29 Mayıs 2019 Çarşamba

Kızçe Yorumları



Birkaç kitap yazıp yayınlamıştım ya arada bir kitaplarımı okuyan blog arkadaşlarım oluyor. Gelip bana da haber veriyorlar. Hep olumlu sözler kullanıyorlar, sağolsunlar. Genel olarak pozitif, umut veren kitaplarım olduğunu söylüyorlar.

Son zamanlarda okuyan bazı arkadaşlarımın yorumları:

River

Çok iyi yazılar yazan arkadaşımız, Frambuazlı Hayat ve Günesürgün adlı kitaplarımı okumuş. İkisi için de güzel şeyler söylemiş. Özellikle Frambuazlı Hayat adlı kitabımın ona geçen kış çok iyi geldiğini söylemiş. Sıkıntılı günler geçirirken özellikle Kalp Çürüğü adlı yazımın ona umut verdiğini söylemiş.




Derya Kuzusu

Ayy çok sevdiklerimden, blogunu huzur verici bulduğum, yazı ve fotolarında ev sıcaklığını gördüğüm arkadaşımız Frambuazlı Hayat adlı kitabımı okumuş sevmiş, ruhuna çimdik attığını söylemiş. Ne güzel sevindim yanii.




Lovehouse

O da biricik sevdiklerimden. Gezi, ev, aile yazılarına bayılıyorum. Mutluluk veriyor. O da Günesürgün adlı kitabımı okumuş. O da sevmiş oleeey.


https://ferdaulgen.blogspot.com/2019/05/gunesurgun.html

Kızçelerimi yani kitaplarımı şimdiye dek okuyan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim kii.

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Şiirlerim



O SOKAK

Hani o sokak vardı ya

Ordan geçtim bugün

O kuytu sokak

Sessiz boş ve ağaçlar altında

O şehirde

Seni görmeye geldiğimde

Yürümüştük o sokakta

Kahvaltıdan sonra

Dolmuş durağını ararken

İki cadde arasında

Sen benimle buluşmak için

Ablanlara kalmaya gelmiştin

Gece otobüsüyle

Birlikte gitmiştik otobüste

Ayrı koltuklarda

Mesajlaşmıştık

Hayatımın en romantik gecesiydi

Sonra sen ablanlara gitmiştin

Ben de gezmiştim şehrin çarşısında

Öğlen çıkabilmiştin ablanlardan

Geç bir kahvaltı yapmıştık deniz kenarında

Sonra yürümüştük

Bir öğleden sonra boyunca beraberdik

Selfie çektik hep gülerek

Sonra o sokaktan geçtik

Ağaç dallarının gölgesinde

Elimi tutup başını omzuma yaslamıştın

O boş sokakta öyle durmuştuk

Sessizce ve zaman da durmuştu

İşte o sokaktan geçtim bugün



TEŞEKKÜRLER HAYAT


Daha fazlasını kaldıramayacak kadar
Seviyorum seni
Dönüp dönüp tekrar yaşayacak kadar
Seviyorum
Arkama hiç bakmayacak kadar
Seviyorum
Başka kimsenin sevemeyeceği kadar


Öyle istiyorum ki
Her gün doğuşunda özleyesin beni
Öyle sev ki
Seni unutmama izin verme
Öyle güzel hayaller kurayım ki
Paylaşmak iste bu hayalleri benimle

Her gün teşekkür edeyim ki sana
Kendimce
Her içine düştüğümde
Su yeşili ve buz mavisi yüreğini aç bana
Yaz yeli gibi
Kör kuyularda hüzün yeli gönderme

Hayat
Derler ki
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur

Olsun mu?


The Wife Between Us ve Pieces of Her




The Wife Between Us

Greer Hendricks/Sarah Pekkanen

Pan Books

İki Amerikalı yazarın birlikte yazdığı gerilim. 2018 yılında yazıldı ve ikinci romanları Anonymous Girl de 2019’da çıktı. Bu roman Türkçeye de Aramızdaki Kadın adıyla geçen yıl çevrilmişti. Aslında Aramızdaki Eş olmalı. Çünkü, bir üçlü ilişkiyi anlatıyor. Trendeki Kız ekibi bu romanı sinemaya uyarlayacak.

Vanessa ve Richard çifti boşanırlar. Richard, Emma adlı daha genç bir kızla ikinci evliliğini yapar. Vanessa, bu durumdan kötü etkilenir ve onları ayırmaya çalışır. Klasik bir kıskançlık öyküsü gibi gözükse de öykü böyle ilerlemiyor. Önce, Vanessa ve Richard’ın evliliklerini öğreniyoruz. Yaşadıkları sorunları. Daha sonra da Vanessa yeni rakibi Emma ile tanışıp onu Richard ile evlenmekten vazgeçirmeye çalışıyor.

Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değil. Üçünün de sırları var. Bu üçlünün ilişkisi hiç beklenmedik yönlere kayıyor. Şaşırtıcı bir sona ulaşıyor. Roman, Vanessa ve Emma’nın ağzından ve zamanda ileri geri giderek sunuluyor. Psikolojik gerilim sevenlere. Not:3/4

Pieces of Her

Karin Slaughter

Harper Collins

Çok sayıda suç ve gerilim romanı yazan yazarın sondan bir önceki romanı. 2018 tarihinde yazdığı. 2019’da da The Last Widow adlı romanı yayınlandı. Türkçeye bir çok kitabı çevrildi.

Laura, Gordon, Andy, bir aile. Bildiğimiz normal Amerikan ailesi. Andy otuz yaşlarının başında. Laura ve Andy, birlikte bir kafede otururlarken, bir terörist kafeye kurşun yağdırır, birkaç kişi ölür, Andy’nin annesi Laura, kendisinden beklenmedik bir şekilde teröristi öldürür. Andy, annesinin daha önceki yaşamında nasıl bir kadın olduğunu merak eder. Annesinin geçmişini öğrenmek için Amerika boyunca yolculuğa çıkar. Annesiyle ilgili parçaları toplamaya çalışır. Annesi ile babası evlenmeden önce annesinin inanılmaz bir hayatı olmuştur. Heyecanlı aksiyonlu iyi gerilim. Not:3/4

25 Mayıs 2019 Cumartesi

En İyi Filmler 9




Mavi En Sıcak Renktir, 2013, Fransa
İspanyol Pansiyonu, 2002, Fransa
Rus Bebekleri, 2005, Fransa
Aşk Bilmecesi, 2013, Fransa
13 Tzameti, 2005, Fransa
Gainsbourg, 2010, Fransa
Genç ve Güzel, 2013, Fransa
Esrarengiz Kadın, 2006, İtalya
Oğul Odası, 2001, İtalya
İçinde Yaşadığım Deri, 2011, İspanya
Dönüş, 2006, İspanya
Seks ve Lucia, 2001, İspanya
Kontrol, 2007, İngiltere
Açlık, 2008, İngiltere
Meleklerin Payı, 2012, İngiltere
Zamana Güzellik Kat, 2006, İngiltere
24 Saat Parti İnsanları, 2002, İngiltere
Seninle Yaşıyorum, 2013, İngiltere
Gişe Memuru, 2010, Türkiye
Serçelerin Şarkısı, 2008, İran
Baran, 2001, İran
Bab’Aziz, 2005, Tunus
Kokuhaku, 2010, Japonya
Sakasama No Patema, 2013, Japonya
Mevsimler, 2003, Güney Kore
Yay, 2005, Güney Kore
Kitap Hırsızı, 2013, Almanya
Kimsem Yok, 2013, İsveç
Bisikletli Çocuk, 2011, Belçika
Çocuk, 2005, Belçika
Lorna’nın Sessizliği, 2008, Belçika
Sefertası, 2013, Hindistan
Barfi, 2012, Hindistan
Tekrar, 2006, Norveç
Yeni Başlayanlar için İtalyanca, 2000, Danimarka
Tomurcuk, 2013, Gürcistan
Şeker Portakalı, 2012, Brezilya
İnce Buz Kara Kömür, 2014, Çin
Sadece Aşıklar Hayatta Kalır, 2013, A.B.D.
Büyük Budapeşte Oteli, 2014, A.B.D.
Curfew, 2012, A.B.D.
Hotel Chevalier, 2007, A.B.D.
Babam İçin, 2011, İngiltere
Bir Gün, 2011, A.B.D.
Çok Gürültülü ve Çok Yakın, 2011, A.B.D.
Duyguların Rengi, 2011, A.B.D.
Kevin Hakkında Konuşmalıyız, 2011, İngiltere
Serseriler, 2010, İngiltere
Küçük Gün Işığım, 2006, A.B.D.
Soul Surfer, 2011, A.B.D.
Fasulye, 2000, Türkiye
Başka Söze Gerek Yok, 2013, A.B.D.
Düşler Ülkesi, 2004, A.B.D.
Aşkın İngilizcesi, 2007, A.B.D.
Deniz Feneri (L’equipier), 2004, Fransa
Benim İçin Üzülme, 2006, Fransa
Kumun Altında, 2000, Fransa
Gir Kanıma, 2008, İsveç
Zeitgeist, 2007, A.B.D.
Cesaretin Var mı Aşka, 2003, Fransa
Sil Baştan, 2004, A.B.D.

İzleyip bloga yazdığım filmler arasından 2000 sonrası en iyilerden devam ediyorum. Gelecek devamı.

24 Mayıs 2019 Cuma

Benim Adım Yusuf ve Aşk Köprüsü




Mere Naam Yousuf Hai

Bir Pakistan romantik dizisi. Konusu Yusuf ile Züleyha öyküsünden alınma. Yusuf rolünde Pakistan’ın en ünlü oyuncularından, birçok dizi ve filmde oynayan çok çok yakışıklı İmran Abbas var. Züleyha genç bir kız, ailesi onu evlendirmek ister, çeşitli adaylar vardır. Züleyha, kendisini ölümüne sevecek bir erkeği sevmeye karar vermiştir, yoksa hiç kimseyi sevmeyecektir. Bir gün trende Yusuf ile Züleyha karşılaşırlar. Yusuf anında aşık olur Züleyha’ya. İsimlerinden dolayı da birbirlerine yakıştıklarını düşünür. Züleyha, Yusuf ile ilgilenmez. Yusuf, Züleyha’nın kalbini çalmak ve evlenmek için her şeyi yapar. Züleyha’yı ölümüne sevdiğini ona kanıtlamak ister. Aşk dizilerini sevenlere. Dramatik ve heyecanlı. Bir sezon ve 20 bölüm. İzlemesi çok keyifli.




Titian Cinta

Bir Malezya aşk ve dram dizisi. Dizinin adı Aşk Köprüsü veya Aşk Hikayesi. Bu dizilere genel olarak tesettür dizileri de deniyor. Bir sezon ve 28 bölüm. Aşk, dram, aldatma, kıskançlık, ihanet, intikam, her şey var dizide. Aileler de çok etkin. Aisy ve Sofia birlikte yaşayan iki arkadaş. Sofia biraz hareketli, Aisy sakin, ciddi. Aisy, Sofia’nın arkadaşı Harris ile tanışır. Sofia, Harris’e aşıktır, Harris de Aisy’ye aşık olur. Ayrıca, her iki kıza da aşık olan başka erkekler de vardır. Harris ile Aisy arasında sevgi oluşmaya başlayınca, Harris, Aisy ve Sofia’yı önceden seven her insan bu ikiliyi ayırmak için uğraşır. Sofia da ikisini ayırmaya çalışır. Ailelerin durumu da karmaşıktır. Harris ile Aisy’nin başına gelmedik kalmaz. Bol aşk bol entrika bol intikam bol aile. Aşk ve evlilik konularını sevenler için ideal dram. İzlemesi çok keyifli.

21 Mayıs 2019 Salı

Humanoid



Evime askerler doluştu. Ülkede bir şey oldu galiba. Bütün vatandaşları sorguluyorlarmış o yüzden. Ne olduğunu da bilmiyorum. Eve zorla girdiler. Suçsuz olduğumu da biliyorlar aslında. Ne tür bir suç işleyebilirim ki. Benim gibi ürkek biri yani.

Zorluk çıkartmayın dediler. Sorguya gideceksiniz. Sonra geri gelebilirsiniz evinize. Ellerinde silahlar vardı. Savaş mı vardı yoksa? Korkunç bir durumdu biraz. Düşündüm, sorguya götürürlerse geri dönemeyebilirim. Gitmezsem de olmayacak.

Pencereleri kırdılar. Eşyaları etrafa döktüler. Günlüklerimi, şiir defterlerimi, oyuncaklarımı yerlere attılar. Beyaz bir kedim vardı, ona sarıldım, ona zarar gelmesin diye. Sabaha karşıydı. Hep böyle yaparlarmış ya, sabaha karşı girerlermiş evlere. Etraf karanlıktı ama mavi bir ışık geliyordu dışarıdan. Mavi ışık. Tamam uçan daire olsa gerek. Çok acaip bir durum. Bu askerler insan mı acaba robot mu, yoksa robot insan mı? Humanoid denilenlerden.

Evin dışında çam ağaçlarının yapraklarından mavi ışık yansıyordu ama ilerisi çok karanlıktı. Hava da serin biraz. Sanki yalnız mışım gibi yoksa kar mı yağacak bu havada diye düşünüyordum. Niye beni sorguya götürmek istiyorlar ki? Veya başkalarını neden sorguluyorlardı. Hiç anlamadım. Karmaşıktı her şey.

Tamam biraz izin verin, tuvalete gideyim, üstümü değiştireyim, dedim. Girdim içeri. Kapıda bir asker bekliyordu. Banyonun penceresinden çatıya tırmandım. Eskiden, çocukken, dayımlarla çatılarda dolaşırdık. Yani tam çatı değil de dam gibi balkon gibi, evlerin tepesinde çardaklar vardı. Çatıda ilerlerken ne olduysa üstüme bir ışık seli geldi. Titremeye başladım. Bütün vücudum sarsılıyordu.

Sonra ışık geçti gitti ayaklarımdan. Elektrik çarpmıştı. Başım dönüyordu. Telefonu çıkarıp acili aradım. Birkaç dakika içinde itfaiye geldi. Merdivenleri kurup yukarı çıkıp beni indirdiler. Kurtulmuştum. Yanlarında sağlıkçılar da vardı. İlk yardım yaptılar. Parmaklarımın içi yaralanmıştı. Eve girdik. Ben olmaz eve girmeyelim diyordum. Korkumdan. Ama eve girdiğimizde askerler yok olmuştu.

Elektrik çarpmıştı ama sorguya götürülmekten kurtulmuştum. O askerlerin ne ve kim olduklarını da hiç anlayamadım bu rüyamdan uyandığımda.

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Anılar 3



İlkokulda okulun bando takımındaydım. Flüt çalıyordum. Bir gün bizi bir futbol sahasına götürdüler. Statta çaldık, takımı desteklemek için. Basketboldan çabuk sıkılınca yüzmeye geçtim, yüzmede kaldım uzun yıllar. Sonra sutopu, tramplen de yaptım.

Bir gün yağmurda girdim havuza. Sonra da hasta oldum. Kulaklarım duymuyordu. Ama bunu annemler dışında kimseye söylemedim, utangaçlıktan, gururdan. Okulda filan hep duyuyormuş gibi yapıyordum, hıhı evet diyordum.

Yüzme bir yandan da masa tenisi oynuyordum. Okulda vardı masalar. Dersten sonra okulda kalıp arkadaşlarla oynardık.  Saatlerce oynardım. Günde en az 100 set oynardım. Lojmanda da vardı masalar. Haftasonları da orda oynardım. Böyle böyle masatenisinde ilerledim, yüzmeden daha başarılı oldum. Okul takımlarına girdim. Liseyi bitirince de masa tenisi hakemi de oldumdu.

En çok da tabii gülmeyi severdim. Hatta en sevdiğim şey. Gülmek, güldürmek, sürekli espri düşünmek. Sümerler, içi pişmemiş böreğe ne der? Iı çiğ börek değil, Hammurabi. İşte böyle her tarafa doğru gülerdim. Eve doğru okula doğru, sınıfa doğru.

İnsanın anılarını düşünmesi ne hoş oluyor. Eskileri. Biz eskiden su içerdik testiden. Şarkı var ya o. Ay hep üstüme dökerdim. Ayrıca, ananemlerde testi vardı, su içmiştim. Gerçekten de dökülüyordu. Su değil testi dökülüyordu. Dökülen testileri toplardım. Eskiden her şey büyüktü. Testiler zamanla küçüldü, kısaldı, test oldu, hayatım hep testlerle geçti.

Şarkı vardı. Testi de testi fındıklaaar, o zamanlar daha tepsi yokmuş, fındıkları testilerde saklarlarlarmışlarlar.

16 Mayıs 2019 Perşembe

Ariana Rose ve 100 Days My Prince




Ariana Rose

Bir Malezya romantik dizisi. Evelyn Rose’un The Wedding Breaker (Düğün Bozan) adlı romanının Malay uyarlaması. Malay dili ve kültürü bizim kültürümüze çok da uzak değil.

Bir sezon ve 28 bölümlük dizi biraz dram biraz komedi, sürükleyici, heyecanlı, şirin. Aşk ve evlilik temalı. Soylu bir aileden gelen Adam, bir genç kızla nişanlanır. Nikah anında ortaya bir kız çıkar ve Adam’dan hamile olduğunu söyler ve nikah iptal olur. Bu olayın içinde bir komplo vardır.

Adam, hamile olduğunu söyleyen kızın peşine düşer ve onu bulur. Kız da başroldeki Ariana Rose’dur. Rose ve Adam arasında gerilimli bir ilişki olur. Adam’ın iş çevresinden rakipleri vardır ve ayrıca bir çok da kadın talibi. Rose da çalışmaktadır ve onun da talibi çoktur.

Rose masum kız, Adam da iyi ama sert ve eğlenceyi seven bir insan. Adam, Rose, çevrelerindekiler, kötü niyetliler, her ikisinin aileleri bazen hüzünlü bazen de komik olaylar yaşarlar. İş dünyası ve özel ilişkiler birbirine karışır.

Doğudan keyifli bir dizi.




100 Days My Prince

100 gün prensim veya 100 günlük kocam gibi anlamlara gelen bir Kore dizisi. Tarihsel romantik komedi.

Bir sezon ve onaltı bölümlük ancak bölümler çok uzun. Dizi arada bir hüzünlü bir dram olmasına rağmen genel olarak çok sevimli bir komedi. Tarihsel arka planda aslında daha çok aşk karmaşası var.

Joseon döneminde bir veliaht prens bir suikast sonucu hafızasını kaybeder ve 100 gün boyunca sarayın dışında bir köyde yaşar. Sarayın dışında evlenir. Bu yaşamında ve geçmiş yaşamında karşısına iyi kötü insanlar çıkar. Kişiliği de ismi de değişir. Yeni yaşamında karşısına bir detektiflik bürosu da çıkar.

Oyuncular da sevimli ve  dizi de iyi. Başrollerde herkesin sevdiği ve birçok diziden bildiğimiz KyungSoo ve Nam JiHyun bulunuyor.

14 Mayıs 2019 Salı

Anılar 2



Küçükken hep içe basardım. Büyüyünce de hep içe attım. Demek ki böyle böyle içedönük oluyor insan. Benden de iyi içli köfte olur yani. Ne kadar da içliyim.

Ortalıkta polenler dolaşıyor. İnsanı hapşırtıyor, gözleri yanıyor. Bahar alerjisi olanlar için ne kötü. Küçükken hep birileri yorgan battaniye silkeliyor balkonlardan onlar düşüyor sanırdım. Ne bileyim poleni yani.

Küçükken E.T filmini izlediğimde hep et diye okuyordum. Et filmi. Yani filmin ismini Türkçe sanıyordum. Küçükken tekne orucu kuş orucu tutmak ne tatlıydı.

Bir kere ateşim çıkmıştı evde. Uykumda sayıklamışım. Çok komik. Soğanlı yumurta yaptım, beğenmediler, diyormuşum.

Basket oynamaya meraklanmıştım. Topu babam şişirir şişirmez kullandığım için topun siyah çizgileri dökülmeye, çıkmaya başlamıştı. Top zaten neredeyse benden büyüktü. Çok şişkin olunca da oynayamadım, biraz inik olunca oynayabildimdi. Sonra zaten top zor gelince yüzme kursuna başladım.

Babam hep bana vampirli espriler yapardı. Öyle filmleri sevdiğim için. Vampir kostümü kiralarsak bize verilen fişe ne denir? Dekont drakula. Osmanlı’da sarayda nasıl trip atılırdı? Paşa, keyfin bilir.

Böğürtlen çok severdim. Çalılardan toplardım. Hep yaralanırdım toplayacağım diye.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Anılar



Küçükken bir gün hastaneye yatmıştım. Önemli bir şey değildi. Tek çocuk hastaydım. Mustafa Sandal gelmişti burun estetiği için hastaneye. Ben de onu çok seviyordum. Söylemiştim hastanede herkese. Ona söylemişler minik bir kız var diye.

Gece herkesin uyumasını beklemiş. Ortalıkta görünmemek için. Hemşireler de bana ve anneme söylemişti, gelecek görmeye diye. Gece geldi ama ben uyuyor numarası yaptım, heyecandan, panikten.

Dayılar değişik oluyor. Dayım sanki abim gibiydi. Yaşı çok büyük değildi yani. Küçükken kandırırdım insanları, abim sizi döver diye. Bir ara aynı okulda bile okuduyduk. Birkaç sınıf üstteydi benden. Dersleri çok parlak değildi ama öğretmenlerle arası iyiydi. Bi kere, karnesinde zayıflar olduğu halde okuldan bir öğretmenle anlaşıp takdirname çıktısı alıp doldurmuştu, bizi kandırmıştı.

Bir gün bana bardak hediye etmişti. Yaşgünümde. O yaşgünümde birçok kişi bana bardak hediye etmişti. Dayımınkini kazara kırmıştım yere düşürüp, sonra annem onu saksı yapmıştı, yapıştırıp. Bana hep şakalar yapardı. Sormuştu mesela, gölgelerle nasıl savaşılır diye. Bilemedimdi. Karanlıkta gölge olmazmış, ışığı kapatınca gidermiş.

İlk izlediğim korku filmi uzaylıydı. Ama çok küçüktüm, ne olduğunu hatırlamıyorum. Annemler beni erken uyuturdu. Ben de film izlediklerini bildiğimden uyuyamazdım. Karanlıktan korktum diye uydururdum. O zaman salona gitmeme izin verirlerdi. Bir film vardı, uzaylılı, Gremlins, öyle izlemiştim, E.T.’yi de. Sonra karanlıktan gerçekten de korkar olmuştum.

Benim bisikletimi sürekli dışarı çıkmak istemeyim diye eskiciye vermişti annem. Çok küsmüştüm ona.

12 Mayıs 2019 Pazar

En İyi Filmler 8




Sing Street, 2016, İrlanda
Koy, 2009, A.B.D.
Kara Balık, 2013, A.B.D.
Denizaltı, 2010, İngiltere
Kartal Avcısı- 2016, İngiltere
Sanık, Lucia de B, 2014, Hollanda
Bir Kadın Bir Erkek…Ve, 2002, Fransa
Adanın Büyüsü, 2012, A.B.D.
Kanunun Kuvveti, 2014, Fransa
Gelecek Günler, 2016, Fransa
Love, Rosie, 2014, Almanya
Neva, 2013, Türkiye
Elly Hakkında, 2009, İran
Hayatımdaki Erkekler, 2001, A.B.D.
Tedavi, 2014, Belçika
La Pianiste, 2001, Fransa
Lumumba, 2000, Haiti
Mandalinalar, 2013, Estonya
Neredesin Superman, 2012, Irak
Tarafsız Bölge, 2001, Bosna

İzleyip de blogda yazdığım filmlerden daha önce seçme filmler listeleri yapmıştım. Sonra bu filmler arasından en iyileri seçmeye başladım. Önce 2000 öncesinden seçtim, sonra da şimdi 2000 sonrası filmlerden en iyileri seçiyorum. İzleyebildiklerimden tabiî ki de. En iyilere devam edicem, sonra da en sevdiklerimi seçicem.

9 Mayıs 2019 Perşembe

En İyi Aşk Romanları



En İyi Aşk Romanları

Yerliler

Bitmeyen Aşk-Pınar Kür
Yaz Yağmuru-Ahmet Hamdi Tanpınar
Dudaktan Kalbe-Reşat Nuri Güntekin
Bir Tereddüdün Romanı-Peyami Safa
Bir Gün Tek Başına-Vedat Türkali
Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali
Eylül-Mehmet Rauf
Çalıkuşu-Reşat Nuri Güntekin
Her Gece Bodrum-Selim İleri
Aşk-ı Memnu-Halit Ziya
Kalp Ağrısı-Halide Edip

Ek:
Kumral Ada Mavi Tuna-Buket Uzuner
Hayal-Jale Demirdöğen



Yabancı

Anna Karenina-Tolstoy
Jane Eyre-Bronte

Swann’ın Aşkı-Proust
Vadideki Zambak-Balzac
Aşk ve Gurur-Jane Austen
Uğultulu Tepeler-Bronte
Beyaz Geceler-Dostoyevski
Kırmızı ve Siyah-Stendahl
Madam Bovary-Flaubert
Doktor Jivago-Pasternak
Notre Dame’ın Kamburu-Hugo

Ek:
Kurtlara Söyle Eve Döndüm-Carol Rıfka Brunt


Son yıllarda okuyup da blogumda yazdığım romanlar arasında aşk konulu olanların arasında en iyi olarak gördüklerim bunlar. Elbette, bir dolu eski ve yeni güzel aşk romanı var. Okumadıklarım da var hala. Bunlar, en iyi olarak gördüklerim. Yaz Yağmuru kısa olmasına rağmen çok çok iyi diye aldım listeye.