Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Aralık 2022 Salı
NİYET
Niyet etmek lazım öncelikle. Yalnızsak arkadaşımız olsun diye, tedirginsek huzur için, parasızsak para için. Bu tür niyetlerin gerçekleşmesi için öncelikle elbette olumlu enerji gerekiyor.
Kendimizden çıkmadan, isteksizce, gülümsemeden, rahatlamadan niyet etsek de niyetimiz gerçekleşmez tabii ki.
Tedirginlik, yalnızlık, kızgınlık gibi duygularımızın temeline inmek lazım. Bir şekilde bunların nedenleri olmalı. Belki geçmişten, aileden gelebilir neden. Para konusunda şanssız bir babanın çocuğunun da bu konuda sorunlu olabileceği gibi. İletişim problemi olan bir annenin çocuğunun da aynı durumda olabileceği gibi.
Bu tedirginlik, kızgınlık, hatta belki takıntılar gibi ya da ağrılar gibi, bunların mutlaka bir nedeni, çıkış noktası var. Başımıza gelen bir olay olabilir. İşyerindeki bir tartışma veya babamızın en gereken yerde bize yardımda çekinik olması gibi.
Her ne olursa olsun bize bu durumları yaşatan o olayı bulmalı, o olayın bize yaşattığı duyguyu saptamalı ve o duyguyla savaşmaya niyetli olmalıyız.
Hepimizde eksikler kusurlar var. Bunlara odaklanırsak, hep böyle düşünür söylersek zaten hep öyle kalırız. Gerçekten de duygu duyguyu enerji enerjiyi getiriyor. Hepimiz ne yaşamış olursak olalım iyiliği güzelliği hak ediyoruz. Bu dünyada yaşıyorsak hak ediyoruz.
Yeni yıl bahanesi ile niyet edelim, niyet etmekten korkmayalım. Huzurlu olmak da ayıp değil bu arada.
20 Aralık 2022 Salı
AF
Kendimizi hayatımızı affetmeli, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeli. Geçmişimizi hatta büyüklerimizin de geçmişini affetmeli.
Öyle ki, geçmişteki her şey zaten oldu ve başka türlü olamadığı için oldu demek ki. Büyüklerimiz bize hata yaptılarsa o zamanlar deneyimsizdi de ondan öyle davrandılar.
Yaşamın kendisi ve kendi temposu iyi aslında. Biz ayak uyduramıyoruz. Kafamız hep o anda bize gerekmeyen konularla, düşüncelerle dolu. Yapacak şey de çok, hiçbir şey yapmamak da çok hoş.
Hepimiz alışkanlıklarımızla kısır döngülere giriyoruz ve sıkışıp kalıyoruz, hayat aslında her gün bize mucizeler getiriyor. Biz açık olmadığımız için farkında olmuyoruz.
Bunların hepsi bize rahatsızlık olarak geri dönüyor, fiziksel, ruhsal sıkıntılar olarak. Veya çatışmalar olarak. Beden ve ruh dengede her zaman. Bedensel sıkıntılar da ruhumuzu bozuyor, kişisel takıntı, kaygılarda bedenimizi. Bunları çözmek için arada durup bir yavaşlayıp kendimize hayatımıza dışardan bakmalı.
Yeni yıla girmek her zaman için iyi bir bahane, yenilenmek için. Psikolojik olarak insan kendini yeni yıla, yaza, kışa girerken, ilkbahara ve sonbahara da girerken kendini yenilemek için hazır hissediyor. Ocak, Nisan, Eylül, örnekse iyi fırsatlar.
Kendimizi hayatımı kabul etmek affetmek barışmak için hiçbir zaman geç değil.
13 Aralık 2022 Salı
ÖFKE
İlginç ama bütün rahatsızlıklar benzer şekilde ortaya çıkıyor. Kızgınlık. Hepimiz bir şekilde anne babamıza, kardeşimize, iş arkadaşlarımıza, okul arkadaşlarımıza kızgın olabiliriz. Bizi sevgisiz büyütenler, yalnız bırakanlar olabilir. Anne babalar bunu yapabiliyor. Veya anne baba kardeşlerden birine daha çok ilgi gösterebiliyor.
Kızmak için nedenimiz çok. Anne babalar da çocuklarına kızarlar. Ben seni böyle mi yetiştirdim, benden böyle mi gördün gibi. Ona kız buna kız, sonu gelmiyor.
Bir yandan da siniri, kızgınlığı, öfkeyi bastırmak da kötü, o da hastalık nedeni. O nedenle kız ama sürdürme. Kız ve at içinden, gitsin. Kendine kızmak, hayata kızmak. Bunlar da çok popüler.
Tabii hayatımıza olumlu ve sağlıklı devam etmek için bizi nelerin kızdırdığını bulmamız lazım. Annem beni hiç anlamıyor, patronum bana haksızlık yapıyor gibi. Bunun üzerinde düşünüp birkaç gün belki bunları saptayabiliriz. Kendimi değersiz hissediyorum, en çok da buna kızıyorum, gibi. İnsanlar bencil, gibi. İsyan edeceğim, kaçıp gideceğim gibi. Beni sevmiyorlar, dışlıyorlar gibi. Ya da kendime kızıyorum, kendime ceza vereceğim gibi.
Kızgınlık, sinir, öfke insanı hasta eder, yıpratır, yorar, günü yaşamamızı etkiler, hiçbir şeye odaklanamayız. O nedenle, öncelikle nelere kızdığımızı bulmak, sonra da bunları kabul etmek ve sonra da bunlardan kurtulmayı gerçekten istemek lazım.
1 Aralık 2022 Perşembe
NEFES
Nefes alıp vermek en rahatlatıcı eylem. Yavaş yavaş. Burundan alıp ağızdan vermekle rahatlayabiliriz. Nefes alıp verirken bedenimizi de gevşetebiliriz, serbest bırakabiliriz.
Sadece bu andayız. Başka her şeyi unutuyoruz. O anda çok sevdiğimiz bir görüntüyü de hayal edebiliriz. Deniz kenarında ağaçlar altında olmak gibi. İyice gevşeyinceye, zihnimiz boşalıncaya dek nefes alıyoruz.
Nefes aldıkça derin derin, iyice gevşiyoruz, rahatlıyoruz, bu dünyanın bize bıraktığı yükleri bedenimizden atıyoruz. Biz yük taşıyıcısı değiliz. Neden her şeyin sorumluluğunu üstümüze alıyoruz ki?
Huzur bulunca hayalimizde, bilinçaltımızda istediğimiz yere gidiyoruz. Bu belki öteki ülke, belki yok ülke, gizli bahçe de olabilir. Ağaçların, yaprakların, renkli çiçeklerin olduğu bir yol bir bahçe. Buraya gitmenin anahtarı bizde, zihnimizde. Hepimizin arada bir sığındığı bir gizli bahçesi vardır.
Bedenimizin her bölgesini gevşetiyoruz. Deniz kenarında her renk taşı elimize alıyoruz. Suya basarak hareketler yapıyoruz, güneşi veya mavilikleri selamlıyoruz, yoga yapanlar gibi, minicik dalgaların ayağımıza değişine bakıyoruz. Bahçedeki çiçekleri tek tek inceliyoruz. Ağaçlarda sincaplar var, sana bakıyorlar, hızlı hızlı hareket ediyorlar. Kelebeklerin peşinden koşuyoruz. Kaplumbağaları izliyoruz.
Bu sakinleşmeye her zaman ihtiyacımız var. Bunu gereksiz bulanlar var. Zaman kaybı olarak görenler. Zaman ne ki? Hep işimiz var, hep bir şeyler acil. Sakinleşmek için illa ki depresyona mı girmek gerekiyor? Stresten boyun ağrıları çekmek mi gerekiyor? Kendini değersiz hissetmek mi gerekiyor?
29 Kasım 2022 Salı
ŞİFA
Genel anlamda ülkemizde insanlar keyifsiz. Sosyolojik araştırmalara göre ülkemizdeki nerdeyse bütün öğrenciler ve yeni mezunlar ülke değiştirmek istiyor ve gelecek için umutları yok. İş ve ekonomi yönünden yani. Üniversite mezunları marketlere, postanelere giriyor çalışmaya. İşsizlik, stress de hastalıkları getiriyor. Depresyona giren sayısı çok, fiziksel hastalıklar da artışta.
Ancak ne olursa olsun olumlu ve iyimser olmak gerekiyor. Bütün hastalıklarımızı, mutsuzluklarımızı ülkeye, ekonomiye, başkalarına bağlayamayız. Olumsuz düşünmek, kötümser olmak da başlı başına bir depresyon ve hastalık kaynağı. Ayrıca olumsuz düşünen kişinin de iş bulması, para kazanması zor. Kötümser kişinin ruh sağlığının kötü olması kaçınılmaz. Kendi kişisel değerimizi de başkaları üzerinden ölçemeyiz. İşsiz bir üniversite mezunu kendini değersiz hissetmemeli tabii. Hissettikçe daha uzun süre işsiz kalır.
Olumlu düşünmenin kendisi zaten bir şifa yöntemi. Şifa bulmak, şifalanmak günümüzde iyice önemli oldu. Bunu kendi kendine yapanlar da var uzmana başvuranlar da. Sonuçta aslında bütün kişiliğimiz çocuklukta oluşuyor. Hatta ana rahminde. Genel olarak bedenimizin sağı baba tarafından, solu anne tarafından gelen özellikleri yansıtıyor. Önümüz gelecek, arkamız ise geçmişi temsil ediyor.
Genel olarak baskı altında geçen çocukluklarımızdan dolayı ülkemizde genel bir kendine güvensizlik, değersiz hissetme sorunu var. Ailelerde, yolda bile konuşurken, halen, sus herkes bize bakıyor, sen anladın onu gibi sözler dolaşıyor. Sen anladın onu. Bir çocuk olarak o neyse onu anlamamız gerekiyor.
Belki bu zor dönemlerde psikolojimize daha dikkat etmemiz gerekiyor. Her fırsatta doğaya çıkmalı, bu önemli. Doğada çıplak ayakla toprağa basmak ve bir ağacı tutmak da bir iyileşme kaynağı. Birçok yara türü rahatsızlık bu şekilde iyileşiyor. Düzenli olarak doğaya çıkmakla. Ya da evde ayağımızı iki saksıya sokup topraklanabiliriz.
11 Ekim 2022 Salı
KOZMETİK VE HİPNOZ
Kişisel bakım ile kişisel gelişim birbirine uzak kavramlar değiller. Gratis’e girmekle bir hipnoz tedavisine girmek benzeşiyor.
Kozmetik, bir şekilde insanın görünüşünü, yüzünü, cildini, bedenini değiştiriyor. Takıların da süslediği gibi. Güzelleştiriyor genellikle, çirkinleştirdiği de olabiliyor tabii.
Kozmetik bedeni iyileştiriyorsa kişisel gelişim de ruhu iyileştiriyor. Reiki, yoga, hipnoz gibi.
Gratis’e giriyorsun bakım ürünleri alıyorsun, bu birinci seans. Kullanıyorsun, yine alıyorsun, birkaç seans devam ediyor.
Diyetisyene gitmek de öyle. Görüşme ve seanslar.
Alternatif tıp için de öyle. Örnekse, hipnoz tedavisi. Reiki, NLP gibi. Kahkaha yogası ya da.
Diyelim hipnoz, ne için, denize girme korkusu, taciz travması, sigarayı bırakma gibi. Beş seans görüşürsün, hipnoz tedavisi, evde de konuşmaları dinlersin. Sonra da birkaç seansta geçer.
Kişisel bakım, kişisel gelişim, ruh kozmetiği.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





