 1990, Türkiye
Kagemusha, 1980, Japonya
Narayama Türküsü, 1983, Japonya
Ulisin Bakışı, 1995, Yunanistan
Sarayın Sessizliği, 1994, Tunus
Güz Sonatı, 1978, İsveç
Amcam, 1958, Fransa
Rastgele Balthazar, 1966, Fransa
Bir İdam Mahkumu Kaçtı, 1956, Fransa
İdam Sehpası, 1958, Fransa
Öldürme Arzusu, (Flic Story), 1975, Fransa
Sen Benimsin, 1969, Fransa
Yağmurla Gelen Adam, 1969, Fransa
M, 1931, Almanya
İradenin Zaferi, 1935, Almanya
Kabare, 1972, A.B.D.
Nehirde Ölüm, 1950, A.B.D.
Ay Prensesi, 2008, Macaristan
Boş Ev, 2004, Güney Kore
Prensim, 2015, Fransa
Cuba Feliz, 2000, Küba
Açık Kalpler, 2002, Danimarka
Let's Make Love, 1960, A.B.D.
Suçlular Aramızda, 1964, Türkiye
Arıcı, 1986, Yunanistan
Merhaba Hüzün, 1958, A.B.D.
Fusi, 2015, İzlanda
Sıradışı İlişki, 2016, İtalya
Julieta, 2016, İspanya
Acı Hayat, 1962, Türkiye
Yürüyen Şato, 2004, Japonya
Yaşamın Kıyısında, 2016, A.B.D.
Ağ, 2016, Güney Kore
Siyah Orfe, 1959, Brezilya
Kelebeklerin Dili, 1999, İspanya
Leningrad Kovboyları Amerikaya, 1989, Finlandiya
Zorba, 1964, Yunanistan
Toz Bezi, 2015, Türkiye
Siyam Balığı, 1983, A.B.D.
Kafa Avcıları, Norveç, 2011
Kafa Avcısı, 2009, Danimarka
Alfredo Alfredo, 1972, İtalya
Aile Şerefi, 1970, Fransa
Kaçak, 1971, Fransa
Sorayayı Taşlamak, 2008, A.B.D.
Dehşet Yolcuları, 1953, Fransa
Mavi Kadife, 1986, A.B.D.
Betty Blue, 1986, Fransa
Vahşi Duygular, 1990, A.B.D.
Yüreğinin Sesi, 1995, Japonya
Bir Panayır Hikayesi, 2008, Türkiye
Uzak İhtimal, 2009, Türkiye
Ölümcül Güzellik 2, 2012, Çin
Seçim Gecesi, 1999, Danimarka
Daha Fazla, 1998, A.B.D.
Açgözlülük, 2014, A.B.D.
Başka Bir Aşk Hikayesi, 2007, Danimarka

15 Şubat 2018 Perşembe

Tezgah



Kapakta “bu geldiğin en güzel tezgah” yazıyor. Yeni dergilerden Tezgah insanda hemen olumlu bir izlenim bırakıyor. Belki de kapaktaki Leon ve Mathilda yüzünden.

Girişte “okura sesleniş” çok komik. Ayın dosyası Leon filmi. Güzel bir seçim çünkü insan Leon ve Matilda üzerine okumaya hiçbir zaman doymaz. Luc Besson’un Holivud tarzı ama çok Fransız filmi. Ayrıca bir Leon posteri de vermişler.

Gupse Özay sohbeti hoş. Yılmaz Vural’in idam anısı çarpıcı, çocukken bir idam izlemiş. Sezgin Kaymaz, Sunay Akın, Müfit Can Saçıntı da var dergide.Giovanni Scognamilllo’nun Beyoğlu sinemaları anıları ilgi çekici.

Önemli yönetmen Tony Gatlif sohbeti keyifli. Ayrıca çizgi romanlar, hikayeler, denemeler, anılar bol derginin bu sayısında.

Son zamanlarda okuduğumuz en mutluluk verici dergilerden biri. Popüler kültür ve edebiyat dergisi sayılabilir.

14 Şubat 2018 Çarşamba

Kelimelerle Dans


O tatliş blogçu arkadaşlarımızdan yaa. Her şeyini anlatır böyle duygulu ve enerjik bir dille ben de çok heyecanlanırım onu okurken, ay naptı şimdi noldu diye.

Annatcağı bişi vardı. Bişi oldu demişti ama neydi söylememişti. Allam ben de noldu yaaa arkadaş bişeysi mi yoksa gönül işi mi nedir bu derken ardından nefis bişi çıktııı.

Kendisi, kaldırımların biz yayalar için yüksek olduğunu düşünüyordu, yaşadığı bölgede. Bunun için belediyeye yazdı, tüm resmi kişilere mail attı ve rica etti.

Ve bizim ülkede pek olmayan bir şey oldu ve ona cevap verdiler ve belediye tadilat yaptı, kaldırımlar alçaltıldı.

Bu önemli gerçek hikayeyi siz de mutlaka okuyun. Gerçekten de insan bazen sesini duyurabiliyor demek ki. Değiştirebiliyor çevresini.

Arkadaşımızı kutlamak lazım valla. Okuyun yazısını.

Ve bir önce yazdığı 'ne güzel insanlarsınız siz' adlı yazıyı da mutlaka okuyun. İnsanlarla ilgili yazısını.

13 Şubat 2018 Salı

Müzik Seçkisi 3



Fairuz-Al Bosta
Can Ozan/Deniz Tekin-Transatlantik
21. Peron-Anlatamıyorum
Lucia-Days
The Chainsmokers and Coldplay-Something Just Like This
Diana Panton-Is it really you?
John Legend-All of Me
Nena-99 Luftballons
Andrew Bird-Pulaski at Night
Kaleida-Echo Saw You
Kaleida-Think
Apparat-Goodbye
Kreator-Pleasure to Kill
Yo Yo Ma/Piazzola-Libertango
Nilüfer- Namussuz Akşamlar
Nilüfer/Hayko-Aşk Kitabı
Ersay Üner-İki Aşık
Troye Sivan-My My My!
Steve Aoki/Lauren Jauregui-All Night
Charlie Puth-If You Leave Me Now

12 Şubat 2018 Pazartesi

Sevme Sanatı



Erich Fromm

En ünlü, sevilen, çok okunan kitaplardan biri.

Erich Fromm ünlü bir ruh bilimci ve 1960’lar, 70’lerde tanınıyor kitapları ile. Bir de Wilhelm Reich var. O da öncelikle Dinle Küçük Adam ve diğer kitaplarıyla tanınıyor, dünyada ve bizde.

Fromm’un, Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri, Özgürlükten Kaçış, Sağlıklı Toplum gibi hepsi birbirinden iyi ve önemli kitapları var. Sahip Olmak ya da Olmak da çarpıcı olanlarından biri.

Bu kitapları, Fromm’u, Reich’i, ayrıca Fransız yazar Simone De Beauvoir’ın kitaplarını ve birçok sosyal, toplumsal, bilimsel, düşünsel kitapları bizde Payel Yayınları basıyor 1970’lerde.

Sevme Sanatı, nasıl seveceğimizi gösteriyor. Tabii ki bilimsel yönden açıklıyor. Neyin sevgi olmadığını, olduğunu. Neden sevdiğimizi, sevgi türlerini. Neden ihtiyacımız olduğunu sevgiye, sonra da neden abarttığımızı, taktığımızı, deli gibi sevdiğimizi. Güzel sevmediğimizi.

Örneğin, seni seviyorum derken aslında sen de beni sev diyoruz, bak ben sana söyledim, sen de bana söyle işte, yani en baştan daha sevgi bir pazarlık konusu. Halbuki, sevmek özgür bir eylem. Olmalı yani. Genelde sevgiyi özgürlük olarak değil bağımlılık, tutsaklık gibi yaşıyoruz. Eğer sevdiğimizi özgür bırakıyorsak o zaman ondan vazgeçmişizdir. Biz insanlar sevgideki özgürlüğü böyle çok pratik anlıyoruz yani bencilce.

Sevmek öğrenilebilen bir şey.

11 Şubat 2018 Pazar

Soğan Yahnisi


Soğan yahnisi, papaz yahnisi olarak da biliniyor. Orijinal bir Girit yemeği. Orijinal adı da Stifado. Avrupa’da da Stifado olarak biliniyor, sunuluyor.

Bu yemek, körpe dana eti ile de kuzu eti ile de yapılıyor, kuzu kol veya incik ile de. Yarım kilo kuzu kol ve yarım kilo arpacık soğanı. Beş yemek kaşığı doğranmış domates. Yani şimdi alınan domates değil. Oluyor ya yazdan yapılan, ağustosta filan, yumurta domates, ondan olacak, olgun, diri olacak.

Aslında domatesli, domatessiz, nohutlu nohutsuz versiyonları var. Nohutlu yapıyorsak, yarım kilo haşlanmış nohut, yani haşlandıktan sonra yarım kilo olacak. Bunun yanında, tuz, karabiber, zerdeçal, kimyon, kekik. Ayçiçek yağı.

Önce yağ ve et. Tencerede mühürlüyoruz. Biraz pembeleşiyor, ama sulu olacak et, kurumuycak, et kuşbaşı olacak tabii. On onbeş dakika sürüyor bu. Daha sonra da, önceden kaynatılmış suyu döküyoruz, bu şekilde 1 saat onbeş dakika veya 1.5 saat pişer, su azaldıkça yine kaynamış su ekleriz.

Başka bir tavaya, yağ ve temizlenmiş soğanları atarız. Pembeleşmeye başlar, sonra domatesi atarız içine. İki kaşık salça. Baharatlar, karıştır, nohutu da ekle. Bir iki dakika karıştır, pişir. Sonra bu karışımı etin üstüne boca ederiz. Beş on dakika pişiririz.

Aslında, bu karışımı başka bir tavada hazırladığımız gibi, etin üstüne de arka arkaya sırayla da atabiliriz malzemeleri, domatesi, nohutu yani. İki türlü de olabilir yani.

Böyle oluyor yemek. Etin iyi pişmesi tabii en önemli olan.




Diğer bir versiyonu ise; domatessiz olanı.

Yarım kilo arpacık soğanı, 250 gram incik veya kuzu eti. Eti pişiriyoruz, zeytinyağı bu versiyonda, bir kepçe. Soğanları başka yerde su içinde ayıklıyoruz, gözümüz yanmasın diye. Etin içine atıyoruz, et yağ soğan kavruluyor.

Yarım yemek kaşığı salça. Kavurmaya devam. Üstüne çıkmıycak şekilde su. Tuz, kimyon, tarçın, karabiber, birer çay kaşığı, pişerken. Bir kesme şeker, bir yemek kaşığı sirke de.

İki versiyonu da nefis.

Perception



Üç sezonluk Amerikan psikolojik polisiye dizisi. İlk sezon on bölüm, ikinci sezon ondört bölüm, üçüncü sezon onbeş bölüm.

Dizinin ana kahramanı bir sinir bilimi profesörü. Dizinin her bölümünün başında ve sonunda onu öğrencilerine ders verirken ve ilginç bir konu anlatırken görüyoruz.

Dizinin ismi algı anlamına geliyor. Algılarımız. Gerçeklik ve yanılsama. Gerçek nedir ve gerçeklik algımız doğru mudur. Kahramanın aynı zamanda bir şizofren olması da bu algı konusunda bir detay. Kendisi de gerçeği her zaman algılayamıyor veya yanlış algılıyor.

Şizofren olduğu için hayaller görüyor, sesler duyuyor, sürekli olarak çevresinde insanlar görüyor ve onlarla konuşuyor. Bu insanlar tanıdıkları genelde, bazen kendisiyle, geçmişteki kendisiyle bile konuşuyor.

Her bölümde bir suç olayını araştırıp çözüyor. Bu davalar ona FBI tarafından geliyor. Profesör keskin zekası ile bu davaları çözüyor. Şizofrenliğini genelde kontrol altında tutabiliyor, bazen de tutamıyor ama sonunda yaşadığı gerçeğe dönebiliyor.

Şizofren oluşu da aslında davaları çözmesine yardım ediyor. Her karışık durumda ona yardım eden biri var zihninde. Bu zihnindeki kişiler ona yol gösteriyor.

Dizi bu profesörün çevresinde dönüyor. Eski dizilerden biraz Lie To Me biraz da The Mentalist’i andırıyor.

İnsan beyni, psikoloji ve polisiye sevenlerin seveceği dizilerden.

10 Şubat 2018 Cumartesi

Gölgesizler



Hasan Ali Toptaş

Everest Yayınları

Gölgesizler, yazarın ödüllü romanı. Filmi de var ancak roman filme çekilmesi pek de uygun bir kurguda değil. Zaman mekan soyut olduğu için izlenmesi zor bir film olacaktır.

Roman iyi edebiyat, Türkçesi de düzgün. İncelikle yazılmış, cümleler, sözcükler insanı sarmalıyor, okuru çekiyor ancak konu kolay değil. Kurgusu zor anlaşılır bir kurgu.

Gölgesizler, gölgeleri yok, yani yoklar, roman kahramanları var mı yok mu belli değil, hepsi yazarın kafasında, romandaki anlatıcı da bir kitap yazıyor zaten. Soyut bir kurgu.

Geçmiş ve bugün olmak üzere iki zaman var ve şehir ve köy olmak üzere iki mekan. Yaşantılar ve olaylar bu iki mekanda gerçekleşiyor ve hem geçmişte hem bugünde. Kahramanların geçmişi ve bugünü var. Ancak bunlar gerçek mi belli değil.

Şehirdeki bir berber dükkanı ile köydeki bir berber dükkanı arasında gidiş gelişler var. Köyde bir berber ve bir genç kız kayboluyor. Ancak hepsi hayal de olabilir.

Dili güzel, okuması kolay ancak anlaması kolay değil. Soyut edebiyat sevenlere.

Not:3/4

9 Şubat 2018 Cuma

Film Seçkisi 3



NEFES         

Respire, 2014, Fransa

İki genç kızın yakın arkadaşlığı. Biri daha güçlü, diğeri daha bağımlı. Tutkulu arkadaşlığın iyi ve kötü yanları. Zarif film. Not:3/4

PARANOYA

Martha Marcy May Marlene

Sean Durkin, 2011, A.B.D.

Bir tarikattan kaçan genç kız, ailesinin yanına döner ancak yeni yaşantısına uyum sağlayamaz ve sürekli olarak eskinin kabuslarını görür. Amerikan bağımsız sinemasından ilginç bir film. Not:3/4

FRANCES HA

Noah Baumbach, 2012, A.B.D.

Bir türlü kendine oturacak ev bulamayan bir genç kız çoğunlukla en yakın kız arkadaşı ile yaşar ancak o kendine başka bir ev arkadaşı bulunca yine ortada kalır ve başkalarıyla bir arada yaşar. Pek de büyüyemeyen hayalci bir kızdır. Pek hoş bir siyah beyaz film. Not:3/4

KARLA’NIN ŞARKISI

Carla’s Song

Ken Loach, 1996, İngiltere

Genç bir İngiliz, İngiltere’de Nikaragualı bir kıza aşık olur ve onun peşinden Nikaragua’ya gider. İkisi savaşın ortasında kalırlar, kızın ailesini bulmaya çalışırlar. İnsanlar, aşk, savaş, güzel konu güzel film. Not:3/4

EKMEK VE GÜLLER

Bread and Roses

Ken Loach, 2000, İngiltere

İki Meksikalı kızkardeş, Amerikaya gelirler ve bir tanesi otelde temizlik işçisi olarak çalışmaya başlar. Çalışanlar sendika kurunca sendikaya katılır ve işi tehlikeye girer. Yönetmenden iyi bir sosyal film. Not:3/4

ÇÖL KRALİÇESİ

Queen of the Desert

Werner Herzog, 2015, Fas

Arap çöllerinde gezen İngiliz gazeteci bir kadının gerçek yaşam öyküsü. Görüntüler estetik. Zarif film. Yönetmenin daha önce çevirdiği filmler kadar güçlü değil ama. Fitzcarraldo, Tanrının Gazabı gibi çok iyi filmleri var. Not:3/4

PARİS’TE NİSAN

April in Paris, 1952, A.B.D.

Doris Day bir koro kızı ve bir yanlışlık sonucu Paris’e gider, şarkı söylemek için, Amerika’yı temsil edecektir. Kendisini yanlışlıkla yollayan devlet memuruna aşık olur. Romantik aşk, müzik, dans filmi. Şarkıları ünlü. Tatlı film. Not:3/4

ALFIE

Lewis Gilbert, 1966, İngiltere

Michael Caine, uslanmaz bir çapkın. Hayatına girdiği kadınları üzer. Ancak kendisi de yalnızdır. İngiliz usulü hafif komedi. İyi film. Not:3/4

RİTA’YI EĞİTMEK

Educating Rita

Lewis Gilbert, 1983, İngiltere

Evli bir garson kız, üniversiteye gitmeye karar verir, edebiyat dalını seçer. Danışman hocası ise iyi bir edebiyat öğretmeni ancak sarhoştur. İkisinin tuhaf arkadaşlığı çok komiktir. İnce İngiliz mizahı. Not:3/4

8 Şubat 2018 Perşembe

Bloglardan Seçmeler 5



PASTELDEN

Yeni arkadaşımız kitaplar, filmler ve dizilerle yazmaya başladı ve arkadaşlığı da tatliş.


ASLI ERGUVEN

Kitaplar, denemeler, kişisel bakım yazıyor genelde. Dili çok iyi ve iyi yazıyor.


CELİBON

Yeni keşfettiğim arkadaşımız eğlenceli yazıyor ve yorumları da şirin.


SAADET SEZER

Ayy o demirbaş arkadaşlarımızdan, yazıları pek hoş, yorumları da. İnşallah hep bizimle aramızda olur.


DEEP INSIDE

Yeni arkadaşlarımızdan ve gerçekten de derin yazıyor. Deneme, öykü tarzı yazıları yoğun bir hüzün barındırıyor. Blogunun ismi de zaten Feel Like Kafka.


SPOT IŞIĞINI SEVEN KIZ

Spotty, aramızda en eskilerden, her zaman yoğun ve enerjik yazdı. Biriciklerimizden o. Kaybolmuştu yine geldii.


SWOTPISCES

Gündelik yaşam, tarif, giyim, ev yaşamı, diziler, yani her konuda yazıyor ve pek de tatliş arkadaşımız.


BİTLİ TURİST

Bizim Günün Çorbası Yeliz gibi o da gündelik yaşamını anlatıyor ve keyifli bir dille anlattığı için onu okumak mutluluk veriyor.


BELLE

Çok sevgili arkadaşımız uzun bir aradan sonra döndü ne mutlu bize, o da çevremizin demirbaşlarındaan.


LE YAN

Çok eski arkadaşımız ve en sevdiklerimden. Hayatını öyle içten ve şirin anlatıyor ki.

7 Şubat 2018 Çarşamba

Pilav


Uyanınca sabah, ancak rüyanda görürsün dedim kendi kendime. Rüyamda görmüştüm zaten.

Galatasaray Lisesi pilav günündeyim. Kalabalık, sohbetler, gülüşmeler, pilav ayran, herkes birbirine bakıyor, hep karşıdakini değişmiş buluyor, kendini aynı. Hımm diyorum ki içimden, bu sahneyi Ferzan Özpetek iyi çeker, kalabalık sahneleri seviyor o.

Kadıköy’de oturuyorum, denizi gören sokaklardan birinde, evde bir kedim var, duvarda Audrey posteri, caz çalıyor, koltukta oturuyorum, pencereden denize bakıyorum. Sonra giyinip, vapura binip karşıya geçip, pilav gününe gidiyorum. Candan Erçetin şarkı söylüyor pilavlar arasında.

Pilav gününde hayal ediyorum, arkadaşımın kazayağına bakarken, dost başa düşman kazayağına bakarmış, pilav günündeyim ya, bu pilav gününde masada oturup pilav yerken, karşıdan bir amca bakıyor bana, tabağındaki taneleri toplamaya çalışırken.

Göz göze geliyoruz, sonra sohbet ediyoruz, eski mezunlardanmış, böyle bir sanki soylu beyefendi gibi sohbeti. Arkadaş oluyoruz, amca da Moda’da oturuyormuş, tek başına. İyi anlaşıyoruz, çok seviyorum. Daha sonra anlıyorum ki, hiç görmediğim babammış o. Annem, ben doğduğunda öldüğünü söylemişti babamın.

Anlıyoruz ki, biz baba kız mışız. Birbirimizi sevdiğimizden belliydi bu. Dünyadaki en büyük aşk, en büyük sevgi, baba kız arasında yaşananmış zaten.

Güzel bir rüyaydı bu tabii ama görürken rüya olduğunun farkında değildim, içimden, bu pilav günü ve babamla karşılaşma hikayesini senaryolaştırsam diyordum, uykumda. Evet, bunu Ferzan Özpetek çeker diye düşündüm.

Rüyanın devamında ise, Özpetek ile Karaköy’de karşılaştım. Tünel’den Şişhane’ye çıkacaktı. Akbil makinesinin önünde karşılaştım. Ferzan bey dedim, Kutsal. Bana baktı gülümsedi, Yürek dedi. Kutsal Yürek evet dedim, ne güzel o filminiz. Teşekkür etti. Peki ama dedim İstanbul Kırmızısı gibi kötü bir filmi neden çektiniz ki, dedim. Size bir senaryo vereceğim ama onu iyi çekeceksiniz, yoksa vermem size. 

6 Şubat 2018 Salı

Market



Rüyamda markette çalışıyordum. Domestosların, tuvalet bloklarının tozunu alıyordum. Deodorantları sıraya diziyordum, bir hizada olsunlar değil mi! Signal diş macunlarını üst üste koydum, düzelttim hepsi üst üste tam hizada olsunlar.

Lever ürünlerine de yandan baktım, hepsi düzgündü. Bir anda rüyamda market poşetleri uçmaya başladı, herkesin başının üzerinde, müşteriler havada kaptılar poşetleri, çantalarına koydular, evlerinde çöp poşeti yapmak için.

Bir standdaki oyuncak köpekler havlamaya başladı ve canlandılar. Marketin içinde beni kovalamaya başladılar. Bu köpek korkusu çocukluktan bende. Yattığım odanın duvarında bir köpek resmi vardı. Geceleri uykudan önce hep onu görürdüm. Şirinlik olsun diye asmıştım ama korkuturdu beni.

Bir de kestaneden ve ateşten de korkarım. Küçükken evimizin camlı balkonunda bir mangal vardı. Bir gün evde yalnızken mangala kömür koydum ve yaktım. Evdeki kestaneleri de mangala attım. Kestaneler birden patlamaya başladı ve havaya zıplıyorlardı. Korkmuştum. Meğerse kestaneleri kesmem gerekiyormuş.

Markette asker türü giysiler vardı. Onlara bakıyordum. Aniden bir asker eğlencesinin içine düştüm. Askere uğurlayanlarla birlikte roman havası eşliğinde göbek atıyordum.

Market rüyamın arasına anneannem girdi. Kendisi çok fazla temizdir. Banyoyu, tuvaleti sık sık temizler, antiseptikler döker. Öyle ki, onun evinde tuvalete girmeye korkarız. Rüyanda bile tuvalete girme dedi bana.

Her gün gittiğimiz marketlerin rüyalarımıza girmesi normal zaten.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Çişli Badek



Hafta sonu AVM’de dolaşırken mağazanın birinin önünde bir sahneye tanık oldum.

Bir anne, küçücük kızını yanına alıp alışverişe çıkmış. Anne, dükkanda gümüş takılara bakıyor, dalmış iyice. Dükkandaki tezgahtar da dalmış gitmiş. Satış yapacak tabii, müşteriyi elinden kaçırmak istemiyor, haliyle.

Kız annesine söylüyor, çişim geldi anne diyor, anne hiç bakmıyor kızına, tezgahtar da yoğunlaşmış.  Kız bunu defalarca tekrarlıyor. Anne duymuyor bile.

Sonunda kız cıyak cıyak ağladı, annesi alışverişini bitirdi. Kız kapının önündeydi. Anne ve tezgahtar kapıya çıktı, ben de karşıdan izliyordum. Kız altına işemişti. Elbiseleri, her şeyi ıslandı, yerler de ıslandı.

Annesi kızı tuvalete götürdü, temizledi, tamamen yeni elbiseler aldı, her şeyini değiştirdi. Eski elbiseleri tezgahtar kız çöpe attı. Yeri temizledi.

Bu arada da annesi tezgahtara anlatıyordu. Bir çocuğu olması insanın normal bir şey ama ona sürekli dikkat etmek, hiç gözden ayırmamak, ful dikkat çok zor diyordu. Ben de o anda alışverişte biraz rahatlayıp gözlerimi ayırmak istedim, sonuçlarına da katlandım, diye ekledi.

Bizim çişli badek de hiç rahat durmaz diyordu. Badek de ne acaba, badem olsa gerek. İnsanlar severken sevdiklerine ne tuhaf isimler takıyor ama.

4 Şubat 2018 Pazar

Dün Gece Nerede Uyudun?



Lynn Crosbie

Ayrıntı Yayınları

Daha önce okuduğumuz Kayıp Kuşak, Tanrı Hepimizden Nefret Ediyor adlı kitaplarla benzerlik taşıyan bir yer altı edebiyatı romanı. Yani genel olarak kaybedenlerin, asilerin hayatları.

Yer altı edebiyatı müzikle her zaman yakından ilişkili. Bu romanda da çok sayıda şarkı var. Konu da zaten müzik.  27 yaşında ölen ve Nirvana grubunun beyni olan Kurt Cobain ile sevgilisi Courtney Love’ın çalkantılı hayatını dolaylı olarak anlatıyor.

Romanda ergen bir kız var ve annesi de sorunlu. Kız, Cobain seviyor ve odasında posteri var, onunla konuşuyor ve ona aşık, Cobain çok önce ölmüş olsa da. Yer altı edebiyatında hep karşılaştığımız gibi kız uyuşturucu kullanıyor ve bir gün aşırı dozdan hastaneye düşüyor.

Hasta yatağında iken yanına başka bir hasta geliyor, bir erkek. Bu erkek, Cobain’in yeniden dünyaya gelmiş hali. İkili iyi anlaşıyor ve birlikte hastaneden kaçıyorlar. Daha sonra da ikisi birlikte müzik yapıp ünlü oluyorlar.

Yazar belli ki, müzisyeni çok seviyor ve Cobain/Love ikilisinin çılgın hayatını bir hayal kurgu yoluyla anlatıyor. Eğlenceli, hızlı bir roman. Konusu açısından herkese göre değil. Yer altı edebiyatını sevenler için.

Not:3/4

3 Şubat 2018 Cumartesi

Karanlıktan Sonra



Karanlıktan Sonra

Haruki Murakami

Doğan Kitap

Murakami’nin romanı bir caz albümü gibi. Okurken sanki müzik dinliyorsunuz ve hayalinizde romanda olanlar canlanıyor. Gece ve müzik. My Blueberry Nigths adlı filmi andırıyor, Benim Aşk Pastam, Wong Kar Wai’nin güzel filmi.

Kitap, sakin ilerliyor, kahramanlar da sakin, birkaç kişinin hayatını görüyoruz, çok kısa bir zaman süresince. Bir gece. Bir kafede kitap okuyan bir kız. Kafeye sandviç yemeye gelen bir oğlan. Oğlan kızın ablasını tanıyor. Abla çok güzel bir kız ama hasta, yatağa bağlı.

Roman şarkılarla ilerliyor ayrıca. Adı geçen şarkıyı dinleyip romandaki o anı hissetmek de hoş oluyor. Yazarın dili gizemli ve biraz karanlık. Kahramanları da gece yaşıyorlar zaten.

Kız va ablası, diğer oğlan, bir otelde dayak yiyen bir kız ve bir şekilde bu kişilerle bağlantılı birkaç kişi daha. Hayat kesitleri bir sona da bağlanmıyor. Bazı anlara tanık oluyoruz sadece.

Bir avuç insanın bir gecesi, şiirsel bir dille anlatılmış.

Not:3/4

2 Şubat 2018 Cuma

This Is Us



Amerikan aile dizisi. Komik, duygusal, bol da gözyaşlı.

Beş kişilik bir aile. Anne baba, Becky ile Jack. Birbirini seven iyi bir çift. Jack eş olarak da baba olarak da çok iyi. Çünkü kendi babası çok kötü bir baba.

Üç de çocukları var. Üçüz beklerlerken biri doğum esnasında yaşamıyor. Bir kız ve bir erkek çocuk sağlıklı doğuyor. Hastanede iken, terk edilmiş siyah bir erkek bebeği görüp sevip evlat ediniyorlar. Üç cocuk birlikte kardeş olarak büyüyorlar.

Oğlan yakışıklı, havalı, sporcu, ancak hep sorunlu, Kevin. İş ve özel yaşamında bir türlü belini doğrultamıyor, bir oyuncu olmak istiyor. Kate, aşırı şişman, ayrıca şarkıcı. Siyah olan Randall ise çok zeki ve çok başarılı.

Bu beşlinin hayatını izliyoruz. İleri geri gidişlerle. Üç çocuk da büyüyor ve kendi hayatlarını yaşıyorlar. Bu üçünün kişisel yaşamları ve ayrıca birer kardeş olarak yaşamları gösteriliyor. Anne babaları ile küçükken evde beş kişilik yaşamları da.

Ve bu beş kişiyle ilgili her insanın hayatı da. Büyükler, dedeler, akrabalar, hepsinin yeni hayatlarındaki kişiler ve onların da aileleri. Siyah çocuğu terk edenin yaşamı, doğum doktoru. Bütün bu insanların çocuklukları, gençlikleri, geçmiş yıllar, bugün. Sürekli olarak zamanda ileri geri gidiyoruz.

İnsancıl, sevecen dizi. İkinci sezon 13. Bölüm bitti bu hafta. Aile komedi dramlarını sevenler için. Gündelik yaşamda rastlanan her şey var bu dizide.

1 Şubat 2018 Perşembe

Bloglardan Seçmeler 4



KÜÇÜK HANIM

Aramıza yeni katılan ve şirin ve öğretici yazıları ve içten sevimli yorumlarıyla bizi renklendiren arkadaşımız.


MUTLU ANLAR KOLEKSİYONCUSU

Aramıza yeni katılan arkadaşımız şimdilik kültür sanat yazıları yazıyor ve güzel noktalara değiniyor.


İLKAY ÖZGÜR

Yeni keşfettiğim ancak çok güçlü bulduğum blogu var arkadaşımızın. Edebiyat, şiir, sanat, kültür konularında yazıyor, çok da iyi yazıyor, genel anlamda bloguma çok benzetiyorum blogunu, aynı konularda yazıyoruz. 


ZEYNEP

İncirli Kurabiyeee, çook eski bir arkadaşımız ve benim çok çok sevdiklerimden ve uzun bir aradan sonra keyifli, estetik, zarif gündelik yaşam yazıları, kitap yazıları ile aramıza döndü. İnce yazanlardan.


YÜRÜYEN BALIK

Bir süredir yazmayan ciciş arkadaşlarımızdan ve onu da çok severiim, o da tekrar yazmaya başladı.


BİR BÖLÜM DAHA

Bizim Esseve Rin Eslem yeni bir bloguyla daha aramızda, diğer blogu kitap ağırlıklı idi, bu blogu ise Kore dizileri ağırlıklı. Yani artık ondan da seçicez dizileri.


İÇİMDEKİ YAZ

Ayyyy bize çok tatlı bir haber verdiiii.


JİHOO

Nefis kısa öyküleriyle bizimle ve yazılarını kendime çok yakın buluyorum.


CAHİL OKUR

Kitap, müzik, dizi yazılarıyla aramızda çevremizin iyi blog arkadaşlarından ve ayrıca yakında da evlenicek.


BİR SEVDA FASLI

Mrs, Lucky arkadaşımız bize Fas'tan yazıyor ve yazıları da çok eğlenceli. En yeni keşiflerimden ve onu okumak mutlu ediyooo.