30 Ağustos 2023 Çarşamba

RÜYALAR

 




Dünyayı uzaylılar bastı. Marstan geldiler. Ben de uzay görevine gidiyordum. Bir uzay mekiği ile gidip orada uzaylıların dünyaya gelmesini engelleyen bir bomba bırakacaktım. Marstan dünyaya gönderilen yok edici bir ışın vardı onu da durduracaktım.

Ama beni göreve gönderenler, NASA da, dünyaya ulaşan uzaylılarla savaşmaya odaklanıp beni uzayda unuttular, iletişimi kestiler. Mars’a ulaştım ama bu taraf ile haberleşemiyordum. Haber alamayınca ordaki görevimi de yapamadım.

Uzaylılar ve yok edici ışın dünyayı sardı, her şey yok olurken neyse ki uyandım, dünya kurtulmuş oldu.

……………………….

Lise kampındayım. Kamp da bir baraja yakın. Baraj duvarının içi de tesis. Suyun tutulduğu duvarın içi yatakhane ve yemekhanenin olduğu bölüm.

Önceleri etrafı gezip eğlendik.

Günler geçerken, yemeklere bir şeyler koyduklarını fark ettim. Kampta kalanlar hastalanmaya başladı. Bizleri hasta edip, bayıltıp, güçten düşürüp yatakhaneleri hastane haline getirip bizi orda tutmayı planlıyorlardı.

Gizlice bir telefon buldum. Kampta telefonlarımızı kullanmıyorduk çünkü. Polisi aradım, konum verdim. Kamp görevlileri beni de yakaladı, yatağa bağladılar. Hareket edemiyordum.

Girişte polis aracını gördüm, gelmişlerdi. Kapıya hemşire kılığında biri baktı. Polis, burdan bizi aradılar dedi. Kadın da, burda herkes iyi, sorun yok, hastalarımız iyi durumda.

İlacın etkisindeyim ama bağırdım son gücümle. Bizi hapsettiler, yardım edin diye.

Böbreklerimizi alacaklardı.

Polis inandı sanırım, bana göz kırptı gitti, yardım getirmeye. Gitmese onu da öldüreceklerdi.

Ama uyandım. İnşallah kurtarmışlardır.

25 Ağustos 2023 Cuma

BCP AĞUSTOS


Blogları Canlandırma Projesi etkinliğimiz keyifle ve başarıyla devam ediyor, ikinci yılındayız. Her ay için seçtiğimiz temada kitap, belgesel, film, dizi, anime, program, podcast, manga, ne olursa okuyor veya izliyoruz.

Ağustos ayının teması savaş tarih, yolculuk idi. Tarih ve yolculuk temalarına uygun bir kitap seçtim. Kitabı mutlulukla okudum.


AFRİKA SAHRA-Yİ KEBİRİ’NDE SEYAHAT

SADIK El-MÜEYYED

Çamlıca Yayınevi, 227 sayfa

Sultan II. Abdülhamit zamanından bir seyahatname. Yazarı, seyahatı da yapan Osmanlı askeri Sadık el-Müeyyed.

Arap asıllı Osmanlı askeri Müeyyed padişahin sadık askerlerinden biri. Sürekli rütbesi yükseliyor, nişanlar, madalyalar alıyor. 1800’lerin sonlarında İstanbul’dan önce vapurla İzmir’e gidiyor, sonra da ordan develerle aylar süren seyahatına başlıyor. Büyük bir ekiple, askerler, yardımcılar, daha sonra da Afrika’da bedeviler katılıyor yolculuğa. Erzak, su, eşyalar yanlarında. Sahra çölünde yolculuk yapıyorlar. Bingazi’ye gidiyorlar. Çeşitli resmi ziyaretlerde, görüşmelerde bulunuyorlar.

Çöl sıcak tabii, rüzgar da var, rüzgarda koyunlar ölüyor, su bulmak zor, yolda karşılarına çıkan kuyulardan su alıyorlar. Sular bazen zehirli oluyor, kamp yaptıkları zaman koyun kesiyorlar, yemekler pişiyor, Osmanlıların yedikleri ile yanlarındaki bedevilerin yemekleri farklı. Çölü geçmek uzun sürüyor. Kumda yaşam farklı. Kumda yaşayanlar birbirlerini ayak izlerinden tanıyorlar. Ekip her yerde iyi karşılanıyor.

Yazar bir yandan da geceleri notlar tutuyor. Bütün yolculuğu anlatıyor. İnsanları, yemekleri, suyu, ilişkileri, yerel gelenekleri. Dili de keyifli. Osmanlıca olsa da anlaşılıyor. Kitapta belgeler, haritalar da var. Yazar, saraya raporlar sunuyor. Yolda Osmanlı, Afrika şartları ile Avrupa’yı da kıyaslıyor. Avrupa’da da çeşitli görevlerde bulunan asker yazar, Avrupa’da yolculuğun kolaylıklarını da anlatıyor. Yollar, teknoloji, barınma açısından.

Kitap, seyahatname olarak çok şaşırtıcı bir eser. Kafile ile birebir yolculuk yapıyoruz sanki. Hayranlık uyandıran bir yapıt.

Not:4/4

24 Ağustos 2023 Perşembe

KELİME OYUNU 118




Kelime Oyunu etkinliğimiz devam ediyor. Her hafta 5 kelime veriyoruz ve bu kelimelerin de içinde bulunduğu öykü, deneme, şiir benzeri bir yazı yaıyoruz. Herkes yazabilir, herkes 5 kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: İksir/Ağrı/ Ter/Asistan/Eşsiz

VAİNA 36

Dokhair Vinkmarch’ın özel yardımcılarından biri gibi davranırsa onun yanında kralı görmek için içeriye sızabilirdi. Ancak çoğu insan tarafından tanınıyor olması bu işi biraz zorlaştırıyordu. Bu nedenle yapması üç gün süren bir değişim iksiri hazırlamak için Vinkmarch’ın evindeki özel laboratuvarı kullandı. Bu oldukça zorlu bir tarifti ve yanlış yapılırsa geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşmak olasıydı. Neyse ki bu tarifin sahibi Dokhair’in ustasıydı ve ondan çok şey öğrenmişti. Üçüncü günün akşamında iksir sonunda hazırdı. O gece iksiri içip güzel bir uyku çekti. Böylece sabaha kadar dönüşümü yavaşça tamamlandı. Sabah olduğunda bütün vücudu korkunç ağrılar içindeydi. Ne yazık ki bu çözümünü bulamadığı bir yan etkiydi. Tecrübesiz birisi bu ağrılar sebebiyle felç geçirip ağır bir durumda hastaneye kaldırılırdı ancak Dokhair güçlü bir avcıydı. Çektiği onca acıya rağmen bir damla ter bile dökmeden her şey yolundaymış gibi durabiliyordu. Aynaya baktığında oldukça toy bir delikanlıya dönüştüğünü gördü. Böylece doktorun yanında ders alan ve ona asistanlık yapan bir öğrenci rolüne girebilecekti. İksirin süresi sadece bir gündü o yüzden acele etseler iyi olacaktı.

Vinkmarch doktor heyeti ile beraber saraya gidip içeri girmek için izin beklerken Dokhair de onun hemen ardında yerini almış bu sırada diğer doktorların hararetli tartışmalarını dinliyordu. Hiçbirisi de krala ne olduğu hakkında bir fikre sahip değildi ve durumu çözemezlerse ne büyük karmaşaların ortaya çıkacağını bildikleri için oldukça gergindiler. Yanlarında bir sürü ilaç ve tıbbi alet getirmiş oldukları gibi çeşit çeşit şifalı iksir de hazırlamışlardı. İçlerinden en bilge olanı tartışmaları uzun uzun dinledikten sonra korumaların duymadığından emin olmak için oldukça kısık bir sesle ve sadece kapalı olan kapıya bakarak “Bu durumun bizim hünerlerimizin ötesinde olduğunu hepinizin fark etmiş olduğunu biliyorum” dedi. Dokhair ve diğerleri sessizleşip ona bakakalmıştı. “Majestelerinin durumu bir hastalığın çok ötesinde… Karanlık ve sinsi bir şerle uğraşıyoruz bir hastalıkla değil. Bunu anlayacak kadar iyi birer şifacısınız. Ancak neyle uğraştığımızı anlayana kadar konuştuklarımıza dikkat etmek zorundasınız. Bu andan itibaren Vinkmarch ve asistanına zaman kazandırmak için uğraşacağız” diye sözlerini bitirirken Vinkmarch ve Dokhair’in nutku tutulmuştu. Diğerleri onun ne demek istediğini tam olarak bilemese de o bir şey söylüyorsa bir amacı olacağı için sessiz kalıp aldıkları emri kabul etti. Ancak Vinkmarch şaşkınlıkla “Bildiğinizi fark etmemiştim Usta Ymir..” diye konuşmaya çalıştı. Usta Ymir “Sen öğrencilerim arasında mucizevi bir kavrayışa sahipsin ve bu beni her zaman memnun ediyor Vinkmarch, ancak bana yetişmek için biraz daha koşman gerekiyor” derken göz kırpmıştı. Kral’ın durumundaki tuhaflığı ve üzerindeki ağır karanlık büyülü havayı herkesten önce o hissetmişti ve Dokhair’in kılık değiştirdiğini ve ne niyetle orada olduğunu çoktan fark etmişti. Kendisi müthiş güçlü bir şifacıydı ancak kara büyü konusunda uzman değildi bu yüzden Dokhair’in orada olmasından memnundu. Zihninden Dokhair’e seslenip korumaları ve diğerlerini oyalamak için uğraşacaklarını ve kendisinin mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kralın zihnine ulaşıp neler yapabileceğine bakmasını söyledi. Dokhair’in de niyeti buydu. Şaşkınlığı geçtiğinde kendisini nasıl tanıdığını sorduğunda Usta Ymir ona geçmişteki bir savaşta aldığı ağır yarayı hatırlattı. Dokhair pek çok savaşta pek çok ağır yara almıştı ancak bir tanesi unutulacak gibi değildi. Neredeyse son nefesini vermek üzereyken Usta Ymir tüm gücünü kullandığı büyük bir şifa ritüeli uygulamıştı. Neredeyse öbür tarafa gidip geri geldiğini söylemek yanlış olmazdı. Böylesine büyük şifa büyüleri insanın üzerinde eşsiz birer iz bırakıyordu. Bu iz sayesinde Usta Ymir kendi büyüsünü tanımış ve Dokhair’i hatırlamıştı.

İçeriye girmelerine izin verildiğinde büyük ağır kapı yavaşça aralandı. Ve kralı kocaman bir yatağın içinde hiç görmedikleri kadar zayıf ve solgun bir şekilde derin bir uykuda buldular. Dışarıdan herhangi bir şekilde görülmemesi için bütün perdeler kapatılmış ve içerisi büyülü kürelerle aydınlatılmıştı. Kraliçe kralın yokluğunda görevlerin başında olmak zorunda olduğu için burada değildi ancak en güvendiği koruması ve hizmetlisi bir köşede bekliyordu. İki prenses her gün olduğu gibi bugün de gelip bir an önce iyileşmesi için dualar etmişti ve doktorların işini yapması için az önce gitmişlerdi. Onların bıraktığı tütsüler ufak bir sunakta yanmaya devam ediyordu. Doktorlar köşede duran masaya yanlarında getirdikleri eşyaları düzgünce bıraktıktan sonra ikisi odayı dezenfekte etmek için özel yapılmış ve içlerinde ejderha kömürü yanan buhurdanlıkları odanın içinde gezdirmeye başladı. Bu arada Usta Ymir doktorlar dışındaki herkesin odadan çıkmasını istedi. Ancak bunun kabul edilmeyeceğinin farkındaydı. En azından kapıya kadar uzaklaşmaları için herkesi ikna etmeyi başardığında tütsülerin ve ejderha kömürünün ağır kokusu her yanı sarmıştı. Bu andan sonra bütün iş Dokhair’e kalıyor kendileri ise ona vakit kazandırmak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyordu. Usta Ymir, Dokhair’i krala yakın olabilmesi için sürekli nabzını kontrol etmekle görevlendirdi. Böylece başka hiçbir şey yapmasa da dikkat çekmeyecekti. Şimdi bütün mesele kralın karanlıkla çevrelenmiş zihnine ulaşmaktaydı.

19 Ağustos 2023 Cumartesi

POLİSİYE SERİ FİLMLER

 


ANNIKA BENGTZON FİLMLERİ

Annika Bengtzon film serisi, İskandinav gazeteci yazar Liza Marklund’un aynı adlı roman serisinden televizyona uyarlanmış, İsveç yapımı. Annika bir gazeteci ve suç vakalarını polis ile birlikte çözüyor. Annika Bengtzon rolünde İsveçli Malin Crepin. Heyecanlı, sürükleyici seri filmler. Annika’nın özel yaşamı da bir türlü düzene oturmuyor. Filmler netten izlenebilir. Not:3/4

-Nobel’s Last Will (2012)

Nobel ödülleri sırasında bir cinayet gerçekleşir.

-Prime Time (2012)

Bir TV sunucusu bir partide öldürülür.

-Studio 69 (2012)

Bir dansçı kız parkta öldürülür.

-The Red Wolf (2012)

Gazeteci cinayeti, uçak bombalanması.

-Lifetime (2012)

Polis cinayeti ve çocuk kaçırma.

-A Place in the Sun (2012)

Aile cinayeti, hırsızlık.






JESSE STONE FİLMLERİ

Robert B. Parker adlı Amerikalı detektif romanları yazarının aynı adlı romanlarından uyarlanan filmler. Dokuz filmlik seride polis şefi Jesse Stone baş kahraman.

Jesse Stone rolünde uzun boylu yakışıklı Amerikalı oyuncu Tom Selleck. Oyuncu, Üç Adam ve Bir Bebek, Blue Bloods, Magnum P.I. adlı film ve dizileri ile tanınıyor.

Seri boyunca üç adet köpeği oluyor. Köpekleri sessiz. Jesse, viski ve kahve içiyor, sakız çiğniyor. İri yarı ve bıyıklı. Çok yalnızlık çeken bir insan ama buna alışmış. Evlenip ayrılmış ama eski eşiyle arada telefonda konuşuyor. Arada bir ilişkileri olsa da bağlanmaktan korkuyor çünkü eski eşi onu aldatmış. Küçük bir şehirde polis şefi olduğunu her zaman belirtiyor. Sadece park cezaları yazdığını söylüyor. Nerede olduğu sorulunca suçla savaşıyordum diye belirtiyor. LAPD’de (Los Angeles Polis Teşkilatı) çalışırken sarhoşluk nedeniyle işten uzaklaştırılıyor ve PPD’ye (Paradise Polis Teşkilatı/Massachusettes) polis şefi oluyor. Yumruk hiç kullanmıyor. Sadece silah. Dizide aksiyon yok, sakin ilerliyor, eski polisiyeler gibi.

Film serisi, polis prosedürlerini işlese de Jesse her zaman kurallara bağlı kalmıyor. Seri filmlerde Jesse dışındaki oyuncular da çok başarılı. Kadro, seri boyunca çok değişmiyor. Viola Davis, Kathy Baker, William Devane, Luke Perry gibi birçok ünlü oyuncu bulunmakta. Filmler netten izlenebilir. Keyifli film serisi. Not:3/4

-Stone Cold (2005)

Cinayet ve tecavüz

-Night Passage (2006)

Polis öldürülür

-Death in Paradise (2006)

Ergen kız öldürülür

-Sea Change (2007)

Ergen kıza tecavüz

-Thin Ice (2009)

Polis yaralanır, bebek kaçırılır

-No Remorse (2010)

Cinayetler

-Innocents Lost (2011)

Cinayetler ve eski tutuklu

-Benefit of the Doubt (2012)

Polis yozlaşması

-Lost in Paradise (2015)

Seri cinayetler

15 Ağustos 2023 Salı

YAZI NOTLARI 2




Bloga öykü, anı, günlük, deneme yazarken tuttuğum notlar:

İnsan sihirli bir peri olsa böyle minicik olsa sevdiklerinin boynuna sarılsa, omzuna konsa, bulutlara binip yolculuk yapsa.

Yakamozda öpüşünce evleniliyormuş.

Karadelikler gelecekte evrendeki tüm maddeleri yok edecekmiş. Karadelikler var evrende.

Anneannem eski kumaşları birleştirip battaniye yapmıştı. Eski pazen etekler, pijamalar hepsi. Hepsini tek tek anlatır. Bunu düğüne giderken almıştım, bu pijamamdı, bu gömleğimdi diye. Mavili olan, diğer taraftaki de hamam şeysi.

İnsan hayal ediyor bazen. Şehirde değil de ormanda yaşamayı. Avcı toplayıcı gibi. Böyle bir azınlık yaşıyor olsa ormanda. Sonra şehre bir gidiyorsun, şehirde kimse kalmamış. Çünkü, herkes ormanlarda yaşıyor artık. Böyle deyince ekolojik değil de korkunç oldu sanki.

Hepimiz ormanda mağaralarda yaşasak. Karanlık olurlar. Etraftan sular damlar. Ya mağaralarda yaratıklar olursa. Mağaranın içinde yere basınca veya duvarlara dokununca ellerimizin ayaklarımızın izleri masmavi parıldasa. Fosforlu izler. Mağaralarda hep tuhaf şeyler oluyor. Mağaranın duvarına imdat yazarız.

Yok en iyisi yine şehirde yaşamaya devam etmeli. Orman tehlikeli gibi.