5 Ekim 2022 Çarşamba

ANILAR TATLIDIR


 

Yolda böğürtlene benzer bir şey gördüm. Bayılırım böğürtlene. Allahım, toplasam mı dedim. Bir keresinde böğürtlen sanıp çiçek tomurcuğu yemiştim. Yaklaştım baktım yine çiçekmiş. Çocukken rastlardım böğürtlene yerdim, artık pek göremiyorum.

Yeşil zeytini ise canım çekince çerez gibi yiyorum. Kahvaltıda, salatada, tost yapınca da koyarım. On kilo zeytin alıp yapıyorum sonbaharda.

Bir otobüs yolculuğunda bir Arap aile vardı. Türkçe bilmiyorlardı. Öğle namazı vakti diye ailenin annesi arabayı durdurun diye ısrar etmişti. Yolcular, yahu öğle namazı kaç rekat, yolda durulur mu, otobüste de kılınabilir oturarak, filan dediler. Kadın tabii Türkçe bilmiyor. Kavga çıkarttı. Otobüs durdu. Kadın indi, bir rekat kalıp geri döndü. Yani farz bile değil. Ne yaptı belli değil. Çok komik gelmişti bu olay bana.

Metroda bir kadın yanındakine anlatıyordu. Akşam karanlıkta bir mezarlığın yanından geçiyorlarmış. O mezarlıkta çok akrabaları varmış. Ama dağınıkmış hep mezarlar, yan yana değiller. Bir kağıda mezarların yerlerini işaretlemişler. Gidince hepsini ziyaret edip dua ederlermiş. Akşam ordan araba ile geçerken, mezarlığı geçince kadın arkasına bakmış, mezarlığa, dedesinin mezarının olduğu yerde, herhalde dedemin mezarıydı diye düşünmüş, mezarın üzerinde yarım daire şeklinde sarı bir ışık huzmesi varmış. İçinden sarı sarı dumanlar çıkıyormuş. Sarı sarı yıldızlar da. Kadın demiş, dedem bizi çağırıyor. Yarın sabah gidelim.

Minikken evde hep canım sıkılıyor derdim. Bu şu demekti. Abur cubur yemek istiyorum. Şeker mi istiyorum, anne canım sıkıldı. Canım sıkıldı. Anneciğim, yani çikolata yok mu, anlamına geliyordu. Annem de dermiş, yani bunu hatırlamıyorum da annem söyledi, rüzgara söyledim, kırlangıçlarla yollayacak yavrum.

Elimi bir yere çarparsam, ah ay en sevdiğim elim diye ağlardım.

3 Ekim 2022 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 163


 

Ağaç Ev sohbetlerimiz devam ediyor. Haftanın konusunu seçtim.

"Günümüzün genç insanları önceki genç kuşaklardan daha çok güç, bilgi ve etki sahibi. Bunun nedeni ne olabilir? Bu durum gençlerle büyüklerin iletişimini, ilişkisini etkiler mi?"

Gerçekten de günümüzün genç insanları toplumda anne babaları ve nine dedelerinden daha büyük bir rol oynuyorlar. Daha küçük yaşta genel kültürleri oluyor, daha küçük yaşta dünya ile iletişime geçiyorlar. Bir akademik çalışmada bir anda dünyanın bir dolu kütüphanesi ile iletişime geçilebiliyor. Bilimsel bir çalışmada bir anda bir kaynak taraması yapılabiliyor. Her bilgi çok hızlı. Eski bir kitabı size pdf yapıp gönderebilirler.

Televizyon ve ardından internet, akıllı telefonlar değiştirdi dünyayı. 21. Yüzyıl büyük sosyal ve teknolojik gelişme, ivme kazandırdı insana. Bu ani değişim bir anda gençlik ile önceki kuşakların arasını açtı. Gerek sosyal yaşamda gerekse bilimsel yaşamda büyük bir deneyim farkı, uçurumu, kuşak farkı yarattı gençlerle büyükler arasında. Gündelik yaşamı yaşayış tarzı ve dil iyice farklılaştı.

Günümüz ergenleri, gençleri, öğrencileri önceki kuşaklardan daha iyi eğitimli. Çünkü, doğduklarından bu yana bilgisayar kullanıyorlar. Bilgiye erişimleri önceki kuşakların hayal bile edemeyeceği şekilde. Bilgi hemen eskiyor. Teknoloji hemen eskiyor. 2000 öncesi hayatta bu derece hızlı değişim olmamış.Son 50 yılda dünyadaki gelişim, teknoloji, bin yıllarca olan değişimden daha fazla.

Bu da şu oluyor ki, anne babaların ve de büyükanne büyükbabaların genç oldukları dönemlere göre günümüz gençleri, ergenleri daha çok malumat sahibi, enformasyon bağlamında. Ve teknolojik yetenekleri onlara dünyadaki hızlı değişime, teknolojiye çok daha hızlı adapte olma yönünde güven veriyor, şans veriyor, ki büyüklerimiz bu konularda daha güvensiz, çekingen veya yavaş.

Ayrıca, küçükler büyüklere oranla daha çabuk globalleşiyorlar ve globalleşmeden de daha çabuk etkileniyorlar. Vizyonları daha geniş. Dünyadaki müzik, sosyal alışkanlıklar, öğrenci değişimi programları, kültür projeleri, giyim gibi dünya gençliğinde moda olan ve ortak olan etkinlik alanlarından daha hızlı haberdar oluyorlar.

Bu da ergenlerin, gençlerin daha etkili tüketiciler olduğunu gösteriyor. Ki onlar bu şekilde büyük global piyasayı da etkiliyorlar.

Bu durum, gençlerin büyüklerle iletişimini etkiledi, zorlaştırdı. Öğretmenler ve aile büyükleri, eski kuşaklarda olduğu gibi saygı görmüyor, günümüzde. Ve hayat bilgisi ve deneyimi eskisi kadar değerli değil. Çünkü hemen ulaşabiliyoruz bilgiye. İnternet sayesinde artık hepimiz her şeyi biliyoruz. Bilmesek de herhangi bir bilgiye internetten ulaşabileceğimizi biliyoruz. Bilmek önemli değil nasıl ulaşacağını bilmek daha önemli.

Bu durum, okullardaki disiplini etkiledi, ailelerdeki hiyerarşiyi bozdu, yani sosyal problemler doğurabiliyor. Bu kuşak uçurumu, eski ve yeni kuşakların birbirlerini anlamaya çalışması ile çözülebilir. Aile içinde ve daha geniş sosyal anlamda. Belki de kuşaklar birbirleriyle daha fazla zaman geçirmeliler.

İsteyen ve zamanı olan herkes yazsııın!

1 Ekim 2022 Cumartesi

KORE VE JAPON DİZİLERİ

 



ALCHEMY OF SOULS

2022 yazı Güney Kore dizisi. 20 bölüm. Tarihsel, fantastik, dram ve komedi ağırlıklı.

Tarihsel kurgusal bir ülke. Ruhlar bedenlerde değiştirilebiliyorlar, ölmeden yeni bedenlere geçebiliyorlar. Ruh değiştiriciler yapıyor bunu. Mu Deok bir kadın üstat savaşçı. Ölürken yeni bir bedene geçiyor ancak yeni kızın fiziksel sağlığı zayıf, o nedenle başka bir bedene geçse iyi olacak veya bu bedeni güçlendirse. Ülke soylu bir aile tarafından yönetiliyor. Ailede birden fazla genç erkek var, hepsi bir tür prens ve aynı zamanda veliaht. Mu Deok, aileden Jang Uk ile tanışır ve daha sonra onun hizmetçisi olur, ayrıca ona savaşçılığı, kılıç ustalığını öğretecektir. Ancak Mu Deok’un üstat olduğunu ve ruh değiştirdiğini hisseden, anlayanlar da onun peşindedir.

Keyifli, eğlenceli, romantik. Sevilesi dizilerden. Başrollerde Jung So Min ve Lee Jae Wook. Not:4/4





SPY X FAMILY

2022 yılı manga uyarlaması Japon anime dizisi. Aksiyon komedisi. 13 bölüm. İkinci sezon da gelecek.

Bir casus, görevini yapabilmek için bir aile kurmak durumundadır. Paravan aile. Bir kadınla evlenir, kadın kiralık katildir. Bir de bir kız evlat edinir, kız da zihinleri okuyabilmektedir. Bu üçü de birbirlerinin yeteneklerinden haberdar değildir. Ve casus, uluslararası casusluk yapar, bunun için de aynı zamanda iyi bir aile olmak zorundadırlar. Tabii ki birçok macera yaşarlar.

Heyecanlı maceralar ve bol gülücük dizisi. Not:4/4





ATTACK ON TITANS

2013- 2020 arası manga uyarlaması Japon fantastik anime dizisi. Dört sezonluk dizi artık klasik animelerden kabul ediliyor. Çizgileri de konusu da kahramanları da unutulmaz.

Kıyamet sonrası az sayıda kalan insanlar zor durumda ve duvarlar içinde koloniler halinde yaşıyorlar. Duvarların ötesinde dev Titanlar var. Titanlar duvarları ezip geçip insanları öldürünce birkaç insan birleşip Titanlara savaş açıyorlar. Aslında Titanlara karşı gruplaşan insanlar onlarla savaşmaktalar ancak birkaçı Titanları yok etmek ve ailelerinin intikamını almak için güç birliği yaparlar. Özellikle, annesi öldürülen Eren ve onun üvey kardeşi Mikasa.

Kaçırılmayacak, büyüleyici anime. Not:4/4

30 Eylül 2022 Cuma

FİLM SEÇKİSİ 20

 


BİYOGRAFİ

PERDE ARKASI: OLMAYAN SEVGİLİ

Untold: The Girlfriend Who Doesn’t Exist, 2022, A.B.D

Amerikan futbolu oyuncusu Manti Teo’nun başına gelen tuhaf olay. Nette gizli bir kimlikle onunla iletişime giren biri ile sohbet eden Teo ile o kişi arasında aşk başlar. Ancak, sevgilisi nette söz ettiği biri gibi değildir ve bu olay ortaya çıkınca Teo futbolda düşüşe geçer. İlginç olay. Not:3/4

ROUGE AGENT

Gemma Arterton, James Norton, 2022, A.B.D.

Gerçek olay. Robert Freegard adlı bir genç adam, on yıl boyunca insanlara kendini İngiliz Gizli Servisi elemanı olarak tanıtır, herkes inanır, onunla olmayan maceralara atılırlar. Çok ilginç. Not:3/4

DES

David Tennant, 2020, İngiltere

Gerçek yaşam öyküsü. Çok kişiyi öldüren, parçalayan katil Dennis’in hayatı inanılmaz. Deli mi psikopat mı şizofren mi? Kanalizasyonda insan parçaları bulunmasa cinayetlerine devam edecek katil çok mantıklı konuşuyor. Not:3/4

DRAM

AYRI DÜNYALAR

Ouistreham, 2021, Fransa

Gerçek olay. Bir yazar kadın, işçi sınıfı kadınların arasına girer, onlarla temizlikçi olarak çalışır, daha sonra deneyimlerini kitaplaştırır. Başrolde Juliette Binoche, diğer oyuncular amatör. Anlamlı dram. Not:4/4

IDA

Pawel Pawlikowski, 2013, Polonya

Polonya Yahudisi bir rahibe adayı, yemin ettikten sonra manastıra kapanacaktır. Son bir gezi olarak, teyzesi ile birlikte yola çıkıp öldürülen anne babasının mezarını ararlar. Cold War’un yönetmeninden yine siyah beyaz ve etkileyici bir dram. Not:4/4

KORKU GERİLİM BİLİMKURGU

THE BLOB

Steve McQueen, 1958, A.B.D.

Bilimkurgu klasiği. Bir şehre bir tür yaratık gelir, yaratık akışkandır ve şehre gittikçe yayılır. Geçtiği yerleri ezer, insanları öldürür. Keyifli korku. Not:3/4

KULUÇKA

Pahanhautoja, 2022, Finlandiya

Tuhaf, ilginç, şaşırtıcı bir korku filmi. Bir aile. Ailenin küçük kızı bir jimnastikçi. Annesi kızının başarılı olmasını ister, biraz da baskı uygular. Kız bir gün bir yumurta bulur, odasına getirir, yumurtadan bir kuş çıkar, çirkin bir kuş, kuş evde kız ile yaşar ancak zamanla kuş ölüm saçmaya başlar. Korku sevenler sevecektir. Not:3/4

KORE AKSİYON

SPECIAL DELIVERY

Park So-Dam, 2022, Güney Kore

Genç bir kadın, kargocu, postacı olarak çalışır ancak taşıdığı şeyler mafyavari gönderilerdir. Bir gün tehlikeli bir şeyler taşır ve müthiş bir kovalamaca başlar. Keyifli, durmaksızın aksiyon. Not:3/4

29 Eylül 2022 Perşembe

KELİME OYUNU 96




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Her hafta 5 kelime veriyoruz, bu 5 kelimenin de içinde olduğu öykü şiir deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes 5 kelime verebilir veya herkes katılıp yazabilir.

Haftanın kelimeleri: Yangın/Tütsü/Işık/Döşeme/Dudak/

VAİNA 15

"Bir yangın çıkmış olmalı..." diye düşündü. Ama bu konuda bir şey yapmak gerekli mi ondan emin değildi. Kolunu bile kıpırdatamıyordu. Gözlerini açmak bile çok zordu. Hatta düşünmek bile o kadar zordu ki arada bir düşündüğü şeyi unutup baştan alıyordu. Tekrar "Bir yangın çıkmış olmalı..." diye düşündü. Şu an en doğru çalışan duyusu koku duyusuydu ve keskin bir is kokusu burnuna dolmuş durumdaydı. Bir an için öksüreceğini sandı. Ama bunun için bile bedenini yönetemiyordu. Sonra bu is kokusunun içine karışmış başka kokular olduğunu algıladı. Bu bir yangın kokusundan çok bir yas töreninde yakılan büyük ateşten yayılan rayihayı andırıyordu. Yas tutma töreninde meydanda üç gün sönmeyen bir ateş yakılır ve herkes o ateşe çeşitli otlar ve baharatlar atarak çıkan koku ve duman sayesinde kötücül ve şerli şeyleri uzaklaştırmaya yardım ederdi. Biraz kekik biraz leylak ve adını hatırlayamadığı ama ağır kokulu başka birçok bitki birbirine karışmış yoğun kokularıyla bulunduğu alandaki bütün havayı nefes alması zor hale getirecek kadar uzun süredir yanıyor olmalıydı. Bunun bir yas ateşinden kaynaklanmadığını söylemek mümkündü. Onun yerine bir çeşit tütsü banyosunda öylece unutulmuş olduğunu düşündü. Böyle giderse dumandan zehirleneceğini düşündü.

Gözlerini açmayı başardığında içerinin loşluğuna rağmen ışık o kadar parlak gelmişti ki buna alışması epey zor oldu. Görüşü netleşip etrafındaki nesnelerin şekilleri belirginleşince ahşap döşeme üzerine serilmiş bir yer yatağında olduğunu gördü. Etrafta pek bir eşya yoktu ama biraz ötede bütün o kokunun kaynağı olan tütsü tabağından hala yayılan dumanları ve közleşmiş bitki kalıntılarını fark etti. İnce otların yanında birkaç ağaç kabuğu da tutuşturulmuş gibiydi. Hala yandığına göre onu sürekli tazeleyen biri olmalıydı. Ama etrafta kimse yoktu. Tavandan ve duvarlardan mümkün olan her yerden baharat torbaları ve kurutulmuş bitkiler sarkıyordu. Gözleri ışığa alışınca içerinin aslında nispeten karanlık sayılabileceğini fark etti. Odada bulunan tek pencerenin iki kanadı da dışarıya doğru açıktı. Güneşin batmak üzere olduğu anlaşılıyordu. Dışarıdan arada sırada koşuşturan çocukların ve yakınlarda bir kümes olduğunu belli eden tavukların sesleri geliyordu. Bazen uzak bir köşeden bir demircinin örsle demire düzenli bir ritimle vuruşu duyuluyor sonra bir sessizlik oluyordu. Bu sesleri dinlerken birkaç kez yeniden uykuya dalıp uyanmıştı. Ama ne zaman kendine gelse yine etrafta kimse olmuyordu.

Birkaç gün böyle geçerken birilerini görebildiği tek zaman ateşler içinde kıvrandığı için buz gibi sulara batırılmış havlulara sarmalandığı ve titremekten konuşamadığı anlardı. Fakat bu kötü anlar ve sakin uyanışlarının hangi sırayla ve ne aralıklarla olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu. Neyse ki gün geçtikçe bilinci toparlanmaya ve uyanık kalma süresi artmaya başlamış ve çok fazla ateşi çıkmaz olmuştu. Artık gittikçe daha iyi hissediyordu. Uyanışlarından birinde sonunda acı içinde titremediği bir sırada odada birini bulabilmişti. Odanın ortasında serdiği bir örtünün üzerine çeşitli bitkileri yaymış olan yaşlı bir kadın bir öğütme taşına elindeki başka bir taşla vurup bitkileri eziyor ve krem haline getiriyordu. Birkaç kez ona seslenmeyi denedi. Dudaklarını kıpırdatmak epey zor olsa ve nefesini kelimelere dönüştürmek uzun sürse de sonunda "neredeyim?" diye sormayı başardı.