2 Nisan 2020 Perşembe

Blog Duyuruları



Blog Takip

Blog arkadaşlarım benden rica ettiler. Bu konuyu yaz diye. Bloglarımıza üye olan blogçular, özellikle yeni olanlar, bloglara üye oluyorlar, ama bizler onların bloglarını bulamıyoruz. Bu arkadaşlar, üye olduktan sonra bir de gelip yorum yaparlarsa onların bloglarını bulabiliyoruz. Arkadaşların şikayeti de, üye olan arkadaşlar, bir süre üye kalıp, daha sonra, üye oldukları blog gelip onların bloguna üye olmayınca üyelikten çıkıyorlarmış. Halbuki, arkadaşlar o blogları bulamadıkları için üye olamıyorlar. Bu yazıyı okuyanlar dikkat etsin bu duruma. Sizler de bu şekilde üye olan, bloglarını bulamadığınız arkadaşları eğer saptayabilirseniz, bu durumu onlara iletin bari.

Günet Eroğlu ve Auto Brain

Günet, aramızdaki blogçulardan. Kendisi Sabancı'da doktora yaparken, disleksi ve otizm sorunları olan çocukların hayatlarını kolaylaştırmak için bir teknoloji geliştirmiş. Onun blog sayfası ve şirketinin blog sayfası aşağıda:

https://www.autotrainbrain.com/blog.php

http://guneteroglu.blogspot.com/

1 Nisan 2020 Çarşamba

30 Gün Şarkı Meydan Okuma Listesi 2



Ponçik Öneri Makinesi'nin şarkı meydan okuma çelınçı devam ediyor. Güzel etkinlik oldu, sevildi, birçok arkadaşımız katıldı, böylece, birçok müzisyen ve şarkı keşfediyoruz. İlk 5'ini dapmıştım, Şimdi, devam.

https://onerimakinesi.blogspot.com/2020/03/30-gun-sark-meydan-okuma-listesi.html

Adı küçük harflerden oluşan bir şarkı:

Zor. Bulamadı :)

Adı büyük harflerden oluşan bir şarkı:

Zor. Bulamadı :)

Hak ettiği değeri görmemiş bir şarkı:

Adamlar-Koca Yaşlı Şişko Dünya

Adı 3 kelimeden oluşan bir şarkı:

Kadebostany-Early Morning Dreams

Dinlediğin son şarkı:

Evrencan Gündüz-Bulutlar Gidin

Aşk hakkında bir şarkı:

Roxette-Listen to your Heart

Dinlemeye utandığın bir şarkı:

Bergen-Sen affetsen ben affetmem

Playlistte karışık modda çalan ilk şarkı:

Hindi Zahra-Silence

Birinin bilmene vesile olduğu şarkı:

Gert Taberner-Fallen

Film Soundtrackından bir şarkı:

Goblin-Stay with me

Adını sevdiğin bir şarkı:

Willie Nelson-You are always on my mind

17 yaşında olmak hakkında bir şarkı:

Ladytron-Seventeen

Sana birini hatırlatan bir şarkı:

Ümit Besen-Alıştım sana bir tanem

Öfkeli olmak hakkında bir şarkı:

David Bowie-Don't look back in Anger

Adı akronim olan bir şarkı:

Ab-Soul-W.R.O.H (We really out here)

Gecenin 3'ünde dinlediğin bir şarkı:

Procol Harum-Repent Walpurgis

Adı uzun olan bir şarkı:

Adriano Celentano-Prisencolinensinainciusol

Sahilde dinlenecek bir şarkı:

Akdeniz akşamları

Bütün gün aklına takılan bir şarkı:

Queen-Love of my Life

Farklı dilde bir şarkı: (İngilizce ve Türkçe dışında)

Jacques Brel-Amsterdam

Uyumana yardımcı olan bir şarkı:

Yiruma şarkıları

Şu an nasıl hissettiğini tarif eden bir şarkı:

Adamlar-Sarılırım Birine (bugünlerde yapılmayacak şey)

Eskiden nefret ettiğin ama artık sevdiğin bir şarkı:

Teo-İstasyon insanları

Romantik bir buluşmada çalınacak bir şarkı:

Santa Esmeralda-You are my everything

Bizle paylaşmak istediğin bir şarkı:

Moloko-Sing it Back

Zorlu bir meydan okumaydı. Sadece 2 soruyu yanıtlayamadım. Eğlenceli idi. İsteyen herkes yapsın tabiiii :) Veee tabisideeee Oynatmaya Az Kaldııııı!

31 Mart 2020 Salı

Feriha Hanım 10



Bir müddet hiç konuşmadan öylece sessizlikte kaldılar. Feriha Hanım’ın yanındaki delikanlı kıpırdanmaya başladı. Belliydi ki gelecek duraklardan birinde inecekti. Yanındaki yaşlı hanımefendiye doğru döndü;

“Tanıştığımıza memnun oldum teyze, gelecek durakta ineceğim, hoşça kalın”

Feriha Hanım, “Allah zihin açıklığı versin efendim” diye cevap verdi.

Öğrenci genç, yolculardan izin isteyerek kapıya doğru ilerledi koltuğunun arasına sıkıştırdığı defterleriyle. Gelen durakta inip koşarak karşıya geçti. Feriha Hanım, karşı kaldırıma geçen gence gayri ihtiyari başını döndürdü  ve ister istemez biraz da utangaç bir ifade ile elini hafifçe öylece salladı.

Öğrenci genç de gülümseyen bakışlarla el sallayarak kendisine cevap verdi.

Feriha Hanım bir otobüs yolculuğunda tanıştığı yol arkadaşını, hareket eden otobüsün penceresinden görebildiği kadarıyla bir siluet kalana kadar seyretti. Gencin boşalttığı koltuğa bir başkası oturdu.

Tekrar İstanbul’u seyrediyordu ve aklından şunlar geçiyordu;

“Genç adam doğru söyledi, görmüyor musun, tablo gibi İstanbul, nasıl da uçuyorlar balıkçı teknelerinin ardı sıra martı kuşları. Ne olursun anla artık,  sen yaşlı bir kadınsın. İstanbul ise bakire bir kız heyecanıyla sere serpe yayılmış sevdalısını beklemekte”

Birden bir durgunluk çöktü üzerine, elbisesinin sağını solunu çekiştirdi. Canı sıkıldığı zaman bütün hırsını üstündeki hırkadan almayı alışkanlık haline getirmişti. Başındaki beresini tekrar düzeltti. Birden gözleri etekliğinin üzerine düştü, elleri birbirine kenetlenmişti. İçine dolan sıkıntıyı, alçak bir sesle ayy diyerek ve göğsüne doldurduğu havayı burnundan bırakarak uzaklaştırdı.

Bu esnada zamanın boşluğunda dalıp gitmişken, birden bire şoförün  “ Önüne baksana adam” diyen narasıyla içine düştüğü gözleri açık rüyadan uyanıverdi. Pencereden martıları seyre koyuldu. Yolu bitince otobüsten indi, tramvaya bindi, Sirkeci yönünde yolculuk yaptı, Eminönü’nde inmedi. Yukarı doğru devam etti, Beyazıt’ta indi.

“Şansa bak, ne kadar da kalabalık, sanki günler çuvala girdi de bula bula bu günü seçtin Feriha” diye mırıldandı. Ortalık curcuna, beş yüz yıllık Beyazıt camisinin etrafında köfteciler, kokoreççiler tezgah açmışlar, kebap kokularıyla dumanlara boğulmuş minareler.

Bu zamanda bu camide namaz kılmak için çok maharetli olmanız gerekiyor. Kotçu seyyarların, zerzevatçıların içinden kurtul kurtulabilirsen. Mısır labirentlerinden bile daha kolay çıkarsın, lakin bu camiye ulaşmak oldukça zor bir şey.

Ne zamanlara kaldık, hiç kimsenin hiçbir şeye saygısı kalmadı, yahu olacak iş mi, cami duvarında kotların işi ne?  Mahmutpaşa’mı burası? Bir yanı üniversite, bir yanı Osmanlı’nın en önemli camisi, diğer yanı ise adı üstünde Kapalıçarşı. Eski insanların bir bildiği vardı elbette. Yoksa açık çarşı demezler miydi?

(devam edecek)


Not: Önceki bölümlerin özeti: Feriha Hanım, Emirgan’da yaşayan bir yaşlı hanımefendi. Saraylı aileden gelme. Ailesiyle ve daha sonra da eşiyle konaklarda yaşarken eşi, saraydan olmayan tüccar Osman Naci Bey’in ölümünden sonra eli dara düştüğü için konağı satıp kiraya geçiyor, yine Emirgan’da. Parasız kalınca, ailesinden kalma bir mücevheri satmaya karar veriyor. Evden çıkmadan önce evdeki eşyalar onunla konuşmaya başlayınca bir süre anılarına dalıyor ve sonra evden çıkıp otobüs durağına geliyor. Durakta iken sohbet ediyor. Otobüse biniyor. Otobüste giderken genç kızlığını hatırlıyor. Otobüste de sohbet ediyor. İnip tramvaya biniyor ve Beyazıt'a geliyor.

30 Mart 2020 Pazartesi

#zorolsadakarantinadevamediyor



Biriciklerimizden ve iyi bir kitap blogu olan, genelde bilmediğim kitapları okuyan, bu yüzden de çok faydalandığım, Farklı Diyarlar, yeni bir etkinlik düşünmüş, Bir tür çelınç, meydan okuma. Son zamanlarda okuyup sevdiğimiz kitaplar, özellikle karantina döneminde okuduklarımız.

https://farklidiyarlarayolculuk.blogspot.com/2020/03/challenge-zorolsadakarantinadevamediyor.html

Karantina, yaklaşık on gün oldu benim. Bu süreçte daha çok dizi izliyorum. Bir de film. Ama daha çok dizi. Bu günler için birkaç kitap almıştım. Onları okuyacağım.

İlk olarak, Elizabeth Hoyt. Sevgili, Belle'nin Kütüphanesi'nde gördüğüm bir yazar. O seviyor. Ben de bu yazardan ilk kitabımı aldım. Gizemli Sevgili. Tarihsel romans pek okumadığım bir tür. Daha önce sadece Gelin adlı romanı okumuştum. Gizemli Sevgili'ye başladım. Yavaş okuyorum. Normalde bir günde biter yani. Ama tadını çıkarıyorum. Lordlar, Dükler, asi kadınlar, aşklar. Yazarın dili, anlatımı çok iyi. Çeviri de iyi. Edebiyat değil ama okuması güzel.




Diğer dört kitap ise, daha önce iki kitabını okuduğum Gülseren Budayıcıoğlu'ndan Günahın Üç Rengi ve Hayata Dön. Önceki iki kitabını okuması hoştu ancak önemli kitaplar diyemem. Hafif, kolay kitaplar. Hikaye kısımlarını sevmiş, yazarın araya girdiği bölümlerde sıkılmıştım. O kısımlar ders gibi çünkü. Şimdilerde bu iki kitabını da okuyacağım. Kaystros Tyrha, oku demiştiydi.

Ben, Kirke de popülerlerden bugünlerde. Eren'in (Okuma Günlüğüm) blogunda görmüştüm. İyi bir kitaba benziyor. Diğeri de, okumayı sevdiğim türlerden, kişisel gelişim. Her Şey Değişir-Ritüeller Kitabı. Bu tür kitaplar olumlu enerji veriyor genelde.

Bu beş kitap, karantina için seçtiklerimdi. Bu hoş etkinliğe de dileyen herkes katılabilir tabiside. Detaylar, Farklı Diyarlar'da.

Ağaç Ev Sohbetleri 32



Ağaç Ev sohbetleri devam ediyor. Bu dönemde daha hafif, eğlenceli konular yazmak daha normal olsa gerek. Bu hafta da konu benden olsun. İsteyen herkes yazabilir tabii yine.


Obsesif misiniz? Obsesif kompulsif bozukluğu olan arkadaşlarınız var mı?

Obsesif Kompulsif bozukluk (OCD) çok yaygın son zamanlarda. Bipolarlık da. Hele, dikkat eksikliği ise çok daha yaygın. Dikkat eksikliği için ilaç kullanan çok. Bir anda hiper aktif oluyorlar gün boyunca. Bipolarlık da zor. Enerji yükselmesi, çöküşü gibi. İşe sürekli gidemiyorlar.

OKB ise çok daha yaygın, herkeste biraz var. Örneğin, şimdi, temizliği abartanlar da biraz olabilir. Herkes birbirine der, takıntılı, depresyondasın filan ama bu öyle kolay değil. Bunlar halk arasında sadece. Yoksa, klinik olarak sinir bozukluğu bu OKB. Yaklaşık olarak nüfusun yüzde 5’i okb’li imiş. Tekrarlanan hareketler, sürekli sayı saymak, sürekli el yıkamak gibi. Bu durumda şu anda herkes OKB’li yani.

Aslında OKB’liler yaptıklarının gerçekdışı olduğunu bilse de yapmadan duramazlar. Hani, alkolikler gibi. Zaman kaybı çok olur, gündelik yaşam rutini bozulur. Sürekli mesela saymamak için savaşmaktan günler geçebilir. Aynı sözcükleri tekrar etmekten veya. Yani işte gerçek dışı tabii hepsi. Sonuçta iç stres bu tabii. Kir korkusu, bulaşma, salgın korkusu da OKB. Düzen veya simetri de. Koy onu yerine, onun yeri orası. Ay ocak açık mı kaldı ki. Ah metrodaki şu acil durum butonuna basmak lazım.  Sürekli dua etmek de OKB. Yani hepimiz yine OKB’liyiz.

Şimdi dizi izlicem, çekirdek yicem, önce elimi üç kere yıkamalıyım. Üç kere. Üç. Ay dur bulaşma düşüncesinden uzaklaşmak için şimdi bine kadar sayayım.  Bir de OKB’de çevre, yetiştirme filan etkili değil. Tümüyle genetik bir bozukluk. Örnek, anne, düzen hastası, oğlu, her şeyi sayıyor gibi. Yine beyinle ilgili tabii. Beyin sıvıları.  Kan dolaşımı sonuçta duyguları idare ediyor. OKB’liler de serotonin az.

Bizler de normal normal geçelim bu ayları. Ayları. Aylar. Bir ay iki ay üç ay koronay.