18 Eylül 2017 Pazartesi

SELİNA'NIN YAZ TATİLİ MACERASI


Ve Selina’nın Maceraları Tüm Hızıyla Devam Ediyor;

Selina’nın Okul Macerası’nın ardından Selina’nın Yaz Tatili Macerası da kitap raflarındaki yerini aldı. Bir annenin dünya klasiklerinde yer alan büyücülere, canavarlara ve kötü kalpli üvey annelere inat kendi masalını yazma girişimiyle başlayan Selina’nın Maceraları, ikinci kitabıyla yoluna devam ediyor. Çocuklar, anneler ve öğretmenler tarafından çok sevilen Selina bu gidişle Ayşegül serisinin en önemli rakibi olacak gibi görünüyor.

Selina’nın Maceralarının en önemli özelliği; içerisinde kötülük barındırmaması. Sevgiyle, iyi niyetle yaratılmış, doğru ve güzel mesajlar veren bir kitap olması. İçerisinde subliminal mesajlar, erotik objeler vs. yok. Kitap tamamen bir annenin kendi tecrübelerinden ve kızından esinlenerek yaratılmış, eğitici ve eğlenceli bir kitap.

Ayrıca kahramanımız Selina bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen yine kendi hem cinsi büyücü, cadı veya kötü kalpli üvey kardeş veya anne eziyeti gören bir prenses de değil. Tam da yaşının gerektirdiği hayatı yaşayan bir kız çocuk.

Selina’nın Maceraları 6-10 yaş grubu için uygun bir kitap olmakla birlikte hikayeler öyle güzel resimlendirilmiş ki…  3 yaşından itibaren tüm çocukların ilgisini çekiyor ve sıkılmadan zevkle hem dinliyor hem de resimlerine bakarak kendi hikayelerini yazıyorlar.

Ayrıca serinin bir başka özelliği de  Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilen kitaplar listesinde yer alması.

Selina’nın Okul Macerası ve Selina’nın Yaz Tatili Macerası tüm online kitapçılarda ve kitap dükkanlarında sizleri bekliyor.

http://www.idilob.com/ (Her iki kitabı yazan blogcu arkadaşımızın blogu)

16 Eylül 2017 Cumartesi

BATIRIK



Bir Konya, Ermenek, Karaman yemeği.

Yarım demet maydonoz

Sekiz adet taze soğan

Yarım kilo bulgur

Maydonozlar ince kıyılacak. İki yemek kaşığı salça. Bir kaba, maydonoz, soğan, salça konur. Soğanlar da incecik olacak. Ayrıca, kırmızı pul biber, kimyon atılır, birer tatlı kaşığı kadar. Bir yemek kaşığı tuz. Ve nane ile karabiber. Bunların hepsi karıştırılır. Yani yeşillikler, baharat ve salça. İki de limon sıkılır. Karışım hazırlanır.

Bir ayrı kapta, bulgur, sıcak su ile şişirilir. Haşlama gibi olur. Sonra bulgur, önceki karşımın içine konur. Üstüne de bol bol tahin konur. Dört yemek kaşığı veya isterseniz fazlası. Baharat da çoğaltılabilir. Sonra hepsi iyice karıştırılır.

Karışım olunca, oluşan batırık, iki şekilde yenebilir. Yarısı mesela, mercimek köftesi gibi elde yuvarlanır, tabağa dizilir. Diğer yarısı ise derin bir kaba konur ve üstüne su eklenir, karıştırılır. Çorba gibi olur, sulu. Böylece çorba gibi de yenir. Çorbasını içerken, kasenin içine, batırığın içine marul ufalanır ve domates ince ince kıyılır. İçtikçe bunlar eklenebilir. Ayrıca, köfte gibi olanlardan da çorbanın içine atılıp kaşıkla ezilerek yenebilir. Çorbanın içine salatalık da atılabilir.

Faydalı, lezzetli ve doğal yemek.

13 Eylül 2017 Çarşamba

SON KIZÇE GÜNESÜRGÜN



Günesürgün çıkalı yaklaşık altı ay oldu. Kitabı okuyan birçok arkadaşım instagramda kitaplı fotolarını paylaştılar. Teşekkür ederim onlara.

Günesürgün’ü, günü yani, güneşe doğru olan bu kitabı, geçen yıl, Nisan ile Kasım arasında yazmıştım. Günlük şeklinde, anı parçaları, anlatılar şeklinde.

Bu kitap da diğerleri gibi, bir lotus çiçeği, bal çiçeği. Pembe lotus çiçeği olarak aydınlanmayı temsil ediyor benim için. Günlü, güneşli olduğu için.

Bu kitapta, gündelik yaşamdan anı parçalarını günlük şeklinde yazıp, çevredeki, mahalledeki insanları, komşuları, bakkalı, ayrıca İstanbul, Ankara, İzmir’den akraba, arkadaşları yazmıştım. Aile büyüklerim de vardı. Dedeler ve daha eskileri.

Bloglarında yazan arkadaşlarım da oldu bu kitabı okuyup da. Bunlardan saptayabildiklerim:

ÖCEANNE ÖZLEM B.


HALİL GÖNÜL


ACEMİ DEMİRCİ


11 Eylül 2017 Pazartesi

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 10



TERS DÜZ

MERT OFLUOĞLU

Ece Duman ( Melis Birkan J) Bozbalık’a gidiyor. Her yazar gibi doğanın içinde yalnız kalıp yeni romanını yazmaya. Değil. Kaybolan babasının sırrını çözmeye. Bozbalık. Trabzon dolaylarında bir köy. Değil. Nette ararsanız, Bozbalık, “Murat Boz Balık Burcu Mu?”, “Murat Boz Balık mı seviyor?” gibi bilgiler çıkıyor. Bozbalık bir yok köy.

Bozbalık, William Faulkner’in hayal ülkesi Yoknapatavvpha gibi hayal ürünü bir köy. Romanda her şey orada olup bitiyor. Ece, babasını bulmak için Bozbalık’a gidiyor ve kardeşlerini görüyor. Bozbalık’tan 18 yıl önce ayrılan Ece bu dönüşünde İstanbul’daki yaşamına hiç benzemeyen bir hayata tanık oluyor.

Bitki örtüsü, yiyecekler, gelenekler, sözcükler her şey değişik. Ece, babasını ararken yeni romanını da yazmaya çalışır, kardeşlerini de tanımaya. Bir yandan da duygusal yaşamı karmaşıktır. Bir şehirlinin kırsal yaşama alışması ve çocukluğuna dönmesi gibi başlayan roman beklenmedik bambaşka bir yöne doğru gider. Aşk ve gizem ve gerilim.

Kitabın sonuna dek merak ediyoruz ne olacağını. Sonunda da heyecan hiç düşmüyor. Kitapta aslında üç ana yol var. Biri, Ece, kardeşleri ve babasının esrarı, ikincisi, karmaşık gerilim ve aşk, üçüncüsü ise, bu olay örgüsünden bağımsız olarak olayların gerçekleştiği ortam, doğa, gündelik yaşam detayları. Romandaki bu tür betimlemeler, okumayı daha keyifli hale getiriyor.

Mert’in de belirttiği gibi romanın dizisi çok güzel olur, sürükleyici olur, çünkü roman çok rahat canlandırılıyor okuyanın zihninde. Romanın olay örgüsü romanın popüler yönü, olay örgüsü dışındaki doğa ve yaşam tanımlamaları ise romanın edebiyat yönü.

Bir anda başlayıp kaptırıp gidip bitirilen bu keyifli ilk roman için arkadaşımızı kutlarız. Devamı gelecektir zaten. Biz de okuruz. Zaman içinde edebiyatçı kimliği ile tanınmasını isteriz.

8 Eylül 2017 Cuma

PROUD OF LOVE



Sevmekten utanma, kibirli olma, sevginden gurur duy anlamına geliyor dizinin adı.

Şirin, tatlı, komik, duygusal bir Tayvan gençlik dizisi. Onlar da Koreliler gibi çok tatlılar. Dizi, müzikleri, komiklikleri ile keyifle izleniyor.

Üniversite dizisi. Genç bir kız, genç bir çocuk, genç bir çocuk daha. Bir kız iki oğlan ve diğer arkadaşları. Dizinin ana teması vücüu değişimi. Genç kız ile oğlanlardan birinin bedenleri değişir.

Kız erkek olur, erkek de kız. Bedenler değişir ama ruhlar ve kalpler değişmez. Ancak, beden değişimi yüzünden çevreye karşı komik durumlara düşerler.

Japonlarda olduğu gibi bu dizide de bol abartı var. Komiklikler abartılı, çizgi film gibi, ancak bu abartılı sahneler tatlı. Üç baş oyuncu da pek hoşlar.

Sevimli bir tatil dizisi, yaz dizisi. Birinci sezon bitti, olay çözülecek sandık ama çözülmedi. İkinci sezonu yakında başlayacak.

Şirin romantik komedi sevenler için.

2 Eylül 2017 Cumartesi

GAMLI BAYKUŞ


Gamlı Baykuş, yeni kültür sanat edebiyat dergilerinden. Henüz dört sayısı oldu.

Son sayısında, yazar Behçet Çelik ile bir söyleşi var. Bu sayının dosyası, kahramanlar ve anti-kahramanlar. Genelde edebiyattaki anti kahramanlar incelenmiş. Lermontov, Niçe, Gogol, Camus, Oğuz Atay kitaplarındakiler, örneğin. Çizgi roman kahramanları ve kahramanlarla geçen hayatımız anlatılmış.

Öyküler, şiirler de bulunmakta dergide. Fırat Tanış ile bir ropörtaj da var. Yazıların çoğunluğunun öyküler ve şiirler olduğunu söyleyebiliriz. Derginin yazar kadrosu ve çalışanları genelde tanınmamış kişiler, popüler değiller, bu da iyi olmuş.

Güzel yazılarla dolu bir dergi.

Dergiden: “mutluluk masal, mutsuzluksa hikayedir/Tolstoy”

1 Eylül 2017 Cuma

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 9


DÜŞ BATIMI

Hanife Mert

Adından da anlaşılabileceği gibi düşlerin batışını anlatıyor bu hüzünlü roman. Bir ailenin yıllara yayılan hüzünlü öyküsünü 1980’lere kadar getirmiş yazarımız. Ama bu romanın bir devamı olmalı ve Elif’in neler yaşadığını öğrenmeliyiz.

Yazarın blogundan da alışık olduğumuz dili bu kez bize uzun bir hayat öyküsü sunuyor. Taşrada, kırsalda, köyde geçen bir roman bu. Zamanla küçük büyük şehirler de girse romana genelde bir köy romanı diyebiliriz.

Köy yaşamının incelikleri ve biz büyük şehir insanlarının hiç alışık olmadığı bir dil var anlatıda. Yerel köy dili. Ancak çok sevilesi ve tatlı bir dil bu. Neyin ne olduğunu nette sözlüklerden buluyoruz. Sanırım yazarımızın iş gereği köylerde olmasından geliyor bu dil.

Otobiyografik içeriği olan bu hüzünlü anlatıda yazar köylük yerde parçalanmış bir ailenin dramatik yaşamını gösteriyor bize. Ve geleneklerin kadın üzeründeki baskısını. Kırsal alanda boşanmanın daha zor olduğunu da anlıyoruz.

Romandaki Zeynep ve Elif özellikle acılı kadınlar ve onların yaşamı destansı. Ailelerin parçalanması kadınlar üzerinde daha olumsuz etki yapıyor ve hayatlara yazık oluyor. İyiniyetli cahillik var hep karakterlerde.

Hanife Mert arkadaşımızdan müthiş bir ilk roman bu. Büyük şehir insanlarının sahte hayatlarından sonra bu roman çok gerçek geliyor bize ve mutlu ediyor. Böyle bir hüzünü seviyoruz.

Not:4/4

Hanife arkadaşımızın blogu


Youtube’da Hanife arkadaşımız