13 Ekim 2021 Çarşamba

KELİME OYUNU 46




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Beş kelime verip bu beş kelimenin de içinde olduğu öykü, şiir, deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes katılabilir, beş kelime de verebilir.
Haftanın kelimelerini veriyorum.

Kelimeler: Ev/Yaratık/Süt/Keman/Irmak

LOFEİ

Ahşap bir evde yıllarını geçirirken tıpkı beraber büyüdüğü insanları yavaşça tanır gibi o evle de bir bağ kurup onun huyunu suyunu öğrenir insan. Hangi tahtaya adımını attığında gıcırdayacağını, hangi deliğin arkasında arı kovanı olabileceğini, hangi pencereden güzel bir gün ışığı gireceğini ve hangisinin açılıp kapanırken zorluk çıkartacağını, bacasının hangi aralıkla temizlenmediğinde kurumların sorun çıkartacağını, hangi odada çiçeklerin daha mutlu olacağını ve dahasını yaşayarak öğrenirdi. Her gün üzerinden defalarca geçtiği merdivenin korkuluğuna çocukken nasıl asılıp kaydığını ve dahası kendinden önce kimlerin ona tutuna tutuna aşağı inip çıktığını hatırladıkça eskise bile üzerine yeni bir cila attırarak kullanmaya devam ederdi. 

Ahşap evleri süpürmek eskiden tam bir çileyken neyse ki şimdi elektrikli canavarlar tozları yutuveriyordu. Çamaşırlar ve bulaşıklar için de başka canavarlar vardı. Epey gürültü çıkartsalar da çiçekler ve kitaplarla ilgilenmek için daha çok zaman sunduklarından dolayı ettikleri naz niyaz katlanmaya değerdi. Lofei ağır yaratığı aşağı yukarı taşımak zorunda kalmamak için ikinci kata da başka bir süpürge almıştı. Orada işi bitince aşağı inip diğerini kullanıyordu. Neyse ki eski evler şimdiki zindanlardan epey genişti de bu canavarları koyacak epey alan bulmak mümkün oluyordu. 

Aşağıyı süpürmeyi bitirdiğinde holdeki tavandan sarkan kafesinde süpürgenin sesini taklit eden muhabbet kuşu Hinata da çıldırmayı bırakıp sakinleşti. Lofei ona bir göz atıp 'tamam tamam haklısın ama bu kadar söylenme' diye kendi kendine kuşa cevap verdi. Genelde bütün gün yalnız olduğundan hep Hinata ile konuşurdu. 'Bugün ne yemek yapayım Hinata?' Veya 'Merak etme seni yemesin diye o kediye bahçenin köşesinde güzel bir ciğer verdim' gibi şeyler söyleyerek sanki bakışlarıyla da istediği cevapları alıyormuş gibi takılırdı. 'Sütçü çocuğu aramayı unutturma bana Hinata yine bayat süt getirmesini istemeyiz' diye söyledikten sonra kuşun yem kutusunu kontrol etti. Ardından iki büyük sürgülü kapıyı ardına kadar açarak gün ışığının hole girmesini sağladı. Evin alt kattaki bütün odalarında bu kapıdan vardı ve ister pencere isterse kapı olarak düşünülebilirdi. Yukarıda ise bazısı yukarı bazısı yana sürgülenen normal pencereler vardı. 

Terliklerini ayağına geçirerek taş döşenmiş bahçe yoluna adımını attı. Ev bahçeden iki basamak yukarıdaydı böylece böcek ve su basmasına karşı dayanıklı oluyordu. Taş patikada ilerleyip evin diğer yanına doğru dolaştı. Orada küçük bir ağılın içinde tavuklar vardı. Onlara yanında getirdiği torbadan bolca yem serpip günün taze yumurtalarını topladı. Elbette bahçe meyve ağacı ve çiçek doluydu. Her gün bunlarla oyalanmak ona iyi geliyordu. O taraftaki başka bir kapıdan içeri girip cep telefonunu aldı ve oğluna akşam kaç gibi geleceklerini sordu. Oğlu şehrin merkezinde yaşadığı için bazen akşamları kendi oğlunu ve eşini de alarak yemeğe geliyordu. Yazları ise torunu tamamen Lofei ile yaşıyordu. Ona burada keman dersi veren ve İngilizce öğreten bir komşusu vardı, aynı zamanda da torunu onların bahçe işlerini yaparak aldığı eğitimin hakkını verip sorumluluk öğreniyordu. 

Cep telefonunu yerine bırakıp minik bir radyoyu çalıştırdı. Eski şarkılar etrafı tatlı tatlı sararken yeniden evin içinden geçip ön bahçeye çıktı. Akşama yemekte pişireceği sebzeleri orada kurduğu minik masada ayıklayıp doğrayacak ve köşedeki ocakta odun ateşinde pişirecekti. Bahçede bir de minik bir kuyu ve önünde de suyun aktığı minik bir havuz vardı. Sebzeleri de hep orada yıkardı. 

Oğlu şehirde yapılanlar yerine burada yediklerinin dünyanın en güzel tatları olduğunu söyler ve özellikle yeni ocakta değil de odun ateşinde yapılan yemekleri özlediğini söylerdi. Lofei yemek işlerini bitirdikten sonra komşularını ziyaret eder ve onlarla aşağıdaki ırmağın orada kurulu banklarda biraz vakit geçirdikten sonra yeniden evine döner, bahçe kapısını kilitleyip bahçedeki fenerleri yakar ve evi geceye hazırladıktan sonra güzel bir uyku çekerdi. Günleri hep böyle rutin ve huzurluydu. Akşamları, yetiştirdiği çiçeklerin kokusu bütün mahalleye yayılır ve herkesten bunun övgüsünü almaktan zevk duyardı. Mahalledeki çocuklarla da arası çok iyiydi ki bunda eskiden öğretmen olmasının etkisi büyüktü. Günün ilk yarısında epey yalnız olsa da hem komşuları hem de çocuklar sayesinde akşamları epey hareketli geçebiliyordu. 

Sebzeleri ayıkladıktan sonra sepetiyle bir kenara kaldırdı, böylece akşama doğru hemen pişirmeye koyulabilecekti. Dışarı kıyafetlerini giyinip süslendikten sonra da cebine mahalle çocukları için şekerlemeler, minik erikler doldurdu. Sonra da ırmağın orada en sevdiği köşeye gidip oradakilerle sohbete daldı. Elbette çocuklar şekerler ve erikleri alırken karşılığında çok ilginç hikayeler anlatıyor böylece güzel bir oyun oynamış oluyorlardı. Güneş alçalmaya başladığında eve dönüp yemeği hazırladı. Oğlu torunu ve gelini tam zamanında geldi ve güzel bir akşam geçirdiler. İşte Lofei için hayat böyle sakin, yavaş ve huzurluydu. Tıpkı ırmağın üzerine eğilip yapraklarıyla gölge sunan ağaçlar gibi.

Son

22 yorum:

  1. ah Lofeiii hissettim o huzuru :) tıpkı bi anime karakteri gibi okudum ya da bir japon filmi gibii ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz gemi.

      ay evet anime havası var bunda, gülümseyen bir lofei olsuun :)

      Sil
  2. Eski evler ne güzel genişti. Şimdi minicik evler yapıp, tonla para istiyorlar. Ahşap evlerin sıkıntısı da yangın tehlikesi.
    Sevimli ve hoş bir hikaye olmuş. Komşuluk var, kıymet bilmek var. Kendi halinde yaşayan insanlara özeniyorum. Kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygu emanet.

      vallahi ya kutu gibi evlerdeyiz, evet kahraman ne keyifli yaşıyo de mi bu öyküde :)

      Sil
  3. Ya bayıldım bu beş kelimeyi nerede nasıl bağlayabileceğini merak ederek okudum harika bir örüntü olmuş :)))

    YanıtlaSil
  4. Ya bayıldım bu beş kelimeyi nerede nasıl bağlayabileceğini merak ederek okudum harika bir örüntü olmuş :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anne kaleminden.

      eveey beş kelime verip öykü yazmak eğlenceli oluyor :)

      Sil
  5. bence çok güzel bir hikaye özlem dolu ...

    YanıtlaSil
  6. Çok güzeldi. :) Süpürge canavarını görünce fantastik bir şeyler çıkacak diye düşünmüştüm. Ama çok daha sıcak ve samimi hissettirdi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okurix.

      eveet bu sefer fantastiğe geçmedim :)

      Sil
  7. Nasıl yazıyorsun böyle bayılıyorum. İmeriniyorum. Ben ancak 5 kelime verebilirim. "sütliman, görsel, turuncu, sima, bordro"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duru tarifler.

      haftaya senin verdiğin bu kelimelerle yazarız oleey saol :)

      Sil
  8. Çok güzel bir hikaye olmuş. Ahşap evlerden yola çıkarak odaları anlatma, temizlikten süpürgelere, merdiven korkuluklarından kaymalara kadar detaylandırarak anlatma.
    Çok keyifle okudum. Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. makbule abalı.

      evet zihnimde canlandırıp ayrıntılara indim :)

      Sil
  9. bu kadar alakasız kelimelerle bu kadar muhteşem öyküüü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. lerzan kara.

      alıştık beş kelime ile öykü yazmaya :)

      Sil
  10. Güney Kore yapımı Şüphe (Beoning) filminde bir sahne vardır. Her gün karşı tepelerdeki bir binanın camına vuran gün ışığı, kısa bir süre kızın odasının duvarına ışık demeti olarak yansır... Hikayenin ilk satırlarını okurken bu sahne geldi aklıma. Aslında ilerledikçe çok daha fazla çağrışımlar yaptı arılar, bahçeli müstakil evlerin böceklerle sorunları oldukça tanıdık. Her kata ayrı süpürge güzel fikirmiş. İleride dubleks bir evim olursa aklımda olsun deep :))
    Emeğine sağlık, huzur depoladım sayende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      şüphe ne filmdi ama yaa :) evet o sahne haklısın :) ha haa evet iyi fikir de mi :) teşekkür ederiim :)

      Sil
  11. Dili kullanımını çok beğeniyorum. Bu öykünde de anlatımın etkileyiciydi. Çizdiğin huzurlu tablo da çok hoş. Hatta sanki bir filmin iskeletini oluşturmuşsun gibi. Hoş bir filmi izliyor gibi okudum yazdıklarını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilkay.

      saool :) senin de öyküler çok güzel ama zaten :)

      Sil