20 Haziran 2021 Pazar

YENİ KORE DİZİLERİ

 



DOOM AT YOUR SERVICE

16 bölümlük ve halen devam etmekte olan dram dizisi. 16 bölüm, dizilerde uygun oluyor, 20 bölüm olunca konu biraz uzuyor.

Konu ve oyuncular ilgi çekici. Fantastik dram sayılır. Romantizm de var elbette.

Genç bir kız, ölümcül hasta, ailesini de kaybetmiş. 100 gün ömrü kalmış. Üzüntü ile konuşurken kendi kendine, onu duyan Bay Yıkım gelir. Yıkımı gerçekleştiren bir tür Tanrı. Çeşitli yetenekleri olan bir aracı. Biraz duygusuz ve yaptıklarından çok da memnun olmayan bir yıkıcı. Kız ise güçlü bir karakter. Bu ikisi bir anlaşma yaparlar. Ya dünya yıkılacak, insanlar yok olacak ya da adam kızın ölümünü engelleyecek. Ya da kız 100 gün dilediği gibi yaşayacak ve ölecek. Belki yıkıcının insana dönüşümü olabilecek, bunun için de aralarında sevgi olması lazım.

Kız, hasta olduğu için yıkılsın bu dünya dediğinden dolayı Tanrı ile insanlar arasında bir aracı olan Bay Yıkım kızın bu dileğini gerçekleştirmek ister. Dünya yıkılmazsa kız ölecek, kız ölmezse en sevdiği kişi ölecek. Kız eğer Bay Yıkımı severse o zaman Bay Yıkım ölecek.

Bazı bölümleri biraz yavaş ilerlese de romantizm, gizem, fantastik öğeler diziyi heyecanla izlettiriyor. Özellikle iki başrolün kimyası ve zaman zaman yumuşak mizah diziyi çekici hale getiriyor. Not:4/4






VİNCENZO

20 bölümlük bir Mafya komedi/dram dizisi. Mafya ve suç ile komediyi iyi birleştirmişler.

Kore asıllı İtalyan Mafya babası Vincenzo Cassano, işleri nedeniyle Kore’ye gelir. Kore’de bir binanın altına eskiden sakladığı yüklü miktarda altın vardır. Bina kiracılarla doludur. Kiracıları atıp binayı ele geçirmek isteyen şirketler de vardır. Vincenzo, binayı ve kiracıları korumak ama bir yandan da binanın altındaki altını almak ister. Binayı isteyen şirketin avukatı kız da işin içine girer. Vincenzo ve taraf değiştiren avukat kız birlikte binayı ele geçirmek isteyen şirketin mafya tarzı eylemlerine karşı koyup binayı ve kiracıları korumak isterler.

Mafya bölümleri heyecan ve aksiyon dolu iken binanın kiracıları ile iki başrolün ilişkileri gerçekten de komik. Vincenzo rolü çok etkileyici. Avukat kız da dizi ilerledikçe izlemesi daha keyifli hale geliyor. Not:4/4




MR. QUEEN

20 bölümlük tarihi fantastik komedi dizisi. Mr. Queen rolünde Hye-Sun Shin inanılmaz bir performans göstermiş.

Günümüzde yaşayan bir aşçı bir talihsizlik sonucu suya düşer, onu bir su hayaleti öper ve adam Joseon dönemine gider. Kendini göle atıp intihar eden kraliçenin bedenine girer. Beden kraliçenin, ruh ise aşçının. Kraliçe olarak hiçbir şey hatırlamadığı için saraya uyum sağlayamaz. Derdi hep günümüze dönmektir. Ancak kraliçe kral ile evlenme aşamasındadır, intiharından önce. Bedendeki adam kral ile evlenmekten kurtulup kendi dünyasına dönmek istese de bu zordur, göle atlaması lazımdır ancak yine intihar etmesin diye suyu boşaltırlar.

Saraydaki iktidar savaşları, ana kraliçe ve kraliçe rekabeti, erkek ruhlu olsa da kraliçeye aşık olan kral, Joseon döneminden kurtulmak isteyen adam, diziyi sürekli bir komediye dönüştürüyor. Arada aksiyon ve dram olsa da genelde komedi. Not:4/4





MY ROOMMATE IS A GUMİHO

16 bölümlü ve halen devam etmekte olan fantastik romantik lise komedisi.

Klasik öykü. Dokuz kuyruklu tilki efsanesi. Dizide, bin yaşındaki Gumiho, dünyaya gelir, çok uzun yaşadığı için artık hayatını bir insan olarak sürdürmek ister. Eğlenceli, sıradan bir lise öğrencisi kız ile tesadüf eseri karşılaşır. Kız yanlışlıkla Gumiho’nun her zaman yanında taşıdığı boncuğu yutar, bu boncuk tilki insana lazımdır. Gumiho, boncuğu korumak için kızı da korumak ister, bir şekilde boncuğu ondan alacaktır, bedeninden. İkisi ev arkadaşı olurlar. Kız oğlandan korksa da ona güvenmek zorundadır. İkisi bu durumu, boncuk durumunu çözmek isterler, oğlan da insan gibi davranmaya çalışır.

Konu keyifli, ilgi çekici, sürükleyici, iki oyuncunun ilişkisi sevimli, dizi de tam bir romantik komedi. Not:4/4

19 Haziran 2021 Cumartesi

ÇOK ÖNEMLİ ACİL DUYURU





Sevgili blog arkadaşlarımızdan psikoloji danışmanı Yurdagül Çelik'in (blogu Daha Mutlu Yaşam) instagram hesabı bir dolandırıcı tarafından hack'lendi. Dolandırıcı kişi, onun hesabından herkese, bizlere de mesajlar atıyor. Kadına şiddet konusunu bahane ederek yardım yani para istiyor ve hakaretler ediyor. Yurdagül arkadaşımız yeni bir hesap açarak durumu herkese bildirdi. 

https://www.dahamutluyuz.com/   (arkadaşımzın blogu)

Siber suçlar birimi ve Instagram yönetimi hack'lenen hesabı hemen kapatamıyor. Kapatabilmek için o hesabın şikayet edilmesi gerekiyor. Şikayette de "başka bir hesabı taklit ediyor" diyoruz. Birkaç gündür şikayet ediyoruz. Lütfen sizler de insta hesabınızdan şikayet edin. 

Hepimizin başına gelebilir. Ayrıca sizler de insatadan size gelen mesajlara cevap vermeyin. Cevap verince hack'liyorlar.

Üstte gördüğünüz hesaba girip bu hesabı şikayet edeceksiniz. Lütfen sizler de edin hatta tanıdıklarına da söleyin de herkes şikayet etsin de bu dolandırıcıdan kurtulalım.

psikoterapistyurdagulcelik adlı hesap şikayet edilecek yani.

Sevgili arkadaşımızın yeni hesabı ise "yurdagulcelikdanisman". Yeni hesabından onunla iletişime geçebilirsiniz, bir şey gerekirse.

18 Haziran 2021 Cuma

BLOGLARDAN SEÇMELER


 


GİZEM GÜNDÜZ

Kitapları yazan yeni arkadaşımızın seçtiği kitaplar da tanıtımları da iyi.

https://kitap28.blogspot.com/

KAFA DERGİ

Sevgili Kafa Dergi Mert, ilk romanı Ters Düz'ün devamını da yazdı, yayınlanacak ancak ondan önce ilk romanı yeniden basıldı, Kitap Yurdu'ndan. Kitap Yurdu'ndan daha önce bir arkadaşımızın daha kitabı çıkmıştı. Küçük Prens arkadaşımızın. Kitap çıkarmak isteyenlerin aklında olsun, Kitap Yurdu.

http://kafadergi.blogspot.com/

SUDE

Sevgili arkadaşımız "Ayçiçeği Gökadası" adlı güzel ve keyifli bir bilimkurgu öyküsü yazıyor. İki bölüm oldu.

https://sayfadansayfaya.blogspot.com/2021/06/kelime-oyunu-29-aycicegi-gokadas-2-bolum.html

AYÇA

Sevgili arkadaşımız bir süre yoktu, yine aramızda ama. Yazıları çok iyidir.

https://dikkatedebimetin.blogspot.com/

TOSBAĞA GÜNLÜĞÜ

O da accık ara vermişti ama şimdi yine bizimle keyifli yazıları ve yorumları ile.

http://tosbagagunlugum.blogspot.com/

SESSİZ KALDIM

Birkaç aylık bir ayrılıktan sonra hoş haberlerle döndüü.

https://sessizkaldim.blogspot.com/

GÜL AKÇA

Yıllardır düzenli olarak bizimle birbirinden kaliteli romanları paylaşıyor. 

https://gulakca.blogspot.com/

OKURİX

En sevdiklerimden o vee son yazısında en sevdiğim romanlardan Aşk ve Gurur'u ne güzel anlatmış.

https://okurixx.blogspot.com/

DÜŞ TASARIMCISI

Sevgili Sevil Çevirgen video ile kitap tanıtımları da yapıyor.

https://sevilcevirgen.blogspot.com/

DİKİŞ SEVDASI

Sevgili doktorumuz da geldi, bir süre aradan sonra.

http://dikiskis.blogspot.com/


Hepsizime neşeli keyifli hafta sonu olsuuun.

17 Haziran 2021 Perşembe

BAŞLANGIÇ

 



Yaz enerjisi ruhumuzu nemlendirsin. Neşe detoksu ile zararlı düşüncelerimizden kurtulalım.

Ruh lekelerimiz kalmasın. Kalp gözeneklerimiz açılsın.

Hayatımız zamansız ve sade olsun. Bitki özleri ile ruhumuz ışıldasın.

Su yeşili hayallerimiz olsun. Şeker pembesi duygularımız. Raf ömrünü uzatalım umutlarımızın.

Zorlu süreç geçiriyor olsak da artık kaygılı günlerden mezun olalım, yaz balosunda dans edelim, yaşama heyecanımız umutsuzluğun panzehiri olsun.

İsteksizlikten kurtulmak için kendimizi ilgi alanlarımıza kaptıralım.

Hayal kırıklıkları mevsimleri geçti artık, yaz geldi, kırıklar eriyecek güneşin altında, güneş koruyucu huzur lazım hepimize. Tedirginliğin tüm kalıntılarını silelim zihnimizden.

Geleceğe dönük yeni ben’lerimiz vizyona girsin artık, yeni sezonda hayatımızın yeni hikayesini yazalım. Yaz sezonunda hikayemizde sürpriz bir karakter ortaya çıksın. Kendimiz.

16 Haziran 2021 Çarşamba

KELİME OYUNU 29






Beş kelime verip bu kelimelerin de içinde olduğu hikaye, şiir, deneme benzeri yazı yazma etkinliğimiz devam ediyor.

Bu haftanın kelimeleri benden olsun:

İksir/Yağmur/Orman/Bulut/Çığlık


LORAAAN (Eitha 8)

Rowan vadisinde iki günlük bir oyalanmaya sebep olsa da ihtiyacımızı karşılayacak kadar çatal boynuzlu yabani atlardan yakalamayı başarmıştık. Nükleer olaylar yüzünden evrim hızla devam ediyordu ve bütün hayvanlar gibi atlar da değişip hem boynuzlara hem de yayın balıklarına benzer bıyıklara sahip olmuştu. Yuları boynuzlarının dibine bağlamamız yeterli oluyor ve kolayca kontrol edilebiliyorlardı. Vadiyi geçeli neredeyse dört gün olmuştu ve kendimdeki değişimi artık daha net hissediyordum. Bu durum sinirlerimi epey yıpratmıştı. Sürekli yaşadığım açlık yüzünden odağımı kaybedip duruyor ve Haku’nun endişeli bakışlarıyla karşılaşıyordum. Dün sığındığımız bir mağarada geceyi geçirdiğimiz sırada yine ne kadar aç olduğumu düşünüp dururken daima haritalarıma meraklı olan küçük bir çocuğun damarlarında akan kanın sesini işiterek neredeyse hipnotize olmuşken Haku’nun enseme bir tokat patlatmasıyla kendime gelmiş ve aç hissettiğimde içmem için verdiği iksiri yudumlamıştım. İksirin etkisi her seferinde biraz daha az sürüyor gibiydi. Ya da zaman algımı kimi zaman kaybettiğim için bana öyle geliyordu. Haku benimle ilgilendiği için çok şanslıydım. Yoksa çoktan birine saldırmış ve neticesinde yok edilmiştim.

Bir süredir yüksek bir tepenin üzerinde kayaların ve ağaçların arasında saklanırken yağmurun dinmesini bekliyorduk. Tepenin aşağısında büyük ve eski bir şehir vardı. Defalarca yağmalanmışsa bile hala erzak ve giyecekle dolu evler, hastaneler, büyük alışveriş mekanları ve depolar olmalıydı. Uzaktan bile eskiden ihtişamlı olduğu belli olan binaların yıkık dökük bir halde olduğu görülebiliyordu. Şehrin büyük bir kısmı ormana dönüşmüştü. Yüksek binaların tepeleri ağaçların arasından yükseliyordu. Belli ki çok geçmeden tamamen ormanın altında kalacak ve zamanla toprağa daha çok gömülüp gidecekti. Yağmur şiddetini iyice artırırken herkes kayaların altına sığınmıştı. Böyle havalar tehlikeliydi. Gün ışığı kara bulutlar tarafından kesildiği için güçlü gezginler geceyi beklemeden ortaya çıkabilirdi. Bu nedenle fazla ses yapmadan beklemeliydik. Zaten çok yakında gece bastıracaktı. Khazard şafak vaktinde aşağıdaki şehir kalıntısına akın düzenlemek istiyordu. Bunun için birkaç kişi seçmişti. İçimizde en hızlı ve çevik olanlar güneş doğar doğmaz aşağıya inecek, dikkatlice ulaşabildiği binaları kontrol edecek ve üç saat içinde takip edilmediklerinden emin bir şekilde geri dönecekti. Takip ediliyorlarsa peşlerindekinden kurtulmadan buraya geri dönemezlerdi. Fakat onları sadece bir saat daha bekleyebilirdik yoksa grup tehlikeye düşerdi. Bu yönde kararlar aldıktan sonra güneş batmadan bir şeyler yedik ve herkes uyurken ben de nöbet tutanların arasına katıldım. Son günlerde daha az uyuyordum. Bu durum beni rahatsız etse de uykusuz kalmaktan ziyade uyumaya çalışmak beni yorduğu için nöbetlere katılmak iyi geliyordu.

Yağmurun şırıltısına ve rüzgarın sesine rağmen sık sık ormanın içinden çıtırtılar, homurtular ve ne olduğunu tam anlayamadığım başka sesler duyuyor gibi oluyordum. Geçirdiğim değişim duyma yetimi de etkiliyor olmalıydı. Bu bazen kontrolden çıkıp acı çekmeme sebep oluyordu. Örneğin bazen çocukların şakalaşırken attığı çığlıkları o kadar güçlü duyuyordum ki sesleri kulağımda korkunç bir çınlama yaratıyordu. Bazen adımlarımın sesi bile davul sesine dönüşüyor ve baygınlık geçiriyordum. Şimdi de yağmurun sesi ve uzaktan duyduğum ve neye ait olduğunu bilemediğim bu hışırtılar gittikçe daha da yükseliyor ve beynimin içinde yuvarlanan taşlar varmış gibi hissetmeme sebep oluyordu. Gezginler ateşten korktuğu için nöbet tutan diğer iki kişiyle beraber büyük bir kaya kovuğuna yaktığımız ateşin etrafındaydık. Ateş yandığı sürece gezginler bizi görse bile gruba yaklaşamazdı. Ve güneş doğduğunda da geldikleri yere dönmek zorunda kalırlardı. Ateşe baktıklarında bile yanıyormuş gibi hissediyorlardı. Aslında böyle hissettiklerini daha yeni anlıyordum. Çünkü artık ben de ateşe bakamıyordum. Diğerleri üşümemem için yanlarına sokulmamı söyleyip dursa da ben biraz daha mesafeli ve sırtımı ateşe dönük şekilde oturup karanlıklara bakıyordum. Karanlık bana artık korku yerine huzur veriyordu. Serinliği seviyordum. Havanın buz gibi olmasını seviyordum. Kışın gelmesini dört gözle bekliyordum. Rüzgarın uzaklardan taşıdığı kokuları seviyordum. Polen kokuları.. Ve kuşlar ve sincapların kokuları ve geyikler.. Ah geyikler sincaplardan daha lezzetli olurdu ve da daha kanlı canlı.. Ah işte ormanı ve rüzgarı düşünürken yine kafayı yiyordum. Bunu fark edip kendime gelmeye çalıştığım sırada tuhaf bir şey oldu. Rüzgarın bana fısıldadığını duydum. Veya beni tanıyan birisi adımı sayıklayıp duruyordu. Bu sayıklamaların arasında sesin kimden geldiğini anlamak için nöbet arkadaşlarıma ve kaya duvara yaslanarak uyumuş diğerlerine tek tek baktım. Hiçbirisi değildi. Ses uzaklardan, aşağıdaki şehir kalıntısından geliyor gibiydi. Ses daha da şiddetlenip “Kurtar beni Loran!” demeye başladığında paniğe kapılmak üzereydim. İyice kafayı yemeye başlamış olmalıydım. Beni tanıyan herkes bu grubun içindeyken adımı ilk defa yolumun düştüğü bu yerde kim fısıldıyor olabilirdi?

Şaşkınlığım Khazard’ın sesiyle bölündü. Bir süredir düşüncelerimle ve bana seslenen fısıltılarla meşgul olduğum için çevremde olanları fark etmemiştim. Şafak vakti yaklaşmıştı. Khazard şehre kendisinin de gideceğini söyleyerek beni başka bir şaşkınlığa sürükledi. Buna itiraz ettim. Aşağıda başına bir şey gelirse gurubu kim idare edecekti? Fakat itirazım kabul edilmedi. Khazard bazen tuhaf rüyalar görürdü ve rüyalarını doğru yorumladığında gerçekten faydalı şeyler olurdu. Az önce uyurken bir rüya görmüştü ve ne olduğunu anlatmasa da mutlaka şehre inmesi gerektiğine inanıyordu. Diğerleri de bu karara itiraz etmesine rağmen sözünden geri dönmedi. Ve altı kişilik ekiple yola düştü. Böyle durumlarda beklemek her zaman stresli olurdu ama liderimizin de kendini tehlikeye atıyor olması durumu daha da gergin bir hale getirmişti. Onlar ilerlerken güneş yükseldi. Ağaçların arasında kayboldukları noktaya bakıp durmak sinirlerimi bozuyordu. Böylece üç saat geçti ve geri dönen olmadı. İşte bu yola çıktığımızdan beri yaşadığımız ilk felaketti. Daha önce üzerine konuşmuş olsak da ne yapmamız gerektiğine karar vermek çok zordu. Bir saat daha bekledik. Hala kimse dönmeyince bir yarım saat daha vakit verdik. En sonunda Haku kararlara uymamız ve grubu korumamız gerektiğini hatırlattı. Eğer geri dönebilecek durumdalarsa rotayı bildikleri için bizi yolda bulabileceklerini düşünüyordu. Ve burada fazla oyalanırsak onları yolda yakalama şansımız da azalacaktı. Bu nedenle yola devam ettik. Fakat beni rahatsız edip duran bir şeyler vardı ve bunların ne olduğunu bir türlü çözemiyordum.

Düşünceler arasında yürümeye devam ederken bir anda kalbime bıçak saplanmış gibi hissedip neler olduğunu anlayamadan yere yığıldım. Kalp krizi geçiriyor gibiydim. Haku yanıma koşmuştu ve bana bir şeyler söyleyip bir şeyler içirmeye çalışırken onu duyamıyordum. Kontrolümü kaybediyor olmamdan korkuyordum ve eminim o da aynı şeyden korkuyordu. Bana bakışlarından bu çok net anlaşılabilirdi. Nefes alamıyor ve düşünemiyordum. Şakaklarımdaki damarların şiştiğini ve gözlerime kan oturduğunu hissediyordum. Sonra garip bir şey oldu. Şehirde kaybolan arkadaşlarımın ve Khazard’ın yaşadığını hissettim. Bunu tarif etmek imkansızdı ama yaşadıklarını biliyordum. En azından üçü hayattaydı. Ve onları bulmak zorundaydım. Ve işte yine o ses, rüzgarın içindeki fısıltı benden yardım istiyordu.

Son

Not: Eitha adlı öykünün önceki bölümleri Kelime Oyunu 1, 2, 3, 4 ve 28'de.