12 Haziran 2026 Cuma

KİTAPLAR

 



ANNEMİN UYURGEZER GECELERİ

Ayfer Tunç

Can Yayınları, 440 sayfa

Orta yaşlı bir kadının evli bir erkeğe aşkı anlatılıyor. Bir yandan da kadının annesi ve anneannesi. Aşk, tutku romanı ancak karakterler sağlıklı insanlar değiller, yaralılar, normal yaşayamıyorlar. Hepsi mutsuz, depresifler. Erkek ile onun eşinin de hayatını öğreniyoruz. Yeşil Peri Gecesi, Kapak Kızı kadar güçlü olmasa da yine de okunan romanlardan. Oldukça da kasvetli. Not:3/4


ŞARKINI SÖYLEDİĞİN ZAMAN

İnci Aral

Kırmızı Kedi Yayınları, 232 sayfa

Kırık aşk hikayeleri. Ülkemizde çok eskiden yaşanan politik mücadele zamanında yaşanamayan bir aşk hikayesi ve yıllar sonra bu aşkın farklı bir versiyonunun yeniden yaşanması. Zorunlu ayrılıklar, söylenemeyen sevgiler ve şaşırtıcı tesadüfler. Not:3/4




EYLÜL 12’DEN VURDU

Emine Özgenç

Akçağ Kitabevi, 320 sayfa

Gerçek hayat öyküsü. Yazar kendisini ve ailesini anlatıyor. Ülkemizin geçmişinde acılı bir dönem olan 12 Eylül döneminde yaşananlar insanı hayrete düşürüyor. Kızların ve annelerin yaşadıkları. Not:3/4


GENÇ KIZ, 1983

Linn Ulmann

YKY, 198 sayfa

Liv Ulmann ile Ingmar Bergman’ın yazar kızları Linn’in otobiyografik romanı Linn’in genç kızlığını anlatıyor. Annesi ile olan ilişkisini. Roman sanki Annie Ernaux tarafından yazılmış gibi. Aynı dil ve edebiyat. Çok ilgi çekici. Not:4/4




KARDAN ADAMIN KÜLLERİ 2

Işıl Işık

Artemis Yayınları, 352 sayfa

Seri romanın bu cildinde Ayaz başrollerden birinde. İlk ciltte Devin komiserin oğlu Asrın kaçırılmıştı. Bu ciltte de Devin oğlunun peşinde. Esmer komiser ona yardım ediyor. Ayaz adlı gizemli biri de. Polisiye sevenlere hafif gerilimli yazlık romanlardan. Not:3/4


ARDEN 2

Işıl Işık

Artemis Yayınları, 380 sayfa

Devam romanı. Angelina Jolie veya Charlize Theron havasındaki gizli ajan Arden Avrupadan sonra İstanbulda işine devam ederken bir yandan da iki erkek arasında kalmadan, aşık olmadan aksiyon peşinde. Hafif hoş yazlık romanlardan. Not:3/4





YAĞMURDAN SONRA

Defne Suman

Doğan Kitap, 158 sayfa

Yerli distopik bilimkurgu. Doğa felaketleri, pandemi tarzı olaylar ve insanların korunma kaçınma mücadeleleri. Adada salgından kaçmaya çalışanlar. Sadece türü sevenler için. Not:3/4


BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ

İrfan Orga

Everest Yayınları, 445 sayfa

Gerçek hayat öyküsü. Yurtdışında yaşayan yazarın İngilizce yazdığı bu roman uzun yıllar sonra dilimize çevriliyor. Osmanlının son yılları, İstanbul’daki zor yıllar, ailelerin parçalanması, işgalin savaşın açtığı yaralar. Yazar çocukluğunu anlatıyor daha çok. Dönem romanı olan bu kitap unutulacak gibi değil. Not:4/4

5 Haziran 2026 Cuma

ÇOCUKLAR OYUNCAKLAR




çocukluğumuzda oyunlar oynarız ya, işte onun gibi bir şey, çocukluğumuzda çizgi film izleriz, sonra o filmdeki gibi oynarız, komşu çocukları ile oynarız, bebeklerimizle, işte onun gibi bir şey, annemiz bize masal anlatır, kitap okur çocukluğumuzda, uyuyunca üstümüzü örter, oyun arkadaşımız üşüse çıkarıp kazağımızı veririz, işte onun gibi bir şey arar insan, sevgi, sevmek de onun gibi bir şey, çocukluğumuzdaki gibi bir şeyler arıyoruz, çocuklar gibi.

evrenin bilinmeyen yerlerinden gelen masum insanlar soymalı bütün oyuncakçı mağazalarını, dağıtmalılar oyuncakları bütün çocuklara, oynasın bütün çocuklar. göçmen kuşlar geri geldikçe, kuşlar tur attıkça masumiyet de çocuklar da sevgi de bitmeyecek.

26 Mayıs 2026 Salı

KISA NOTLAR

 



yalnızlık insanın arkadaşı olabilir mi, olamaz gibi ancak olursa da en iyisi olur.

yanlış insanlar doğruları doğru insanlardan öğrenip doğruyu yanlış yapıyorlar, aslında yanlış başarılı olursa bunu doğruya borçlu oluyor.

senin bana sevgini verebilmen için benim sevgimin sende var olması gerek. olmayan şey verilmez. oysa ki ben seni seviyorum. çünkü senin sevgin bende var. var olan şeyi sana verebilirim.

küçük bir kız, apartmanın zillerini çalıp kaçtı. bir teyze ona kızdı, çok ayıp dedi, sonra da bana döndü, bana kalsa bütün mahallenin zillerini çalıp kaçarım ama yakalanmaktan korkuyorum, dedi.

sahnede perde ve ışıklar, başroldekilere de figüranlara da kapanıyor.

minicik, iki aylık kadar bir bebek, gözleri mavi, ağzında meme, anasının koynunda, anası dileniyor, şanssız doğan bebek.

24 Mayıs 2026 Pazar

İHTİYAR

 




Yaşlı teyze parkta oturuyordu. Tek başına. Omuzları biraz çökmüş. Zayıflamış. Yanına oturdum. Yine bayram geliyor, görüşecek, gelecek gidecek kimsem yok dedi.

Elleri kırışmış, parmakları romatizmadan büklüm büklüm. Göz bebeklerinin etrafında sisli mavi hareler oluşmuş. Saçları platin, Akdeniz beyazı.

Göz göze geldik, sanki birbirini iyi tanıyan akrabalar gibi, gülümsedik. Bana öyle garip bakma dedi. Çoluk çocuk gittiler, ölenler, terk edenler, beni unutanlar, görmeye üşenenler. Çocuklar torunlar da aramıyorlar.

İstanbullumusun teyzeciğim. Bak evladım, dön arkana, caddenin arkasında, yokuşun başındaki tahta konağı görüyor musun, işte ben o evde doğmuşum. Öğünmek gibi olmasın ama Beykozluyum. Anlayacağın, bir ben kaldım, bir bu tahta konak bir de İstanbul.

Zamanı geçirmişiz, eve gitme vakti geldi, evladım.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

BALIKÇI






damlalar yumuşacık düşüyor maviliklere, hiç duyamadığımız bir şarkı oluveriyorlar, her damla ayrı bir nota gibi.

yunuslar da çok uzaklardan gelmişler, okyanusun gizemini içlerinde taşıyarak, köpek balıkları da çok kararlı, bugün kan kokusu almayacaklar, balinalar ağızlarını açmıyorlar, bütün balıklar gelmiş.

balıkçı denize baktı, bütün balıklar, denizler, okyanuslar biliyor onun yalnızlığını, derin derin nefes aldı balıkçı, balıklar benim hep en yakın dostlarım oldular, onları yemekte zorlanıyorum diye düşündü.

ayrılık zamanı geldi artık dedi, sabahın erken saatlerinde ayrıldı sahilden, bıraktı balıkçılığı, öylece çekilmiş bir fotoğraf gibi kaldı her şey, martılar da gitti.