8 Temmuz 2021 Perşembe

MUSEVİ

 




Yıllardır hep aynı dükkandan alışveriş ederim. Osmanbey’de mantocular, gelinlikçiler arasında bir dükkan. Sahibi Musevi bir beyefendi. Malum İstanbul’un yağmuru, fırtınası, karı, buzu, çamuru bol. Kışın buzda yürümek zor oluyor, sokaklar da bizim buralarda, Şişli’de, hep yokuş, kaymak düşmek sıradan bir olay, buzda yokuşta dizlerimin üzerinde sürünerek sokaklardan caddelere çıktığım çok oluyor. Nisan yağmurları da caddeler boyu gürül gürül akarlar.

Bu yağmur suları caddelere sevdalandıklarından ötürü onları pek sevdiklerinden kolay kolay mazgallara ulaşamazlar. İşte ondan sağanak tipi yağan yağmurlu günlerde ayağınızda su geçirmeyen bir botunuz olmazsa vay halinize. Rutubet hastalığına yakalanmamak için kışın hep bot giyerim.

Yıllardır tabanı ay yüzeyi görünümlü, hakiki kauçuk, fermuarlı deri botlarımı hep ondan alırım. Yalnız bu botlar çok sağlam olduklarından Musevi ayakkabıcı ile dört beş yıl geçtikten sonra tekrar görüşmek nasip olur. Efendi bir adamcağız, sessiz, sakin, alçak sesle konuşan bir insan. Pek konuşkan birisi değil, lakin alışveriş ederken insanın gururunu okşayan bir vücut dili ile insana hizmet eder.

Bu Musevi vatandaşlarımız yol yordam erkan bilirler, insana iyi davranırlar. Almayacağınızı bile bile hiç üşenmeden kırk saat anlatırlar. Bunu neye yaparlar bilemem. Belki Musevilik dininin yıllardır bozulmadan gelen geleneklerinden olsa gerek diye düşünürüm. Onlardan ticarette sabır denen şeyin önemini, yıllara insan biriktirmeyi, tasarruf etmeyi, alçak gönüllüğü öğrenmek mümkün. Onların işletmeleri her türlü gösterişten uzaktır. Zengin olduklarını içlerine iyice karışmadan asla anlayamazsınız.

Mülti milyoner olmasına rağmen kullandığı masanın iki yüzyıllık olduğunu söyleyerek övünen bir Musevi kuyumcu görmüştüm Kapalıçarşı’da. Birkaç dükkanı vardı. Yanında çalışanları çoktu. Kendisini çalışanlardan ayırmazdı. Hepsi ile birlikte oturur, yemek yer, çay içerdi. İşte o bahsettiği eski masif İtalyan masa da dükkanındaydı, benim makamım bu masa derdi. Bütün ticari konuşmalarını personelinin gözü önünde yaptığına şahit olmuştum. Sanırım başka işleri de vardı. Bu nasıl bir anlayış bilemem. Bizim iş adamları personelden ayrı özel odaları pek sever.

Kapısı kapalı gizli gizemli patron odalarında oturmayı pek severiz.  Kim bilir koca koca firmalar belki de bu personel iletişimsizliğinden batıp gidiyorlar. Zaten nerede lüzumsuz debdebe denen şey varsa eninde sonunda o firmadan hayır gelmiyor.

 (devam edecek)

36 yorum:

  1. Ooo çok güzeel hem de devamı olacak oleeey :) suyun mazgala sevdası da müthişmiş doğrusu :D aman kayma suda buzda dikkat et çekerim saçını yoksaa :D mütevazi olmak insana yakışan ne hoş bişi ama merak ettim ki devamınıı ne zaman gelceek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz gemi.

      he yazın yağmur yağarsa sörf yapıcim :) devamı haftaya :)

      Sil
  2. Yakinen hiç Musevi birini tanımadım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müfred.

      istanbulda çok var museviler, bir de ermeniler :)

      Sil
  3. Devamı gelsin tabi ya🧿👏😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yıldız.

      hop hop gelsin aman gelsin hemen gelsin :)

      Sil
  4. Güzelmiş bu hikayi. Ama o ikiyüz yıllık masa nasıl güzel birşeydir...

    YanıtlaSil
  5. merakla yeni bölümü bekleyeceğim..

    YanıtlaSil
  6. Çok sevdim bu yeni yazı dizisini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük hanım.

      hımm peki o zaman güzel yazayım barik :)

      Sil
    2. Sen hep güzel yazıyorsun ki Deep <3

      Sil
    3. küçük hanım.

      pikiş cicişkoo :)

      Sil
  7. Gösteriş, kendini insanlardan üstün görme bitirdi bizi Deep.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaşamdan yazılar.

      ah bizim millet böyle işte :)

      Sil
  8. Nedense hikaye değil de bir anını anlatıyorsun zannettim ilk. Sanırım o da ilk paragrafın bana ait bir anıyı canlandırması. İstanbul'un yağmuru, karı, fırtınası deyince çocukluğuma gitti kafam. Hep orada yaşadıysan hatırlarsın, günlerce kar yağar bacaklarımıza kadar gelirdi. Birkaç gün öncesinde annemle bir oyuncakçı dükkanının önünden geçmiştik, orada bez bebek safinazı görüp çok beğenmiştim. Sonra annemi o karlı günde ağlayıp sızlayıp aldırmaya göndermiştim. Bir de gidiyor mu diye evin penceresi var, karda annemin gidişini izlemiştim. Nedense o anı unutamıyorum:D

    Devamını bekliyoruz bakalım=))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kedi mırıltısı.

      yani yaptığım alışverişlerden, dükkanlardan, dükkan sahiplerinden kurgu öykü daptım işte. ya o anı dediğin nerdeyse her kış oluyor bende :) ya film sahnesi gibiymiş kar, annen, safinaz :) çok güzel bir anı sahiden de. hep burada yaşamadım. istanbula geldikten sonra işte bir süredir bu semtte yaşıyorum. çok eskiyi bilmem ama yine fırtınası bol, hatta ermeni mezarlığının duvarı uçmuştu, bir de hotel marriot un önü her zaman çok rüzgarlı :)

      Sil
  9. bu dil bir yerden tanıdık geliyor, bakalım hikayenin devamında netleşecek mi benim zihnimde, ah ah o gösteriş her daim vardı Ortadoğu kültüründe fakat son zamanlarda …

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitap eylemi.

      heey bu dili ikinci kezdir deniyorum. daha önce feriha hanım uzun öyküm vardı. onu tam 52 bölüm yazdım 2019'dan buyana. 90 yaşında bir istanbul osmanlı hanımefendisinin yaşamı o öykü. o öyküde, bir araştırma, çalışma yapıp eski bir dil kullandım, retro, nostaljik, vintage bir dil işte bu öyküde de böyle bir dil ile yazmaya çalışıyorum, ikinci kez :)

      Sil
  10. Dili çok güzel bir öykü başlıyor desene, devamını merakla bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gizli özne.

      daha önce yazdığım feriha hanım adlı öyküdeki gibi eski bir dil ile yazmak için çalışıyorum :)

      Sil
  11. Hikayeye bayıldım. Hızımı tam almışken bitti :) Şişli taraflarının yokuslarini bilirim. Bir keresinde -daha genceciğim- abim beni AKM ye yetiştirmeye çalışırken -bir yandan geç kalmışlığın telaşesi- dimdik bir yokuştan arabayla inerken yüreğim ağzıma gelmişti. 😅

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      eveey heycanlı bir anıymış hıhıms :)

      Sil
  12. Merhabalar.
    Museviler, İstanbul ticaretinin en ağırlıklı kesimini temsil ederler; ticaret erbabıdırlar, İstanbul efendisidirler. Öykümsü tadında, büyük bir keyif alarak zevkle okuduğum bu güzel anlatıyı bizlerle paylaşan kalemi ve yüreği kutlar, sağlıklar dilerim.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. recep altun.

      eveet, museviler de ermeniler de öyleler :)

      Sil
  13. Almayacağınızı, anlamayacağınızı bile bile hiç üşenmeden yavaş ve sakin biçimde analtır bir öğüdü bu Museviler. Çalışan kim patron kim bilemezsiniz. Bu nasıl anlayış bilmem, ama takdire şayan olduğu aşikar.

    YanıtlaSil
  14. Ben de başından geçen bir olayı anlatıyorsun sandım önce. Kalemine sağlık.Devamını bekleriz. :)

    YanıtlaSil
  15. Harbiyede öyle birini tanıyordum, iç çamaşırı, makyaj malzemeleri, terlik, kolonya vs satan daracık bir dükkandı ama ne sohbetler ederdik, hiç bir şey almasak bile öğlen sohbetlerimizin bir numaralı yeriydi. Hey gidi günler, Feriköy' de de öyle dükkanlar, lokantalar vardı. Güzel şeyler hatırlattın bana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. momentos.

      eveet o semtler haklısın öyledir hıhıms :)

      Sil
  16. Alçakgönüllü, sabırlı, gösterişten uzak... Sevdim bu Museviyi :)

    YanıtlaSil
  17. Biraz geç kaldım ama yetişirim:) Sen Musevi vatandaşları anlat biraz moralimiz düzelsin, gizemli patron odalarındaki muhabbetleri içimizi karartmasın bari:)) Yeni öykü dizin hayırlara vesile olsun:)

    YanıtlaSil