Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2026 Salı

SOKAK KEDİLERİ

 


martılar ağlıyor, hüzün dolu dalgalar okyanuslara açılıyor, bir daha dönmeyecek o dalgalar, rüzgarlar bahçelere esmeyecek, evlerin ışıkları sönecek, açılmayacak çiçekler, özellikle yasemenler, oysa ki bu bir haksızlık, açmalı yasemenler güllerin arasından, bir demet yasemen onların son hatırası, masaların arasında dolaşan kedilerin, yoklar geçen ilkbaharın kedileri, kayboldular, zaten hepsi öksüzdü, onların anneleri insandı, zamanın olmadığı bir yerden sesleri duyulsun, tanıdık sesleri, miyav miyav miyav, sokaklardan gelen sevginin sesleri.

11 Nisan 2026 Cumartesi

HAYAT GÜZEL

 


zamansız gibi bir zaman. zamanın olmadığı bir yer de olabilir. mevsimlerden bahar aylardan nisan. daha bahar gelmemiş gibi. zamansız zamanda olduğumuzdan. yağmur soğuk var hala. nisanın ortası gibi. zaman lale zamanı. boğazın serin sakin suları. denize inen dik sokaklar. kaldırımlarda yasemen kokusu. kapanmış bir sinemanın solgun afişleri. bir martı ve annesinin kanatlarında inci gibi dizili yağmur damlaları. rüzgarda da hüzünlü bir kuğu beyazlığı. insanların üzerinde akdeniz mavisi begonvil kokusu. bahar kokan saçlar. mor erguvan renkli saçlar. kınalının kınalı gelinleri bilir baharı. burgazın balıkçıları bilir zamanı. heybelinin garsonları bilir bahar serinliğini. büyükadanın martıları bilir çığlık atmayı. hayat öylesine bir an belki. bir rüya belki. emirganda bahar üsküdarda gün batımının sessizliği. hayat biliyor mudur zamanı, ilkbaharı.

19 Aralık 2025 Cuma

YAPRAKLAR


 

Biri çıkıp yazmalı, kim olursa, önemi yok, birisi çıkıp söylemeli sevdayı, kim olursa, önemi yok, siyahlar giymiş kadınlar aşka dair şarkılar söylemeli, yeniden, siyahlar giymiş erkekler de söylemeli. Gerçekten kimin söylediğinin önemi yok. Hiç önemi yok.

Belki de gerçekten yoklar. Artık. Yaşanmış mıydı yaşananlar yoksa yaşanacaklar mıydı? Onu da bilmiyorum. Gittim ağaçlara sordum. Onlar bilmiyorlardı. Dallarına sordum. Onlar da bilmiyorlardı. Sonra yapraklarına sordum. Onlar biliyorlardı. Demek ki sevda denen şey ağaçlarda dallarda değil yapraklarda gizliymiş.

Yapraklar yaşanmış dediler. Sevdalar yaşanmış. Elbette yaşanmış. O büyük ağaçların altında. Sıcak bir kahve gibi yudum yudum sevdalar yuvarlanıp gidiyorlarmış rüzgarla.

Yapraklardaki gizli sevdaların hatıraları çıksınlar saklandıkları yerden. Sessizce karışsınlar ışıklı gecelere, şarkılara. Kim bilir belki de aşkı ve sevdayı bulmak üzere, belki de yeniden. Kim bilir, kim bilir, belki de, belki de.

20 Eylül 2022 Salı

KUŞ

 



Bir kuş olduğumu hayal ederim ağaçlara bakınca. Kuş olurum ve arka bahçedeki ağacın dalına konarım.

Ağacın dalında bir karga ailesi var. Anne ve bebek yuvada duruyor. Erkek olan sanırım, yuvada durmuyor, ağacın dallarında ötüyor ve arada yemek bulup getiriyor. Mutlu gözüküyorlar. O ağaçta yaşadığımı hayal ediyorum. En azından özgürler, betonun içinde değiller.

Belki de başka bir yaşamda kuştum. Küçükken kuş olmak istediğimi hatırlıyorum. Sonra nedense vazgeçmiş olmalıyım, çünkü bir kuş olmadım. Onu da bir denemek lazımmış. Belki de daha mutlu olurdum kuş olup öyle devam etseydim hayata.

Kuş deyince mavilik insanın aklına geliyor. Özgürlük de.

Aslında hayaller de bir kuş olmalı. Uçup gidiyorlar. Kuşlar uçup kaçar ya hayaller de öyle değil mi? Gerçekleşmezler. Gerçekleşseler zaten kuş olmazlardı. Hayaller gerçekleşse şiirler de olmazdı. Kuşları insanlar vurup yiyorlar. Yani hayallerimizi de umutlarımızı da insanlar yiyor. Şiirleri de.

Duruma göre, insana göre, hayata göre, sevmek de bir kuş olabiliyor, uçup kaçıyor. Gülmek de. Çocukluk da kuş olabiliyor.

Yağmur yağıyor ve bütün kuşlar bir yerlere saklanıyor. Belki kuşlar da ağaçta iken çocukturlar ama yağmur yağınca, sonbahar gelince, yaprak dökünce ağaçlar, kuşlar da büyüyorlardır.

13 Eylül 2022 Salı

AĞAÇ

 




Hava serinliyor, ağaçlar budanıyor, yapraklar sararıyor. Ağaçların yaprakları dökülünce utanacak ağaçlar ve yüzleri kızaracak. Biz işlerimize, okullarımıza, alışverişe giderken yanlarından hızla geçeceğiz, farkında bile olmadan ama ağaçlar bizi fark edecekler, onlara bakmadığımızı da fark edecekler.

Ağaçları, kuşları, havayı ancak şiirlere konu olunca fark edeceğiz. Bir orman gibi olunca, hayat kısa olunca, hava kurşun gibi ağır olunca onların ayrımına varacağız. Ağaçlara bakarsak, kuşlara, havaya, hayaller kurabiliriz. Onların ruhunu hissedersek hayaller kurabiliriz. Onlarla ilişkimiz iyi olursa, onlarla konuşabilirsek belki hayatla ve insanlarla da iyi oluruz.

Hava kararınca günün çirkinliklerini örter, caddelerde sokaklarda sadece ağaçlar güzel görünür lambaların ışıkları altında. Yazdan sonra sonbahar geldiğinde, yazın tembelliği bittiğinde insan da hayatı sorgulamaya başlıyor, sorular sormaya. İnsan sorusuz yaşayamıyor. Robot değiliz ki sadece temel ihtiyaçlarla yaşayalım, mutlu olalım. Geceleri sorular sorsak da bulduğumuz cevaplar etkisini yitiriyor sabah olunca. Belki soruların cevapların resmini yapsak veya dizelere döksek etkisi devam eder.

İnsan ruhu doyumsuz, obez ruhlar. İnsan hiçbir yere sığamıyor. Bulunduğu yer hep ona göre olmuyor, hiçbir yer ona göre olmuyor. İnsan sığamıyor yerine, hayatına. Veya kendinden büyük hissediyor hayatı, o hayatı biraz azaltıp içine sığdırmalı insan. Hayat sen büyüksün yani ben de büyüklük yapıp seni olduğun gibi kabul etmeliyim, ama sana nasıl sarılacağım hayat, öyle büyüksün ki, diyebiliriz. Ama bazen de hayat insana dar geliyor.

Hayatı bütün yüreğimizle sevmeli. Belki hayat tahmin bile edemez bizdeki yerini. Ama ona bunu söylemek değil hareketlerimizle göstermek gerekir. Hayatın sesi çarpar insanın kulağına. Nasıl da güzel bir his. Bir hayal çizeriz beynimize ve bunu hayata yansıtırız. Günler geçiyor, durup da anı yaşamıyoruz. Ağaçlara dağlara bakıp şarkı söylemiyoruz. Hızımız artıyor, yavaşlayan yok. Usulen yaşıyor gibiyiz. Hayatın bütün dallarına bakmalı.

30 Eylül 2021 Perşembe

UZAY MEKİĞİ




Uzay mekikleri uzaya giderken bazı parçaları bırakır, bu parçalar dünyaya düşer ya, sanki bazen o düşen kısımlarda kalanlardanmışız gibi hissederiz.

Mekik parçaları bırakır ve yoluna gider hep yükseklere, hedefine ulaşır, atmosferi aşar gider. Parçalar dünyaya düşer, o parçalar, hedeflerine ulaşamayanlar işte, aynı yerde kalanlar. Veya o parçalar, bizim başarısızlıklarımız, hep denediğimiz ama başaramadığımız, ulaşamadığımız isteklerimiz onlar.

Başaramayışımız da hep bizim yüzümüzden olmaz. Örnekse, sınava gireriz, sınıfın, kursun, en çalışkanıyızdır, bütün soruları çözebiliriz, sınavda başarılı olmayabiliriz ama. Veya, başarılı olsak da bir şekilde puanımızı kırarlar, o okula giremeyiz, ya da kazansak da bir işe giremeyiz veya atanamayız bir yerlere. Bunlar mekiğin parçaları.

Bu durumda belki kendimize kızarız, mekik olmaktansa bana yakışan kendimi bir helikopterin ayağına bağlamak deriz, ip de yüz yüzelli metre olsun, bizi ayağımızdan bağlasınlar araca, kafa üstü sallanalım aşağıya doğru, helikopter de yavaş yavaş gitsin, böylece uzaya gidemesem de belki beynime kan gelir de başarısızlıklarıma değil de önüme bakarım, geleceğe.

Sonra yine uzay mekiği olmaya karar veririz. Uzaya doğru yola çıkarız. Parçaları bırakırız, bunlar dünyaya düşerler, bunlar yaşadıklarımızdır, bunlarla işimiz bitmiştir, hatırlamak bile gereksizdir, bu parçalar bizim safralarımızdır. Bütün safralardan, gereksiz parçalardan kurtuluruz, arınırız, aşırılıkları, yükleri bırakırız, biz sadeleşmiş, her türlü fazlalıktan kurtulmuş bir mekik olarak göğe doğru yükseliriz, sade olsak da yaşama heyecanı ile içimiz ateşlidir, hayatı yakarak atmosferden geçeriz.

6 Mayıs 2021 Perşembe

GİZLİ BAHÇE

 



İnsanların gizli bahçeleri oluyor. Gizli bahçe iyi bir yer. Saklanmak için. Gizli bahçe hep temiz tutulur, böcekler olmaz, kötü otlar olmaz.

Gizli bahçede hayaller kurarsın. Gündüz düşleri, gece düşleri. Gizli bahçe derin olur, özlemler, umutlar vardır bahçenin derinliklerinde. Roman kahramanları gelir o bahçeye.

Rüyalar da o gizli bahçeye aittir. Hayatın yansıması olur o rüyalarda.

O bahçedeki çiçekler, ağaçlar bize aittir. Yaşamımızdaki temel ihtiyaçları karşılayıp bahçemize geçeriz ve ağaçlarla, çiçeklerle iletişime geçeriz. Belki hayata sığamayız, tutunamayız ama bahçemizde tutunuruz. Bir hayal çizeriz. Yaşamın daha yavaş olduğu bir dünya hayali. Ağaçlara bakıp şarkılar söylediğimiz. Ağaçların her dalına, yaprağına bakarız. Çiçekleri görmek için onların şiirlere girmesini beklemeyiz.

Gizli bahçeyi kırmızı güllerle doldurdum. Güllerin arasında koşmaya başladım. Karşıma bir kapı çıktı. Beyaz bir kapı. Kapının önünde bir melek vardı. Melek dedi ki, bu kapıdan geçmek için bir mavi gül getirmelisin. Kapıdan bakıyorum. Bembeyaz kapının ötesi.

Kapının önünde bekliyorum, melek de yanımda duruyor. Mavi gülü bulmam lazım. Kapının öteki tarafından bembeyaz şapkalı bir kadın geliyor. Elinde bir mavi gül. Beyazlığın içinde tek bir mavi. Bana veriyor mavi gülü, ben de meleğe uzatıyorum. Tamam tamam diyor beyaz melek. Kapıdan geçmeni isteyenler var demek ki. Cennete geçmeni isteyenler.

Kapıdan geçiyorum, beyazlığın içine. Şapkalı kadına uzatıyorum mavi gülü. Belki başkalarına da vermek istersin diyorum. Yok diyor, artık gül sende, sen vereceksin istediğin kişiye.