İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2024 Perşembe

BAHAR ENERJİSİ

 



Masalları seviyoruz, peri masallarını seviyoruz. Gündelik yaşamda peri masalı gibi yaşamak isteriz.. Masallar gündelik yaşamı yumuşatıyor. Hayal kurduruyor. Gerçekleri de severiz tabii. Gerçek duyguları, içten, doğal insanları.

Eskiden insanlar camdan hayata bakarlarmış. Şimdi ise hayattan cama bakıyoruz. Pencereden sokağa, bahçeye bakarmış annelerimiz. Biz ise telefondan hayata bakıyoruz. Gerçek nerede oluyor şimdi, camda.

Sanat bilim gerçeğin peşinde koşarken bize hayal de kurduruyorlar. Aşk da hayal gibi. Onun da gerçeğini ister herkes. Gerçek yaşanmayan aşklar da bitiyor. Gerçek aşk diye de kandırıyoruz bazen kendimizi. Bazen de aşk gerçek oluyor ama yaşayanlar gerçekten hissetmiyor bunu. Onlar aşka aşık olduğu için. Hep gerçeği sevdiğimizi söylesek de hayali, masalı seçiyoruz.

İnsanı sanata bilime yazmaya iten çok neden var. Gerçek, iyi sanatçılar dünyadaki acıları gidermek istiyor, onlar duyarlı insanlar. Onlar da hayalleri peşinde koşuyorlar. Hayalleri, kurguları ile acıdan uzaklaştırıp bizleri mutlu görmek istiyorlar. Mutluluk her zaman için daha faydalı, verimli.

Geceleri ay ışığında hayal kurarız, gece daha gizemli. Mutluluk ise gündüzleri, güneşin enerjisi ile daha kolay. O zaman mutluluk mavi, pembe, beyaz bir duygu olmalı. Sıcak, parlak olmalı. Mutluluk Nisan olmalı. Gizem de Eylül.

15 Ağustos 2023 Salı

YAZI NOTLARI 2




Bloga öykü, anı, günlük, deneme yazarken tuttuğum notlar:

İnsan sihirli bir peri olsa böyle minicik olsa sevdiklerinin boynuna sarılsa, omzuna konsa, bulutlara binip yolculuk yapsa.

Yakamozda öpüşünce evleniliyormuş.

Karadelikler gelecekte evrendeki tüm maddeleri yok edecekmiş. Karadelikler var evrende.

Anneannem eski kumaşları birleştirip battaniye yapmıştı. Eski pazen etekler, pijamalar hepsi. Hepsini tek tek anlatır. Bunu düğüne giderken almıştım, bu pijamamdı, bu gömleğimdi diye. Mavili olan, diğer taraftaki de hamam şeysi.

İnsan hayal ediyor bazen. Şehirde değil de ormanda yaşamayı. Avcı toplayıcı gibi. Böyle bir azınlık yaşıyor olsa ormanda. Sonra şehre bir gidiyorsun, şehirde kimse kalmamış. Çünkü, herkes ormanlarda yaşıyor artık. Böyle deyince ekolojik değil de korkunç oldu sanki.

Hepimiz ormanda mağaralarda yaşasak. Karanlık olurlar. Etraftan sular damlar. Ya mağaralarda yaratıklar olursa. Mağaranın içinde yere basınca veya duvarlara dokununca ellerimizin ayaklarımızın izleri masmavi parıldasa. Fosforlu izler. Mağaralarda hep tuhaf şeyler oluyor. Mağaranın duvarına imdat yazarız.

Yok en iyisi yine şehirde yaşamaya devam etmeli. Orman tehlikeli gibi.

15 Haziran 2023 Perşembe

YAZI NOTLARI


 

Bloga öykü veya yazı yazarken aldığım notlar:

Doğaya bakınca sevgi, sanat, bilim, yaşam görüyoruz. Allah’ın sevgisini öğreniyoruz.

Bizim ülkenin sırtı yere gelmez ama adam da olmaz.

Rüyamda İstanbul’a atom bombası düştü. Telefon çekmediği için kimseyle haberleşemedim.

Rüyamda trafik kazası oldu caddede. Kaza yapan kadına bir şey olmadı ama arabadan çıkarılınca şoktan öldü.

A.B.D.’de furry adlı bir akım var. İnsanlar, kedi köpek gibi giyiniyorlar, kedi köpek gibi besleniyor ve yaşıyorlar.

Spotify’da chat yapmayı sevenler var.

Evde oynamak için detektif oyunları satılıyor. Katili buluyorsunuz. Kartlar var.

Puzzle King adlı oyun da eğlenceli.

İnsan yemekler arasında gönül gezdiriyor. Yani hepsinden yemek istemese de hepsini biraz tatmak istiyor.

Anneannem ah akılsız kurukafam diyor. Yanlış bir şey yapınca.

Güzellik için yüzümüze pancar sürmek, muz kabuğu yapıştırmak gibi organik yöntemler de var. Güzel olunca kız kınalarına gidilebilir.

Poo-pourri diye bir sprey çıkmış. Tuvaletten çıkınca klozetin içine sıkıyorsun, kötü koku gidiyor.

30 Ağustos 2022 Salı

BEBEKLİK





Şimdi minicik olsaydım Netflix’te Küçük Cadı Akademisi’ni izlerdim, Akko, Lotte, Sucy ile süpürgeye biner cadılık öğrenirdim ama zaten şimdi de aynı tür animeleri, dizileri, filmleri izleyip mangaları okuyorum. Hemen bir sürü oyun yüklerdim bilgisayarıma. Kreşten döndüğümde yani.

Saat 17’ye dek kreşte olurdum, kreşten annem alırdı işten dönerken ya da dedem ailenin özel şoförü olarak beni arabasıyla alıp eve getirirdi. Annem hemen bana omlet yapardı ben cadıları izlerken. Mucize Uğurböceği ile Kara Kedi elbette favorim olurdu.

Çok sessiz, çok kendi halinde, ürkek, çekingen, utangaç idim. Oturduğum yerde saatlerce oyuncaklarımla oynardım kendi kendime, hiç sesim çıkmadan. Her zaman odam oldu, hep odamda idim, oyuncaklarımla, hayallerimle. Çizgi film izlemek dışında tabii. Çok küçük yaşta okumayı yazmayı öğrendim, okula başlamadan Jack London, Agatha Christie okuyordum. Çok çalışkandım. 4 alsam 9 alsam ağlardım. Eve başım önde girerdim. Sürekli anne babamın arasında uyudum yıllarca.

Periler, melekler en sevdiklerimdi, halen de öyle, bu tür oyuncak gördüğümde hemen alırım, oyuncakları halen çok seviyorum ve alıyorum. Lego oyuncaklar örneğin çok gelişti şu anda süper oyuncaklar var veya monte oyuncaklar da çok iyi. Masabaşı oyunları da halen gözdem. Yani aile akrabalar arasında hep çok sevildim. Her yerden hep hediyeler geldi. Belki çocukluğum çok şeker geçtiği için büyümemekte ısrar ediyorum.

Sürekli oyuncaklarla oynamak en hatırladığım. Bebeklerle. Bebeklerle oynamak ve bebekli filmler izlemek tabii. Örneğin, bebeğim şimdi balerin olur, ismi de balerin bebek olur. Bir bebek daha olur o da onun öğrencisi. Ama bunlar bir yandan da kreşteler. Uyku ve yemek saatleri var. Uykudan kalkınca bale öğreniyoruz. Bebeğin ayaklarını açıp döndürürüm. Sınıfa gelince sınıf ayakkabısı giyiyoruz. Evdeki kanepe sınıf oluyor. Televizyon ünitesi de yatak. Köşedeki sehpa yatak odası.

26 Temmuz 2022 Salı

ESNEKLİK

 




Herkesin algısı ve bilinç düzeyi aynı değil. Bazı insanların farkındalığı daha yüksek. O nedenle bir kitap bir kişiye hitap etmeyebilir, satır aralarında gizli gerçekler herkesin ilgisini çekmeyebilir.

Genelde çoğu insanda toptancı bakış açısı var. Bilişsel çarpıtma var. Şuna benziyor, tüm Japon edebiyatını kötüleyemeyiz veya tüm kişisel gelişim kitaplarını da kötüleyemeyiz veya tüm çizgi romanları, siyasi kitapları, dini kitapları kötüleyemeyiz. Bunlara karşı düşüncelerimiz olsa da.

Ama işte algılar farklı olabiliyor. Ya hep ya hiç dediğimiz bakış açısı var. Esnek olmak gerek, halbuki. Bizim ülke insanı esneklik konusunda zayıf. Fanatik algılarımız var. Belli bir kişiye ait algı da zamanla değişebilir, o kişi bunu görebilir.

Genelde farkındalık, bilinç düzeyimiz düşük. Yanlış öğretileri fanatik şekilde savunuyoruz. Ölümüne savunanlar bile var. Bu da gelişimi engelliyor. Ben hümanistim, ben gerçekçiyim, ben hayalciyim gibi tanımlamalar da sadece savunma mekanizması oluyor. Bunlar hep kalıp yargısı.

Mantık çerçevesinde davranmak iyi gibi duruyor. Gereksiz polemikler, duygusal polemikler, bizim ülke insanında popüler. Kişisellik de popüler. Konuyu kişilere çekmek yani. Ayrıca en zoru da yüzleşmek. Bu yüzden kolayı da, reddetmek. İnsan eksiğini görmektense başkasını suçlamayı tercih eder.