5 Haziran 2026 Cuma

ÇOCUKLAR OYUNCAKLAR




çocukluğumuzda oyunlar oynarız ya, işte onun gibi bir şey, çocukluğumuzda çizgi film izleriz, sonra o filmdeki gibi oynarız, komşu çocukları ile oynarız, bebeklerimizle, işte onun gibi bir şey, annemiz bize masal anlatır, kitap okur çocukluğumuzda, uyuyunca üstümüzü örter, oyun arkadaşımız üşüse çıkarıp kazağımızı veririz, işte onun gibi bir şey arar insan, sevgi, sevmek de onun gibi bir şey, çocukluğumuzdaki gibi bir şeyler arıyoruz, çocuklar gibi.

evrenin bilinmeyen yerlerinden gelen masum insanlar soymalı bütün oyuncakçı mağazalarını, dağıtmalılar oyuncakları bütün çocuklara, oynasın bütün çocuklar. göçmen kuşlar geri geldikçe, kuşlar tur attıkça masumiyet de çocuklar da sevgi de bitmeyecek.

26 Mayıs 2026 Salı

KISA NOTLAR

 



yalnızlık insanın arkadaşı olabilir mi, olamaz gibi ancak olursa da en iyisi olur.

yanlış insanlar doğruları doğru insanlardan öğrenip doğruyu yanlış yapıyorlar, aslında yanlış başarılı olursa bunu doğruya borçlu oluyor.

senin bana sevgini verebilmen için benim sevgimin sende var olması gerek. olmayan şey verilmez. oysa ki ben seni seviyorum. çünkü senin sevgin bende var. var olan şeyi sana verebilirim.

küçük bir kız, apartmanın zillerini çalıp kaçtı. bir teyze ona kızdı, çok ayıp dedi, sonra da bana döndü, bana kalsa bütün mahallenin zillerini çalıp kaçarım ama yakalanmaktan korkuyorum, dedi.

sahnede perde ve ışıklar, başroldekilere de figüranlara da kapanıyor.

minicik, iki aylık kadar bir bebek, gözleri mavi, ağzında meme, anasının koynunda, anası dileniyor, şanssız doğan bebek.

24 Mayıs 2026 Pazar

İHTİYAR

 




Yaşlı teyze parkta oturuyordu. Tek başına. Omuzları biraz çökmüş. Zayıflamış. Yanına oturdum. Yine bayram geliyor, görüşecek, gelecek gidecek kimsem yok dedi.

Elleri kırışmış, parmakları romatizmadan büklüm büklüm. Göz bebeklerinin etrafında sisli mavi hareler oluşmuş. Saçları platin, Akdeniz beyazı.

Göz göze geldik, sanki birbirini iyi tanıyan akrabalar gibi, gülümsedik. Bana öyle garip bakma dedi. Çoluk çocuk gittiler, ölenler, terk edenler, beni unutanlar, görmeye üşenenler. Çocuklar torunlar da aramıyorlar.

İstanbullumusun teyzeciğim. Bak evladım, dön arkana, caddenin arkasında, yokuşun başındaki tahta konağı görüyor musun, işte ben o evde doğmuşum. Öğünmek gibi olmasın ama Beykozluyum. Anlayacağın, bir ben kaldım, bir bu tahta konak bir de İstanbul.

Zamanı geçirmişiz, eve gitme vakti geldi, evladım.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

BALIKÇI






damlalar yumuşacık düşüyor maviliklere, hiç duyamadığımız bir şarkı oluveriyorlar, her damla ayrı bir nota gibi.

yunuslar da çok uzaklardan gelmişler, okyanusun gizemini içlerinde taşıyarak, köpek balıkları da çok kararlı, bugün kan kokusu almayacaklar, balinalar ağızlarını açmıyorlar, bütün balıklar gelmiş.

balıkçı denize baktı, bütün balıklar, denizler, okyanuslar biliyor onun yalnızlığını, derin derin nefes aldı balıkçı, balıklar benim hep en yakın dostlarım oldular, onları yemekte zorlanıyorum diye düşündü.

ayrılık zamanı geldi artık dedi, sabahın erken saatlerinde ayrıldı sahilden, bıraktı balıkçılığı, öylece çekilmiş bir fotoğraf gibi kaldı her şey, martılar da gitti.

10 Mayıs 2026 Pazar

APARTMAN KAPISI

 



Kapılar kapanmasın aralık kalsın. Zillere basılmadan girsin kuryeler. Adanın kuşları gelsin apartman merdivenlerine. 

Hatıralar canlansın basamaklarda. Yemek kokuları saçılsın. Beslenme çantalı çocuklar koşuştursun. Bahçedeki güllerin kokusu gelsin.

O aralık kapılardan çıkılsın yaşamın içine. Hep anı yaşamaktan hep güne bakmaktan hep an yaşanır hep güne bakılır sandık. Oysaki yaşanan hep minik anlar küçücük hatıralar. 

Komşu teyzenin seccadeye uzanan başı. Komşu amcanın org çalarken söylediği şarkı. Annesine çiçek getiren kız.

Bundan ötürü kapanmasın kapılar aralık kalsınlar. Sümüklü böceğin arkasından bıraktığı gibi parıltılar kalsın hayata.