Sayfalar

13 Nisan 2022 Çarşamba

KELİME OYUNU 72




Kelime Oyunu etkinliğimiz devam ediyor. Beş kelime veriyoruz ve bunların da içinde olduğu öykü, şiir, deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, beş kelime de verebilir.

Haftanın kelimelerini sevgili arkadaşımız Ayça verdi.

Sarı Güç Kayalık Göz Bilmece

LANETLİ BİR ARAŞTIRMA

“Lord Denardh’ın özel emriyle.” diyerek dedektif kimliğimi gösterdim. Kraliyet dedektifi olduğumu belirten yaldızlı süsleme, fotoğrafımın etrafında parıldıyor ve kraliyet mührü kimliğin köşesinde sarı bir güneş gibi sırıtıyordu. Güvenlik görevlisi başını hızlıca aşağı yukarı sallayıp saygısını gösterdi ve geçmeme izin verdi. Bu limandan bu gece kalkacak son mekikti ve dünyaya gidiyordu. Görevim orada kraliyet ailesiyle bağlantısı olan bir kaçırılma olayını araştırmaktı. Detaylar henüz bana aktarılmamıştı çünkü olayın Mars’taki güçlü loncalar tarafından duyulması istenmiyordu. Dünyaya gittiğimde beni yerel bir dedektif karşılayacak ve bilmecenin detaylarını ondan öğrenecektim. Gün boyu acil evrak işleriyle uğraşmak zorunda kaldığım için epey yorulmuştum. Bana gösterilen özel bir kameraya gidip kilitli dolaba çantamı yerleştirdim. Yuvarlak ve minik penceremden aracın limandan ayrılışını görebiliyordum. Dışarıda tek renkli nesne aracın metal gövdesi ve Mars’ın kızıl yüzeyiydi. Sonsuz bir karanlığın içinde yüzen gri bir ahtapota benziyorduk.

Biraz acıkmış olduğum için bölmemden ayrıldım ve kapının yanındaki panele elimi koyarak kilitlenmesini bekledim. Ardından yiyecek bir şeyler bulmak için restoranı aradım. Bütün yolcular benim gibi aynı şeyi düşünmüş olmalı ki eşyasını yerleştiren lobiye ve restorana doluşmuştu. Bu şirketin yemek servisleri her zaman mükemmel olduğu için şaşılacak bir durum değildi. Etrafa hızlıca bir göz atıp dünya mutfağının olduğu tarafa doğru ilerledim. Mars yemeklerinden ziyade dünya yemeklerini hep daha çekici bulmuşumdur. Özellikle kadim tirşik ve lezzetli bir parça kömbe ile biraz sarma gözlerimin ilk aradığı üçlü olabilir her zaman. Ne yazık ki bugün bunlar menüde yoktu. Onun yerine mercumek köftesi ve cacuk denen leziz iki yemek buldum. Bunları yedikçe daha çok yemek istemem biraz garipti doğrusu içine bağımlılık yapan bir şey koymuş olmalılar diye düşünmeden edemedim. Ödemeyi yapmak için kasada duran Niomedia’lı egzotik kızın uzattığı cihaza parmak izimi okuttum. Hangi bankayı seçtiğimi söyledim ve verilerin aktarılmasını bekledim.

Nihayet doyduktan ve ödemeyi yaptıktan sonra geri döndüm ve kapıyı aynı şekilde el izimle açıp içeri girdim ve ardından tekrar kilitledim. Burada dedektif olduğumu güvenlikten başka bilen kimse yoktu ama meraklı gözlerden ve olası tehditlerden korunmak gerekliydi. Bu kadar yorgunluğun üzerine bir dolu yemek yiyince hemen uykum geldi ve gözlerim ayaktayken bile kapanmaya başladı. Kendimi yumuşacık yatağa atıp bir güzel uyudum. Ertesi güne kadar hiper hızla yolculuk edileceği için uyumak en iyisiydi zaten. Yoksa hemen migrenim tutabilirdi. Gözlerimi açtığımda limanda olmayı diliyordum. Ve öylece uyudum.

Gözlerimi bir sarsıntının yarattığı panikle açtım. Bölmemde bulunan raflarda ne varsa yere inmiş kırmızı bir uyarı ışığı tavandaki bir lambadan yanıp yanıp sönerken bir de o bilindik çirkin uyarı sesi yankılanıyordu. Sarsıntı o kadar fazlaydı ki yattığım yerde oturmaya çalışırken kendimi yerde buldum. Kilitli dolaba ulaşıp çantamı aldım ve sırtıma geçirdim. Neredeyse yerde sürünür halde denge bulamadan kapıya ulaşmayı başardım ve dışarı çıktım. Etrafta kimse yoktu. Neler olduğunu anlamak için lobiye doğru yöneldim. Muhtemelen herkes oraya doluşmuş olmalıydı. Aşağı kata inmek için asansörler çalışmıyordu bu nedenle merdivenden inmek epey uzun sürdü çünkü doğru düzgün adım atmak mümkün değildi, sarsıntı sanki her geçen saniye artıyordu. Aşağıda lobiye ulaştığımda tahmin ettiğim gibi neredeyse herkesin orada olduğunu gördüm. Herkese güvenlik kiti dağıtılmıştı. Uzayda ne işe yarayabileceğinden emin olmasam da bunun insanların paniğini önlediği belliydi.

Kaptan yüksekçe bir noktada yansıtılan hologramı ile sakin olmamız gerektiğini söylüyordu. Dünyaya çok yakın olduğumuzu ve rotada hesaplarda olmayan bir manyetik alana düştüğümüzü açıkladı. Bu alandan çıkmak için mümkün olan her yolu deniyor ve gerekli yerlerle iletişim kuruyorlardı. Bizden sadece sakin olup odalarımıza dönmemiz isteniyordu. Neruve hiçbir yolculukta kötü iniş yapmamıştı ve bu sefer de her şey yoluna girecekti. Kaptan bunları söyledikten sonra hologramı kapattı. Manyetik alan muhtemelen yasadışı oluşturulmuştu ve son ana kadar fark edilmemişti. Neruve’nin bundan kurtulması için tek yol manyetik alanın kapatılmasıydı. Bunu yolcular bilmiyordu. Güvenliklerin yüzlerinden gizli bir panik olduğunu okuyabiliyordum ama yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. Kaptan seçkin yolcuların ve ekibin gemiden manyetik alanı delip geçebilecek çok küçük ve aşırı hızlı kapsüller ile kurtarılmasını sağlayacak ve geri kalan için sadece manyetik alanın kapatılması için dua edecekti. Böyle bir şey yüz yılda bir yaşanır türdendi ve benim gemide olmam ile alakalı olduğundan adım kadar emindim. Birileri burada olduğumu biliyor olmalı ve dünyaya inişimi engellemek istemiş olmalıydı. Derhal kaptan köşküne gitmeliydim.

Güvenliğin birine doğru ilerleyip gizlice kimliğimi gösterdim ve beni kaptana götürmesini istedim. İtiraz edemedi elbette. Duvarlarda belli olmayan gizli bir kapıya doğru ilerledik ve güvenlik duvarda bir noktaya dokunarak kapıyı açtı. Dar bir koridora girdiğimizde kapı geri kapandı. Bir süre dolanıp durduktan sonra sonunda başka bir kapıdan geçip kaptan köşküne ulaştık.

Kaptan çoktan pes etmiş gibi görünüyordu. Yapılabilecek hiçbir şey olmadığını söyledi. Manyetik güç bizi dünyaya doğru sürüklüyordu ve gemi düşmemek için tersine doğru yüzüyor ama alandan dışarıya çıkamıyordu. Ben de ona Milawanda olayını hatırlayın dedim. Bin yıl önce böyle bir manyetik alana düşen gemi tekrar çıkmayı başarmıştı. Ama enerjimiz ters yüzmeden dolayı tükenmek üzere diye karşılık verdi. Bu hiç önemli değil enerjiye ihtiyacımız yok diye yanıtladım. Geminin kalan tüm enerjisini dışarıyla bağını kopartmak için harcayıp mükemmel bir yalıtkanlık sağlarsak manyetizmadan kurtulabilir ve bir plastik top gibi kaçabilirdik. Geminin tüm gücünü manyetik alanla aynı karakteri gösteren bir manyetik alan yaratmak için kullanarak birbirini itmesini sağlayabilirdik.

Kaptan bunun yapılabilmesi için geminin tüm gücünü bu uğurda kullanmak gerektiğini söyledi. Ve bunu yaparsak yaklaşık 5 dakika boyunca enerjisiz bir şekilde kaldığımız için kaçış manevrasının devre dışı kalacağını ve daha hızlı düşeceğimizi söyledi. Her halükarda düşüyorduk zaten. Dünyaya doğru düşerken yalıtım yapmayı başarırsak acil durum freni açmak için manuel güç kullanabilirdik. Bu da bizi radarda ve haritalarda gördüğüm kadarıyla Ege Denizine düşürürdü ve karaya çarpmaktan daha iyi bir hareket olurdu. Kaptana karar verin diye çıkıştım çünkü tüm bunları yapmak için de çok geç olabilirdi. En sonunda kabul etti. Zaten düşüyorduk en azından bir şeyler denemeliydik. Kaptan emirler verdi ve herkese oldukları yerde bir şeylere tutunmaları için anons yayınladı. Ardından tüm elektrik bir anda kesildi ve 5 dakika boyunca belirlenen prosedürün sorunsuz başlayabilmesi için dua ettim. Müthiş bir hızla düşüyorduk. Atmosfere o kadar yaklaşmıştık ki belki de geç kaldığımızı düşündüm. En sonunda sistem gerekli gücü kazanıp tekrar çalıştı ve manyetik alan ile aynı karakterde bir manyetik alanımız oluştu. Ortaya çıkan itme tepkisiyle olduğumuz yerde tutunuyor ve kemerler ile bağlanmış olmamıza rağmen bütün iç organlarımın bedenimden fırlayıp gideceğini sandım. Bu sefer düşmek yerine bir bilye gibi geri sekiyorduk ve hiç enerjimiz kalmadığı için uzayda sonsuza dek yuvarlanma tehlikemiz vardı. Bunu engellemek için acil fren prosedürüne geçildi ve içinde bulunduğumuz metal yığını bir kavis çizerek atmosferde yatay ilerlemeye başladı. Manyetik alandan sonunda kurtulmuştuk. Ama enerjimiz de tükenmişti ve hiçbir şey yapacak durumda değildik artık. Hesapladığımız gibi Ege Denizine doğru gidiyorduk. O kadar çok sarsılıyorduk ki daha fazla uyanık kalamadım ve kendimden geçtim.

Gözlerimi açtığımda bir kayalığın üzerinde yatıyordum. Birisi beni denizdeki enkazdan çıkarıp buraya sürüklemiş olmalıydı. Etrafta benim gibi yeni kendine gelenler, onlara yardım edenler, hala denizde yüzmeye çalışanlar ve bir sürü çığlık ve ağlama sesi vardı. Güneş buz gibi soğumuş bedenimi ısıtıyordu ve başım dönmeye devam ediyordu. Yanımda duran ve kulaklığı ile birileriyle konuşan güvenliğe nerde olduğumuzu sordum. Yunanistanın adalarından biri diye cevap verdi. Adımı sorduğunda sadece bilmiyorum diye cevapladım. Çünkü şu an kimseye güvenemeyecek durumdaydım. Araştırmaya geldiğim olayın sandığımdan da büyük bir şey olduğu artık su götürrmezdi. Yerel dedektifin beni bulmaya gelmesini umarken tekrar kendimden geçtim.

27 yorum:

  1. harika olmuş deep :) eline saglık

    YanıtlaSil
  2. Kraliyet dedektifi iyiymiş. Adamın başına gelmeyen kalmadı. Neyse ki yardımı ile kurtuldular. :)) Maceralı bir öyküyü, hayal gücünü iyi kullanmışsın. Devamı gelecek mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygu emanet.

      devamı evet yaa olabiler :)

      Sil
  3. Hikayenin konusu çok surukleyiciydi deep, uyuklarken uyandırdı beni. Bilim Kurgu dedektiflik karışımı hikayeyi sevdim :)💐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      gördüğüm bir rüyayı kurgulaştırdım :)

      Sil
  4. Hayalgücünden bana da biraz gönderir misin Deep:) Ben yine kopuk kopuk katılıyorum,ilhamımı da kaybettim sanırım:)

    YanıtlaSil
  5. Bende birşeyler yazdım;)

    YanıtlaSil
  6. Ooo bilimkurgu, tirşike bakmam lazım yalnız, super olmuş eline sağlık:) son yorumuna cevaben sana bir bilmece sordum:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eren.

      tirşik, evey denişik yemeklerden :) bilmeceee eveet felicity jones şekermiş o :)

      Sil
  7. Devamını mutlaka yazmalısın ama yaaa. :)))

    YanıtlaSil
  8. ilkay.

    pikiii yazarıms :)

    YanıtlaSil
  9. https://gultencpkn.blogspot.com/2022/04/kelime-oyunu-72.html

    sevgili gülten in yazısısı :)

    YanıtlaSil
  10. şimdilik görebildiğim 2 kişi olduk yazan.

    gülten
    deep

    :)

    YanıtlaSil
  11. Hikayeniz çok güzel olmuş. Gülümseyerek okudum. Uzun süredir bir metin okurken eğlenmemiştim böyle, iyi geldi. En güzel kısmı karakterimizin gemiyi kurtarmak için gösterdiği çabaydı. Zevk aldım okurken elinize sağlık :)

    Benimki de burada:

    https://dikkatedebimetin.blogspot.com/2022/04/kelime-oyunu-72.html

    YanıtlaSil
  12. https://dikkatedebimetin.blogspot.com/2022/04/kelime-oyunu-72.html

    sevgili ayça nın yazısısı :)

    YanıtlaSil
  13. şimdilik görebildiğim 3 kişi olduk yazan.

    ayça
    gülten
    deep

    :)

    YanıtlaSil
  14. tirşik kalp ben :D mercimek köftesinin bağımlılık yaptığı doğru ^^ olayın aslı neymiş acaba nolcak kii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz gemi.

      nolcaaak nolcaaak merak merak :)

      Sil
  15. ilkay.

    tımıms sölersin seen :)

    YanıtlaSil
  16. Sen yazarsın deep her kelimeyle 😊

    YanıtlaSil
  17. Süper bir hikaye olmuş👏

    YanıtlaSil