31 Mart 2019 Pazar

Film Seçkisi 9



Karaoke

Chris Chan Fui Chong, 2009, Malezya

Ödüllü filmde, bir genç büyük şehirden küçük şehrine memleketine döner, annesi ile birlikte ailelerinin karaoke barını işletirler. Küçük şehir olsa da hayat kolay değildir, büyük problemler vardır. Görüntü, konu, ortam, her şey güzel. Not:4/4

Mandabi

Ousmane Sembene, 1968, Senegal

Senegal’den anlamlı ve eğlenceli bir film. Bir ailenin erkeğine bir miktar para gelir, çek olarak. Bu para olasılığı hayatını ve çevresini değiştirir. Para herkesi, akrabalarını hareketlendirir. Çok değişik bir kültür ve yaşam ancak para konusu da yerli filmleri anımsatıyor. Not:4/4

Korkoro

Tony Gatlif, 2009, Romanya

İkinci Dünya Savaşı zamanı Çingeneler Fransa’ya göç eder, her zamanki gibi, savaş nedeniyle işleri zorlaşır, göçmenliği bırakıp yerleşik olmak durumundadırlar, bazı Fransızlar da onlara yardım eder, bir de yanlarında minik bir oğlan vardır, yetim, her yere onlarla gelen. Eğlenceli, müzikli, hayat dolu, savaş hüznünde bile keyifli yaşamlar: Not:4/4

Bulunduğumuz Yol

The Way We Were

Sydney Pollack, 1973, A.B.D.

Sinemanın unutulmazlarından. Barbara Streisand, Robert Redford. Bir kadın ve bir erkeğin uzun yıllara yayılan yakın arkadaşlığı, ilişkisi, aşkı. Seyrine doyum olmayan filmlerden. Not:4/4

Hoşçakal Cariyem

Farewell My Concubine

Kaige Chan, 1993, Çin

Arkadaşlık, aşk, müzik ve siyaset bir arada bu unutulmaz filmde. İki arkadaş opera sanatçısı, onların yıllara yayılan arkadaşlıkları, onları hayatının arkasında Çin’de yaşananlar ve aralarına giren bir kadın. Masal gibi film. İzlenesi. Not:4/4

Küçük Ayak

Small Foot, 2018, A.B.D.

Komik, eğlenceli anime. Minik bir yeti, insan ırkının yaşadığına inanmaktadır ve insan türünün tek örneği de Küçük Ayak’tır. Normalin tersi yani. Bizler yetilerin yaşadığına inanırız, öyle bir ırk olmasa da. Not:4/4

Rio

Carlos Saldanha, 2011, A.B.D.

Nesillleri tükenen iki papağanın kaçırılması ve Rio macerası eğlenceli, aksiyon, komik. Kaçırmayın. Not:4/4

Gökteki Kale

Tenku No Shiro Rapyuta

Miyazaki, 1986, Japonya

Bir kız ve oğlan kötülerden kaçarlar ve gökteki bir kalenin peşine düşerler. Yönetmenin yine hayal gibi masal gibi en güzel filmlerinden biri. Not:4/4

Yukarı Bak

Up, 2009, A.B.D.

Yaşlı bir adamın yolculuğu, aksiyon, macera, komik ama duygulu da. Yolculuğa, balonlar, hayvanlar, çocuklar eşlik eder. Not.4/4

Almanya Sıfır Yılı

Germania Anno Zero

Rosselini, 1948, İtalya

Savaş sonrası Almanya, Berlin. Küçük bir Alman oğlan çocuğu savaş sonrası yıkıntılarında hayatta kalmak ve ailesine bakmak durumunda kalır. Nasıl olursa olsun hayatını kazanmalıdır, aç kalmamak için. Tüm zamanların en iyi savaş filmlerinden, savaş karşıtı elbette. Not:4/4

30 Mart 2019 Cumartesi

Denize Doğru Kaçış ve Sadık Bey



Denize Doğru Kaçış

Ceyda Kılınç

İlya Yayınları

Eğlenceli bir aksiyon romanı. Tam bir Türk dizisi veya eski yerli filmler gibi. Yani hafif ve hoş. Biraz nostaljik biraz romantik. Bir anne kız İstanbul’dan Güney ve Ege illerine kaçarlar. Peşlerinde de insanlar vardır. Para yüzünden tabii. Kızın babası öldüğü için kaçarlar, çünkü yüklü miras var ve mirasın peşinde olanlar da var. Kimseye güvenemezler. Baba öldü mü, öldürüldü mü, belli değil. Hafif yazlık romanlardan. Yazarın daha önce Villa Moda, Çilekteki Nefret gibi yine tatlı romanlarını okumuştuk.Not:3/4





Sadık Bey

Pınar Kür

Can Yayınları

Bitmeyen Aşk, Yarın Yarın, Asılacak Kadın, Küçük Oyuncu gibi edebiyatımızın en iyi romanlardan bazılarının yazarının son romanı. Yaşlanmaya başlamış bir muhasebeci adamın yaşamı. İstanbul’da memur gibi yaşayan bir adam. Renkli bir yaşamı olmamış. Sürekli olarak geçmişini düşünüyor. Aşklarını düşünüyor. Biraz zayıf bir karakter. Bir çeşit Raif Bey’in yaşlılık hali, Kürk Mantolu Madonna’daki. Pınar Kür’ün diğer romanları yanında çerez gibi bu roman.
Not:3/4

27 Mart 2019 Çarşamba

Kabin



Denizin içindeyim. Suda bir kabinin içinde. Bilimsel araştırmalar için bir süredir o küçük dikdörtgen formlu kabindeyim. İçeride bir masa, birkaç dolap ve bilgisayarlar var. Suyun içi berrak ve biraz yeşil. Çok ilerileri de göremiyorum. Yeşil sis gibi. Kabinin beyaz bir ışığı var ama bazen bozuluyor, karanlıkta kalıyorum.

Deniz üstünden biri beni arıyor ve öleceksin diyor. Çok üzüldüm ve bunu istemiyorum dedim. Biraz ağladım, kucağımda da bir yavru kedi var ve hasta. Kedinin hastalığı bana ölüm düşüncesini unutturdu, hemen bir iğneye ilaç çektim bir ampulden sonra da iğnedeki havayı çıkartmaya çalıştım. Antibiyotik gibi bir şey. Kediye iğne yaptım iyileşsin diye.

Denizin içinden gürültü geldi. Kabinin kapısı açıldı, içeriye su doldu, eşyalar yüzmeye başladı. Ben de oksijen tüpü taktım. Maske yüzümden kayıyor, onu düzgün tutmaya çalışıyorum. Burnuma su dolacak diye korkuyorum. Bir baktım, tepesinde iki spot ışığı olan devasa bir makine deniz tabanında ilerleyerek geliyor.

Deniz dibindeki kumları yosunları havalandırıyor, etrafa saçıyor, her yer karışıyordu. Önüne gelen şeyleri ezip öğütmeye yarayan biçerdöver gibi bir şey vardı ön yüzünde. Normalde denizdeki çöpleri öğütüyormuş ama şimdi benim üzerime doğru geliyor. Kaçamazsam kabinle birlikte beni de öğütecek yani. Paslı çürümüş metalleri gıcırdayan ve suyun dibini sarsarak gelen bir makineydi.

Nasıl kaçacağımı bilmiyordum çünkü o kadar büyüktü ki sağdan soldan baktığım her yeri kaplıyordu. Kabinden dışarı çıksam kaçardım herhalde ama ne yaptım bilmiyorum çünkü o sırada uyandım.

26 Mart 2019 Salı

Bahar Havası



Her taraf kavun kokuyor, biri eline kavunlu bir şeyler sürmüş olmalı. Kavun çıksın, yaz gelsin, en sevdiğim. Martın ilk haftasında bileğime ip gibi olan bilekliklerden bağlamıştım, dilek tutmuştum, sonra da havada leylek görmüştüm, dileğim gerçek olmuştu, hadi bahar gelsin demiştim, geliyor yani.

Leylek leylek havada saçını çek saçın uzasın derdik küçükken. Erik dalı gevrekmiş basmaya gelmez. Kırılıyormuş basınca. Babaannem kele diyor. Kele sabahınan çay demlediydim. Hele demek gibi bir şey olsa gerek. Hele gel çay içek yerine kele gel içek. Hele bak hele bütün çayı dökmüş. Gadasını aldığım, diyor bir de. Yani, üzüntüsünü, sıkıntısını aldığım, paylaştığım, gibi bir şey. Hele hele neler de biliyor babaannem.

Minnak yeğenim oğlan olacakmış, ben rüyamda görmüştüm bunu, bildim yani. Kıvırcık saçlı, kumral ama beyaz tenli bir bebiş olarak gördüm, on yaşlarındaydı. Hikaye anlatma oyunu oynardık küçükken, o geldi aklıma. Birimiz hikayeye başlardık, genelde dayım başlardı. Anlatmak için birkaç dakika zamanımız olurdu. Sonra da sıradaki diğer kişi hikayeye devam ederdi. Öyle sırayla anlatırdık. Hiç bitmiyordu hikaye ama.

Şimdi büyüdük tabii, dizi izliyoruz. Dizi izlerken bazen laptopu yastık gibi yapıp uyuyorum. Her şey birbirine giriyor sabah, dosyalar karışıyor. Klavyenin üstünde uyuyunca her şey kayboluyor, çok zor oluyor sayfaları tekrar açmak.

Korku evleri var ya hani kaçmaya çalışıyorsun, arkadaş grubu ile gidiliyor, ipuçlarını bularak kaçıyorsun, birkaç arkadaş ona gitmiş, kızın biri korkmuş, ağlamaya başlamış korkunca. Hayalet gelmiş kızın yanına, iyi misiniz diye soruyormuş, kız ağlamaya devam etmiş, daha çok korkmuş. Avatar filminin ikincisi neden çekilmemiş, biliyor musunuz? Çekememezlikten.

25 Mart 2019 Pazartesi

Danışmanlık



Bir arkadaşımın ödevi için danışmanlık seanslarına katılmıştım. Ona yardım etmek için. Terapi gibi, acaip sevmiştim bir araya gelmeyi. İlk kalabalık içinde konuşmam da öyle olmuştu. Yoksa iki kişi varsa ve üçüncüsü bensem mümkünatı yok konuşmam. İkili iken konuşabilirim. İkiden fazla olunca dinlerim sadece. Sıkılırım çünkü.

Öyle gittim başta. Sonra ilk konuşan ben olmaya başladım her hafta. Bir etkinliğimizde güven konusunu işlemiştik. Başka bir seferinde zor duyguları kağıda yazıp kura çekmiştik ve hepimiz bize çıkan o duygu hakkında konuşmuştuk. Bende tam hedef, utangaçlık çıkmıştı, kimisine aşk, çaresizlik, kararsızlık gibi duygular çıkmıştı.

Güvende birbirimizi tutmuştuk, arkamızı birine yaslamak gerekir diye konuşmuştuk. Bir keresinde kendimizi anlatmıştık yanımızdaki arkadaşımıza, o nasıl anlatacak seni diye, daha az mı daha çok mu anlatacak, ne denli dikkatli dinliyor seni, ne denli anlıyor, hangi kelimeleri seçiyor, diye.

Ben mesela çok sulu gözlü olduğumdan ve kendime dışarıdan bir gözle baktığımda acaba yapmacık mı gözüküyorum diye endişeleniyorum, demiştim, bilerek yaptığım bir şey değil, insanları üzmek değil amacım, demiştim.

Kendim anlatınca öyle kötü hissetmedim ama arkadaşım anlatınca seçtiği cümleler mekanikti, soğuktu, garipti yani. İnsanı kendinden tanıyacaksın demiştim o zaman. Sonra bir seansta doğa olmuştuk, nesne olmuştuk, hangi hayvan olmak isterdin, en sevdiğin günün hangi saati diye.

Ben gececi olmama rağmen sabahın beşi demiştim. Çünkü, beynimizde beliren ilk fotoğrafı söyleyecektik, ilk fotoğraf bende bu olmuştu. Ne gece ne sabah tam gün doğacak dünya uykuda olacak, onun uyanışını seyredicem herkes uyurken.

24 Mart 2019 Pazar

Çizgili Pijamalı Çocuk



John Boyne

Tudem Yayınları

Bir çocuk romanı olmasına rağmen büyükleri de mutlu edecek bir roman.

Markus Zusak’ın Kitap Hırsızı adlı romanı ve Benigni’nin Hayat Güzeldir filmi tadında. Savaşı göstermeden savaşın etkisini gösteren roman küçük bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Pal Sokağının Çocukları, Momo, Küçük Prens gibi bu roman da herhalde bir çağdaş klasik olacak bir gün.

Bruno, anne babası ve ablası ile Berlin’de büyük bir evde çocukluğunu mutlu bir şekilde geçirmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman bir çocuk olarak ve babası Nazi subayı olduğu halde Bruno bunun farkında değildir. Masum çocuk yaşamını sürdürmektedir.

Babası bir gün Fury’nin (Führer) emriyle Out-Wit (Auschwitz) kampına yönetici olarak tayin olur. Ailece kampta bir eve yerleşirler. Bruno Berlin’den ayrılmış olmaktan mutlu değildir. Yeni evlerini sevmez. Evlerinin karşısında tel çitle ayrılmış alanda insanlar çizgili pijamalı elbiselerle yaşamaktadır. Bruno, buranın bir Yahudi toplama kampı olduğunu bilmez. Evlerine askerler girip çıkmaktadır.

Bir süre sonra, Bruno, tel çitlerin ötesindeki bir çocukla arkadaş olur. İkisi de çitin bir tarafında durarak sohbet ederler. Diğer çocuk, Shumel, bir Polonya Yahudisi ailesinin oğludur ve Bruno’dan biraz daha bilinçlidir. İkisinin arkadaşlığı iyidir, Bruno buranın bir esir kampı olduğunu ve insanların öldürüldüğünün bilincinde değildir. Bol bol sohbet ederler ama sanki bir kamp değil de normal bir mahallede yaşamaktadırlar.

Nazi subayı olan babası, kampın çocuk yetiştirilmesi için uygun olmadığını düşünüp Bruno’yu, annesini ve ablasını Berlin’e geri yollamak isteyince Bruno arkadaşı Shumel’den ayrılmak istemez ve bir çocuk saflığıyla bir maceraya atılır.

Romanın sonu hüzünlü, şaşırtıcı. Savaşın acımasızlığını ve insanların hayatlarını onların isteği dışında nasıl etkilediğini gösteren bu yapıt içeriği ve sonuyla unutulmayacak romanlar arasına girmeyi hak ediyor.

Not:4/4

23 Mart 2019 Cumartesi

Müzik Seçkisi 7



Evanthia Reboutsika-Carousel
G Minor (arranged by Luo Ni, Piano Tiles 2, Bach)
Mustafa Cihat-Derleroğlugiller
Super Junior-D&E-‘Bout You
Alan Walker-Sabrina Carpenter-Farruko-On My Way
Athena-Geberiyorum
Angus and Julia Stone-Draw Your Swords
Tomboy-Hyukoh
Everglow-Bon Bon Chocolat
Exo-Don’t Go
Echo-Seven O’Clock
The Unit-No Way
The Unit-Always
The Unit-All Day
Faithless-One Step Too Far
Harun Tekin-Yok Öyle Kararlı Şeyler
Silüetler-Sis
Pentagram-Sonsuz
Hayko Cepkin-Son Kez
İhtiyaç Molası-Ay
İhtiyaç Molası-Kapasite
Can Güngör-Yalnız Ölmek
Lil Happy Lil Sad-Let Me Die
Park Bom-Spring
Lannex-Pa ndjenja
BTS-The Truth Untold
Tanini Trio-Meleklerin Hüznü
Piano Turca-Sonsuzluğa
Matt Van Stern-Les Cheveux
Lany-Malibu Nights

22 Mart 2019 Cuma

Felidae ve Mavi Çemberli Adam



Felidae

Akif Pirinçci

Aylak Kitap

Akif Pirinçci Almanya’da yaşayan ve tanınmış roman yazarı. Felidae de onu ünlendiren polisiye romanı. Bu romanı, Almanya’da çok seviliyor. Kahramanı Francis adlı bir kedi detektif. Francis, gizemli kedi cinayetlerini çözüyor. Kedileri, polisiyeyi sevenler için eğlenceli, komik. Biraz da modern yaşam eleştirisi. Not:3/4




Mavi Çemberli Adam

Fred Vargas

İnkılap Kitabevi

Paris’te geceleri yerlere tebeşirle mavi çemberler çizilmeye başlar. Her bir çemberin içinde de bir nesne bulunur. Minik eşyalar. Çizen kişi, nesnelerin çevresine bir daire çizmektedir. Çemberlerin sayısı artar. Ve sonunda bu çemberlerin içinde cesetler görülmeye başlar. Cinayetler üçü bulur.

Polis komiseri Jean-Baptiste Adamsberg başarılı bir komiserdir, onu gören ise onun neden başarılı olduğunu anlayamaz. Sezgileri güçlüdür. Bu çemberler daha ilk çizilmeye başladığında bu işin kötüye gideceğini tahmin eder. Her bir çemberin fotosunu alır. Olayın peşine düşer ve çözer. Göründüğünden daha karmaşık bir olaydır.

Fred Vargas aslında bir takma isim. Yazar aslında bir bilim kadını. Farklı isimle polisiye romanlar yazıyor. Avrupa’da birçok ödül almasına rağmen ülkemizde pek tanınmıyor. Komiser Adamsberg polisiyeleri bir seri haline geldi ama dilimize sadece üç dört romanı çevrildi.

Klasik ve çok başarılı polisiye. Mizah içermesi daha da hoş kılıyor. Not:4/4

20 Mart 2019 Çarşamba

Sinir Ölçeği



Rüyamda Japon evleri gibi bir evdeyim. Bambulardan yapılmış. Odaların kapısı sürgülü bambu kapıydı. Pencereler de renkli desenli kağıtlarla kaplıydı, bazısı da beyaz kağıttandı. Kumaş da olabilir, yağmurda ıslanır çünkü.

Üst kattaki evden gürültü geliyor. Hiç susmadan konuşuyor gülüyor ve zıplıyorlar. Kitap okuyamıyorum gürültüden. Odamın ortasında minik bir havuz var, suyun sesi bile sakinleştiremiyor, gürültüden ağlayacak gibi oluyorum.

Polisi arıyorum. Geliyor. Elinde birkaç tane grafik var. Kağıtları bana uzatıyor. Grafiklerden biri benim ne kadar bunaldığımı ve sinirlendiğimi gösteriyor. Diğeri de üst kattakilerin ne kadar gürültü yaptığını gösteren bir grafik. Üçüncü grafik de bu iki grafiği birlikte gösteriyor, uyumlarını. Gürültü arttıkça sinir katsayım artıyor.

Yani sinir olmakta ne kadar haklı olup olmadığımı ölçmüşler, ona göre müdahale edecek polis. Bana grafiğe bakıp ifadeni onaylıyor musun diye sorarak imzalamamı istediler. Zikzak yapmış yeşil kırmızı çizgilere bakıyorum. Evet bunlar doğru diyorum, imzalıyorum.

Polis tamam gidip sustururum şimdi onları diyor. Ben de şu minik havuzdaki balıkları besledim mi diye hatırlamaya çalışıyorum. Gürültüden bambu kapı bile kırılmış, açıp kapatırken zorlanıyor polis. Gidiyor sonra.

19 Mart 2019 Salı

Madamangoz



Annecim diyorum yaa, yaprak dolması tamam güzel de yani biraz da İtalyan yemekleri, Çin yemekleri yapsana, anne yapsana, ekmek de pek yemem ya Türk yemekleri ekmeksiz yenmiyor. Yap bir suşi, vejetaryen olanından, balıklısını değil, balıklısı tatsız acaip bir şey yaa. Yapsana yengeç avokado filan yani, California Rolls veya somon, karides. Wasabi, karnabahar kökü gibi tadı var. Restoranda pahalı oluyor, evde yap, modern yemekler yapınsana.

Böyle deyince de annem bana sen sosyetesin diyor, madamangoz, süslü sosyete. İyi bir şeyler almak için para biriktiririm de ondan öyle diyor. Annem, Kapalıçarşı’ya gider, Gucci alır Hermes alır, kemer alır, imitasyon ama süper kalite imitasyon yani. Anne derim, giymesene şunları, gerçeğini alsana.

Oyuncağın bile sahicisi güzel. Oyuncaklar var ya hani işte, öyle yerinde dururlar, süs gibi, oynarsın mıncırırsın ama hiç hareket etmezler. Ayılar gibi. Tüylü oyuncaklar, biblo gibi hepsi. Halbüse artık gerçek oyuncaklar var. Canlı gibiler. Onlar daha çok keyif veriyor. Squishy gibi, Unicorn gibi. Onlarla canlı gibi oynarsın.

Annem de a şuna bak, istersem imitasyon alırım, nolcak yani, parayı kendim kazanıyorum, istediğimi alırım diyor. Ben de mesela Dior çanta için para biriktiriyorum. Yarısını biriktirip yarısını da annemden alırım hep. Böyle bir sistem var. Tabii sahicisini.

Annemin bütün derdi bana yemek beğendirmek işte. Brokoli çorbası yapar beğenmem. Brokoli taze filizlerinden salata yapar beğenmem. Annem hep der bana, sana yemek beğendiricem, sana giysi, makyaj malzemesi, çanta beğendiricem diye ben anksiyete yaşıyorum. Sen nerden çıktın ki, ailedeki tek sosyetesin.

18 Mart 2019 Pazartesi

Tavus Kuşu



Ben minikken hayvanat bahçesine gitmiştik, dört yaşında.

Ayılar falan vardı onları sevmemiştim çünkü yaklaşmıyorlardı. Arnavut taşlı genişçe yürüme alanları vardı. Ama ben minikim diye dünya kocaman görünüyordu o yüzden mesafeleri gerçeğe uygun hatırlayamam.

Tavus kuşu yolun ortasındaydı. İlk defa rengarenk bir tavuk gördüğümü düşünmüştüm. Yakalamak istedim. Muhabbet kuşumuz vardı on tane kadar. Belki onların yanına koyarım diye düşündüm. Kovalıyorum o yürüyerek uzaklaşıyor.

Sonra annem seslendi. Arkamı döndüm, fotoğraf çekecekmiş. Sonra tekrar döndüm kuş yok etrafta. İki saniyede kayboldu. Ben bir üzüldüm bir üzüldüm. Ama üzülünce ağlayan bir çocuk değildim. Nereye gitti diye düşündüm durdum sessizce. Başka hiçbir hayvanla ilgilenemedim, her yerde onu aradım.

Yıllar sonra fotoğraflara bakarken iki tane foto buldum. Birinde tavus kuşu benim arkamda. Diğerinde hemen yanımdaki biraz yüksekçe duran yuvasının tepesine tünemiş.

Boyum minik diye göremedim herhalde.

17 Mart 2019 Pazar

Senilita ve On Adam ve Bir Kadın



Senilita

Italo Svevo

Ada Yayınları

Svevo, İtalyan ve Dünya Edebiyatının en iyilerinden. En tanınmış romanı Zeno’nun Bilinci.

Svevo, bizim Tezer Özlü’nün en sevdiği yazarlardan. Yazar, genç yaşta iki roman yazıp sonra iş yaşamına atılıyor. Bu romanlar ilgi çekmiyor. Biri de Senilita bunların. Yaşlılık demek ama bunu çok genç yaşta yazar yazarımız. Çünkü kendini genç yaşta yaşlı hisseder. Daha sonra James Joyce ile tanışınca onun desteğiyle yeniden yazmaya başlar.

Romanlarında kendi yaşamı ve arkadaşları da var. Senilita aşk üzerine bir roman. Kahraman, biraz hayalci, beceriksiz, yaşamdan uzak. Yazarın kendisi aslında. Bir kadına aşık olur. Kadın da kendisinin tam tersi karakterde. Yazarın kızkardeşi Amalia da renksiz bir karakter. O ise ressam Balli’ye aşık olur.

Roman bu dört kişinin ilişkilerini anlatır. Kahraman Emilio, sevgilisi Angi, Emilio’nun kardeşi Amalia ve onun sevdiği Balli. Emilio, kendisi sıkıntılı olduğu için bir türlü keyifli bir ilişki kuramaz. Kardeşi Amalia da. Aşklar, ilişkiler sıkıntılı, keyifsiz ama yazarın bu ilişkileri ayrıntılı anlatışı çok iyi.

Svevo, bu ve diğer romanlarında kurgunun içine hep kendini ve yaşamını ve yaşadığı şehir Trieste’yi koyuyor.

Not:4/4





On Adam ve Bir Kadın

Alexandra Gray

GOA Yayınları

Yazarın ilk romanı. Hafif, eğlenceli bir ilişki, aşk ve kendini arayış romanı. Bir kadın, doğru erkeği bulmak için çeşitli erkeklerle tanışıyor. Romanda, erkeklerin isimleri de Lord, Bay X, Aktör, Milyarder ve benzeri şekillerde.

Aslında kadın kendini arıyor. Bu erkekler yoluyla kendini keşfetmek istiyor. Kendini arıyor, önce ne istediğini bilmesi lazım. Çerez romanlardan.

Not:3/4

16 Mart 2019 Cumartesi

Film Seçkisi 8




Acımasız

Cruel, 2014, Fransa

Hafif bir suç filmi, az gerilimli ama keyifle izleniyor. Bir işçi, hasta babası ile yaşamakta. Suça eğilimli, çünkü boşlukta hissediyor kendini. Sürekli çocukluğunu ve annesini düşünüyor. Kendini yaşamaya değer hissetmek için cinayet işlemeye karar veriyor, bu sırada bir kadınla tanışıyor ve aşık oluyor. Not:3/4

Turist

The Tourist, 2010, A.B.D.

Başkalarının Hayatı, Asla Gözünü Kaçırma gibi iyi filmlerin yönetmeninden hafif ve hoş bir macera. Johnny Depp ve Angelina Jolie oynuyor. Onları izlemek keyifli. Angelina bir şekilde Depp’i oyuna getiriyor ve ikisi birlikte mafyadan kaçıyorlar, çünkü, Jolie bir para işine karışmış. Zarif. Not:3/4

Jack’in Yaptığı Ev

The House That Jack Built

Lars Von Trier, 2018, Danimarka

Kültürlü bir seri katil bizlere cinayetlerini anlatıyor. Anlatırken felsefe de yapıyor. Fena gerilim değil. Felsefe olmasa sadece gerilim olsaymış daha iyiymiş. Not:3/4

Sadakat

La Fidele, 2017, Belçika

Genç bir araba yarışçısı kız ile yine arabalarla ilgili ama geçmişi de karanlık bir genç adam birbirlerine aşık olur. Tutkulu aşk iyidir ama adam yüzünden başları belaya girer. Nefis ve modern bir aksiyon. Not:3/4

Aşk Dersi

An Education

Lone Scherfig, 2009, İngiltere

Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca, Bir Gün gibi unutulmaz filmlerin yönetmeninden yine tatlı ve unutulmaz bir film. Anne babası ile yaşayan ve okulda çok çalışkan olan, lise bitince Oxford’a gitmek isteyen bir kız kendisinden biraz daha büyük bir adama aşık olur ve bütün hayallerini unutup adamla evlenmek ister. Güzel dram. Not:3/4

Kefernahum

Caphernahum

Nadine Labaki, 2018, Lübnan

Karamel, Peki Şimdi Nereye Gidiyoruz? gibi sevdiğimiz filmlerin yönetmeni Labaki’den yine iyi bir film. Ailesinden iyi tavır görmeyen ufak bir çocuğun hikayesi. Evden ayrılır, sokaklarda kendine hayat kurar, hapse düşer, mahkemelik olur, ailesine savaş açar. Duygusal film. Not:4/4

Otel Transilvanya 3

Yaz Tatili, 2018, A.B.D.

Bizim vampir ailesi gemi ile yaz tatiline çıkıyor ve yine başlarına gelmedik kalmıyor. Komiklikler, aksiyon, kötüler. Doyumsuz anime serisi. Not:4/4

Prenses ve Kurbağa

The Princess and the Frog, 2009, A.B.D.

Bildiğimiz Kurbağa Prens hikayesinin tatlı bir anime uyarlaması. Bir kurbağa prens ile garson kızın aşkı ve birlikte insan olma çabaları. Not:4/4

Cezayir Batakhaneleri

Pepe Le Moko

Julien Duvivier, 1937, Fransa

Pepe sıkı bir gangster, Paris’ten kaçıp Cezayir’e sığınıyor, Casbah şehrine. Şehirde yerleştiği mahalleden hiç çıkmadığı için polis onu yakalayamaz. Arkadaşları da onu korur. Mahalleye bir güzel kadın gelince Pepe ona aşık olur ve peşinden gidip mahallesinden çıkar. Klas bir suç filmi, kara film. Not:4/4

Kaçış

Cavale

Lucas Belvaux, 2002, Fransa

Bir politik terörist 15 yıl hapiste kaldıktan sonra kaçar ve eski arkadaşlarını bulur, ancak hayat ve insanlar değişmiştir, o ise hala eski hayallerinin, özlemlerinin peşindedir. Tek başına eylem yapmaya karar verir. Mükemmel bir suç ve aksiyon filmi. Eski kara filmler gibi. Not:4/4

Auschwitz'in Külleri ve Kuşku Çağı





Auschwitz’in Külleri

Charlotte Delbo

Alkım Yayınevi

Yazar, Auschwitz’de yaklaşık iki yıl kalan bir entelektüel. Yahudi değil ama Fransız direnişçisi. Nazilere karşı kurulan ünlü Gölge Ordusu’ndan. 1943’te yakalanıp kampa götürülüyor ve 1945’te Naziler kaybedinceye dek orada kalıyor. Kendisi ülkesinde önemli bir tiyatrocu ve kocasını da Naziler öldürüyor.

Yazarın tanıklığı inanılmaz. Ölüme gidenlerin beklediği ünlü 25. Bölüm, küllerin bataklıkların kurutulması için kullanılması, gaz odaları, fırınlar, açlık, işkenceler, acılar.

Yazar ve hayatta kalan yaklaşık 50 kadın, yaşadıkları için kendilerinden utanıyorlar neredeyse. Ve yaşayanlara sesleniyor:

Yalvarırım bir şeyler yapın
Bir dans öğrenin
Bir adım
Yürümeyi ve gülmeyi öğrenin
Bu kadar insan ölmüşken
Siz yaşıyorsanız

Not:4/4





Kuşku Çağı

Nathalie Sarraute

Kafekültür Yayıncılık

Nathalie Serrault, Fransa’da 1950’lerde Yeni Roman akımının öncülerinden. Alain Robbe-Grillet, Marguerite Duras ve Claude Simon ile birlikte. Yani Varoluşçuluk ile aynı dönemlere rast geliyor. Sartre, Camus, De Beauvoir, Merleau-Ponty dönemi.

Yeni Roman, haliyle eski romanı değiştiren akım. Dostoyevski’nin psikolojik roman tarzı, sonra gelen Kafka’nın durum romanı tarzı veya Proust’un bilinç akışı yöntemi hep daha eski yöntemler. Serraute ise yeni bir roman yazım tarzının köklerini atıyor. Bu yönde denemeler yazıyor. Balzac gibi gerçek karakterleri ayrıntılı vermek yerine kendisi anti romanı ortaya koyuyor. Yani geleneksel romana karşı çıkıp, ayrıntılı anlatımı bırakıp, yönelimlere, durumların bizde uyandırdığı hislere, gerçekliğin duyumlarına yer veriyor.

Bu kitabında bu düşüncelerini anlatıyor, denemeler şeklinde. Edebiyat tarihi sevenler için.

Not:4/4

15 Mart 2019 Cuma

Müzik Seçkisi 6



Onur Can Özcan-Ayyaş
Türkülü Yürekler-Seversen Aliyi
GOT7-Magnetic
2pm-Thank You
Miss A-Step Up
JB-Forever Love
Billie Eilish-Bury a Friend
Üçler Çağrı-Probis
Park Eun Woo-Everyday
SF9-Enough (Narcissus)
Göksel-Rüzgar
Funda Arar-Alagül
Yeni Türkü-Resim
Melek Mosso-Vursalar Ölemem
Jehan Barbur-Neden
Bülent Ortaçgil-Eylül Akşamı
Oğuzhan Koç-Yaradana Yalvartma
Tiffany-I Think We’re Alone Now
Ebru Polat-Hala Büyümemişsin
Erol Evgin-Hep Böyle Kal (Zuhal Olcay)
Mor ve Ötesi-Daha Mutlu Olamam
Güler Özince-Öyle Olsa
Ellie Goulding-Mama
Can Ozan-Mutlu Olmak Zordur Derler
Clean Bandit-Baby (Marina)
Lorde-A World Alone
Kıraç-Sevgilim
Şebnem Ferah-Kelimeler Yetse
Michel Telo-Ai Si Eu Te Pego
Jorge Valdez-Adios Corazon

14 Mart 2019 Perşembe

Homeland ve When We Were Young




Homeland

Yedinci sezonunu bitiren Amerikan suç dizisi. Sekizinci sezon da bu yıl içinde çevrilecek.

Başrolde Claire Danes, bir zamanlar Leo DiCaprio ile Romeo ve Juliette’de oynayan. Diğer rollerde yine ünlülerden Mandy Patinkin, Damian Lewis, F.Murray Abraham var.

Carrie bipolar bir CIA ajanı. Amerika’ya bir terörist saldırısı olacağından şüphelenip eskiden bir ajan olup da şimdi El-Kaide taraftarı olan bir Amerikalı askerin peşine düşüyor. Dengesiz olmasına rağmen sağılığını da tehlikeye atıp aksiyonun içine düşüyor. İran, Pakistan gibi ülkelerde teröristler, anti-teröristler, ajanlar, bombalar, suikastler içinde görevini yapıyor. Çok sayıda kötü insan arasında neredeyse tek iyi o. Amerika’da da suikast teşebbüslerinin peşinde, Amerika başkanı da dahil olaylara.

Genel aksiyon ve terör yanında küçük yan konular da ilerliyor. Tehlike, gerilim, dram, heyecan, korku, her şey var. Bol ödüllü oyunculardan bol ödüllü bir dizi. En iyilerden.





When We Were Young

Sevimli, şirin bir Çin gençlik dizisi. Romance is a Bonus Book gibi sevilesi dizilerden. 2018 yapımı dizi halen çevrilerek yayına giriyor. Aynı adlı ve 2017 yapımı bir dizi daha var, o dizide konu ikizler.

Bir okul ve lise dizisi. Aşklar, arkadaşlıklar, ailevi sorunlar, okul sorunları, ancak büyük dramlar yok, daha doğrusu dizi sıcak bir komedi. Her bölümde güldürüyor. Dizinin şarkıları da hoş. Karakterler gerçekçi, dizi anlamlı. Öğrencilerin bisiklet kullanması da hoşluk katıyor. Bir edebiyat uyarlaması olan dizi nostaljik bir tat veriyor ayrıca. Kaçırılmayacak tatlılıkta dizilerden.

13 Mart 2019 Çarşamba

Patates ve Zombiler



Rüyamda günlük güneşlik bir yerde yaşıyorum. Florida, Miami gibi bir yer. Deniz görünüyor, evin çevresinde başka ev yok. Yaz, çok sessiz etraf, yaz güneşi pencereden odaya doluyordu. Her şey beyaz, eşyalar filan.

Çevrede zombiler olduğu için biz o evde saklanıyoruz. Zombiler bizi bulmasın diye ses yapmadan orda yaşamaya çalışıyoruz. Ben de patates salatası yapmaya çalışıyorum, acıktım rüyamda. İnşallah zombiler patates kokusunu alıp da gelmez diye de pencereye bakıyordum, rüzgardan tüller uçuyordu.

Pencere değil de sürgülü cam balkon kapısı olabilir. Salatayı çok güzel yaptım, her şey normalmiş gibi de çok sakin duruyorum, hiç zombiler yokmuş gibi. Düzgün doğrayayım her şeyi, tabağı süsleyeyim güzel olsun diye uğraştım. Yani zombiler gelmeden yiyelim de bitsin işte neden çok uğraştıysam.

Gerçekte olsa doğramaya bu kadar uğraşmazdım zombi korkusundan bütün yerdim patatesi. Ama yiyemeden uyandım. Annem babam kahvaltıdan söz ediyordu o sırada, onlar akşam erken uyuyup kalmışlar sabah da erken uyanmışlar.

Kahvaltıdan bahsetmeseler rüyamda patatesle uğraşmak yerine zombileri avlardım, aksiyonlu olurdu.

12 Mart 2019 Salı

Defterlerden 6



Sevgili defterciğim.

Geçen akşam içeri gittim beraber oturalım diye annemlerle, çay getir dedi, ben de şaka yaptım güldüm falan, annem de bağırdı kızdı, dedim ne oluyor sana diye ben de kızdım, anlamıyor şakadan, bir de komşuların yanında bağırdı, ben de sustum sonra bağırdım, sonra da küstüm, odama gittim. Annemin ters bir anına geldim galiba.

Okulda en yakın arkadaşlarım Melisa, Serenay, Ceren, Cemre, Neslihan, Tuana, Miray, Ela, Ekinsu, Aslı. Derste çaktırmadan çok ciddi şeyler konuşuyoruz, birbirimize notlar yazıyoruz. Kanki, şu yemek programındaki adam vardı ya, o manyakmış, bence bizim Muhammet de öyle olacak, baksana şuna. Aynen kanki, salak gibi bir şey o, uzak duralım, pirelidir o. Teneffüste takılak mı? Bilmem konuşuruz.

Evde yüksek sesle müzik dinliyorum ya, bizimkiler kızıyor, ben de kulaklıkla dinliyorum. Zaten kulaklıkla müzik daha iyi anlaşılıyor. Avrupa’da Silent Disco diye bir akım varmış. Diskoda herkesin kulağında kulaklık varmış, herkes dans ediyor ama hiç ses yok. Sessiz disko. Düşünsene ses yok ama herkes çılgınlar gibi dans ediyor, defterciğim.

Duma duma dum, leylim ley, leylim ne demek bilmiyom, portakal pekmez dolapta bitmez. Defterciğim, öğretmenler hiç acımıyorlar bana. Çok ödev veriyorlar. Sen acıyor musun ki. Acıma kampı açıcam da sayı alıyorum, onun için dedim. Gülme. Gözyaşlarımdan olimpik havuz açılır.

Küçükkene, annemin babaannesinin dişinin olduğu bardaktan az daha su içecektim, ilk defa öyle bir şey görmüştüm, çok korkunçtu. Annemin babaannesi şekerli şeylerin yapış yapış olan haline de şirelenmiş derdi. Şire. Hani erir ya etrafı. Ay güldün mü defterciğim, gülmekten gözün ağladı mı?

10 Mart 2019 Pazar

Nasıl Yazıyorlar ve Justine



Nasıl Yazıyorlar?

Derleyen: Halil Gökhan

Kafekültür Yayıncılık

Bir derleme kitap. Birçok yazarla görüşülmüş ve onların yazmak hakkındaki düşünceleri dinlenmiş. Neden yazıyorlar, nasıl başladılar, nasıl yazıyorlar. Onlar için yazmanın anlamı ve önemi. Yazar olma hikayeleri yani. Sevdikleri yazarlar, sevdikleri yazar ve kitaplardan alıntılar, kendi yazarlıkları ve kitapları ile ilgili başkalarının eleştirileri.

Ataol Behramoğlu, Buket Uzuner, Füsun Akatlı, Hakan Bıçakçı, Hakan Şenocak, Hasan Ali Toptaş, Haydar Ergülen, Meltem Arıkan, Mine Söğüt, Nedim Gürsel, Oğuzhan Akay, Özcan Karabulut, Özlem Kumrular, Sadık Yemni, Semra Topal, Sina Akyol, Uğur Kökden aralarında olmak üzere tam kırk yazar kendi yazarlık serüvenlerini ve hedeflerini anlatıyor.

Okumayı, yazmayı sevenlere ve yazar sohbetlerine meraklı olanlara.

Not:3/4




Justine

Marquis De Sade

Chivi Yazıları Yayıncılık

Sade, dünya edebiyatının en ilginç yazarlarından. Kötü bir şöhreti var yazdıkları nedeniyle. Yaklaşık 150 yıl önce yaşayan yazarın kitapları ancak yirminci yüzyılda yayınlanabiliyor, içeriği yüzünden.

Soylu bir aileden gelen yazar askerlik yapıyor sonra da dönemin geleneklerine ters yaşadığı için hapse atılıyor ve hayatının büyük kısmını hapiste geçiriyor, sonrasını da akıl hastanesinde. Romanlarını hapiste yazıyor ve en ünlü romanı Sodom’un 120 Günü’nü hapiste saklıyor ve roman çok sonra bulunuyor.

Justine adlı romanında iki kız kardeşin hayat öyküsü var. Küçük yaşta anne babasız kalan Juliette ve kardeşi Justine birbirinden ayrılıyor ve ikisi de acımasız bir hayata savruluyor. Dönemin siyaset, ticaret ve kilise insanları ile ilişkileri oluyor. İkisi de erdemli bir hayat istese de karşılarına çıkan insanlar nedeniyle erdemsiz ve kötü bir yaşamları oluyor. Zenginlerin isteklerini yerine getiriyorlar ve bol bol da işkence görüyorlar. Yazarın dili sert, konular acımasız.

Hapis ve hastane nedeniyle toplumdan nefret eden yazar, toplumun ve özellikle zengin kesimin sefih hayatını gözler önüne seriyor. Sadizm sözcüğünün ortaya çıkmasına neden olan yazarın kitapları herkese göre değil. Okunması zor. Aslında toplumun çirkin yönlerini anlatıyor. Kendisi de zevk yaşamına düşkün.

Not:3/4

En İyi Filmler 7




3 Idiots (Hindistan, 2009)

Aklımı Oynatacağım (İspanya, 2013)

Aramızda Bebek Var (Fransa,2011)

Aşka Yükseliş (İspanya, 2010)

Evde (Başka Bir Hayat) (Fransa, 2012)

Düşler Diyarı (A.B.D., 2012)

Elveda Lenin (Almanya, 2003)

Geceyarısından Önce (A.B.D., 2013)

Havada Aşk Var (Fransa, 2013)

Kayıp Balık Nemo (A.B.D., 2003)

Kutsal Motorlar (Fransa, 2012)

Geçmiş (Le Passe) (İran, 2013)

Mutluluk (Glück) (Almanya, 2012)

Pas ve Kemik (Fransa, 2012)

Pi’nin Yaşamı (A.B.D., 2012)

Starlet (A.B.D., 2012)

Tamam mıyız? (Türkiye, 2013)


İzleyip bloga yazdığım filmler arasından en iyileri sıralamaya devam ediyorum. 2000 sonrası filmlerinden yine.

9 Mart 2019 Cumartesi

Aşk Bir Masalmış ve Ben Kimim?



Aşk Bir Masalmış

Cindi Madsen

Novella Yayınları

Gerçekten de bir aşk masalı. Darby genç bir kadın ve iç mimar. Girdiği bütün ilişkilerde erkeklerin yalanları yüzünden mutsuz olmuş. Kendine kurallar koyan Darby, yeni tanıştığı erkeklerde bu kuralları uygulayıp ilişkiden, yalandan, üzüntüden kurtulmak istiyor.

Her zaman müşterileri ile yemek yediği restoranın ortağı Jake ile de tanışınca ona da bu kuralları uyguluyor ve onun da yalancı olduğunu düşünüyor. Ona aşık olmamak için çaba gösteriyor. Jake de sabırla ona yalancı olmadığını göstermeye çalışıyor.

Romantik, komik, güncel bir aşk romanı. Keyifle okunuyor.

Not:3/4





Ben Kimim?

Serpil Hiçşaşmaz

İlya Yayınları

Duygusal, tatlı bir roman. Yerli dizileri andırıyor. Bir dram öyküsü. Sevgi, genç bir kız. Anne babasını çok küçükken bir trafik kazasında kaybediyor ve onu 15 yaşına dek babaannesi büyütüyor. O da ölünce Sevgi yalnız kalıyor. Anne babasının evinde yaşamaya devam ediyor, üniversiteye devam ediyor ve bir yandan da iş yaşamında.

Sevgi, bir gün bir televizyon bilgi yarışmasına katılmaya karar veriyor. Amacı, yarışmayı kazanmak ve ekranda kendini gösterip hiç bilmediği akrabaları varsa onları bulmak. Bu yarışma sayesinde hayatı değişiyor.

Yumuşak, hoş, hüzünlü.

Not:3/4

8 Mart 2019 Cuma

Özçekim ve Aylık



Özçekim

Video oyunları bağımlılığı ile başlıyor dergi. Bir zamanlar Leonardo Da Vinci’nin çalışmalarına ilham olmuş Cizreli bilim adamı El-Cezeri ile devam ediyor, bin yıl öncesinden bugünün teknolojisine ışık tutmuş. Kırgız Cengiz Aytmatov, kahvenin öyküsü, Fuzuli, İskender Pala, çağımızın ruhsal problemleri, su ve müzik sesiyle tedavi gibi konularla devam ediyor.

Ücretsiz İngilizce eğitimi sitesi Udemy’nin kurucusu Eren Bali tanıtılmış. Silikon Vadisi’ndeki Türk. Hikayesi etkileyici olan bilgisayar oyunları Max Payne 2, GTA Vice City, Yeşilçam güldürü filmleri, Göbeklitepe, Endülüs, ülkemizdeki geleneksel sporlar gibi ilginç konularla devam ediyor bu son sayı.

Aylık

Kültür, sigara fetvası, Batı-İslam kavgası, moda endüstrisi, Papa’nın Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti, Hegel ve Schopenhauer, El-Cezeri’nin sıra dışı makineleri, İslam coğrafyasında ilk ilim ve hikmet faaliyetleri gibi ilginç ve güncel konuları olan dergide en ilgi çeken yazı Necip Fazıl, Atilla İlhan, Sait Faik, Metin Erksan ile ilgili anılarını anlatan Doğucu Üstün İnanç sohbeti.

7 Mart 2019 Perşembe

Film Seçkisi 7



Öteki Kadın

The Other Woman, 2014, A.B.D.

Eğlenceli bir aldatma ve aldatılan kadınlar güç birliği filmi. Bir kadın aldatıldığını anlar, sevdiği evlidir, kadınla tanışır, sonuçta ikisi de aldatılmıştır, bir aldatılan kadın daha ortaya çıkınca kadınlar birlikte plan yapar. Keyifli, hafif, komik. Not:3/4

Aşkın Kimyası

Better Living Through Chemistry, 2014, İngiltere

Hafif ve keyifli bir aldatma hikayesi. Evli bir adam yine evli bir kadınla ilişkiye girmekten kendini alamaz. Fakat başına birçok iş açılır. Oyuncular iyi. Not:3/4

Oh Lucy!

Atsuko Hirayanagi, 2017, Japonya

Bir kadın sıkıntıdan yabancı dil kursuna başlar. Kurs öğretmenine ilgi duyar ancak ilgi duyan kadının ikinci kişiliğidir. Öğretmen ortadan kaybolunca iki kişilikli kadın adamın peşine düşer. Hafif komedi. Not:3/4

Gauguin

Edouard Deluc, 2017, Fransa

Ressam Paul Gauguin’in resimlerinden de bildiğimiz Tahiti yaşamı. Ressam Paris’ten sıkılır ve Tahiti’ye yerleşir. Hayata uyum sağlar, hastalıkları olur ve Tahiti’li bir kıza aşık olur, onun resimlerini yapar. Not:3/4

Baba

Yılmaz Güney, 1971

Sinemamızın klasiklerinden. Yılmaz Güney bir aile babası, yoksul. Para kazanmak için bir teklif alınca isteneni yapar ama hapse girer, çıkınca ailesini dağılmış bulur ve intikam peşine düşer. Hüzünlü ve çok çok iyi. Not:4/4

Arabalar 1-2

Cars 1-2, 2006, 2011, A.B.D.

Bir seri anime filmi. Konusu arabalar ve araba yarışı, her iki filmin de. Şimşek McQuinn adındaki araba bir araba yarışına katılır. Yarış boyunca, sevgiyi, arkadaşlığı, aileyi öğrenir. İkinci filmde de uluslar arası yarışlara katılır. Gerçekten de çok komik bir anime serisi. Not:4/4

Küçük Deniz Kızı Ponyo

Gake No Ue No Ponyo, 2008, Japonya

Küçük bir oğlanla bir balığın arkadaşlığı. Balık oğlana aşık olunca o da bir insan olmak ister. Komik, romantik, defalarca izlenebilir. Not:4/4

Küçük Vampir

The Little Vampire, 2017, Hollanda

Bir vampir avcısı, bir vampir ailesinin peşine düşer. Ailenin küçük vampir oğlu ise normal bir insan oğlanla tanışır ve birlikte ailesini vampir avcısından kurtarmak isterler. Not:4/4

Kanatlar

Kryliya

Larissa Shepitko, 1966, Rusya

Eski bir kadın savaş pilotunun hayatı. Savaştan sonra sivil yaşama geçer ve öğretmen olur ancak hep geçmişini düşünmektedir. Sakin yaşamı ona eski aksiyonlu günlerini hatırlatır. Normal yaşama uyum sağlayamaz. Duygusal bir sonla biter film. Rus sinemasının başyapıtlarından. Not:4/4

Sıfırın Altında Dağdaki Mucize

6 Below: Miracle on the Mountain, 2017, A.B.D.

Bir hayatta kalma savaşı. Bir kayakçı zor hava koşullarında kayak yapar ancak dağda karlarda kaybolur. Bir hafta boyunca hayatta kalma savaşı verir. Gerçek yaşam öyküsü. Kaçırılmaz. Not:4/4

6 Mart 2019 Çarşamba

Rozafa Köprüsü



Yolda giderken bir köprünün üzerinden geçtik. Hani var ya Mostar köprüsü, ona benzeyen bir köprü.

Gece yarısı dönüyorduk. Aklıma annemin çocukken anlattığı masallardan biri geldi yolda o köprüyü görünce.

Uyurken beş masal anlatırdı. Maksimum beşti ama okumasını istemezdim, annem anlatıcaktı illa ki. Her seferinde farklı kelimeler katarak aynı hikayeleri anlatması hoşuma giderdi. Bir de tarih, mitoloji benzeri şeyleri severdim.

Bir keresinde eski bir kitaptan okuduğu bir masal anlattı. Bir köprünün hikayesi. Rozafa köprüsü.

Üç kardeş inşa etmeye çalışıyor ve her seferinde köprü çöküyormuş. Sonra bir evliya gibi bir şey belirmiş, oğlanlara, bu köprü insan kanı istiyor demiş. Öyle çökmez demiş.

Yarın kimin eşi gelip yemek getirirse onun üzerine köprüyü kuracaksınız. Ama anlatmıycaksınız eşlerinize bunu.

İki kardeş anlatıyor. En küçüğü daha saf. Anlatmıyor. Sabahında, en küçüğünün eşi gidiyor. Onun ölmesine karar veriyorlar. Kadının tek şartı oluyor. Yeni doğan çocuğunu son ana kadar okşayabilmek istiyor ve son ana kadar bir elini açıkta bırakıyorlar.

Köprüye kadının ismini veriyorlar. Rozafa köprüsü diye.

5 Mart 2019 Salı

Peri 2



Evin içinde on onbeş çocuk olurduk. Hiçbir yere sığmazdık. Sonra en büyük sorun uyumak isteyince çıkardı. Sümeyye’nin annesi kendi yatak odalarını bize bırakırdı.

Döşek de sererdik yere. Sırayla kim döşekte uyuyacak kim yatakta uyuyacak tartışırdık. Bir keresinde şöyle yaptık. En büyükler bir yanda uyuyacak, en küçükler bir yanda uyuyacak. Kura çektik bir de. Büyükler grubu bir küçük alacaktı yanına. Küçüklerin yanında da bir büyük olacaktı.

Büyüklerin grubuna denk geldim. Ve sıra da döşekte uyumamızdı. Yani böyle gruplar kurmalarının illa ki bir sebebi olacaktı tabii. Hadi gece yarısı oldu, uyuycaz dedik. Bir de döşekte uyuyoruz ya, tam yanımızda giysi dolabı var. Aynalı türden boydan aynası vardı.

Yatakta ben, Ceylan, Sümeyye, Saadet var. Bir başladılar korkulu korkulu hikayeler anlatmaya. Bir efsane vardır bizde. Benim ilkokulumun karşısında sarı binalar var. Vakıfmış diyorlar eskiden. Ordan başladılar işte anlatmaya.

Nasıl yutkunuyorum. Korkuyorum tabii titriyorum filan ama sonra onlar da korkmaya başladı. Aaa öyle mi böyle mi hayret dolu sesimizi duydu yataktakilerden biri. E biz döşekteyiz. Kalktı yataktan, yarı uyur vaziyette, saçları da öne düşmüş. Ama nasıl korkunç gözüküyor. Onun halini aynada gördük. Ve çığlık çığlığa kaldık. O korkuyla kapı arkasına sığındık.

Sesimizi duyan diğer uyuyanlar, korkudan onlar da ne olduğunu anlamamış halde yanımıza gelip bize sarıldılar. Bizi korkutan da yanımıza geldi, Gülistan. Ne olduğunu sormak hiçbirimizin aklına gelmiyor. Çığlıkları duyunca Sümeyye’nin annesi geldi. Kapı açılınca birkaçımız bayıldı.

Çok komikti o zaman. Hala hatırladığımızda güleriz. Çok güzel ders almıştık.