16 Kasım 2018 Cuma

Film Seçkisi 31




Utanç

Buda as sharm foru rikht, 2007, İran

Buddha Collapsed Out Of Shame (Buda Utançtan Yıkıldı), İngilizce ismi. Filmin başındaki Buda heykeli yıkılma sahnesi nedeniyle. O sahne de gerçek görüntüler. Ben Okula Gitmek İstiyorum, bir diğer adı. Film, Afganistan’da çekilmiş. Oyuncular halktan. Baş oyuncu minik kız harikulade. Yönetmen İranlı bir kız ve sadece 19 yaşında iken çekmiş filmi. Film, okula gitmek isteyen küçük bir kızı anlatıyor. Okula gitmek için çok uğraşır, çok yol yürür, zorluklar çeker, şiddet görür ama asla bıkmaz. Savaş karşıtı mükemmel bir film. Not:4/4

Beyaz Tanrı

White God, 2014, Macaristan

Küçük bir kız, Lily, bir köpeği vardır. Babası köpeği evde istemez ve sokağa atar. Köpek sokaklarda sürünürken başına birçok şey gelir. Lily de onu hep arar. Başroldeki köpek inanılmaz oynuyor. İnsanlık, sevgi, hayvan sevgisi üzerine unutulmayacak bir film. Not:4/4

Dogman

Matteo Garrone, 2018, İtalya

Ufak bir kasabada bir köpek bakıcısı. Bir de küçük kızı var. Adam biraz ürkek. Kasabada bir de kaba bir adam var. Köpek bakıcısı, istemeden de olsa bu kaba adamla iş yapar ve sonunda hapse girer. Hapisten çıkınca kaba adamla hesaplaşmak ister. Köpek bakıcısı rolündeki oyuncu, Cannes’da en iyi oyuncu ödülünü aldı. Sürükleyici. Kaçırılmayacak filmlerden. Not:4/4

Suçlu

Den Skyldige, 2018, Danimarka

Acil aramalara cevap veren bir polis, bir kadından acil durum çağrısı alır. Telefon başında olayı çözmeye çalışır. Film boyunca o bir yandan olayla uğraşırken diğer yandan kendi geçmişini öğreniriz biz de. Filmde tek bir oyuncu var masa başında ancak heyecan hiç eksilmiyor. Mükemmel film. Not:4/4

Kabuktaki Çatlaklar

Die Unsichtbare, 2011, Almanya

Fine, annesi ve özürlü kızkardeşiyle yaşayan bir genç kız. Tiyatro oyuncusu ancak sessiz, çekingen bir karakteri var. Bir gün bir yönetmen onu keşfeder ve ona bir rol verir. Camille rolü, Fine’nin gerçek yaşamda tam da tersidir. Kız rolüne kendini fazla kaptırır ve gündelik yaşamda da Camille olarak yaşar. Tiyatro sevenler kaçırmasın. Sanat üzerine bir çılgın sanat filmi. Not:4/4

15 Kasım 2018 Perşembe

Umay Umay Kitapları




Umay Umay müziğiyle, şarkılarıyla tanınıyor daha çok. Ama aslında o bir yazar da. Şair. İlginç, değişik, ayrıksı bir sanatçı kendisi. Çok sayıda şiir kitabı da var. Şiir kitapları, yer altı edebiyatına ağırlık veren Altıkırkbeş Yayınlarından çıkıyor. Şair de bu edebiyata uygun zaten. Bazı kitapları da Liman Yayıncılık tarafından yayınlanıyor.

Rüya Duvarları

Şairin aşk ve Mardin temalı şiirleri. Mardin yolculuğunda sevdiğine sesleniyor. Dizeleri etkili, çarpıcı. Unutulmaz dizeleri var.

Cevapsız Ağrı

Şairin yine çarpıcı dizeleri, aşk ve yaşam üzerine. Çok kendine özgü bir dili ve anlatımı var onun. Hüzünlü de aynı zamanda. Dizeler sanki yüreğinden parçalanıp çıkıyor. Yine unutulmaz dizeler.

Veda Busesi

Metinsel şiirleri var. Düzyazı gibi. Hüzünlü. Çocukluk, ayrılık, aşk, hayat. Günlük gibi şiirler. Derin ve iç parçalayan, unutulmaz dizeler var yine. Alıntılar yapılacak kitaplardan.

Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli

Şairin, hapishanedeki birine yazdığı şiirler. Bir mektup gibi dizeler. Her zamanki gibi, yoğun duygular, asi bir ruh. İnsanın etkilenmemesi olanaksız.

Elleri Kara Çocuk

Kitap kıpkırmızı. İçinde kısa sözler ve bu sözlere uygun çizimler bulunmakta. Şairin not defteri gibi sanki. Elde tutması, bakması hoş bir kitap.

Kitaplarından bir alıntı:

“Ölünceye dek seni seveceğimi sanmıştım baba/Ama aşık oldum”

14 Kasım 2018 Çarşamba

Sade ve Libido



Sade

Sade, yeni dergilerden. Yaşam kültürü dergisi. Kişisel gelişim de sayılabilir. Gündelik yaşam sorunlarını ve çözümlerini inceliyor. Ruh-beden-zihin dengesini. Bilimadamlarının yazılarıyla.

Bilinçli farkındalık, hayatımızdaki kilitleri açmak, hygge düşüncesi, meditasyon, karma, burçlar, çakralar, yoga, ilham, doğa döngüsü, hastalıkları önleme, ayurveda, ay, taşlar, sade yaşam, beslenme, bağlanma korkusu, ilişki detoksu, hayattaki amacımız, ikigai gibi gündelik yaşamdan çeşitli konular var bu ilk sayısında.

Gerilimsiz yaşamak, stresten kaçınmak, doğa ile bütünleşmek, huzur bulmak, temizlik yapmak, hayatla barışmak, sağlıklı bedene ruha zihne sahip olmak isteyen herkes için faydalı bir dergi. Zamanı iyi yönetmek ve sadeleşmek isteyenler bu önemli dergiyi kaçırmasın. Masal anlatmıyor, pratik bilgiler içeriyor.

Libido

Libido, yıllardır yayınlanan bir sosyal bilimler dergisi. Psikanaliz, edebiyat, felsefe ağırlıklı. Bu son sayısında, Dostoyevski’nin Öteki adlı romanı, psikanalist Jacques Lacan’ın öteki kavramı, Dostoyevski ve psikanaliz, Dostoyevski’nin acılı yaşamı, İlhan Berk, Ahlat Ağacı filmi, Freud ve Marx, Herbert Marcuse gibi konular var.

Bilimsel ve ciddi bir dergi. Bu sayısında Dostoyevski hakkında çok şey öğreniyoruz. Psikoloji ve edebiyat sevenler için ilginç olabilir.

13 Kasım 2018 Salı

Bloglardan Seçmeler




Dilek

Çok eski bir arkadaşımız döndü. Kafası karışık dilekçe. Şimdilik, yazın okuduğu kitapları anlatıyor. Sıkı kitaplar.




Cam Güzeli

Blogundaki son iki yazı çok iyi, sıkıyönetim yazısı öyle komik ki.




İmza Hayalperest

29 yılda öğrendiğim 29 şey, ne güzel yazmış yaa.




Meri

Artık eski arkadaşlarımızdan olan Meri, ev yapımı losyonu anlatıyor.




Okuyan Kadınlar Kulübü

Sevgili arkadaşımız Özden Ak'ın da içinde olduğu kulüp birlikte kitap okuyor, şimdi blogları da oldu.




Büşra Sağlam

Minnoş arkadaşımız keyifli ve enerjik yazılarına devam ediyooo.



Melci

Aramızda en yenilerden olsa da bir anda kaynaştı bizimle, sanki çook eski arkadaşımız gibi. Blogu güzel, aktif, kendisi de tatliş.




Arselin Okyanusu

Biricik arkadaşlarımızdan İlayda, iyi kitaplar ve olumlu yazıları ile aramızda.



Beyaz Yakalı

Yeni arkadaşlarımızdan sayılır. Son zamanlarda çok aktif. Yazıları da iyi yorumları da. İyi bir blog okuru aynı zamanda. Sistemli okuyor blogları.



N. Narda

Güzel öyküler yazan arkadaşımız bir öykü kitabı da çıkardı sonunda. Dokuzdolambaç. Şimdi kitabını üç kişiye hediye ediyor. 


12 Kasım 2018 Pazartesi

Hikaye Anlatıcılığı Kılavuzu



Celil Oker

Altın Kitaplar

Genç Yazarlar İçin Hikaye Anlatıcılığı Kılavuzu, roman veya öykü yazmak isteyenler için minik bir el kitabı. Çeşitli yayınevlerinden arada bir bu yönde kitaplar yayınlanıyor. Sayıları çok az da olsa bu kitapların.  Altıkırkbeş Yayınları birkaç örneğini yayınladı bu tür rehber kitapların.

Celil Oker, polisiye edebiyatımızın demirbaşlarından. Dergilerde ve kitaplarda Remzi Ünal adlı eski polis yeni detektif bir kahramanı var. Remzi Ünal bizden biri, sıradan. Yazar, ayrıca bir akademisyen, öğretmen ve bunun yanında yazarlık dersleri de veriyor.

Kitap, kısacık, böyle olması da iyi. Karmaşık da değil. Oldukça sade, hafif. Dili de kolay, anlaşılır. Elbette faydalı da tabii. Yeni yazmaya başlayanlara pratik öğütler veriyor. Örneğin, yazmak için sadece yazmak gerekiyor, gibi. Yazmadan yazar olunmuyor. Yeni bir hikaye bulmak veya yeni bir dille anlatmak gibi.

Hikaye için en çekici konunun yolculuk olduğunu belirtiyor. Yola çıkmak, fiziki olarak veya içsel. Olay örgüsü kurmak. Bunun için çok pratik yöntemler sunmuş. Alt alta cümleler yazın ve her biri bir diğerinin nedeni olsun. Böyle on cümle yazsanız, bundan iyi bir hikaye çıkar gerçekten de.

Çatışma, karakter, hikayenin geçtiği ortam, üslup gibi temel konularda da basit yöntemler vermiş yazar. Yazmaya yeni başlayanlar, yazmayı sevenler, stil veya konu sıkıntısı çekenler için hoş kitap. İnsanın elini açmak için. Yazmaya elimizin alışması yönünden eğlenceli de.

Not:3/4

11 Kasım 2018 Pazar

İki Tezer Özlü Kitabı



Yaşamın Ucuna Yolculuk

YKY

Ülkemizde az tanınan ama kitapları yirmi baskıyı geçen hüzünlü yazarımız. Yerli Kafka veya dişi Oğuz Atay da diyebiliriz. Dili ve anlatımı, kişisel dertleri, edebiyat gücü, kelimelerinin büyüsü ancak bu iki yazara benzetilebilir.

Ferit Edgü ve Leyla Erbil’in yakın arkadaşı, Sezer Duru’nun ablası, Demir Özlü’nün kızkardeşi, Ankara AST’ın kurucularından Güner Sumer ve sonra da yönetmen Erden Kıral’ın eşi, boyalı kuş, hayatı hastalıklarla, elektro şoklarla geçip de kanserden ölen edebiyat çiçeğimiz. Hayatı boyunca yalnızlığı seven, yalnız gezen yazar, ölürken yalnız olmak istemiyor. Son eşine, yanımda kalsana diyor ama o bir an dışarı çıktığında yalnız ölüyor.

Sağlığında birkaç kitabı yayınlanıyor. Ölümünden sonra da diğer eserleri, günlük parçaları, oyunları, mektupları. Yaşamın Ucuna Yolculuk, onun herhalde en iyi kitabı. Romanı. Bu romanı Almanca yazıyor, yayınlanıyor, ödül alıyor, sonra Türkçe bir daha yazıyor. Yazarın kurgu romanı ancak kişisellik de var. Kişisel yaşantısını kurgulaştırmış. Bu romanda yolculukları var. Edebiyat yolculukları ve gerçek yolculukları. Yolculukları zaten edebiyat için. Üç yazarın izinden gidiyor. İlki Kafka. İkincisi Svevo. Üçüncüsü Pavese. Onların yaşadıkları şehirlerde gezip onlara yakınlaşıyor. Prag, Berlin, Trieste, Roma, Belbo, Torino. Bu şehirlerde bu üç yazarın izini sürüyor ve onların akrabaları ve onları tanıyanlarla konuşuyor.

Pavese’nin intiharının izinden gidiyor. Aslında Tezer de genç kızlığında bir kez intihara teşebbüs etmiş. Neyse ki kurtulmuş. Hastalıklarından acılar çekse de dayanmış hayata.  Bu romanı, günlük gibi, dürüst. Onun yazdıkları, acıları, ağrıları, hüzün verse de romanı insana yaşama sevinci veriyor. Aslında günlük gibi anlatıyor ancak bir roman bütünlüğü içinde. Anlattıkları güzel ama anlatışı, sözcükleri, insana bir çeşit dehşet veren edebiyatı daha etkileyici.  Not:4/4




Çocukluğun Soğuk Geceleri

YKY

Yazar bu kitabında çocukluğunu anlatıyor. Anne babası, abisi ile olan hayatı, devam ettiği rahibeli lise, anne babasının disiplinli oluşu, sinemalar, küçük yaşta başlayan psikolojik rahatsızlıkları, çocukluk, okul arkadaşları, Beyoğlu, ailesi ile yaşadığı Fatih semti, Akdeniz yolculuğu, konserler.

Mutlu geçmeyen çocukluğu, sıkıntıları, özgürlük, kaçma isteği. Kişisel yaşamını her zamanki gibi çok duygulu, insanı belli bir atmosfere sokan dili, hüznü ile ortaya seriyor. Bir roman bu ancak parçalar halinde. Uzun öyküler gibi. Yazarın ilk uzun eseri de aynı zamanda. Her zamanki gibi çok iyi ve dürüst. Not:3/4

10 Kasım 2018 Cumartesi

Müzik Seçkisi 22



KARD-Hola Hola
KARD-Don't Recall
KARD-Oh Na Na
Chloe Adams-The Doctor Said
Taeyeon-Stay
Red Velvet-Red Flavor
Fırat Tanış-Sevda Kuşun Kanadında
Melike Şahin-Sevmek Suçsa Suçluyum
Sezen Aksu-Aldatıldık
Işıl Yücesoy-Hayat Herkese Aynı
Beyonce-Halo
Sezen Aksu-Yansın İstanbul
Ziynet Sali-Beş Çayı
Aydilge-Sonsuz Sevgilim
Yener Çevik-Hasta
Emircan İğrek-Defoluyorum
Kalben-Doya Doya
Alan Walker-Darkside
Daya-Safe
Billie Eilish-Lovely
Kenan Doğulu-Yosun
Güliz Ayla-Gelsin Öpsün Kalbimi
Mustafa Sandal-Aya Benzer
Sezen Aksu-Begonvil
Zeynep Bakşi Karatağ-Gözlerim Denizde
Drama Türküsü-Bre Hasan

9 Kasım 2018 Cuma

En İyi Filmler 5



Bir Rüya İçin Ağıt (2000, A.B.D.)
Amelie (2001, Fransa)
3 Idiots (2009, Hindistan)
V for Vendetta (2005, A.B.D.)
Kayıp Balık Nemo (2003, A.B.D.)
Paramparça Aşklar Köpekler (2000, Meksika)
Aşk Zamanı (2000, Hong Kong)
Malena (2000, İtalya)
Konuş Onunla (2002, İspanya)
Onur Savaşı (2012, Danimarka)
Siyah Kuğu (2010, A.B.D.)
Mamma Mia (2008, A.B.D.)
The Artist (2011, Fransa)
Can Dostum (2011, Fransa)
Kelebek ve Dalgıç (2007, Fransa)
Yasak Bölge 9 (2009, Güney Afrika)
Elveda Lenin (2003, Almanya)
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2004, Türkiye)
Sonbahar (2008, Türkiye)
Issız Adam (2008, Türkiye)
Hokkabaz (2006, Türkiye)
Kara Tahta (2000, İran)
Flickan (Bir Kız) (2009, İsveç)
Alıç Ağacının Altında (2010, Çin)
Kırmızı Renkli Gri Kamyon (2004, Sırbistan)
Savaş Cadısı (2014, Kanada)
Lizbon’a Gece Treni (2013, Portekiz)
Metalci (2013, İzlanda)
Buzdan Hayaller (2003, İzlanda)
Once (2006, İrlanda)
Düşüş (2006, Hindistan)
Bataklık (2014, İspanya)
Eğitmenler (2004, Almanya)
Billy Elliot (2000, İngiltere)
Witt (2001, A.B.D.)
Mutluluğa Boya Beni (2008, Fransa)
Dönüş Yok (2001, Fransa)
Yaz Saati (2008, Fransa)
En İyi Teklif (2015, İtalya)
Ay Prensesi (2008, Macaristan)
Boş Ev (2004, Güney Kore)
Prensim (2015, Fransa)
Cuba Feliz (2000, Küba)
Açık Kalpler (2002, Danimarka)
Fusi (2015, İzlanda)
Sıradışı İlişki (2016, İtalya)
Julieta (2016, İspanya)
Yürüyen Şato (2004, Japonya)
Yaşamın Kıyısında (2016, A.B.D.)
Ağ (2016, Güney Kore)
Toz Bezi (2015, Türkiye)
Kafa Avcıları (2011, Norveç)
Kafa Avcısı (2009, Danimarka)
Sorayayı Taşlamak (2008, A.B.D.)
Bir Panayır Hikayesi (2008, Türkiye)
Uzak İhtimal (2009, Türkiye)
Ölümcül Güzellik 2 (2012, Çin)
Açgözlülük  (Çiğ) (2014, A.B.D.)
Başka Bir Aşk Hikayesi (2007, Danimarka)


Daha önce seçme filmleri listelemiştim. Genel olarak iyi olan filmlerin listesini. Yaklaşık 500 film seçmiştim. Daha sonra da bunların arasından en iyileri. Öncelikle 2000 öncesi filmleri seçtim. Şimdi de 2000 sonrası en iyileri seçiyorum. Bu seri bitince de en sevdiklerimi seçeceğim. Tabii ki izlediğim filmler arasından. Bütün filmleri izleyemeyiz.

8 Kasım 2018 Perşembe

Blog Takip Etkinliği




Bugünlerde birkaç blog arkadaşımız blog takip etkinliği düzenledi.

Bu etkinlikler eğlenceli ve faydalı oluyor. Eski ve yeni arkadaşlarımız kaynaşıyor. Herkes birbirinin blogundan haberdar oluyor. Yeni arkadaşlıklar kuruluyor. Ayrıca, iyi bir blog listesi de oluşuyor. Ben, bloglara üye olmadan serbest gezdiğim için özellikle faydalanıyorum. Listeden gidiyorum bütün bloglara.

Bu etkinliği, Kelebek Etkisi, Esra Takım, Yelizin Keşifleri, Lerzan Kara ve daha birçok arkadaşımız birlikte düzenledi. Ben de Melci'nin blogunda görüp haberdar oldum dün. Sonra da Fatofotan'ın blogunda.

Melci ve Fato'nun bloglarının linklerini veriyorum şimdi. Sizler de bu iki bloga gidip konuyu öğrenebilir, etkinliğe katılabilir ve diğer arkadaşlarımızın da bloglarına gidebilirsiniz yanii.

Melci:


Fato:


Bol bol arkadaşımız olsun, bol okuyalım, bol bol yorumlaşalım. Yaşasın bloglaar!

7 Kasım 2018 Çarşamba

Bir Yaprak Düştü



Yapraklar, Kuytular adlı blogları vardı Gülsen ablamızın. Gülsen Varol öğretmenimiz. Kitapları da var. Albümdekiler ve Cehennem Deresi adlı kitaplarını da okuyup blogda yazmıştım. Var o yazılar halen blogumda.

Hiç unutmadığım bir anım onunla. Bir yazısında evindeki bir konsolu anlatmıştı. Çekmecelerin içindekileri. O yazısını öyle sevmiştim ki o yazının altında konuşmuştuk ablamızla tatlı tatlı. Arada okurdum bloglarını. O da gelirdi zaman buldukça.

Kültürlü, zarif bir ablamızdı. Üretkendi. Bu sabah Ecehan arkadaşımızın blogunda okudum. Gülsen ablamızı kaybetmişiz. Ecehan ile çok yakınlardı. Yorumlarda ikisinin tatlı yorumlaşmalarını okurdum hep. Az önce Makbule Abalı ablamızla konuştuk. O da üzgün ve blogunda yazdı o da.

Sevgili Ecehan'ın yazısı burada:




Gülsen ablanın blogları:






Makbule ablanın yazısı:




Hepimizin başı sağolsun. Üç yıl önce de Cihan ablamızı kaybetmiştik. Onun blogu halen açık. Kızı açık bıraktı. Arada bir gidiyoruz onun bloguna ve son yazısına. Umarım Gülsen ablanın blogları da açık kalır.


Cihanın Bahçesi:


6 Kasım 2018 Salı

Defterlerden



İç içe odalar görüyorum. Yerçekimi yokmuş gibi görüyorum. Rüyada olduğumun bilincindeyim ama kendimi uyandıramıyorum. Kalbim sanki koşmuş gibi çarpıyor gece yarıları uyandığımda. Uyanınca da uyumak zor olur bir daha, balkabağına dönüşür uyku treni. En güzeli rüyada pamuk şekeri görmek.

Yaşamayı öğrendiğim çok söylenemez bu gidişle de öğrenemem ya bir adım ileri on adım geri gidiyor hayat. Olur ya bazen ruhen olmayız olduğumuz yerde. Yanımıza birkaç beyin daha almamız gerekir bizde yarım bile olmaz bazen. Kendimizi yönetemeyiz. Vay banam. Çocuk büyüdü çocuk oldu. Ne zaman yaşadığımı anlamadığım zamanlar. Çocukluğumda apartman çocuğu gibi büyümüşüm de hiç dizimi yaralamamışım gibi.

Biraz yağmur yağdı gibi oldu. İçimden bakın yağmur duracak görün diye geçirdim. Rahmetli Kemal Sunal’ın yağmur yağacak yağmayacak diz ağrısı sahnesi gibi. Bulutlara baktım koşuyordular, öyle geldi gözüme. Bulutlar gibi hep yolda olsam ya varacağım hiçbir yer olmasa sadece yol. Bulut olsam çok uçar çakılırım yere. Gidip psikolog olacağım, kendimi çözmek için. Perilerim binmiş benim.

İlkokulda oyun oynardık. Birimiz öğretmen olurduk, hadi siz de öğrenci olun. Öğretmen olan sınıfa girdi. Kalktık günaydın dedik. Demez mi, oturun mikroplarım. Örnek öğretmen. Aslında o da haklı, herkes haklı, bunu ben demiyorum, Ali Lidar demiş, kitabının ismi.

Bu notlar günlüğümden ya, defter çok bende. Lise, üniversite, küçükken yazdığım sarı kapaklı olan, bir tane şiirleri yazdığım küçük defter. Olumlama çabası dediğim bir defter var. Onda, kendimi kötü hissettiğimde neden hissettiğimi, sebebini ve bu durumdan nasıl kurtulacağımı yazıyorum, oyun gibi. Sonra yolculuklarda tuttuğum defterler. Yollarda, gittiğim yerlerde gördüğüm insanları yazıyorum, davranışlarına göre bir şeyler hayal ediyorum.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Papara 4



Daha önce söz etmiştim. Çişli hikayelerim çoktur. Bu hikayelerin hepsine Aras adlı arkadaşım da tanık oldu. Üniversiteye dek bütün eğitim hayatımda sınıf arkadaşım oldu o. Lise bittikten sonra bana, bak elimde seninle ilgili çok koz var, bunları bir anlatırsam olay olur, o yüzden her karşılaştığımızda bana tatlı ısmarlayacaksın, yoksa bir sidikli olduğunu açıklarım, dedi.

Yine Ayten hocanın dersi. Derste çok sıkışmıştım, kıvranıyordum. Çekingen olduğum için de bir türlü izin isteyemiyordum hocadan. Dayanılmaz olunca hocaya işaret ettim. Koştum tuvalete, girdim içeri, lavabonun altında bir fare gördüm ve gerisingeri sınıfa koştum. Oturdum ve bir süre sonra altıma yaptım. Yer ıslandı, harita gibi. Yere bakıp da aa Asya kıtası gibi işemişim, dedim. Teneffüs geldi, ayağa kalkamadım. Hoca geldi, dur şey yapalım dedi, gitti bir kova su getirdi ve yere döktü. Yer kirliymiş su döktüm deriz dedi arkadaşlarına. Ben öbür derse ıslak girdim. Tabii dayanamadım ve sonraki arada eve gittim.

Okulda tiyatro vardı, yılsonu gösterisi. Ben de rol alıyordum. Oyun sahnelendi, oyunda çok sıkıştım ama oyuna devam ettim. Tabii çok dayanamadım ve oyun anında yaptım altıma. Tam altımdan, sahneden öne doğru bir ince çizgi halinde akıp gitti. Öndeki seyirciler güldü ve ben kıpkırmızı oldum ama oyuna devam ettim. Bir kez de, bayrak töreninde oldu. Tam da arkamda Aras vardı. Bana arkadan, sidikli, dedi. Sanki biliyormuş gibi yani. Yine kıvranıyordum ve bayrak töreninde de altıma yapmış oldum.

Bir tanesi var ki o bir efsane. Lisede bir yaşgünü kutlaması vardı. Biliyorsunuz, babam ve annem bana izin vermezdi böyle durumlarda. Hatta böyle doğumgünleri ve okul gezilerine katılamadığım için, liseden sonra arkadaşlarla toplandığımızda, onlar, doğumgünü ve okul gezisi anılarını anlattıklarında, güldüklerinde duygulandıklarında ben ha evet evet sizin öyle anılarınız var, anlatın da gülelim, derim.

Çok önceden izin almıştım babamdan. Gelecek arkadaşlarımın da isimlerini tek tek söylemiştim. Neyse, gittim tabii. Hep diyorum, çekingenim, sessizim. Arkadaşın evinde yine tuvaletim geldi. İyi de giyinmiştim. Bir de evden dışarıda tuvalete girersem, bir evde mesela, tuvalete girdiğimin belli olmasını istemem. Yani, ben nasıl olur da tuvaletimi yaparım. Benim tuvaletim gelmez ki. Girdiğimde önce sifonu çekerim. Neyse, girdim içeri. Ne yapsam acaba. Belli olmasın ve ayrıca kokmasın da. Çıktığımda biri girerse kokmasın. Benim yaptığım belli olmasın. Hemen bir poşet buldum tuvalette ve büyüğümü poşete yaptım ve apartman boşluğuna attım. Çıktım. Aradan bir saat geçti, kapıcı geldi, biri apartman boşluğuna pislik atmış dedi. Ses çıkarmadım tabii. Arkadaşlar da bizden biri olamaz dedi.

4 Kasım 2018 Pazar

Müzik Seçkisi 21



Kate Deluna-Whine Up
Lady Gaga-I Want Your Love
Beyonce-Crazy in Love
Deniz Seki-Sahici
Norm Ender-Kaktüs
Mor ve Ötesi-Sultan-ı Yegah
Alex Keren-Once Upon a Time
The Brains-Out in the dark
S.A.R.S.-Budav Lebac
Edis-Güzelliğine
Yalın-Sensiz Ben Ne Olayım
Taylor Swift-Delicate
Zara Larsson-Lush Life
J-Hope-Daydream
The Tellers-Toodoo
Pain-Pain Go Away
Drake-In My Feelings
Super Junior-Sorry Sorry
Metallica-Mama Said
Def Leppard-Pour Some Sugar On Me

3 Kasım 2018 Cumartesi

Smile Has Left ve Avengers Social




The Smile Has Left Your Eyes

Gözlerindeki gülümseme kayboldu anlamına geliyor dizinin ismi. Göklerden yüzmilyonlarca yıldız, Hundred Millions Stars from the Sky, adlı Japon dizisinin Kore tekrar çevrimi. Bu ay başladı ve halen devam ediyor. Onaltı bölüm ve bugünlerde yarısına gelindi.

Tipik Kore dizisi. Bir Kore dizisindeki tüm hoşluklar var. Heyecanlı, gerilimli bir dram ancak aynı zamanda da komik. Kore dizilerindeki kötüler bile sevilesi oluyor. Bu durum, dizilerdeki çizgi roman havasından kaynaklanıyor. Kötülükleri bile izlemesi hoş. Bu dizilerin sevimli gizemi olsa gerek bu.

Dizi temelde üç kişi üzerine kurulu. Bir adet kötü adam. Katil herhalde ama bu net değil. İnsan zaten onun katil olmasını da istemiyor. Belki de katil değil, başkasının cinayetini üstlenmiş olabilir ya da koruyor. Katil adayı ancak pek de yakışıklı, hoş, havalı. Kızlar ondan hoşlanıyor. Kız katili olarak bilindiği için insan hepsini öldüreceğini düşünüyor. Katil ve çevresindeki kızlar.

Katilin peşindeki polis ve bir de polisin kızkardeşi var. En şanssız olay oluyor ve kız gidip bu katil adayına aşık oluyor. Ağabeyi hem katile suçunu itiraf ettirtmek isterken bir de kızkardeşini ondan korumak istiyor, kızkardeşi ise kendi kararlarını kendi vermek istiyor.

Dizi, Kore severler için kaçırılmayacaklardan.




Avengers Social Club

Korelilerin en başarılı olduğu tür komedi. Bu dizi komedi ancak bildiğimiz romantik komedilerden değil. Kore dizilerinin konu ve tür zenginliği şaşırtıcı. Bizim yerli dizilerin dram ve komedileri birbirine çok benziyor. Bu dizinin konusu çok hoş.

Dizide üç kadın, kocalarından, erkeklerden intikam almaya karar veriyor. Karar vermeleri, uygulamaya geçmeleri, beceriksizleri, hepsi sevimli. Kadınlardan biri, kocası tarafından aldatılan bir kadın. Hatta, kocasının bir başka kadından bir oğlu var. İkinci kadın sade bir kadın, çocuklarını büyütüyor, kocası ölmüş. Üçüncü kadın ise, kocasından şiddet görüyor. Bu üçlü bir araya geliyor ve üvey oğlan da onlara katılıyor ve bir intikam kulübü kuruyorlar. İntikamlar komedi tabii. Sevilesi dizilerden.

2 Kasım 2018 Cuma

Film Seçkisi 30



Ahmak

Jerk

Carl Reiner, 1979, A.B.D.

Steve Martin komedilerinden. Kendini siyah sanan bir beyaz rolünde. Evlatlık olduğu aile siyah. O da ne zaman siyahlaşacak diye bekliyor. Ailesinden uzaklaşıp iş aramaya gidiyor. Ancak öyle sakar ki hiçbir işte dikiş tutturamıyor. Arada aşık bile oluyor. Ailesi ile birlikte müzik yaptığı iki sahne var ki, birer komedi klasiği. Müziğin ritmine uyup dans etmeye çalışıyor ancak ritmi bir türlü tutturamıyor. Not:3/4

Çatlak Yönetmen

Bowfinger

Frank Oz, 1999, A.B.D.

Steve Martin komedilerinden. Yanında Eddie Murphy de var. Bir yönetmen bir türlü istediği filmi çekemez, senaryoları tutulmaz. Aklına parlak bir fikir gelir. Bir oyuncuyla film çekecektir ama oyuncunun haberi olmayacak. Gizli gizli çeker filmi. Unutulmaz komedilerden. Not:3/4

Omuz Omuza

Stepmom

Chris Columbus, 1998, A.B.D.

Defalarca izlenebilecek lezzetli filmlerden. Duygusal ve hüzünlü olmasına rağmen keyifle izleniyor. Şirin ve sevimli de aynı zamanda. Oyuncuları da çok iyi. Bir evli çift ayrılır ve adam başka bir kadınla evlenir. Boşanan çiftin çocukları, adamın eski eşi, yeni eşi, normal ve doğru bir iletişim kurabilmek için çabalarlar. Ağlamak isteyenler kaçırmasın. Not:3/4

İtalyan Usulü Aşk

Matrimonie All’Italiana

Vittorio De Sica, 1964, İtalya

Yönetmen İtalya’nın devlerinden. Oyuncular da Sophia Loren ve Marcello Mastreonni. Birlikte çok sayıda filmleri olan iki oyuncu her zamanki gibi iyiler. Bir adam zengin ve biraz da düşüncesiz. Genç bir kızla ilişkisi olur, kız bir hayat kadınıdır. Kızın adamdan çocuğu olur ama adam bunu bilmez. İkilinin ilişkileri ise hep sürer. Hoş komedi. Not:3/4

İnanılmaz Aile

The Incredibles, 2004, A.B.D.

Eğlenceli komik anime. Bir ailenin tüm üyeleri süper kahraman. Anne baba çocuklar. Hep birlikte dünyayı kurtarırlar. Türü sevenler kaçırmasın. Not:3/4

Bolt

Byron Howard, 2008, A.B.D.

Komik, sevimli, eğlenceli. Bolt, yıldız bir köpek, şov yıldızı. Bir kedi ve bir hamster ile arkadaş olur ve bu üçlü çeşitli maceralar yaşarlar. Bolt, kendini kahraman sanmaktadır. Not:3/4

Coco

Jason Kantz, 2017, A.B.D.

Son derece komik bir anime. Ufak bir çocuk, müziğe yetenekli. Gitar çalıp şarkı söylemek ister. Ancak ailesi izin vermez. O da bir hayal dünyasına geçer. Defalarca izlenir. Not:3/4

Dehşetin Yüzü

The Nun, 2018, A.B.D.

Korku filmi sevenler için. Korku seansı serisinden. Öyküyü yazan yine James Wan. Dehşet saçan bir rahibe. Yani bir varlık. Onun peşindeki birkaç kişi. Fena değil. Not:3/4

Annenin Boş Günü

Mom’s Day Away, 2014, A.B.D.

Hallmark filmlerinden. Yani aile filmleri, romantik filmler, komediler yapan şirket. Bu film de eğlenceli. Bir anne evden biraz uzaklaşmak ister. Evde kendini görünmez hissetmektedir. Herkesin hayatını kolaylaştıran bir araçtır sadece. Bir hafta sonu evden uzak durur. Kadının da ailesinin de hayatı komik hale gelir. Not:3/4

Geceyarısı Kıyafet Balosu

Midnight Masquerade, 2014, Kanada

Sevimli, alçakgönüllü, yumuşak komedi. Çok zengin bir kadın, işleri için bir avukatlık firmasına başvurur. Bir maskeli baloda zengin kadın ile avukat karşılaşırlar. Cindirella’nın tersi. Bu kez, kız erkeği arıyor. Not:3/4

1 Kasım 2018 Perşembe

Tezer ile Trende



Trene bindim. Boş bir yer baktım. Oturdum bir yere. Yan ve karşı koltuklar boştu. Karşıma zayıf, uzun saçlı, yorgun yüzlü biri oturdu. Tezer Özlü’ydü. Ne yapacağımı şaşırdım. Konuşmak istiyordum. Nereye gidiyorsunuz, diye sordum. Berlin’e dedi. Nerden geliyorsunuz, diye sordum. Trieste’den dedi. Pavese’nin evine ve intihar ettiği otele gitmiş. Anlatsanıza bana Pavese’yi dedim. Biliyorum onu çok seviyorsunuz. Yorgunum, dedi, dişim ağrıyor. İlaçlarımı aldım. Diş ağrım geçerse uyuyacağım.

Yanıma geldi. Başını omzuma yasladı. Hadi bana bir şeyler anlat, ağrım geçince de uyuyayım. Peki. Başladım bir şeyler düşünmeye. Urla ve Karaburun’a gitmiştim. Yolda Ambarseki adında bir köy var. Boşça bir köy. Köye girdim. Caminin yanında bir teyze vardı, önünde reçeller, zeytin, kuru üzüm vardı. Satıyordu. Sohbet etmek istedim. Teyze çok ilginç şeyler anlatmaya başladı. Adımı sordu, Girit adım dedim. Atalarım ordan geldiği için bana Girit adını vermişler. Teyze Giritli kadınlar dayanıklıdır, uzun yaşarlar dedi.

Konuşmaya devam etti. Bir gece rüya gördüm. Rüyamda bir ses bana, Atlantis tam beşyüz kilometre ötede battı dedi. Oğlumun haritaları vardı. İnceledim. Tam beşyüz kilometre ileride, deniz tarafına doğru gidince Yunanistan ile İtalya arasında kalan İthaka adası vardı. Atlantis kıtası burada batmış olmalı dedi, buna inanıyorum diye ekledi. Atlantis’ten kurtulanlar da var. Çok az sayıda kişi onlar. Ve o kişiler özel insanlar. Her şeyi hissedebilen, görebilen, üçüncü gözü olan insanlar onlar. Teyze buna adı gibi emindi.

Tezer Özlü ise ben bunları anlatırken uyumuştu bile. Diş ağrısı geçmiş olmalıydı. Diş ağrısı geçse de onun bedeninde birçok ağrı vardı daha. Hastalıkları nedeniyle. Berlin’de de kliniğe gidiyordu belli ki. Zaten hayatı Berlin’de geçmişti en çok. Hep böyle yolculuk yapardı. Trenle, otobüsle, gemiyle. Avrupa’yı gezerdi yalnız başına. İleride ölümü de bu kentte oldu zaten. Omzumda uyuduğu zaman ölümünden birkaç yıl önceydi.

(Sevgili yazarımız Tezer Özlü ile ilgili bir hayalim)

31 Ekim 2018 Çarşamba

Baraj ve AVM




Büyük bir baraj alanı gibi bir alan. Stadyum genişliğinde. Bu alana geçmek için etrafında bulunan evlerin balkonundan geçmek gerekiyor. Evlerden birindeyim, balkona çıkacağım, merdiven var orada, ineceğim ve o alana ulaşacağım. Baraj alanında sular buz tutmuştu, kalın bir buz tabakası vardı ama altında hala su akıyordu. Buz da alanın merkez noktasına doğru eğilip dönerek bir girdap şeklinde donmuştu. Merkez noktasında dairesel bir açıklık vardı ve orada buzun altından kayıp giden sular şelale olup derinlere akıyordu.

Buzun üstünde oynamak isteyenler vardı. Ben de hala o evdeyim. Pencereden gördüm onları. Güneş buzdan yansıyordu ve buz da çok kaygandı. Tehlike hissettim. Bir şey olacak diye düşündüm. Balkona çıkamadım çünkü kilitliydi, pencerede de sinek teli vardı. Diğer kapılar da kilitliydi. Teli söktüm, pencereden çıktım. Onlara durun diye seslenirken onlar çoktan buzun üzerinde kaymaya başlamıştı. En sonunda merkezdeki şelaleden aşağı düştüler. Tekrar çıkmalarına imkan yoktu çünkü çok derindi.

Biri de kenarda bisiklete biniyordu, çıktığım evin yanında. Bir yerden halat buldum. Bisikletli kızdan yardım istedim. Birlikte halatın ucuna ağır bir taş bağladık ve fırlattık, buzun ortasındaki şelalenin dibindeki kızlara ulaştı, tam da istediğimiz gibi. Onları dışarı çektik tek tek. Kızdım onlara, tehlikeli şeyler yapıyorlar diye. Eve döndüm söylenerek. Sinek telini onarmam lazım diye düşündüm. Kızları da kurtarmıştım neyse ki. Artık rüya bitebilir, uykumdan uyanabilirdim.

Ama uyanamadım. Uykum ağırdı demek ki. Ne yapsam diyordum şimdi uykumda, bari bir AVM’ye gideyim, zaman geçsin, diye geçirdim içimden. Şans oyunları oynuyorlardı. Uyanıkken hiç oynamam. Piyangoya benziyordu. Kare şeklinde bir kart vardı, üzerinde yedi yazıyordu. Altında da satır ve sütunlar halinde daha ufak puntolarla başka rakamlar vardı. Her kartta başta farklı bir numara vardı, alttaki rakamlar içerisinde bu üstteki rakamın aynısı varsa kazanıyoruz. Baktım altta da beş tane yedi var. Beş çarpı yedi, yetmiş lira kazanmıştım. Bir kart daha aldım. Üstünde beş vardı, altta da iki tane beş. On lira kazandım bundan da. Piyangocudan paramı almaya gittim.

Kartları verirken az ileride köşede duvarın dibinde siyah bir kurt yavrusu gördüm. Rengi simsiyahtı. Aslanı da andırıyordu. Bir kız onu sevmeye başladı. Kıza, bırak onu dedim, kokumuzu annesi alırsa gelir, yavrusuna da bakmaz unutur onu bizi görünce. Annesi geldi bile ve yere doğru cüssesini küçültmüştü, saldıracak gibi. Kıza uzaklaş dedim, ama her şey çok hızlı oldu. Anne hem çok büyüktü hem de asil duruyordu. Sirius Black gibiydi. Simsiyahtı ve tüyleri de dağınıktı. Havaya doğru bir zıpladı ki olduğu yerden uçtu sanki ve kızın üstüne atladı, ısırdı. Ne yapacağımı bilemedim, durdurmak için koştum, kulaklarından yakaladım, kafasından tutup çektim. Kız da bu aslan kurdu ısırmıştı, bıraksın onu diye. Kafasından tuttum hayvanı havaya kaldırdım, çevirdim ve fırlatıp attım bir mağazanın vitrinine. Kızı kurtarmıştım. Artık rahatlıkla uyanabilirdim. Uyandım, televizyon açık kalmıştı. Vahşi hayvan belgeseli kanalında.

28 Ekim 2018 Pazar

Film Seçkisi 29



Utanç

Rüsvai

Masoud Dehnamaki, 2013, İran

Hem dramatik hem komik bir İran filmi. Genç ve güzel bir kadın sürekli olarak erkekler tarafından rahatsız edilmektedir. Yoksul ailesine bakmak durumunda olan kadın para kazanmak için uygun olmayan işler de yapar. Bir şeyhle tanışır. Şeyh ona yardım etmek ister. Biraz komedi biraz tasavvuf. İnsanların ikiyüzlülüğü ve dini kötüye kullanması üzerine iyi bir film. Kaçırılmaz. Not:3/4

Kış

Zemestan

Rafi Pitts, 2006, İran

Ufak bir İran şehri. Bir adam, karısını ve kızını bırakıp iş aramaya uzağa gider ama dönemez. Şehre bir adam gelir ve kadından hoşlanır. Ancak o da işsizdir. Hayat şartları, hava şartları insan ilişkilerini etkilemektedir. İyi İran filmlerinden. Kaçırılmaz. Not:3/4

Bleach

Shinsuke Sato, 2018, Japonya

Bir Manga uyarlaması. Türü sevenler için iyi. Hayaletleri ve kötü ruhları görebilen bir liseli oğlan ile bir ölüm meleği kız bir araya gelirler kötü ruhların peşine düşerler. Bütün bir anime dizisini elbette kapsayamayacak bir tek film ancak eğlenceli ve heyecanlı bir film olmuş. İkincisi de gelebilir. Not:3/4

Troller

Trolls, 2016, A.B.D.

Sevimli, tatlı, komik bir anime. Tatlı trolleri yemek isteyen kötü Bergenler ve trollerin kurtulma çabaları. Eğlenceli ve müzikleri de iyi. Not:3/4

Ratatuy

Ratatouille, 2007, A.B.D.

Gelmiş geçmiş en sevimli, komik animelerden. Bir fare yemek yapmayı bilir ve bir restoranın mutfağına girer ve restoranda her şey değişir, artık bir aşçı fare vardır. Defalarca izlenir. Not:3/4

Benimle Evlenir misin?

La Moglie del Prete

Dino Risi, 1970, İtalya

İtalyanın en iyi yönetmenlerinden biri ve iki büyük oyuncu. Sophia Loren ve Marcello Mastreonni. İntihar etmek üzere olan güzel bir kadın bir sohbet servisini arar ve yardım ister. Hatta karşısında bir papaz vardır. Kadın kurtulur ve papazla arkadaş olur. Papaz kaçar ancak kadına ilgi duymaya başlar. Ancak papazlar evlenemez. Tatlı filmlerden. Not:3/4

Sessiz Bir Yer

A Quiet Place

John Krasinski, 2018, A.B.D.

Gerçek yaşamda evli olan Krasinski ve Emily Blunt başrolde. Bu gerilim filminde bir aile sessiz kalmak durumundadır, evde hiç ses çıkaramazlar çünkü sese gelen korkunç yaratıklar vardır. Korku öğeleri de var. Türü sevenler için iyi. Not:3/4

İlk İsim

Le Prenom

Patrick Bruel, 2012, Fransa

Sevimli yetişkin komedisi, arada drama da göz kırpıyor. Fransız sineması sevenler için ideal. Baba olmak üzere olan bir adam çocuğuna isim seçmeyi düşünür. Aile ve arkadaşlarla toplanırlar ve fikirlerini söyler. Sohbet koyulaşır ve herkesin kirli çamaşırları ortaya çıkar. Keyifli filmlerden. Not:3/4

Vücut Isısı

Body Heat

Lawrence Kasdan, 1981, A.B.D.

İyi gerilim. Evli bir kadınla bir adam ilişkiye girer. Kadın, adamdan kocasını öldürmesini ister. Bu andan itibaren her şey karışır. Yalanlar da başlar. William Hurt ve Kathleen Turner başrollerde iyiler. Unutulmaz dramlardan. Not:3/4

Gamsız Hayat

Il Sorpasso

Dino Risi, 1962, İtalya

Usta yönetmen ve iki usta oyuncu ve bir güzel. Vittorio Gassman, Jean-Louis Trintignant, Catherine Spaak. İtalya sahillerinde geçen filmde, dışadönük, neşeli, gamsız, anı yaşayan orta yaşlı bir erkekle onun tam tersi olan çekingen, sessiz, sürekli düşünen bir hukuk öğrencisi oğlan arkadaş olurlar ve birlikte arabayla gezerler. Çekingen olan sürekli kendini sorgulamasına rağmen eğlenceli adama da alışır ve ilginç derecede iyi anlaşırlar. Kusursuz film. Not:4/4

27 Ekim 2018 Cumartesi

İki Roman




Umutsuz Aşıklar Sokağı

Caty Marie Hake

Kalipso Yayınları

1800’lü yılların sonları. Ruth, sakar bir genç kız, enerjik. Babası yıllar önce evden gitmiş. Annesi ölünce mecburen babasının yanına gidiyor, annesinin isteğiyle. Babası bir çiftlikte yaşamaktadır, ortağı olan bir aile de çiftliktedir. Ruth, çiftliğe vardığında babasının da öldüğünü öğrenir. Çiftliğin yarısı Ruth’a kalmıştır. Çiftlikteki aile ile yaşamaya başlar. Baba, oğul, kız. Çiftlik hayatına alışmaya çalışır. Yaşadıkça sırlar da ortaya çıkar.

Yazarın California tarihi serisinin ilki. Ruth hoş bir karakter. Roman keyifle okunuyor. Not:3/4




Göklere Anlat

Erica James

Epsilon Yayınları

Venedik ve İngiltere Yorkshire’da geçen sürükleyici bir dram. Lydia, üvey kızı ile Venedik’te yaşamaktadır. Bir gün, üvey kızı bir erkekle tanışır. Bu erkek, Lydia’nın çocukluğundaki bir çocuğa çok benzemektedir. Ve gerçekte bu erkek, Lydia’nın çocukluğundaki oğlanın oğludur, Noah’ın. Aradan yıllar geçmiştir, tam 28 yıl. Lydia ve Noah hiç karşılaşmamıştır bir daha.

Romanın ikinci bölümü ise İngiltere’de geçer. Lydia’nın çocukluğu. Lydia’nin önce babası ve sonra annesi ölürler. Lydia ve kardeşi Valerie büyükbabası ve büyükannesi ile yaşamaya başlar. Çok dindardırlar. Lydia bu ailede zor yıllar geçirir. Baskı görür. Noah en iyi arkadaşıdır. Genç kızlık çağına gelince başına olmadık olaylar gelir ve kaçmak zorunda kalır.

Lydia’nın çocukluk yaşamı, kardeşi ile ilişkisi, başına gelenler akıl alacak gibi değil. Kaçtıktan sonra da geçmişle ilgili hiçbir olayın gerçekliğini de bilmez. Büyük yanılgılarla yaşar.

Müthiş bir dram. Tatlı da aynı zamanda. Romantik de. Merakla okunuyor. Not:3/4

26 Ekim 2018 Cuma

Beş Popüler Dizi



The Following

Üç sezonluk bir suç dizisi. Polisiye, FBI, seri katiller, tarikatlar. Artık bütün sinema oyuncuları dizilere geçti. Kevin Bacon FBI detektifi rolünde çok havalı. Rol çok yakışmış. Acımasız ama kültürlü de olan bir seri katili yakalıyor ve katili hapse atıyor. Ancak başka bir seri katil ortaya çıkıyor. Sonra bir tane daha. Hepsi o ilk katilin hayranı. Onu sevenler bir tarikat oluşturuyor ve cinayet işliyorlar. İlk katil de bir yandan cinayet romanı yazıyor. Detektif ve polis teşkilatı, FBI bu toplu cinayetleri önlemeye çalışıyor. Detektif ile entelektüel katilin karşılaşmaları heyecanlı. Polisiye sevenler için sürükleyici. İlk sezon hele bomba gibi.

Goliath

Billy Bob Thornton başrolde. Saygın oyuncu. Fiziği ve duruşu zaten suç öykülerine çok uygun. İnce, uzun, hastalıklı bir görüntüsü var her zaman. Oscarlı oyuncunun Fargo dizisi de unutulmazlardan. Goliath da bir suç dizisi. İçinde hukuk ve mahkeme de olan bir dizi. İki sezon oldu. İlk sezon çok iyi, ikinci sezon ilk sezona hiç benzemiyor, ikinci sezon biraz sert. Ancak, ilk sezon kaçırılmaz. Goliath, mitolojik bir kahraman. Güçlülere karşı savaşan güçsüz anlamında. Bu dizide de başarısız bir avukat zenginlere, güçlülere savaş açar. Mario Bello, Tania Raymond, Dwight Yoakam, William Hurt da diziyi zenginleştiriyor.

Jack Ryan

Suç, CIA, aksiyon dizisi. İlk sezon bitti. İkinci sezon yeni yılda. Tom Clancy’nin ünlü kahramanı Jack rolünde, birçok filmi ve dizisi ile tanıdığımız John Krasinski. Role uymuş. Sanki biraz anasının kuzusu gibi durup da gerektiğinde şiddete başvuran bir tip çizmiş. Jack Ryan ve arkadaşları OrtaDoğu’da ve Avrupa’da teröristlerin peşinde. Türü sevenler için keyifli.

Maniac

Yeni sezon dizilerinden.Yönetmen Fukunaga. 2019 yılında izleyeceğimiz son Bond filminin yönetmeni. Oyuncular da Emma Stone ve Jonah Hill. Ayrıca Patrick Sommerville de var. 24 adlı dizinin yeni bölümlerinin yönetmeni. Yani, referansları yüksek. Konu da Legion’u andırıyor. Tek sezonluk dizi, İkinci sezon konusunda bir gelişme yok. Bilimkurgu dizisi ancak komedisi daha ağır basıyor. Dizinin havasına girerseniz eğlenceli dizi. Sonu da Hollywood gibi ki bilimkurgu fantezi sonunda böyle bir son da komik olmuş. Şizofren, depresif, hayatları sorunlu, yalnız insanlar bir ilaç kliniğine gidiyor ve denek oluyor. Gittikçe artan düzeyde ilaç alıyor ve zihinlerinde yolculuğa başlıyor. Bu yolculuklar çok ilginç. Şirketteki bilgisayarlar ve doktorlar da hepsi birbirinden kaçık olunca zihinsel yolculuklar, deneyler birbirine giriyor.

The Purge

Yeni sezon dizilerinden. Halen devam ediyor ilk sezonu ve bitmek üzere. Şiddetli, sert bir dizi. Bol ölüm, bol katil var. Arınma gecesi olayları. Bir gece boyunca suç serbest. Devlet serbest bırakıyor. Bir gecede suça doysun insanlar da diğer zamanlarda suç azalsın. Bir de garip bir tarikat var, insanların ruhlarını ölümle temizliyor. Şehirde birkaç kişi de bu vahşi ölüm oyununda sağ kalmaya çalışıyor. Aynı adlı film serisinin dizi uyarlaması. Suç, cinayet, aksiyon sevenler için. Heyecanlı, biraz da korkunç, acımasız.

25 Ekim 2018 Perşembe

Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul





Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul

YKY Yayınları

Seyahatname, tarihimizin eşsiz eserlerinden. Sadece bizim değil dünya çapında eşi benzeri bulunmayan yapıtlardan. Homeros’un kitapları gibi. Tarihten günümüze kalan bu tür eserler az.

Evliya Çelebi, İstanbul doğumlu. Bir rüya üzerine gezmeye başlıyor. İstanbul’dan başlıyor. Sadece tarihi, binaları, kültürü değil sosyal yaşamı da kayıt altına alıyor. Avrupa, Asya, Afrika’yı dolaşıyor. Osmanlı bölgelerini. Seyahatler sonunda Mısır’a yerleşiyor ve yıllar içinde aldığı notları yazmaya başlıyor. Tam 10 ciltlik bir eser oluşturuyor.

1600’lü yıllarda yaşayan gezginin seyahatleri 50 yıl sürüyor. Eser o günlerin Türkçesiyle yazılmış elbette. Orijinali Topkapı’da saklanan ciltler günümüz Türkçesiyle tekrar yayınlanıyor. Eserde geziler, insanlar, meslekler, yerel sözcükler, masallar, anekdotlar, hikayeler, her şey var. Sosyal bilimler ansiklobedisi gibi. Yüzlerce yıl önce yazıldığını bilmek de şaşırtıcı.

On ciltlik eserin ilk cildi sadece İstanbul’u anlatıyor. İki kitap halinde ve yaklaşık 1000 sayfa. İlk kitapta İstanbul’un kuruluşu ve tarihi var. Savaşlar, kaleler, camiler, eyaletler, istatistikler. Eğlenceli bir tarih coğrafya kitabı gibi. İkinci kitapta da semtler ve meslekler bulunmakta.

İlginç, faydalı, sevimli, aynı zamanda da komik bir eser.

Not:4/4




24 Ekim 2018 Çarşamba

Papara 3



Üniversite yıllarında Ankara’da bir arkadaşla kafeye oturduğumuzda hadi salep içelim demişti. Ben de salepten nefret ederim demiştim. Nefret mi hadi bir dene dedi. Geldi salep ve çok sevdim. Şaşırmıştım. Salebi böyle bilmiyordum.

Babaannemi aradım. Babaanne dedim, salep içtim, seninkine benzemiyordu. Babaannem onlara gittiğimde hep salep içirirdi. İçe içe bıkmıştım ve nefret gelmişti. Babaannem şöyle açıkladı. O zaman çok paramız yoktu, salep pahalıydı. Ben sana mısır unu ve nişastayı karıştırıp salep diye içiriyordum.

Yine bir gün annemle babaanneme gidiyoruz. Evden çıktığımızda hemen az ilerdeki parkın köşesinde bir pamuk helvacı gördüm. Bayılırdım. Hala da bayılırım. Hemen anneme alalım dedim. Annem de, şimdi babaannene yemeğe gidiyoruz, yersen yemek yiyemezsin, dedi. Israr ettim, tamam dedim alalım, yemekten sonra yerim. Aldık, dikkatle taşıdım.

Babaannemde yemeğe oturmadan önce, dur dedi, pamuk helvayı dolaba koyalım. Mutfak dolaplarının birinin içine koydu. Yemek boyunca onu düşündüm, yemeği çabuk bitirdim, dolaba koştum. Yaz mevsimiydi. Pamuk şeker erimişti. Öyle ağladım ki!

Çişli hikayelerim çoktur. Bir defasında annemle otobüs kuyruğundayken çok sıkışmıştım. Anneme, hadi tuvalete gidelim dedim. Annem de dur azıcık, otobüse binelim, eve gidelim, yaparsın, dedi. Çıkmadık kuyruktan ve altıma yaptım. Başka bir seferinde, babamla otobüsteyken geldi, babam şoföre rica etti ve şoför durak dışı durmak zorunda kaldı.

Bir gece de anne babamla bir tanıdığın düğününde anne babam dans ederken, gittim yanlarına, şimdi altıma yapacağım dedim, babam dur, dans bitsin dedi, gideriz. Kenarda bir direğin yanından izlerken altıma yaptım, büyüğümü. Babam geldi ve beni eve götürmek zorunda kaldı. Üstümü değiştirdi. Ama ben neden annem eve götürmedi diye çok bozuldum. Düğüne dönünce astım suratımı.

23 Ekim 2018 Salı

Kremalı Karides ve Hollanda Omleti



Bir kaşık tereyağı
Yarım soğan
Üç diş sarımsak
Bir paket karides
Az biraz pul ve karabiber
Bir paket krema
Bir demet ıspanak

Tereyağı, soğan, sarımsak kavur. Siyah olmasın sadece pembeleşsin.

Karidesi at, pul biberi, karabiberi at, kremayı ekle. Az pişir, biraz kaynasın. Ispanakları doğra at, karıştır ve ocağı kapat.





Ek tarif:

Hollanda Omleti

Bir patatesi rendele. Yarım soğan rendele. Birkaç sarımsak rendele. Karıştır, biraz tuz, karabiber, un at içine. Hamur gibi olsun, yoğun olsun, pankeyk hamuru gibi. Biraz yağ koy tavaya, karışımı tavaya at. İçine iki yumurta kır. Bir de istersen salam dilimle. Omlet gibi iki tarafını da pişir. Nefis nefis.

21 Ekim 2018 Pazar

Güvenli Değil Uyarısı



Arkadaşlarım uyardı dün. Blogumun üstte adresinin yanında "güvenli değil" uyarısı çıkıyormuş. Yani, bu site güvenli değil, diyor. Bloga gelen arkadaşlarım bu yüzden giremiyormuş bloga. Google'dan gelenler de girmiyor tabii. Bunu bilmiyordum. Yani, ben bunu görmüyorum. İyi ki uyardılar da düzelttim.

Sonra, biraz blog gezince, başka arkadaşlarımın da blog adresinde güvenli değil uyarısının çıktığını gördüm. Demek ki birçok arkadaşımızda var. Bu uyarı, adreslerimizde htpps yerine http yazdığı içinmiş. Bunu düzeltince bloglarımız yine güvenli oluyor.

Bundan sonra, gördüğümde arkadaşlarımı uyaracağım ki onlar da düzeltsinler. Sizler de gördüğünüzde uyarın arkadaşlarımızı.

Bunun çözümü çok kolaymış.Önce, panelimizde "Ayarlar" ı tıklıyoruz. Açılan sayfada, https yönlendirmesi, çıkıyor. Bunun yanındaki "Hayır" ı "Evet" yapıyoruz ve kaydedip çıkıyoruz.

Sonra, yine panelden "Tema" yı tıklıyoruz. Açılan sayfada şablon var. Orda, "html'yi düzenle" kutusu var. Buna tıklıyoruz. Bir kod sayfası açılıyor. Şimdi aynı anda CTRL ve f tuşlarına basıyoruz. Sağ üstte bir kutu çıkıyor. Bu kutuya "http" yazıyoruz. O zaman o sayfada kodlarda http gözüken yerler sarı boyalı çıkıyor. Bu http'lerin yanına bir s harfi koyuyoruz. O sayfada aşağı doğru inip bütün http'lerin yanına bir s ekliyoruz. Bunu dikkatli yapıyoruz tabii.

Benim sayfada, bir http'nin yanına s ekleyince diğer http'lerin de yanına otomatik olarak s eklendi. Saydım, bende sekiz tane çıktı. Bunu yapınca, istersek üstteki kutuya yine http yazarsak yine çıkıyor sarı boyalı adresler. Kontrol için bir daha bakabiliriz. http'lerin https olduğunu görünce üstte "kaydet" var, kaydedip çıkıyoruz.

20 Ekim 2018 Cumartesi

İki Kore Dizisi




About Time

Zaman hakkında sevimli ve sürükleyici bir dram dizisi.

Genç bir kız, insanların ne kadar yaşayacağını görebiliyor. Kollarında işleyen bir saat şeklinde görüyor insanların ne kadar zamanı kaldığını. Kendisinin de ne kadar ömrü olduğunu görebiliyor.

Sonra da bir genç oğlanla tanışıyor. Oğlan ise zamanı durdurabiliyor. Kız oğlana aşık oluyor. Hem aşk hem de ondan kendi zamanını durdurmasını ister. Oğlan biraz serin duranlardan. Zengin ve bir kız arkadaşı da var.

Bu ikili arasında aşk ve kader üzerine bir ilişki başlıyor. Oğlan da acaba onu sevecek mi? Kızın zamanı duracak ve ölmeyecek mi?

Kore dizilerini sevenlerin seveceği dizilerden. İki başrol de yakışmış birbirine. Dizilerden bildiğimiz oyuncular.




Mr. Sunshine

Bir tarih ve dönem dizisi. Kore tarihi ile ilgili. Şu ünlü Joseon dönemi. Bizim Osmanlı gibi bu dönem de dizilerde çok işlenen bir konu.

Kore, Japonya işgali altında. Küçük bir Koreli çocuk, Amerika’ya gider ve büyüyünce döner. Ülke işgal halinde. Japonlar, Japonlardan yana olan Koreliler, vatansever Koreliler, Kore yanlısı Amerikalılar, isyancılar. Ülkede savaş sürmekte. Karışık bir savaş. Savaş kısmı gerçekten biraz karmaşık. Ölümler çok ve tam da anlaşılmıyor kim kime karşı, kim kimi öldürüyor. Bu dizinin politik kısmı.

Ancak, dizide, vatanseverlik ve aşk temaları insanı içine alıyor. Koreye dönen oğlan bir kıza aşık oluyor. Bu aşk, dizinin temel noktalarından. İki erkek kahraman daha var. Bu roller de iyi. Üç erkek bir kız çevresinde dönüyor. İyiler ve kötüleri ayırmak da güç.

Dizinin atmosferi etkileyici, görüntüler ve müzik ise unutulacak gibi değil. Tarih ve aşk sevenlere.

19 Ekim 2018 Cuma

Müzik Seçkisi 20



Can Ozan-Sen Kocaman Çöllerde
Mamamoo-Egotistic
A-Pink-I'm So Sick
BTS-Fake Love
AOA-Bingle Bangle
Chung Ha-Love U
Blackpink-See You Later
Steve Jablonsky-Walls
Murat Dalkılıç-Rivayet
Aylin Coşkun-Manzara
Lady Gaga-Bad Romance
Leman Sam-Gül Güzeli
Feride Hilal Akın-İntiaşk
Merve Özbey-Vuracak
Arctic Monkeys-Four Out Of Five
The Organ-Steven Smith
Ezhel-Kazıdık Tırnaklarla
Barış Manço-Bahçede Hanımeli
Blondie-One Way or Another
Edis-Çok Çok
Aysel Yakupoğlu-Gün Gelir
Derya Uluğ-Ne Münasebet

18 Ekim 2018 Perşembe

Metal Macera 2



Bir anda notu getiren çocuğun yakasına yapıştım, kim getirdi, bunları kim verdi diye. Çocuk korktu benden. Birini tarif etti ama çok hatırlamıyordu. Çok uzun olmayan spor giyimli biriydi dedi, belirgin bir özelliği yok mu çocuk, adam akıllı tarif etsene, nasıl bulayım böyle, dedim. Hatırlamıyormuş. Sadece, diğerlerini de bulmaya gittiğini söylemiş. Arkadaşlarımdan birileri hayatta diye sevindim, kimseden haber alamamıştım çünkü. Ama neden beklemedi, neden gitti diye endişeliydim. Beklese ben de yardım ederdim. Uzun zaman sonra birinden haber alınca peşini bırakamazdım, çocuğa, ne tarafa gitti diye sordum. Çocuk, benzinliklerin olduğu tarafa gibi bir şey söyledi, bağırdım adam aklı söylesene, caddenin sağına mı gitti soluna mı dedim. Çocuk sağ tarafı işaret etti. Koşmaya başladım. Köşelerden döndüm, sokakları geçtim. Daracık sokaklardı. Binalar eski, bazısı taş bazısı ahşap. Yerler Arnavut kaldırımı. Hep yokuşlar var bir aşağı bir yukarı.

En sonunda birkaç insanın yanından geçerken birini tanıdım gibi geldi. Aradığım kişi değildi ama onu görünce sevinmiştim. Yanlarına yaklaştım. Adamlar dönüp baktılar, beni önce tanımadılar. Sonra birine seslendim. Profesör, beni hatırladınız mı dedim. Adamın havada uçuşan kıvırcık saçları vardı. Yüzü ufak gözleri ufaktı, ince yuvarlak çerçeveli bir gözlük takıyordu. Yorgunluktan yüzü solmuştu. Hava karardığından sarı bir sokak lambasının ışığı yüzüne vuruyordu. Diğerlerini de tanıyor gibiydim ama en çok onu tanıyor gibiydim. Adam beni tanıyınca ona elimdeki şişe ve notu gösterdim.

Adam şaşırdı, demek bu icadı bizden saklamışlar dedi. Bunu bulmamız bir mucize diye ekledi. Notu bırakan kişiyi bulmalıyım ve tüm bu savaş olayını düzeltmemiz lazım dedim. Adam zamanda geri gitmenin yolunu biliyordu. Diğerleri ile bunu konuşuyormuş ben yanlarına gittiğimde. Haklısın ama bu çok zor dedi bana, bazı şeyler eksik ve temin etmemiz zaman alacak diye ekledi. Sonra notu okudu. İnşallah maşallah bu nasıl bir yazım şekli, kaç insan böyle konuşur ki, dedi. Ben de düşünmeye çalıştım.

Sonra elimde bazı kağıtlar vardı, bazıları harita idi, bazısında günlük yönergeler, değişik notlar vardı. Bir yeri bulabilmemiz için rehber olabilecek belgelerdi. Bakın dedim profesöre, bunlarla belki zamanı kontrol edebileceğiniz yere ulaşabiliriz, arkadaşım notla birlikte bu belgeleri de bırakmış. Eminim o da oraya gidiyordur ama diğerlerini de bulacak yolda giderken. Onlar gelene kadar biz her şeyi ayarlamalıyız. Onlar geldiğinde geçit hazır olmalı. Zaman geçişi. Diğer adamlar sessiz duruyordu. Hala cesaretleri yoktu. Profesörün gözüne yalvarır gibi baktım, cesaret edin ne olur diyordum içimden. Sonra hepsi yola çıkmayı kabul etti. Önce hala çalışan bir uçak bulsak iyi olur dediler. Çevreyi araştırmaya başladık.

(Sonra cep telefonunun alarmı çaldı ve uyandım)