Galatasaray Lisesinin yanından kıvrılıp İstiklal’den Taksim’e doğru yürürken sesler gelmeye başladı. Başımı yukarı kaldırdım. Sular akıyor, binalardan sular akıyor.
Çiçek pasajı da ağlıyor. Çeşmeler açık bırakılmış gibi. Pencerelerden sular akıyor. Beyoğlu ağlıyor, İstiklal ağlıyor.
Tramvayın ön farlarından da oluk oluk su akıyor. Sordum tramvaya. Neden ağlıyorsun? İstanbula ağlıyorum hanım kızım dedi. Heykele sordum o da ağlıyordu İstanbula.
Bölgenin eskileri olan hanlar, pasajlar, şimdinin kalabalığına, kabalığına ağlıyor. Bütün ışıklarını yakmış İstanbul, tarihin içinden çıkıp gelen hüznüyle ağlıyor.
Tünel, Şişhane dile geldi, saatleri durdurun, yelkovanı, akrebi sökün, zaman dursun artık burda, dediler.
İstanbul'u bitirdiler be Deep :(
YanıtlaSilYıllardır gitmiyorum, eski hali ile hatırlamak istiyor gibiyim.
YanıtlaSilİstanbul dile geldi...
YanıtlaSilBazı şehirler var ki, eski halini bilmediğim ya da bolca gezemediğim için uktesi durur içimde. İstanbul ve Hatay gibi... İstanbul'a en son gittiğimizde araç ve insan kalabalığından fenalıklar geldi bana. Arkadaşım hep der" İstanbul'un keşmekeşi gerçekten kolay değildir. Ama başka şehirde de yaşayamam. " Toksik bir ilişki gibi.
YanıtlaSil