30 Ekim 2022 Pazar

İTALYAN SİNEMASI




İtalyan Sineması, Fransız Sineması ile birlikte dünya sinemasının en köklü, en güçlü iki sinemasından biri. İran, Japonya, Rusya gibi. İkinci Dünya Savaşından sonra Yeni Gerçekçilik akımı başlıyor, Bisiklet Hırsızları ile, ki Yurttaş Kane ve Potemkin Zırhlısı ile gelmiş geçmiş en önemli üç filmden biri, daha sonra yönetmenlerle devam ediyor.

Fransa ve İtalya sineması, yönetmenler sineması aslında. Fellini, Pasolini, Visconti, Rosselini, Bertolucci gibi müthiş yönetmenler var, daha sonra da Tornatore, Salvatores, Moretti vb.

Küçük bir seçki:

The Hand of God (Sorrentino/2021)

La Stanza Del Figlio (Moretti/2001)

Saimir (Munzi/2004)

Cahil Periler (Özpetek/2001)

The Best of Youth (Giordana/2003)

Büyük Yarış (Rovere/2016)

I am not Scared (Salvatores/2003)

Gomorra (Garrone/2008)

I am Love (Guadagnino/2009)

Sen Dünyaya Gelmeden (Castellito/2012)

Prendimi L’anima (Faenza/2002)

Malena (Tornatore/2000)

Mia Madre (Moretti/2015)



2000 Öncesi

La Vita e Bella (Benigni/1997)

Il Postino (Radford/1994)

Özel Bir Gün (Scola/1977)

La Dolce Vita (Fellini/1960)

Mediterraneo (Salvatores/1991)

Roma Açık Şehir (Rosselini, 1945)

Bisiklet Hırsızları (Sica, 1948)

Cennet Sineması (Tornatore/88)

Blow Up (Antonioni/66)

Gece (Antonioni/61)

Küçük Buda (Bertolucci/1993)

Finzi-Contini’lerin Bahçesi (Sica/1970)

Venedikte Ölüm (Visconti/1971)

28 Ekim 2022 Cuma

FİLM SEÇKİSİ 22




BELGESEL

THE ALPINIST

Marc-Andre Leclerc, 2021, A.B.D.

Kanada’lı dağcının inanılmaz tırmanışları. Marc, çok küçük yaşta dağlara tek başına tırmanmaya başlıyor ve bunu çok genç yaşta dağda ölünceye dek devam ettiriyor. Kendini insanlar arasında rahat hissetmeyen tırmanışçı her fırsatta dağlara çıkıyor. Bir tutku hikayesi. Not:4/4

THE MAN AND THE LE MANS

Steve McQueen, 2015, A.B.D.

En havalı eski aktörlerden, Amerikalı Steve McQuenn’in araba yarışı merakı ve 24 saatlik ünlü araba yarışı Le Mans ile ilgili oynadığı Le Mans adlı kurgu filmin çekim süreci. Film, yarış esnasında çekiliyor. İlgisi olanlara. Not:3/4

DRAM

ŞEFKAT

Tenderness, 2009, A.B.D.

Russell Crowe başrolde. Çok genç bir oğlan ailesini öldürür, hapse girer ve çıkar. Onu içeri atan polis, onun tekrar cinayet işleyeceğine emindir ve peşini bırakmaz, takip eder. Oğlan masum olduğunu iddia eder ancak polis inatçıdır. Keyifle izlenen bir suç filmi. Not:3/4

ÇOK PİŞMİŞ

Burnt, 2015, A.B.D.

Psikolojik yönden sıkıntılı ve kendini beğenmiş bir aşçı işleri bozulunca her şeye yeniden başlamak ister ve hedefi üç Michelin yıldızı almaktır. Yemek ve tutku dramı. Not:3/4

HERHANGİ BİR GÜN

One Day, 2015, A.B.D.

Sean Bean başrolde. Birini öldüren bir boksör yıllarca hapiste kalır. Çıktıktan sonra düzgün, normal bir hayat kurmak ister. İş bulmak, sevgili bulmak, akrabaları ile iyi olmak ister. Normal hayata geçmek kolay olmaz. İyi dram. Not:3/4

FANTASTİK

THE WITCHES

Robert Zemeckis, 2020, A.B.D

Anne Hathaway başrolde. Roald Dahl uyarlaması cadı romanında cadılarla mücadele eden ve ailesi ile ilgili sırlar keşfeden bir çocuk var. Eğlenceli. Not:3/4

GERİLİM, KORKU

NO EXIT

Damien Power, 2022, A.B.D.

Karlı buzlu havada yollar kapalı iken ıssız bir dinlenme yerinde birkaç yolcu bir araya gelir. Yolculardan biri ufak bir kızı kaçırmıştır. Bu durum ortaya çıkınca yolcular arasında bir ölüm kalım savaşı başlar. Kanlı bıçaklı hayatta kalma filmi. Not.3/4

MATRIARCH

Ben Steiner, 2022, A.B.D.

Genç bir kadın fazla dozda uyuşturucu aldıktan sonra iyileşir ve annesinin yanına döner. Bedensel rahatsızlıklar başlar, deformasyona uğrar. Bir süre sonra kasabada gizemli olaylar gerçekleştiğini fark eder. Gölde bir tür kutsal yaratık vardır ve kurban istemektedir. Korku sevenlere. Not:3/4

SUÇ

KUSURSUZ

Flawless, 2007, İngiltere

Michael Caine, Demi Moore. Kusursuz bir kusursuz soygun filmi. Bir elmas şirketinin temizlikçisi yaşlı bir adam ile şirkette çalışan genç bir kadın çalıştıkları şirketin elmaslarını soyarlar. Sigorta müfettişi şüphelense de kanıtlayamaz. Not:3/4

SANAT FİLMİ

Nr.10

Alex van Warmerdam, 2021, Belçika

Belçika’nın en özgün yönetmenlerinden birinden çok ilginç bir film. Filimin yarısı dram olarak giderken bir anda gerilim ve bilimkurguya dönüşüyor ve iki ayrı öykü anlatılmış gibi oluyor. Koruyucu ailede büyüyen bir çocuk tiyatro oyuncusu olur, kızı ile ilgilenir ve bir de sevgilisi vardır. Bir adam köprüde yanına gelir ve kulağına bir şey fısıldar ve birden film değişir, adam kendisinin bildiği gibi biri olmadığını anlar. Tuhaf film, sinema sanatı açısından izlenir. Not:4/4

26 Ekim 2022 Çarşamba

BLOGLARI CANLANDIRMA PROJESİ 10




BCP Ekim ayı teması, zombi ve gotik idi. Zombili film, dizi çok izlemişizdir. Gotik deyince insanın aklına hemen şato, vampir, hayalet ve tuhaf yaratıklar geliyor. Bu tür film ve dizi bulmak da kolay.Klasik gotik edebiyat deyince çok da fazla eser yok. Poe ve Lovecraft var ancak onlar da yeniler, yirminci yüzyıl başları. Charles Beaumont var, o da yirminci yüzyıl ortası, korku yazarı, hikayeleri Alacakaranlık Kuşağı'nda işlenen.

1800'lü yılların başında yazılan romanlar çok değil. Carmilla, Olalla adlı iki romanı okumuştum. Etkinlik için de bu kitabı seçtim.


KARABASAN MANASTIRI

Thomas Love Peacock

İş Bankası Yayınları, 120 sayfa

200 yıl önce yazılan bir eser. Roman şiir tiyatro karışımı. Gotik edebiyat türünün ilk örneklerinden. Jane Austen’in Northanger Manastırı (Northanger Abbey) ile aynı dönemde yayınlanan roman (Nightmare Abbey). Ancak, Northanger Manastırı, daha önce yazılmış.

Kitap, gotik komedi. Gotik tarzı alaya alan romanda o dönemin gotik modası ile gırgır geçilmiş. Her gotik romanda olduğu gibi şato, hayaletler var ancak bu komik romanda, satir denen türde, hayaletler de eğlenceli. Gotik tarzda daha sonra Sheridan La Fanu’nun Carmilla’sı ve Stevenson’un Olalla’sı yazılıyor, hayalet, vampir öyküleri bunlar.

Karabasan Manastırı’nda bir grup arkadaş var. Manastırda yaşayanlar ve onları ziyarete gelenler. Gelenler hep o dönemin ünlü simaları aslında ama hepsinin ismi ile oynanmış. Yazarlar, şairler, filozoflar, birbirlerini tanıyanlar. Lord Byron, Coleridge, Frankestein yazarı Marry Shelley’in kocası gibi birçok ünlü sima. İngiliz edebiyatını sevenlerin, okuyanların tanıdığı kişiler hepsi. Zaten kimin kim olduğu da açıklanmış. Türkçe çeviride hepsine hoş isimler bulunmuş. Pekfena, Somurtkan, Sertbakan gibi.

Aşk öyküsü de var ayrıca. Konakta oturan genç, iki kadına aşık oluyor. Biri neşeli, vurdumduymaz bir kadın, diğeri ise gizemli. Adam, gizemli olanı gizli bir odada saklıyor. Ancak belirgin bir konu yok. Misafirler bol bol sohbet ediyorlar ve o günlerin felsefesini, edebiyatını tartışıyorlar. Romanda o dönemin birçok eserinden de alıntı var. Alıntılarla konuşuyorlar. Yani kitap, edebiyat severler için bir oyun gibi. İngiliz edebiyatını sevenler için de bilmece gibi. Kim neyi demiş. Ancak çok da eğlenceli.

Gotik komedinin eski halini merak edenler için. Not:3/4

25 Ekim 2022 Salı

ÇOCUK ALDIRMAK MI ÖLDÜRMEK Mİ?


 



Kürtaj, genel olarak dünya üzerinde çözülemeyen, tartışılan konulardan biri. Çözülmesi de çok zor. Etik anlamda, dinsel anlamda çözümler var ancak yasal olarak çözümü henüz yok.

Kişiler, ülkeler halen kendilerine göre karar veriyorlar. Özgürlük açısından bakınca bu doğru zaten. Benim bedenim diyenler özgürlük açısından bakıyorlar. İster doğururum ister aldırırım. Böyle bakınca tamam da bir yandan da özgürlüğün karşısında cinayet var. Yani sen özgürsün, doğurmuyorsun, aldırıyorsun, tamam da bebeğin veya ceninin de özgürlüğü var. Cenin de doğmakta özgür, bebek de yaşamakta özgür. Bazı ülkelerde, bebek doğduktan sonra kordonu kesilmezse yaşıyor sayılmıyor, canlı sayılmıyor, iğne ile öldürülüyor, özellikle doğan bebek sakat ise. Kordon kesilince insan sayılıyor.

Özgürlük için denir ya, senin özgürlüğün bittiği yerde bir başka insanın özgürlüğü başlar. Bir bebek ne zaman insan olur? Bunun üzerinde net bir anlaşma yok. Birçok ülkede bebek doğduktan sonra artık insan olarak kabul ediliyor. Başka yerlerde bebek ana rahmine düştüğünde canlı sayılıyor. Diğerlerinde iki ay sonra insan ve canlı kabul ediliyor. Doğup ilk nefes aldığında veya ana rahminde de nefes aldığında insan kabul edilebiliyor.

Bu durumda onu öldürmek bir tür cinayet oluyor. Oluyor mu olmuyor mu? Bebek rahimdeyken canlı organizma ancak insan mı? Bu noktada şu var ki, bebeğe ruh geldiğinde veya ruh üflendiğinde o artık bir insandır. Ruh ne zaman üfleniyor? Ceninin ilk günlerinde mi? Bebek ne zaman düşünmeye, hissetmeye başlıyor? Bu konuda herkes farklı düşünüyor. İnsan nereye dek özgür? Bu noktada önemli olan bu konuda yasa ne olmalı? İnsanları kürtaja zorlamalı mı? Serbest mi olmalı?

Bir insan bir aile çocuk bakmaya uygun değilse de acaba çocuk doğmalı mı? Diyelim anne uyuşturucu bağımlısı, çocuğu var ancak öyle gidiyor ki kafası, çocuğunu tanıyamaz hale geliyor, kocası ile boşanmışlar, kadın kafası uçmuşken kocasını arıyor, sen çocuğumu çalmışsın, klonlayıp getirmişsin diyor, bu çocuk benim değil al. Bu çocuk bu kadında kalmalı mı? Yoksa kadın özgür mü? Ya da anne baba alkolik, çocuğun farkında bile değiller, hatta çocuğun altını bir iki ay değiştirmemişler, çocuğun poposunda kurtçuklar oluşmuş. Bu bebeği onlardan almak yine de zor. Özgürlük açısından düşününce. Bu noktada sosyal sistem araya girmeli.

Ülkemizde de insanlar rahatlıkla kürtaj oluyor. Ama, zengin ülkelerde olduğu gibi, insanlar doğurunca çocuğa bakamazsa devlet araya girip ona iyi şartlarda bakım sağlamıyor ya da çocuk doğurana çok iyi aylıklar ödenmiyor. Zengin ülkelerde o nedenle genç yaştaki kızlar bile rahatlıkla doğuruyor.

Dünya üzerinde genelde insanların özgür olmasına doğru bir eğilim var. Ancak, özgürlüğün bir sınırı olmalı mı? Yasal olarak yani. İnsanların çalışmama özgürlüğü de var. Gelişmiş ülkeler bu sorunu çözmüş. İstemeyen çalışmıyor, devlet ona bakmak durumunda. Ama onlara ödenenler de vergilerden çıkıyor. Yani çalışmama özgürlüğünü çalışanlar sayesinde alabiliyorlar. Bu bir özgürlük mü? Bu nedenle çalışanların sayısı azaldığı için çalışanlar da yüksek maaş istiyor.

İnsan, özgürlüğün de suyunu çıkarıyor, insanları kısıtlamanın da. Yıllar geçtikçe insanoğlu bu sorunları çözecek elbette.

22 Ekim 2022 Cumartesi

BJÖRNSTAD VE BLOODLINE



BJÖRNSTAD

2020 yılı İsveç dram dizisi. Gerilim, heyecan, suç konulu. Dizinin adı Beartown, ayı şehri. Kuzey İsveç’te kurgu bir kasaba. Kasabanın hokey takımı aynı zamanda, aynı isimli.

Hokey, kasabanın bir tür tutkusu. Okul hokey takımı da yükselme sürecinde. Aileler de takım ile ilgili. Yeni bir erkek oyuncu da kasabaya geliyor, yıldız bir oyuncu. Bölge finallerinden önce bir kutlama yapılıyor, oyuncular, kasabanın ergenleri arasında. Parti gecesi bir taciz gerçekleşiyor ve bu taciz olayını yaşayan kız ve bütün kasaba bu olayı bir türlü atlatamıyor. Çocuklar, aileler, takım oyuncuları, olayı örtbas etmek isteseler de kasabada kaos başlıyor.

Oldukça sürükleyici. İkinci sezon planları da var ancak halen bir karar verilemedi. Her zamanki gibi bir kuzey kara dizisi. Soğukta, buzda içten içe yanan duygular. Not:4/4





BLOODLINE

2015-2017 arası 3 sezonluk Amerikan aile dram ve gerilimi. Dizinin adı, soy, nesil anlamına geliyor. Dizide de bir ailenin üç kuşağı bir arada. Dizi, Florida Key West bölgesinde çekilmiş. Sahil bölgesinde. Sıcak, balık, deniz merkezi. Bölge aynı zamanda uyuşturucu tüketimi ve zenginleri ile tanınıyor. Miami’ye yakın.

Rayburn ailesi 45 yıldır sahildeki oteli işletiyor. Anne baba Rayburn’ler, üç oğulları ve bir kızları. Oğullardan biri polis ve evli çocuklu. Diğeri limanda işadamı. Kız ise avukat. Dördüncü çocuk, Danny ise genç yaşta aileyi bırakıp hayatına kendi devam ediyor. Çocuklar küçükken, beşinci kardeş Sarah, denizde bir kaza sonucu boğulup ölüyor. Teknede Danny de var. Babası, ölümden Danny’yi sorumlu tutup fena dövüyor. Danny evden gidiyor. Yıllar sonra eve dönünce ailenin rahatı bozuluyor. Danny geçmişi unutamadığı için aileyi üzmek amacında. Aile Danny’yi kabul etsin mi etmesin mi, kararsız kalıyor.

Çok heyecanlı bir aile gerilimi. Dizide çok sayıda ünlü oyuncu var. Not:4/4

KİTAPLAR 6

 


GURBETİN DOĞUSU

Bojin Pavlovski

Güneş Yayınları, 305 sayfa

1980’lerde Makedonya’dan Avustralya’ya göç eden Makedonların ve Türklerin öyküsü. Yazar da Üsküp doğumlu ve 90’larda Yugoslavya’da çatışmalar çıkmadan önce ülkeden göç edenlerden. O dönemde işsizlik, parasızlıktan bıkan Makedonlar Avustralya’ya iş bulmaya gidiyor. Türkler de halen gitmekte. Romanda, Avustralya’nın batısına yerleşenlerin, yoksulların, işçilerin yeni bir ülkeye adapte olma, yaşama çabası anlatılıyor. Etkileyici hayatlar. Göçmen romanları sevenlere. Not:3/4


İKİ AŞK ARASINDA ATATÜRK

İsmet Bozdağ

Truva Yayınları, 223 sayfa

Atatürk’ün yaveri Salih Bozok’un anılarında Atatürk, Çankaya Köşkü, Fikriye Hanım, Latife Hanım anlatılmış.

Atatürk ile ilgili anılar yanında Atatürk ile Fikriye ilişkisi ve Atatürk ile Latife ilişkisi anlatılmış daha çok. Fikriye’nin Ata’ya sevgisi, bağlılığı, Latife’nin kıskançlığı, öfke nöbetleri işleniyor. Ata’nın özel yaşamını okumak keyifli. Fikriye Hanıma üzülmemek elde değil. Latife Hanıma da kızmamak olanaksız. Not:3/4


KARANLIK

Yasmine Galenorn

Martı Yayınları, 410 sayfa

Yazarın Ayın Kardeşleri serisinin üçüncü kitabı. Öteki Dünya romanları. Kurt adamlar, vampirler, cüceler, cinler, yarı insan yarı vampirler, periler, kahinler, karabasanlar. Öteki dünya, bu dünya. Kötü yaratıklar, güçlü vampirleri avlama peşinde. Kızkardeşler de insanları, vampirleri koruyor. Öteki dünyanın kötüleri, dünyadaki insanları vampire dönüştürecekler. Bu romanda Menolly bir yandan da vampir içgüdülerini kontrol etmeye çalışıyor. Bol doğaüstü yaratıklı savaşlar ve vampir avı. Vampirler mücadelesi. Fantastik eğlenceli kitap. Not:3/4



TARİHTE NELER OLDU?

Gordon Childe

Kırmızı Yayınları, 300 sayfa

Gordon Childe, dünya çapında saygın bir arkeoloji profesörü. Avustralyalı olup İngiltere’de bilimadamlığı ve profluk yapan yazarın çok sayıda onur ödülü bulunmakta.

Bu kitabı da bir klasik.

Yaklaşık 80 senedir okunmakta. Kitap, Paloelitik ve Neolitik dönem ile başlıyor ve Roma, Bizans dönemine, Akdeniz’e dek geliyor. Kitap, insanın gelişimini anlatıyor. Arkeoloji ve tarihsel açıdan insanın gelişimi. Araç gereçler, buluntular, tapınaklar, siteler yoluyla insan nasıl gelişti ve Roma döneminin mimarisine ulaştı. İnsanın tarihini öğrenmek için birebir. Aynı zamanda bir ders kitabı. Tarih öncesinden antik döneme insan.

Çevirenler de saygın tarihçilerimiz Alaattin Şenel ve Mete Tunçay.

Not:4/4

21 Ekim 2022 Cuma

KELİME OYUNU 99




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Her hafta beş kelime veriyoruz, bunların da içinde olduğu öykü şiir deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes beş kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: Sıva/Köşe/Köpek/Pencere/Nefes

VAİNA 18

Gecenin karanlığını bıçak gibi kesen çığlıklarla gözlerini açtı Lua. Aynı anda uyuduğu odanın kapısı şiddetle açılıp ardındaki duvara çarptı. Duvardan büyük bir sıva parçası yerinden kopup etrafa saçıldı. İçeriye giren şifacının kırışıklıklarla çevrelenmiş gözleri soğuk bir dehşeti yansıtıyordu. Yılların tecrübesiyle hala sakin kalıyor olsa da hareketlerindeki acele ve yüzündeki donukluk büyük ve korkunç bir şeyin meydana geldiğini anlamaya yetiyordu.

Lua'ya sessiz olmasını işaret ederek köşede duran çantayı ona doğru attı. Bu eşyalarını topla demenin kısa bir yoluydu. Lua az miktar eşyasını çantaya doldururken uyurken çıkarttığı daha kalın kıyafetlerini üstüne geçirirken sessizce neler olduğunu sormaya çalıştı ama yaşlı kadın buna cevap vermek yerine odanın diğer ucunda kapalı duran pencereye doğru ilerledi. Elindeki muma üfleyip söndürdükten sonra pencerenin ahşap panjurunu dışarı doğru hafifçe itip ufak bir aralık oluşturdu. Bu küçücük aralıktan dikkatlice dışarıya baktı. Uzakta büyük bir yangın başlamıştı ve kızıl alevler her yeri aydınlatırken yangının çatırtıları ve çığlıklar karanlıkta çok yakındaymış gibi duyuluyordu. Etrafta köpeklerin havlaması ve keçilerin korkuyu yansıtan sesleri yükseliyordu.

Lua pencereye yaklaştığında ötedeki çayırların ve ağaçların arasında ay ışığı ve yangın sayesinde biraz da olsa bir şeylerin kıpırdandığını fark etti. Ormanın içinden gelen birileri veya bir şey köye saldırıyor olmalıydı. Şifacı yine sessiz olmasını işaret ederek onu kolundan tuttu ve önceki gece gösterdiği bıçağı eline tutuşturdu. Cam bıçak kabzası gibi geyik boynuzundan oluşan bir kın içinde duruyordu. Şifacı Lua’nın bıçağı yanına almasını istiyordu. Aile anısı olan bir şeyi alıp götürmek doğru gelmese de kadının ısrarlı bakışlarına karşı koymadı. İçinden bir ses Güneş ülkesinde buna ihtiyaç duyabileceğini söylüyordu.

Mutfaktan kurutulmuş et ve salamura edilmiş kurutulmuş peynir dolu bir keseyi çantaya doldurup hızlıca evden çıktılar. Görünmemek için eğilerek ve hızlıca ilerliyorlardı. Köyün içinden hızlıca geçip bir patika yola ulaştılar. Onu bir süre takip ettikten sonra bir anda çalıların arasına dalıp sadece köyden olanların yerini bildiği gizli bir yolu takip ettiler. Her yerde dikenli çalılar vardı ve bunların arasında yürümek oldukça zordu. Bu şekilde bir süre ilerledikten sonra bir kayalığa ulaştılar ve gizli bir geçitten içeri girdiler.

Lua neler olduğunu hala tam anlamamışken içeridekilerle karşılaşmayı da beklememişti. Köyden kaçmayı başaranlar önceden bildikleri bu mağarada toplanmıştı ve hiçbiri ne yapacağını bilmez halde görünüyordu. Şifacıyı görenler koşup onu ellerinden tuttu ve nefes nefese kalmış olan kadını bir köşeye oturması için yönlendirdi. Herkes tanıdığı kişileri görüp görmediğini merakla soruyor ve onların da kurtulması için dua ediyordu. Lua şifacının yanında yere çöküp yaşlı kadının nefesinin düzene girmesini beklerken neler olduğunu sordu.

18 Ekim 2022 Salı

MEDYUM

 



Bir şey konuşuruz, planlarız, bir şey yapmak isteriz, işte şununla ilgili yer bulmam lazım, şu kursa gitmek istiyorum, bununla ilgili bir kurs bulmam lazım gibi, konuşmalar yapıyoruz.

Anında önümüze o söylediğimizle ilgili bir sonuç çıkıyor. Örneğin, instagramda. Telefonda annene diyorsun, Hafız Mustafa tatlıcısını özledim, gidip puding yemeliyim orda, instayı açıyorsun, Hafız Mustafa Nişantaşı’nda şube açtı, Cumartesi açılışa gelin gibi, bir DM geliyor.

Eskiden şöyle olurmuş ya ayy İlayda’yı mı arasam Aleyna’yı arasam diye içimizden geçirirken bir anda telefon çalar. Aaa İlayda.

Şimdi de öyle işte. Rossman’dan telefon silme bezi almak lazım diyor sana annen telefonda, sosyal medyayı açıyorsun, Rossman’da gözlük bezi indirimde, Benri.

Yani bu sosyal medya, ermiş gibi, medyum gibi bişi, kahin.

15 Ekim 2022 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 21

 




BİYOGRAFİ

BLONDE

Andrew Dominik, 2022, A.B.D

Marilyn Monroe’nun yaşamı. Marilyn ile Bir Hafta adlı film kadar etkileyici değil. Marilyn’in yaşamı biraz sert gösterilmiş. Çocukluğu, annesi, ortada gözükmeyen babası, yetimhane, daha sonra sinema, ilişkileri, aşkları, evlilikleri. Hayatından kesitler. Okuyan, düşünen biri olmasına rağmen sinema dünyasında ve erkekler arasında savruluyor. İnsanlar onun güzelliğini görüyor ve sinemada onun üzerinden para kazanmak istiyorlar. Acılı ruhunu gören yok. İzlenir. Herkese göre değil. Yetişkin unsurlar bulunduruyor. Ana de Armas, rolüne çok uymuş. Not:3/4

THE HIGHWAYMEN

John Lee Hancock, 2019, A.B.D.

Kevin Costner filmi. Gerçek suç öyküsü. Bir zamanların ünlü soyguncu çifti Bonnie ve Clyde’ın peşine düşen eski Teksas polisleri. Araba ile takipler, kırda bayırda. Not:3/4

KOMEDİ

PATRONLARA TUZAK

Set It Up, 2018, A.B.D.

İki şirketin iki yönetici asistanı, biri kadın biri erkek, patronlarından şikayetçidirler. Patronları işkolik ve yalnızdır, patronların biri erkek biri kadındır. İki asistan rahat etmek için patronlarının birbirlerine aşık olmalarını planlarlar. Tatlı komedi. Not:3/4

TAZE GELİN ŞAŞKIN DAMAT

WEDDING DAZE

Isla Fisher, 2006, A.B.D.

Genç bir adam sevdiği kızla evlenecekken kız ölür ve adam hiç unutamaz. Adamın arkadaşı, onun unutmasını ister, sev, başkası ile evlen der. Adam da kafedeki bir garson kıza aniden evlenme teklif eder, kız da kabul eder. Kız nişanlıdır ama nişanlısı ile mutlu değildir. Bu ikili birbirlerini tanımadan evlenmeye hazırlanır. Şirin aile komedisi. Not:3/4

GERİLİM KORKU

MR. HARRIGAN’IN TELEFONU

Mr. Harrigan’s Phone, 2022, A.B.D.

Stephen King öyküsü. Bir küçük oğlan, civardaki yaşlı bir amca ile arkadaş olur, ona kitap okumaya gider, düzenli olarak. Adam bir gün ölür ancak küçük oğlana mezarından telefon mesajları gönderir. King’in sevdiği konular, teknolojinin tehlikeleri. İzlenir. Not:3/4

DİRİLİŞ

After Life, 2009, A.B.D.

Liam Neeson filmi. Genç bir kız, trafik kazası geçirir ve ölür. Gömülmeden önce cenaze evinde, cenaze görevlisi ile konuşmaya başlar. Morgda yatakta ve morg odasında kız kendini halen canlı sanmaktadır. Öldüğünü kabullenmez. Cenaze görevlisi diğer ölülerle de konuşmaktadır. İlginç dram. Not:3/4

KAYBOLAN

The Vanished, 2020, A.B.D.

Anne Heche filmi. Bir karı koca, küçük kızlarını kaybederler. Kayıp kızı polis bulamayınca, kendileri aramaya başlar. Karavanda yaşayan aile, kızlarını kaçırdıklarını düşündükleri ailelerin, kişilerin peşine düşerler. Hüzünlü suç dramı. Not:3/4

POLİSİYE

KONTROL

Het Tweede Gelaat (Double Face), 2017, Belçika

Altı adet kadın cesedi bulunur. İki dost polis memuru bu davaya verilir ve ikili, seri katil yeni bir cinayet işlemeden onu bulmaya çalışır. Sakin kuzey polisiyelerinden. Not:3/4

KANUNUN ÖTESİNDE

Mezartaşları Arasında Gezinti

A Walk among the Tombstones, 2014, A.B.D.

Liam Neeson filmi. Lawrence Block’un aynı adlı romanının film versiyonu. Polis eskisi Matt, özel olarak çalışmaktadır, lisansı olmadan. Karısı öldürülen bir adam ona başvurur ve karısının katilini bulmasını ister. Matt, başkalarının da öldürüldüğünü anlar. İşin içinde uyuşturucu ticareti vardır. Matt, acımasız seri katilin peşine düşer. İzlenir klasik polisiye. Not:3/4

AKSİYON GERİLİM BİLİMKURGU

YOLCU

The Commuter, 2018, İngiltere

Liam Neeson filmi. Her gün trenle işine gidip gelen bir sigortacı, eski polis, her zamanki gibi trende iken bir olaya zorla karıştırılır. Bir para çantası ve bir tanık bulması istenir, tuzağa düşürülür. Adam, bu açmazdan kurtulmaya çalışır. Klasik aksiyonlardan. Not:3/4

RED EYE

Wes Craven, 2005, A.B.D.

Bir iş kadını bir uçak yolculuğunda, yanındaki yolcu tarafından şantaj yapılır. Babasını öldürmekle tehdit edilerek bir politik cinayete ortak olması istenir. Uçak ve kovalamaca aksiyonu. Heycanlı. Not:3/4

CARGO

Martin Freeman, 2017, Avustralya

Bilimkurgu aksiyon dramı. Felaket filmi. Dünyada bir salgın ortaya çıkar. Bir adam da küçük kızını kurtarmaya çalışır. Salgının olmadığı, zombilerin olmadığı bir yer bulmaya çalışır. İzlenir. Not:3/4

İSKELET ANAHTAR

Skeleton Key, 2005, A.B.D.

Kate Hudson filmi. Büyü, gizem filmlerinden. Bir hemşire, yaşlı bir amcaya bakmak için bir eve gider. Ancak evde tuhaf şeyler olmaktadır. Çatı katı vardır ve her odanın kapısını açan bir anahtar. Evde büyücüler, cadılar vardır. Türü sevenlere eğlenceli. Not:3/4

14 Ekim 2022 Cuma

KELİME OYUNU 98




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Beş kelime veriyoruz, bu beş kelimenin de içinde olduğu öykü şiir deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes beş kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: Korkunç/Güneş/Akın/Dakika/Ateş/

VAİNA 17

"Korkarım sadece kendin için değil hepimiz için korkunç bir şeylerin başlamasına sebep olmuşsun..." Şifacı kötücül konulardan konuşulmaya başlandığı için bir tütsü yakmış ve gecenin içinde dolaşan gölgelerden sakınmak için pencereleri sıkıca kapatmıştı. Yüzündeki kırışıklıklar ciddi bir ifadeye bürünmüş ve sesini oldukça alçaltmıştı. Sanki bulundukları alanı onlarla paylaşan hayaletler varmış da onları duyabilirlermiş gibi davranıyordu. "Büyük büyükannem atalarından kalma hikayeler anlatırdı ve çoğu kişi bunlara inanmasa da biz hepsinin gerçek olduğunun farkındaydık. Güneş ülkesi dünyanın öbür ucunda olduğu için gerçekte nasıl bir yerdir bilemem. Atalarım onlarla çok çok eskiden ticaret ve eğitim için bağlantılar kurmuşlardı. Fakat belki de çocukluğumdan beri oradan kimsenin bu taraflara geldiğini duymadım. Çoğu insan için Güneş insanları sıradan birer insan ve orası da sıradan bir ülkedir. Fakat ailemden bana aktarılan anılar ve hikayeler orada büyü yeteneği olan insanların bulunduğunu anlatır. Benim şifa yeteneğimden çok çok başka çok kuvvetli ve istenirse karanlık bir yöne bile gidebilecek, kimsenin aklının ermediği güçleri vardır. Tüm dünya içinde böylesine özellikler barından pek fazla bir topluluk olmadığını düşünürsek yeteneklerini kötü amaçlarla kullanmadıkları ve sıradan bir hayat sürmeye çalıştıkları için şanslıyız. O kadar sıradan yaşarlar ki haklarındaki gerçekleri dışarıdan kimse bilemez. Karanlık büyü ve kötü varlıklarla savaşan askeri bir grupları olduğunu da işitmiştim ama onlardan birinin buralara geleceğini hiç düşünmezdim. Onlar kadar çok olmasa da bazen başka yerlerde yine büyü gücü olan kişiler ortaya çıkabiliyor ve bunların içinden bazıları kötü bir kalbe sahip olabiliyor. Büyükannem Güneş avcılarının bu kötü niyetli kişileri bulup cezalandırdığını veya güçlerini mühürlediğini anlatırdı. Bazen de karanlık ruhların bir yolunu bulup yaşayanların dünyasına akın ettiği korkunç zamanlar olduğu ve yine Güneş insanlarının bu zamanlarda insanlar için savaştığı söylenirdi. Ben onlardan birini hiç tanımadım ama anlatılan bu hikayelerin gerçek olduğundan her zaman emindim..."

Şifacı bunları anlattıktan sonra beklemesini söyleyip odadan çıktı ve bir iki dakika sonra elinde eski bir kumaşa sarılı bir şeyle geri döndü. Tekrar yer minderine oturup konuşmaya başlarken elindeki nesneyi aralarında yere bıraktı ve kumaşı açmaya başladı. "Bu şeyin iki yüz yıldan eski olduğunu söyleyebilirim. En azından ailemde bulunuşundan itibaren o kadar yıl geçti. Onu hiçbir şey eskitmiyor veya hiçbir şey tarafından yok edilemiyor. Bir çeşit sihirle dövülmüş olmalı. Meraktan dolayı onu bir gün ateşe atıp yanıp yanmayacağına bakmıştım ama üzerinde tek bir çatlak dahi oluşmadı. Ayrıca ateş söndüğünde onu közlerin içinden çıkarttığımda şaşırtıcı şekilde buz gibi olduğunu fark ettim. Ona hiçbir şey işlemiyor. Ailemize o zamanlar dostları olan bir Güneş insanı yadigar olarak hediye etmiş. Bu silahı kullanmamız için hiç lüzum olmadı fakat atalarımın anlattığı hikayelerin kanıtı olarak nesilden nesile geçti.." Kumaşın içinde sapı sedefli gibi bir renge sahip geyik boynuzundan oluşan ve ucu cam gibi şeffaf ve onca yıla rağmen hala keskin görünen uzun bir bıçak duruyordu. "İçinde bulunduğun sorunu çözmenin tek yolu Güneş ülkesine gitmek ve içindeki bu ruhu kötü niyetlerle hapsetmediğine, bir ruh yiyen olmadığına onları inandırabilmek. Eğer onları ikna edebilirsen ve sana güvenirlerse bir yolunu bulabilirler. Öbür taraftan başına nöbetçi koydukları korkunç bir şeyin kaçmasına sebep olduğun için sana ne yapacakları konusunda hiçbir fikrim yok. Yine de onları bu konuda uyarmak hepimizin iyiliğine olacaktır. Eğer bu kadar sıkı şekilde korudukları ve hapsettikleri bir şeyse durum sandığımızdan daha ciddi olabilir. Bir an önce yola çıksan iyi olur evlat." Şifacı kumaşı tekrar sarıp bıçağı aldığı yere geri götürdü. Bu sırada Lua düşüncelere dalmıştı. Ingrid'i kurtarmak için Güneş ülkesine gitmeliydi. Vaina konusunda da onları uyarmalıydı. Fakat muhtemelen sebep olduğu şeyler yüzünden başı büyük belaya girecekti. Alabileceği en ağır cezalara hazırlıklı olarak gitmeliydi. Verdiği sözü ne olursa olsun tutacaktı. Oraya vardığında başkentlerinde bulunan saraya bağlı büyük tapınağa gitmesinin en doğru şey olacağına karar verdiler. Çünkü Ingrid'in de bağlı olduğu avcı grubunun merkezi orasıydı. En azından Şifacının atalarının anlattıkları böyle söylüyordu. Oraya gittiğinde şifa eğitimi almak isteyen biri gibi davranırsa belki daha güvenli olabilirdi. Böylece tüm gece yolculuğunun nasıl geçeceğini ve sonuçlarını düşünerek sabahladı.

11 Ekim 2022 Salı

KOZMETİK VE HİPNOZ

 




Kişisel bakım ile kişisel gelişim birbirine uzak kavramlar değiller. Gratis’e girmekle bir hipnoz tedavisine girmek benzeşiyor.

Kozmetik, bir şekilde insanın görünüşünü, yüzünü, cildini, bedenini değiştiriyor. Takıların da süslediği gibi. Güzelleştiriyor genellikle, çirkinleştirdiği de olabiliyor tabii.

Kozmetik bedeni iyileştiriyorsa kişisel gelişim de ruhu iyileştiriyor. Reiki, yoga, hipnoz gibi.

Gratis’e giriyorsun bakım ürünleri alıyorsun, bu birinci seans. Kullanıyorsun, yine alıyorsun, birkaç seans devam ediyor.

Diyetisyene gitmek de öyle. Görüşme ve seanslar.

Alternatif tıp için de öyle. Örnekse, hipnoz tedavisi. Reiki, NLP gibi. Kahkaha yogası ya da.

Diyelim hipnoz, ne için, denize girme korkusu, taciz travması, sigarayı bırakma gibi. Beş seans görüşürsün, hipnoz tedavisi, evde de konuşmaları dinlersin. Sonra da birkaç seansta geçer.

Kişisel bakım, kişisel gelişim, ruh kozmetiği.

9 Ekim 2022 Pazar

DİZİLER 8

 


BİR PERİ MASALI

Yeni yerli dizilerden. Romantik dram türündeki dizide Alina Boz başrolde.

Zeynep, yoksul bir ailenin kızı. Bir trafik kazası sırasında eline çok para geçiyor ve bu para ile kendini yeniden yaratıp yüksek sosyeteye girmek istiyor. Bunun için de ortama alışması gerek. Klişe olsa da tatlı dizi ve Alina Boz sevenler izleyeceklerdir. Not:3/4


SURFACE

2022 yılı tek sezonluk Amerikan gizem, dram, suç dizisi. Yapımcılardan biri oyuncu Reese Witherspoon, müzikler ise Olafur Arnalds’a ait.

Görsellik iyi, dizi meraklı, sürükleyici ve bol şaşırtmacalı. Konu alışıldık konulardan olsa da dizi insanı içine çekiyor ve nasıl bir sonuca bağlanacak diye merak ettiriyor. Evli bir genç kadın, bir gemiden kendini denize atıyor ama kurtarılıyor. Hafızası kaybolan kadın kocası ve arkadaşları ile eski özel ve iş hayatına dönüyor. Eski insanlarla yeni bir hayata başlıyor ancak zaman içinde geçmişini hatırlamaya başlıyor. Bu tür dizilerde olduğu gibi hiçbir şey de göründüğü gibi değil. Hafıza kaybı konusunu sevenler için. Not:3/4


THE BAY

2019’da başlayan ve halen devam eden İngiliz polisiye dizisi. Üçüncü sezon bitti, dördüncü de gelecek. İlk iki sezonda Morwen Christie (The Replacement), üçüncü sezonda Marsha Thomason (Lost) başrolde.

Dizi, İngiltere’deki Morecambe Haliç’inde çekiliyor. Kumluk, plajlık alanda Morecambe kasabası da bulunmakta. İlk sezonda çocuk kaçırma, ikinci ve üçüncü sezonda cinayet araştırmaları işleniyor. Ana kahraman, aile iletişim memuru olan polis. Detektifler soruşturmalarını yaparken bu iletişim detektifleri de acı çeken ailelerle yakın iletişimde olarak hem acılarını paylaşıyorlar hem de onların yardımıyla davaları çözmeye çalışıyorlar.

Sakin, yavaş, gündelik yaşam hızında ilerleyen dizi görsellik, ortam, oyuncular, müzik, merak, heyecan, her yönden başarılı bir İngiliz polisiyesi. Not:4/4

8 Ekim 2022 Cumartesi

KAĞIT EV VE KAĞIT PRENSES



KAĞIT EV

C. M. Dominguez

Jaguar Yayınlar, 90 sayfa

Kağıt Ev, kitaplarla ilgili, okuma sevgisi, kitap tutkusu ile ilgili bir film. Körleşme adlı romanda da kitap tutkusu işlenmişti. Körleşme’de Kien, kitap tutkusunu iyice abartmış, dünyadan kopuk bir insandı. Kağıt Ev’de kahramanlardan biri kitaplardan ev inşa ediyor. Kitapları üst üste dizip çimento ile kaplayıp bir ev haline getiriyor deniz kıyısında. Sonra bir üniversite hocası ondan bir kitap isteyince evden bir kitabı çekip çıkarıp gönderiyor. Kitap ulaşamıyor. Çünkü alıcı ölüyor. Kitap eline geçen başka bir üniversite hocası bu tuhaf olayın peşine düşüyor.

Konu ilginç. Kitapları çok sevenler için ilginç bir konu. Bir tür arayış ve yolculuk romanı. Bir kitabın ve o kitabı almış bir kişinin peşinden yolculuk. Akıcı bir dil yok. Çok rahat okunmuyor. Ancak içinde bol kitap ve yazar var. Mizah da var. Sadece kitap tutkunlarının seveceği romanlardan. Not:3/4


KAĞIT PRENSES

Erin Watt

Yabancı Yayınları, 315 sayfa

Ella, 16 yaşında bir kız. Babası ortada yok, annesi bar kadını. Annesi ölünce Ella yalnız kalıyor ve barlarda dans ederek hayatını kazanmaya çalışıyor. Okuluna orta yaşlı bir adam, Callum, geliyor, onun vasisi olduğunu söylüyor. Callum, Royal ailesinden bir zengin sanayici. Callum, Ella’nın babası Steve’in en yakın arkadaşı.

Ella, Royal ailesinin malikanesine geliyor ve Callum’un oğulları ile tanışıyor. Beş erkek kardeş. Ella beş kardeşle aynı evde yaşamak durumundadır. Zenginliğe alışması lazım. Yeni okulundaki zengin şımarıklıklarına alışması lazım. Gossip Girl ve Elite dizilerine benzeyen roman eğlenceli, sürükleyici. Kitap Royal Ailesi serisinin ilk kitabı aynı zamanda.

Genç Yetişkin, Yeni Yetişkin türündeki romanda çok olmasa da yetişkin unsurlar da var. Kolay okunan, çabuk biten romanlardan. Not:3/4

7 Ekim 2022 Cuma

BLOGLARI CANLANDIRMA PROJESİ 9




BCP etkinliğimiz başlayalı bir yıl dokuz ay oldu. Faydalı, keyifli etkinliğimiz devam ediyor. Eylül ayı teması yemekler, aşçılık idi. Filmler kitaplar diziler belgeseller animeler olabilir.

Yemek deyince insanın aklına İtalya geliyor. Bahçelerde büyük masalarda yemek yemeleri, aile ve arkadaşlar ile. Sohbet ve hayatın tadını çıkarmaları.

İtalya'da geçen yemek ve doğa konulu iki film seçtim. Biri yumuşak diğeri de zarif bir dram.

TOSCANA

Mehdi Avaz, 2022, Danimarka

İtalya’nın Toskana’sında geçen bir yemek ve aşk filmi. Filmde konudan çok aşçılık ve Toskana doğası ilgi çekiyor. İtalya deyince insanın aklına bahçede aile yemekleri geliyor.

Danimarka’lı bir aşçı, İtalya’da babasının ölünce ona bıraktığı restoranı satmak için oraya gider. Danimarka’da işlettiği restoranın da para sorunları vardır. Orda, kendi ülkesine benzemeyen bir ortama girer. Yemek ve arkadaşlık daha değerlidir. Restoranı işleten kadın ise aşçının çocukluk arkadaşıdır. Adam, restoranı satmakta zorlanır.

Sakin, yumuşak filmlerden. Hafif romantik komedi. Yemekler ve Toskana’yı izlemek keyifli. Not:3/4





BENİM ADIM AŞK

I am Love, 2009, İtalya

Başrolde Tilda Swinton, Rusya’dan İtalya’ya gelin gitmiş Emma rolünde. Gelin gittiği aile de zengin ve sanayici bir aile. Şehirde, kırda zengin bir yaşam. Emma ve kocasının çocukları da olur ancak kadın kendini boşlukta hisseder ve eve misafir gelen genç aşçıya aşık olur ve ailede bir dram gerçekleşir.

Gerçek yaşam öyküsü ve aile. Filmin çekildiği yer de gerçekten filmdeki ailenin. Milan’daki villayı izlemek zevkli. Filmde villa, yemekler, doğa görüntüleri etkileyici. Estetik, zarif, stil film. Not:3/4

6 Ekim 2022 Perşembe

KELİME OYUNU 97



Kelime Oyunumuz devam ediyor. Her hafta 5 kelime veriyoruz. Bu kelimelerin de içinde olduğu öykü, şiir, deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes beş kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: Köy/Dağ/Merhem/Depo/Kavga

VAİNA 16

Tutuli küçük ve kıyıda köşede unutulmuş bir köydü. Kendi içinde kendine yeten bir köy. İnsanlar burada tarım hayvancılık ve demircilik ile geçim sağlıyordu. Dönem dönem ticaret için büyük kente küçük bir kafile olarak gidip geri dönüyorlardı. Bu kafile genelde erkeklerden ve ailesinde başka gidecek kimse olmayan kadınlardan oluşuyordu. Yaşlılar ve çocuklar bu ticaret döneminde köyde kalıyordu. Şimdi de köyün çoğunluğu ticaret için ayrıldığından dolayı fazla hareketli değildi. Gidenler yaklaşık 3 hafta sonra geri dönecekti.

Lua dağdan indikten sonra kendinden geçtiği sırada genç bir çoban onu bulduğu ve şifacıya getirdiği için şanslıydı. Farkında olmadığı ağır yaraları büyük bir özveriyle tedavi edilmişti. Hala iyileşmeye devam eden birkaç kırık kaburgası vardı ve ne zaman olduğunu anlamadığı şekilde incinmiş olan sol bileğinin iyileşmesi de zaman alacaktı. Bileği ve yaraları şifalı otlarla sargılanmış durumdaydı. Şifacı uyanır uyanmaz ona zorla tadı oldukça acı bir çay içirmişti. Bu çay sayesinde mi yoksa artık kendine geldiği için hızla toparlanmasına mı bağlı olduğunu bilemese de hızlıca hasta yatağından çıkmayı ve etrafta dolaşmayı başarmıştı. Şimdi tamamen iyileşinceye kadar yanında kalmasına izin verdiği ve yaralarına baktığı için şifacıya işlerinde yardım ediyordu. Onun için otları kurutmaya asıyor, kuruduktan sonra torbalara dolduruyor ve isimlerini öğrenip etiketliyordu. Merhem olması gerekenlerin taş ile öğütülmesine ve karıştırılmasına da yardım ediyordu.

Köyde yemekler meydanda toplanılarak yeniliyordu. Yemek pişirme görevi sırayla değişiyor ve herkes o gün ne pişirildiyse onu tüketiyordu. Yani farklı farklı evlerde kalsalar da bütün köy tek bir aile gibi aynı sofrada bir araya geliyor bu sofrada günlük işlerden ve sıkıntılardan konuşup çözüm üretiyor gerekirse birbirinin işlerine yardım ediyordu. Lua şimdilik şifacının gözetiminde olsa da arada bir yemek pişirilmesi için de yardıma gidiyordu. Birkaç gün geçtikten sonra artık kendini daha iyi hissettiğinde balık avlamaya da gitmeye başladı. Köyde herkes kendisi için üretim ve avcılık işlerini yapsa da herkes aynı zamanda köyün ortak deposuna bağışta da bulunuyordu. Örneğin tavuğu olan biri topladığı yumurtalardan depoya da bırakıyor bir avcı ağlarından birini bağışlıyor veya un ve buğday da bu şekilde ortak depoya bir miktar birikiyordu. Böylece her gün yemekler bu depodan sağlanıyor ve beraber tüketiliyordu. Lua daha önce böyle bir sistem görmemişti ve bunun köydeki birlik duygusunu oldukça güçlendirmiş olduğunu fark etmişti.

Nereye gideceğine ve ne yapması gerektiğine karar vermeye çalışırken ve iyileşirken Tutuli’yi ve halkını gittikçe benimsiyor ve kendini onlardan biri gibi görmeye başlıyordu. Onun iyi biri olup olmadığından şüphe bile duymamışlar onu iyileştirmiş ve sanki yıllardır orada yaşıyormuş gibi köy işlerine yönlendirmişlerdi. Belki de evden ayrılıp aramaya çıktığı o yer burası bile olabilirdi. Belki buraya yerleşip yaşamak iyi bir fikir olabilirdi. Ama bu tür düşüncelerin peşinden gidecek durumda değildi. Uyandığından beri Ingrid’e olan özlemi her geçen dakika artıyor ve onu kurtaramamış olduğu düşüncesi yüreğini parçalıyordu. Ona verdiği bir söz vardı ve nasıl yerine getireceğini hatta bunun mümkün olup olmadığını bilmese bile elinden geleni yapmalıydı. Onun ruhunun acı ve yalnızlık içinde olduğunu düşündükçe gördüğü yemyeşil çimenler bu enfes manzara ve balık tutarken tenine değen serin sular yalnızca boğazının düğümlenmesine sebep oluyordu. Yemek yemek bile bu şekilde zordu. Çünkü kendisi yüzünden başka biri hak etmediği bir kadere sürüklenmişti.

Bir gece vakti yine şifalı otları ezmesine yardım ettiği sırada şifacı “Bedenin iyileşiyor ama ruhun konusunda endişeliyim. Onu ve karmaşık renklerini görebiliyorum çok parlak öfkeli ve karmaşık bir auran var. Seni bu hale ne getirdi anlamak zor evlat.” Derken sanki etrafında uçuşan bir şeyleri görüyormuş gibi tuhaf bakışlar atıyordu. “Birbirini kovalayan bu iki renk ve bu çalkalanma sanki ruhun kendisiyle kavga ediyormuş gibi görünüyor. Yoksa...” konuşurken bir şeyden endişelenip duraksamıştı. Lua onun ne söylemek istediğini anlamaya çalışıyor ve neyden bu kadar korktuğunu merak ediyordu. “Yoksa sen.. sen bir ruh yiyen misin.. ama hayır öyle olsan bunu çok kolay anlardım. Sende böyle karanlık bir aura yok hayır.. yine de tuhaf bir şeyler olduğu kesin belki de bir lanet altındasındır..” Lua kesinlikle bir ruh yiyen olmadığından emindi. Onları yine mitoloji kitaplarından biliyordu tıpkı Vaina gibi ruh tüketerek yaşayan ve böyle beslenen karanlık varlıklar vardı. Ve Lua hiç ruh yemediğinden emindi. Ama dur bir dakika biraz düşününce şifacının böyle düşünmesine neyin sebep olduğunu anladı. Onun ruhuna karışan elbette bir ruh vardı. Ingrid.. onu yemiş olduğunu düşünmek korkunç bir his yarattı. Ama durumu şifacıya anlatmaya ve aslında yardım istemeye karar verdi. Ruhları görebilen biri olabileceğini hiç bilmiyordu ve böyle bir şey yapabiliyorsa şifacının onlara yardım edebileceğini ummak fazla olmazdı. Böylece o gece sabaha kadar en küçük ayrıntısına kadar her şeyi anlattı.

5 Ekim 2022 Çarşamba

ANILAR TATLIDIR


 

Yolda böğürtlene benzer bir şey gördüm. Bayılırım böğürtlene. Allahım, toplasam mı dedim. Bir keresinde böğürtlen sanıp çiçek tomurcuğu yemiştim. Yaklaştım baktım yine çiçekmiş. Çocukken rastlardım böğürtlene yerdim, artık pek göremiyorum.

Yeşil zeytini ise canım çekince çerez gibi yiyorum. Kahvaltıda, salatada, tost yapınca da koyarım. On kilo zeytin alıp yapıyorum sonbaharda.

Bir otobüs yolculuğunda bir Arap aile vardı. Türkçe bilmiyorlardı. Öğle namazı vakti diye ailenin annesi arabayı durdurun diye ısrar etmişti. Yolcular, yahu öğle namazı kaç rekat, yolda durulur mu, otobüste de kılınabilir oturarak, filan dediler. Kadın tabii Türkçe bilmiyor. Kavga çıkarttı. Otobüs durdu. Kadın indi, bir rekat kalıp geri döndü. Yani farz bile değil. Ne yaptı belli değil. Çok komik gelmişti bu olay bana.

Metroda bir kadın yanındakine anlatıyordu. Akşam karanlıkta bir mezarlığın yanından geçiyorlarmış. O mezarlıkta çok akrabaları varmış. Ama dağınıkmış hep mezarlar, yan yana değiller. Bir kağıda mezarların yerlerini işaretlemişler. Gidince hepsini ziyaret edip dua ederlermiş. Akşam ordan araba ile geçerken, mezarlığı geçince kadın arkasına bakmış, mezarlığa, dedesinin mezarının olduğu yerde, herhalde dedemin mezarıydı diye düşünmüş, mezarın üzerinde yarım daire şeklinde sarı bir ışık huzmesi varmış. İçinden sarı sarı dumanlar çıkıyormuş. Sarı sarı yıldızlar da. Kadın demiş, dedem bizi çağırıyor. Yarın sabah gidelim.

Minikken evde hep canım sıkılıyor derdim. Bu şu demekti. Abur cubur yemek istiyorum. Şeker mi istiyorum, anne canım sıkıldı. Canım sıkıldı. Anneciğim, yani çikolata yok mu, anlamına geliyordu. Annem de dermiş, yani bunu hatırlamıyorum da annem söyledi, rüzgara söyledim, kırlangıçlarla yollayacak yavrum.

Elimi bir yere çarparsam, ah ay en sevdiğim elim diye ağlardım.

1 Ekim 2022 Cumartesi

KORE VE JAPON DİZİLERİ

 



ALCHEMY OF SOULS

2022 yazı Güney Kore dizisi. 20 bölüm. Tarihsel, fantastik, dram ve komedi ağırlıklı.

Tarihsel kurgusal bir ülke. Ruhlar bedenlerde değiştirilebiliyorlar, ölmeden yeni bedenlere geçebiliyorlar. Ruh değiştiriciler yapıyor bunu. Mu Deok bir kadın üstat savaşçı. Ölürken yeni bir bedene geçiyor ancak yeni kızın fiziksel sağlığı zayıf, o nedenle başka bir bedene geçse iyi olacak veya bu bedeni güçlendirse. Ülke soylu bir aile tarafından yönetiliyor. Ailede birden fazla genç erkek var, hepsi bir tür prens ve aynı zamanda veliaht. Mu Deok, aileden Jang Uk ile tanışır ve daha sonra onun hizmetçisi olur, ayrıca ona savaşçılığı, kılıç ustalığını öğretecektir. Ancak Mu Deok’un üstat olduğunu ve ruh değiştirdiğini hisseden, anlayanlar da onun peşindedir.

Keyifli, eğlenceli, romantik. Sevilesi dizilerden. Başrollerde Jung So Min ve Lee Jae Wook. Not:4/4





SPY X FAMILY

2022 yılı manga uyarlaması Japon anime dizisi. Aksiyon komedisi. 13 bölüm. İkinci sezon da gelecek.

Bir casus, görevini yapabilmek için bir aile kurmak durumundadır. Paravan aile. Bir kadınla evlenir, kadın kiralık katildir. Bir de bir kız evlat edinir, kız da zihinleri okuyabilmektedir. Bu üçü de birbirlerinin yeteneklerinden haberdar değildir. Ve casus, uluslararası casusluk yapar, bunun için de aynı zamanda iyi bir aile olmak zorundadırlar. Tabii ki birçok macera yaşarlar.

Heyecanlı maceralar ve bol gülücük dizisi. Not:4/4





ATTACK ON TITANS

2013- 2020 arası manga uyarlaması Japon fantastik anime dizisi. Dört sezonluk dizi artık klasik animelerden kabul ediliyor. Çizgileri de konusu da kahramanları da unutulmaz.

Kıyamet sonrası az sayıda kalan insanlar zor durumda ve duvarlar içinde koloniler halinde yaşıyorlar. Duvarların ötesinde dev Titanlar var. Titanlar duvarları ezip geçip insanları öldürünce birkaç insan birleşip Titanlara savaş açıyorlar. Aslında Titanlara karşı gruplaşan insanlar onlarla savaşmaktalar ancak birkaçı Titanları yok etmek ve ailelerinin intikamını almak için güç birliği yaparlar. Özellikle, annesi öldürülen Eren ve onun üvey kardeşi Mikasa.

Kaçırılmayacak, büyüleyici anime. Not:4/4