5 Nisan 2020 Pazar

Gizemli Sevgili




Gizemli Sevgili

Elizabeth Hoyt

Nemesis Kitap

Tarihsel roman, tarihsel aşk türü romanlardan. Julia Queen, Julie Garwood, Judith Mcnaught, Elizabeth Hoyt, bu türden yazanlardan birkaç örnek. Romanların konusu geçmişte kurgulanıyor. Birkaç yüzyıl öncesi, lordlar, kontesler, genelde İngiltere. Bir de aşklar var tabii.

Romanın kahramanı, Freya. Soylu ancak ailesinin başına gelen utanç verici olaylardan ötürü bunu gizliyor. Zengin kadınların yanında refakatçi olarak çalışıyor. Bir yandan da Bilge Kadınlar adlı bir grubun üyesi. Bu grup kadın haklarını savunuyor ama cadı olarak görülüyorlar. O yüzden kimliği gizli.

Christopher, bir Dük, ailesinden miras kalıyor bu unvan. Freya ve Christopher aynı çevrede karşılaşıyorlar. Geçmişlerinde bir dram var. Bu dram yüzünden Freya Dükten nefret ediyor ve intikam almak istiyor. Bir yandan da gizli görevini yerine getirme peşinde.

İntikam, aşk, cadılık, cinayet, hepsinden var romanda. Keyifle okunuyor, hafif, kolay romanlardan. Yazarın dili de iyi. Tek olumsuz yanı, 360 sayfalık romanın yaklaşık 10-15 sayfasında yetişkin, nü unsurlar var. Bu bölümler, ilgiyi dağıtıyor, gereksiz bölümler çünkü.

Not:3/4

4 Nisan 2020 Cumartesi

Kuzey Karası ve Hinterland



Kara film (film noir), 1950’lerde A.B.D.’de ortaya çıkan bir tür (Bitmeyen Balayı, Büyük Uyku, Çifte Tazminat). Kara çünkü sokaklarda, geceleri işlenen suçlar anlatılıyor. Bu tür daha sonra 1960, 1970’lerde Fransız sinemasında zirveye ulaşıyor (Jean Pierre Melville, Alain Corneau). Soygunlar, durgun soyguncular, peşlerindeki polis.

Günümüzde ise Kuzey ülkelerinde yeniden doğuyor kara film. Kuzey Karası (Nordic Noir) adlı altında. Norveç, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İzlanda ve İrlanda. Ayrıca, Almanya, İngiltere bu türün örneklerini veriyorlar. Kuzey karasında doğa önemli, o da başrolde. Ormanlar, kırsal, soğuk, kar ve yine suçlar. Kuzey karası daha sakin ve gündelik yaşam hızında.

Kraftidioen, Head Hunters, Noi Albinoi gibi filmler, Den Som Draeber, Forbrydelsen, Bron/Broen, Happy Valley, Borgen, Jordskott, Craith (Hidden), Ofaero, Tabula Rasa, Der Pass, Dublin Murders, Nobel, Tjockare an Vatten, The Valhalla Murders gibi diziler bu türe örnek. Ya da Fransız La Matte.

Kuzeyin soğuğu, buzu, karanlık havası, doğası bu türe çok uygun. İrlanda doğası da çok yakışıyor. İrlanda kırsalı, denizi, kayalıkları bu türe doğal ortam. İngiltere’deki doğal yaşam parkı Snowdonia bu yüzden bu filmler ve dizilerin doğal platosu. Galler, İskoçya, Keltler ve Keltçe de bu türün vazgeçilmezlerinden.

Hinterland

Kuzey karasının, suç ve polisiye öykülerinin en başarılılarından biri de Hinterland. Orijinal Kelt dilinde, Galce yani, Y Gwyll, iç bölgeler anlamında, deniz değil de kara bölgesi. Dizi Galler bölgesinde geçiyor, dili de İngilizce ve Galce.

Bir suç, polisiye dizisi. Galler’de Aberystwyh adlı küçük şehirde gelişen olaylar, cinayetler, kayıplar. Dört kişilik komiser ekibi, iki kadın iki erkek. Dizi üç sezon ve toplam 13 bölüm. Her bölüm 1.5 saat. Her bölümde bir suçu çözüyor ekip. Dizinin sonlarına doğru bütün suçların bir şekilde birbirine bağlı olduğunu görüyoruz. Sonu şaşırtıcı yani.

Konular, işlenişi, Galler doğası, oyuncular, her şey kusursuz. Sakin ilerleyen dizi bir yandan da heyecanlı ve gizemli. Craith dizisinin baş detektifi Sian Reese-Williams da yan rolde. Küçük şehirde olan biten ve geçmişin sırları ana izlek.

Not:4/4

31 Mart 2020 Salı

Feriha Hanım 10



Bir müddet hiç konuşmadan öylece sessizlikte kaldılar. Feriha Hanım’ın yanındaki delikanlı kıpırdanmaya başladı. Belliydi ki gelecek duraklardan birinde inecekti. Yanındaki yaşlı hanımefendiye doğru döndü;

“Tanıştığımıza memnun oldum teyze, gelecek durakta ineceğim, hoşça kalın”

Feriha Hanım, “Allah zihin açıklığı versin efendim” diye cevap verdi.

Öğrenci genç, yolculardan izin isteyerek kapıya doğru ilerledi koltuğunun arasına sıkıştırdığı defterleriyle. Gelen durakta inip koşarak karşıya geçti. Feriha Hanım, karşı kaldırıma geçen gence gayri ihtiyari başını döndürdü  ve ister istemez biraz da utangaç bir ifade ile elini hafifçe öylece salladı.

Öğrenci genç de gülümseyen bakışlarla el sallayarak kendisine cevap verdi.

Feriha Hanım bir otobüs yolculuğunda tanıştığı yol arkadaşını, hareket eden otobüsün penceresinden görebildiği kadarıyla bir siluet kalana kadar seyretti. Gencin boşalttığı koltuğa bir başkası oturdu.

Tekrar İstanbul’u seyrediyordu ve aklından şunlar geçiyordu;

“Genç adam doğru söyledi, görmüyor musun, tablo gibi İstanbul, nasıl da uçuyorlar balıkçı teknelerinin ardı sıra martı kuşları. Ne olursun anla artık,  sen yaşlı bir kadınsın. İstanbul ise bakire bir kız heyecanıyla sere serpe yayılmış sevdalısını beklemekte”

Birden bir durgunluk çöktü üzerine, elbisesinin sağını solunu çekiştirdi. Canı sıkıldığı zaman bütün hırsını üstündeki hırkadan almayı alışkanlık haline getirmişti. Başındaki beresini tekrar düzeltti. Birden gözleri etekliğinin üzerine düştü, elleri birbirine kenetlenmişti. İçine dolan sıkıntıyı, alçak bir sesle ayy diyerek ve göğsüne doldurduğu havayı burnundan bırakarak uzaklaştırdı.

Bu esnada zamanın boşluğunda dalıp gitmişken, birden bire şoförün  “ Önüne baksana adam” diyen narasıyla içine düştüğü gözleri açık rüyadan uyanıverdi. Pencereden martıları seyre koyuldu. Yolu bitince otobüsten indi, tramvaya bindi, Sirkeci yönünde yolculuk yaptı, Eminönü’nde inmedi. Yukarı doğru devam etti, Beyazıt’ta indi.

“Şansa bak, ne kadar da kalabalık, sanki günler çuvala girdi de bula bula bu günü seçtin Feriha” diye mırıldandı. Ortalık curcuna, beş yüz yıllık Beyazıt camisinin etrafında köfteciler, kokoreççiler tezgah açmışlar, kebap kokularıyla dumanlara boğulmuş minareler.

Bu zamanda bu camide namaz kılmak için çok maharetli olmanız gerekiyor. Kotçu seyyarların, zerzevatçıların içinden kurtul kurtulabilirsen. Mısır labirentlerinden bile daha kolay çıkarsın, lakin bu camiye ulaşmak oldukça zor bir şey.

Ne zamanlara kaldık, hiç kimsenin hiçbir şeye saygısı kalmadı, yahu olacak iş mi, cami duvarında kotların işi ne?  Mahmutpaşa’mı burası? Bir yanı üniversite, bir yanı Osmanlı’nın en önemli camisi, diğer yanı ise adı üstünde Kapalıçarşı. Eski insanların bir bildiği vardı elbette. Yoksa açık çarşı demezler miydi?

(devam edecek)


Not: Önceki bölümlerin özeti: Feriha Hanım, Emirgan’da yaşayan bir yaşlı hanımefendi. Saraylı aileden gelme. Ailesiyle ve daha sonra da eşiyle konaklarda yaşarken eşi, saraydan olmayan tüccar Osman Naci Bey’in ölümünden sonra eli dara düştüğü için konağı satıp kiraya geçiyor, yine Emirgan’da. Parasız kalınca, ailesinden kalma bir mücevheri satmaya karar veriyor. Evden çıkmadan önce evdeki eşyalar onunla konuşmaya başlayınca bir süre anılarına dalıyor ve sonra evden çıkıp otobüs durağına geliyor. Durakta iken sohbet ediyor. Otobüse biniyor. Otobüste giderken genç kızlığını hatırlıyor. Otobüste de sohbet ediyor. İnip tramvaya biniyor ve Beyazıt'a geliyor.

28 Mart 2020 Cumartesi

Çeşitli Diziler



The Punisher

İnfazcı. Amerikan dizisi. Marvel kahramanlarından. İki sezon bitti, üçüncü de gelir herhalde. İntikamcı deniz piyadesi Frank Castle dizide oldukça sert. Konu da biraz karmaşık ama çok da önemli değil, izlemesi keyifli. Son yılların popüler oyuncusu, Walking Dead’deki Shane, yani boksör suratlı Jon Bernthal, rolüne çok yakışmış, New York’da intikam peşindeki Frank’de. Not:3/4






Dublin Murders

Dublin cinayetleri. İngiliz dizisi. İlk sezon bitti. İkinci sezon şimdilik gözükmüyor. Cinayet ve polis dizisi. Konu genelde son yıllarda izlediğimiz birçok polisiye dizi ile benzeşiyor. Dublin’de çocuklar öldürülüyor, geçmişte de öldürülmüş. Arada bir bağ olmalı. İki detektif, biri kadın, geçmişi sıkıntılı, diğeri erkek, onun da sıkıntılı, olayın peşine düşüyor, ikisi de aynı çevreden zaten. Dizi biraz uzun olmuş. Bir iki bölüm kısalsaydı daha sürükleyici olurdu. Not:3/4






Why Women Kill

Kadınlar neden öldürür?  Eğlenceli, komik bir cinayet dizisi. Üç kadın aynı evde farklı zamanlarda erkekleri öldürür. 1960’lar, 80’ler ve günümüzde. İlk sezon bitti, ikinci sezon da gelecek gibi gözüküyor, gelsin de zaten, iyi güldürüyor. Üç kadından biri Lucy Liu, Çinli ünlü oyuncu, dizide en eğlenceli o ve kocası rolünde Jack Davenport. Not:3/4

Not: Amerikan filmleri ve dizilerindeki A.B.D, gerçekleri yansıtmıyor. Bunlar sadece eğlence için yapılan işler. Amerika’da iş yaşamı zor, o nedenle onlar filmlerde dizilerde eğlenmeyi seviyor. Gerçekte Amerikalılar oldukça muhafazakar, sade insanlar. Uyuşturucu ve genç yaşta anne olma sorunları var ama bunlar her yerde var, bizde de. Yani bu diziler ile Amerikan yaşamı hakkında karar vermek çok yanlış. Genelde Cuma akşamı eğlenirler, Cumartesi alışveriş, Pazar da mangal ve kilise. Çok rutin yaşamları var.





Nobel

Tek sezonluk Norveç dizisi. Başrolde Norveç’in iyilerinden Aksel Hennie (Kafa Avcıları) ve Anders Danielsen Lee (Tekrar) çok iyiler, her zamanki gibi. İlginç bir konu. Norveç’li askerler Afganistan’da diğer ülke askerleri ile birlikte, teröristlere karşı halkı koruyorlar, canlı bombacıları engelliyorlar. Ölenler de var tabii. Askerlerden biri, ülkeye dönünce politikanın kurbanı oluyor, çünkü gerçekler saklanıyor. Afganlara yardım adı altında yanlış davranışlar da var ve ayrıca Nobel Barış Ödülü de bu karmaşık çıkar ağının içerisinde yer alıyor. Not:3/4

27 Mart 2020 Cuma

Film Seçkisi 4




Birkaç film:

Ayin (Hereditiary/2018/A.B.D.)
Yeni tür, modern korkulardan. Bir aile bir ev ve evdeki tuhaflıklar. Varlıklar, geçmiş.

Ritüel (Midsommar/2019/A.B.D.)
Tuhaf törensel adetlerin gerilimi. Bir yaz festivalinde korku. Yenilikçi.

Kızılmaske (The Phantom/1996/Avustralya)
Ünlü çizgiromanın hafif ve eğlenceli bir uyarlaması.

Yaşıyorlar (They Live/1988/A.B.D.)
Bilimkurgu klasiği. Bir adam bir gözlük bulur ve onunla bakınca dünyayı farklı görür.

Şok (Shocker/1989/A.B.D.)
Korku klasiği. Bir manyak katil dehşet saçar, elektrikten güç alır.

Kan Dökülecek (There Will Be Blood/2007/A.B.D.)
20. Yüzyıl başlarında petrol için mücadele, hırs, aile, rekabet. Daniel Day-Lewis çok iyi.

Mahallede Güzel Bir Gün (2019/A.B.D)
Bir TV yıldızının gerçek yaşamı ve arkadaşlık. Tom Hanks iyi.

Ford vs. Ferrari (2019/A.B.D.)
Fransız Le Mans araba yarışlarında arabaların rekabeti. Heyecanlı, eğlenceli.

Çok iyi filmler:

Askerin Türküsü

Ballada o Soldate (1959, Rusya)

Şiirsel, romantik sinemanın en iyilerinden. Bir Rus askeri savaşta kahramanlık yapınca, ödül olarak ona annesini görmesi için birkaç gün izin verilir. Trenle eve giderken bir kıza aşık olur. Unutulacak gibi değil. Sakın kaçırmayın. Not:4/4

Kanka

Buddy

Morten Tyldum, 2003, Norveç

Kafa Avcıları, Enigma gibi iyi filmlerin yönetmeninden yine iyi bir film. Başrolde Aksel Hennie, yine Kafa Avcıları filminden, Norveç’in başarılı aktörü. Üç arkadaş aynı evde yaşarlar. Bunlardan biri sürekli video çeker, bu videolar TV kanallarının ilgisini çeker. Artık evdeki yaşamlarını videoya çekerler ve ünlü olurlar ancak özel yaşamları bozulur. Güncel konu. Oldukça ilginç. Bol ödüllü. Not:4/4