Deep Tone Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deep Tone Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Kızçe Yorumları



Birkaç kitap yazıp yayınlamıştım ya arada bir kitaplarımı okuyan blog arkadaşlarım oluyor. Gelip bana da haber veriyorlar. Hep olumlu sözler kullanıyorlar, sağolsunlar. Genel olarak pozitif, umut veren kitaplarım olduğunu söylüyorlar.

Son zamanlarda okuyan bazı arkadaşlarımın yorumları:

River

Çok iyi yazılar yazan arkadaşımız, Frambuazlı Hayat ve Günesürgün adlı kitaplarımı okumuş. İkisi için de güzel şeyler söylemiş. Özellikle Frambuazlı Hayat adlı kitabımın ona geçen kış çok iyi geldiğini söylemiş. Sıkıntılı günler geçirirken özellikle Kalp Çürüğü adlı yazımın ona umut verdiğini söylemiş.




Derya Kuzusu

Ayy çok sevdiklerimden, blogunu huzur verici bulduğum, yazı ve fotolarında ev sıcaklığını gördüğüm arkadaşımız Frambuazlı Hayat adlı kitabımı okumuş sevmiş, ruhuna çimdik attığını söylemiş. Ne güzel sevindim yanii.




Lovehouse

O da biricik sevdiklerimden. Gezi, ev, aile yazılarına bayılıyorum. Mutluluk veriyor. O da Günesürgün adlı kitabımı okumuş. O da sevmiş oleeey.


https://ferdaulgen.blogspot.com/2019/05/gunesurgun.html

Kızçelerimi yani kitaplarımı şimdiye dek okuyan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim kii.


17 Temmuz 2018 Salı

Kızçeler






Birkaç tane kitap yazdım ya, arada bir bu kitaplardan bazılarını okuyan arkadaşlarım oluyor ve bloglarında yazıyorlar. Bazı arkadaşlar da instada foto koyuyorlar kitaplarımla ilgili. Bazı arkadaşlarım da kitapları henüz okumasalar da bloglarında duyurularını yapıyorlar. Hepsine teşekkür ederim. Kitaplarım zaten blog arkadaşlarım için yazdığım kitaplar. Herhangi bir kitabımı bir tek kişi bile okusa benim için yeterli. Blogumda kitaplarımı okuyan arkadaşlarımın yorumları bulunmakta, arşivde.

Son zamanlarda okuyan bazı arkadaşlarım:

Sevkoz (Sade ve Derin)

Kitabı pek hoş anlatmış kitapsever ve hayvansever arkadaşımız.


Özden Ak (Yani)

Yani'yi pek şeker annatmış.

https://hayatkitaplaguzel.blogspot.com/2018/05/deep-tone-yani.html

Bir Poşet Kitap (Sade ve Derin)

Sevgili arkadaşımızın bin kitapta yazdığı yazıyı sonradan fark ettim.


Kiremithanem (Sade ve Derin)

Sevgili arkadaşımız kitabımdan bir cümleyi kart haline getirdi.



Derya (Günesürgün)

Sevgili Derya, kitaplarımı hem okuyup blogunda yazdı hem de videolarda seslendirdi.


diğer Derya seslendirmeleri; Derin Mavi, Frambuazlı Hayat, Yani

13 Eylül 2017 Çarşamba

SON KIZÇE GÜNESÜRGÜN





Günesürgün çıkalı yaklaşık altı ay oldu. Kitabı okuyan birçok arkadaşım instagramda kitaplı fotolarını paylaştılar. Teşekkür ederim onlara.

Günesürgün’ü, günü yani, güneşe doğru olan bu kitabı, geçen yıl, Nisan ile Kasım arasında yazmıştım. Günlük şeklinde, anı parçaları, anlatılar şeklinde.

Bu kitap da diğerleri gibi, bir lotus çiçeği, bal çiçeği. Pembe lotus çiçeği olarak aydınlanmayı temsil ediyor benim için. Günlü, güneşli olduğu için.

Bu kitapta, gündelik yaşamdan anı parçalarını günlük şeklinde yazıp, çevredeki, mahalledeki insanları, komşuları, bakkalı, ayrıca İstanbul, Ankara, İzmir’den akraba, arkadaşları yazmıştım. Aile büyüklerim de vardı. Dedeler ve daha eskileri.

Bloglarında yazan arkadaşlarım da oldu bu kitabı okuyup da. Bunlardan saptayabildiklerim:

ÖCEANNE ÖZLEM B.


HALİL GÖNÜL


ACEMİ DEMİRCİ


12 Mayıs 2017 Cuma

GÜNEŞE SÜRGÜN




Günesürgün, kendisi bir pembe lotus çiçeği, kısa adıyla Gün, aydınlanmanın temsilcisi. Güneşe doğru yön gösteriyor. Kitabın şarkısı ise Deniz Tekin'den Güneşe Doğru. Güneşe Doğru Günesürgün yolcuları.

Günesürgün, en kişisel kitabım. Diğerlerinde olduğu gibi öykü, deneme, şiir yok. Günce, anı parçaları şeklinde. Biyografi, otobiyografi gibi biraz da. Anlatı veya. Yazıların bir kısmı gündelik yaşantımdan, günlerimi, çevremi, mahalleyi, apartmanı, anlatıyor. Alışveriş yaptığım market bile var. Kişisel ama sadece biraz süsledim anıları, okunması daha keyifli hale getirdim. Ayrıca, aile, akraba, çocukluk arkadaşlarım, okul arkadaşlarım da var, semtteki insanlar da.

Günesürgünü ilk okuyan arkadaşlarım yazmışlardı bloglarında. Kitabın eski kapaklı hali piyasaya çıkmaya gecikince, bahar için yani Mayıs ayı için baharlık yeni kapakla çıktı piyasaya. İlk okuyan arkadaşlarım eski kapakla okumuştu. Daha sonra başka arkadaşlarım da alıp okudu, face'de, instada, twitırda fotolarını koydular kitabın.

Kitaplarımı soran arkadaşlarım var. Net dışında kitapçılarda kolay bulunmuyor, dağıtım sıkıntısı oluyor. Ancak, Ankara'da Çayyolu Mesa Plaza Dorlion Kitabevinde, Eskişehir'de İnsancıl Kitap ve Sahaf'ta, İzmir'de Bornova Serüven Kitabevinde bulunabiliyormuş kitaplarım.

Bu arada, kitabın içine ayraçlar halen yerleştirilmemiş. Yerleştirilince haber vereceğim.

EREN (Okuma Günlüğüm)


TURGAY AKSOY


ÖZLEM BERBEROĞLU


(Foto: Jysra Reçani)

31 Mart 2017 Cuma

MAVİ FRAM




Kitaplarım kızçelerim ya işte hepsinin bir ismi var. Sade ve Derin, o Sade, Derin Mavi, o Mavi, Frambuazlı Hayat, o Fram, Yani ise yine Yani, Günsürgünü de Gün işte.

Sade, Mavi, Fram, Yani, Gün. Beşi bir yerde. Son kızçeyi ben de henüz görmedim. Ayraçlar konulabilirse kitapların, ben de görebileceğim. Günesürgünü, şimdilik bildiğim dört arkadaşım alıp okudular, Okuma Günlüğüm Eren, Turgay Aksoy, Öceanne Özlem, Minik Mini.

Sade ve Derin ile ile ilgili hoş bir anım var. 2014 İlkbaharında, kitap çıktıktan bir süre sonra, İstiklal'de en sevdiğim Mephisto kitabevinde kitap bakınıyordum. Benim Sade de üst kattaki raflardaydı. Ben de üst katta bakınırken, iki liseli kız orda bilgisayar başındaki sakallı oğlana sordular. Sizde Deeptone var mı diye? Oğlan da o ne müzik grubu mu dedi. Belki Deep Purple ile karıştırdı kitabevi çalışanı.

Derin Mavi, şiir ve öykülerle dolu bir kitap oldu. Sonra Yani'de bir şiir yazdım, Günesürgün'de ise dört şiir var. Belki de içinde çok şiir olduğu için birçok blog arkadaşımın en sevdiği kitap oldu Mavi. Fram ise beş kitabımın arasında şimdilik en dolu olanı. Fram'da ayrıca Düşünceler adlı bir bölüm koydum. Genelde yazmadığım bir tür bu.

Bu arada, Derin Mavi, bir edebiyat dergisinde çıktı, kitap tanıtımı olarak, Ayraç adlı edebiyat dergisinde yer aldı, bir yazıyla tanıtıldı. Bir de, televizyonda sabah programında çıktı.

Son zamanlarda Mavi ve Fram'ı okuyan arkadaşlarım ise; sevgili Deli Kızın Bohçası Derya iki kitabımı video ile anlattı, sevgili psikolog danışmanımız Yurdagül, Derin Mavi'yi okudu yazdı, sevgili Hikaye Kalpli Kadın da Derin Mavi'yi okudu, sevgili Bahar Tanrıçası Persephone de Frambuazlı Hayatı.


DELİ KIZIN BOHÇASI (Derin Mavi/Frambuazlı Hayat)


DAHA MUTLU YAŞAM (Derin Mavi)


HİKAYE KALPLİ KADIN (Derin Mavi)


PERSEPHONE (Frambuazlı Hayat)


(devam edecek)

24 Mart 2017 Cuma

YANİ SADE




Sade ve Derin, ilk kitabım, Ocak 2014'te çıktı. Yani ise Şubat 2016'da çıktı. Yeni kitabım Günesürgün ise bugünlerde yayınlandı. Ayraçlar yerleştirilmediği için biraz uzadı piyasaya çıkması.

Sade ve Derin, farklı konulardaki düşüncelerimi ve hayattan bana yansıyanları içeriyordu. Yani ise üç kızın yaşamını anlatıyor. Sade ve Derin daha ciddi, Yani ise daha eğlenceli.

Kitaplarımı blog arkadaşlarım için, onları mutlu etmek için yazıyorum, yayınlıyorum. Okuyanlar da blog arkadaşlarım zaten. Kitap yazmak para getiren bir eylem değil. Mutluluk için yapıyorum. İlk kitabımı sanıyorum 100-150 arkadaşım okumuş olmalı. İkinciyi de 100 kişi tahmin ediyorum. Üçüncü de ve dördüncü de 100 kişi civarında olmalı. Yayınevlerinden kaç tane satıldığını öğrenmek çok güç. Şimdiye dek kitaplarımdan para kazanmış da değilim. Kitap yazmak isteyenler bunu keyif için yapmalı.

Bazı arkadaşlarımız tüm kitaplarımı çıktığı anda okuyorlar. Bazıları da zaman içinde okuyor. Zaten kitaplarımı blog dışında bilen de yok. Bloglarda duydukça alıp okuyor arkadaşlarım. Zaten, kitaplarımı bir kişi bile okusa ve mutlu olsa bana yetiyor.

Son aylarda kitaplarımı okuyup bloglarında yazan bazı arkadaşlarımın yazıları ise şöyle. Örneğin, Sade ve Derin'i okuyup yazan sevgili Derya ve sevgili Hikaye Kalpli Kadın. Yani'yi okuyanlardan Şenay Benderli, blogunu değiştirdi ve yazısı şimdilik blogunda yok. Yine sevgili Derya okudu Yani'yi. Ve yine Hikaye Kalpli Kadın okudu.

Bir de, sevgili Acemi Demirci arkadaşım da yazılarım, kitaplarım ve benimle ilgili güzel bir yazı yazdı. Linkleri ise aşağıda.

DELİ KIZIN BOHÇASI (Sade)


HİKAYE KALPLİ KADIN (Sade)


DELİ KIZIN BOHÇASI (Yani)


HİKAYE KALPLİ KADIN (Yani)


ACEMİ DEMİRCİ (Genel)


(devam edecek)

27 Şubat 2017 Pazartesi

GÜNESÜRGÜN






Heeey yeni kitabısım çıktıııı yaaaa. Holeeey heyoooo cıstak cıstak bıp tıs bıp tıs şinanay şinanay.

Günesürgün. Günesürgün olanlar yani bizler. Bu kitap, anlatı tarzında bu kez. Biraz da anı, günlük, biyografi, otobiyografi gibi oldu.

Kitabı, 2016 yılında, geçen sene yani, 7 ayda yazdım. Nisan ayında başladım ve Kasım ayı başında bitti. Genelde bir gün aralıkla yazdım. Gün aşırı. Bir gün yazdım bir gün durdum. Her ay 13 yazı yazdım.

Kitap aslında yeni yıla girdiğimizde yayınlanacaktı. Yeni yıl hediyesi olarak. Yetişmedi, yayınevi yetiştiremedi. Sonra 14 Şubat olmasını istedim ama ancak bugünlere yetişebildi.

Tamamen blog dışı bir kitap bu. Çok daha kişisel oldu. Bu kez kitabın içinde bir de ayraç var. Kitabın ruhunu yansıtan. Aynı zamanda tüm yazılarımın ruhunu, kitaplarım ruhunu yansıtan. Günesürgün, diğer kitaplarıma benzemiyor pek. Gerçi, diğer kitaplar da birbirine benzemiyor.

Keyifle, mutlulukla yazdım Günesürgün'ü. Umarım sizler, kitabı okuyacak blog arkadaşlarım da okurken mutlu olursunuz. Gündelik yaşamla birlikte giden yazılar oldu bu kez. İlkbahar yaz sonbahar yazıları. Birçok yazıyı çok gülerek yazdım yaaa.

Kitapta, genelde yazılar İstanbul, Ankara, İzmir yazıları oldu ayrıca. Üç çok sevdiğim şehir. Yazıların bir kısmı direk olarak yaşadıklarım, bir kısmı da çevreyle ilgili. Çevredeki insanlar yani. İnsanların yaşadıkları.

Ayrıca, dört tane de şiirim var.

Yine her zamanki gibi çok heyecanlıyım.

Ayyy hayat yine çok güzel amaaağğ. Inının ınının ınının tırım tırım tırım.

Yeni kızçem Günesürgün. Sade/Mavi/Fram/Yani/Gün. Beşi bir yerdeee.




24 Ocak 2017 Salı

DERİNLER




Arada kitaplarımı okuyan blog arkadaşlarım oluyor. Kitaplarımı sevmelerinden çok kitaplarımdan faydalanmaları hoşuma gidiyor arkadaşlarımın. Okuyup huzur bulmaları veya mutlu olup olumlu motive olmaları. Genelde her zaman okunabilecek, arada bir açılıp orasından burasından okunup sakinleştirici etki yapacak kitap yazmayı seviyorum. Bir arkadaş gibi olacak. O yüzden bazı arkadaşlarım var ki nereye gitseler yanlarında götürüyorlar kitaplarımı. Sınava girmeden önce Sade ve Derin'i okuyan arkadaşlarım oluyor. Veya, kitabın içine sevgili kızıma yazıp ilerde kızım olunca kitabı hediye edeceğim diyen arkadaşlarım.

Zaten hep diyorum, kitaplarımı blog arkadaşlarım için yazıyorum. Bu nedenle, okuyan arkadaşlarım paylaşıyor bazen, hoş oluyor görmek. Bugün instada sevgili İpekböceği paylaştı meselası, Frambeyazlı Hayatı! Bir ara da örneğin sevgili Bir Deli Mavi Semanur Kök en sevdiği 15 kitap arasına Sade ve Derin'i koymuştu. Sonra da yakınlarda sevgili arkadaşım Sessiz Kaldım, hüzün kraliçelerimizdendir kendisi, en sevdiği kitaplar listesine almış yaaa.


Ayy sonraa sevgili Minik Mini tatilde uykuda bile Yani'yi okuyordu, bayram tatilllerinde.


Sonra yakınlarda sevgili Turgay Aksoy da Sade ve Derin'i okumuştu. Daha önce de Frambuazlı Hayat'ı okumuştuydu o.


Ve Turgay ile aynı günlerde sevgili Ece Evren aplamız da okuduydu.


Not: Diğer arkadaşlarımın yazıları ile devam edecek bu yazılarım.

Not: Foti, Ece Evren ablamız.

10 Aralık 2016 Cumartesi

DEEP AİLESİ




Blogumda iki türlü öykü yazıyorum. İlki, serbest öyküler, ikincisi de kurgu kahramanı olan öyküler. Bu yıl sonunda blogum altıncı yılını bitiriyor. İlk 4 yılda, 2011, 2012, 2013, 2014, 8 adet temel kahramanım vardı. Bunlar;

SİMAY. 25 yaşında makine mühendisi. İstanbul’da özel şirkette çalışıyor. Yalnız yaşıyor. Müzik, tiyatro, doğa sporları seviyor. Eğlenceli, aksiyonlu biri. ÇAĞLA. Tipik ergen liseli. Karadeniz’de yaşıyor. GECE. Çellocu, Galata’da yaşıyor, konservatuarda okuyor, 20 yaşında, yalnızlık seviyor, müzik ve çizim dışında bir şeyle ilgilenmiyor. MODEL. Fotomodel, Nişantaşı’nda yaşıyor, yaşamayı seviyor, 25 yaşında. LENA. Cihangir’de kız arkadaşlarıyla yaşıyor, resim öğrencisi, bale ve gizemcilik ile ilgileniyor, 20 yaşında. DERİN. Tek erkek kahramanım. 27 yaşında, detektif, kimya, adli tıp mezunu, en çok halasının bulduğu işlere bakıyor. ZÜLEYHA. Üniversite mezunu işsiz, evde oturuyor, babası çalışmasına izin vermiyor, 23 yaşında. Bilgisayar meraklısı, zeki ve komik. ASMİRA. İstinye Park AVM’de tezgahtar, 20 yaşında, gezmeyi, eğlenmeyi seviyor. NURNİNA. 23 yaşında, ailesiyle yaşıyor, kapalı bir kız, Üsküdar’lı.

Son iki yılda, 2015, 2016, ise, birkaç yeni kahraman daha eklendi. Irak Savaşındaki Osmanlı gazetecisi Muharrir El İnsani, hemşire adayı Kübo, görücü usulü evlenen bir kızın evlenme öyküsü, İslam baba, aşkının peşinden giden Payidar, bıçkın delikanlı Kavas Hüdai, gibi.

5 Kasım 2016 Cumartesi

KIZÇELER




Biliyorsunuz, kitaplarımı sizler, blogçu arkadaşlarım için yayınlıyorum. Sizler dışında zaten bilen yok onları. Okuyan arkadaşlarımız kitaplar hakkında yazıyor bazen blogda, tatlı oluyor tabii okumak. Hepimiz farklıyız tabii, herkesin sevdiği kitaplar farklı oluyor yani. Şu benim kızçeler, bal çiçekleri, ki bu isimleri Jysra Reçani taktı, çok da yakıştılar, bence de bir bütünler. Dördü de kendi içinde farklı, hatta kitaplardaki diller bile farklı. Sade ile Fram format olarak birbirlerine benziyor sadece, içerik de andırıyor ama konular, yaklaşımlar aynı değil. Mavi ise diğerlerine hiç benzemiyor. Çok arkadaşım en çok Mavi'yi seviyor. Yani de diğerlerine benzemiyor, dili farklı ve uzun öyküler. Bir kurgu dışı bir kurgu şeklinde gidiyor kitaplar. Sade kurgu dışı, Mavi kurgu, Fram kurgu dışı, Yani kurgu. Hep söylüyorum, her zaman okunabilecek kitaplar yayınlamayı seviyorum. Sıkmayacak, ferahlatacak, ama derinlere gitmeyi de istetecek, her zaman ele alıp orasından burasından okunabilecek kitaplar. Kurgu bile olsa gündelik yaşamın kurgusu. Ben de zaman zaman açıp rastgele okuyorum, hep gülüyorum, başkası yazmış gibi geliyor tabii, bir de okurken hep yanlış arıyorum, sözcük hatası, baskı hatası gibi. Şimdiye dek iki adet sözcük hatası bulabildim dört kitapta, basımdan kaynaklanan.

Şimdi son zamanlarda şu kızçeleri okuyan bazı arkadaşlarımın yorumlarısı.

OKYANUS ARSEL (Sade/Yani)


JYSRA REÇANİ (Yani)


DEMİR KADIN (Yani)


SEMANUR KÖK (Sade)

Bizim deli mavi, en sevdiği kitaplar arasına koymuş en büyük kızçe Sade'yi.

23 Eylül 2016 Cuma

DEEP NOT






Arkadaşlarım bazen, yazılarımı nasıl yazdığımı anlattığım yazıları çok sevdiklerini söylerler. Şu öyküyü nasıl yazdım veya bloga nasıl yazıyorum gibi. Genelde gündelik yaşam içinde yazmak aklıma gelmez, işler filan, işlerim genelde yabancı dille ilgili, sonra evde ev işleri, yemek, sonra da kitap film dizi müzik, bir de yürüyüş ve gezi, Büyükada ve Balat gibi favori mekanlarım. Aklımda bişey olmaz. Blogu açınca veya laptopu açınca o anda birden yazasım gelir ve yazarım işte, günden kalanlar dökülüverir.

Mesela, "Pazara turşuluk salatalık almaya gitmiştim. Ona rastladım". "Birinci kattaki kızın mutfağının lavabosunun altındaki boru patlamış, merdivenler su içinde kalmıştı". Böyle bir cümleyle giriş yaparım, sonra arkası gelir, gelmezse silerim başka cümle yazarım, o cümleleri de unuturum. "Vertigo yüzündendi bütün bu espriler, zihni açılmıştı". Ya da,"Kıyıcılar vardır, hep öldürür onlar, hapse girerler, yirmidört yıldır cezaları, diyelim ondört yılda aftan çıkarlar, çıktıkları gün bir meyhaneye girerler, kavga ederler ve yine öldürürler. Sorarsanız, ne yapsaydım, ben mi ölseydim, derler. Fikrisabit psikopattır onlar". Ya da, "Karnı çok şişmişti, hamile gibi hissediyordu kendini, aldığı ilaçlardandı tabii".

Böyle girebilirim herhangi bir yazıya. Mesela, "Ausviç kampındaki Polonyalı kadın Kanada bölümündeydi, bunlar öldürülmezdi. Kadın, bir kaynaktan, kızkardeşi ve çocuklarının kampa getirileceğini duymuştu. Bir Nazi subayına rica etti, adam ondan hoşlanıyordu. Subay, kardeşini getirebilirim belki ama çocukları öldürürler dedi. Gerçekten de kızkardeşi geldi o bölüme ama kızkardeşinin iki çocuğu yakılmıştı. Kadınla subay aşk yaşadılar, o iki kadın da yıllar sonra kamptan çıktılar". Bu gerçek bir olay ve ne güzel bir öykü veya senaryo olur.

Ya da yeni bir karakter oluşturmak isteyebilirim. "Madam Adonis, büyükannesi Ankara'dan Lübnan'a göç etmiş 1915'te, Ankara'lı Ermeni yani". Şöyle de olabilir, "Bizim kızlar itfaiyecileri beğenirler, onları çok çekici bulurlar".

Yazılar, öyküler bu şekilde çıkıyor işte. Şimdi de sevgili Turgay Aksoy arkadaşımızın Frambuazlı Hayat adlı kitabımla ilgili yorumusu:


Not: Fotoda, aldığım notlar. Bir ilaç firması ajandası üstüne solda, yeni tanıtacağım blogçular, ortada şimdi aldığım notlar, yazmak için, sağda da yeni okumak istediğim kitap.

19 Ağustos 2016 Cuma

YANİ SADE




Sade ve Derin'i hazırlamaya 2013 Ağustos'ta başlamıştım. Ramazan Bayramı'nda, yaklaşık üç ay sürmüştü. Ocak 2014'de piyasaya çıkmıştı. Derin Mavi'deki şiirleri yazmaya 2014 Temmuz'unda, Ramazan ayında başlamıştım. O da üç ay sürmüştü. Ocak 2015'te piyasaya çıkmıştı. Frambuazlı Hayat'ı 2014 Sonbaharda yazmaya başlamıştım, Ekim, Kasım, Aralık, üç ay sürdü. 2015 Ağustos'unda çıkmıştı piyasaya. Yani'yi ise 2015 Sonbaharda yazmaya başlamıştım, Ekim, Kasım, Aralık, o da üç ay sürmüştü. Ocak 2016'da piyasaya çıkmıştı.

Son zamanlarda kitaplarımı okuyan birkaç arkadaşımızın yazılarının linkleri:

AHU KADER (Sade Ve Derin)


ÇALIKUŞU ÇAKILTAŞI (Yani)


MİNİK MİNİ (Yani)

8 Mayıs 2016 Pazar

YANİ SADE



Bazı arkadaşlar isim takmışlar. Deep'in birleştirici gücü, diye. Arkadaşlarımı tanıtıyorum ya hep, ayrıca birçok arkadaşımı da bir araya getiriyorum. Gidiyorum, ay onunla tanışsana, ikiniz de şu yönden anlaşırsınız, ikiniz de şurdasınız gibi, bloglarda gezip birçok arkadaşımı birbiriyle tanıştırıyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. İyi insanlar tatlı insanlar bir araya gelsin, mutlu olsun, ben de olayım iştee.

Bir de, blog yorumlarında hani neşeli, canlıyım ya, gerçekten de okurken çok heycanlanıyorum yazıları, içim kaynıyor, o nedenle hep enerjik yorum yapıyorum. Ayrıca, yazmayan arkadaşlarımı da yeniden yazdırıyorum. Sevgili Engin Ergin, Deeptone enerjisi adını takmış. Belki de evet Deep'ten gelen enerji buuuuu.

Yeni kitabımı ilk okuyan arkadaşlarım da var tabii.

ÖZLEM BERBEROĞLU ÖCEANNE

İlk yazan o oldu son kitabımı. üstelik, doğada nefis fotolar da çekmiş. Onların hepsini web siteme ekleyeceğim bir ara.


EREN O.

Eren de zaten kitaplarımın en hızlı okuyanlarından hep. O da şeker şeyler söylemiş.


DİLEK EREN

Dilek de tüm kitaplarımı en hızlı okuyanlardan zaten. Neşeli olduğunu söylüyor son kitabın.


ENGİN ERGİN

O da ilk kitabımı yeni okudu ve kısaca yorumladı.


Kitaplarımı okuyan ve yazan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim ki. Kitaplarım sonuçta siz arkadaşlarım için.

8 Nisan 2016 Cuma

SADELİ FRAMLI MAVİ



Arada bir kitaplardaki yazıları nasıl yazdığımla ilgili yazınca arkadaşlarımın hoşuna gidiyor. Örneğin, Frambuazlı Hayat adlı kitabımdaki "Sen ve Neva" adlı denemeyi nasıl yazmıştım? Ilgın Olut'un "Neva" adlı romanını çok severim. Birkaç yıl önce okuduğumda romanın içeriği çok etkilemişti. Hatta, Ankara'ya iş için gittiğimde romanın bazı sahnelerinin geçtiğini düşündüğüm Hacettepe Tıp Hastanesine gidip o mekanlara bakmıştım. İki kahramanın sohbet ettiği yerlere. Sonra, bir gün İstanbul'da Kabataş'ta trama bindiğimde (tramvay yani), bir kız gördüm, cama başını dayamış, dudağını ısırıyordu ve elinde "Neva" adlı roman vardı. Kaptırmış okuyordu. İçimden sırıttım, tamam senin adın "Neva" olsun ama sonun onun gibi olmasın, dedim. O anda, Neva okuyan Neva adlı bir kız ile ilgili bişi yazayım dedim, sonra da o gün yazdım işte. Hayal ürünü, diğer tüm yazdıklarım gibi.

Yine aynı kitaptaki "Gül Kılıç ve Flüt"ü ise şöyle yazdım. "Derin Mavi"de bir insanla şeytanın karşılaşmasını anlatan üç öykü vardı. Farklı ortamlarda karşılaşıyorlardı, ikisi de birbirini yenmek istiyordu. Bu kitapta da bu ikisini bir karşılaştırayım ama öykü olmasın, insanın ağzından bir deneme olsun bu, dedim. Burda yine insan, şeytanı yenmeye çalışıyor.

"Dilek Fenerindeki Ruhlarımız" ise, şöyle oldu. Yaz sıcağında, deniz kıyısında dolaşırken, Beşiktaş civarında, zaten Beşiktaş, Kadıköy, Galata, Nişantaşı, nerdeyse bu dört semtin dışına çıkmıyorum, dilek feneri gördüm, çok sıcak. Ayy dedim, şimdi şu fener ruhumu alsın yukarı götürsün biraz da serinleyim, dedim. Düşünce buydu, hepsi bu. Tam balık pazarının orlarda dolaşıyordum, midye tava yemiştim kolayla, Beşiktaşlıların oturduğu kafelerin olduğu sokakta yürüyordum. Akşamdı. Sonra da, iskelenin önünden otobüse binip Cevahir AVM durağında indim. Eve gidince yazdım hemen. Ama yazarken, yazının içine ev dekorasyonu, moda filan girdi. Ruhları yazarken hep mutfak, ev, bahçe dekorasyonu gibi yazmayı seviyorum ya, işte ruh makası, ruh etajeri gibi lafları seviyorum ya. Metafor hep bunlar metafor.

Şimdi de son aylarda, ilk üç kitabımla ilgili olarak blog arkadaşlarımın yazdığı yorumların linklerini vereceğim.

SEVDA ŞAHİN   (Derin Mavi)


NEŞELİ KİTAP VAGONU (Frambuazlı Hayat)


BİR POŞET KİTAP (Sade ve Derin)


JYSRA REÇANİ (Frambuazlı Hayat)


İREM YAĞIZEL (Frambuazlı Hayat)


CALİMERO (Frambuazlı Hayat)


MİNİK MİNİ (Sade ve Derin/Derin Mavi)


Hepimize huzurlu neşeli bir haftasonu olsun.

Not: Bu yazıların öncekileri yanda arşivde "Deeptone Kitapları" başlığında. Bu yazının fotosunu ise ben çektim. Son günlerde elimdeki kitapları, bir çaycıda çay içerken taburelerin üstüne koydum çektim. Genelde arkadaşlarımın çektiği fotoları koyardım. Bir kez de böyle oldu işte. "Yani" adlı kitabımla ilgili yorumları daha sonra yayınlıycam. Unuttuğum yorumlar varsa arkadaşlarım söylesin, eklerim ki.

15 Şubat 2016 Pazartesi

YENİ KİTABISIM "YANİ" YAAA!




YANİ

Deep Tone

Ayyyyy işte düşünüyordum yeni kitabı 14 Şubata denk getirmeyi. İlk iki kitap aynı günde çıkmıştı. 21 Ocak mıydı 23 Ocak mıydı ikisi de şimdi unuttum. Üçüncü de 5 Ağustos idi sanırsam. Ama dün değil de bugün çıktı yani kitasıbım YANİ.

YANİİİİİ bu kitabım sislereee Sevgililer Günü hediyesiii olsuuun.

Bu kez bir öykü kitabısı. İlk kitap kurgu dışı, ikinci kurgu, üçüncü kurgu dışı, dördüncü kurgu YANİ. Hem de bu seferisinde uzun öyküler var. Eskiden kısa öyküler yazardım, 1-2 sayfalık. Bu kez uzun öyküler oldu. 5-10 sayfalık.

Bu kez diğerlerinden daha eğlenceli, renkli öyküler. Ve diğerlerinden biraz daha kalın bir kipat. Yaklaşık 225 sayfada 45 öykü var. Bu kitap da yine siz arkadaşlarım için. Yazılarımı sevenler için bir tadımlık oluyor. Atmosfer aynı yine.

Şimdiye dek kitaplar Üç Güzeller idi. Mitolojideki Üç Güzeller. Sade Mavi Fram. Şimdi dördüncü kız ile birlikte isimleri "Dört Yapraklı Yonca" yaniiii.

Kitap bu akşam nete girdi. Ben de idefiksde gördüm. Birkaç gün içinde nette bütün sitelerde satışa çıkar sanırım. İlk kitabın kapağını yayınevi tasarlamıştı, ikinci ve üçüncü kitapların kapaklarını ben tasarlamıştım. Bu kitabın kapağını da yayınevi tasarladı. Aslında ben de tasarladım ama yayınevinin neşeli tasarımını sevdim kabul ettim.

İlk kitapta arka kapak yazısı kitabın içinden seçtiklerimdi. İkinci kitapta kapak yazısını özel olarak kapak için yazmıştım. Kitabın içinde yoktu. Üçüncü kitapta da kapak yazısını özel olarak ayrıca yazdım. Kitabın içinde yoktu. Şimdi dördüncü kitapta da kapak yazısını ayrıca yazdım. Kitapta yok onlar da.

Bu kitabın içeriğini Ekim-Kasım Aralık aylarında yazdım. Yılbaşı günlerinde bitirdim.

Umarım bu kitabımı da okumak isteyenler mutlu olurlar okuyunca. İstedikleri zamanlarda açıp birkaç sayfa okuyup gülümserler. Öyküler, hepsi birbirinden bağımsız ama aynı zamanda birbirlerini izliyor. Herhangi bir öykü açıp okunabilir. Yanii, hem tekil öyküler hem de kendi içlerinde bir konsept de var.

İşte ha büüleeee :)

Ek Notlar: (17 Şubat)

-İlk iki kitabımı çıkaran yayınevi, nette, idefiks ve dr ile çalışıyor ve hepsinin adını bilmediğim diğer net kitapçıları ile. Üçüncü ve dördüncü kitaplarımı çıkaran yayınevi ise idefiks ve dr ile çalışmıyor, kitap yurdu ile çalışıyor ve hepsinin adını bilmediğim diğer net kitapçıları ile. Aslında tabii yayınevlerinin anlaştığı dağıtım şirketlerinin anlaştığı net kitapçıları oluyor bunlar. Ama bütün kitaplarım nette bulunmakta, belki farklı yerlerde olsalar da, Arkadaşlarım, okuoku, N11, pandora, insancıl.com, babil gibi birçok farklı net kitap sitesinden alıyormuş kitaplarımı.

-Kitaplarımı kitapçılara gidip almak durumu şimdilik pek yok. Dağıtım şirketleri, kitapçılara dağıtmıyor. Ancak, kitapçılar dağıtım şirketlerinden talep ederse dağıtım şirketleri götürüyor o kitapçılara. Kitapçılardan almak isteyen arkadaşlarım, herhangi bir kitapçıya gidip en yakındaki, kitaplarımı sipariş ederse o kitapçı getirtir ve arkadaşım da gidip kitapçıdan kitabı teslim alabilir.

-Biliyorsunuz, kitaplarım siz blogçu arkadaşlarım için. Biz burda biz bizeyiz. Kitaplarımı sizler dışında duyan bilen hiç yok. Benden kitap isteyen blogçu arkadaşlarım oluyordu. Ben de arkadaşlarım için kitap çıkarıyorum işte. Başka okuyan yok zaten kitaplarımı.

-İlk kitabımı yaklaşık 150 civarı blog arkadaşım aldı. İkinci kitabımı da 100 civarı blog arkadaşım. Üçüncü kitabım da ağustostan bu yana yaklaşık 50 arkadaşım tarafından alındı. Kitaplarımın satışı işte bu kadar. Ayrıca, kitaplarımdan hiç para kazanmıyorum. Yayınevleri kazanıyor. Kitap çıkarmak manevi bir huzur veriyor sadece. Buradaki arkadaşlarımı mutlu etmem huzuru ve heyecanı, neşesi, sevgisi. Maddi hiç bir kazancı yok. Yükü var sadece. Kitap çıkarmak isteyen arkadaşlarım bunu sadece ruhsal doyum için yapsınlar.

-Kitaplarıma ben de sizinle aynı uzaklıktayım. Ben de kitabımı almak isteyince yayınevini arıyorum soruyorum, nerde var diye, hangi net kitapçılarında ve yürüyerek girip alabileceğimiz hangi kitapçılarda var diye.

İşte böyle şimdilik. Birkaç gün bekliyorum tüm blog arkadaşlarım görsün diye bu yazımı. Sonra başlıycam yine hergün yazmaya :)


7 Şubat 2016 Pazar

VE SADE VE MAVİ VE FRAM



Şu benim üç güzeller kitapçılarda pek bulunmuyor. Dağıtım sorunlarından dolayı. Dağıtımcılar genelde kitapçılar dağıtımcılardan talep edince gidip kitapçılara veriyorlar bütün kitapları. Satılmazsa tekrar kitapçılardan geri toplamasınlar diye. Kitapçılar da benim kitapları nereden bilecek de dağıtımcılardan isteyecek.

Bu yönden, bu kitapları netten almak daha kolay oluyor. Ama her kitap her yerde olmuyor, yayınevleri ile net kitapçıları arasındaki anlaşmalarla ilgili bu. Örneğin, ilk iki kitap İdefiksde var ama üçüncü kitap yok, üçüncü kitap Kitapyurdunda var. Ama gördüğüm kadarıyla, her üç kitap da İnsancıl Kitabevinin internet sitesinde bulunabilmekte.


Ayrıca, arkadaşlarım soruyor bazen, kitaplarımdan para kazanmıyorum. Kitaplarım buradaki arkadaşlarım için sadece. Yani sizler alıyorsunuz kitaplarımı. Bunun verdiği mutluluk var. Manevi huzur bu. Maddi açıdan ise kitap çıkarmak büyük bir yük. Günümüzde artık kitap ve edebiyat bir iş kolu olarak görülüyor. Ben sadece yazmayı seviyorum. Bu bir iş değildir.

Bazı blogçu arkadaşlarımın son zamanlarda blog ve kitaplarımla ilgili yazdıkları yazılar, notlardan bir demet şimdi de:

ESKİ BLOG


KREATİF BAŞKAN LADY BUG

Eski arkadaşlarımız onu hatırlar. O da kitaplarımla ilgili olarak yakınlarda net sitelerinde notlar düşmüştü.



MİNİK MİNİ

Üstteki foto ise ilk iki kitabımı geçen hafta D&R'dan alan Minik Mini arkadaşımıza ait.

Hepimize huzurlu bir pazar olsun.

19 Ocak 2016 Salı

DERİN MAVİ EDEBİYAT DERGİSİNDE


Bir sürpriz oldu. İlk kez bir kitabım bir edebiyat dergisinde yer aldı. Kaliteli ve saygın edebiyat ve kitaplar dergisi Ayraç, Ocak sayısında "Derin Mavi" adlı kitabıma yer vermiş.

Yazıda şiirlerimin İkinci Yeni akımına benzetilmesi de hoş olmuş. Bu bir iltifat tabii ki. Şiir yazmak başka şey şair olmak başka şey. İkinci Yenicileri severim zaten. Belki onlardaki naif hava vardır şiirlerimde.

Yazıyı yazan da sonbahardan bu yana Siyah Sanat, Berhava Öykü, Acemi ve Ayraç gibi sanat edebiyat dergilerinde yazan sevgili arkadaşımız Maviye İz Süren Bahar Uysal. Bu dergilerin düzenli yazarı oldu o Ekim ayından bu yana.

Arkadaşımıza teşekkür ediyorum ve bol bol öykü, şiir, deneme ve kitap yazılarının olmasını diliyorum.

Maviye İz Süren:

19 Aralık 2015 Cumartesi

SADE MAVİ FRAM




Yıl sonu yaklaşıyor ya ne güzel hem kendimizi yenilemek için bir fırsat hem de benim beşinci yılım doluyor blogda. Beş yıldır aktif olan başka blog arkadaşlarım da var. Yani beş yıldır burda arkadaşız ne güzel bir şey bu.

Dördüncü yılımda geldi benim ilk kitap, geçen yıl, bu yıl da iki kitabım geldi. Bu kitaplarım buradaki arkadaşlarıma armağan oldu. Burda biz bizeyiz hep ne güzel. Yani blog arkadaşlarım için hep bu kitaplar.

Son zamanlarda, kitaplarımı okuyan arkadaşlarımdan gelen yorumlar var yine. Şimdi bu yazıların linklerini vereceğim size.

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

Saygın yazarımız daha önce Derin Mavi adlı kitabımı okumuş yazmıştı, o yazı yanda arşivde duruyor. Şimdi de Sade ve Derin'i okuyup yazmış. Tıklayınca iki yazı da geliyor şimdi.


DR. COFFEE

Sevgili kafi de Frambuazlı Hayat'ı okuyup çok şeker yorumlamış. Bir diğer yazısında bu kitaptan alıntı yapmış ve başka bir yazıda da aldığı kitaplarla birlikte bu kitapların fotosunu çekmiş. Son günlerdeki üç yazısı bu yazılar. Kitabıma uygun şarkı seçmiş ki bu da çok uygun düşmüş yaa.





Not: Bloglarda teknik bir arıza olmalı. Çünkü, birçok arkadaşımızın blogunda üye sayısı bir anda düştü bugün. Belki de blogger, aktif olmayan blogları temizliyor. Ya da üyelikle ilgili bir arıza olmalı. Geçer yakında.

10 Kasım 2015 Salı

SADE VE MAVİ VE FRAM



Benim Üç Güzeller, Sade, Mavi ve Fram (Sade ve Derin/Derin Mavi/Frambuazlı Hayat) ile ilgili yorumları ve bilgileri belirteceğim bu yazımda.

Öncelikle, gördüm ki, üç kitap da Gitti Gidiyor'da var. Frambuazlı Hayat pek bulunamıyormuş İdefiks ve D&R'da. Olması lazım ama bir dağıtım sorunu olmuştur. İstanbul'da Beyoğlu'nda Emek Yayın Dağıtım'da var. Ankara'da İnsancıl Kitabevinde var. Nette de İnsancıl'dan bulunabiliyor.

Instagram'da gördüğüm, sevgili Kitap Aşkı Tuğçe okuyup fotoğraf koymuş, Sade ve Derin adlı kitabımdan çok etkilendiğini belirtmiş. Tuğçe, instada ve twitırda var ama blogunu kapattı maalesef. Ne güzel kitap videoları yapıyordu. Altın Zen de Sade ve Derin'i çok sevdiğini belirtip instada fotosunu paylaşmıştı.

Sevgili Özgül de instada foto paylaştı, Frambuazlı Hayat adlı kitabımın, Özgül (Bir Alık Balık/Öz'ün Kitap Tutkusu) bir okulda çalışmaya başladı ve evlendi ayrıca.

Sevgili Servet Arslan (Bilgi Eksenim) blogumdan söz etti, sevgili Myna söz etti. Sevgili Kreatif Başkan (Lady Bug) röportaj yapmıştı benimle, yayınlamıştı, ama blogunu kapattı. Şiirler de vardı seslendirilmiş. O kapatınca röportaj ve şiirler gitti. Ancak, Kreatif Başkan blogları okuduğunu söylemişti kapatmadan önce, yani kapatsam da izliycem okucam demişti. Sanırım bu yazımı görür ve onları bana ulaştırır. Bu arada, Kafa Dergi Mert de 8 Nisan 2014'de röportaj yapmıştı benimle, onun blogunda var.

Yazdan bu yana ise bazı arkadaşlarım kitaplarımla ilgili yazı paylaştılar. Gözümden kaçan yazı varsa arkadaşlarım belirtsin, eklerim.

İREM YAĞIZEL

Sevgili İrem, "Sade ve Derin"i inceleyen bir yazı yazdı. Bazı yazılarla ilgili aklına takılanları sordu.


KAHVE YANI

Sevgili Kahve Yanı, "Derin Mavi" hakkında çokoş bir yorum yapmış.


EREN O.

Sevgili Eren, "Frambuazlı Hayat"ı çok tatlı anlatmış.


ÇALIKUŞU ÇAKILTAŞI

Sevgili Çalıkuşu bir süredir blog yazmıyor ancak diğer iki kitabımı olduğu gibi üçüncüyü de piyasaya çıktığı andan itibaren beş gün içinde almış. Ve diğer ikisini olduğu gibi bu üçüncüyü de ilk o okudu sanıyorum ama blogu olmadığı için yazısını çok sonra yazdı, bir de sınavı vardı yazın. Ancak çok hızlı okuyan Dilek Eren'i de unutmamalı. Çalıkuşu ayrıca, çok sevdiğim mozaik pasta ile bir foto çekmiş.


16 Ağustos 2015 Pazar

FRAMBUAZLI HAYAT HAKKINDA








Frambuazlı kitabımın çıktığını ilk İrem gördü nette, hem de benden önce gördü ve sonra da ısmarlayıp eline alan ilk o oldu. İlk fotolar da ondan geldi.

İREM YAĞIZEL

http://iremvekitaplar.blogspot.com.tr/2015/08/deep-tone-kitaplar.html

İrem'den dakikalar sonra da Dilek Eren ve Eren O. kitabı aldılar. Ve hatta Dilek okumaya başlayıp yazdı bile. Sevmiş kitabı. Bu güzel haber. Olumlu düşünce gelinceye dek heyecan çok fazla oluyor.

DİLEK EREN


Ve hoş bir süpliz de Maviye İz Süren'den geldi. Alaçatı'ya tatile gitmiş ve Frambuazlı Hayat kitap fotomu çektiğim yeri bulmuş tesadüfen. Kapının önünde motor yok alışveriş standı var, saksı süslerinin yerini değiştirmişler, bir de kapıdaki 41 no'yu çıkarmışlar, belki kapı önü bakımda ya da boyanacak olsa gerek.

Bu 41 de hoş bir tesadüf oldu. Derin Mavi için yazdığım yeni şiirler ve bazı eski şiirlerimin sayısı tam 41 olmuştu. O zaman öyküler de 41 adet olsun demiştim. 41 kere maşallah olsun madem. 

Sonra da Frambuazlı Hayat için kapak düşünürken en çok bu Alaçatı fotosunu sevdiğimi ve kitabı ve Deep yazılarını yansıttığını düşündüm. Fotodaki kapı no'su da 41 idi. Ne hoş oldu de mi. Bunu Alaçatı'ya giden herkes görebilir. Çarşı caddesi işte.

MAVİYE İZ SÜREN


veeee İrem Yağızel fotoları:

Herkese frambuazlı karadutlu ahududulu dondurmalı günler dileriiiim. Bol meyveli ve bol renkli.

Foto: Murshill