31 Ekim 2021 Pazar

HAFTANIN KİTAPLARI 12

 



ZENGİN BABA YOKSUL BABA

Robert T. Kiyosaki

ALFA Yayınevi

En çok okunan ekonomi öğütleri kitaplarından, dünyada, ülkemizde de çok okunan bilinen kitap, 50. baskıya kadar geldi. Yeni baskısı da yazar tarafından güncellenmiş.

Genellikle paramı nereye yatırayım diye merak edenler okuyor kitabı. Euro, dolar, faiz, fon, hisse senedi gibi menkullere mi yatırayım yoksa ev, arsa gibi gayri menkullara mi yatırayım diyen insanlar, haliyle kitabı merak ediyor.

Yazar, genel olarak menkul kıymetleri savunuyor. Ev almayın diyor. Tabii ki bunu Türk okurlara söylemiyor. Bizim ülkede insanlar yaşama derdinde.

Kitabın dili eğlenceli. Kişisel gelişim kitaplarına benziyor bu dört yüz sayfalık kitap. Not:3/4




YALNIZLIĞIN KEŞFİ

Paul Auster

Can Yayınları

Yazarın anı romanı. Otobiyografik romanda kendi ailesini, yaşamını anlatıyor. İlk bölümde babasını okuyoruz. Babası ile çok yakın sayılmazlar. İkinci bölümde ise kendi artık bir baba olmuştur.

Auster’ın anı tarzını sevenlere. Otobiyografik kurguları keyifli. Not:3/4


GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR

Anthony Doerr

Koridor Yayıncılık

Epik ,destansı, tarihsel, dönem romanlarından. Hiç tükenmeyen konu Nazi dönemi romanı, unutulmaz bir hikayeyi anlatıyor bize.

Ufacık bir kör kız, Marie-Laure, Fransız. Babası ona evin maketini yapıyor, bu sayede evi öğreniyor ve evin içinde gezebiliyor.

Ufak bir oğlan, Werner, Alman, yetim oğlan, büyür, asker olur. İkinci Dünya Savaşı başlar, savaşın sonlarına doğru, ikisinin kaderi kesişir. Bu arada, kızın ailesinin büyük bir sırrı da vardır.

İkinci Dünya Savaşı ile ilgili insancıl bir roman. Edebi değil de popüler olan romanda, bu ikilinin yaşamları unutulacak gibi değil. Not:4/4

30 Ekim 2021 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 23




AKSİYON

SUPERMAN 1-2-3-4

Christopher Reeves, 1978, 1980, 1983, 1987

Super kahramanın film serisi. İyi ve eğlenceli, sürükleyici filmler. Özellikle ilk ikisi daha iyi. Oyuncu da yakışıyor, yan roller de iyi. Eski seri olmasına rağmen keyifle izleniyor. Not:3/4

GERİLİM

MIDNIGHT

Oh-Seung Kwon, 2021, Kore

Baştan sona bitmeyen bir gerilim. Bir seri katil, cinayet işlerken, bir sağır kız ile annesi şahit olurlar, seri katil kızın peşine düşer, sona dek kovalamaca devam eder. Türü sevenler kaçırmasın. Not:4/4

KORKU

THE CONJURING 3

Korku Seansı 3, 2021, A.B.D.

İlk iki film de iyiydi, bu da iyi, karanlık, gizemli. Başrolde yine Patrick Wilson. Ailenin oğlunun içine şeytan girer, aile şeytanı çıkarmak için uğraşır, olay, geçmişe, geçmişteki sırlara doğru ilerler. Türü sevenler için heyecanlı. Not:3/4

SESSİZ BİR YER 2

A Quiet Place 2, 2020, A.B.D.

Yine Emily Blunt başrolde. Film ilki gibi heyecanlı, gerilimli. İlk filmde, sese gelen yaratıklar bu filmde de dehşet saçıyor. Aile sessiz kalıp bu uzaydan gelen yaratıklardan kurtulmaya çalışıyor, devamı da gelecek gibi gözüküyor. Heyecanlı. Not:3/4

BİYOGRAFİ

RADIOACTIVE

Rosamund Pike, 2019, İngiltere

Nobelli ünlü bilim insanı Marie Curie’nin bilim ve özel yaşamı çok etkileyici. Oyuncu da film de iyi ancak Marie Curie’nin yaşamı daha da çarpıcı. Not:4/4

BİLİMKURGU

VENOM

Tom Hardy, 2018, A.B.D.

Marvel kahramanlarından Venom. Uzaydan gelen simbiyotik yaratık Venom, bir dünyalının içine girer ve adam bir kötü kahraman olur. Görsellik, aksiyon, iyi. Türü sevenler için ideal. Not:3/4

FANTEZİ

ÖLÜMSÜZ AŞK

The Crow, 1994, A.B.D.

Efsaneleşmiş filmlerden. Karanlık hayaller. Bir adam ve nişanlısı öldürülür. Adam, gizli güçler tarafından bir hayalet gibi hayata döndürülür ve adam nişanlısının intikamını almaya başlar. Bir karga ona yardım etmektedir. Çizgi roman uyarlaması. Not:4/4

V

V FOR VENDETTA, 2005, A.B.D.

Efsane filmlerden. Gelecekte geçen filmde maskeli bir özgürlük savaşçısı, genç bir kızın yardımıyla kötülerin, kötü devlet adamlarının hakkından gelmek için eylemler düzenler. Çizgi roman uyarlaması. Filmde geçen 5 Kasım nedeniyle filmi sevenler her yıl izlerler. Not:4/4

DRAM

MAVİ OTEL

Hotel Bleu

Bethany Jacobson, 2016, A.B.D.

İçinde komedi de barındıran bir dram filmi. Artık yaşlanmakta olan bir stand-up’çı kadın, gözden düşünce bir otelde çalışmaya başlar, kimse de pek gülmez ona. Oteldeki genç bir trompetçi ile tanışan kadın, onunla birlikte müzik yapmaya başlar, bu arkadaşlık ile yeniden sahnelerde sevilir. Not:4/4

CAPTAIN PHILLIPS

Tom Hanks, 2013, A.B.D.

2009 yılında gerçekleşen olayın filmi. Bir Amerikan kargo gemisini Somalili korsanlar kaçırırlar. Somalili kaptan, Amerikalı kaptanı esir alır, yetkililer de olaya karışır. Dram ve gerilim. İzlemesi keyifli. Not:3/4

28 Ekim 2021 Perşembe

KİTAP ÇIKARAN BLOGCULAR 2

 



Hale Nur Durmuş (Sessiz Gemi)-Vincent Konağı

Makbule Abalı (Uçun Kuşlar)-Geriye Kalan

Hanife Mert (Yaren)-Düş Batımı

Ece Evren-Kara Pazarlar

Mehmet Osman Çağlar-Mavi Mısralar

Gülsen Varol-Albümdekiler/Cehennem Deresi

Mert Ofluoğlu (Kafa Dergi)-Ters Düz

Büşra Nebati-Benden Duymuş Olma Da

Kezban Şahin Taysun-Aynadaki Göz/Kelebekten Sığınak

Deniz Moralıgil (Vladimir’in Derdi)-Gölge Falı/İki Mükemmel Boşluk

Erdi Karadeniz-Pesimisyon/Beni Sevmek Zorundasın/Bu Şartlar Altında Ölemem

Berkay Daçe-Gökdelenin Tepesinden İnsan Manzaraları

Nurşen Şenol Güllüoğlu (Leylak Dalı)-Mutfağın Hatıra Defteri

Tolga Yazıcı-Parçalanmış Gülüşler/İçimde Ölen Biri Var

Hamiyet Akan (Yürekten Kaleme)-Göçebe Şehrin Efendisi

Gonca Keskin-Gül Kurusu Öyküler

Ezgi Duran-Altın Çağ

Eren Özeren Özgül (Okuma Günlüğüm)-Girişim

Benokız-Sevgiler Beno’dan

Birgül Özen-Ev Anası

Sezer Özşen (Momentos)-Anıltı


Bu liste de pandemi öncesinde kitap çıkaran blog arkadaşlarımızın listesi. Arada unuttuğum veya bilmediğim varsa arkadaşlarım söylesin, hemen eklerim. Bu kitapların nerdeyse hepsini okuyup yazmıştım blogumda. Okumadığım birkaç tane var, sevgili Momentos'un kitabı, sevgili Vladimir'in kitapları, sevgili Tolga'nın ikinci kitabı.

27 Ekim 2021 Çarşamba

KELİME OYUNU 48




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Beş kelime vererek bu kelimelerin de içinde olduğu öykü, şiir, deneme benzeri herhangi bir yazı yazıyoruz. Herkes kelime verebilir veya yazı yazabilir. Haftanın kelimeleri benden.

Kelimeler: Ceket/Ufuk/Göç/Kapı/Titremek


GÖÇ

"Rüzgar var.."

Elindeki kâğıda yazdığı kelimelere bir süre bakıp kaldı. Ardından içinden geçip giden bir titremeyle birlikte bakışlarını ufka yöneltti. Soğuktan boynunu içeri çekmiş, ceketinin yakasına sığınmış, oturduğu taşın alçak olması sayesinde de dizlerini mümkün olduğunca kendine çekmişti. Dizlerine dayadığı bir evrak çantasını minik, portatif bir masa gibi kullanarak üzerine yerleştirdiği deftere yarım saattir sadece iki sözcük karalayabilmişti. Yazmak için neden böyle bir yer seçtiğini ondan başka kimse anlayamazdı. Donmadan önce söyleyeceklerini toparlayabileceğini umuyordu zira rüzgâr sanki gittikçe daha keskin bir soğukla geri geliyordu.

Bulunduğu tepe diğerlerinden daha yüksekteydi bu yüzden ufka kadar her şey ayaklarının altındaydı. Güneş yarım saat sonra batmaya hazırlanacaktı bu nedenle her yer o muhteşem sanat eserlerindeki gibi rengârenkti. Bunca soğuğun nedeni kuzey tarafında yani sağında kalan ve uzakta olsa da daha yüksek oldukları su götürmeyen dağların tepelerine kremşanti gibi oturmuş olan karlardı. Rüzgâr oradan hızını alamayıp vadiye doğru akarken beraberinde kar kokusu taşıyordu. Aşağıda kıvrım kıvrım yollar ve dereler ve bunların arasında engebeli araziyle beraber dalgalanan çeşit çeşit ve rengârenk bitki yakında kışın bastıracağını inkâr eder gibiydi. Ufukta denizin gümüşi mavi çizgisi bir anda göğe karışırken insan oradan devam etse bulutlara ulaşacakmış gibi hissediyordu. Gökyüzüne açılan gizli bir yol gibi. Dağlardan kopup gelen bu soğuk hava akıntısı doğanın sesini de bastırıyordu. Kuşlar, böyle bir manzaranın ev sahibi en çok onlarken, şimdi yuvalarına çekilmiş yakında edecekleri göç için plan kurarken sessiz bir bekleyişe girmişti.

Saçları tokasından kurtulup yüzüne çarpıp duruyordu. Bir süre sonra onlarla da mücadele etmeyi bırakmıştı. Her detayını hatırlamak için manzaraya defalarca göz gezdiriyordu. Her rengi, her gölgeyi ve her konturu hatırlamak istiyordu. Yıllar sonra bile hafızasından bu renkleri bulup çıkartabilmek için onu iyi bir şekilde kaydetmeliydi. Hatta rüzgârın bu korkunç sesi ve soğuğunu bile hatırlamak isterdi.

"Rüzgâr var… İçimde de dışımda da bir fırtına kopuyor..." Sonunda ilk cümleyi tamamlamıştı. Susadığını hissetti. Dudakları çatlamış gözleri bile kurumuştu. Neyse ki daha fazla oyalanmasına gerek kalmadan yazdığı ilk cümleden sonra açılan zihniyle sayfaları büyük bir hızla doldurmayı başardı. Kâğıtları toparlayıp dosyaya ve ardından evrak çantasına koydu. Güneş neredeyse batmak üzere olduğundan her şey şimdi daha farklı görünüyordu. Sanki bir çeşit boyutlar arası kapı gibi güneş battığında karanlık ve ıssız bir dünyaya geçiş yapılıyordu. Oturmaya devam ederse hem fiziken hem de mental olarak iyice hasta olacağından emindi. Bu yüzden ayağa kalktı. Bir damla gözyaşı onun harekete geçmesini beklemiş gibi yanağından süzüldü. Ardına dönüp biraz gerideki bir ağacın önünde onu bekleyen arabasına yöneldi. Aracı bile hüzünlü bir soğuğu içine çekmiş gibiydi. İçine binip evrak çantasını yolcu koltuğuna bıraktı ve kapıyı kapattıktan sonra kontağı çalıştırdı. Isıtıcıyı açar açmaz bedeni kendini tutmayı bırakıp tir tir titredi. Biraz da o şekilde kendine gelmeyi bekledi. Ardından navigasyonda havaalanını bulup işaretledi ve yola çıktı. Artık buraya geri dönmesi mümkün olmayacak ve hayatına bilmediği yeni bir şehirde devam edecekti. Hayat çok tuhaf diye düşündü.

Son..

26 Ekim 2021 Salı

KİTAP ÇIKARAN BLOGCULAR


Elif Kaymazlı (Elif Kaymazli)-Kayıp Düşler Kitabı

                                             -Fürade

Kadriye Koba (Biz Kimiz Kadınız)-Kimse Sana Karşı Değil

Hanife Mert (Yaren)-Bakış Acısı

                               -Fırçadaki Son Şiir-Bir Orhan Veli Romanı

Turgay Aksoy (Turgay Aksoy)-Hayat ve İş Arasında

Gülcan Baran Turan (Kelimelerim Var)-İncirler Çiçek Açmaz

Selimhan Kalkan (Kiraatane)-Kalem Dile Gelince

Nagihan Şahin (in my blue castle)-Dokuzdolambaç

İrem Can (Konumuz Kitap)-8 Dakika

Sibel Yıldız (Güneşe Bakarken)-Solmayan Ümit

Bahar Uysal Karakuş (Maviye İz Süren)-Maviye İz Süren

Mert Ofluoğlu (Kafa Dergi)-Uçurum Zamanı

Müjde Dural (Bücürük ve Ben)-Begonvilli Ev

Ece Evren (Ece Evren)-Geçmişten Gelen Adam

Sevil Çevirgen (Düş Tasarımcısı)-Ya Başka Bir Hayat Mümkünse

Mehmet Mez (Babaannemin Saatli Maarif Takvimi’nin babası)-Sempatizan

Kezban Şahin Taysun (Öykü ve Şiir Molası)-Kafesteki Kalp

Adam Karga-İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü

 

Son dönemde, son yıllarda, özellikle pandemi başladığından bu yana, aramızda kitap çıkaran arkadaşlarımız oldu. Aşağıda listesini hazırladım. Arada gözümden kaçan kitap varsa, söylerseniz hemen eklerim. Pandemi öncesinde yayınlanıp da henüz okumadıklarımı da ekledim. Parantez içindekiler, arkadaşlarımızın blog isimleri.

Daha önce kitap yayınlayan arkadaşlarımızın kitaplarını okumuştum, arkadaşlarım bilirler. Bu kitapları da, inşallah, pandemi sonrasında okuyacağım. Bu süreçte, netten veya kitapçılardan kitap almıyorum. Sadece Migros'tan veya bazen de sokakta yerde, parasızlıktan ötürü evlerindeki kitapları satanlardan alıyorum, alışverişe gidip gelirken rastlarsam.

24 Ekim 2021 Pazar

HAFTANIN KİTAPLARI 11

 



ASIL ADI ATİYE

Naşide Gökbudak

Nemesis Kitap

Yazarın Sıdıka adlı romanından sonra yazdığı roman Atiye. Kendi ailesindeki kişileri yazıyor Gökbudak. Sıdıka anneannesi, Atiye de teyzesi. Sıdıka’nın kızı Atiye.  Elazığ’ın tanınmış ailelerinden bir ağa kızı Sıdıka, Atiye de ilginç bir hayat yaşayan kızı. Roman yaklaşık 100 yıl öncesini anlatıyor. Atiye, Atatürk ile de tanışmış ve o ölünce çok üzülüyor.

Atiye’nin yaşamı dram dolu. Aşkı, evliliği, çocukları, yeğenleri, yıllar geçtikçe aileyi ayakta tutmaya çabalıyor Atiye. Zengin başlasa da hayata sonradan dikiş dikerek yaşamını sürdürüyor. Roman, destan gibi, koca bir ömürü anlatıyor.

Heyecanlı ve aynı zamanda hüzünlü bir hayat. Annesi Sıdıka da var romanda. Su gibi akıyor kitap. Diziye çekilmesi de düşünülmekte. Not:4/4


SATRANÇ

Stefen Zweig

RB Yayıncılık

Satranç, yazarın ülkemizde en çok okunan kitaplarından biri, aynı zamanda en tanınmış kısa romanı. Nazilerden kaçan yazar, intihar etmeden önce bu romanı yazıyor, romanda Naziler de anlatılmakta.

Konu satranç. Bir gemideki iki kişinin satranç karşılaşması. Kişilerden biri Czentoviç, cahil ve kaba olmasına rağmen doğuştan satranç dehası olan ve kısa sürede dünya şampiyonu olan bir genç adam.  Diğer oyuncu ise Dr. B, uzun yıllar satranç oynamadıktan sonra gemide diğerine rakip oluyor, satrancı Nazilere esir iken tesadüf eseri öğrenmiş. Bu ikisinin karşılaşması ilginç.

Bir yandan da Naziler ve Avrupa’yı anlatıyor bu ikisinin kişiliklerinde ve siyah beyaz taşlar da iyiliği, kötülüğü. İlginç kitap, okuma süreci de heyecanlı. Not:3/4




BİR ADAM GİRDİ ŞEHRE KOŞARAK

Tarık Tufan

Doğan Kitap

Tarık Tufan günümüzün sevilen yazarlarından. Ayrıca, Uzak İhtimal ve Yozgat Blues gibi iki güzel filmin senaryosu da ona ait.

Kitap, serbest deneme tarzında, yazar aklına gelen bir çok konuyu, cümleyi bir araya getirdiği kısa kısa denemeler yazmış, biraz da günlük bazı yerlerde, aforizmalar da var. Hüzünlü karakterler bulunuyor yazılarda. Son zamanlarda ülkemizde popüler olan tutunamayanlar, kaybedenler tarzı hayatlar. Biraz dışlanmış kişiler ya da gündelik yaşamda gözümüze çarpmayanlar.

Roman, öykü değil de deneme, anı okumak isteyenler için, yazarın dilini sevenler için. Not:3/4


MAĞARA ARKADAŞLARI

Ayfer Tunç

Can Yayınları

Ayfer Tunç, günümüzün en sevilen ve en iyi edebiyatçılarından. Öykü, roman, anı, inceleme, her türde yazıyor. Yazma dersleri de veriyor. Suzan Defter, Yeşil Peri Gecesi gibi unutulmaz romanları bulunmakta.

Bu kitabı ise bir öyküler toplamı ve ilk kitaplarından. Daha sonraki romanlarının öncüsü gibi. Öykülerde çeşitli insanların hayatlarından kesitler bulunuyor. Sıradan insanların kendileri için sıradan olmayan öyküleri. Hepsi etkileyici yaşamlar. Özellikle ilk öykü.  Ayyıldız Apartmanı adlı bir binanın kendisi bize anlatıyor yaşamını ve içinde yaşayanları. Artık eskiyen bina, yaklaşık 50 yıllık olan apartman, artık yıprandığı için kendine bir çıkış yolu arıyor. Kendini yok edecek veya yenilenecektir.

Edebi öykü sevenlere. Not:3/4

23 Ekim 2021 Cumartesi

MOTTO

 



Motto, ilk sayısı çıkan bir gençlik dergisi. Motto, slogan, özdeyiş anlamına geliyor. Derler ya, herkesin bir mottosu vardır. Anı yaşa, hayatı sev, gibi.

Dergi 20 yaş civarı okura sesleniyor. Yazarların da bir kısmı daha büyük yaşlarda, bazıları da henüz on oniki yaşlarında. Neşeli, dinamik dergi, gençleri aktifliğe, hobilere, etkinliklere yöneltmek amacında.

Gençliğin sesi olma niyetinde olan dergi, hey dünyalılar, biz genciz, buradayız demekte, umutlarımız ve hayallerimizle.

Yıldız Teknik Üniversitesinde tamamen kendi üretimleri olan İHA’ları çalıştıran genç ekip, yenilenebilir enerji projeleri, takım çalışması nasıl geliştirilir, Çernobil gezileri, beyin göçü, gelecekte bizi nasıl bir gelecek bekliyor, Diyojen, bisikletle doğa gezileri, sosyal medya tuzakları, faydalı Mobil uygulamalar, dağcılık sporu, dağcı Adem Gül, girişimcilik, uyku, başarmayı istemek, zeka soruları, selfie çekimleri, rahat giyim, sebzeler, kitaplar, bulmacalar, filmler, çizgi hikayeler, bullet journal, insta story’leri gibi güncel, enerjik, neşeli konuları içeriyor dergi.

Bakması, okuması hoş, baskısı rengarenk.

21 Ekim 2021 Perşembe

MAVİ YANSIMA


 

Bulutlar var ama ince. Yumak yumak ama mavilik yok. Sıkıntılı bir hava. Yağmur sıkıntısı, yağmur sıcağı diyorlar. Bu hava biraz enerji alıyor galiba, insanı mayıştırıyor.

İnce bulutlara bakınca, bulutların en ince yerlerinin arkasında güneş var, bu tarafa geçemiyor ama, bulutlar sanki arkadan altın rengi aydınlatılmış gibi duruyor. Böyle parça parça sarı yerler var.

Bir dron göndermek lazım bulutların arkasına. Güneş paneliyle enerji depolayan bir dron. Getirsin enerji. Belki, bulutların arasından geçerken enerjisi biter, geçince çalışır yine. Yeryüzüne kadar getirsin enerjiyi dron şeysi.

Bulutlar yakın duruyor sanki. Eskiden daha uzak geliyordu. Küçükken dünya garip görünüyor. Her şey daha büyükmüş gibi. Büyüdükçe her şey küçülüyor. Merdivenler, ağaçlar, her şey. Belki de büyüdükçe başka bir zamana geçiyoruz. Zaman kayması, paralel evren gibi. Zaman ve mekan kağıt gibi katlanıp üst üste geliyormuş.

Bulutlar, yağmur havası olunca, insan bundan huzur da duyabilir, gergin de olabilir. Yağsa ne güzel olur diyerek bir tatlı huzur gelebilir içimize. Stres, kaygı da gelebilir. Hava bulutlarla kararınca insan da hayata karanlıklaşabilir. Mayışıp enerjisiz kalınca, neşe depomuz, hayat enerjimiz azalınca saçma saçma karanlık düşünceler gelir hep, özellikle uyku öncesi.

Ama güneş de doğuyor tabii arkasından, bulutların arkasından çıkıyor. Öyle bir şey ki, bizde hava karanlık olsa bile başka yerlerde hava aydınlık oluyor.

Her şey sadece atomlardan oluşuyor. O zaman hepimiz her şey aslında aynı şey. Yani evren can sıkıntısından bir sürü bir şeyler deniyor. İnsanları denemiş evren, hepimiz aynıyız özümüzde. Kuşlar, ağaçlar, deniz de aynı. Hepimiz aynı şeyiz.

Arada bir de bir şeyler yolunda gitmiyor, kazalar filan oluyor. Ama evren aynı şeyi farklı farklı üretip duruyor. Yani evren açısından bakınca, yaşadığımız zorluklar, yağmur, sıkıntı, pek de önemli değil.

Böyle düşününce, kendimizin yapamadığı şeylere odaklanmamız gerekmiyor. Başkalarının yaptığı şeylerden de mutlu olabiliriz. Çünkü, aynı şeyiz ya o kişilerin mutluluğu bizim de mutluluğumuz bir yandan. İnsanlar başarısız olunca çılgına dönebiliyor, istedikleri olmayınca ağlayıp sinirlenebiliyorlar. Bu kadar etkilenmek anlamlı değil.

19 Ekim 2021 Salı

DEMONYAK 4

 


-Annee, bak, 2020’yi atlattık şükür, 2021’i de atlattık şükür, hayatta kaldık, gerçi 2021 henüz bitmedi ama biter yakında, pandemi filan atlatıyoruz, ya yanlış bir kan içseydim, virüs kapabilirdim.

-Sen hala kendini vampir mi sanıyorsun kızım?

-Nasıl yani, vampirlik geçip biten, iyileşen bir hastalık değil ki, annikom, hala vampirim sonsuza kadar öyle kalacağım.

-Peki geceleri, ava çıktığında üstüne bir şey giy de, üşütme!

-Pardon ama vampirler üşümüyor!

-Nerden öğrendin, netten mi?

-Of anne kendimden biliyorum, üşümem ben. Boşver anne, biz anı yaşayalım, hadi.

-Ayol sen hep konuşuyorsun kızım, seninle anı yaşamak ne mümkün, sen anı gebertiyorsun.

-Ay anne espirik mi oldun sen! Hadi gel anı yiyelim biz! Ne var yiyecek?

-Pilav, kavurma, aşure var.

-Oooo anne ne bu özel bir gün mü, dernek bir şeyi mi var, senin anne hırkanı giyeyim kimse anlamaz vampir olduğumu.

-Yok kızım sen babanın emekli amca hırkasını giy, Onu yeni yıkadım da. Pilav kavurma aşure de senin kanını içtiğin insanlar için yaptım, hayır olsun diye!

-Ayy saol annecim, kızını düşünürsün tabii vampir olsa da anne yüreği de mi! Ayy babamın emekli hırkası beni açtı mı annişkom!

-Çok açtı seni, evet zombi gibi neyin oldun artık.

-Oooo anne sen modaya da hakimsin valla! Evet zombiler genelde ölü makyajı yaparlar, genelde sıska kediler gibidirler, saçları diktir, hayaletler tabisi görünmemek için soluk rujlar, fondötenler kullanır, vampirler ise kırmızı deri ceketler giyerler, kırmızı saç, kırmızı ruj, bir de bilirsin cadılar var, siyah botlar, siyah file çoraplar, siyah elbiseler, onların makyajları da zombilere benzer.

-Ooo kızım, noldu sen yoksa moda detektifi mi oldun? Yanlış giyinenlere ceza mı kesiyorsun?

-Annecim, kışkırtma beni, hayat kavga etmek için çok kısa, yani senin hayatın kısa, benimki değil, elindeki tek şey senin, şimdi, şimdiyi yaşa!

-Ah çok bilmiş kızım, iyi kalpli vampirim, hayalci zompirim!

17 Ekim 2021 Pazar

HAFTANIN KİTAPLARI 10

 



UMUTSUZLUK YAKIŞMAZ

Doğan Kuban

Kırmızı Kedi Yayınları

Birkaç hafta önce kaybettiğimiz mimar, akademisyen, öğretmen, düşünür Doğan Kuban hocamızın çok sayıda kitabı bulunmakta. Kendisi sadece ülkemizin değil dünya kültürünün de önemli simalarından.

Bu kitabı, toplum, çağdaşlık, kültür, düşünce, İslam, kent, kaos, cumhuriyet gibi bölümlere ayrılmış. Her başlıkta çok sayıda yazısı bulunmakta. Kitabı adı da, ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullara rağmen umutsuzluk yakışmaz anlamına geliyor.

Kuban hocamız, sorunlarımızı anlatıyor, eski İstanbul’u anlatıyor, Eski Küçüksu-Göksu mesire yerini, Hüseyin Rahmi’yi, Ahmet Hamdi’yi, Abbasi Rönesansını, cehaletimizi. Bilimde geri kaldığımız için Batı tarafından sömürüldüğümüzü.

Günümüzü dünya çapında bir öğretmenimizden dinlemek keyifli, zihin açıcı. Not:4/4


İŞSİZ

Lisa Owens

Yabancı Yayınları

İşsiz, komik, zeki, eğlenceli romanlardan. Bir tür chick-lit romanı, genç kız romanı yani. Biraz Bridget Jones tarzında, biraz Sophie Kinsella.

Hayatında ne yapmak, ne iş yapmak istediğine karar vermek için işinden ayrılan bir İngiliz genç kadın. 20’yaşların ikinci yarısında. Anne babası, büyükanneleri, sevgilisi, arkadaşları var hayatında. Bir süreliğine para kazanmıyor, biriktirdikleri ile yaşıyor. Aylar geçse de ne istediğine karar veremiyor.

Şirin roman. Böyle bir yaşam bizde zor tabii. Yani, zaten iş bulmak zor iken. Not:3/4




SAN SEBASTIAN’DA HÜZÜN

Ingvar Ambjornsen

Ayrıntı Yayınları

Beyaz Zenciler adlı romanı ile ünlenen yazarın yine aynı tür bir romanı bu. Genelde kendi yaşamından yola çıkıyor. Kuzeyde yaşayan bir yazar, çok kazanmıyor, kazanmak için yazması lazım, konu bulması lazım. Arkadaş çevresi de pek kaliteli değil. Arkadaşları yüzünden başı belaya giriyor, San Sebastian’a gitmesi gerekiyor, kendini kurtarmak ve yazmak için.

Okuması kolay, keyifli. Not:3/4


BUKOWSKİ VE BEAT KUŞAĞI

Jean Duval

Altıkırkbeş Yayıncılık

Beat kuşağı, A.B.D.’de 1950’lerde başlıyor, Ginsberg, Kerouac, Ferlinghetti, Neal Cassady gibi yazarlar, sanatçılarla ortaya çıkıp ilerliyor. Daha sonra Burroughs da ekleniyor. Bukowski ise yine bu akımla aynı dönemde yazsa da kendini bu akıma dahil görmüyor ama kendisi öyle dese de aslında onlardan biri ve ayrıca kitaplarında onların adı çok geçiyor, genelde olumsuz söz ediyor.

Kültür tarihi meraklıları için. Not:3/4

16 Ekim 2021 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 22

 




SUÇLU

The Guilty, 2021, A.B.D.

Aynı adlı 2018 Danimarka yapımı filmin tekrar çevrimi. Jake Gyllenhall başrolde. Bir tür gerilim ve suç filmi. Polise yapılan çağrıları alan bir santral görevlisi polis, telefonda bir suçun oluşumuna tanık olur, bunu önlemeye ve suçluyu yakalamaya çalışır. Tek kişilik film heyecanlı. Not:3/4

YILDIZ TOZU

Stardust, 2007, İngiltere

Fantastik romantik komedi. Genç bir adam, bir kızın aşkını kazanmak için bir kayan yıldız bulmak durumundadir. Kayan yıldızın peşinde ise çok kişi vardır, cadılar dahil. Genç adam, başarıya ulaşmak için fantastik bir yolculuğa çıkar. Eğlenceli film. Not:3/4

PRENS

The Prince, 2014, A.B.D.

Aksiyon filmi. Kızını kaçıranların peşine düşen bir seri katil. Ünlü oyuncuların olduğu film hafif ve eğlenceli. Not:3/4

HAROLD VE MAUDE

Harold and Maude, 1971, A.B.D.

Genç ve zengin bir oğlan kafayı ölüme takmıştır, bir gün bir yaşlı teyze ile tanışır ve hayatı değişir, teyze ona yaşamayı öğretir. Anlamlı, keyifli komedi. Not:4/4

TATLI BUDALA

The Party, 1968, A.B.D

Bir Hintli sinema oyuncusu, A.B.D.’de bir partiye davet edilir, çok sakar olan adam partiyi darmadağın eder. Komedi klasiği. Sözlerden çok durumlara dayalı. Not:4/4

KÖR TALİHİM

Mein Blind Date Mit Dem Leben, 2017, Almanya

Görme bozukluğu olan bir oğlan, bunu gizleyerek işlere başvurur, özellikle bir otelde çalışmak istemektedir. Komedi ve duygusal. Keyifli. Not:3/4

GREAT BALLS OF FIRE

Jim McBride, 1989, A.B.D.

Amerikalı jazz ve rock piyanisti Jerry Lee Lewis’in çalkantılı gençlik yılları. Müzik, aşk, evlilik. Birçok ünlü şarkısı olan sanatçının hayatını izlemek eğlenceli. Not:4/4

BABA

Yılmaz Güney, 1971

Yılmaz Güney’den bir dram filmi. Ailesi için para kazanmak amacıyla Almanya’ya gitmeye hazırlanan bir baba, bir cinayeti üstlenip hapse girer, bunun karşılığında çok para alır ve ailesine de bakılacaktır. Hapisten çıktığında ailesini dağılmış bulur ve intikam alır. Etkileyici film. Not:4/4

15 Ekim 2021 Cuma

DİZİLER 13

 



THE CHESTNUT MAN

Tek sezonluk Danimarka suç, polisiye dizisi. Başrolde, Nobel, The Mist, Exuinox gibi gizem ve polisiyeler ile iyice sevilen Danica Curcic.

Kadınlar öldürülmeye başlar, cesetlerin elleri kesiktir. İki detektif katilin peşine düşer. Katil, cesetlerin yanına kestaneden yapılma insan figürü koyar hep. Cinayetler arttıkça iki detektif ölenlerin geçmişini araştırır ve her zamanki gibi geçmişin dramları açığa çıkar.

Türü sevenler için heyecanlı dizi. Not:3/4


THE BEAST MUST DIE

Tek sezonluk İngiliz suç dizisi. Her zamanki gibi yavaş ilerleyen İngiliz polisiye dizilerinden.

Bir araba kazasında bir adam bir çocuğu öldürür ve kaçar. Çocuğun annesi, polis bir şey yapmayınca kendi başına adamın peşine düşer. Adamın çevresine girer, sonra ailesinin içine girer. Amacı intikamdır.

Türü sevenler için iyi dizi. Not:3/4


THE PACT

Tek sezonluk İngiliz BBC gerilim dizisi. Başrollerden biri, Happy Valley ve Broadchurch gibi iki iyi polisiyede de izlediğimiz Julie Hesmondhalgh.

Birkaç kadın arkadaş, işyerlerinde kendilerine iyi davranmayan patronlarını rahatsız etmeye karar verirler. Bir geçe hepsi çok içer, sarhoş olur ve patronu ormana götürüp onu bağlayıp alay eder, aşağılarlar. Hiçbir şey hatırlamazlar ama adam ölür. Olayı nasıl itiraf edeceklerini bilemezler, bazıları olayı üstüne almak ister.

Keyifli, heyecanlı dizi. Not:3/4


MAID

Tek sezonluk Amerikan dram dizisi. Başrolde gerçek hayatta da anne kız olan Andie MacDowell ve Margaret Qualley oynuyorlar. Konu, oyunculuk çok etkileyici, dram olmasına rağmen üzüntülü değil.

Dizi, yoksulluk ve duygusal istismar konulu. Genç bir kadın, kocası alkolik olunca, kızını alır ve evden ayrılır, işi parası evi yoktur, istasyonda sokakta uyur kızı ile, sosyal yardım kurumlarına başvurur, onlardan yardım alır, gıda çeki alır, sığınma evlerinde yaşarlar. Para kazanmak için evlere temizliğe gider.

Eski eşi halen alkoliktir, kendi annesi de ruhsal açıdan dengesizdir. Kadın, hayatta kalıp kızına bakmaya çabalarken annesi, eski alkoliklerden babası, eski eşi ile ilgilenmek durumunda kalır.

Bu yılın en iyilerinden. Mükemmel. Not:4/4

14 Ekim 2021 Perşembe

PARK

 




Baba, bu insanlar ölmeyi unutmuşlar.

Bu cümleyi bugün alışveriş yolunda parktan geçerken duydum. Ufacık bir oğlan çocuğu bunu babasına söyledi. Bu pandemi döneminde duyduğum en etkileyici söz bu oldu.

Parkta oyuncaklar vardı. Anneler başlarında çocuklar oynuyorlardı. Baba oğul da bir bankta oturuyorlardı.

Etrafta başka banklar da vardı. Bazılarında anneler ve çocukları vardı, birkaç bankta da yaşlı amcalar, teyzeler oturuyordu.

Bu teyze ve amcalar çok mutsuz görünüyordular. Suratları asık ve düşünceliydiler. Belki salgını, belki zamları, parasızlığı, belki de çocuklarının ekonomik zorluklarını düşünüyorlardı.

Oyuncakları ellerinden alınmış gibiydiler. Belli ki bu yaşlıların oyuncağı hayattı. Hayatları ellerinden alınınca moralleri bozulmuştu.

Bazı insanların merakları, hobileri olmuyor, kendilerini oyalayacak ilgi alanları olmuyor. Ellerinde sadece hayat oluyor, yemek, alışverişe gitmek, parka gitmek, kahveye gitmek, çocuklarını torunlarını görmek gibi.

Yaşılar uzun süreliğine evden çıkamadıkları için bu hayat oyuncakları ellerlinden alınmıştı. Bir canlı cenaze gibiydiler. Küçük oğlan da, aklına nerden ve nasıl geldiyse böylesine inanılmaz bir saptamada bulunmuştu.

12 Ekim 2021 Salı

DOMATESLİ ET

 




Malzemeler:

Yarım kilo kuşbaşı et (kuzu daha iyi, olmazsa dana)

Yarım kilo domates

3 soğan

3 biber

3 yemek kaşığı zeytinyağı

2 kaşık çiçek yağı

3 dal defne yaprağı

Tuz, karabiber

Yapılışı:

Önce eti kavuruyoruz, suyu çekinceye dek, devamlı olarak kepçeyle çeviriyoruz, yağ koyarak, 15 dakika kadar.

Sıcak su ilavesi ile kaynıyor ve pişiyor, yumuşayıncaya dek, pişmesi uzun sürüyor, en az bir saat.

Ayrı bir yerde, zeytinyağı içinde kuşbaşı soğan, biber, domates, hepsini beraber, krem haline gelecek şekilde pişiriyoruz veya soteliyoruz.

Bu iki karışımı bir araya getirip tekrar beş on dakika pişiriyoruz, içine defneleri atıyoruz ve en sonunda içine tuz, karabiber ekliyoruz, istersek kekik ve acı biber de ekleyebiliriz. Arada gerekirse yine sıcak su koyabiliriz.

 




 


10 Ekim 2021 Pazar

HAFTANIN KİTAPLARI 9


 


ZORAKİ DİPLOMAT

Yakup Kadri

Bilgi Yayınevi

Kitabın yeni baskısı İletişim Yayınlarından. Yazarın elçilik anıları bulunuyor kitapta.

Anılar, Atatürk ile, yazarın Atatürk zamanında çıkardığı gazete ve daha sonra Tiran’a elçi olarak atanması ile başlıyor, yazar bir gazeteci olduğu için devlet memurluğunu bilmeden göreve gidiyor. Bu anılarda Atatürk ile ilgini anılar da çok.

Deneyimi olmasa da yıllarca elçilik yapıyor yazar. Tiran, La Haye, Nazi dönemi anıları, Bern, Tahran, anılar bu dönemlerle devam ediyor.

Tarih ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarını merak edenler için keyifli anılar.

Not:3/4

 

YAŞLILIK

Italo Svevo

Aylak Adam Yayınları

Italo Svevo

Ada Yayınları

Svevo, İtalyan ve Dünya Edebiyatının en iyilerinden. En tanınmış romanı Zeno’nun Bilinci.

Svevo, bizim Tezer Özlü’nün en sevdiği yazarlardan. Yazar, genç yaşta iki roman yazıp sonra iş yaşamına atılıyor. Bu romanlar ilgi çekmiyor. Biri de Senilita bunların. Yaşlılık demek ama bunu çok genç yaşta yazar yazarımız. Çünkü kendini genç yaşta yaşlı hisseder. Daha sonra James Joyce ile tanışınca onun desteğiyle yeniden yazmaya başlar.

Romanlarında kendi yaşamı ve arkadaşları da var. Senilita aşk üzerine bir roman. Kahraman, biraz hayalci, beceriksiz, yaşamdan uzak. Yazarın kendisi aslında. Bir kadına aşık olur. Kadın da kendisinin tam tersi karakterde. Yazarın kızkardeşi Amalia da renksiz bir karakter. O ise ressam Balli’ye aşık olur.

Roman bu dört kişinin ilişkilerini anlatır. Kahraman Emilio, sevgilisi Angi, Emilio’nun kardeşi Amalia ve onun sevdiği Balli. Emilio, kendisi sıkıntılı olduğu için bir türlü keyifli bir ilişki kuramaz. Kardeşi Amalia da. Aşklar, ilişkiler sıkıntılı, keyifsiz ama yazarın bu ilişkileri ayrıntılı anlatışı çok iyi.

Svevo, bu ve diğer romanlarında kurgunun içine hep kendini ve yaşamını ve yaşadığı şehir Trieste’yi koyuyor.

Not:4/4

 


YALANIN ERDEMİ

Joachim Zelter

Ayrıntı Yayınları

Roman, yalan ve gerçek üzerine. Yalanın da işe yarayabileceğini anlatıyor. Hem hüzünlü hem komik. Bir oğlan ile büyükannesinin ilişkisi. Kadın evde oturuyor, oğlan ise ona sürekli yalanlar atıyor, aslında kadını mutlu etmek için yapıyor bunu.

Yalanlara alışan oğlan hayatını yalanlar üzerine kuruyor zaman içinde. Büyükanne de inanıyor ama belki de inanmıyor. Yalanlar hep süremiyor tabii ki. Belki de bizlere gerçek lazım olmayabilir.

Farklı romanlardan. Not:3/4

 

HIRSIZIN GÜNLÜĞÜ

Jean Genet

Ayrıntı Yayınları

Genet, Fransız romancı ve oyun yazarı ancak yaşamı dibe vuranlardan. Doğumundan başlayarak şanssız bir hayata doğru gidiyor, hayatın en dip noktalarında sürükleniyor, hırsızlık dahil her şeyi yapıyor, sonradan ülkenin en saygın oyun yazarlarından biri oluyor.

İlginç kitap, çünkü insan nasıl böyle bir hayat yaşandığına şaşırıyor, ölmeden nasıl hayatta kalabilmiş, diye. Herkese göre değil, sindirimi zor.

Not:3/4

5 Ekim 2021 Salı

SANART

 





Sanat yoktan var olmadı. Var olandan doğdu.

Her devrin sanatı, yeni devrin sanatını tetikledi. Yeni bir eser üretmek için de zaten önce eskiler olmalı, ileriye gitmek için biraz da geriye gitmeli.

Tasarım her dalda olduğu gibi sanatta da önde geliyor. Tasarım düşüncesi her şeyin başı. Ve tabii ki kreasyon, dizayn, kompozisyon.

Doğa ve nesneleri farklı dönemlerdeki sanatçılar, özellikle ressamlar, hep farklı görmüşler, bir dönem manzara birebir yansıtılmış, hayran kalmışız, bir dönem, zihnimizde kalan, ruhumuza yansıyan, bir dönem görüntü ile oynanmış, çarpıtılmış. Bakışlar hep değişmiş.

Bir doğa manzarasını resim kağıdına, tuvale birebir aktarmak büyük bir ustalık tabii ama çok da özgün, kreatif bir yapıt olarak düşünülmeyebilir.

Bir sanatçı bir resme başladıysa bir ilham almış, bir ilham gelmiş demektir. İnspirasyon artı heyecan, duygu, yoğunluk, ruhun zirveye çıkması ile başlıyor resme veya diğer sanat yapıtlarına sanatçılar.

Ancak, bunun tam zıttı da var. İlham ile değil de düzenli çalışma ile resme veya yazmaya başlayanlar da var. Her gün disiplinli çalışmak yoluyla, masaya oturarak, paletteki renkleri karıştırarak, sıkı çalışarak ilhamı kendileri getirenler.

3 Ekim 2021 Pazar

HER AY BİR YAZAR BİR OYUNCU 9

 





Sevgili Mavi Lale’nin etkinliği. Her ay için bir yazar ve bir oyuncu seçmişti. Eylül ayının yazarı, Bahadır Yenişehirlioğlu, oyuncusu da Helen Mirren. Yazarı ilk kez okudum ve keşfettiğime sevindim, oyuncu ise zaten büyük ustalardan.

Ekim ayının yazarı Alev Alatlı, oyuncusu Leonardo Di Caprio. Caprio, belki de günümüzün en iyi Amerikalı oyuncusu olabilir, Alatlı’dan birkaç kitap okudum, şimdi de yeni kitaplarından birini seçeceğim.

ANTİKACI

Bahadır Yenişehirlioğlu

Timaş Yayınları

Antikacı, bir yaşam öyküsünü anlatıyor. Hüzünlü ve pişmanlık dolu bir hayat hikayesi. Antikacı Cemil Bey’in dramatik yaşam öyküsü.

Cemil Bey’in çocukluğu, gençliği Manisa’da geçiyor. Anne babasını tanıyoruz. Babası pek de iyi bir adam sayılmaz çünkü annesine kaba davranıyor, şiddet gösteriyor. Cemil Bey, daha sonra aşık olup evleniyor ancak o da zaman içinde babası gibi bir adam olduğunu görüyor, çünkü o da eşine kötü davranıyor.

Cemil Bey’in bir de oğlu oluyor, Cemil Bey ona karşı da mesafeli. Manisa’dan İstanbul’a taşınan Cemil Bey, bir gece kendi ile hesaplaşıyor. Geçmişini, babasını düşünüyor ve oğlu ile ilişkisini düzeltmeye çabalıyor. Bir tür yeniden kendini buluyor.

Cemil Bey’in hikayesi etkileyici. Merakla okunuyor. Kendini bulma hikayesi de etkileyici. İlgiyi azaltan bir iki nokta var, ilki Cemil Bey’in oğlunun yazdığı senaryoyu da okuyoruz, ikincisi de bir miktar tasavvuf öğretisi bilgisi de bulunmakta. Bu bilgiler iyi olmakla birlikte yaşam öyküsünün akıcılığını etkiliyor, ilgiyi dağıtıyor. Bir kurguda bilgi türü anlatım kurguyu olumsuz etkiliyor.

Yaşam öyküsü ve psikolojik, ruhsal, manevi konuları sevenler için ideal roman. Not:3/4

ÖLÜM EMRİ

Eye in the Sky, 2015, İngiltere

Alan Rickman, Helen Mirren gibi deneyimli oyuncular başrolde. Aksiyon macera terör filmi.

A.B.D. ve İngiltere Kenya’daki teröristleri yakalamak için birlikte çalışırlar, Drone ile yerlerini saptayıp füzelerle yok edeceklerdir. Füzeleri ateşleyecekleri sırada küçük bir Kenya’lı kız o bölgede ekmek satmaya başlar ve bu durum A.B.D. ve İngiliz üst düzey yöneticileri arasında bir etik tartışmaya yol açar. Sivil bir küçük kızın ölümüne değer mi?

Heyecanlı, gerilimli film. Not:3/4

2 Ekim 2021 Cumartesi

BLOGLARI CANLANDIRMA PROJESİ 9



Eylül ayı teması polisiye idi. Kitabı da çok, dizisi de, filmi de. Polisiye dizilerde, Kuzey Avrupa ülkeleri ile Polonya, İrlanda, İngiltere en iyiler. Polisiye romanlarda da Kuzeyliler iyi. Polisiye dizi ve film izlemek kolay zaten.

Bu ay için ise sadece kitap okumayı seçtim. Yeni İngiliz yazarlardan, klasik polisiye temsilcisi Jane Casey bir süredir gözde ve ödüller de alıyor. Yaklaşık 12 romanı dilimize çevrildi. Bunlardan 8’i detektif Maave Kerrigan maceraları, 3’ü ergen kız Jess Tennant maceraları, 1 tane de bağımsız romanı var.

Daha önce dört adet romanını okuduğum yazardan bu kez üç kitap seçtim, Migros’ta indirimdeydi, yazın. Jess Tenant serisini aldım ve yine keyifle okudum, yazarı.


KİMSENİN FREYA’DAN HABERİ YOK

Olimpos Yayınları

Serinin ilk kitabı. Kahramanımız Jess bir lise öğrencisi. Anne babası ayrılmış. Jess’in teyzesinin kızı Freya ölüyor ve bu nedenle Jess ve annesi Moly, teyzesinin yaşadığı, annesinin de memleketi olan ufak bir sahil şehrine, Port Sentinel’e gidiyorlar.

Jess, tıpkı kendisine benzeyen teyze kızı Freya’nın ölümünün şüpheli olduğunu düşünüyor ve şehirde kendi kendine soruşturma yapmaya başlıyor ve olayı çözüyor da. Jess Tenant, ünlü roman kahramanı Nancy Drew’a benziyor. Jane Casey, her zamanki gibi başarılı. Not:3/4


BUNDAN KİMSEYE BAHSETME

Olimpos Yayınları

Jess ve annesi Moly, Freya olayından sonra Port Sentinel’e, Jess’in teyzesinin evine yerleşiyorlar. Ev kalabalık, çünkü kuzenler de var. Şehre geleli birkaç ay geçmişken, şehirde yol kenarında bir lise öğrencisi fena dövülmüş halde bulunuyor. Dövülen oğlanın kızkardeşi Beth, Freya davasını çözdüğü için Jess’ten yardım istiyor.

Jess bunun üzerine şehirde soru sormaya başlıyor. Bir yandan da teyzesinin evinde yeni büyük ailesi ile bir arada yaşamaya alışıyor, bu yeni hayatı seviyor, ondan hoşlanan erkekler de var. Yazardan yine keyifli bir polisiye. Not:3/4


ÜÇE KADAR SAY

Olimpos Yayınları

Jess, Port Sentinel’e geleli artık yaklaşık altı ay geçti. Noel zamanı. Sentinel, çok zenginlerin yaşadığı bir sahil şehri ve Noel demek parti demek. Yeni yıl heyecanı sarmışken insanları, bir ergen kız, Gilly, kaybolur, kaçtı mı, kaçırıldı mı, öldü mü, öldürüldü mü, belli olmaz.

Jess yine bu olaydan uzak duramaz. Kızı bulmak için yine insanlarla konuşmaya başlar ve hikaye ağır bir drama doğru gider. Serinin diğer kitapları gibi heyecanlı, keyifli. Bu serinin kitaplarında az da olsa basım hataları olsa da göze batmıyor. Not:3/4