31 Aralık 2019 Salı

En Yeni Yıl



Yeni yılda herkes umutlu, huzurlu olsun. Belki istediğimiz her şey olmayabilir. Özgür olalım. Ama kağıt kebabı hepsinden güzel. Yeni yılda kendimizi toptan değiştirelim, kökten. Çiçekleri de kökten ayırıp dikeriz ya. Bizim de köklerimiz var. Yeni yılda atmak için.

Yeni yılda ruhumuz ışıltılı olsun, kaldırdığı kadar ışık. Kaldırdığı kadar un gibi. Hayat büyük bir paradoks. Yeni yıl bol paralı olsun. Hepimiz bir yolcuyuz, misafiriz bu dünyada, güzel geçirelim de mi. Bol bol dostumuz olsun, tost bile yeter.

Yeni yıl için çorap örüyorum, sevdiklerimin başına. Tutsana şu yünün ucunu. Yeni yıl hediyesi bütün aile büyüklerine gömlek aldım, kolaylık. İki tane alana indirimli. Hava da soğuk, ayaz var, poyraz var. Gece yollarda uçmasak bari rengeyiği gibi.

Ah nerde o eski yılbaşıları. Neredeler yaa. Dur yorgan dolabına koymuştum. Orada herhalde. Dur bakayım geçen yılbaşında ne hayaller kurduydum. Eski günlükleri açayım. Açtırmayın bana eski defterleri. İnsanlar yaptıkları işlerle değil kurdukları hayallerle ölçülür.

Yeni yılda her şeyin çok güzeli olsun. Aşırı şeyler olsun. Her güzel şeyin aşırısı olsun. Neşenin, huzurun. Bunların fazlası iyi oluyor. Karnaval gibi, lunapark gibi, şenlikli günler gelsin. Atlıkarınca hiç durmasın. Renkli olsun hayatımız, bitpazarı olmasın.

Hepimize gelsin yeni yıllar. Kendimizi sevelim. Hayatı sevelim ki hayat da bizi sevsin.

29 Aralık 2019 Pazar

Andante



Uzun yıllardır yayınlanan ve türünde tek olan dergi klasik müzik ile ilgili haberler, yazılar, görüşler, sohbetler içeren doyurucu bir yayın.

Genç Türk viyolonselci Cemal Aliyev, Gürcü Besteci Giya Kançeli, opera şarkıcısı Jessye Norman, piyanist Nikolai Demidenko üzerine kısa yazılar bulunmakta. Piyanist Gülsin Onay ile keyifli bir uzun sohbet var. Şef Cem Mansur ile bir sohbet, flütçü Aslıhan And ile bir sanat sohbeti mutluluk veren yazılar.

Soprano Burcu Soysev ile nefis bir sohbet bulunuyor, özellikle sanatçının internet macerası çok hoş. Smule uygulamasıyla sanatçının klasik müzik dışında evde keyif için seslendirdiği şarkıları, türküleri halkın sevmesi ve bu yolda onu tanıyıp klasik müziği de sevmesi ne güzel.

Çaykovski’nin Londra’da kaldığı oteller yazısı da keyifli ve bilgilendirici. Londra’yı hep sisli ve soğuk bulmuş ünlü besteci. Hegel ve şiir ve müzik de öğretici yazılardan.

Ayrıca, konser gündemi, teknik bilgiler, teknik ayrıntılar da bulunuyor bu mükemmel dergide. Klasik müziğe ilgi duyanlar bu dergiyi çok sevecektir.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Dekoruh



Ruhumuz ışıltılı olsun. Ruh, kalp, beden, akıl kombinimiz de dengeli.

Ruh odalarımızı aydınlatalım. Bedenimizde de elegan bir tasarıma ulaşalım. Eskiyen ruhumuzu portmantoya asalım. Beden aynı yani mekan aynı ama ruh ve beden dekorasyonumuzu değiştirebiliriz, dönüştürebiliriz. Yorulan ruhumuza dekoratif ruh yastıkları dikebiliriz.

Yani bir tane ruhumuz var, 12 kişilik ruh takımı yok bizde. Kalbimizi zamandan bağımsız dingin bir dünyaya açabiliriz. Bir konsept gerekiyor aklımıza da. Tarzımız, yeniden doğ. Toz pembe bir ruh kanepesi ile ve pembe seramik bebeklerle metalik duygularımızı yumuşatabiliriz.

Kalbimizi okyanus mavisi, gök mavisi, şeker pembesi, kar beyazı, yaprak yeşili  geleneksel renk kombinleri ile süsleyerek enerjisi yüksek bir atmosfer yaratabiliriz. Beynimizi abajur veya şamdanla değil de mumlarla aydınlatalım. Daha yumuşak düşünürüz. Kadife gibi yumuşak tuşesi olan zarif düşünceler rahatlatır dolu beynimizi.

Minimal ve fonksiyonel ruhlar daha geniş bir yaşam alanı yaratır. Düz ruhlar daha kolay, akordeon olanları yorucu. Anılarımız silinebilir olsun, tomurcuk desenli yeni goblen anılarımız olsun, çiçek açsınlar. Slim fit aura lazım, eskitme veya ahşap değil.

Kırgınlıklarımızı, öfkelerimizi silikon tabancası ile, daha önce kestiğimiz yıldızların üstüne yapıştırıp göğe fırlatalım.                                                          

23 Aralık 2019 Pazartesi

Kar Yağsın



Yeni yıl yaklaşırken kar yağar ya bugünlerde daha çok fırtına ve yağmur var. Kar ne güzeldir ama hiç sevilmez mi. Buzda kayıp düşmek başka ama. Sık sık düşerim buzda kayarım, yokuş olursa yürüyemem dönerim.

Karda kayardık ne güzel, küçükken, kayak gibi değil de poşetler leğenle filan, yokuştan aşağı, dayımla kayardık. Buz kılıçlarını yerdik. Çatıdan yarım metre sarkan buzlar olurdu. Onları düşürürlerdi, temizlemek için. Yerdik. Dikkat etmezsek yüzümüz yapışırdı.

Dayımı bir defasında çok zorlamıştım, kardan adam yapalım diye, bahçede çok kar birikirdi. Pencereler kapanırdı kardan. Kardan adam yerine kardan kadın yapmıştı, saçları için de vileda kullanmıştı.

Küçükken ren geyiği beslemek isterdim, at, fil, zürafa. Hayvanat bahçesi açarız o zaman derlerdi. Panter de olsun aslan da. Ama en çok da panda, penguen ve koala olsun. Tamam derdi annem açarız, hadi şimdi güne gideceğiz. Bir keresinde, annemle güne gittiğimizde, bir çocuk vardı, herkese saldırıyor, saçını çekiyor, hepimizin pastasını yiyordu. Gitmesini söyledim, gitmedi, yanımdaki kızı ağlattı, ben de çocuğun karnını ısırdım.

Küçüklük deyince, ilk mektubumu üçüncü sınıfta yazmıştım galiba belki de dördüncü sınıfta. Babamlarla tayin olunca, eski okulumdaki öğretmenime ve sınıf arkadaşlarıma yazmıştım. Adresi bilmiyordum, mektubu dayıma vermiştim, o göndermeyi başarır diye. Mektup nasıl gider, adres nedir bilmiyordum daha. Postanede 1C sınıfına gidecek deyince gider sanıyordum.

Minikken en sevdiğim film Oz Büyücüsü idi. Bir teneke adam var ya, robot gibi, sobaya benziyor, dans ediyor. İlkokul öğretmeni filan olsam bütün çocuklara bu filmdeki gibi zıplaya zıplaya yürümeyi öğretirdim. Çok eğlenceli. Yolda herkes böyle neşeli olsa. Herkes asık yüzlü.

21 Aralık 2019 Cumartesi

Baydardi ve Extraordinary You



Baydardi

Baydardi, Urduca zalimlik, acımasızlık anlamına geliyor. Urduca, Pakistan’da konuşulan dil, İngilizce ile birlikte.

28 bölümlük Pakistan aşk, dram ve Aids dizisi. 2018, 2019 yıllarında yayınlanan dizide HIV ve Aids hastalıklarına dikkat çekiliyor. Bu hastalığa yakalananların toplum dışı kabul edilmemesi için bir uyarı niteliğinde.

Aids ile ilgili olsa da ağırlık aşk ve dramda. Dizi, Bia ile Shafay’ın öyküsü. Shafay, üniversitede arkadaşı Rohail ile aynı odayı paylaşan bir genç adam.Rohail, kötü alışkanlıkları olan bir öğrenci. Shafay ise temiz aile çocuğu. Bia ise kızkardeşi, ağabeyi ve yengesi ile yaşayan bir genç kız.

Bia’nın kardeşi Rabia, Rohail’e aşık. Rohail ona ilgisiz davranınca Rabia intihar eder ve bu olay sonucunda Bia ile Shafay tanışır. Shafay, Bia’ya aşık olur ve onunla evlenmek ister. Ancak, Shafay Aids olur ve nedeni de bilinmez. Shafay’ın annesi, oğlundan hastalığını saklar ve Bia ile evlenmesine izin verir. Bia’ya da söylemez oğlunun hastalığını. Annesi, Shafay hastalığını öğrenmesin ve mutlu olsun ister, bencilliğinden dolayı.

Ancak, Bia da HIV olur ve ayrıca hamile kalır. Bundan sonrası üzücü dramatik olaylarla ilerler. Konusu Aids olsa da dizi aynı zamanda yoğun bir aşk dizisi. Dram sevenler için.




Extraordinary You

2019 Güney Kore dizisi, 32 bölümlük, romantik komedi.

Bir lisede yaşam sürerken öğrenciler yaşadıkları hayatın gerçek olmadığını ve bir çizgi romanda yaşadıklarını öğrenirler. Hareketlerinde serbest değildirler, yazar ne yazarsa onu yaşarlar. Okula yeni bir öğrenci gelir. Bu öğrenci sanki farklı davranmaktadır. Öğrencilerden bir kız da kendi kaderini değiştirmek ister. Çizgi romanın dışında bir yaşam ister veya belki de yeni yazılacak bir çizgi romanda hayatına devam etmek.

Tatlı bir komedi. Fantastik. Dizide iki tanıdık var. I Hear Your Voice, Tunnell, Sky Castle’dan sevdiğimiz Kim Hye Yoon ve About Time, School 2017’den sevdiğimiz Rowoon.

17 Aralık 2019 Salı

Çocuk Bir Şey Söylüyor



Ben minikken annemin anneannesi yaşlıydı. Bizim ailede insanlar uzun yaşıyor. Torununun çocuğunu görür herkes. Annemin anneannesi de anneannem dedemle yaşardı.

İyi geçinirdik. Güzel lafları vardı. İnsan insanın gamını alır derdi. İnsan insanın kurdu değil de kadın kadının kurdurur derdi. Kadınlar dedikoduyu sevdiği için.

Erkekler tembel olduğu için mi kadınlar çalışkan olur yoksa kadınlar çalışkan olduğu için mi erkekler tembel olur, diye içinden çıkılmaz bir soru sorardı.

Bir para çıkını vardı, içinden istediğin zaman para al, kendine bir şeyler al derdi bana. Ama al derdi, almıyorsun hiç, diğer yeğenlerine kuzenlerine desem çıkındaki bütün parayı alırlar.

Ona bir şeyler anlattığım zaman, ne diyorsun, ne diyorsun, diye gülümseyerek dinlerdi. Yaşımdan büyük sözler söylediğim zaman da, “çocuk bir şey söyledi”, derdi anneanneme veya anneme.

Dostlar arasın da gelsinler de, isterlerse bir dal olsun, diyordu. Yani gelsinler, bir şey olmasa bile bir dal getirsinler yeter, biz de onlarla zeytin ekmek yesek yeter, diye de eklerdi. Giysi dolaplarına gaydorba derdi. Kaminetom nerde diyordu, kamineto, onun kullandığı küçük ispirto ocağıydı.

16 Aralık 2019 Pazartesi

ya/da ve Evim




ya/da

MEB’nin yayınladığı eğitim dergisi. İlk sayısı çıktı henüz.

Doğan Cüceloğlu’nun öğretmenin dönüşümü, Şule Alan hocanın öğrenmede dönüşüm, Kemal Sayar’ın çocukluğun dönüşümü, ayrıca, dilin dönüşümü, makineler rüya görür mü?, içinde varsa okur, dönüşümde Hasan Ali Yücel mirası, dünyanın eğitim gündemi, ezber bozanlar, beyaz perdenin sıra dışı öğretmenleri, geometri bilmeyen giremez, toplumsal dönüşüme bir derviş gözü, İstanbul Erkek Lisesi, Hasan Ali Yücel’in tercüme bürosu, Olgunlaşma Enstitüleri gibi birbirinden ilginç yazılar ve derginin son sayfalarında da eğitici kitap tanıtımları bulunmakta.

Derginin ilk sayısı, toplumda dönüşüm için eğitimde dönüşüm gerekir düşüncesi üzerine kurulmuş. Eğitimciler kaçırmasın.


Evim

Sevilen dergi her zamanki gibi sempatik, sıcak. Bu sayının ana konusu, yeni yıl ruhu.

Yeni yıl ev dekorasyonu, evlerimizde yeni yıl ruhu, yılbaşı gecesi süslemeleri, yeni yılda evlerimiz için dileklerimiz, evde diyet yani evi sadeleştirmek, burçlar ve mutfak, organize evlerin kuralları, sakin şafak adlı yeni duvar rengi, yeni yılda beyaz evler gibi annelerin, eşlerin, ev hanımlarının ilgisini çekecek çok sayıda konu var.

Evlerine küçük veya büyük dokunuşlar yapmak isteyenler için iyi bir alışveriş rehberi Evim dergisi.

12 Aralık 2019 Perşembe

Büyü



Ütopik bir kasaba. Bir büyü ustasının yanında öğrenciyim. Kasaba eğri büğrü çimenler ve ağaçlarla kaplı tepelerin arasında bir adada. 1800’lerdeyim. Evler taştan, kirişleri, çatıları, pencereleri ahşaptan. Sokaklar Arnavut taşı döşeli. Gökte parlak bir ışık var. Gökyüzü çok ince çok açık bir mavi. Gök o kadar ince gözüküyor ki güneş biraz daha parlasa sanki atmosfer zerreciklerine ayrılıp dağılacak. Ağaç yaprakları çok açık yeşil renkli ve güneşi pırıl pırıl yansıtıyor. Küçük bir dere de akıyor kasabanın ortasından geçiyor sonra kasabanın dış kenarını saran büyük bir nehre katılıyor.

Nehri geçmek için taş bir köprü var. Köprünün orta kısmı uçlarından daha yüksekte ve tek bir kemeri var altında. Duvarları oldukça kalın. Elimde deri bir kitapla dolaşıyorum. Kitaptan yeni bir büyü öğrenmem lazım ama öğrenmekte zorlanıyorum. Köprüye doğru ilerledim sonra köprüye varmadan kenarda toprak bir yoldan aşağıdaki ırmağın kenarına indim. Orada kasabanın altına doğru ilerleyen bir maden yatağı var. Geniş bir tünel açılmış ama etrafta çalışan kimse yok. Terk edilmiş gibi. Maden taşımaya yarayan el arabaları etrafta devrilmiş paslı paslı duruyorlar. Birkaç da devrilmiş ağaç kütüğü var.

Ağacın üzerine oturup kitabı okumaya başladım. Bir yandan da nehre bakıyordum. Büyü öğrenip suyu hareket ettirebilir miyim diye düşündüm. Bir anda karşı kıyıdan bir gürültü geldi. Dev gibi bir yaratık. Kasabaya saldırmaya niyetleniyor. Nehri geçmemesi gerekiyor. Nehri geçerse kasabayı koruyan büyüler bozulur ve belki başka yaratıklar da gelir. Kitaba baktım. Kullanmam yasak olan sayfalar vardı. Başka çarem yok dedim ve o sayfaları açıp bir sihir yaptım. Devin olduğu yer bir anda patladı. Yeşil alevler yükseldi. Ama dev yok olmadı, daha da canavara benzedi. Derisi yüzülmüş gibiydi ve sesi iğrençti. Yeşil alevler göğe yükselirken gökyüzü karardı ve rüzgar şiddetlendi. Yeşil alevlerin içinden iskeletler belirmeye başladı. Yanlış bir büyü yapmıştım, sanırım bir kapı açmıştım, iskeletler geliyordu. Onları nasıl durduracağımı bilmiyordum. Etraf da yanmaya devam ediyordu, yangın yeşil yeşil gittikçe büyüdü. Yangın büyüdükçe etraftaki renkler azalıyor ve o yeşil alevlerle aydınlanan bir karanlığa dönüşüyordu. Harry Potter’daki gibi ruh emiciler gelince her yer kararıp soğuyor ya ona benziyordu.

En kısa zamanda doğru büyüyü öğrenmeliydim.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Öğrencilikte Yılbaşı



Yılbaşı yaklaşırken aklıma eski yılbaşları geldi. Öğrenciyken geçirdiğim bir yılbaşı. 11. Sınıfta.

Babam asker olduğu için yine tayin olmuştuk. Bu kez Balıkesir’e. Ben de yeni okul stresini yaşamaya başlamıştım. Arkadaşım olacak mı, ya beni sevmezlerse gibi.

Yılbaşı yaklaşırken aklıma bir fikir geldi. Bir yılbaşı eğlencesi düzenlemek. Bütün sınıfı çağırayım. Yılbaşı hafta içinde, ilk günlerde. Hafta içi yapamam. Okul da var yılbaşı günü.Bir önceki hafta sonu yapayım dedim. Cumartesi iyi olur. Akşam yapamam, gelemezler, gündüz olmalı, hava da erken kararıyor. Tamam dedim, öğleden sonra 3 ila 7 arası veya 8 arası. Çok geç olmaz. Çünkü hava kararınca ortalıkta kimse kalmıyor bu şehirde. Biraz da tutucu bir şehir. Yılbaşı eğlencesine gelirler mi bilemiyorum.

Sonra salonları gezdim. Üç salon saptadım. Yani güzel kafeler. Biri kişi başına 20 lira, yiyecek içecek dahil, diğeri daha şık bir yerdi, 45 lira yiyecek içecek dahil, üçüncüsü de 50 lira, yiyecek içecek ve müzik serbest. Üçüncüyü seçtim.

Şimdi nasıl haber vereceğim. Sınıfta yeniyim. Çekingenim de. Sınıfta gruplaşmalar var. Çok düşündüm napayım diye. Sonra, ders başlarken çıkıp konuşayım dedim. Derse girerken hocaya söyledim, çıktım konuştum sınıfın önünde. Hoca disipline öğrenci göndermişti, o anda söylemiş olduğum için biraz yarım yamalak oldu. Hoca da kızdı bana, bu muydu söyleyeceğin diye. İğrençti. Fiyaskoluk hikaye.

Dedim acaba 11’lerin hepsine mi yapsam, şimdi sınıftan pek de katılan yok yani. Diğer 11’lerden katılan olursa belki benim sınıf da imrenir katılırlar yani. Okul Gazetesine yaz dedi bazı arkadaşlar. O zaman daha İtiraf sayfası yok, yani insta gruplarımız yok. Şimdi sınıf, okul insta gruplarımız var hatta Türkiye çapında insta öğrenci grupları var.

Okul grubunda tabii çok önemli konuşmalar oluyor. “bugün nöbetçi olan kırmızı gömlekli kızın sevgilisi var mı? Gizliiii”. Böyle mesajlar geliyor. O zaman yoktu, ben de okul duvar gazetesine yazdım.Yaymak için. Sınıfta bir daha ders öncesi söyledim sonra. Tuvalete yazı astım. Erkekler tuvaletine de astırdım. Allahın emri. Sınıf girişlerine, okul girişine, ana kapı girişine ilan astım.

Helikopterle ilan dağıtmayı bile düşünmüştüm. O zaman drone olsaydı uçururdum tabii. Yılbaşı eğlencesine katılım az oldu ama yine de eğlendik sonunda.

7 Aralık 2019 Cumartesi

İki Malezya Dizisi



Nur

Birinci sezonu biten din, aile ve aşk dizisi. İlk sezon 19 bölüm ve bölümler 45’er dakikalık. Malezya’da Ramazan dizisi olarak yayınlanıyor, 2018’de. İkinci sezon ise 2019 yılında çekilip yayınlanıyor. Ancak, ikinci sezon henüz dilimize çevrilmedi. İlk sezonu ilgi ile izlenen dizinin ikinci sezonunun kısa zamanda çevrilip yayınlanmasını diliyoruz.

Adam, ailesiyle yaşayan bir imam. Kendi halinde işine gidip gelen sessiz biri. Vaaz verip insanları doğru yola döndürmek isteyen imam, herkese eşit davranmaktadır. Hayat kadınlarına da destek olurken bir hayat kadınına aşık olur. Nur’a. Nur hayat kadını olmakla beraber dini bütündür, beş vakit namaz kılar, aile ve hayat şartları nedeniyle hayat kadını olmuştur. Annesi ile yaşar, o da hayat kadınıdır.

İmama herkes karşı çıkar, aile ve arkadaş, iş çevresinde, cemaatta. Annesi ve kızkardeşi memnun değildir. Sadece babası ona arka çıkar ve yaptığını doğru bulur. İkisinin ilişkisi zordur ancak birbirlerini çok severler.

Türe ilgi duyanlar için sürükleyici, meraklı ve mutluluk veren dizi.




Pinggan Tak Retak Nasi Tak Dingin

Pirinç soğuk yenmez, bulaşık yıkarken tabak kırılmaz anlamına geliyor dizinin ismi. Bir Malay deyimi. Annelerin çocuklarına söyledikleri öğütlerden.

Yuhanis bir aileye evlatlık olarak gelmiştir. Anne baba ve iki oğul. Mizan ve kardeşi Nizam. Üçü birlikte büyürler, kardeş gibi. Zaman içinde Yuhanis ve Nizam birbirlerini severler. Nişanlanırlar aile içinde. Nizam, üniversite için Londra’ya gider. Mizan da üniversiteye gider, bitirir, iş adamı olur. Yuhanis evdedir.

Ancak, Nizam, Londra’dan dönemez, evlenir çünkü. Anne ve babaları zor durumda kalmasın diye Mizan ve Yuhanis evlenirler. Ama Nizam Yuhanis’i sevmekten vazgeçemez. Eşiyle birlikte anne evine dönerler. Nizam takıntılıdır artık. Yuhanis ve Mizan zoraki evliliğe alışmaya çalışırken, Nizam eşi ve Yuhanis arasında kalır. Yuhanis çok düzgün ve doğru bir insandır.

Dini konuları, aşk ve dramı sevenler için.

(Not: Şimdiye dek izlediğim tüm Malezya dizilerinin ortak noktası, namazı ailece birlikte yan yana kılıyorlar evde. Anne baba çocuk, karı koca, gibi).

4 Aralık 2019 Çarşamba

Lise Günlüğü



Annem, aynı rüyayı iki kere görürsen dilek tut diyor. Derste resim yapıyorum. Arkadaşlarımın resimlerini. Ama boyalar elime yüzüme yapışıyor sonra.

Kendi kendime sözler uydurmayı seviyorum. Uydurmanca, uydurmatör, gibi. Babam diyor ki, insanın oğlunun olması Bağkur, kızının olması SSK. Kız daha iyimiş yani. Metroda ortaokul bebelerini görünce ay diyorum bunlar büyüyünce nasıl bakar ki anne babalarına. Çok büyüdüm ya ben.

Annem, hadi dizi başladı, annecüğüne çay getirmeyecek misin diyor. Ağzını büzerek. Büyükler de çok komik oluyor, kendilerince. Dondurma getireyim diyorum anne, sen çok yiyemiyorsun, sana bebek dondurması getireyim. Dondiş. Hem diyet yapmıştın, kutlarsın diyetini. Çayı babam demliyor ama getirmesi benden. Annem de yemek hazırlayan.

Annemlerin aile dostu var. Zenginler. Kızlarını iyi yetiştirmişler kendilerince. En iyi okullar, sonra da iyi bir üniversite. Kız üniversiteyi bitirince ailesine çok kızmış. Beni hiç serbest bırakmadınız. Hep benim yerime karar verdiniz. Paranızla benim hayatımı satın aldınız, diye.

Babamın kitaplığından Zübük diye bir kitap okudum. Ya herkes zübük galiba. Komşumuz var, Fadimanım, hastaneye gideceği zaman bana geliyor, bana hasta sırası alsana, diyor. Zor geliyormuş ona.

Annem, sen eskiden uyurgezerdin şimdi uyur konuşur oldun diyor.