31 Ocak 2019 Perşembe

Kar Melekleri ve Öldüren Sırlar



Kar Melekleri

James Thompson

Ephesus Yayınları

Kar Melekleri, Finlandiya’dan çok iyi bir polisiye roman. Kış. Hava neredeyse eksi kırk derece. Neredeyse hiç güneş yok. Genç bir kız karlar buzlar arasında ölü bulunur. Bir melek gibi görünmektedir.

Küçük bir kasaba. Cinayet pek olmaz, olay olmaz. Yılbaşı yaklaşmakta, polisler de tatilde. Detektif Kari Vaara, Amerikalı eşi Kate ile mutlu mesut yaşamakta. Ayağı biraz aksıyor, kurşun yemiş. Kate’in de aksıyor, o da kayakta yaralanmış. Kari, çok normal, sıradan bir insan. Kate de otel işletmecisi.

Genç kız cinayeti bu küçük toplumu sarsıyor haliyle. Kari, araştırmaya başlıyor, kış turizmi de yoğun günlerinde. Kari, tam da katili bulacağını sanırken, cinayetler bir anda artar. Herkesin yavaş davrandığı, yavaş konuştuğu, üşüdüğü, evlere kapandığı böyle küçük bir yerde bu kadar cinayet nasıl işlenebilir ki?

Heyecanlı ama esprili de, özellikle Kari ile Kate ilişkisi esprili ve sıcak. Cinayetler yanında Finlandiya yaşamı da baş kahraman. Yazarın dilimize çevrilen ilk romanı. Umarız, diğer romanları da çevrilir. Not:3/4


Öldüren Sırlar

Lynda La Plante

Artemis Yayınları

Amanda, yıldızı yeni parlayan çok güzel bir sinema oyuncusu. Çekim dönüşü bir gece evinde çok sayıda bıçaklanmış halde bulunur. Son filminin çekimleri de devam etmektedir.

Sinema sektöründekiler, oyuncular, menajerler, şoförler, oyuncunun hayranları, eski sevgilileri, hepsi şüphelidir. Detektif Anna Travis bu davayı alır. Kendi yaşamı da karmaşıktır, çünkü, eski sevgilisi şimdi onun üstü olmuştur. Amanda cinayetini başka cinayetler izler.

Sinema, cinayet sevenler için keyifli. Diğer iyi polisiyeler gibi, ara vermeden okumak daha heyecanlı oluyor. Not:3/4

30 Ocak 2019 Çarşamba

Kalplerin Özgürlüğü



Bu dünyada savaşlar, öldürmeler bir türlü bitmiyor. Ayrımcılığın olmadığı, insancıl, huzurlu bir ortam sağlanmıyor. Hepimiz inanıyoruz, umut ediyoruz karnı tok, çıkarsız, neşeli insanlarla dolu çiçekli bir dünyaya.

Akla inanıyoruz. Akıllandıkça nedense huzur azalıyor ama. Kedilerimize ağlıyoruz, bir yandan da dünyada insanlar öldürülüyor. İnsan akıllı olduğu için bilerek öldürüyor. Hayvanlar ise bilmeden.

Halbuki, durup dururken gülümsemek, gereksiz yere kahkaha atmak ne güzeldir. Gözlerimizin içinin gülmesi, gözlerimize güller dolması. Aptal aptal sırıtmak. Hayata gülümsemek. Güneşin ısıtması. Gün her gün doğduğu için güneşe teşekkür etmek.

Güne karşı, güneşe karşı dans etmek. Dünya dönerken mutluluktan başımızın dönmesi. Her şeyin yolunda olması dünyada. Boş boş yaşamak, tasasız. Özgürce surat asmak, telden mesaj beklemek, tatil planlamak, boş hayaller kurmak, akşama ne pişireceğimizi düşünmek gibi sıradan gündelik yaşam dertleriyle uğraşmak, acı ve ölüm yerine, dünya için endişelenmek yerine.

Melekler iyi ki bu dünyada yaşamıyor, yoksa kirli yürekli biz insanlar onların kalplerini de kirletmek isterdik. Biz insanların kalpleri belki de cehennemden geldi bu dünyaya.

Yılanların gömlek değiştirmesi gibi biz de kalplerimizi değiştirebilsek. Çıkar ve ego, kalplerimizi bağımlı yapar, bize özgürlük getirmez. Hayaller, umutlar bizi özgür yapar.

29 Ocak 2019 Salı

Defterlerden 3




Sevgili defterciğim, sevgili günlük, dear diary, bak sana İngilizce yazdım, öğrenirsin sen de okuya okuya. Sen bilmezsin, daha o zamanlar hayatıma girmemiştin yani, annemler benden hep saklardı portakalları, çikolataları, şekerleri, dolapların diplerine gömerlerdi onları, bazen kilitlerlerdi, özellikle bayramlarda, çünkü hepsini hemen bitirirdim de.

Sana ilk kek yapışımı anlatayım. Güzel güzel uğraştım, süsledim, kimse yiyemedi. Off çok şanssızdım ben ya. Lavabonun içinde bardak kırılmıştı. Kek hazırladığım kap da çok uzaktaydı. Kırıklar içine gitmiş ama. Ben de bilemedim, heyecanla yaptım. İki kişinin ağzına cam geldi evde. Misafirler de vardı. Ben çok şanssız bir insanım işte, anlıyor musun? Neyse ki kimse yutmadı. Fark ettiler ama babaannem hepsini yedi. Ona hiç denk gelmedi. Bizim komşunun kızı küçük, dört tane bi yedi, iki tane daha yiyor, ona da hiç denk gelmedi, yeme diyoruz, korkuyoruz bir şey olacak diye, ama dinlemiyor, ağlıyordu.

Çok soğuk olmuştu. Zemheri. Dedem böyle diyor. Ben de üşüyordum yatağın içinde. Ayaklarıma su torbası koymuştum. Çok da yağmur yağmıştı. Dedemlerin bahçesinde tavuklar vardı. Yağmurda şaşkındılar. Kümese kaçmak akıllarına gelmiyordu. Bir oraya bir buraya deli gibi koşuyorlardı. Deli danalar gibi. Dedem böyle demişti.

Bir mozaik resmi görmüştüm. Mozaikte Büyük İskender varmış. İskender yemeyi çok severim ama mozaik pasta da. Ne kadar komiğim ama değil mi, ne gadan. Ben ya ben ya, ne kadan ben. En ben. İskender herhalde eskiden yaşamış, mozaik çağda. İskender iskender yemeyi çok sevdiği için resmini mozaik pastaya bastırmışlar. Tereyağlı İskender. İskenderin yaşadığı köyün adı imiş Tereyağ. O isim de bugünlere böyle gelmiş işte. Sen de hiçbir şey bilmiyorsun ama defterciğim, canım.

Yol hiç bitmek bilmiyor ne zaman başlamıştı bilmem. Bir hobit şarkısı. Bilbo’nun şarkısıydı, hatırladın mı? Biliyor musun, rüyamda kitap okuyordum. Değişikti ama biraz kitap. Sayfaları ağaç kabuğundandı ama yazılar yoktu, kitabın içini açınca içinden hologram gibi bir şey çıkıyordu ve yazılar tavana yansıyordu. Yani tavandan okumak zorundaydım kitabı. Yazıları okurken de resimler canlanıyordu. Ne güzel, böyle olsa hep kitaplar.

27 Ocak 2019 Pazar

En İyi Filmler 6




Piedras (İspanya, 2002)
Beni Asla Terketme (İngiltere, 2010)
Can Dostum (Fransa, 2011)
Çömez-Acemi Şansı (Cherry) (A.B.D, 2010)
Edepsiz Kız (Dirty Girl) (A.B.D., 2010)
Gözlerindeki Sır (Arjantin, 2009)
Elveda İlk Aşk (Mia Hansen-Love) (Fransa, 2011)
Evlen Benimle (I Me Wed) (Kanada, 2007)
Gelecek Uzun Sürer (Özcan Alper) (Türkiye, 2011)
Gözetleme Kulesi (Pelin Esmer) (Türkiye, 2012)
Kaplumbağalar da Uçar (Bahman Ghobadi) (İran, 2004)
Karamel (Caramel) (Lübnan, 2007)
Kauwboy (Hollanda, 2012)
Kevin Hakkında Konuşmalıyız (İngiltere, 2011)
Melancholia (Danimarka, 2011)
Moonrise Kingdom (A.B.D., 2012)
Mutluluk Asla Yalnız Gelmez (Fransa, 2012)
Marilyn ile Bir Hafta (İngiltere, 2011)
Nar (Ümit Ünal) (Türkiye, 2011)
Seni Seviyorum, New York (A.B.D., 2008)
Boyalı Ten 2:Diriliş (Çin, 2012)
Paranoya (Martha Marcy May Marlene) (A.B.D., 2011)
Paris Manhattan (Fransa, 2012)
Paris’te Gece Yarısı (Woody Allen) (İspanya, 2011)
Peki Şimdi Nereye Gidiyoruz (Lübnan, 2011)
Sarhoş Atlar Zamanı (İran, 2000)
Sen Dünyaya Gelmeden (İtalya, 2012)
Serseriler (Neds) (İngiltere, 2010)
Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak (Türkiye, 2010)
Siyah Kuğu (A.B.D., 2010)
Skyfall (İngiltere, 2012)
The Artist (Fransa, 2011)
Tortilla Çorbası (A.B.D., 2001)
Yaşamın Ritmi (İsveç, 2010)
Unutulmaz Haftasonu (The Weekend) ) (İngiltere, 1999)

Daha önce başladığım ve devam ettirdiğim liste. Önce 2000 öncesi filmlerden başlamıştım, sonra da 2000 sonrasına devam ediyorum. Devam edecek yine...

Filmler 2018-4




Suçlu

Den Skyldige, 2018, Danimarka

Acil aramalara cevap veren bir polis, bir kadından acil durum çağrısı alır. Telefon başında olayı çözmeye çalışır. Film boyunca o bir yandan olayla uğraşırken diğer yandan kendi geçmişini öğreniriz biz de. Filmde tek bir oyuncu var masa başında ancak heyecan hiç eksilmiyor. Mükemmel film. Not:4/4

Kabuktaki Çatlaklar

Die Unsichtbare, 2011, Almanya

Fine, annesi ve özürlü kızkardeşiyle yaşayan bir genç kız. Tiyatro oyuncusu ancak sessiz, çekingen bir karakteri var. Bir gün bir yönetmen onu keşfeder ve ona bir rol verir. Camille rolü, Fine’nin gerçek yaşamda tam da tersidir. Kız rolüne kendini fazla kaptırır ve gündelik yaşamda da Camille olarak yaşar. Tiyatro sevenler kaçırmasın. Sanat üzerine bir çılgın sanat filmi. Not:4/4

Kayıp Balık Dori

Finding Dory, 2016, A.B.D.

Kayıp Balık Nemo’yu izleyip çok sevmiştik. Şimdi de onun arkadaşlarından Dori’nin maceralarını izliyoruz. Dori, yarım kafa gibi, yani unutkan, her şeyi hemen unutuyor. Anne babasını bulmak istiyor, Nemo ve Marlin ile sularda onları arıyor. Duygusal ve komik anlar yaşıyor. Enstitü ve akvaryumlarda arayışa çıkıyorlar. Sevimli, komik, duygusal. Not:3/4

Kandahar’a Yolculuk

Safer a Ghandehar

Mohsen Makhmalbaf, 2001, İran

İran filmi. Konu Afganistan. O ülkede film çekmek zor olduğu için Hindistan’da çekiliyor film. Bir yolculuk ve arayış filmi. Afganistan’dan küçükken ayrılan bir kadın, geride kalan kızkardeşinden bir mektup alır. Kadının durumu iyi değildir. Yardım ister. Kadın, ülkeye girip kardeşini bulmaya çabalar. Yolda bir çok insanla ve olayla karşılaşır. Etkileyici film, insanlık dramını anlatan. Not:4/4

Rahat Sığınaklar

Pelisky, 1999, Çek Cumhuriyeti

1968 yılı. Sovyetler, tanklarla ülkeye girmek üzere. İşgal öncesi son yılbaşı. İki Çek aile, komşular, birlikte yılbaşını kutluyorlar. Büyüklerle çocuklar anlaşamıyor ve birbirlerini anlamıyorlar. Sıradan insanların bazen hüzünlü bazen komik gündelik yaşamları. İyi film. Not:4/4

Kırık Çember

Broken Circle Breakdown, 2012, Belçika

Dopdolu bir müzik, aşk, dram filmi. Bir müzisyen adam, Amerikan halk müziğini seviyor ve grubuyla müzik yapıyor. Bir kız, dövme yapıyor. Karakterleri benzemiyor, birbirlerine aşık oluyorlar. Sonra bir çocukları oluyor ancak ölümcül hasta. Bu olay bu ikiliyi çok etkiliyor ve başa çıkmak zor oluyor. İkisi de bir şekilde dibe vuruyor. İyi dram, iyi oyunculuk. Unutulmayacak filmlerden. Not:4/4

Rembetiko

Costas Ferris, 1983, Yunanistan

Tüm zamanların en iyi müzik filmlerinden. Ege’de, Yunanistan’da, Amerika’da geçen öyküde Rembetiko şarkıcısı bir kadının yaşamını izliyoruz. Gerçek bir öykü, sadece sonu biraz değiştirilmiş. Dramatik, hüzünlü, unutulmaz bir film ve unutulmaz bir müzik. Not:4/4

Leylekler Uçarken

Leytat Zhuravli

Mikhail Kalatozov, 1957, Rusya

Sinema tarihinin en özel filmlerinden biri. Unutulmaz bir sevgi öyküsü. Bir Rus kızı bir oğlanı sever. Nişanlıyken Almanlar, Rusya’ya saldırır ve oğlan askere gider. Kız onu bekler, savaş sürerken, başına olmayacak şeyler gelir. Mükemmel. Not:4/4

Leylekler

Storks, 2016, A.B.D.

Enerjik, bol aksiyonlu, şirin bir anime film. Bebekleri evlerine teslim eden leyleklerin maceraları, en komik animelerden biri olabilir. Öylesine sempatik bir film ki. Not:3/4

Aşırıcılar

The Borrower Arietty, 2010, Japonya

Mükemmel animelerden. Miyazaki tadında. Bildiğimiz evlerin içinde bizim gibi insanların yanında ve onlardan gizli olarak minik insanlar da yaşamaktadır. İnsanlar onları fark edince rahatları bozulur. Sevimli, kaçırılmaz. Not:3/4

Ölümüne Kaçış

Essential Killing

Jerzy Skolimowski, 2010, Polonya

Konusu, oyunculuğu, her şeyiyle ilginç, kendine özgü bir film. Afganistan’da bir Afganlı, Amerikalılar tarafından yakalanır ve Orta Avrupa’ya hapishaneye gönderilir. Yolda kaçar ve ormanda saklanır. Sıcağa alışkın olduğu için karda hayatı zordur. Hayatta kalmaya çalışır. Filmin başrolü film boyunca hiç konuşmaz. Not:4/4

Marnie Oradayken

Omoide No Mani, 2014, Japonya

Küçük bir kız, kıra gider sağlığı için ve orada Marnie adlı gizemli bir kız ile karşılaşır, arkadaş olurlar. Marnie gerçek mi değil mi belli değildir. Kız ile Marnie arasında bir bağlantı var mıdır geçmişlerinde? Yumuşak, tatlı bir anime. Not:3/4

Oyunbozan Ralph

Wreck-It Ralph, 2012, A.B.D.

Ralph bir video oyununda kötü kahramandır. Ama iyi bir kahraman olmak istemektedir. Bunun için bir başka video oyununa girer ama ortalığı karıştırır. Eğlenceli, hızlı, aksiyonlu, çok iyi ve komik bir anime. Not:3/4

Zootropolis

Zootopia, 2016, A.B.D.

Hayvanlar şehrinde bir tavşan ve bir tilki polisiye olayın içine girerler ve çözmeye çalışırlar. Hayvanların başrolde olduğu komik, hızlı, eğlenceli, olay dolu nefis bir anime. Not:3/4

İyi Bir Dinozor

The Good Dinosaur, 2015, A.B.D.

Dinozorlar ile insanların birlikte yaşadığı bir dünyada bir minik dinozor ve bir minik çocuk arkadaş olurlar ve yaşamayı, arkadaşlığı, aileyi öğrenirler. Yumuşacık, sıcacık, komik, duygusal. En iyi animelerden. Not:4/4

Duvar

The Wall

Alan Parker, 1982, İngiltere

Pink Floyd grubunun ünlü müzik filmi. Sorunlu bir rock yıldızı, insanlarla ve dünya ile arasına bir duvar örer. Gruptan Roger Waters’ın kendi yaşamını anlattığı müzikal. Dünya ve sistem eleştirisi. Not:4/4

Herkesin Keyfi Yerinde

Stanno Tutti Bene

Tornatore, 1990, İtalya

Yaşlı bir amca, eşini kaybettikten sonra, çocuklarını ve torunlarını ziyarete çıkar. Sırayla hepsine gider. Bir yandan da sürekli eşiyle konuşur. Çocukları, torunları, herkes kendi yaşamındadır, amca aradığı ilgiyi bulamaz. Duygusal, insancıl, mükemmel. Bu filmi sonra Robert De Niro da çekti. Ama o tat yok tabii. Not:4/4

34. Caddede Mucize

Miracle on 34. Street

George Seaton, 1947, A.B.D.

Eğlenceli yılbaşı filmlerinden. Oskarlı bir Noel Baba filmi. Noel baba rolündeki oyuncu çok başarılı. Hafif, fantastik, çocuksu bir hayal filmi. Mahkeme sahneleri de komik. Natalie Wood da çok minik bir yaşta bu filmde oynuyor. Kendini Noel baba ilan eden bir amcanın komik hikayesi. Klasik peri masalı. Not:4/4

Munnabhai MBBS

Rajkumar Hirani, 2003, Hindistan

Eğlenceli, keyifli, sürükleyici, komik. Birinci sınıf bir mafya tıp ve aile komedisi. Bir mafya mensubu, Munbai’de hayatını sürmektedir. Ailesine ise doktor olduğunu söyler. Ailesi onu ziyarete gelir, onu bir doktor ile evlendirmek isterler. Adamcağız, ne yapsın, tıbba girip doktor olmaya karar verir. Bu da öyle kolay değil. Defalarca izlenir. Çok neşeli. Not:4/4

26 Ocak 2019 Cumartesi

Yaban ve Kürk Mantolu Madonna


Yaban

Yakup Kadri

İletişim Yayınları

Yerli klasiklerden. Yazarın 1932’de yazdığı kitap, edebiyatımızın en tanınmışlarından biri. Roman olarak güzel ve önemli olduğu kadar tarihsel yönden de değerli. Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin ilani ve ilk yıllarını anlatan roman o dönemin insanlarını, özellikle köylüsünü bizlere tanıtmış oluyor. Kendi halinde insanlar. Sadece yaşıyorlar işte. Savaş, Cumhuriyet gibi kavramların da pek farkında değiller. İnsan, o yıllarda bütün köylülerin, bütün Türklerin kurtuluş heyecanı içinde olduğunu düşünüyor. Halbuki, neredeyse dünyadan haberleri yok köylülerin.

Roman, İç Anadolu’da, Eskişehir’de, Porsuk kenarındaki bir köyde geçiyor. Ahmet Celal, Çanakkale’de kolunu kaybetmiş bir asker ve bu köye yerleşiyor. Kendisi savaş kahramanı olsa da köylü onu umursamıyor. Aydın, okumuş biri olduğu için halk onu yaban buluyor. Yabancı. O ve halk birbirine pek de alışamıyorlar. Aşık da oluyor köyde. Ancak, Yunanlılar işgal ediyor ülkeyi ve İç Anadolu’ya dek geliyorlar. Köy de işgal ediliyor.

Roman o günlerin belgeseli gibi.  Belgesel gibi olsa da kurgu yine de. Savaş sırasında Anadolu, Anadolu’da aydın ve köylü ilişkisi, zıtlığı, Kurtuluş Savaşına köylünün yaklaşımı konuları bir aydının köye gidişi yoluyla anlatılmış. Reşat Nuri’nin Yeşil Gece adlı romanı gibi o dönemi anlatan bu roman Yeşil Gece kadar ilginç. Yakup Kadri de bir Türk aydını olarak o dönemi bize gösteriyor. Şaşırtıcı olan diğer bir nokta da, o günden bu yana Anadolu’nun neredeyse hiç değişmediği. Yakup Kadri bu romanı şimdi de yazsa, bir köyü herhalde böyle anlatırdı. Bu roman üzerine herhalde bir dolu kitap yazılabilir. Not:4/4


Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali

YKY

Ülkemizde en çok sevilen yazar o. Daha doğrusu, ülkemizde en sevilen romanın yazarı. Çünkü, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan da sevilse de asıl olarak bu romanı biliniyor ve seviliyor. Genelde olur ya her sanatçının bir zirvesi. Onun zirvesi de Kürk Mantolu Madonna. Bir de Beyaz Mantolu Adam var. Oğuz Atay’ın. Onun Tutunamayanlar’ı ise herhalde en iyi romanımız.

Kürk Mantolu Madonna, iki bölümlü bir roman. Birbirine zıt iki bölüm. İlk bölümde, anlatıcı bir işe giriyor. İşyerinde Raif bey adlı bir çalışan var. Sessiz, kendi halinde. Anlatıcı, onunla arkadaş olmak istiyor. Onun bir hikayesi olduğunu düşünüyor. Zamanla bir arkadaşlık kuruluyor. Daha çok da anlatıcı onun arkadaşı oluyor. Evine giriyor, ailesi ile tanışıyor. Raif bey hastalanınca işyerinden eşyalarını getirmesini istiyor anlatıcıdan.

Eşyaları arasında bir de defter var. Defteri okuyor anlatıcı ve Raif beyin geçmişini öğreniyor. Geçmişte, tutkulu bir aşk yaşamış Raif bey. Maria Puder adlı gizemli ve değişken bir kadınla. Maria Puder, çok iyi kurgulanmış, çekici bir karakter. Raif bey kadına aşık oluyor. Kadın ise onunla arkadaş olmak niyetinde. İkilinin güçlü, tutkulu bir ilişkisi oluyor. Ancak sonları çok hüzünlü.

Basit ama derin, büyülü, gizemli bir roman Kürk Mantolu Madonna. Ünü boşuna değil yani. Not:4/4

25 Ocak 2019 Cuma

Müzik Seçkisi 3



Nilüfer Örer-Mevsim Bahar
Bilal Sonses-Derdime Dermanım
Bilal Sonses/Tuğçe Kandemir-İçimdeki Sen
S.J.Tucker-Witch's Rune
David Garrett-Dangerous
Ali Alınpak-Yakamoz
Özge Doğru-Cellat
Korhan Futacı ve Kara Orkestra-Ben Gene Sana Vurgunum
Sun Mi-Mino Fiance
Grup Tanıdık-Hayat Devam Ediyor
Damla Deli-Yalnızım Dostlarım
Umut Kaya-Mor Yazma
Bill Douglas-The Cloud
Arwen-My Immortal
The Witcher 3 Soundtrack-Priscilla's Song
Ayla Dikmen-Sensiz Yaşamam
Muazzez Ersoy-Nasıl Geçti Habersiz
Leman Sam-Ayrılık
Kelly Thomas-Ice Tree
Nilüfer-Seni Beklerim Öptüğün Yerde
Sarah Jaffe-Clementine
Aslı Güngör-Aşk Herşeye Değer
The Ascent-Movie Theme
Can Kazaz-Sürsün Bahar
Oscar Benton-Bensonhurst Blues
The 5-El Donia Shabab

24 Ocak 2019 Perşembe

Yedi Güzel Adam




Eskilerden bir şiir ve edebiyat dizisi. Yedi güzel adam, yedi arkadaş, yedi edebiyatçı. Bu yedi kişi, Erdem Beyazıt, ki olayları onun ağzından dinliyoruz, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Akif İnan, Ali Kutlay, Rasim Özdenören, Alaattin Özdenören.

Bu yedi arkadaş, liseden arkadaş, Kahramanmaraş Lise’sinde, bir gün siyaha boyandığı için adı Kara Lise’ye çıkan lisede. Hepsi şiire, yazmaya, edebiyata meraklı. Birlikte dergi de çıkarıyorlar. Uzun yıllara dayanan arkadaşlıkları anlatılıyor dizide. Okul anıları, arkadaşlık anıları,  o yıllar ve devam eden yıllarda Maraş’taki politik olaylar.

Ayrıca bir de Zehra öğretmen. Hepsinin arkadaşı. Cahit Zarifoğlu ile platonik aşkları var. Cahit Zarifoğlu, yıllarca birlikte çalışsalar da Zehra hoca ile bir türlü özel konuya giremiyor. Bu yönden büyük de hüzün var dizide. Zarifoğlu’na arkadaşları Aristo, Artist gibi isimler takıyor. Sessiz bir karakter, kendi başına Avrupa’yı dolaşıyor, pilotluğa meraklı.

Bu yedi karakterin ilişkileri keyifli. Yaşadıkları zorluklar, Maraş’ın ileri gelenleri ile yaşadıkları çelişkiler, okul yönetimi ile çatışmalar, siyasi gelişmelere karşı barışçı tutumları, hüzünlü. Dizide, iki karakter çok iyi oynamış. Erdem hocayı gizlice seven Kambur Emine, Erdem hocanın evinde çalışıyor. Bir de lisedeki solcu öğrenci Cevat. Dizi genelde yavaş ve sakin ilerliyor, oyuncular biraz durgun ancak bu ikisi canlı oyunculuk göstermiş.

Yavaş, hüzünlü dizi ancak bu yedi arkadaşın yaşamı ilgiyle izleniyor ve dizide bol bol şiir dinliyoruz. İç burkucu güzellikte bir dizi ve insanı sarıp sarmalıyor. Edebiyat ve şiir sevenlerin kaçırmak istemeyeceği dizilerden.

Not: Yedi Güzel Adam, Zarifoğlu’nun bir şiiri. Hoş bir anekdot da, Rasim Özdenören’in ustası sayılabilecek Sezai Karakoç’a soruyorlar. Yedi güzel adam, kimlerdir sizce diye. O da, Özdenören ve ben, tabii ki, diye sevimli bir yanıt veriyor, gülerek.

Not 2: Bu diziyi de bilmiyordum. Sevgili arkadaşlarım Arsu ve Sessiz Gemi izlememi söylediler. Çok sevdim diziyi. Arada açıp tekrar izleyeceğim dizilerden oldu. Onları öğüdüyle daha önce Yağmur Zamanı ve Yedi Numara’yı izlemiştim. Yine onların önerisiyle Baba Candır ve Leyla ile Mecnun adlı dizileri de izleyeceğim. Bu dizileri de hiç duymamıştım.

23 Ocak 2019 Çarşamba

Elalem




Ne evlilikler var bizim ülkede. Birçok evli kadın çaresizlikten evli kalıyor. Özellikle kapalı ailelerde. Muhafazakarlarda. Ayrılsa kadın anne babası kabul etmiyor. Ya da ekonomik gücü olmuyor kadının. Böylece evli kadınlar acıya alışıyor. Bir anlamda olgunlaşıyor. Bergen varmış ya bir zamanlar. Kahrediyor beni hayat, acıların kadınıyım, dermiş.

Zaman geçince acıyı da unutuyorlar. Kendini daha iyi anlıyor kadın. Erkek ise gelişmiyor zaten, aynı kalıyor. Bu ailelerin çocukları da anne babaları sayesinde neredeyse birer psikolog oluyor. Bu şekilde yaşayan evli kadınlar zaman zaman eşlerine sinir olsa da yapacak bir şey olmuyor. Kırılma noktaları geçmiş oluyor artık. Hatta, eşi erken ölsün diye bekleyen kadın da çok. Böyle kadınların derler ya yazsan hayatı roman olur. Yaşam kalitesi düşer, bedenleri hastalanır.

Tartışmalar çok olur, durup dururken kavga çıkar. Erkekler genelde düşüncesiz oluyor bu evliliklerde. Kadın, psikolojik olarak çöküyor. Belki erkek, kadını kendi gibi biraz dengesiz yapmak istiyor. Halbuki çocukların sağlıklı anneye ihtiyacı vardır. Belki erkek gitse, kadın kendi parasını da kazanacak, çalışacak. Böyle kadınların tek arzusu, çocuklarının, özellikle kızlarının hayırlı evlatlarla karşılaşması oluyor. Kendileri hayattan düştüğü için bari çocukları iyi olsun isterler.

Böyle kadınların kendini sevmemesi, değersiz hissetmesi normal. Çünkü aslında erkeğin gözünden kendini sever kadın. İnsanlara mutsuz olduğunu söyleyince de kimse dinlemez, sevmez. Ruhu hasta olur. İçi hasta olur. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabındaki Hikmet Benol’un kadın versiyonu gibi olur. Mahalle baskısı, derler ya, elalem hapishanesi. İnsanımız, boşluktan başkasının hayatına takar kafayı. Fesatlık çok.

Kötü evlilikler yaygın olsa da yine de evlenin derler büyükler hep. Okul bitse de, okusa da, kurslara gitse de bir kız, çevre ondaki yaşama sevincini öldürür. Toplum, kültürlü kızı önemsemez de illa evlen der. Eş eş. Sanki, karnını onlar doyuruyordur kızın da sürekli baskı yaparlar. Özellikle küçük şehirlerde böyle bu. Bu şekilde hastalıklı sevgilere, hastalıklı evliliklere zorlarlar insanı.

Halbuki, Cemil Meriç’in dediği gibi kitap zekayı kibarlaştırır. Altının değerini de sarraf bilirmiş.

21 Ocak 2019 Pazartesi

Defterlerden 2




Rüyamda maydanoz yiyordum. Hayatta kalmak için maydanoz önemliymiş. Herkes hasta olacakmış yoksa. Geçen gece rüyamda ise Atatürk ile evleniyordum. Annemi aradım, anne, ne giyicem düğünde, anne sen ne giyeceksin, düşünsene, dedim.

Yemek sevdiğim için rüyalarımda çok görüyorum. Karnıyarık içinde deniz ürünleri gördüm. Kavun içinde yine deniz ürünleri. Deniz ürünlerine alışık olmasam da. Bir de kablolar vücuduma sarılmıştı. Evde çok kablo olduğu için. Üç tane laptop var. Anneme, babama, bana. Akşamları annem feyste oyunlar oynar. Babam da okey oynar yine feyste. Ben de ders olmazsa dizi izlerim.

Bu yüzden kablo çok. Televizyon, modem, TV alıcısı, bir de laptoplar. Priz ve kablo cenneti yani ev. Yani, bir keresinde onca kabloyu görünce, böyle yani canavarlar gibi dolaşmışlar, bir gülmem geldi, gülmem ağrıdı gülmekten.

Sevgili defterciğim, sirk hiç görmedim ama sevmem. Hayvanlara eziyet ediyorlar orada. Görmek istemem. Sana hep çalışma masamda yazıyorum, biliyorsun. Tuvalette yazmam. Orda çizgi roman okuyorum. Hep dururlar banyoda.

Çok dizi izleyince rüyalarım da diziler gibi oldu yani. Rüyaya başlamadan önce reklamlar başlıyor, uykumda kafamı sağa sola sallayınca reklamı geçiyorum. Sonra dizi izlerken bir arkadaşım arıyor, yine rüyada. Rüyalarım da her günkü hayatım gibi oluyor.

Nalan, sevgili defterciğim, sana messenger’a gel diyeceğim ama sen tel kullanmıyorsun. DM de atamıyorsun bana. Ama olsun. Böyle iyi zaten. Ben sana yazayım, sen okursun sonra yazdıklarımı. Bir de biliyorsun, son sözü söylemeyi severim. Şimdi de sana söylüyorum. İyi geceler şimdilik.

20 Ocak 2019 Pazar

Görülmeyenler ve İblisname



Görülmeyenler

Roy Jacobsen

YKY

Kuzeyliler edebiyatta iyiler, sinemada, müzikte, dizilerde, polisiye edebiyatta da iyi oldukları gibi. Belki soğuktan dolayı ya da doğaya biz kentlilerden daha yakın oldukları için. Daha önce okuduğumuz kuzey romanlarında olduğu gibi (örneğin, Tarjei Vesaas, Kuşlar), bu romanda da ana kahraman doğa ve yaşam şartları. Bir adada yaşayan bir aile. Soğukta yaşama çabasında olan, yani ekmeğini doğadan çıkaran bir aile. Tarım, balıkçılık ve sıradan gündelik yaşam. Kuzeyliler soğukta yaşasalar da duyguları sıcak. Doğada yaşayan ve hani derler ya yaşadığının bile farkında olmadan yaşayan insanlar, neden yaşadığını düşünmeden. Hayatları sert ama kalpleri yumuşak, insancıl.

İyi romanları sevenlere.

Not:4/4




İblisname

İnan Çetin

YKY

Edebiyatımızın yenilerinden ve daha çok öyküleriyle tanınan yazarın ilginç ve masalsı romanı.

Roman kahramanı, kaybolan eşinin peşine düşer. Ararken yoluna Merhamet Evi çıkar. Evi işleten de babasının eski arkadaşıdır. Bir kitap verilir kahramana. Adı da İblisname’dir. Okumaya başlar. Biz de bir yandan bu kitabı okurken diğer yandan da kahramanın eşini arayışını okuruz.

Gizemli bir arayış romanı. Masallarla bezenmiş.

Not:3/4

19 Ocak 2019 Cumartesi

Filmler 2018-3




Ona İyi Bak

Hjertestart, 2017, Norveç

Bir kadın bir adam evlenir. Evlatlık bir oğlan alırlar. Kadın ölür, işçi olan adam ise üvey oğlu ile yakın bir iletişim kuramaz. Bu nedenle, çocuğun gerçek annesini bulmak için Kolombiya’ya gider oğlanla. Orada dramatik durumlarla karşı karşıya kalırlar. İnsan sevgisi, anne baba sevgisi ile ilgili değerli bir film. Not:3/4

Köpek Dişi

Kynodontas

Yorgos Lanthimos, 2009, Yunanistan

Bir anne baba, üç çocuğunu evden çıkarmaz. Yani evde hapistirler, dünyanın kötülüklerinden korunmak için. Kendilerine ait dilleri vardır. Bildiğimiz dünyadaki her sözcük onların dünyasında farklı anlamlara gelir. Eğer köpek dişleri düşerse evden çıkabileceklerdir. İlginç bir konu ve şok edici anlatımı. Unutulacak film değil. Aile eleştirisi de aynı zamanda. Not:4/4

Ruhların Kaçışı

Spirited Away

Miyazaki, 2001, Japonya

Yönetmenin en iyi filmlerinden, Totoro gibi bir klasik. Minik bir kız anne babasıyla yolculuk yaparken kaybolurlar bir parkta. Minik kız anne babasını bulamaz. O, onları bulmak ve kurtarmak ister. Fantastik bir dünyaya girer ve mücadele eder. Masal, büyü, gizem, cadılar, yüzsüzler. Rüya gibi bir anime. Çocuk filmi ama büyükler izlese daha iyi. Not:4/4

Cennetten de Garip

Stranger Than Paradise

Jim Jarmusch, 1984, A.B.D.

Amerikalı bağımsız, kendine özgü yönetmenin en iyilerinden. Jarmusch, Kaurismaki’yi anımsatıyor bu filmde. Bir Macar adam, New York’ta yaşar. Macaristan’dan bir akrabası gelir ve yanına yerleşir. İkisi anlaşamaz ama birlikte yaşamak durumundadırlar. Paraları da yoktur, yollara düşerler. Kaybedenler filmi, yol filmi. Dram ama komik de. Not:4/4

Düğünden Sonra

After the Wedding

Susanne Bier, 2006, Danimarka

Klas yönetmenin bu yine iyi filminde, bir Danimarkalı adam, Hindistan’da bir yetimhane çalıştırmaktadır. Bir gün ona Danimarka’dan bir telefon gelir ve yetimhaneye yardım teklif edilir. Adam, Danimarka’ya gider, yardım teklifi için görüşür, ancak bu görüşme birçok ailevi gerçeği ortaya çıkarır. Aile olmak üzerine duyarlı, etkileyici bir film. Not:3/4

Kaos

Taviani kardeşler, 1984, İtalya

Yirminci yüzyıl başları, Sicilya. İtalyan usta yazar Pirandello’nun beş öyküsü. Beş etkileyici öykünün nefis bir sinema ile anlatımı. Sinema tarihinin en iyilerinden. Defalarca izlenir. Not:4/4

Yılanın Kucağında

Embrace of the Serpent, 2015, Kolombiya

Belgesele benzeyen bir dram. Amazon ormanları. Siyah beyaz film. Filmde bir yerli şaman var. Birbirinden kırk yıl arayla iki bilim adamı Amazonlara gelir, bilimsel amaçlarla, ilaç olabilecek bir bitki aramaktadırlar. Şaman yerli adam, ikisine rehberlik yapar. Beyaz adamın her yeri ele geçirmesi ile ilgili çarpıcı, sarsıcı bir film. Not:4/4

Otel Transilvanya

Hotel Transylvania, 2012, A.B.D.

Anime komedi. Drakula bir otel açar, sadece yaratıklar gelmektedir. İnsanların girmesi yasak. Drakula’nın kızı ise oteli kazara bulan bir insana aşık olur. Drakula, bu ikiliyi ayırmak ister. Anime ve komiklik sevenler kaçırmasın. Not:3/4

Otel Transilvanya 2

Hotel Transylvania 2, 2015, A.B.D.

Transilvanya Oteli’nde artık insanlar da kalmaktadır. Drakula’nın kızı bir insanla evlendiği için. Ve bir de torunu olur. Torun hem insandır hem vampirdir. Drakula, torununun bir canavar gibi davranmasını ister elbette. Drakula’nın babası ise büyük torununun katıksız bir vampir olmadığını öğrenince sinirlenir. İlk filmin yine komik devamı. Not:3/4

Paris, Texas

Wim Wenders, 1984, Almanya

Yönetmenin mükemmel filmi. Bir tür yol filmi. Bir adam çölde ortaya çıkar ve geçmişini hatırlamaz. Kardeşinin yardımıyla geçmişine döner, oğlunu, eşini bulur. Oyunculuk, konu, görüntüler. Tümüyle etkileyici, hüzünlü. Sinemanın en iyilerinden. Not:4/4

Utanç

Rüsvai

Masoud Dehnamaki, 2013, İran

Hem dramatik hem komik bir İran filmi. Genç ve güzel bir kadın sürekli olarak erkekler tarafından rahatsız edilmektedir. Yoksul ailesine bakmak durumunda olan kadın para kazanmak için uygun olmayan işler de yapar. Bir şeyhle tanışır. Şeyh ona yardım etmek ister. Biraz komedi biraz tasavvuf. İnsanların ikiyüzlülüğü ve dini kötüye kullanması üzerine iyi bir film. Kaçırılmaz. Not:3/4

Kış

Zemestan

Rafi Pitts, 2006, İran

Ufak bir İran şehri. Bir adam, karısını ve kızını bırakıp iş aramaya uzağa gider ama dönemez. Şehre bir adam gelir ve kadından hoşlanır. Ancak o da işsizdir. Hayat şartları, hava şartları insan ilişkilerini etkilemektedir. İyi İran filmlerinden. Kaçırılmaz. Not:3/4

Troller

Trolls, 2016, A.B.D.

Sevimli, tatlı, komik bir anime. Tatlı trolleri yemek isteyen kötü Bergenler ve trollerin kurtulma çabaları. Eğlenceli ve müzikleri de iyi. Not:3/4

Ratatuy

Ratatouille, 2007, A.B.D.

Gelmiş geçmiş en sevimli, komik animelerden. Bir fare yemek yapmayı bilir ve bir restoranın mutfağına girer ve restoranda her şey değişir, artık bir aşçı fare vardır. Defalarca izlenir. Not:3/4

İnanılmaz Aile

The Incredibles, 2004, A.B.D.
Eğlenceli komik anime. Bir ailenin tüm üyeleri süper kahraman. Anne baba çocuklar. Hep birlikte dünyayı kurtarırlar. Türü sevenler kaçırmasın. Not:3/4

Bolt

Byron Howard, 2008, A.B.D.

Komik, sevimli, eğlenceli. Bolt, yıldız bir köpek, şov yıldızı. Bir kedi ve bir hamster ile arkadaş olur ve bu üçlü çeşitli maceralar yaşarlar. Bolt, kendini kahraman sanmaktadır. Not:3/4

Coco

Jason Kantz, 2017, A.B.D.

Son derece komik bir anime. Ufak bir çocuk, müziğe yetenekli. Gitar çalıp şarkı söylemek ister. Ancak ailesi izin vermez. O da bir hayal dünyasına geçer. Defalarca izlenir. Not:3/4

Utanç

Buda as sharm foru rikht, 2007, İran

Buddha Collapsed Out Of Shame (Buda Utançtan Yıkıldı), İngilizce ismi. Filmin başındaki Buda heykeli yıkılma sahnesi nedeniyle. O sahne de gerçek görüntüler. Ben Okula Gitmek İstiyorum, bir diğer adı. Film, Afganistan’da çekilmiş. Oyuncular halktan. Baş oyuncu minik kız harikulade. Yönetmen İranlı bir kız ve sadece 19 yaşında iken çekmiş filmi. Film, okula gitmek isteyen küçük bir kızı anlatıyor. Okula gitmek için çok uğraşır, çok yol yürür, zorluklar çeker, şiddet görür ama asla bıkmaz. Savaş karşıtı mükemmel bir film. Not:4/4

Beyaz Tanrı

White God, 2014, Macaristan

Küçük bir kız, Lily, bir köpeği vardır. Babası köpeği evde istemez ve sokağa atar. Köpek sokaklarda sürünürken başına birçok şey gelir. Lily de onu hep arar. Başroldeki köpek inanılmaz oynuyor. İnsanlık, sevgi, hayvan sevgisi üzerine unutulmayacak bir film. Not:4/4

Dogman

Matteo Garrone, 2018, İtalya

Ufak bir kasabada bir köpek bakıcısı. Bir de küçük kızı var. Adam biraz ürkek. Kasabada bir de kaba bir adam var. Köpek bakıcısı, istemeden de olsa bu kaba adamla iş yapar ve sonunda hapse girer. Hapisten çıkınca kaba adamla hesaplaşmak ister. Köpek bakıcısı rolündeki oyuncu, Cannes’da en iyi oyuncu ödülünü aldı. Sürükleyici. Kaçırılmayacak filmlerden. Not:4/4

18 Ocak 2019 Cuma

Talihsiz Serüvenler ve Hime-chan




Talihsiz Serüvenler Dizisi

A Series of Unfortunate Events

Lemony Snicket’in 13 kitaplık serisi daha önce sinemaya uyarlanmıştı ve Olaf Amca rolünde Jim Carrey vardı. Sonra da televizyon dizisi oldu. Eğlenceli, komik, aksiyon dolu, biraz fantastik ve heyecanlı bir dizi. İki sezonu bitti ve üçüncü sezonu da gelecek.

Baudelaire kardeşler, üç kardeş. Violet, Klaus, Sunny. Anne babalarını kaybedince yakın ve uzak akrabalarının yanlarında yaşamaya başlarlar. İyi çocuklardır ama başlarına olmadık şeyler gelir. Gerçekten de talihsiz serüvenler yaşarlar. Her bölümde bir yerlere savrulurlar. Sürekli onları izleyen bir de Olaf amcaları vardır. Biraz kötü biridir ve aslında onların mirasına göz koymuştur. Onlar sürekli yer değiştirip olmadık yerlere giderken Olaf da hep peşlerindedir. Çılgın bir dizi ve izlemesi çok keyifli.



Hime-chan no Ribbon

61 bölümlük eski bir anime manga dizisi. Komik, eğlenceli, fantastik, gizemli, sevimli bir dizi. Prenses  Erika bir çeşit büyücü. Himeko adlı minik şirin bir kıza bir sihirli kurdele verir. Himeko, bu kurdele sayesinde istediği başka bir insanın yerine geçebilmektedir. Bir de minik bir oyuncağı vardır, Pokota. O da hep Himeko ile birliktedir, bazen ona yardım eder, öğütler de verir. Himeko yani Hime-chan bu kurdele ile sürekli kimlik değiştirir. Zamanla okuldaki Daichi adlı oğlanla da yakınlaşır. Hatta bir keresinde onun da yerine geçer. Daichi onun  bu sırrını anlar ama onu korur.

Bu kurdele ile insanların yerine geçme özelliği ile Hime-chan bir dolu macera yaşar. O çok güzel bir kız da değildir, biraz erkeksi de sayılabilir. Kırmızı kurdele ile dönüşünce bazen geriye dönmesi zor olabiliyor veya geç kalıyor. Bu durumlarda sırrını saklaması zor olur. Sevimli büyülü sözler de vardır, dönüşürken. Erika ile Hime-chan’ın fizikleri de birbirine benzemektedir. Hime-chan, bir saatliğine dönüşür. Onun bu büyülü kız durumu bir yıl sürecektir. Bir çeşit test. Hime-chan başarılı olursa Prenses Erika kendi sihirli dünyasında bir kraliçe olacaktır.

Anime sevenler bu şirin diziyi kaçırmasın.