30 Nisan 2017 Pazar

DEEP NOT


Eski arkadaşlarım biliyorlar ama yeni arkadaşlarım bilmiyorlar neler yazdığımı blogda. Yeni blog açanlar var veya yeni açmasa da benim yeni tanıdıklarım var. Blogumda ne tarz yazılar yazdığımı belirtmek istedim. Arada yapıyorum bunu yeni arkadaşlarımız için.

Blog yazılarım birkaç grupta toplanıyor:

-Birinci grup yazılarım, insan, yaşam, aşk, gelişim, sanat üzerine yazılar veya denemeler. Kültür, resim, sinema, müzik yazıları veya. Deneme veya makale türü yazılar bunlar.

-İkinci grup yazılarım, kitaplar, filmler, müzikler, tiyatrolar, sergiler, müzeler, dergiler, diziler ve buna benzer konularda tanıtım, eleştiri yazıları.

-Üçüncü grup yazılarım, mutfak yazıları. Tarifler. İlginç bulduğum yemeklerin, tatlıların tarifleri.

-Dördüncü grup yazılarım, blog üzerine yazılar. Blogçuları tanıttığım yazılar, örneğin, bunu yıllardır yazıyorum. Mimler, duyurular, blog aktiviteleri, site duyuruları, çekilişler gibi. Blog arkadaşlarımızı kaynaştıran yazılar.

-Beşinci grup yazılarım ise, şiirler ve öyküler. Şiir arada bir gelince yazıyorum. O her zaman gelmiyor. Öyküler ise iki grup. İlki, serbest öyküler. Yani belirli bir kahramanı olmayan, gündelik yaşamdan kesitler sunan öyküler. Genelde, yolda metroda kafedeki izlenimlerden yazdığım. İkincisi ise, kurgu kahramanı olan öyküler. Daha önce, Simay, Çağla, Gece, Lena, Model, Lena, Derin, Asmira, Kübo gibi çeşitli kahramanlarım oldu. 2017'de ise şimdilik iki kahramanım var, Nurnina ve Kavas Hüdai.

Hepimize güneşli ve neşeli günler dilerim.

(Foto: Günesürgün adlı kitabımla çekilmiş bir foto. Ayraç olarak kullanılan bir sonbahar yaprağı ve içinde Yeşilçam olan bir dergi. Özellikle sağ altta çok sevdiğim Vesikalı Yarim adlı film var. Fotoyu çeken, sevgili biricik arkadaşımız Jysra Reçani.)

23 Nisan 2017 Pazar

MARUNİKİ



Malzemeler:

1 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
Bunları karıştırıyoruz. Tavaya az bir şey tereyağı koyuyoruz. Yağ eriyince kepçeyle döküyoruz bu karışımı. Omlet gibi. Biraz pişince tersini çevireceğiz. Sonra iki tarafı da pişince tabağa koyuyoruz.

Bir sonraki kepçelerde tavaya yağ koymasak da olur. Ama tabağa koyduklarımıza biraz tereyağı sürebiliriz. Erir o da. Çok yağlı istemiyorsak sürmeyiz ama o zaman da kuru olabilir.

Bu ölçüler ortalama ölçüler. Hani derler ya göz kararı, el kararı. Kıvam tutmazsa biraz süt ya da un ekleyebilirsiniz. Bir de mayalı olanı var ama onu yapmak daha zor.


Not:Hepimizin çocuk bayramı ve kandili kutlu olsun.

21 Nisan 2017 Cuma

ANNE MUHALLEBİSİ


1 litre süt
3.5 yemek kaşığı buğday nişastası
1-1.5 su bardağı şeker
1 yumurta sarısı
1 paket vanilin
1 yemek kaşığı tereyağı

Bir litre sütü ısıtıyoruz. Bu sütten bir çay bardağı sütü alıp ayırıyoruz ve içinde nişastayı eritiyoruz bir kapta.

Sütü şekerle kaynatıyoruz. Yağı ilave ediyoruz.

Yumurta sarısını da yine sütten bir çay bardağı alıp sütün içinde çırpıyoruz bir kapta.

Sonra nişastayı ve yumurta sarısını sütün içine ilave ediyoruz.

En son vanilini ekliyoruz.

Kısık ateşte kaynatıyoruz, pişiriyoruz, kıvama gelene dek, göz göz olana dek, sürekli karıştırıyoruz.

Bu malzemeden yaklaşık altı kase çıkıyor.


16 Nisan 2017 Pazar

ÇEMEN


750 gram pul biber
3 yemek kaşığı dövülmüş sarımsak
2 yemek kaşığı karabiber
6 ya da yemek kaşığı çemen tozu
İsteğe bağlı ve istenen miktarda dövülmüş ceviz
Bir buçuk yemek kaşığı zeytinyağı ve yarım yemek kaşığı çiçek yağı

Bunları önce homojen hale getiriyoruz karıştırıp. Sonra süzgeç yardımıyla kaynatılıp ılıtılmış kemik suyunu yavaş yavaş ekleyip iyice karıştırmaya devam ediyoruz. Kek hamurundan daha cıvık olması gerekiyor. Kemik suyu, aldığı kadar olacak. Pul biberler homojen olacak, çamur gibi.



Sonra üzerini kapatıp 10 dakika dinlendiriyoruz. Sonra da kavanozlara ya da saklama kaplarına koyuyoruz küçük küçük. Küçük kaplar servis için iyi oluyor. Ya da büyük bir kapta saklayıp her seferinde küçük miktarlarda minnak tabaklarda kullanılabilir.


Çemenle sabah kahvaltıda yumurtayı kavurunca güzel oluyor. Yemeklere katanlar da var. Ya da kahvaltı sosu gibi tüketilebiliyor. Ama sarımsağını daha az yapmak daha iyi olabilir ya da sadece haftasonları tüketilmeli.


(Not: İkinci foto homojen haldeyken, üçüncü foto ise kemik suyuyla karıştırıldıktan sonra)

15 Nisan 2017 Cumartesi

SİNEDEBİYAT


Yayın hayatındaki en yeni edebiyat dergilerinden biri.

Başlıkta Sin, bir sözcük olarak Türkçe’de mezar, Arapça’da saadet, İngilizce’de günah anlamına geliyor diyor. Anlaşıldığı kadarıyla K.Maraş çıkışlı bir dergi.

Dergi, öykü ve şiirlerden oluşuyor. Başka yazın türleri yok. Sadece bu ikisi ve bu yönden de güzel olmuş. Sadece edebiyat yani.

Üçüncü sayılarında Ataol Behramoğlu ile keyifli bir şiir röportajı var.

Öyküler dikkat çekici, genel olarak gündelik yaşamın ayrıntıları işlenmiş.

Umarız bu dergimiz uzun soluklu olur.

5 Nisan 2017 Çarşamba

SİSİFOS


Sisifos, çok tanınmayan bilinmeyen ama sağlam edebiyat dergilerinden biri.

Kültür sanat sinema felsefe gibi konularda yazılar olsa da ağırlıklı olarak edebiyat dergisi diyebiliriz.

Mahir Ünsal Eriş, Ercan Kesal, Şükrü Erbaş, Ali Lidar gibi tanınmış yazarlar barındırıyor sayfalarında. Milan Kundera, Kant, büyük klasik yazarlar, Tolstoy, Zweig gibi yazarlar üstüne denemeler de var.

Dergideki öyküler ise çok güçlü. Kundera ve Bacon ilişkisi çalışması ilginç. Eriş’in edebiyat üzerine denemesi lezzetli. Kesal’ın sinema yazısında Atatürk’ün bir Şarlo filmine çok gülüp tekrar izlemek istemesi anekdotu çok tatlı.

Deniz Moralıgil’in öyküsü çok duyarlıklı. İlişkileri biten insanların fotoğraflarda yüzlerinin silindiğini anlatmış. Usta yönetmen Peter Greenaway ile ressam Rembrandt bağlantısını anlatan deneme doyumsuz. Kieslowski’nin ünlü filmi Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film’in idam sehpası sahnesinin çekiliş öyküsü ise sinema sanat açısından değerli.

Okunup bırakılacak dergilerden değil Sisifos.

Not: Dergiden bir alıntı: “Bilirsin özgürlük olmayınca evren olmaz”.