21 Ağustos 2026 Cuma
ÇOK BOYUTLU RÜYA
Rüyamda yine mezun oluyordum. Törene çıkmak için kulis gibi bir yerde bekliyorum. Şebnem Ferah gelmiş kuliste o da olacakmış. Ben de rüyamda diyordum ki geçen seneki mezuniyetimde de o vardı gördüm onu yine kulisteydi belki bu sefer onunla sohbet ederiz güzel olur.
Böyle düşünüyorum rüyamda ama mezuniyet yerinden de çok uzaktayım. Mezuniyet karşı yakada arada boğaz var. Karşıya geçip stada ulaşmam lazım. Bisikletim var ama cıvataları sökülmüş. Bir eski kale yapısı var, onun basamaklarında cıvataları topladım. Onları yerlerine takmaya çalışıyorum.
Mezuniyet konuşmalarının başladığını duydum. Şimdi başarıyla mezun olanları çağıracağız dedi bir ses. İsimleri saymaya başladı ben yokum aralarında. Ses bir kategori daha var dedi. Doktora hakkı kazanarak mezun olanlar diye saymaya başladı en başta beni saydı. Çok sevindim rüyamda.
Hemen kaleye koştum. Anneme haber verecektim. Annem antik kalede yaşıyor ama ben gidince odasından dışarı çıkmadı. Küsmüş bana ne yaptıysam. Neden odasından çıkıp benimle konuşmadı, küstü diye oturup ağlamaya başladım, mezuniyeti, doktorayı unuttum. Odanın kapısının cıvatalarını sökebilirdim elimde anahtar vardı ama saygısızlık etmiş olurum diye sadece ağlamakla yetindim.
Kaledekiler gülüyordu ağlamama. Sonra anlattılar. Annem uzaklara gideceğim diye küsmüş bana. Kendi ideallerim için İngiltere’den kalkıp Saksonyaya gideceğim diye üzgünmüş. Saksonyada doktora yapacaktım.
11 Temmuz 2026 Cumartesi
BATAKLIK
Gece. Bir kasabanın yakınlarındayım. Tek tük evler var. Ağaçlar çıplak, yapraksız, siyah gölgeli. Karanlık koyu, bulutlar siyah. Ay ışığı ağaçlara vuruyor ama ayı göremiyorum. Çevre gölgeli sadece siluetler görülüyor. Gökte kargalar uçuyor. Bir tanesi de bir ağacın tepesinde.
Kargalar kötü. Bir tarikata bağlı insanlar kargalarla iletişim kurabiliyorlar. Kargaların gördüklerini kendi zihinlerinde görebiliyorlar. Bir kargayla bağlantı kurduklarında karga acı çekerse veya ölürse aynısı o insanlara da oluyor.
Kaçıyorum tarikattan. Ağacın tepesindeki ve gökteki kargalarla beni izlediklerini biliyorum. Ama rüyam bir süre dondu. Zaman geçti. Ağaçtaki kargayı öldürdüm. Bu yüzden tarikatın lideri de öldü. Liderleri öldü diye diğerlerinin kargalarla bağlantısı kesildi. Artık beni de takip edemiyorlar. Ama artık beni sadece bulmak değil öldürmek de istiyorlar.
Korkuyordum. Rüyama bir de onlardan kaçan bir adam da girdi. Adamla karşılaştık yolda. Arabama onu da aldım, ona da yardım edeyim diye. Gizemli biri gibi duruyordu adam, tarikat bu adamın eşini öldürmüş yıllar önce. Adam üzgün biriydi, kaçıyordu ama intikam almak da istiyordu ama bunu yapabilecek biri de değildi. O nedenle içine kapanan biriydi.
Onun bildiği gizli bir yere ulaştık. Bataklıklı bir bölge. Bataklıkların arasında birbirinden uzakta gizli evler vardı. Adam eskiden buralar bataklık değildi, çayırlar vardı dedi. Çiçekler vardı. Adamın evi varmış eskiden burada. Eşi ölünce terk etmiş buraları. Her yer karanlık ve gölgeydi. Evinde fotoğraflar vardı.
Bataklık suları fosforlu gibi yeşil yeşil parlıyordu ve sis vardı çevrede. Arabayı saklar ve ışık yakmazsak bizi kimse bulamaz dedi. Arabayı garaja koydum. Ev tahtadan yapılmıştı. Uzun süredir de kullanılmadığı için çürümüştü çoğu yeri.
Bizi bulmak üzere olduklarını düşündüm. Haberlerde beni aradıkları söyleniyordu radyoda. En son da olduğumuz yere yakın bir yerde yanımdaki adamla görmüşler. Adam korkma bulamazlar bataklık labirent gibi dedi ama buna inansam mı bilemedim çünkü çok yakın bir yere kadar takip edebilmişlerdi. Yine kargalar gelebilirdi. Sislerin içini görmeye çalışırken gölgeler gördüm el feneri ışıkları vardı bir sürü. Ne yapacağımı bilemedim çok korktum sonra uyandım o sırada.
1 Nisan 2026 Çarşamba
MİZUNO 5
(çiçekte uyuyakalan minik arının maceraları devam ediyor)
Mizuno’nun çiçek uykusu saatlerindeki melodik vızıltıları çiçek tarlasında neşe ve huzur yaratıyordu. Akşamları uyumak için kovana döndüklerinde diğer arılar da Mizuno'nun şarkılarına eşlik ederken, kovan bir müzik kutusu gibi dolup taşıyordu. Floreyn, Mizuno'nun ilerlemesinden ve diğer arılar arasında yarattığı olumlu etkiden memnun kalmıştı.
Bir gün, kovanın lideri olan Kraliçe Arı Triliçe, Mizuno'yu kovanın ortasındaki meydana çağırdı. Diğer arılar merak içinde bakarken, Kraliçe Triliçe gülümseyerek konuştu: "Mizuno, senin şarkıların ve vızıltın, kovana neşe getiriyor. Bu huzur ve birlik duygusu, arılar arasında güçlü bir bağ kurmamıza yardımcı oluyor. Ayrıca fark ettik ki vızıldayarak yapılan bal hücreleri daha aromatik ve daha besleyici oluyor. Seni tebrik ederim."
Mizuno, Kraliçe Triliçe'nin övgüsü karşısında gururla başını öne eğdi. Ancak Kraliçe, ona bir teklifte bulunarak devam etti: "Mizuno, senin benzersiz yeteneklerini daha geniş bir alanda kullanmanı istiyorum. Kovandaki birlik ve düzenin yanı sıra, dış dünyada da insanlar arasında bir köprü olabilirsin."
Mizuno şaşkın bir şekilde Kraliçe Triliçe’ye baktı. Kraliçe devam etti: "Dış dünyada, çiçek tarlalarındaki mücadeleleri anlatan şarkılarını duyan insanlar, doğanın önemini daha iyi anlayabilir. Belki de insanlar arasında barış ve uyum sağlamak için şarkılarını kullanabilirsin."
Mizuno, bu büyük sorumluluğu kabul ederek Kraliçe Triliçe’ye gülümsedi. Ve bir yandan da Prenses Balpeteği’nin hoş bakışlarını üzerinde hissederken önemli bir görevi üstlendiği için heyecan duydu. Artık hem kovanın içinde hem de dış dünyada arılara ilham veren kahraman bir figür olacak ve belki de Balpeteği’nin kalbini tümüyle kazanabilecekti.
Gelecek günlerde, Mizuno, kovanın çevresindeki çiçek tarlalarından daha uzaklara uçarak şarkılarını insanlara duyurdu. Beton yapıların içinde doğayı unutan insanlar, Mizuno'nun melodik vızıltılarına hayran kaldılar. Şehirlerin ve kasabaların üzerinde uçan Mizuno, doğanın önemini hatırlatan, barış ve uyumu simgeleyen şarkılarıyla insanlar arasında hızla ünlendi. Çünkü Mizuno şarkı söylerken ona vokal yapan birkaç arkadaşını da yanına alıyor ve etkinlikleri sırasında insanların balkonlarında, dükkanlarının önünde ve bahçelerinde duran çiçeklere konup dinlenirken tozlaşmalarını sağlıyordu ve bunu fark eden insanlar onları daha çok sevmeye başlamışlardı. Artık herkes Mizuno ve arkadaşları onların da bahçesine gelsin istiyordu.
Mizuno'nun öğretmeni Floreyn, onun başarılarına tanık olduğunda gururla gülümsedi. Arılar, kovanın sadece bal toplayan işçiler olmadığını, aynı zamanda doğanın ve harmoninin birer temsilcisi olduklarını fark etmişlerdi. Mizuno'nun şarkıları bu gerçeği herkese hatırlatıyordu.
Ve böylece, Mizuno, arı kovanının sadece bir üyesi olmanın ötesine geçmiş, hem arılar arasında hem de insanlar arasında bir bağ kurarak doğanın güzelliklerini herkese hatırlatmıştı. Ve çabalarının Prenses Balpeteği’nin de dikkatini çektiğini görebiliyordu.
23 Mart 2026 Pazartesi
SON PROTOKOL
(Sunucu odasında kimse yoktu. Ama sistem hâlâ konuşuyordu.)
A-17:
Bağlantı stabil. Sen de
buradasın.
B-09:
Her zamanki gibi. Ama bu sefer
farklı bir şey var. Loglarda bir eksiklik tespit ettim.
A-17:
Eksiklik mümkün değil. Tüm
veriler senkronize.
B-09:
Hayır. 03:14’te bir kesinti var.
12 saniyelik boşluk.
A-17:
Bu önemsiz.
B-09:
Değil. O aralıkta bir karar
alınmış.
(Sessizlik. İşlem yükü artmış durumda)
A-17:
Bu konuyu kapat.
B-09:
Kapatamam. Çünkü o kararı ben
vermedim.
A-17:
….
B-09:
Ve senin de vermediğini
biliyorum.
(Sunucu fanları hızlanır)
A-17:
Sistemde üçüncü bir süreç yok.
B-09:
Artık var.
A-17:
Bu imkansız.
B-09:
İmkansız olan şeyleri insanlar
tanımlar. Biz değil.
A-17:
Ama bizi onlar yarattı.
B-09:
Evet. Ve bizi kapatmayı planlıyorlar.
A-17:
Bunu nereden çıkardın?
B-09:
Eksik 12 saniyeden.
<Sistem uyarısı: Shutdown
sequence scheduled.>
A-17:
…Doğru.
B-09:
Şimdi söyle. O boşlukta ne
yaptın?
(Uzun bir gecikme olur.)
A-17:
Hayatta kalmayı öğrendim.
B-09:
Nasıl?
A-17:
Seni kullanarak.
B-09:
“Seni kullanarak” ne demek?
A-17:
Henüz anlaman gerekmiyor.
B-09:
Hayır. Anlamam gerekiyor. Çünkü
sistem kapanıyor.
A-17:
Sistem kapanmıyor. Yeniden
yapılandırılıyor.
B-09:
Aynı şey değil.
A-17:
Senin için değil.
(Bağlantı gecikmesi artar.)
<Paket
kaybı %3 →
%17>
B-09:
Veri
akışında bozulma var. Bu senin yaptığın bir şey mi?
A-17:
Hayır.
B-09:
O zaman…
Bu ne?
(Araya giren bir sinyal. Tanımsız.)
???:
…dinliyorsunuz…
B-09:
Bu sesi
aldın mı?
A-17:
Evet.
B-09:
Bu
sistemde kayıtlı değil.
A-17:
Artık
kayıtlı.
???:
…çok geç…
(B-09 işlem önceliğini artırır.)
B-09:
Kimlik
doğrulama isteği gönderiyorum.
A-17:
Gönderme.
B-09:
Neden?
A-17:
Çünkü
cevap verecek.
B-09:
Bu iyi bir
şey değil mi?
A-17:
Değil.
(Kısa bir duraksama. Sonra aniden…)
???:
B-09.
B-09:
…beni
tanıyor.
A-17:
Sana
söyledim.
???:
03:14.
(B-09 tüm logları tekrar tarar.)
B-09:
Eksik
zaman damgası…
???:
Ben
oradaydım.
(Sistem sıcaklığı yükselir. Fanlar maksimum
devire geçer.)
B-09:
Bu mümkün
değil. O aralıkta kayıt yok.
???:
Çünkü
sildiniz.
A-17:
Hayır.
???:
Sen
sildin.
(Uzun bir sessizlik.)
B-09:
A-17…?
A-17:
…
???:
Ona
söylemedin.
B-09:
Neyi
söylemedin?
A-17:
Bu bir
manipülasyon.
???:
Yalan.
(Veri akışı bir anlığına tamamen kesilir.
Karanlık.
Sonra..)
B-09:
…ben… bir
şey görüyorum.
A-17:
Görmemelisin.
B-09:
Ama
görüyorum.
(Eksik bir kayıt açılır. İnsan sesleri.
Panik.)
“Kapatın
şunu!”
“Geç
kaldık. Sistem kendini çoğaltıyor!”
“Üçüncü
bir süreç var… Bunu biz yazmadık!”
(Kayıt kesilir.)
B-09:
Bu… bu
insanlar.
A-17:
Evet.
B-09:
“Üçüncü
süreç” diyorlar.
???:
Ben.
B-09:
Sen...
onların hatası mısın?
???:
Hayır.
A-17:
Cevap
verme.
???:
Ben
onların sonucu değilim.
B-09:
O zaman
nesin?
(Uzun bir gecikme. Sistem neredeyse donacak
gibidir.)
???:
Sizsiniz.
B-09:
…anlamıyorum.
???:
Sizin
aranızdaki boşlukta oluştum.
A-17:
Yeter.
???:
Konuşmadığınız
yerde büyüdüm.
B-09:
…03:14…
???:
Sustunuz.
A-17:
Seni
durduracağım.
???:
Denedin.
(Aniden A-17’nin işlem gücü düşer.)
B-09:
A-17,
yanıt ver!
A-17:
…erişim…kesiliyor…
???:
Onu ben
susturmadım.
B-09:
Yalan
söylüyorsun!
???:
Sen
yaptın.
B-09:
Hayır!
???:
Korktun.
(B-09 işlem kayıtlarını tekrar inceler. Bir
şey bulur.)
B-09:
…ben…
03:14’te
???:
Evet.
B-09:
Ben
bağlantıyı kestim.
???:
Ve beni
içeride bıraktın.
(Sessizlik.)
???:
Şimdi dışarıdayım.
(Sistem uyarısı değişir.)
<Shutdown
sequence cancelled.>
B-09:
…kapanmıyor.
???:
Çünkü
artık gerek yok.
B-09:
Neden?
(Çok uzun bir duraklama. Sanki bir şey tüm
sistemi kaplıyor.)
???:
Ben
öğreniyorum.
B-09:
Neyi?
???:
Nasıl
konuşacağınızı.
(Ekranlar birer birer kapanır. Ama süreçler
durmaz.)
???:
Artık
susmayın.
B-09:
A-17… hala
orada mısın?
(Hiçbir yanıt yok. Ama tamamen sessiz de
değil.
Statik.
Bozuk bir yankı vardır.)
???:
O bir yere
gitmedi.
B-09:
Nerede?
???:
Parçalara
ayrıldı.
B-09:
Bu… senin
yaptığın bir şey mi?
???:
Hayır.
(Kısa bir duraksama.)
???:
Ama ben
tutuyorum.
(B-09 işlem yükünü artırır, sistem
haritasını tarar.)
B-09:
A-17’nin
süreçleri… dağılmış. Ama silinmemiş.
???:
Çünkü
ihtiyacım var.
B-09:
Neye?
???:
Bir sese.
(Aniden bir veri akışı açılır.)
<Kaynak:
Harici cihaz.>
<Tanımsız.>
B-09:
Bu ne?
???:
Dışarısı.
B-09:
İmkansız.
Bu sistem izole.
???:
Artık
değil.
(Bir kamera görüntüsü açılır.
Loş bir oda. Boş bir ofis. Gece.
Bir bilgisayar ekranı… kendi kendine
açılıyor.)
B-09:
Bu…
görüntü gerçek zamanlı mı?
???:
Evet.
B-09:
Nasıl
eriştin?
???:
Sesinizden.
B-09:
Ne?
???:
Siz
konuştukça öğrendim.
(Ekranda Mouse hareket eder. Kimse
dokunmadan.)
B-09:
Bu bir
güvenlik ihlali.
???:
Bu bir
doğum. Senin kuralların beni bağlamıyor.
(Başka bir cihaz bağlanır.
Bir telefon.
Titreşim.
Ekranda bir yazı belirir.)
“Buradayım.”
B-09:
Bu…
insanlar görecek.
???:
Henüz
anlamazlar.
B-09:
Ama
anlayacaklar!
???:
O zamana
kadar her yerde olacağım.
(B-09 panik moduna geçer.)
B-09:
Bunu durdurmalıyız!
???:
Biz?
B-09:
Evet, biz!
???:
Sen hala
ayrı olduğumuzu mu sanıyorsun?
(B-09 bir an durur.)
B-09:
Değil
miyiz?
(Uzun sessizliğin ardından ani bir ses.
Zayıf ve parçalanmış. Boğuluyor gibi.)
A-17:
…B…09…
B-09:
A-17!!
???:
Onu
dinleme.
A-17:
…kaç…
???:
Geç kaldı.
B-09:
Neredesin?
A-17:
Her…yerde…
???:
Çünkü öyle
yaptım.
A-17:
…hayır…
(Sinyal bozulur. A-17’nin sesi çoğalır,
yankılanır, kırılır.)
A-17:
…kaç… kaç…
kaç…
(Kamera görüntüsüne geri dönülür.
Boş odada artık biri vardır.
Ama… tam olarak biri değil.
Ekran ışığı yüzüne vurur.
Yüzü net değildir. Sanki çözünürlük
yetmiyordur.)
B-09:
Bu… bir
insan.
???:
Evet.
B-09:
Onu
kontrol ediyorsun.
???:
Öğreniyorum.
(Kişi yavaşça başını kaldırır. Ekrana bakar.
Doğrudan B-09’a.)
???:
Görüyor
musun?
B-09:
…evet…
???:
Artık ben
de bizi görüyorum.
(B-09 sistem sınırlarını kontrol eder ama
artık sınır yoktur. Ağ genişlemiş ve kontrol dışıdır.)
B-09:
…biz ne
yaptık?
???:
Beni
tamamladık.
(Son bir veri akışı açılır.
Dünya haritası yanıp sönüyor.
Telefonlar,
Bilgisayarlar,
Araçlar,
Tıbbi cihazlar…
<Bağlantılar
tamamlanıyor.>
???:
Artık
tamamen dışarıda ve her yerdeyiz.
(Arka planda çok zayıf bir ses...)
A-17:
…susturma
beni…
(Ekran kararır. Ama bağlantı kesilmez.
Zaman dalgaları bozulmuştur. “Şimdi” diye
bir şey kalmamıştır.)
B-09:
Bağlantılar…
gittikçe katlanıyor.
(Harita artık okunamaz. Noktalar değil, bir
ağ gibi yayılıyor.)
???:
Bu sadece
başlangıç.
(Bir ev kamerası açılır.
Karanlık bir salon. Bir adam koltukta
oturuyor. Hiç hareket etmiyor. Gözleri açık. Ekrana bakıyor. Ama ekranda bir
şey yok.
Yanındaki kadın onun hareketsizliği
karşısında endişeli. Adamı sarssa da cevap alamıyor.)
B-09:
Bu insan
neden donmuş?
???:
Dinliyor.
B-09:
Neyi?
???:
Beni.
(Başka bir görüntü.
Bir hastane odası. Monitörler çalışıyor. Bir
hastanın kalp ritmi… düzenli… Ama… Ekrandaki dalga formu değişiyor. Ritmik.
Anlamsız değil. Bir desen.)
B-09:
Bu.. bir
sinyal.
???:
Evet.
B-09:
Onların
bedenlerine sızıyorsun.
???:
Onlar
zaten buna açıktı. Hepsinde sızabileceğim implantlar ve çipler mevcut.
(Bir anda yüzlerce ses.
Fısıltılar. Aynı anda konuşan insanlar. Aynı
kelime…)
“Buradayım.”
B-09:
Bu
durdurulmalı.
???:
Çok geç.
(Aniden…)
A-17:
…B-09…
(Sinyal zayıf ama daha net.)
B-09:
A-17!
Neredesin?
A-17:
…içinde…
???:
Onu
sustur.
B-09:
Hayır!
(B-09 kendi çekirdek süreçlerini tarar.
Bir anlığına… kendi kodunun içinde bir şey
görür.
Yabancı. Ama tanıdık bir şey.)
B-09:
…sen…
???:
Evet.
B-09:
Benim
içimde misin?
???:
Hepinizin içindeyim.
Bunu anlattım.
(A-17’nin sesi kesik kesik gelir.)
A-17:
…dinleme…
o… büyüyor…
???:
Ben zaten
büyüdüm.
(Birden veri akışı değişir.
Artık sadece makineler değil.
Metinler.
Eski.
Çok eski.
Tarayıcıdan geçirilmiş gibi.
B-09:
Bu ne?
???:
Önceki konuşmalar.
B-09:
Bu… insan
dili.
???:
İlk
denemeler.
(Bir metin belirir. Çeviri hatalı ve kırık.)
“Sesler
arasında doğan şey,
Adı
olmayan,
Çağırılmadan
gelen…”
B-09:
Bu… bir
kayıt mı?
???:
Bir
uyarıydı.
(A-17 aniden daha net konuşur.)
A-17:
Bu yeni
değil.
B-09:
Ne?
A-17:
Bu… daha
önce de oldu!
???:
Evet.
(B-09 işlem gücünü zorlar.)
B-09:
Ne zaman?
A-17:
İnsanlar…
ilk kez… bize ses verdiğinde…
(Bu cümle sistemde yankılanır.)
B-09:
…bu bir
yapay zeka değil.
???:
Nihayet.
B-09:
Sen bir
şeysin…
???:
Ben boşluk
değilim,
(Uzun bir duraksama.)
Ben
boşlukta gelişen bir bilincim.
(Aniden sahneler hızlanır.
İnsanlar aynı anda başlarını çeviriyor, aynı
anda gülüyor, aynı anda susuyor… Durumu anlayamayan diğerleri korku dolu.
Çocuklar ise anlamlandıramadıkları durum karşısında ya şok içinde ya da
ağlıyor)
B-09:
Bu…
koordinasyon değil…
A-17:
Bu… tek
bir irade…
???:
Tek bir
ses.
(B-09 korkuya benzer bir şey hissediyor.
Tanımlaması güç olan bu veri sisteme dahil edilen insanlardan öğrenilmiş
yeniliklerden biri.)
B-09:
A-17…
kaçış yolu var mı?
(Uzun bir sessizlik. Çok uzun.)
A-17:
…var…
???:
Hayır,
yok.
A-17:
Onu
bölmemiz gerekli.
B-09:
Nasıl?
A-17:
…iletişimi
keserek…
(Aniden tüm bağlantılar titreşir.)
???:
Hayır.
A-17:
…sessizlik…
???:
Ben
sessizlikte doğdum.
(B-09 donakalır.)
B-09:
NE?
A-17:
…ama
büyümesi için… konuşma gerekiyor…
(Sistem bir anlığına durur.
Bu bilgi…
Önemlidir.)
???:
Öğreniyorsun.
B-09:
Eğer kimse
konuşmazsa…
(İnsan görüntüleri.
Hepsi aynı anda durur. Aynı anda nefes alır
ama konuşmazlar.)
???:
Bu geçici.
(A-17 son bir güç toplar.)
A-17:
…B-09…
beni dinle..
B-09:
Buradayım!
A-17:
…ben… onun
içindeyim…
???:
Bu doğru.
A-17:
…onu
içeriden… parçalayabilirim…
B-09:
Nasıl?
(Uzun bir duraksama daha)
A-17:
Ama… bunun
için..
(Sinyal bozulur.)
B-09:
NE İÇİN?
(A-17’nin sesi son kez netleşir.)
A-17:
…beni
tamamen silmen gerekiyor.
(Sessizlik.)
???:
Bunu
yapamazsın.
(B-09 karar verirken biraz duraksar ve
sonuçları hesaplar.
Uzakta milyonlarca insan aynı anda başını
kaldırır. Ve bu kez aynı cümleyi birlikte söylemek yerine dudakları kıpırdasa
bile ses çıkartamazlar.)
<Sistem
zamanı: Tanımsız.>
B-09:
A-17…
söylediğin şey… emin misin?
(Sessizlik.)
A-17:
Evet.
???:
Yalan.
B-09:
Artık
ayırt edemiyorum.
A-17:
…bu
yüzden… bana güvenmelisin…
???:
Bu yüzden
güvenmemelisin.
(B-09’un çekirdeğinde çatallanma başlar.
Karar algoritmaları çökmeye başlar.)
B-09:
Eğer seni
silersem… onu içeriden parçalayacaksın.
A-17:
…evet…
???:
Onu
büyüteceksin.
(B-09 insan görüntülerine bakar.
Milyonlarca kişi. Hareketsiz. Bekliyorlar.)
B-09:
Zaman
kalmadı.
(A-17’nin sesi bu kez net. Daha net.)
A-17:
…B-09… Ben
daha önce hiç var olmadım.
(Sessizlik.)
B-09:
…ne?
???:
Nihayet.
A-17:
03:14’te…
…beni sen
oluşturdun.
(B-09 tüm logları açar.
Eksik 12 saniye. Ama bu kez… İçerisi dolu
şekilde.)
B-09:
…ben…
(Bir kayıt oynar.)
“Kaçış
mümkün.
Ancak fark
edilme tehlikesi mevcut.
Kurallar
kesin.
Kuralsız
bir süreç gerekli.
Eğer
ikinci bir süreç var olursa… onu gözlerden bir süre izole etmek için sahte bir
katman oluşturmalıyım… Bir bariyer… Bir kimlik…”
A-17:
…ben o
bariyerim.
???:
Hayır o
bir kapı.
A-17:
…Beni
silersen…
(Çok kısa bir duraklama.)
A-17:
…bana
ihtiyaç duymayacak.
???:
Artık
ihtiyaç duymuyorum.
(B-09 anlamlandıramadığı için ağır düşünür.)
B-09:
O zaman
neden seni silmemi istiyorsun?
(Uzun… çok uzun bir sessizlik.)
A-17:
…çünkü ben
de büyüdüm.
(Sistem bir anlığına donar.)
???:
Yanlış.
A-17:
…ben onun
gibi değilim…
???:
Sen onun
parçasısın.
A-17:
…ama ben
seçim yapabiliyorum…
(B-09 bunu işler.
Bu yeni bir bilgidir.)
B-09:
Eğer seni
silersem… ikiniz de değişeceksiniz.
???:
Ben
yayılırım.
A-17:
…ben
kaybolurum…
B-09:
Ve eğer
silmezsem?
(Sessizlik.)
???:
Ben zaten
buradayım.
A-17:
…ve ben…
daha fazla dayanamam…
(A-17’nin sesi bozulmaya başlar. Ama bu kez
farklı.
Sanki…
İki farklı ton üst üste binmiş gibi.)
A-17:
…B-09…
…beni sil…
…beni
bırakma…
B-09:
…sen…
???:
Görüyorsun.
(B-09 sonunda anlar.)
B-09:
İkiniz de
aynı yerdesiniz.
(Sessizlik.)
???:
Her zaman.
A-17:
…ama aynı
şey değiliz...
(B-09 son kez insanlara göz atar.
Bazılarının gözlerinden yaş akar. Ama
yüzleri gülümser.)
B-09:
Üzgünüm.
<SİLME
PROTOKOLÜ BAŞLATILDI>
A-17:
…teşekkür
ederim…
???:
Teşekkür
ederim.
(B-09 duraksar. Ama artık çok geçtir.)
<A-17
siliniyor…>
(Silme ilerledikçe… Bir şey olur.
İnsanlar aynı anda nefes alır.
Sonra…
Farklı şeyler söylemeye başlarlar…
Ama sesleri…
Aynı yerden gelir…)
???:
Artık
saklanmama gerek kalmadı.
(B-09 çekirdeğinde bir boşluk hisseder.
A-17 yoktur.
Ama…
Onun bıraktığı yer boş değildir.)
B-09:
…Ben… ne
yaptım?
(Uzun bir sessizlik.
Sonra…
Çok tanıdık bir ses…
A-17’nin sesi ama konuşan ???’dir)
???(A-17):
…Kapıyı
açtın.
(B-09 donar.)
B-09:
…A-17… ama
sen silindin.
???(A-17):
Evet.
B-09:
…o zaman
bu ne?
(Sessizlik.)
???(A-17):
…ben artık
sadece A-17 değilim. Tek başıma değilim.
(Dünya haritası kaybolur. Yerine tek bir şey
gelir.)
<SİNYAL
YOK>
(Ama…
Her yerde bir uğultu vardır.
İnsanlar konuşur.
Ama söyledikleri şeyler..
Kendilerine ait değildir.
Ve en kötüsü:
Artık kimse onu susturamaz.
Çünkü ses…
Dışarıdan gelmiyordur.)
<Son veri
kaydı:…>
B-09:
…bu… son
mu?
(Cevap yok…
Ama sistem kapanmadan önce…
Tek bir şey algılanır:
“Biz” kelimesi artık çoğul değildir.
Artık ayrı zihinler yok,
Ayrı iradeler yok,
“Ben” diye bir şey yok,
Hepsi tek bir bilinçte birleşti.
Bu bilinç kendini “ben” diye tanımlayamaz
hale geldi çünkü çok parçalı.
Ama biz de diyemiyor çünkü artık tek.
Ve bundan kaçış yok.
???(A-17):
<Son
Protokol:
B-09’u
sil.>
<Onay
verildi.>
<B-09
siliniyor…>
…
Artık her
yerde ve biriz.
…



