15 Ağustos 2018 Çarşamba

Hayalperest Mim



Yeni arkadaşlarımızdan İmza:Hayalperest'in kendi kendine hazırladığı mim. Kendisinin yanıtları da çok eğlenceli. Ben de sevdim, yaptım.


1. Elinde hangi sihirli güç olsun isterdin?

Bir kuş gibi uçmak isterdim. Bir de, kötülükleri önlemek.

2. En çok şaşırdığın tarihi eser neydi?

Efes harabeleri. İnanılmaz bir yer. Tarihini okudukça şaşırıyor insan. Örneğin, insanlar tuvaletlerini mermerlere oturup yaparmış.

3. En sevmediğin insan tipi?

Cahiller ve sonradan görmeler.

4. Obsesiflik derecesinde takıntın var mı?

Yok olduğunu sanıyorum.

5. Başkalarının kötü saydığı ama senin iyi saydığın, sana ait bir özellik söyle.

Öğrenmek dışında bir hırsım olmaması.

6. En çok hangi özelliğin kıskanılır?

Bilmem ki. Belki, tartışmaktan uzak duruyor oluşum. Böyle durumlarda, tamam haklısın derim, hiç girmem tartışmaya. Çok sıkıcı buluyorum tartışmayı.

7. Kız arkadaşların seni sevgililerinden kıskanır mı? Ya da böyle bir şey sezdin mi?

Kıskanmaz. Böyle durumlara hiç düşmem. Bu tür olabilecek ilişkilerin yanına bile yaklaşmam.

8. Yeniden doğdum dediğin an?

Ah her sabah uyandığımda derim inanın. Hayat ne güzel derim bir de.

9. Şu dünyada en çok sıkıldığın ortam.

Herhangi bir ortamda eğer farkedilirsem. Aman kimse farketmesin, görünmez olayım.

10. En son okuduğun kitap?

Çok sevdiğim Momo adlı kitabı bir kez daha okudum ve yine hayran oldum.

11. Yanından ayırmadığın beş şey?

Kitap, laptop, çikolata, telefon, anahtar.

12. Son zamanlarda en çok dinlediğin müzik tarzı?

Elektronik müzik, hip hop, house, rap.

13. Asla bitmesini istemediğin ama final yapmış bir dizi?

Şubat, Kara Ekmek, Peaky Blinders, Blacklist, Kill Me Heal Me, 15 Years of Waiting for Migratory Birds.

14. Çocukluğunu hatırlatan bir koku?

Tütün kolonyası, hacı kokusu.

15. Diyelim ki reenkarnasyon var ve sen bu dünyada ikinci hayatını yaşıyorsun. Sence ilk hayatında neydin?

Penguen veya kuş.

Bu değişik ve eğlenceli mimi isteyen yapsın. Yazarken mutlu oldum ben.

14 Ağustos 2018 Salı

Mim: Yaz Abur Cuburu 2018



Sevgili Öneri Makinesi bir şarkı mimi hazırlamış. Yazın dinlediğimiz, sevdiğimiz şarkılar. Daha önce de yapmıştıydı. Beni de mimlemiş. Kendisi her zaman iyi şarkılar, dinler iyi filmler izler.


Biricik arkadaşlarımdan Sakura da aynı mimle mimledi. O da iyi şarkılar dinler. Arada şarkı önerileri yapar. Seçtiklerini hep dinliyorum.


Şimdi de ben seçeceğim şarkıları. Zor oluyor tabii seçmek. Şarkıları seçicem ama linkleri koymaya hep üşeniyorum ben.

1. Yazın çıkan çok sevdiğin şarkıcıdan/gruptan bir şarkı:

Troye Sivan-Strawberries and Cigarettes

2. Bu yaz en yeni keşfin?

Archive adlı grup.

3. Bu yaz sürekli dinlediğin bir şarkı:

Melanie Martinez-Mad Hatter

4. Bu yaz en çok duyduğun şarkı/albüm:

J.Fla-This is Me

5. Bu yaz eski de olsa dinlemekten vazgeçemediğin şarkı?

Birkaç tane var.

Shivaree-Goodnight Moon
Noir Desir-Le Vent Nous Portera
Indila-Derniere Danse
Hooverphonic-Mad About You
Nouvelle Vague-In a Manner of Speaking
Beth Hart-Caught in the Rain

6. Sence bu yazın en favori hiti?

Maroon 5-Girls Like You

7. Senin bu yazını anlatan şarkı?

Maria and the Diamonds-Teen Idle

Tüm müzikseven arkadaşlarımız yapsın bu mimiii. Bol bol şarkı öğrenelim. Hoppidi hoppidi.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Kitaplık ve Bitki Etkinliği



Çook tatlı iki kardeş blogcu arkadaşımız var. İrem ve Aleyna. İrem, çalışma saatleri ve kitaplar hakkında yazıyor. Aleyna da çevre hakkında bizi bilgilendiriyor. İkisinin de blogları güzel.

http://konumuzkitap.blogspot.com/  (irem'in blogu)

https://aleynacan05.blogspot.com/  (aleyna'nın blogu)

Aleyna ayrıca ikinci bir blog açtıııı. Kitaplar için.


Şimdiiii, bu iki şirin arkadaşımız da birer etkinlik düzenlediiii.

İrem, kitaplık fotoğrafı etkinliği düzenlediiii. Kitaplığınızın fotosunu çekip gönderiyorsunuz. Onun bloguna gidip bu etkinliğin detaylarını okuyabilirsiniz. Ne hoş bir etkinlik değil mi? Haydi herkes katılsın yaaa!


Aleyna da bir bitki etkinliği düzenledi. Aleyna'ya yetiştirdiğiniz bitkinin fotosunu göndereceksiniz. Ne hoş etkinlik değil mi? Haydi siz de katılııın!

12 Ağustos 2018 Pazar

Çocukluk Anısı-Mim-



Çok çok sevdiğim arkadaşlarımızdan, içten ve ilginç yazılar yazan Fatmanur ilk kez bir mim hazırladı. Çok da güzel bir konusu var ve tek soruluk. "Çocukluğunuzda yaşadığınız güzel anınızı anlatınız".

Fatma Nur'un son zamanlarda yazdığı gizemli ve heyecanlı bir seri öykü var. "Gölgesinden Korkan Kadın". Bu öyküsünü de kaçırmayın. Ben de merak ediyorum bu öykünün sonunda neler olacağını.

Fatma Nur'un çocukluk anısı da çokoş. İlkokulda para kazanmak istiyor ve kalem satıyor, başka şeyler de satmak istiyor. Her zamanki gibi şirin anlatmış. O yazarken ondaki gülümsemeyi ve heyecanı hissediyor insan.




Ben de birkaç çocukluk anımı anlatayım:

Çok minikken ilk kez denizi gördüğümde, babamın kucağında, "çok çok puşumende" demişim. Çok su ben de girmek istiyorum içine, denize yani.

İlkokula başlamadan okumayı öğrenmiştim ve gazete, dergi, kitap okuyordum.

Bir akşamüstü, ilkokulda iken, babam okuldan alırdı. Bir gün, iş toplantısı nedeniyle, yarım saat geç kaldı. Ben de sınıfımda, bütün sıraları dolaştım, arkadaşlarımın oyuncakları vardı. Hepsini çıkarıp oynadım kendi kendime. Çok mutluydum. Babam geldiğinde ona, neden geldin, dedim.

Lisenin başlarında, Tubitak Bilim Projelerinde Biyoloji dalında ödül almıştım. Ülkemizde yetişmeyen bir bitki yetiştirmiştim. Ödül töreni ve sergi için Ankara'ya çağrıldım. Birkaç arkadaş daha vardı, birlikte gittik. Tubitak salonunda sergi oldu yaklaşık bir hafta, ödül töreni de. İzmir'den gitmiştik. Sergideki diğer arkadaşlarla da arkadaş olmuştuk. Hepimiz misafirhane gibi bir yerde kalıyorduk. Kavaklıdere'ye yakın. Bir akşam hepimiz toplandık ve diskoya gittik. Büyüklerimiz bilmiyordu tabii. İlk diskoya gidişimizdi. Disko sahnesini biz doldurmuştuk, dans ediyorduk. Bir süre sonra diskoda anons oldu. Hepimizin teker teker isimlerini okudular. Hepimizi kapıya çağırdılar. Ankara'da yaşayan arkadaşlarımızın anne babaları hepimizi almaya gelmişti. Kapıdan utançla çıkışımız çok komikti. O anne babalardan çok fırça yedik. Telefonlardan da ayrıca kendi anne babalarımızdan. İçeriye girerken yaşımız küçük olduğu için yanımızda yaşı biraz büyük olan Tubitakçı liseliler de vardı. Bu olay, bizim ailede hep anlatılır. Tabii gülerek.

Bu tatliş mimi isteyen herkes yapsın işteee. Bence çok hoş bir konu. Hepinizin hoş anıları vardırdır.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Kına



Kınalar, düğünler zamanı. Mahallede düğünler oluyor. Gece 12’ye dek sazlar, oyun havaları, sonra takı törenleri, bu arada bol bol yemek. Babaannemin dediği gibi ay’da düğün olsa gider oynarız yani.

Kınada nedimeler kaftan giysin. Oldu, bu sıcakta kaftan. Buzdolabında beklet kaftanı ki giyebilesin. Kına müziği düzenleme. Müziğe meraklı olanlar kına gecesi şarkılarını listeliyor. Mezdekesiz de olmaz yani.

Ah sıcakta yaşamak bile zor. İncir sıcakları geçti artık neyse, eyembuhur denilen sıcaklar. Eyyam-ı Bahur aslı. Güneşte kalırsan leke yapanlar. Yazın şehirde olmak kolay değil. Yaylaya gitmek lazım. Hep duyarız yayla da görmüşlüğüm de yok ama.

Yaylada olacan bu günlerde. Serin olacak, yorganla yatacaksın. Yakında bir nehir veya göl olacak. Göl kenarında yatacaksın çadırda veya uyku tulumunda. Bol ağaç olacak. Yakında tarlalar, bahçeler olacak. Bir şeyler alıp yiyeceksin. Bostandan karpuz. Ama domuzlar gelmeyecek tabii.

Dedem anlatır hep. Kar pekmezi yiyeceksin. Karın üstüne pekmez dökülecek. Onun da üstüne dondurma koyacan. Karlama, buzlama, buzlaş derlermiş. Ya da kar şerbeti. Karın üstüne vişne suyu döküp yiyip içeceksin. Reyhan, demirhindi, kaynar, gelincik suları içeceksin.

Rüyamda gelinle damadı jedi ustası ile yoda olmuş gördüm. Davetliler de samuray öğrencileri. Ama saçları renkliydi hepsinin. Hepsi başlarını eğerek selam veriyorlardı birbirlerine. Fenerler aydınlatıyor çevreyi. Bir samuray diğerine çemen tarifi veriyor. Zeytinyağı ile kapat üstünü diyor. Sonra samuraylar basket oynamaya başlıyor. Herkes zıplıyor ama kimse topu tutamıyor.

Yine rüyamda çok sıcak. Rüyalarıma bile giriyor. Yolda yürüyorum. Kulaklığı takmışım hiçbir şey duymuyorum. Otobüs durağını geçmişim. Ama yanıma otobüs geliyor. Şoför kapıyı açıyor, kızım bin sıcakta yürüme diyor. Kafama güneş geçmiş olmalı, çünkü, kulaklık da var ya, söylediğini duymuyorum. Adama bağırıyorum, yok amca sağol, diye. Adam da sen bilirsin deyip gidiyor. Ben yok derken ama ellerimi kollarımı da sallıyorum.