27 Mart 2019 Çarşamba

Kabin



Denizin içindeyim. Suda bir kabinin içinde. Bilimsel araştırmalar için bir süredir o küçük dikdörtgen formlu kabindeyim. İçeride bir masa, birkaç dolap ve bilgisayarlar var. Suyun içi berrak ve biraz yeşil. Çok ilerileri de göremiyorum. Yeşil sis gibi. Kabinin beyaz bir ışığı var ama bazen bozuluyor, karanlıkta kalıyorum.

Deniz üstünden biri beni arıyor ve öleceksin diyor. Çok üzüldüm ve bunu istemiyorum dedim. Biraz ağladım, kucağımda da bir yavru kedi var ve hasta. Kedinin hastalığı bana ölüm düşüncesini unutturdu, hemen bir iğneye ilaç çektim bir ampulden sonra da iğnedeki havayı çıkartmaya çalıştım. Antibiyotik gibi bir şey. Kediye iğne yaptım iyileşsin diye.

Denizin içinden gürültü geldi. Kabinin kapısı açıldı, içeriye su doldu, eşyalar yüzmeye başladı. Ben de oksijen tüpü taktım. Maske yüzümden kayıyor, onu düzgün tutmaya çalışıyorum. Burnuma su dolacak diye korkuyorum. Bir baktım, tepesinde iki spot ışığı olan devasa bir makine deniz tabanında ilerleyerek geliyor.

Deniz dibindeki kumları yosunları havalandırıyor, etrafa saçıyor, her yer karışıyordu. Önüne gelen şeyleri ezip öğütmeye yarayan biçerdöver gibi bir şey vardı ön yüzünde. Normalde denizdeki çöpleri öğütüyormuş ama şimdi benim üzerime doğru geliyor. Kaçamazsam kabinle birlikte beni de öğütecek yani. Paslı çürümüş metalleri gıcırdayan ve suyun dibini sarsarak gelen bir makineydi.

Nasıl kaçacağımı bilmiyordum çünkü o kadar büyüktü ki sağdan soldan baktığım her yeri kaplıyordu. Kabinden dışarı çıksam kaçardım herhalde ama ne yaptım bilmiyorum çünkü o sırada uyandım.

26 Mart 2019 Salı

Bahar Havası



Her taraf kavun kokuyor, biri eline kavunlu bir şeyler sürmüş olmalı. Kavun çıksın, yaz gelsin, en sevdiğim. Martın ilk haftasında bileğime ip gibi olan bilekliklerden bağlamıştım, dilek tutmuştum, sonra da havada leylek görmüştüm, dileğim gerçek olmuştu, hadi bahar gelsin demiştim, geliyor yani.

Leylek leylek havada saçını çek saçın uzasın derdik küçükken. Erik dalı gevrekmiş basmaya gelmez. Kırılıyormuş basınca. Babaannem kele diyor. Kele sabahınan çay demlediydim. Hele demek gibi bir şey olsa gerek. Hele gel çay içek yerine kele gel içek. Hele bak hele bütün çayı dökmüş. Gadasını aldığım, diyor bir de. Yani, üzüntüsünü, sıkıntısını aldığım, paylaştığım, gibi bir şey. Hele hele neler de biliyor babaannem.

Minnak yeğenim oğlan olacakmış, ben rüyamda görmüştüm bunu, bildim yani. Kıvırcık saçlı, kumral ama beyaz tenli bir bebiş olarak gördüm, on yaşlarındaydı. Hikaye anlatma oyunu oynardık küçükken, o geldi aklıma. Birimiz hikayeye başlardık, genelde dayım başlardı. Anlatmak için birkaç dakika zamanımız olurdu. Sonra da sıradaki diğer kişi hikayeye devam ederdi. Öyle sırayla anlatırdık. Hiç bitmiyordu hikaye ama.

Şimdi büyüdük tabii, dizi izliyoruz. Dizi izlerken bazen laptopu yastık gibi yapıp uyuyorum. Her şey birbirine giriyor sabah, dosyalar karışıyor. Klavyenin üstünde uyuyunca her şey kayboluyor, çok zor oluyor sayfaları tekrar açmak.

Korku evleri var ya hani kaçmaya çalışıyorsun, arkadaş grubu ile gidiliyor, ipuçlarını bularak kaçıyorsun, birkaç arkadaş ona gitmiş, kızın biri korkmuş, ağlamaya başlamış korkunca. Hayalet gelmiş kızın yanına, iyi misiniz diye soruyormuş, kız ağlamaya devam etmiş, daha çok korkmuş. Avatar filminin ikincisi neden çekilmemiş, biliyor musunuz? Çekememezlikten.

25 Mart 2019 Pazartesi

Danışmanlık



Bir arkadaşımın ödevi için danışmanlık seanslarına katılmıştım. Ona yardım etmek için. Terapi gibi, acaip sevmiştim bir araya gelmeyi. İlk kalabalık içinde konuşmam da öyle olmuştu. Yoksa iki kişi varsa ve üçüncüsü bensem mümkünatı yok konuşmam. İkili iken konuşabilirim. İkiden fazla olunca dinlerim sadece. Sıkılırım çünkü.

Öyle gittim başta. Sonra ilk konuşan ben olmaya başladım her hafta. Bir etkinliğimizde güven konusunu işlemiştik. Başka bir seferinde zor duyguları kağıda yazıp kura çekmiştik ve hepimiz bize çıkan o duygu hakkında konuşmuştuk. Bende tam hedef, utangaçlık çıkmıştı, kimisine aşk, çaresizlik, kararsızlık gibi duygular çıkmıştı.

Güvende birbirimizi tutmuştuk, arkamızı birine yaslamak gerekir diye konuşmuştuk. Bir keresinde kendimizi anlatmıştık yanımızdaki arkadaşımıza, o nasıl anlatacak seni diye, daha az mı daha çok mu anlatacak, ne denli dikkatli dinliyor seni, ne denli anlıyor, hangi kelimeleri seçiyor, diye.

Ben mesela çok sulu gözlü olduğumdan ve kendime dışarıdan bir gözle baktığımda acaba yapmacık mı gözüküyorum diye endişeleniyorum, demiştim, bilerek yaptığım bir şey değil, insanları üzmek değil amacım, demiştim.

Kendim anlatınca öyle kötü hissetmedim ama arkadaşım anlatınca seçtiği cümleler mekanikti, soğuktu, garipti yani. İnsanı kendinden tanıyacaksın demiştim o zaman. Sonra bir seansta doğa olmuştuk, nesne olmuştuk, hangi hayvan olmak isterdin, en sevdiğin günün hangi saati diye.

Ben gececi olmama rağmen sabahın beşi demiştim. Çünkü, beynimizde beliren ilk fotoğrafı söyleyecektik, ilk fotoğraf bende bu olmuştu. Ne gece ne sabah tam gün doğacak dünya uykuda olacak, onun uyanışını seyredicem herkes uyurken.

20 Mart 2019 Çarşamba

Sinir Ölçeği



Rüyamda Japon evleri gibi bir evdeyim. Bambulardan yapılmış. Odaların kapısı sürgülü bambu kapıydı. Pencereler de renkli desenli kağıtlarla kaplıydı, bazısı da beyaz kağıttandı. Kumaş da olabilir, yağmurda ıslanır çünkü.

Üst kattaki evden gürültü geliyor. Hiç susmadan konuşuyor gülüyor ve zıplıyorlar. Kitap okuyamıyorum gürültüden. Odamın ortasında minik bir havuz var, suyun sesi bile sakinleştiremiyor, gürültüden ağlayacak gibi oluyorum.

Polisi arıyorum. Geliyor. Elinde birkaç tane grafik var. Kağıtları bana uzatıyor. Grafiklerden biri benim ne kadar bunaldığımı ve sinirlendiğimi gösteriyor. Diğeri de üst kattakilerin ne kadar gürültü yaptığını gösteren bir grafik. Üçüncü grafik de bu iki grafiği birlikte gösteriyor, uyumlarını. Gürültü arttıkça sinir katsayım artıyor.

Yani sinir olmakta ne kadar haklı olup olmadığımı ölçmüşler, ona göre müdahale edecek polis. Bana grafiğe bakıp ifadeni onaylıyor musun diye sorarak imzalamamı istediler. Zikzak yapmış yeşil kırmızı çizgilere bakıyorum. Evet bunlar doğru diyorum, imzalıyorum.

Polis tamam gidip sustururum şimdi onları diyor. Ben de şu minik havuzdaki balıkları besledim mi diye hatırlamaya çalışıyorum. Gürültüden bambu kapı bile kırılmış, açıp kapatırken zorlanıyor polis. Gidiyor sonra.

19 Mart 2019 Salı

Madamangoz



Annecim diyorum yaa, yaprak dolması tamam güzel de yani biraz da İtalyan yemekleri, Çin yemekleri yapsana, anne yapsana, ekmek de pek yemem ya Türk yemekleri ekmeksiz yenmiyor. Yap bir suşi, vejetaryen olanından, balıklısını değil, balıklısı tatsız acaip bir şey yaa. Yapsana yengeç avokado filan yani, California Rolls veya somon, karides. Wasabi, karnabahar kökü gibi tadı var. Restoranda pahalı oluyor, evde yap, modern yemekler yapınsana.

Böyle deyince de annem bana sen sosyetesin diyor, madamangoz, süslü sosyete. İyi bir şeyler almak için para biriktiririm de ondan öyle diyor. Annem, Kapalıçarşı’ya gider, Gucci alır Hermes alır, kemer alır, imitasyon ama süper kalite imitasyon yani. Anne derim, giymesene şunları, gerçeğini alsana.

Oyuncağın bile sahicisi güzel. Oyuncaklar var ya hani işte, öyle yerinde dururlar, süs gibi, oynarsın mıncırırsın ama hiç hareket etmezler. Ayılar gibi. Tüylü oyuncaklar, biblo gibi hepsi. Halbüse artık gerçek oyuncaklar var. Canlı gibiler. Onlar daha çok keyif veriyor. Squishy gibi, Unicorn gibi. Onlarla canlı gibi oynarsın.

Annem de a şuna bak, istersem imitasyon alırım, nolcak yani, parayı kendim kazanıyorum, istediğimi alırım diyor. Ben de mesela Dior çanta için para biriktiriyorum. Yarısını biriktirip yarısını da annemden alırım hep. Böyle bir sistem var. Tabii sahicisini.

Annemin bütün derdi bana yemek beğendirmek işte. Brokoli çorbası yapar beğenmem. Brokoli taze filizlerinden salata yapar beğenmem. Annem hep der bana, sana yemek beğendiricem, sana giysi, makyaj malzemesi, çanta beğendiricem diye ben anksiyete yaşıyorum. Sen nerden çıktın ki, ailedeki tek sosyetesin.

18 Mart 2019 Pazartesi

Tavus Kuşu



Ben minikken hayvanat bahçesine gitmiştik, dört yaşında.

Ayılar falan vardı onları sevmemiştim çünkü yaklaşmıyorlardı. Arnavut taşlı genişçe yürüme alanları vardı. Ama ben minikim diye dünya kocaman görünüyordu o yüzden mesafeleri gerçeğe uygun hatırlayamam.

Tavus kuşu yolun ortasındaydı. İlk defa rengarenk bir tavuk gördüğümü düşünmüştüm. Yakalamak istedim. Muhabbet kuşumuz vardı on tane kadar. Belki onların yanına koyarım diye düşündüm. Kovalıyorum o yürüyerek uzaklaşıyor.

Sonra annem seslendi. Arkamı döndüm, fotoğraf çekecekmiş. Sonra tekrar döndüm kuş yok etrafta. İki saniyede kayboldu. Ben bir üzüldüm bir üzüldüm. Ama üzülünce ağlayan bir çocuk değildim. Nereye gitti diye düşündüm durdum sessizce. Başka hiçbir hayvanla ilgilenemedim, her yerde onu aradım.

Yıllar sonra fotoğraflara bakarken iki tane foto buldum. Birinde tavus kuşu benim arkamda. Diğerinde hemen yanımdaki biraz yüksekçe duran yuvasının tepesine tünemiş.

Boyum minik diye göremedim herhalde.

14 Mart 2019 Perşembe

Homeland ve When We Were Young




Homeland

Yedinci sezonunu bitiren Amerikan suç dizisi. Sekizinci sezon da bu yıl içinde çevrilecek.

Başrolde Claire Danes, bir zamanlar Leo DiCaprio ile Romeo ve Juliette’de oynayan. Diğer rollerde yine ünlülerden Mandy Patinkin, Damian Lewis, F.Murray Abraham var.

Carrie bipolar bir CIA ajanı. Amerika’ya bir terörist saldırısı olacağından şüphelenip eskiden bir ajan olup da şimdi El-Kaide taraftarı olan bir Amerikalı askerin peşine düşüyor. Dengesiz olmasına rağmen sağılığını da tehlikeye atıp aksiyonun içine düşüyor. İran, Pakistan gibi ülkelerde teröristler, anti-teröristler, ajanlar, bombalar, suikastler içinde görevini yapıyor. Çok sayıda kötü insan arasında neredeyse tek iyi o. Amerika’da da suikast teşebbüslerinin peşinde, Amerika başkanı da dahil olaylara.

Genel aksiyon ve terör yanında küçük yan konular da ilerliyor. Tehlike, gerilim, dram, heyecan, korku, her şey var. Bol ödüllü oyunculardan bol ödüllü bir dizi. En iyilerden.





When We Were Young

Sevimli, şirin bir Çin gençlik dizisi. Romance is a Bonus Book gibi sevilesi dizilerden. 2018 yapımı dizi halen çevrilerek yayına giriyor. Aynı adlı ve 2017 yapımı bir dizi daha var, o dizide konu ikizler.

Bir okul ve lise dizisi. Aşklar, arkadaşlıklar, ailevi sorunlar, okul sorunları, ancak büyük dramlar yok, daha doğrusu dizi sıcak bir komedi. Her bölümde güldürüyor. Dizinin şarkıları da hoş. Karakterler gerçekçi, dizi anlamlı. Öğrencilerin bisiklet kullanması da hoşluk katıyor. Bir edebiyat uyarlaması olan dizi nostaljik bir tat veriyor ayrıca. Kaçırılmayacak tatlılıkta dizilerden.

13 Mart 2019 Çarşamba

Patates ve Zombiler



Rüyamda günlük güneşlik bir yerde yaşıyorum. Florida, Miami gibi bir yer. Deniz görünüyor, evin çevresinde başka ev yok. Yaz, çok sessiz etraf, yaz güneşi pencereden odaya doluyordu. Her şey beyaz, eşyalar filan.

Çevrede zombiler olduğu için biz o evde saklanıyoruz. Zombiler bizi bulmasın diye ses yapmadan orda yaşamaya çalışıyoruz. Ben de patates salatası yapmaya çalışıyorum, acıktım rüyamda. İnşallah zombiler patates kokusunu alıp da gelmez diye de pencereye bakıyordum, rüzgardan tüller uçuyordu.

Pencere değil de sürgülü cam balkon kapısı olabilir. Salatayı çok güzel yaptım, her şey normalmiş gibi de çok sakin duruyorum, hiç zombiler yokmuş gibi. Düzgün doğrayayım her şeyi, tabağı süsleyeyim güzel olsun diye uğraştım. Yani zombiler gelmeden yiyelim de bitsin işte neden çok uğraştıysam.

Gerçekte olsa doğramaya bu kadar uğraşmazdım zombi korkusundan bütün yerdim patatesi. Ama yiyemeden uyandım. Annem babam kahvaltıdan söz ediyordu o sırada, onlar akşam erken uyuyup kalmışlar sabah da erken uyanmışlar.

Kahvaltıdan bahsetmeseler rüyamda patatesle uğraşmak yerine zombileri avlardım, aksiyonlu olurdu.

12 Mart 2019 Salı

Defterlerden 6



Sevgili defterciğim.

Geçen akşam içeri gittim beraber oturalım diye annemlerle, çay getir dedi, ben de şaka yaptım güldüm falan, annem de bağırdı kızdı, dedim ne oluyor sana diye ben de kızdım, anlamıyor şakadan, bir de komşuların yanında bağırdı, ben de sustum sonra bağırdım, sonra da küstüm, odama gittim. Annemin ters bir anına geldim galiba.

Okulda en yakın arkadaşlarım Melisa, Serenay, Ceren, Cemre, Neslihan, Tuana, Miray, Ela, Ekinsu, Aslı. Derste çaktırmadan çok ciddi şeyler konuşuyoruz, birbirimize notlar yazıyoruz. Kanki, şu yemek programındaki adam vardı ya, o manyakmış, bence bizim Muhammet de öyle olacak, baksana şuna. Aynen kanki, salak gibi bir şey o, uzak duralım, pirelidir o. Teneffüste takılak mı? Bilmem konuşuruz.

Evde yüksek sesle müzik dinliyorum ya, bizimkiler kızıyor, ben de kulaklıkla dinliyorum. Zaten kulaklıkla müzik daha iyi anlaşılıyor. Avrupa’da Silent Disco diye bir akım varmış. Diskoda herkesin kulağında kulaklık varmış, herkes dans ediyor ama hiç ses yok. Sessiz disko. Düşünsene ses yok ama herkes çılgınlar gibi dans ediyor, defterciğim.

Duma duma dum, leylim ley, leylim ne demek bilmiyom, portakal pekmez dolapta bitmez. Defterciğim, öğretmenler hiç acımıyorlar bana. Çok ödev veriyorlar. Sen acıyor musun ki. Acıma kampı açıcam da sayı alıyorum, onun için dedim. Gülme. Gözyaşlarımdan olimpik havuz açılır.

Küçükkene, annemin babaannesinin dişinin olduğu bardaktan az daha su içecektim, ilk defa öyle bir şey görmüştüm, çok korkunçtu. Annemin babaannesi şekerli şeylerin yapış yapış olan haline de şirelenmiş derdi. Şire. Hani erir ya etrafı. Ay güldün mü defterciğim, gülmekten gözün ağladı mı?

10 Mart 2019 Pazar

En İyi Filmler 7




3 Idiots (Hindistan, 2009)

Aklımı Oynatacağım (İspanya, 2013)

Aramızda Bebek Var (Fransa,2011)

Aşka Yükseliş (İspanya, 2010)

Evde (Başka Bir Hayat) (Fransa, 2012)

Düşler Diyarı (A.B.D., 2012)

Elveda Lenin (Almanya, 2003)

Geceyarısından Önce (A.B.D., 2013)

Havada Aşk Var (Fransa, 2013)

Kayıp Balık Nemo (A.B.D., 2003)

Kutsal Motorlar (Fransa, 2012)

Geçmiş (Le Passe) (İran, 2013)

Mutluluk (Glück) (Almanya, 2012)

Pas ve Kemik (Fransa, 2012)

Pi’nin Yaşamı (A.B.D., 2012)

Starlet (A.B.D., 2012)

Tamam mıyız? (Türkiye, 2013)


İzleyip bloga yazdığım filmler arasından en iyileri sıralamaya devam ediyorum. 2000 sonrası filmlerinden yine.

8 Mart 2019 Cuma

Özçekim ve Aylık



Özçekim

Video oyunları bağımlılığı ile başlıyor dergi. Bir zamanlar Leonardo Da Vinci’nin çalışmalarına ilham olmuş Cizreli bilim adamı El-Cezeri ile devam ediyor, bin yıl öncesinden bugünün teknolojisine ışık tutmuş. Kırgız Cengiz Aytmatov, kahvenin öyküsü, Fuzuli, İskender Pala, çağımızın ruhsal problemleri, su ve müzik sesiyle tedavi gibi konularla devam ediyor.

Ücretsiz İngilizce eğitimi sitesi Udemy’nin kurucusu Eren Bali tanıtılmış. Silikon Vadisi’ndeki Türk. Hikayesi etkileyici olan bilgisayar oyunları Max Payne 2, GTA Vice City, Yeşilçam güldürü filmleri, Göbeklitepe, Endülüs, ülkemizdeki geleneksel sporlar gibi ilginç konularla devam ediyor bu son sayı.

Aylık

Kültür, sigara fetvası, Batı-İslam kavgası, moda endüstrisi, Papa’nın Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti, Hegel ve Schopenhauer, El-Cezeri’nin sıra dışı makineleri, İslam coğrafyasında ilk ilim ve hikmet faaliyetleri gibi ilginç ve güncel konuları olan dergide en ilgi çeken yazı Necip Fazıl, Atilla İlhan, Sait Faik, Metin Erksan ile ilgili anılarını anlatan Doğucu Üstün İnanç sohbeti.

6 Mart 2019 Çarşamba

Rozafa Köprüsü



Yolda giderken bir köprünün üzerinden geçtik. Hani var ya Mostar köprüsü, ona benzeyen bir köprü.

Gece yarısı dönüyorduk. Aklıma annemin çocukken anlattığı masallardan biri geldi yolda o köprüyü görünce.

Uyurken beş masal anlatırdı. Maksimum beşti ama okumasını istemezdim, annem anlatıcaktı illa ki. Her seferinde farklı kelimeler katarak aynı hikayeleri anlatması hoşuma giderdi. Bir de tarih, mitoloji benzeri şeyleri severdim.

Bir keresinde eski bir kitaptan okuduğu bir masal anlattı. Bir köprünün hikayesi. Rozafa köprüsü.

Üç kardeş inşa etmeye çalışıyor ve her seferinde köprü çöküyormuş. Sonra bir evliya gibi bir şey belirmiş, oğlanlara, bu köprü insan kanı istiyor demiş. Öyle çökmez demiş.

Yarın kimin eşi gelip yemek getirirse onun üzerine köprüyü kuracaksınız. Ama anlatmıycaksınız eşlerinize bunu.

İki kardeş anlatıyor. En küçüğü daha saf. Anlatmıyor. Sabahında, en küçüğünün eşi gidiyor. Onun ölmesine karar veriyorlar. Kadının tek şartı oluyor. Yeni doğan çocuğunu son ana kadar okşayabilmek istiyor ve son ana kadar bir elini açıkta bırakıyorlar.

Köprüye kadının ismini veriyorlar. Rozafa köprüsü diye.

5 Mart 2019 Salı

Peri 2



Evin içinde on onbeş çocuk olurduk. Hiçbir yere sığmazdık. Sonra en büyük sorun uyumak isteyince çıkardı. Sümeyye’nin annesi kendi yatak odalarını bize bırakırdı.

Döşek de sererdik yere. Sırayla kim döşekte uyuyacak kim yatakta uyuyacak tartışırdık. Bir keresinde şöyle yaptık. En büyükler bir yanda uyuyacak, en küçükler bir yanda uyuyacak. Kura çektik bir de. Büyükler grubu bir küçük alacaktı yanına. Küçüklerin yanında da bir büyük olacaktı.

Büyüklerin grubuna denk geldim. Ve sıra da döşekte uyumamızdı. Yani böyle gruplar kurmalarının illa ki bir sebebi olacaktı tabii. Hadi gece yarısı oldu, uyuycaz dedik. Bir de döşekte uyuyoruz ya, tam yanımızda giysi dolabı var. Aynalı türden boydan aynası vardı.

Yatakta ben, Ceylan, Sümeyye, Saadet var. Bir başladılar korkulu korkulu hikayeler anlatmaya. Bir efsane vardır bizde. Benim ilkokulumun karşısında sarı binalar var. Vakıfmış diyorlar eskiden. Ordan başladılar işte anlatmaya.

Nasıl yutkunuyorum. Korkuyorum tabii titriyorum filan ama sonra onlar da korkmaya başladı. Aaa öyle mi böyle mi hayret dolu sesimizi duydu yataktakilerden biri. E biz döşekteyiz. Kalktı yataktan, yarı uyur vaziyette, saçları da öne düşmüş. Ama nasıl korkunç gözüküyor. Onun halini aynada gördük. Ve çığlık çığlığa kaldık. O korkuyla kapı arkasına sığındık.

Sesimizi duyan diğer uyuyanlar, korkudan onlar da ne olduğunu anlamamış halde yanımıza gelip bize sarıldılar. Bizi korkutan da yanımıza geldi, Gülistan. Ne olduğunu sormak hiçbirimizin aklına gelmiyor. Çığlıkları duyunca Sümeyye’nin annesi geldi. Kapı açılınca birkaçımız bayıldı.

Çok komikti o zaman. Hala hatırladığımızda güleriz. Çok güzel ders almıştık.

4 Mart 2019 Pazartesi

Peri



Annemin dayıları var, bir sürü. Dayılarımın da çocukları. İyi kuzenler. O kuzenlerle büyüdüm ben de. Ceylan, Sümeyye, Gülistan, Saadet, Sevda, Muhammed, Ece ve diğerleri. Bir sürü ufaklık bizler.

Yazları bütün çocukları toplardı yengelerimiz. Herkes yaşıt. Bir evde kalırdık iki hafta kadar. Sonra anneannem toplardı bizi. Çok güzel olurdu.

Sümeyye öğretmenimiz gibiydi. Çok olgundu. Şimdi evlendi o ve ikiz kızları oldu. Serra ile Sara. Benden 2-3 yaş büyüktü Sümeyye.

Zor anlarımda, örneğin, kardeşim olacağını öğrendiğimde beni hep onlara götürürdü annem. Bana iyi geleceğini bilirdi. Kuzenlerin bazıları şimdi köyde anneannemin doğup büyüdüğü evde yaşıyorlar.

Yemek yemek istediğimde onların kuzularını koyunlarını görmek istermişim, öyle yemek yermişim. Köye gittiğimde yani.

Her yaz Sümeyye’lerde o bizimle evcilik oynardı. Öğretmenlik, annelik, şarkı yarışması, en iyi resim yapan gibi. Sesimi çok severdi Sümeyye. Ben de hep Sihirli Annem jenerik müziğini söylerdim. Perili merili, çok severdim. Pembe rüyalar, beyaz düşler gerçek artık bizim evde peri annem babam diye başlıyordu. Şarkı hala aklımda.

Sıra bana gelince, şarkı sırası, tamam şimdi peri gelsin söylesin derdi Sümeyye, çok ciciydi.

3 Mart 2019 Pazar

Çizgi Roman ve Foto Roman



Daltonlar Evleniyor

YKY

Bir Red Kit macerası. Yeni yazılan seriden. Morris ve Goscinny öldükten sonra başka yazar ve çizerler geleneği sürdürüyor. Eskisinden farkı yok. Red Kit, Daltonlar, Rin Tin Tin olarak üç ayrı seri var. Çevirisi ve baskısı da güzel bu yeni serilerin.

Bu macerada, Daltonlar, asılmaktan kurtulmak için evlenmek durumundalar ve dört Kızılderili kadın ile evleniyor dört kardeş. Ancak, kadınlar onlar için asılmaktan daha kötü oluyor. Çok komik.

Ottokarın Asası

Tenten

Alfa Yayınları

Tenten serisi 24 kitap. Klasiklerden. Tenten, minik köpeği Milu, detektifler Dupont ve Dupont (sürekli birbirinin sözlerini tekrarlayan ikili) ve ünlü şarkıcı Kastafiore var bu macerada. Tenten, bir kraliyet asasının peşine düşüyor, iyilik için. Asa, Sidalya Krallığına ait.

Agatha Christie

Şark Ekspresinde Cinayet

Gizli Düşman

NTV Yayınları

NTV Yayınları artık olmasa da kitapları sahaflarda veya nette ikinci el dükkanlarda bulunabiliyor. Bu baskıda da yazarın klasik ve en iyi romanlarından biri var. Şark Ekspresinde Cinayet. Hercule Poirot, trende bir olay çözüyor ve katil hiç beklenmedik. İki öykü de Sevin Okyay çevirisi.





Sherlock Holmes ve Londra Vampirleri

Alfa Yayınları

İki öykü var bu baskıda ve ikisinde de Şerlok, vampirlerle karşı karşıya geliyor. Öyküler yeni ama ortam yine eski Londra. Polisiye ve vampir ve çizgi roman severler için.






Cep Foto Roman

Bir klasik. İtalyan fotoromanları. Bir zamanlar ülkemizde ünlü olup ardından bizdeki fotoroman dönemini başlatan romantik seri. Bizdeki İtalyan usulü sinemayı da başlatmış ayrıca bu seri ve benzerleri, Killing gibi.

1980 tarihli bu sayıda iki tam fotoroman var. Aşk, kıskançlık, ihanet. Eğlenceli. Sahaflarda bulunabiliyor.