Sayfalar

20 Temmuz 2021 Salı

MUSEVİ 4

 




Kimse alınmasın kimse kızmasın. Böyle bir durum karşısında böylesine hareket edecek esnaf çok çıkmaz herhalde.

Birçok esnaf kişisel hırs ile sizi reddeder, bundan keyif alırlar. O anda kendilerini bir otorite gibi görürler.

Zaten eğer malı almayacağınızı anlarlarsa ağızlarından kerpetenle laf alamazsınız. Şimdi böyle söyleyip genelleme yaparak haksızlık etmeyelim. Eskiden ülkemizde asla dükkan müşteri ilişkisi olmazmış. Bir tanıdık dükkana girip parayı verip malı alıp gitmek ayıp karşılanırmış. Önce çaylar kahveler söylenir duruma uygun muhabbet edilir, sohbet edilir, sonrasında mal alınırmış. Gerçekten de öyleymiş. İnsani ilişkiler ticaretin çok önündeymiş.

Eski esnaf terbiyesi ile yetişmiş o insanlar yeni ticaret anlayışına pek ayak uyduramamışlar. Bu tip işyerleri teker teker kapanmış ve o kibar insanlar ticaret hayatından çekilmişler. Onların bıraktıkları boşluğu başka esnaflar başka anlayışlar doldurmuş.

Rüya tabiri gibi sokaklar, her an karşınıza çıkan büyülü mekanlar, zamana hatıralar bırakmış işyerleri ve efsane ustalar.

Keşke bir sihir yapabilme gücüm olsa, elimde bir perinin sihirbaz değneği ile o sokaklara dokunarak o insani muhabbetin olduğu yıllara yeniden o günlere döndürebilsem hepimizi. Biliyorum böyle bir şey asla olamayacak, çünkü bu benim çocuksu hayalimden başka bir şey değil.

Neyse işte o Musevi ayakkabıcı beyefendi, yaşlandığı için, salgında işler de durgunlaştığı için salgın başladığı zamanlarda dükkanını başkasına devretmişti. Salgın da aylardır sürüyor. Evlere kapandık. Alışverişlere çıkamadık tabii. O amcadan haber alamadım, aklımın bir ucunda kaldı.

Şimdi, bayram gelince, salgından dolayı bayram artık eski bayram gibi olmasa da, insanlar da tatile, denize, teknelere gitseler de hatta Mavi Yolculuğa çıkanlar olsa da benim gibi şehirde kalanlar kendi kendilerine olsa da bayram geleneğini yaşatmak isterler.

Önce temizlik yapılır şüphesiz, evleri annelerimiz gibi temizlemek isteriz, camsil, vileda, bezler çıkar ortaya ve ne derler köşe bucak temizlik yapılır. Sonra baklava, çikolata alınır. Kolonya da alınır. Dedemizin sevdiği tütün kolonyası. Limonata. İnsan yalnız da olsa evde kendince bir aile gibi bayramı karşılar. Aile gezmeleri olsaydı acaba neler konuşulurdu, sonra da ne tartışmalar çıkardı diye gülümser insan.

Arefe günü mecburen alışveriş için dışarı çıktığımda biraz yürüyüp Osmanbey’e gidip o Musevi amcanın dükkanının önünden geçeyim dedim. Tabii aradan aylar geçti. Gitmiş o amca, dükkan değişmiş, baktım, tabelada “Esat’ın Yeri” diyor. Bir çeşit kafe olmuş.



(devam edecek)

34 yorum:

  1. Esat'ın Yeri mi? Musevi Amca'nın öldüyse kemikleri sızlamıştır:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaystros tyrha.

      yok ölmedi amca, bıraktı işini sadece :)

      Sil
  2. Eskiden çoğu şey güzeldi. Şimdi dükkanların kapısında dikilip zorla müşteri kapmaya çalışıyorlar. İsteyen varsa gelir girer zaten. Malını satana kadar fiyat konusunda önemli değil ya hallederiz diyip sonra yüksek fiyat söylemeler, sanki tek onlar satıyor gibi malı öve öve bitirememeler. Hepsi çok boğucu, sahte geliyor.
    Bayram temizliği yapmadım ben, ev işleri sıkıcı, gerek gördükçe yapıyorum. Hiç bitmeyen bir şey çünkü. İyi bayramlar deep.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygu emanet.

      evet yaaa satıcılar bunaltıyor :) ev işi yaa sorma ivit :)

      Sil
  3. Hey Kelime Oyunu'nu yazdım. Ama Taslaklar'a kaydetip yayınladığım için Ickabog incelemesinin altında kaldı. 🤭😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eylül su.

      ivit, öykücüüüüü oldun zaten seeen ne güzeeel :)

      Sil
  4. iyi bayramlar deepcimm:)
    yazık amcaya dükkanı kapatmak zorunda kalmış herhalde..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. düş tasarımcısı.

      eveet yaşlılık ve durgun ekonomi :)

      Sil
  5. Ne güzel anlatmışsın😍

    YanıtlaSil
  6. Geçen sabah konuştuk çocuklarla eski bayramları. Daha sıcak daha dostlukla doluydu. Adının hakkını veriyordu. Şimdi ne kadar izin olduğu en baştaki mesele. Temizlik falansa zaten gelen giden olmadığı için ekstra bir önemi yok.

    YanıtlaSil
  7. O insanların az olduğu zamanlardaymış. Şimdi her gelene çay, kahve yapıp muhabbet edecek olsan işin içinden çıkamazsın. Her gelen müşteri de olmuyor zaten. Bunun hırsızı var, dolandırıcısı var. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müfred.

      evet yaaa ne kalabalık oldu bu dünya :)

      Sil
  8. Baklavayı yazıya tıklamadan önceki küçük resimde bir dilim ekmek üstünde somon füme olarak gördüm, nasipse yarın marketten almalı :)

    Şimdi okudum hikayeyi. Kimseyle yüz göz olmamak adına alacağım spesifik şeyleri hiç çarşı pazar aramadan internetten alırım ben. Ki birçoğumuz da öyle yapıyoruz.

    Kolonyalar, şekerler, aile ziyaretleri hakikaten güzeldi. Şimdi ne yazık ki yavaş yavas kaybediyoruz bu tür degerleri. Bir de tahammülsüzlük var tabii, kimse kimseyle muhattap olmak istemiyor zorunluluk olmadıkça. Herkes koşturmacalı hayatından bunalmış olduğundan bayramlarda tatile gider oldu insanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük hanım.

      hımm somon füme, dardanel olmalı, o da çok pahalı yaa :) evet netten almak daha rahat tabii :) evet yaa herkes tahammülsüz ve bayramlar da tatil oldu maleselef :)

      Sil
  9. Bizim mahallede Artin Usta var, aklıma O geldi şimdi, ne zamandır görmüyorum. Nasıl kibar, nasıl nazik... Bir keresinde saç kurutma makinemi tamire götürmüştüm yıllar önce.
    "Olur mu biz komşuyuz, para alamam" demişti, zorla siftah olsun falan diye vermiştim.
    O zamanlar evim dükkanının tam karşısındaydı, şimdi başka sokaktayım. Ama ne zaman karşılaşsak, içimi aydınlatan gğlümsemesiyle hal hatır sorar.
    Ne güzelmiş o insanlar...Ben de seninle aynı fikirdeyim. İçi dışı bir, tertemiz o insanlar şimdinin hoyrat, kızgın, nobran insanlarının yerine gelseler keşke...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evde yazar.

      evet evet ne güzel söylediin :)

      Sil
  10. Baklavayı sen mi yaptın Deep? Çok güzel gözüküyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaşamdan yazılar.

      yok yahu baklavacıdan aldım :)

      Sil
  11. Bayram telaşından bu bölümü kaçırmışım. Yeni bölümü okumaya başlayınca fark ettim. Bu bayram bayramdan ziyade geçmiş olsuna gelenler oldu. Yoksa 3 bayramdır dışarıya kapalıydık. Ve ben hikayenin hep geçmiş zaman da geçtiğini düşündüğümden olacak dükkanın kapanma sebebini Pandemi olarak tahmin edemedim. Halbuki geçen bayramda ana muhalefet lideri ayakkabı satıcılarının da ismini anarak kuralların esnetilmesi gerektiğini söylemişti. Aklıma yeni geldi.
    Esat'ın Yeri'ne geçiyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      geçmiş gibi eski bir dille yazıyorum ivit, yakınlarda yazdığım feriha hanım öyküsü gibi yani :)

      Sil
  12. Merhabalar.
    Bu bölümü okuduğumu ve yorum yazmak için yorum penceresini açtığımı ve yorum yazmaya başladığımı çok iyi hatırlıyorum. Ancak, tek hatırlayamadığım yer şurası, acaba yorumu tamamlayıp "yayınla" komutunu tıklayıp tıklamadığım.

    Eski Ahilik geleneği vardır. Esnaf ve sanatkarların usta ellerde bir hamur gibi yoğrulup, "eline, diline, beline sahip ol" öğüdüyle kuşak kuşanıp hayata atılan esnaf ve sanatkarlar.

    Şimdi nerde o Ahilik geleneği, nerde o esnaf ve sanatkarlar. İşte sizin Musevi esnaf da mutlaka bu Ahilik geleneği ile yetişmiş bir esnaf olmalı.

    Ahilik ekolünden yetişmiş ve terbiye görmüş esnaf ve sanatkarlar için "müşteri velinimettir." Müşteriye karşı asla terbiyesizlik ve saygısızlık yapılmaz. Müşteri her zaman haklıdır.

    Günümüzde elbette Ahilik geleneği ile donanımlı bir esnaf görmek mümkün değil. O zaman ki esnaflardan biri sabah siftahını yapmış ve ikinci bir müşteri daha dükkana girdiğin de siftahını yapan esnaf, henüz sabah siftahını yapmayan komşu esnafa siftah için yönlendirirdi. Bu durumdan esnaf da müşteri de memnun kalırdı. Şimdi bir müşteriyi ben sabah siftahını yaptım karşı komşu esnafıma gitmesini söyle de müşteriden duyacağınız laflara hazırlıklı olun.

    Rahmetli babam da bir zamanlar bakkal dükkanı çalıştırmıştı. Sigara satın almaya gelen müşterilerine "sigarayı bırak, sana her gün bir avuç leblebi vereyim" derdi. Şimdi hangi esnaf müşterisine böyle bir yol gösterir. Esnaf, sadece sigarasını satıp karını etmeye bakar.

    Musevi esnaf hem yaşlandığı için, hem de Covid19 virüs salgınından dolayı dükkanını devretmek zorunda kalmış.

    Eskiden bayramlar, bayram tadında ve bayram gibi yaşanırdı. Günümüzde maalesef belirli bir kesimin haricindeki çoğunluk, sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi tatillere gidiyorlar. Ne diyelim. Ay bile dünyamızdan uzaklaşıyormuş. Milyonlarca yıl sonra bu uzaklaşma sonucu bir gün 24 saat değil sadece 6 saat olacakmış. Sizin anlayacağınız bizler göremeyeceğiz ama; dünyamızın üzerindeki canlılarla birlikte birçok değişikliklere gebe olduğunu asla unutmayalım.

    Arefe günü çarşıya çıktığınız da Musevi amcanın dükkanının yerinde başka bir dükkanın faaliyette olduğunu görmenizle birlikte artık o dükkandan ümidinizi kestiniz. İşte Ahilik geleneğine bağlı bir esnafı daha kaybetmenin üzüntüsünü hissetmemek mümkün değil.

    Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Selam ve saygılarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. recep altun.

      ahilik bilgisi için teşekkür ederim. ne güzel bir yorum yaptınız yaaa :)

      Sil
  13. ay şahane, sondan başladım ama süpermiş, eline sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eren.

      feriha hanım gibi eski tarzda yazıyom yineğğğ :)

      Sil
  14. Eski dükkanlar, eski semtler... hepsi yitip gidiyor birer birer :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. momentos.

      eveet her şey bir hayal bir hikaye oluyooor :)

      Sil
  15. eskiden her şey daha sakinmiş şimdi insan koşsa da dünyanın hızına yetişemiyor insani ilişkiler de çoğu insanın başarısız olduğu bir konu günümüzde ama iyi ve zarif insanlar hala var sayıları azalmış da olsa umut var yine :)
    öykü güzel gidiyoo bu sefer birinci kişi ağzından yazmışsın böyle de güzel olmuş hatta günlük havası vermiş çok sevdiim devamını da okumaya gelcem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz gemi.

      eveeey yavaş dön be dünyaaa günlük yazcam :)

      Sil
  16. Sihirbaz Değneğinin geçtiği paragrafı okuyunca aklıma çok sevdiğim bir kitap geldi. Belki okumuşsundur The Time Machine, H.G.WELLS'in. Orada geleceğe gidip çok sade bir hayat falan görüyor. Eskiye dönemeyiz ama kim bilir belki de insanlar bir gün güzel değerlerimize tekrar can verirler...

    Aynı Musevi amca gibi bi amca vardı bizim Üsküdar'daki evin yakınında. Orası hediyelik dükkanıydı ama, çok güzel şeyler olurdu. Ama iki sene önce vefat etti. Oranın yanından geçerken hep üzülüyordum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kedi mırıltısı.

      time machine hıhıms okudum ivit :) hediyelik eşyacı ama iyi biriymiş demekki :)

      Sil