24 Eylül 2021 Cuma

BLOGLARDAN SEÇMELER



DERYA

Oğlu, Kosovalı Arnavut şarkıcı Gigi için Ama Doren adlı şarkının müziğini, düzenlemesini, kaydını yapmış.

https://www.deryasoyguel.com/2021/09/mutlu-bir-duyuru.html

AY'IN GÖLGESİNDE

Günlük tarzı yazmaya devam ediyor.

https://ayingolgesinde.blogspot.com/

RECEP ALTUN

Genellikle sosyal konulu yazılarına devam ediyor ve aynı zamanda da iyi bir okur ve yorumcu.

https://degirmendenmektupvar.blogspot.com/

CAMDAN DÜŞLER

Kozmetik, kitap, gündelik yaşam yazıları çok keyifli.

https://camdandusler.blogspot.com/

ESLEM

Son dört beş yazısı çok keyifli.

https://esseverin.blogspot.com/

VAKT-İ DEM

Ondan yine güzel bir yazı geldi. Diziden operaya.

https://vaktidem.blogspot.com/2021/09/nessun-dorma-turanin-kizi.html

BABAANNEMİN TAKVİMCİĞİ

Son yazısı yine keyifliydi.

https://duvartakvimi.blogspot.com/2021/09/bir-sonbahar-daha-nasip-oldu-sukur.html

KÜÇÜK DÜNYA

Artık anne olan sevgili arkadaşımız vakit buldukça bize okuduğu kitapları yazıyor.

https://kucukdnya.blogspot.com/

BLOGGER AJANDASI

Bize okuduğu kitapları anlatmaya devam ediyor.

https://bloggerajandasi.blogspot.com/

NİL'İN MODA DÜŞLERİ

Keyifli moda yazılarına devam ediyor.

https://modadusleri.blogspot.com/

Hepimize neşeli ve huzurlu bir hafta sonu olsuun.

23 Eylül 2021 Perşembe

DEMONYAK 2

 




Annecim, tamam, bak şeytanı çıkardık, gitti artık gelmez bir daha. Evlenme çağındasın, hadi artık evlen diyorsun bana ama bak işte çevremiz, senin de gördüğün gibi vampirler, zombiler, kurt adamlar, iblisler, hayaletler ile dolu. Ya evlendiğim kişi bunlardan biri çıkarsa, baştan anlamazsak. Biliyorsun, internetten her şeyi öğreniyorum. Ya paralel evrene filan gidersem eş durumundan.

Diyelim, bir vampirle evlendim. O gündüzleri uyuyacak, geceleri dolaşacak. Gündüz tabutta olacak. Ya çok kan içerse, kilo alırsa, tabuta sığmaz, tabutlar da pahalı, ayrıca şişman bir damat istemezsin herhalde. Seri katil olursa, ölüleri yatağımızın altına saklarsa, baza çekmez ölüleri, kırılır baza.

Mesela ben melek olsam, sen bana dikersin kanat, A101’den indirimden alırız, tamam, ama meleklerin işi zor, sürekli dolaşmak durumunda kalırım, yorulurum, biliyorsun melekleri sadece çocuklar ve körler görüyor, onlarla konuşmak lazım hep, ya uçarken düşsem, hani paten kayarken düşmek gibi, belimi incitirim, sonra sürekli pilates yapmam gerekecek, sonra bir süre de oturamayacağım. Melek olunca bir de hep şeytanlarla uğraşmam gerekecek. Ben insanların içinden kötülükleri çıkaracağım, şeytan tekrar geriye sokmak isteyecek, uğraş dur.

Melek olunca sürekli olarak yol masraflarım olacak, uçmaktan yorulurum, metro kartı kullanmam gerekecek. Belki melek olunca ama işe girebilirim, bir sirkte çalışırım, trapezci olarak, kolay iş olur benim için. Vampirle evlenirsem, ya içecek kan bulamazsa, kan değerleri düşerse, baş dönmesi ve uykusuzluk olur onda o zaman, gündüzleri uyuyamaz tabutunda, güneş de görmemesi lazım, takviye lazım, vitamin lazım olur, taze kan, ya çaresizlikten beni de ısırırsa, yani vampir bir kızın olsun istemezsin değil mi?

Ya da ya karşıma bir uzaylı çıkarsa, klon çıkarsa, uzaylı klon değişimi programı ile dünyaya gelmiş bir uzaylı, tam burslu, yurtta kalan bir uzaylı, yurt ise bir yanardağda ise, böyle bir damat da hoşuna gitmez senin, yurttan kaçıp bizim eve sığınırsa, ben ona aşık olursam, o hooo.

Senin durmaksızın Ayetel Kürsi okuman gerekecek, sana da zorluk olacak. Bir de zombiler var, zombiler Eski Roma’da başlamış. O zamanlar, insanları ölmüş sanıp mezara koyunca, mezarların içine ip sarkıtırlarmış, ucuna da bir çan bağlarlarmış, gömülen kişi uyanırsa çanı çalsın diye, bu şekilde hayata dönenlere zombi demişler, anneciğim, herhalde mezardan çıkan bir damat da istemezsin, değil mi?

22 Eylül 2021 Çarşamba

KELİME OYUNU 43




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Beş kelime veriyoruz ve bu kelimelerin de içinde olduğu öykü, deneme, şiir veya benzeri bir yazı yazıyoruz. Haftanın kelimelerini veriyorum. Herkes katılabilir ve herkes beş kelime de verebilir.

Haftanın Kelimeleri: Okaliptüs/Ders/Kapan/Uyum/Kehanet.

RÜYA AVCISI GÜNLÜKLERİ

Bir rüya avcısı olmaktan daha zor bir şey varsa o da rüya perisi olmak olabilir. Ve Madam Kuşyuvası'ndan daha zor biri varsa o da Profesör Okaliptus Aklıbulut'tur. Kendisi Rüya 102 ve Bilincin Akışkan Momentumunda Etkili Müdahale derslerini veriyor. Bu dersleri Rüya Periliği okuyanlarla Rüya Avcılığı bölümündekiler ortak alıyor. Aslında ikisi de birbirine çok yakın meslekler. Rüya Avcıları hayal güçlerini kontrol ederek rüya yaratmayı ve kontrol etmeyi öğrenirken Rüya Perileri ise her türlü rüyanın içine sızıp daha önce kendilerine gelen kehanetleri rüya sahibi için görülen rüyaya işaretler halinde bırakmaya çalışırlar. Bir nevi medyum gibi..

Yani aslında iki meslek istenilen durumda bir ekip işine dönüşebilir. Bu ortak dersler sayesinde Bay Okaliptus'a ve Madam Kuşyuvası'na tahammül etmemi sağlayan eğlenceli aktiviteler ve uygulamalar deneyimlerken bir taraftan da geleceğin perilerinden arkadaşlar ediniyorum. Hatta bir peri arkadaşımla o kadar iyi bir uyum yakaladık ki ortak etkinlikler ve ödevler yapıldığında herkesten daha hızlı ve pratik yollar bulmayı başarabiliyoruz. Hatta aynı rüyalar üzerinde çalışırsak Bay Okaliptus fark etmeden birbirimizin açığını kapatabiliyoruz.

Elbette işin zor yanı her ders için farklı deneklerin getiriliyor olması. Çünkü her biri yeni ve bilinmez birer zihne sahip olduğu için aynı süreçleri farklı yollardan ve zorluklardan deneyimliyoruz. Rüya avcıları olarak rüyaları önce kendimiz yakalar ve sonra bu rüyaları geliştirip insanların görmesini sağlarız. İyi geliştirilmemiş rüyalar çok ciddi sorunlara sebep olabilir. Rüya algısını bilinçaltına iyi veremezsek bir kişinin delirmesine yol açabiliriz. Ve bundan daha kötü sonuçlar da olabilir. Bu nedenle eğlenceli bir bölümde okuyor olduğumuz halde oldukça da sorumluluk ve stres yüklüyüz. Hatta ilk deneylerimizde deneğin bilinçaltında kaybolup çıkamamıştım ve beni Bay Okaliptus geri getirip bir de güzel azarlamıştı.

Perilerin işi ise daha zor çünkü rüyalara mesajlar yerleştirirken rüyayı gören tarafından fark edilirlerse zihin kapanlarında kalıp uzun süre kurtulamayabiliyorlar. Ayrıca rüyayı görenler onları gelecek hakkında bin bir türlü soruya maruz bırakıyor. Bunun kadar büyük bir işkence olamaz. Neyse saat kaç olmuş artık derse gitmeliyim yoksa vizeden düşük not alacağım.

Son

(Not: İki hafta önce yazdığım "Rüya Avcısı ve Madam Kuşyuvası"nın devamı)

21 Eylül 2021 Salı

DEMONYAK

 




Demonlar geldi bana. Sadece filmlerde olurlar sanıyordum, korku filmlerinde, hani çocuğun ruhuna şeytan girer ya onlardan, demon yani iblis, şeytan, şeytaaaaan, çocuğun bedenini ele geçirir. Çocuk gözlerini belertir. Saldırmaya başlar.

Sonra papaz gelir, elindeki haçla şeytan çıkarma ayini yapar. Latince bir şeyler söyler. Demian, demon, omen. Yani papazlar burada, rahipler neyse işte, bir demoncatcher oluyor, şeytan kovan. Rahip, çocuğa haç tutup üzerine okunmuş sular dökerken bir şeyler söyler, titrer filan, como agusta ne mey ura per casa, ameeen. Tütütütü.

Anne, nasıl çıkartıcaz bu içimdeki şeytanı. O zaman belki bir imam ve bir psikolog lazım. İmam bir şeyler okur, psikolog da içimdeki şeytanı ikna etmeye çalışır. Üstüme reyhan şerbeti dökerler veya karbonat, amonyak. Hah amonyakla olur. Şeytan kovan amonyak, demonyak.

Demonyak sayesinde belki şeytanı cehenneme göndeririz. Ama cehenneme, cennete girerken de heyet raporu istiyorlarmış artık. Yani kurula giriyorsun. Diş, göz, dahiliye, deri, göğüs, ortopedi, hepsine baktırıyorsun, psikiyatrist de inceliyor. Sağlık kurulundan sonra giriyorsun cehenneme, önce stajyer olarak bir süre kalıyorsun cehennemde.

Demonlar için hayat zor olduğu gibi artık vampirler için de zor. Örneğin dişlerin sağlam mı? Isıramayan bir vampir olmaz, gideceksin dişçiye, protez veya implant yaptıracaksın. Psikologa gitse bir vampir, doktorcuğum, ben ısıramıyorum artık, ısırırken vicdanım sızlıyor, tedavi edin beni, lütfen yine ısırayım, dese, evladım vampircim, artık ısırmasan öpsen olmaz mı, ama doktorcuğum, ısırmazsam nasıl yani kan içicem ki ama olmaz ki yani.

Zor dostum zor, zombilik de zor, bir kere zombi dansı, zombi yürüyüşü için kursa gitmen gerekiyor. Melek olmak için de estetik yaptırman gerekiyor, kanat diktirmen lazım, hazır kanatlar da var, monte ediverirsin. Öyle kalp kanatları ile olmuyor,

20 Eylül 2021 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 109



Ağaç Ev sohbetlerimiz devam ediyor. Haftanın konusu sevgili Kaplan Diary'den geldi. Hoş konu.

"Beş yıl önceki yaşantınız nasıldı? On yıl sonrası için hayalleriniz, beklentileriniz ve yaşama dair hedefleriniz nelerdir?"


Beş yıl önce on yıl sonra sevemem ben hiç kimseyi senden başka senden başka olamam ben başkasıylaaaa. Beş yıl önce blog yazıyordum, on yıl sonra da yazarım inşallah. Yirmi yıl sonra da. Sevgili Kanalizasyon Balığı Cessie, ben torunlarımı da anlatacağım diyordu blogda, eskilerden o, liseyi, üniversiteyi bitirdi, yazıyor hala o da. Beş yıl önce, 2016 filan yani, o dönemde blog anketleri vardı, yüzlerce kişi katılmıştı, üç kez yapılmıştı, Sessiz Gemi, Maviye İz Süren, ben, en sevilenler, en aktifler, bilgilendirenler filan seçilmiştik. Mia Wallace vardı bir de, o bıraktı sonra.

Blog yazıyordum, çeviri ve ders vardı, şimdi yine aynı. Ancak, 2016 yazında Yunan Adalarına gitmiştim, sonra blogda da öyküler halinde yazmıştım. Vapurlarla, teknelerle filan adalara gitmiştim, kaldım, yüzdüm, yemek yedim filan işte. Balık, kalamar, salata, kızartma, bir de peynir salatası vardı ve çok ucuzdu, şaşırmıştım bu ucuzluğa. Bizim ülkede böyle ucuza yiyemezsin bu yemekleri.

Mylos, Syros, Katakolon, Korfu, Rodos, Mykonos, Santorini adalarına gitmiştim. Hayran oldum tabisi, denizin maviliğine, temizliğine, sahillerin temizliğine. Santorini'de bir Hint düğününe rastgelip içeri girmiştim ve çok eğlenmiştim. Onların değişik giysileri var ya, sari mi ne adı, onlara bu giysileri nerden aldınız diye sorunca, interrnetten aldık demişlerdi ve buna o kadar gülmüştüm ki. Hintliler, bu elbiselerini netten almışlar, komik, çünkü ülkelerinden uzaktalar.

On yıl sonrası, hımms, yani pek bişey değişmesin, böyle huzurlu yaşayım, hayal olarak, Büyükada'da bir evim olsun isterdim ama istediğim evlerin bedeli nerdeyse İstanbul'da bir AVM fiyatı. Beklenti, hayal olarak ise Avrupa'yı gezmek diyebilirim. Avrupa dışında sadece Kore'yi merak ediyorum, yani gezmek değil de bir süre yaşamak isterdim. Öğrenci iken çevremde birçok insan Kore filmleri, dizileri, müziklerini ve bir de anime izlemeyi severlerdi, hep bunu konuşurlardı. Bense gizem, fantastik, bilimkurgu, gerilim, suç, korku severdim, ve Korecilere gülerdim. Ama şimdi anime ve Kore'ciyim ben da.

Avrupa derken yani, Pessoa'nın yaşadığı Lizbon'a gidip onun yaşadığı evi, kahve içtiği kafeyi görmek isterdim, Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk romanında sevdiği yazarların yaşadıkları yerleri dolaşmıştı, evlerini, mahallelerini, özellikle Trieste'yi, onun gezdiği şekilde gezmek isterdim. Aki Kaurismaki filmlerinde hep Helsinki, Petersburg, Estonya arasında vapurla gidip geliyorlar, bunu da istiyorum. Before The Rain filminin çekildiği ortam için Ohrid'i istiyorum. Ayrıca, İsviçre, Avusturya, Kuzey İtalya, Almanya arasındaki göller, Alpler bölgesinde bir süre yaşamak, bir de Güney Fransa'da kalmak.

Yani hedefim Avrupayı gezmek, tamam euro fena gidiyor ama ucuz yollar var, skyscanner'dan bilet, airbnb, youth hostel, couchsurfing ile kalacak yer bulmak da çok ucuz, gezmek için de bol tren var.

Bu güzel sohbeti yapmak isteyenler ve zamanı olanlar yapsın da keyifle okuyalım hayallerimizi.