30 Nisan 2020 Perşembe

Ergen Günlükleri 3



Annem alışverişe gönderiyor bazen beni. Diyor ki, bir yumurta al. Alamam bir tane. Utanıyorum. Birden fazla alırım. Bir giysi aldığında kendine, uymazsa evde, bana diyor hadi git değiştir şunu diye, yine çok utanırım.

Ev işleri yaptırıyor bazen. Menemen yaparken illa ki tavaya bir küçük yumurta kabuğu düşüyor, yumurta kırmak çok zor. Ya da çamaşır asarken illa ki bir çorabı yere düşürüyorum. Ütü yapmak ise en sıkıcı iş. En sevdiğim ise elde bulaşık yıkamak. Bulaşık az iken tabii.

Dedemle hep iyi geçiniriz. Onunla her sözcüğün başına F harfi geçirerek konuşuruz. Fede, fabıyon fugün, gibi. O bazen kendi kendine atasözleri yazar. Şöyle bir şey dedi, o kadar insan tanıdım ama kendimden iyisini bulamadım. Umarım sen de bir gün böyle bir cümle kurmak zorunda kalmazsın. Çevirisi şu, inşallah karşına iyi insanlar çıkar.

Minikken, anneannemin penceresine erik ağacının dalları gelirdi. O dallardan aşağı yürüyerek indiğimi hayal ederdim. Serçeye çinçik der o. Dallara serçe geldiğinde kıpırdamazsam alışırlardı orada olmama.

Halı dokumayı hep merak ederim. İplikler nasıl iç içe geçiyor valla inanılmaz. Büyücü işi gibi. Küçükken çivileri bir çerçeveye karşılıklı olarak çakarak ilkel bir halı örme düzeneği yapmıştım. El işi dersi ödeviydi. Küçücük kare bir şeydi. Sonra kaybettim onu, bitiremedim. Ne güzel işliyordum. Poşet çayı da ipli ya, balık tutmak gibi geliyor bana, o yüzden balık çayı derdim.

İneklerden korkardım, çok büyükler diye. Beni yutacaklar sanırdım. Yerden toprak yediklerini düşünüyordum. Meğerse geviş getiriyorlarmış. Çimen yedikleri için sütleri yeşil olması lazım diye düşünüyordum. Kafama takmıştım. Çilek yerlerse çilekli süt oluyor, çikolata yerlerse kakaolu süt oluyor. Ama niye çimenli süt olmuyor ki acaba?

26 Nisan 2020 Pazar

Ben, Kirke ve Ressamın Kızı



Ben Kirke

Madeline Miller

İthaki Yayınları

Mitolojik ve eğlenceli, hoş bir roman. Yazar da Yunan mitolojisi konusunda uzman bir eğitimci, şirin bir insan. Roman, Yunan Tanrılarının yaşamını anlatıyor. Bildiğimiz, duyduğumuz tanrıların gündelik yaşamları. İnsanlar da var tabii, insanlar tanrıların farkında, tanrılar da insanların. Prometheus, Artemis, Hermes, Zeus, diğerleri ve ayrıca Homeros’un eserlerindeki kahramanlar, Helene, Penelope gibi ünlüler.

Kirke’nin yaşamı. Kirke bir cadı. Küçüklükten beri sevilmeyen çirkin bir kız o. Olur ya ailenin çirkin ve bilgili, asi kızı, feminist. Herkes onu dışlıyor. Güçleri var ama farkında değil. Daha sonra büyü yapabildiğini öğreniyor, büyü yapıyor, cadı olarak görülüp adaya sürgüne gönderiliyor. Kirke adada mutlu oluyor, doğal yaşamı öğreniyor, adada misafir ağırlıyor,  güzel bir yaşamı oluyor. Yani peri iken değil de cadı iken yaşamı daha iyi.

Rahat okunuyor, Ege ve Akdeniz efsanelerinin bir peri ağzından anlatılması sevimli olmuş.

Not:3/4




Ressamın Kızı

Judith Krantz

E Yayınları

Ressamın Kızı, popüler kültür klasiklerinden. Göz alıcı, hoş hayatlar yaşayan insanların anlatıldığı romanlardan, ışıltılı romanlardan. 1982 yılında yazılan kitap dönemin popülerlerinden oluyor, çok satıyor, daha sonra CD formatında satılıyor, dizisi de yapılıyor. E Yayınlarının bastığı kitap sahaflarda bulunabiliyor.

Ressamın Kızı, Fransız ressam Julien Mistral’in yaşamı. 1925 yılından 1970’lere dek yazarın yaşamı anlatılıyor. Mistral, Picasso ve Matisse tarzı dahi ressamlardan. Yaşamı boyunca resim yapmaktan başka hiçbir şey ile ilgilenmiyor. Bu onu biraz bencil gösterse de o sadece sanatını düşünen biri, başka bir yaşam tarzını bilemiyor.

Hayatına giren birkaç kadın var. İlk önemli sevgilisi ve modeli Maggie. Paris döneminden. Daha sonra ayrılıyorlar ve Maggie bir başkası ile evleniyor. Mistral ise ona yardım eden Amerikalı kadın galerici Kate ile yaşamaya başlıyor.

Daha sonra Maggie’nin kızı Teddy ile Mistral birbirlerine aşık oluyorlar ve kızları oluyor. Kate’den de bir kızı oluyor. Mistral, İkinci Dünya Savaşı’nda resim malzemesi bulabilmek için Almanlarla iyi geçiniyor.

Mistral, resim yaparken birkaç kadının yaşamını etkiliyor, değiştiriyor. Yaşamı boyunca çevresindekilerin hayatını etkiliyor, güçlü karakteriyle.

İyi yazılmış iyi bir dram.

Not:3/4

25 Nisan 2020 Cumartesi

Macbeth Mutfakta



Karantina nedeniyle tiyatro kurumları ve sanatçılar oyunlarını online olarak bize sundular. Online oyunlara sahnelendiği anda izleyici olarak da katılmak olası, daha sonra izlemek de. Çeşitli şehirlerin devlet tiyatroları oyunlarını artık sahne yerine nette sergiliyor.

Çok sayıda oyunu izlemek mümkün. Leyla ile Mecnun, Kral Lear, Bir Şehnaz Oyun, Keşanlı Ali Destanı, Ağır Roman, Romeo ve Juliet, Kanlı Düğün, Bana Bir Şeyhler Oluyor, Şekspir Müzikali, Hizmetçiler, Karımın Kocası ve daha birçok oyunu netten, YouTube’dan izleyebiliyoruz.

Bunlardan bir tanesi de Macbeth Mutfakta. Evde menemen yapan oyuncunun menemen ve mutfak malzemeleri ile sergilediği Lady Macbeth dramı eğlenceli. Malzemeleri ve mutfak gereçlerini konuşturuyor. Bir yandan da menemeni pişiriyor. Domatesli ihtiras, doğranan biberler, Macbeth, Duncan. Şekspir’in klasik eserinin mutfak uyarlaması komik.

Tiyatro severler bu oyunu da diğer birçok güzel oyunu da tiyatroya gitmiş gibi izleyebilirler. İyi seyirler.

24 Nisan 2020 Cuma

Yeni Kore Dizileri



The World of The Married

Yeni başlayanlardan. Hafta sonları ikişer bölüm halinde yayınlanıyor. 16 bölümlük dizinin şimdilik 8 bölümünü izledik. Her bölüm yaklaşık 1.5 saat.

Çok sürükleyici, heyecanlı, meraklı, gerilimli, aksiyonlu bir dram. Aşk, bencillik, çıkar, aldatma, intikam dolu. Gerçekten de soluk soluğa izleniyor. Konu sürekli değişiyor ve dizide sürekli olarak dönemeçler, kavisler var.

Aslında bir İngiliz dizisinden uyarlama. Doctor Foster adlı dizinin çok başarılı bir uyarlaması. Bir evli çift. Adam iş dünyasında, başarılı biri değil, kadın ise bir terapist, doktor. Bir oğulları var. Normal bir aile. Adam kadını aldatır, bunu çevredeki herkes bilmektedir, sadece kadın bilmez. Öğrenince kocasından ve çevresinden intikam almak için bir plan yapar. Planı uygularken her şey karışır, ortam tam bir kaosa girer. Kimin kimden intikam aldığı belli olmaz.

İntikam öykülerini sevenler kaçırmasın. Not:4/4



The King: Eternal Monarch

Sonsuz krallık anlamına gelen dizi yeni başlayanlardan. 16 bölümlük dizinin henüz 2 bölümünü izledik. Haftasonları yayınlanıyor. Çok iyi başladı.

Başrolde herkesin sevdiği Lee Min Ho, kral rolünde. The Heirs, Rooftop Prince, Boys over Flowers gibi dizilerde sevilen yakışıklı oyuncuyu en son Legend of the Blue Sea adlı romantik dizide izleyip çok sevmiştik. Başrol kadın oyuncu da Kim Go-eun, yine çok sevilen şirin dizilerden Cheese in the Trap’te onu çok sevmiştik. Senarist ise Descendants of the Sun, A Gentleman’s Dignity, Goblin gibi başarılı ve çok sevilen dizilerin bol ödüllü yazarı Kim Eun Sook.

Dizinin konusu da oldukça ilginç ve yeni. Paralel evrenler. Evrenlerden biri günümüz. Kore İmparatoru Yi Gon. Çocukluğunda başından bir dram geçiyor ve ölümden kurtuluyor. Onu kurtaran ise kadın detektif Jung. Yi Gon rahat, serbest bir kral. Kendisi bir gün ormanda iken paralel dünyaya geçiyor ve detektif ile karşılaşıyor. Paralel dünya ise yine aynı yer ancak yaklaşık 25 yıl öncesi. Detektif iki dünyada da yaşıyor ancak kralı ve olanları bilmiyor, onu tanımıyor. Bazı başka kahramanlar da iki evrende birden yaşıyor.

Fantastik, romantik dizi. Mekanlar, görüntüler de hayranlık uyandırıcı. Konu, oyuncular, her şey iyi. Tarihsel hava da komedi de var. En sevilen dizilerden olmaya aday şimdiden. Not:4/4

23 Nisan 2020 Perşembe

Korona'dan Kaçış



Herkes koronadan korkuyor. Öcü gibi.

Erzak almak için dışarıya çıktım. Sırtıma büyük bir çanta aldım. Aldıklarımı o çantaya atıyorum. Dört gün yetecek kadar şey almaya çalışayım, çanta ağırlaştı.

İnsanlar birbirinden korkuyor. Birbirinden uzak durmaya çalışıyor. Kimse kimseyle konuşmuyor. Sanki çok fazla zaman geçti de çok az insan kaldı, ortam kasvetli. Sokakta yürürken insanlara yaklaşmamaya çalışıyorum. Biraz ileride iki kişi kavga etti birbirlerine yaklaştıkları için. Herkes gergin.

Ama aksine güneş çok güzel. Tatlı sarı bir ışık. Sabah serinliği. Gece çiğ yağmış. Kaldırımlar ıslak. Kenardan yürüyorum. Sağ tarafımda deniz. Sol tarafımda yol ileride sola dönüyor. Rüzgar çıktı. Yağmur yağacak. Islanmamak gerekiyor. Çantayı da korumam lazım, çünkü yağmur yukarıda havada duran virüsleri de aşağı indirecek. Altında kalmamalıyım. 

Yolun kenarında deniz için üst değiştirme kabini var. Tahtaların boyası yok, biraz çürümüş veya kırılmış görünüyor. Yine de mecburen içeri girdim, çünkü diğer iyi olan yerlere başkaları sığınmış. Kimse yerini paylaşmak istemiyor. Kabinin içinde yere çömeldim, bacaklarım yorulmuş, üşüdüm. Kapının altından yolu görebiliyorum. Kabinin zemini toprak. Ama toprak eşilmiş, bozulmuş.

Sonra bir kıpırtı fark ettim. Toprağın içinden bir şey çıkıyor. Önce korktum sonra baktım bir kaplumbağa imiş. Çok büyük. Küçük bir köpek kadar. Çok yaşlı olduğu kabuğunun yıpranmasından belli. Ağzının kenarları da aşınmış. Aç olduğu belli oluyor. Gözleri açlık ve vahşilik ile kırmızı damarlı bir halde. Korktum. Çantadan bir şeyler verip benden uzak durmasını sağlamalıyım.

Ama bir anda ağzını kocaman açıp bana saldırdı. Ağzı keskindi, kolumu yaraladı. Tamamen kavrasa çenesinin kuvvetiyle kolumu kırabilir. Çok korktum. Onu üzerimden atıp çantamı da sıkıca tutarak dışarıya fırladım. Yağmur devam ediyordu ama duramam. Öyle şırıl şırıl yağmıyor ama toz gibi iniyor yağmur. Sanki aslında yağmıyor da havada sis gibi duruyor, garip bir yağmur.

Biraz ileride başka birinin daha kaçtığını gördüm. Bir yandan yürürken de ardıma bakıyorum. Çünkü saldırgan insanlar da olabiliyor, çantamı alıp kaçabilir her an birisi. Kimseye yakalanmadan eve varmalıyım. Öyle kaçarken uyandım.

22 Nisan 2020 Çarşamba

Nehir



Ormanda yere basmak çok tehlikeliydi. Basınca toprağın içinden iskeletimsi zombimsi tuhaf canlılar çıkıyor ve bizi yakalıyor, saldırıyorlardı.

O yüzden ağaçlara tırmanmaya çalıştık. Ağaçlara çıkmayı başardığımızda ilk başta sakindi her şey. Ama ağaçlarda olduğumuzu anladılar. Ağaçlar da çok uzundu. Onların köklerine saldırdılar. Yeraltındaki.

Ağaçlar sallanınca yere düştüm. Hemen topraktan canavarlar çıktı. Aralarından zor kaçtım. Koştum ama peşimdeydiler. Her adımda yere bastığımda yeni bir canavar çıkıyordu topraktan. Adımlarımın sesine geliyorlardı sanırım.

Bir nehre ulaştık. Suya gelemediler. Tamam, nehirden kaçabiliriz. Belki başka yerlerde yoktur bu canavarlar.

Nehirde bir kayık bulduk. Sığıştık içine. Ama kuraklık vardı, su alçaldı yine toprağa oturdu kayık. Hemen yine canavarlar çıktı nehir yatağından. Kayıktan indik ve kayığı canavarlara doğru ittik. Az daha yakalanıyorduk. Neyse ki o anda uyandım.

Orman güzeldi aslında. Ağaçlar yeşil, yukarılarda gün ışığı. Sakin güzel bir ortamdı normalde. Kuş sesleri de vardı ama keşke toprakta o canavarlar olmasaydı. Topraktan çıkarlarken bir anda korkunç oluyorlardı. Etraf toz duman oluyordu.

19 Nisan 2020 Pazar

Film Seçkisi 6



Birkaç çok iyi kısa film:

The Library (2013/Tayland) Bir kütüphanede karşılaşıp bir türlü tanışamayan bir çift. Duygusal.

Paper Man (2012/A.B.D.) Bir erkek bir kadınla tekrar karşılaşabilmek için kağıt kullanır. Duygusal.

Skhizein (2008/Fransa) Bir göktaşı düşer, bir adam kendinden uzaklaşmak zorunda kalır. Hüzünlü.

Inner Workings (2016/A.B.D.) Beyin ile kalbin mücadelesi. Çok sevimli.

The Feast (2014/A.B.D.) Bir minik köpek nasıl mutlu olur? Çok tatlı ve mükemmel.

Birkaç çok iyi çizgi film/anime:

Hadi Gidelim (Onward) (2020/A.B.D.)
İki elf kardeş sihir yoluyla ölmüş babalarını bulabilmek için bir yolculuğa çıkarlar. Keyifli.

Tokyo Godfathers (2003/Japonya)
Üç evsiz yolda bir bebek bulurlar ve ailesini bulmak isterler ancak yolda kendilerini bulurlar. Nefis.

Kabakçığın Hayatı (2016/İsviçre)
Kabakçık yetim bir çocuktur, yetimhanede arkadaşlarıyla büyür. Onu koruyan bir polis de vardır. Kare kare çekilen filmde kahramanlar oyun hamurundan yapılmış. Keyifli, duygulu.

Pom Poko (1994/Japonya)
Rakunların yaşamı tehlikededir, teknoloji ve insanlar onların doğal ortamlarını yok etmeye başlarlar. Rakunlar da bunu önlemeye çalışır. Hem çevreci hem duygusal. Nefis.

Ernest ve Celestine (2012/Fransa)
Fareler yer altında, ayılar yer üstünde yaşarlar. Bir fare ile bir ayı arkadaş olur, birlikte resim yaparlar. Ancak diğer fareler ve ayılar bundan hoşlanmazlar. İkisi buna karşı koymaya çalışır. Defalarca izlenir.

18 Nisan 2020 Cumartesi

Her Şey Değişir




Her Şey Değişir

Anette Inselberg

Destek Yayınları

Çok başarılı, pratik, faydalı ve rahat okunan ve kullanılan bir kişisel gelişim kitabı.

Yazarı ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli kişisel gelişim çalışmalarına katılmış ve daha sonra da kendisi de gelişim ve terapi dersleri ve seminerleri vermeye başlamış.

Kitap herhangi bir yerinden başlayarak okunabilir. Enerjimiz düşükken, endişeli, öfkeli, kızgın, kırgın, pişman, problemli, bıkkın, güvensiz, çaresiz ve benzeri durumlarda olduğumuzda bize pratik öneriler sunuyor. Bu öneriler minik ritüeller yani törenler, meditasyonlardan oluşuyor. Bazı davranışlar, sözcüklerle kalk ve çözüm bul anlamında. Harekete geç.

Vazgeçmek, affetmek, düğümlenmiş durumları açmak, yaşamla birlikte akmak, geçmişle değil bugünle ilgilenmek, stresten kurtulup bir adım atmak, kabullenmek, uyumak, kendini sevmek gibi yaşamsal konularda hemen o anda neler yapabiliriz, yöntemleri gösteriyor. Temizlenmek için yapılabilecekleri. Anında motive olabilmeyi sağlayan yöntemler.

Pratik el kitabı. Kişisel gelişim kitaplarının birçoğunda olduğu gibi soyut öneriler ve ruhsal sözler değil de sadece uygulanabilir öneriler var kitapta. Teorik bir kitap değil direk uygulama kitabı. Hepsi kolaylıkla denenebilecek yöntemler. Her psikolojik duruma  ve her zamana uygun, yılın her döneminde uygulanabilir.

Kesinlikle her insana iyi gelebilecek çözümler var. Bu gelişimcinin sosyal medya hesapları ve ayrıca videoları ve sohbetleri de bulunmakta. Seminerler de veriyor. Insta, Face, Twitter, YouTube’dan da bulabilirsiniz. Aslında kitabı kim yazmış diye düşünmeden kitaptaki yöntemlere geçmek de faydalı.

Not:4/4

16 Nisan 2020 Perşembe

Visavis ve Mom



Visavis

İspanyol aksiyon macera dizisi. Dört sezonu bitti. Yazın beşinci sezonu gelecek.

Bir kadınlar hapishanesi dizisi. Macarena cezaevine düşer. Normal masum bir insan iken cezaevi şartlarında giderek sertleşir. Bir yandan da cezaevinden çıkacağı anı bekler. Cezaevi yaşamı çok serttir, acımasızdır, gruplaşmalar vardır. Zulema, ortamdaki en azılı suçludur. İçerde birçok olay yaşanır, mahkumlar arasında, cezaevi personeli ile mahkumlar arasında. Hayatta kalmak da çok zordur. Mahkumlar arasında liderlik savaşları da vardır. Kavgalar, hapisten kaçma çabaları. Şiddetli, üzüntülü olaylar yaşanır.

Öyküsü çok iyi dizinin, oyuncular da öyle, hepsi bu dizi ile ödüller aldılar. Arada bol şiddet ve cinsellik olsa da bu sahnelerin dışında çok heyecanlı, sürükleyici, merak ettirici. Özellikle iyi insanda Macarena ve kötüde Zulema çok başarılı iki karakter.

Dizide La Casa de Papel oyuncularından Nairobi ve Alicia da bulunmakta. Hapishane dizilerini sevenler kaçırmasın. Not:4/4




Mom

Amerikan durum komedisi dizisi. Yedinci sezonu devam ediyor. Sekizinci sezon onayını da aldı.

Durumlara, sözlere dayalı komedide birkaç ortam var. Ev, kafe, toplantı salonu gibi. Genelde aynı ortamlarda sürüyor dizi. Çoğunlukla kadın oyuncular rol almakta. Temelde beş altı kadın. Hepsi arkadaş. Adsız Alkolikler toplantısında tanışıyorlar. Alkolu bırakma çabası içindeler. Onların yaşantıları, alkolle, aşkla, arkadaşlıkla, birbirleri ile ilişkileri ana konu. Başka kötü alışkanlıkları ile savaşları da var.

İki başrol, anne kız, Bonnie ve Christy. Bonnie orta yaşlarda ve geçmişinde her türlü olumsuzluk var. Christy de başarılı olamamış bir kız ancak hukukçu olmaya karar veriyor, bir garson iken. İkisi birlikte yaşamaya başlıyorlar. Birbirleriyle geçmişte neredeyse hiç ilişkileri olmamış anne kız onlar. Anlaşmaları ve geçinmeleri de çok zor.

Diğer arkadaşları da Marjorie, Jill, Wendy. Beş karakter de birbirine benzemiyor ve her biri komik. Özellikle anne harika. Beşinin de düştükleri durumlar güldürüyor. Dizi tümüyle her bölümüyle durmaksızın komedi. Komedi sevenler kaçırmasın. Not:4/4

15 Nisan 2020 Çarşamba

Ergen Günlükleri 2




Babaannem, yemeği yapıyor, masayı hazırlıyor, sonra dinleniyor, daha sonra dedemi yemeğe çağırıyor, yiyorlar. Yemekten sonra ise Türk kahvesini dedem yapıyor. Babaannem dedeme, yap bir cilveli kahve de çingene keyfi yapalım diyor. Anlatıyor babaannem, eskiden taksitçiler varmış. İnsanlar, taksitle bir şeyler satın aldıklarında, evlere gelip taksitleri alıyorlarmış aybaşlarında.

Minikken ırmağa şişe atmıştım. İçine üzüldüğüm şeyleri yazmıştım. Sonra da yine üzülmüştüm. Ya şimdi balıklar okuyup ağlarsa diye. Kendimi de balık olarak gördüğüm için ağlamalarını istemiyordum. Yine küçükken uyuyamadığım zamanlarda annem babam beni araba ile gezdirip Orhan Baba dinletirlermiş. Onun şarkıları ile uyurmuşum. Hatamla sev beni.

Kuşumuz vardı. Banyo yapmak istediğinde suluğun içine girmeye çalışırdı. Tabakla su koyardım kafesin içine ama ondan korkardı. Uykusunda konuşurdu. Herhalde rüya görüyordu. Ayakları hareket ederdi. Sanırım uykusunda uçtuğunu hayal ediyordu o da.

Hayal kurardım. Blendax reklamında oynuyormuşum. Sahneyi bir türlü çekemiyorlar. Işık ayarı tutmuyor, elektrikler kesiliyor. Reklamda bir de Hobbit var. Sahnede ağaç üstünde bir kulübe. Kulübenin altında bir kapak. Hobbit kapaktan giriyor kulübeye. Haydi saçlarını yıka diyor Blendax ile. Ben de yıkayacağım. Sabotaj yapma bırak saçlarımı yıkayım keyifle, diyorum ona.

1 Nisan’da hep şaka yaparlar kandırırlardı beni. Hep kanardım. Sınıf arkadaşlarım da öğretmenlerim de kandırırdı. Öğretmen, şuraya git bekle beni derdi. Beklerdim gelmezdi. Sınavdan 1 aldın derdi. Kopya çekerken yakalanmışsın. Çalışkanım ya, hemen ağlardım.  Kötü not beni çıldırtırdı.

Fena bir rüya gördüydüm. Rüyamda Bursa’dayım. Niyeyse. Bahçeler, cumbalı evler var. Arnavut kaldırımları. Sokakta yürüyor, telefonuma bakıyorum. Bir bildirim geldi, devletten. Babanın senden başka bir çocuğu daha var, diye. Allahım noluyor. Bu çocuk Adana’da yaşıyormuş. Olayı çözmem lazım. At arabasıyla yola çıktım. Adana’ya vardım. Çocuğu buldum. Hiçbir şeyden haberi yok. At arabasıyla Bursa’ya döndüm. Babaannem şaka yapmış meğerse bana.

12 Nisan 2020 Pazar

Budayıcıoğlu Kitapları



Günahın Üç Rengi

Gülseren Budayıcıoğlu

Remzi Kitabevi

Doktorun ilgilendiği, tedavi ettiği dört hasta var kitapta, Meliha, Şevket, Salih, Hayat. Hayatları şaşırtıcı, acılı insanlar. Sıkıntılarının nedenleri hep çocukluk travmaları. Burdan yine anlıyoruz ki, çocukluğumuz, özellikle bebeklik dönemi önemli, okul öncesi ilk yıllarımız, 0-6 yaş arası.

Doktor, bu hastaların geçmişlerini anlatıyor bize, dramatik yaşamlarını. Terapi ve iyileşme süreci yok. Hastaların hikayeleri etkileyici. Doktorun kendi ağzından yazıp kendi yaşamını da anlatması biraz dikkati dağıtıyor. Kendinden, klinikten söz ederken hastalar geliyor kliniğe ve bu hastalarla sohbetleri sunuluyor. Belki, kitabın başında bir bölümde kliniği anlatıp, her hastayı ayrı bir bölümde anlatsa daha sürükleyici olabilirdi. Kendinden söz etmese, sadece hastaları okusak daha sürükleyici olabilirdi.

Dili hafif, kolay. Not:2/4



Hayata Dön

Gülseren Budayıcıoğlu

Remzi Kitabevi

Camdaki Kız, Madalyonun İçi gibi kitapları olan doktorun yine hasta öykülerini anlatttığı romanı. Çeşitli hastalarının hikayelerini birleştirmiş. Parça parça hikayeler birleşip bir roman oluşturuyor. Doktor, diğer kitaplarında olduğu gibi kendi ağzından anlatıyor, kendi yaşamı, kliniği de hasta hikayeleri ile içiçe.

Hastaların yaşamları, geçmişleri etkileyici, şaşırtıcı. Romanda hastalar yanında doktorun  yaşamı da olması ilgiyi azaltıyor. Kurgunun içinde klinik gerçek olarak duruyor. Belki kendi biyografisini ayrı bir bölümde anlatsa, hastaların hikayelerini anlatsa daha etkileyici olabilir bu çarpıcı hayatlar. Not:2/4

11 Nisan 2020 Cumartesi

Requiem ve The Valhalla Murders




Requiem

Bir sezonluk İngiliz dizisi. Altı bölüm.

Çello sanatçısı bir genç kadının annesi kendini öldürür. Annesinin eşyaları arasında gazete haberleri ve fotoğraflar bulan genç kadın, yıllar önce ufak bir kızın kaybolduğunu öğrenir ve doğduğu ufak şehre döner. Galler’deki bu ufak şehre dönen kadın, kızın gizemini ve annesinin geçmişini öğrenmeye çalışır.

Dizi kayıp kız olayından yola çıkıp doğaüstü güçlere dayanan fantastik bir yöne doğru ilerliyor. Doğaüstü varlıklar, çocuk kaçırma, geçmişin sırları,çocukluk travmaları gibi konular sürpriz bir sonla sonuca ulaşıyor. Heyecanlı, esrarlı, gizemli dizi. Not:3/4




The Valhalla Murders

Tek sezonluk İzlanda dizisi. Sekiz bölüm.

İzlanda’da bir seri katil ortaya çıkınca yerel detektifler ile ortak çalışması için bir Norveç’li detektif bölgeye gönderilir. O ve yerel bir detektif seri katilin peşine düşerler. İpuçları onları yetim oğlanların yetiştirildiği bir okula yönlendirir, çünkü hep o okulda birlikte büyüyenler öldürülmektedir.

Heyecanlı, sürükleyici. Kuzey dizilerinde hep olduğu gibi yavaş ilerleyen, gerçek dünyanın temposuna daha uygun giden bir suç dizisi. Not:3/4

10 Nisan 2020 Cuma

Film Seçkisi 5




Birkaç film:

The Platform (İspanya/2019)
Hapishane, yemek konulu bilimkurgu. Kar Küreyici filmine benziyor. Vahşi, izlemesi zor.

Bir Zamanlar Hollywood’da (A.B.D./2019)
1960’lar Hollywood nostaljisi. Karmaşık ama izlenir.

Joker (A.B.D./2019)
Joker’in nasıl Joker olduğunu anlatan film. Oyuncu çok iyi.

Birkaç iyi film:

1917 (A.B.D./2019)
İyi bir savaş filmi. İki asker, tehlikedeki askerlere mesaj götürmek için yola çıkar, düşman hattından geçmek zorundadırlar.

Jojo Rabbit (Yeni Zelanda/2019)
İkinci Dünya Savaşı’nda bir Alman küçük çocuk, evde saklanan Yahudi genç kızla arkadaş olur. Hoş, insancıl film.

Darmadağın (Hin und Weg/Almanya/2014)
Bisiklet turu yapan bir grup arkadaş doğa içinde arkadaşlığı keşfeder. Çünkü, biri, ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Üzücü ama iyi.

Bir Melekle Hiç Kahve İçtin mi?
Have You Ever Had Coffee With An Angel? (Güney Kore/2014)
Secret Love adlı dizinin bir bölümü. Her bölüm ayrı bir film olarak izlenebiliyor. Korelilerin en iyi yaptığı türden, romantik film. Bir kız bir erkeğe aşık olur ve kızın koruyucu meleği ona yardım eder. Mutluluk veren filmlerden.

Birkaç çizgi film/anime:

Ayı Kardeş (/Brother Bear/A.B.D./2003)
Genç bir oğlan bir ayıya dönüşür ve başka bir ayı ile arkadaş olur. Tekrar insan olabilmek için bir yolculuğa çıkar. Çok eğlenceli.

Robotlar (Robots/A.B.D./2005)
Çok eğlenceli, komik. Küçük bir robot büyük şehre gelir. Başka robotlarla tanışır, aşık olur, kötülerle savaşır.

Lilo and Stitch (A.B.D./2002)
Mükemmel. Komik, duygusal, heyecanlı, aksiyonlu. Küçük bir kız, minik bir uzaylıyı evcil hayvan olarak besler. Uzaylı, bir köpeğe benzemektedir, biraz da kötü huyludur. Heryere zarar verse de kız onu çok sever. İkinci filmde ise, köpek ortama uyum sağlar ancak bir çeşit robot gibi olduğundan arada bozulur. Bu yüzden kız ile de araları bozulur. Doyumsuz. Defalarca izlenir. Not:4/4

8 Nisan 2020 Çarşamba

Ergen Günlükleri




Cemreleri göktaşı sanıyordum. Her sene göktaşı düşüyor. Sular topraklar onunla ısınıyor. Annemler de evet öyle oluyor deyince inanırdım ben de.

Yalan söylersen çarpılırsın derdi anneannem çocuklara. Ben de şimşek falan düşecek sanırdım. Halama lala diyordum. Lalama filmleri sorardım. Cinayetli filmleri, ilkokul zamanlarında. Bana anlatmıştı şunu. Bir katili nasıl yakalamışlar biliyor musun? Kollarında ve ellerinde mor lekeler varmış. İnsan kanı  başka bir insana değince o kişinin derisi çürük olurmuş. Çok korkmuştum. İnanasım da gelmiyordu ama.

Çocukken alabalık yememe izin vermiyorlardı. Okuldayken bacağımı kırmıştım. Çocuklar kavga ederken sırayı dizime vurmuşlardı. Alabalık kırmızı beneklisi yenirse kaynayan kırığı tekrar çözermiş çünkü.

Minikken bende tripofobi varmış. Böğürtlene bakınca yiyemezdim mesela. Fotoğrafına da bakamazdım. Balonlardan, bilyelerden etkilenmezdim. Ama çok fazla yanyana görüntü olunca kötü hissediyordum. Arı kovanlarındaki larvaların yan yana görüntüsü de benziyor buna, belki de ilkel bir korkudur bu. Böcek korkusu gibi.

Parazit korkusu gibi. Bir parazit var, gerçek bu, bu parazit arı vücudunda larva halindeymiş. Bu arı gelip bir böceği sokunca o böceğe geçiyormuş ve yetişkin oluyormuş. Sonra onun beynine yerleşiyor, kendi bebeklerini suya ulaştırmak için böceği yönetebiliyormuş bu parazit. Böcek onun kontrolünde oluyor, acı çekiyor, sonra da suya atlıyor intihar ediyor. Parazit yavruları suya ulaşıyor böylece. İyi ki insanlara geçmiyor yani. Aslında parazit bunu bebeklerinin yaşamı için yapıyor.

Ne fena yağmur var dışarda.

5 Nisan 2020 Pazar

Gizemli Sevgili




Gizemli Sevgili

Elizabeth Hoyt

Nemesis Kitap

Tarihsel roman, tarihsel aşk türü romanlardan. Julia Queen, Julie Garwood, Judith Mcnaught, Elizabeth Hoyt, bu türden yazanlardan birkaç örnek. Romanların konusu geçmişte kurgulanıyor. Birkaç yüzyıl öncesi, lordlar, kontesler, genelde İngiltere. Bir de aşklar var tabii.

Romanın kahramanı, Freya. Soylu ancak ailesinin başına gelen utanç verici olaylardan ötürü bunu gizliyor. Zengin kadınların yanında refakatçi olarak çalışıyor. Bir yandan da Bilge Kadınlar adlı bir grubun üyesi. Bu grup kadın haklarını savunuyor ama cadı olarak görülüyorlar. O yüzden kimliği gizli.

Christopher, bir Dük, ailesinden miras kalıyor bu unvan. Freya ve Christopher aynı çevrede karşılaşıyorlar. Geçmişlerinde bir dram var. Bu dram yüzünden Freya Dükten nefret ediyor ve intikam almak istiyor. Bir yandan da gizli görevini yerine getirme peşinde.

İntikam, aşk, cadılık, cinayet, hepsinden var romanda. Keyifle okunuyor, hafif, kolay romanlardan. Yazarın dili de iyi. Tek olumsuz yanı, 360 sayfalık romanın yaklaşık 10-15 sayfasında yetişkin, nü unsurlar var. Bu bölümler, ilgiyi dağıtıyor, gereksiz bölümler çünkü.

Not:3/4

4 Nisan 2020 Cumartesi

Kuzey Karası ve Hinterland



Kara film (film noir), 1950’lerde A.B.D.’de ortaya çıkan bir tür (Bitmeyen Balayı, Büyük Uyku, Çifte Tazminat). Kara çünkü sokaklarda, geceleri işlenen suçlar anlatılıyor. Bu tür daha sonra 1960, 1970’lerde Fransız sinemasında zirveye ulaşıyor (Jean Pierre Melville, Alain Corneau). Soygunlar, durgun soyguncular, peşlerindeki polis.

Günümüzde ise Kuzey ülkelerinde yeniden doğuyor kara film. Kuzey Karası (Nordic Noir) adlı altında. Norveç, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İzlanda ve İrlanda. Ayrıca, Almanya, İngiltere bu türün örneklerini veriyorlar. Kuzey karasında doğa önemli, o da başrolde. Ormanlar, kırsal, soğuk, kar ve yine suçlar. Kuzey karası daha sakin ve gündelik yaşam hızında.

Kraftidioen, Head Hunters, Noi Albinoi gibi filmler, Den Som Draeber, Forbrydelsen, Bron/Broen, Happy Valley, Borgen, Jordskott, Craith (Hidden), Ofaero, Tabula Rasa, Der Pass, Dublin Murders, Nobel, Tjockare an Vatten, The Valhalla Murders gibi diziler bu türe örnek. Ya da Fransız La Matte.

Kuzeyin soğuğu, buzu, karanlık havası, doğası bu türe çok uygun. İrlanda doğası da çok yakışıyor. İrlanda kırsalı, denizi, kayalıkları bu türe doğal ortam. İngiltere’deki doğal yaşam parkı Snowdonia bu yüzden bu filmler ve dizilerin doğal platosu. Galler, İskoçya, Keltler ve Keltçe de bu türün vazgeçilmezlerinden.

Hinterland

Kuzey karasının, suç ve polisiye öykülerinin en başarılılarından biri de Hinterland. Orijinal Kelt dilinde, Galce yani, Y Gwyll, iç bölgeler anlamında, deniz değil de kara bölgesi. Dizi Galler bölgesinde geçiyor, dili de İngilizce ve Galce.

Bir suç, polisiye dizisi. Galler’de Aberystwyh adlı küçük şehirde gelişen olaylar, cinayetler, kayıplar. Dört kişilik komiser ekibi, iki kadın iki erkek. Dizi üç sezon ve toplam 13 bölüm. Her bölüm 1.5 saat. Her bölümde bir suçu çözüyor ekip. Dizinin sonlarına doğru bütün suçların bir şekilde birbirine bağlı olduğunu görüyoruz. Sonu şaşırtıcı yani.

Konular, işlenişi, Galler doğası, oyuncular, her şey kusursuz. Sakin ilerleyen dizi bir yandan da heyecanlı ve gizemli. Craith dizisinin baş detektifi Sian Reese-Williams da yan rolde. Küçük şehirde olan biten ve geçmişin sırları ana izlek.

Not:4/4