29 Ocak 2024 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 232


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu:

"Alışveriş, iş, iletişim, her şey internet üzerinden, artık yüzyüze kavramı kalmadı. Bu iyi bir şey mi?"

Yemek, alışveriş, bilet, homofis, sohbet, banka işleri, resmi işler. Nerdeyse hastaneye gitmeden tedavi olabileceğiz. Her şey internet bağlantısı, her şey çevrim içi. İnternet kesilse, telefonda net sıkıntısı olsa hayatımız duruyor.

İnsanlarla karşı karşıya iletişim ihtiyacı iyice ortadan kalktı. Resmi işler biraz daha çevrim içi olsa her şeyimizi telefondan yapabilcez. Anladığımız kadarıyla halen doğum, ölüm, miras, mezarlık işleri için filan resmi dairelere gitmek ve insanları görmek gerekebiliyor. Bütün hayat henüz çevrim içi olamadı. Vize işleri için de birilerini görmek gerekiyor, kimlik kartı, pasaport için de. Bunları çözemedik daha.

Yani yaşamak kolay, ulaşım, trafik kalmaz yakında. Artık her şeyi de yapay zeka yazıyor. Onla sohbet ediyoruz. Ödevlerimizi yapıyor, tezlerimizi yazıyor. İnsanlarla karşılaşmaya hiç ihtiyacımız kalmadı neredeyse.

Elektronik eşyalar da çok akıllı, bozulmuyor. Eve tamirci çağırmak da gerekmiyor nerdeyse. Yutupta her şey var. Kendimiz yapıyoruz.

En önemli fayda, ulaşım ihtiyacının azalması. Daha az araç ve tabisi daha az hava kirliliği. İş, alışveriş, yemek getir gibi kolaylıklar sayesinde boş zamanımız da arttı. İlgi alanları, yeni işler, doğaya çıkmak, insanların sevdikleri ile zaman geçirebilmesi daha kolay artık.

Bir iki tık ile her şeyi gönderebiliyoruz. Görsel işitsel. Örneğin, yaşlı insanlar torunları ile görüntülü konuşabiliyor, yardım isteyen biri hemen birilerine ulaşabiliyor. Aile ziyaretinde insanlar yemek yerken bir yandan da telden iş yapabiliyor, çay içerken satış yapabiliyoruz.

Olumsuz olabilecek bir şey ise belki insanlar arası bağlar zayıflıyor olabilir. Gözümüz telden ayrılmıyor ki konuşabilelim. Sosyal varlıklar değil sosyal medya varlıkları olduk. Belki teknolojinin kolaylıkları zaman içinde insanları birbirine yaklaştırır.

Yine de her durumda bu iyi bir şey. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırması ne hoş. Eh yakında altın günlerinde robotlar sarma yapacaklar. Mevlütlerde robot hoca olacak.

İsteyen ve zamanı olan herkes yazsııın!

27 Ocak 2024 Cumartesi

FİLMLER

 




GODZILLA VS. KONG (A.B.D./2021)

İki ünlü canavar karşı karşıya. İkisi de ünlü ve yenilmez olduğu için yenişemiyorlar. Keyifli film. Not:3/4


WONKA (A.B.D./2023)

Roald Dahl’ın eserinin uyarlamasında Timothee Chalamet her zamanki gibi formda ve film de çok eğlenceli ve tatlı, zaten bol çikolata şeker var filmde. Çikolatacı Wonka zengin çikolatacılara karşı. Not:3/4


ARICI (The Bee Keeper/A.B.D./2024)

Jason Statham yine çok formda. Taşıyıcı, Koruyucu, Suikastçi, şimdi de Arıcı. Eski bir devlet görevlisi insanların paralarını dijital yollarla soyan bir çetenin peşine düşer ama çetenin içinde çok önemli insanlar da vardır. Not:3/4


SİSİN İÇİNDEKİ KIZ (İtalya/2017)

Karanlık, gizemli suç dramlarından. Kasabada bir küçük kız kaybolur. Detektif de bulmaya çalışır. Kasabadakilerden biri suçlu olmalıdır. Filmde ünlü oyuncu bol sayıda. Not:3/4


MAHKUMUN KIZI (Prisoner’s Daughter/A.B.D./2022)

Heyecanlı, sürükleyici bir dram. Hapisten çıkan bir baba, kızı ve torunu ile arasını düzeltmek ister ancak beladan kurtulamaz. Succession’dan Brian Cox baba rolünde. Not:3/4


BİR BUÇUK GÜN (En Dag Och En Halv/İsveç/2023)

Bir çift ayrılır, adam kızını görmek ister, eski karısı izin vermeyince karısını da kızını da kaçırır, polis de peşindedir. Araba ile başka ülkeye geçmek ister. Heyecanlı bir yol takip filmi. Not:3/4


MISS SLOANE (İngiltere/2016)

Amerika’daki kadın politik lobicilerin iş yaşamını anlatan filmde Jessica Chastain çok başarılı. Lobicilerin rekabetini izlemek keyifli. Not:3/4


KARDEŞLERİM VE BEN (Mes Freres et Moi/Fransa/2021)

Fransa’da göçmen yoksulların yaşadığı bir mahallede birkaç kardeş birlikte yaşarlar, anneleri ise yatağa bağlıdır. Kardeşlerden birinin müziğe yeteneği vardır ama yoksulluktan dolayı bu konuda eğitim alması zordur. Etkileyici filmlerden. Not:4/4


PARİS HATIRALARI (Revoir Paris/Fransa/2022)

Bir gerçek olayı anlatan filmde Paris’teki bir terörist baskınından sağ kurtulan bir kadın o olayla ilgili hiçbir şey hatırlayamaz. Yaşamaya devam etmesi için hatırlaması lazımdır. Çok başarılı dram. Not:4/4


MACHUCA (Şili/2004)

Tarihi biyografik filmde 1970’lerde Şili’de devrim döneminde çocukların yaşadığı zorluklar anlatılıyor. Çarpıcı film. Not:4/4

25 Ocak 2024 Perşembe

BLOGLARI CANLANDIRMA PROJESİ 1




Blogları Canlandırma Projemiz devam ediyor. Katılımcı sayısı düşmüş olsa da etkinliğimizi heyecanla ve mutlulukla sürdürüyoruz. Şimdilerde etkinliğimizde yaklaşık 10 katılımcı bulunuyor.

Ocak ayının temaları komedi/mizah/müzik. Kitap, dergi, webtoon, manga, film, dizi, şov, anime, her türlü katılabiliyoruz. Okuyarak, izleyerek, dinleyerek.

Bu yıl, temaları her ay ayrı ayrı seçeceğiz. Şubat ayı henüz belli değil ama yakında belli olur.

Ocak ayı temalarının üçüne de katıldım. Anime, kitap, dizi ile.


KOMEDİ

JAPON MANGA UYARLAMASI ANİMELER

MELEK KOMŞUM BENİ ŞIMARTIYOR

Otonari No Tenshi-Sama Ni Itsu No Ma Ni Ka Dame-Ningen Ni Sareteita Ken

2023 yılı 12 bölümlü komedi/romantik/lise dizisi.

Mahiru okulun popüler güzel kızı, güzelliği bir melek gibi. Amane ise okuldaki sıradan bir oğlan. İkisi de okul civarında bir apartmanda oturuyorlar. Amane bir gün yağmurda Mahiru’ya şemsiye verince birbirlerini tanıyorlar, arkadaş oluyorlar. Mahiru, Amane’ye yemekler yapıyor, arkadaşlıkları yemek yemek üzerine kurulu. Kız çalışkan, oğlan ortalama. Dizi boyunca arkadaşlıkları gelişiyor, çok iyi iki arkadaş oluyorlar. Aslında birbirlerini karşı cins olarak da sevseler de bunun farkına varmıyorlar. Masum, tatlı, olaysız dizilerden. Not:4/4


APTAL MELEK ŞEYTANLA DANS EDİYOR

Oroka Na Tenshi Wa Akuma To Odoru

2024 yılı 12 bölümlü komedi/fantastik/lise dizisi.

Akutsu bir iblis ve dünyaya geliyor, bir okulda öğrenci oluyor. Amacı kendine yardımcı olacak insanlar seçmek, meleklerle savaşmak için. Lisede bir de bir kız var, Amane, bu kız ise bir melek. Bu ikisi arkadaş olurlar. Aslında birbirlerine rakiptirler. Akatsu, Amane’ye aşık olur. Misyonu tehlikeye girer, çünkü bir düşmana aşık olmuştur. Not:4/4


YILDIZ TELEPATİSİ

Hoshikuzu Telepath

2023 yılı 12 bölümlü komedi/bilimkurgu/lise dizisi.

Umika hayalci bir kız, başka dünyaları, uzaylıları, roketleri hayal ediyor, okul arkadaşları ile anlaşamıyor, herkes de onun uzay merakı ile alay ediyor. Akeuchi de okula yeni nakil olan bir kız ve o uzaylı. Ancak dünyaya gelince hafızası siliniyor. Akeuchi, telepati yoluyla zihinleri okuyabiliyor. Okul arkadaşları onun uzaylı olduğuna inanmıyor ama Umika ona inanıyor. Akeuchi Umika ile birlikte roket ile uzaya gitmeyi planlıyor, Umika’nın da hayali bu zaten. Not:4/4

Not: Üstteki foto bu diziden, Umika.





MİZAH

THE FAR SIDE GALLERY 2

Gary Larson

Larson, A.B.D.’li ünlü bir karikatürist. Far Side kitap serisi ile tanınıyor en çok. Çizgileri basit, sade, esprileri de.

Hayvanlarla ilgili esprileri çok eğlenceli. Örneğin, İçgüdülerinize Güvenin adlı bir kişisel gelişim kitabı okuyan bir yırtıcı hayvan gibi. Veya vampirler parti veriyorlar ama bir tanesinin aynada yansıması görünüyor, tabii o bir hain vampir.

Yerli karikatüristlerden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu'nun ondan ilham aldığı söyleniyor. Çizgileri de esprileri de geçekten Larson’a çok benziyor onların.

Bu kitabın önsözünde Stephen King gülmekten öleceksiniz diyor. Çizerin kitapları ülkemizde de bulunabiliyor. Not:4/4





MÜZİK

RAFFA

2023 İtalyan belgesel/biyografi müzik dizisi.

Yaklaşık birer saatlik 3 bölümlü dizide İtalyanların efsane olmuş şarkıcı/dansçı/sunucu/şov kızı Raffaella Carra’nın yaşamı anlatılıyor, gerçek görüntülerle. Birçok İtalyan film yönetmeni, şarkıcısı, oyuncusu, TV çalışanı da Raffa’yı anlatıyor bize.

Konser, TV görüntüleri, röportajlar eşliğinde. Enerjisi, şirinliği, dansları ile çok sevilen sanatçının bu belgeseli mutlulukla ve merakla izleniyor. Not:4/4

22 Ocak 2024 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 231




Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir. Haftanın konusu sevgili Manxcat'ten geldi.

Ölümle burun buruna olduğunuz bir anda normal koşullarda asla yapmam dediğiniz bir şeyi yapar mısınız? Hayatta kalmak için ölmüş bir insanı parçalayıp yiyebilir misiniz? Hayatta kalma iç güdünüz ağır basar mı yoksa ben insanlığımı (nedir insanlık?) kaybetmeden ölmeyi yeğlerim mi dersiniz?

Sevgili Manxcat bir film izlemiş. Uçak kazası ile karlı dağlara düşen insanlar açlıktan birbirlerini yiyorlar. Bu bir gerçek olay. Yakınlarda sahaflarda bir kitap bulup okuduydum. Eski bir kitap. 1974 baskı, Altın Kitaplar, kitabın adı Can Bedeli. Bu olayı anlatıyor. Gerçekten de birbirlerini yiyorlar, açlıktan, ölüleri yiyorlar. Kitabın filmini de nette bulup izlediydim. 1993 yapımı, filmin adı Alive. Manxcat ise yeni bir çevrimini izlemiş.

Soruya yanıt vermek tabisi hepimiz için zor. Ölmek üzere olan bir insanın hislerini bizler anlayamayız, buna empati de yapamayız. Savaşta evimizin üstüne bir bomba düşse, herkes ölse, biz hayatta kalsak, yiyecek hiçbir şey olmasa belki ölülerin bedenlerini yeriz. İnsanın hayatta kalma iç güdüsü en güçlü içgüdü. Örnek, bütün şehir ölmüş, yiyecek bir şey yok, ölüleri yeriz herhalde. İğrenç olsa da bunu düşünmek. Herhalde önce kusarız filan yani.

Ya da dağda aç kalsak, karda buzda. Yanımızda birileri olsa. Öldüremeyiz tabii de ama onlardan biri ölürse yiyebilir, kanını içebiliriz belki de. Şimdi böyle sıcak evlerimizde bunu düşünürken korkunç geliyor tabii de, savaş, kaza, bu dünyanın gerçekleri.

Şöyle de bir şey var. Hepimiz biliyoruz. Türk kadınları fedakardır. Belki de böyle bir durumda annelerimiz ölmeyi seçer, bizleri doyurmak için.

Zor anlarda en masum saf insanlar bile canavar olabiliyor, belgesellerde görüyoruz, yuvasını koruyan anneler gibi. Bilemedim ama ölmeyi seçmem şüphesiz.

Herkes yazsın daaa öğrenelim neler düşünüyoruz bu zor konu için.

19 Ocak 2024 Cuma

MİNİ DİZİ SEÇKİSİ

 


POLONYA

ABSOLUTNI DEBUITANCI

2023 gençlik, aşk, sinema dizisi. İlk Aşk, İlk Film Türkçe adı. Absolute Beginners İngilizce adı.

Genç bir kız ve erkek, arkadaşlar, sinema okulundalar, aynı zamanda duygusal ilişkileri de vardır. Okul bitirme ödevi için bir film çekmek isterler. Film için mekan değiştirirler. Bir oğlan ile tanışırlar. Filmlerinde oynamalarını isterler. Arkadaş olurlar. Bir yandan da bir aşk üçgeni oluşur. Deli dolu gençlik, ergenlik, büyüme, sinema dizisi. Eğlenceli. Not:3/4


ESTONYA

Estonia

2023 gerçek olay dizisi. 1994 yılında batan gemi, Estonya’dan İsveç’ e gitmekte iken batıyor ve nedeni halen de çözülmüş değil. Mürettebat hatası mı, bir saldırı mı, belirlenemiyor. Avrupa’da gerçekleşen en büyük deniz felaketlerinden biri. Dizi, gerçeklerden kurgulanmış. Ayrıca bir de belgeseli bulunuyor. İlgi ile izleniyor. Not:3/4


İNGİLTERE

THE BURNING GIRLS

2023 korku gerilim dizisi.

Bir rahibe ile kızı yeni bir kasabaya yerleşirler. Kasabada yüzyıllar önce iki ufak kız yakılarak öldürülmüştür. Kasabada yıllar içinde tuhaf olaylar, ölümler gerçekleşmiştir. Kasaba halkı da hiç normal değildir. Yıllar öncesinden kalan inançlar, hırslar, intikam duyguları kasabayı tedirgin eder. Yeni rahibe de ister istemez birçok kötülüğe şahit olur. Geçmişin sırları konulu dizilerden. Heyecanla izleniyor. Not:3/4


BENİ KANDIRAMAZSIN

Fool Me Once

2024 suç dizisi. Harlan Coben uyarlaması. Yazarın şimdiye çok sayıda eserinin uyarlamalarını izledik. Her zamanki gibi sürükleyici, heyecanlı, gizemli, şaşırtmacalı.

Bir kadının kocası kadının gözü önünde öldürülür. Ancak daha sonra sanki adam hala yaşıyormuş izlenimi veren bir olay yaşanır. Kadın da bu olayı çözmeye çalışır. Kadın ve bir detektif bu durumu anlamaya çalışırken olay daha da karmaşıklaşır ve olayı örtbas etmek isteyenler de ortaya çıkar. Not:3/4


A.B.D.

BİR KİMYA MESELESİ

Lessons in Chemistry

2023 komedi ve dram dizisi. 2023 yazının popüler romanının dizi uyarlaması da roman kadar başarılı, eğlenceli, duygusal. Başrolde çok sayıda filmi ile sevdiğimiz Brie Larson.

1950’ler. Kadın hakları henüz ilerlememiş. Bir kimyager kadın, kendini bilimsel olarak kanıtlamak ister ama onu ciddiye almazlar. Kimya labında çalışmak isteyen, bilim kadını olmak isteyen kadının önüne çeşitli engeller çıkar. O da TV’de bir yemek programında kimyasal yemekler yapmaya başlar ve halk tarafından çok sevilir. Bu arada bir bilim adamına aşık olur, çocuğu olur. Çocuğu da çok zekidir. Not:4/4

17 Ocak 2024 Çarşamba

MİZUNO 2




Mizuno'nun çiçek uykusu saatlerindeki melodik vızıltıları çiçek tarlasında neşe ve huzur yaratıyordu. Akşamları uyumak için kovana döndüklerinde diğer arılar da Mizuno'nun şarkılarına eşlik ederken, kovan bir müzik kutusu gibi dolup taşıyordu. Floreyn, Mizuno'nun ilerlemesinden ve diğer arılar arasında yarattığı olumlu etkiden memnun kalmıştı.

Bir gün, kovanın lideri olan Kraliçe Arı Triliçe, Mizuno'yu kovanın ortasındaki meydana çağırdı. Diğer arılar merak içinde bakarken, Kraliçe Triliçe gülümseyerek konuştu: "Mizuno, senin şarkıların ve vızıltın, kovana neşe getiriyor. Bu huzur ve birlik duygusu, arılar arasında güçlü bir bağ kurmamıza yardımcı oluyor. Ayrıca fark ettik ki vızıldayarak yapılan bal hücreleri daha aromatik ve daha besleyici oluyor. Seni tebrik ederim."

Mizuno, Kraliçe Triliçe'nin övgüsü karşısında gururla başını öne eğdi. Ancak Kraliçe, ona bir teklifte bulunarak devam etti: "Mizuno, senin benzersiz yeteneklerini daha geniş bir alanda kullanmanı istiyorum. Kovandaki birlik ve düzenin yanı sıra, dış dünyada da insanlar arasında bir köprü olabilirsin."

Mizuno şaşkın bir şekilde Kraliçe Triliçe’ye baktı. Kraliçe devam etti: "Dış dünyada, çiçek tarlalarındaki mücadeleleri anlatan şarkılarını duyan insanlar, doğanın önemini daha iyi anlayabilir. Belki de insanlar arasında barış ve uyum sağlamak için şarkılarını kullanabilirsin."

Mizuno, bu büyük sorumluluğu kabul ederek Kraliçe Triliçe’ye gülümsedi. Ve bir yandan da Prenses Balpeteği’nin hoş bakışlarını üzerinde hissederken önemli bir görevi üstlendiği için heyecan duydu. Artık hem kovanın içinde hem de dış dünyada arılara ilham veren kahraman bir figür olacak ve belki de Balpeteği’nin kalbini tümüyle kazanabilecekti.

Gelecek günlerde, Mizuno, kovanın çevresindeki çiçek tarlalarından daha uzaklara uçarak şarkılarını insanlara duyurdu. Beton yapıların içinde doğayı unutan insanlar, Mizuno'nun melodik vızıltılarına hayran kaldılar. Şehirlerin ve kasabaların üzerinde uçan Mizuno, doğanın önemini hatırlatan, barış ve uyumu simgeleyen şarkılarıyla insanlar arasında hızla ünlendi. Çünkü Mizuno şarkı söylerken ona vokal yapan birkaç arkadaşını da yanına alıyor ve etkinlikleri sırasında insanların balkonlarında, dükkanlarının önünde ve bahçelerinde duran çiçeklere konup dinlenirken tozlaşmalarını sağlıyordu ve bunu fark eden insanlar onları daha çok sevmeye başlamışlardı. Artık herkes Mizuno ve arkadaşları onların da bahçesine gelsin istiyordu.

Mizuno'nun öğretmeni Floreyn, onun başarılarına tanık olduğunda gururla gülümsedi. Arılar, kovanın sadece bal toplayan işçiler olmadığını, aynı zamanda doğanın ve harmoninin birer temsilcisi olduklarını fark etmişlerdi. Mizuno'nun şarkıları bu gerçeği herkese hatırlatıyordu.

Ve böylece, Mizuno, arı kovanının sadece bir üyesi olmanın ötesine geçmiş, hem arılar arasında hem de insanlar arasında bir bağ kurarak doğanın güzelliklerini herkese hatırlatmıştı. Ve çabalarının Prenses Balpeteği’nin de dikkatini çektiğini görebiliyordu.


Not: Geçen Kasım sonunda, Yazı Notları 4 yazımda, arıların yorulunca çiçeklerde uyuyakaldığını söylemiştim. Bunu nette belgesel fotolarında görmüştüm. Bunu öykü yapmak istiyordum. Sonra, Aralık ayı başında arı Mizuno öyküsünü yazdıydım. Bu Mizuno öykülerini yazmaya devam edeceğim.

15 Ocak 2024 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 230




Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu: "Geleneksel kültürü korumak önemli midir?"

Yaşam bir örnek oluyor gittikçe, global kültür sayesinde bütün dünya halkları neredeyse aynı şekilde yaşıyor, yiyor, tüketiyor, giyiniyor. Milletimiz de tüketimde önde gidenlerden.

Bu global kültür, geleneksel kültürü zayıflatıyor, yerel kültürleri yok ediyor. Hiç olmayacak yerlerde dünyanın, kola ve burger olması gibi. Çağdaş, global olmak için yerel kültürümüzü göz ardı edebiliyoruz. Trendlere sadık kalıp kendimizi iyi hissetmek istiyoruz, çevrimdışı kalmamak içn.

Ama tabii geleneksel kültüre bağlı kalanlar da oluyor. Global kültürden uzak durmak olanaksız. Örneğin, boş zamanlarımız telefon ile geçiyor ya da teknolojik aletler ile. Geleneksel müzik yerine K POP dinliyoruz veya Taylor Swift. Öyle daha çağdaş olunuyor. Çoğumuz da yerel yemekler yerine yabancı tarifleri deniyoruz, netten.

Ama bunu reddedenler de var tabii. Doğal yaşamak isteyenler de var. Geleneksel kültürü, yemekleri, eşyaları, giyimleri, bizler nostalji olarak görüyoruz. İngilizler de örneğin Kraliyet ailesini izlemeyi severler, o da bir gelenek. Japon dizilerinde görünce gelenekleri çok seviyoruz.

Yani bazı insanlar hayatlarında eskiyi korumayı seviyorlar. Bazıları ise tamamen global yaşıyorlar. Global yaşamak deyince tabii Amerikan tarzı yaşam diyebiliriz. Kore ve Japon tarzı ise bizim için değişik ama geleneksel yine de.

Gelenekleri koruyarak global olmak iyi olabilir belki.

İsteyen ve zamanı olan herkes yazsın yaniii.

13 Ocak 2024 Cumartesi

YARI YIL ÖZETİ 2



Yılın ikinci altı ayında 43 adet kitap okumuşum. Yaprak Öz, Tami Hoag, Matt Haig düzenli olarak okuduğum yazarlardan. Göze çarpan kitaplar ise;

Dürüst Yalancı-Tove Jansson

Sarı Odanın Esrarı-Gaston Leroux

17. Roman-Dag Solstad

*Saç Örgüsü-Laetitia Colombani

*At Çalmaya Gidiyoruz-Per Petterson

*Emanet Çocuk-Claire Keagan

*Sokço’da Kış-Elisa Shua Dusapin

Yalnız-Zeynep Kaçar

Henüz 17 Yaşında-Ahmet Mithat Efendi

Deli İbram Divanı-Ahmet Büke

Köylüler-Balzac

Uçurtma-Laetitia Colombani

*Iza’nın Şarkısı-Magda Szabo

*Miras-Vigdis Hjorth

*Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım-Herta Müller

Afrika Sahra-yi Kebiri’nde Seyahat-Sadık El-Müeyyed

Dehşet Gecesi-Kerime Nadir

*Kızım Hakkında Her Şey-Kim Hye-Jin

*Afet Gezginleri-Yun Ko-eun

*Hafıza Polisi-Yoko Ogawa

*Behice’nin Yarım Kalan İşleri-Sinem Sal



Geceleri film veya dizi izliyorum. İkinci 6 ayda 58 film izledim. Göze çarpanlar;

Curiosity-İnsanın Evrimi (2012/İngiltere/belgesel)

*Aman Doktor (Djam) (2017/Fransa)

*Past Lives (2023/Güney Kore)

*Tam Zamanlı (2021/Fransa)

Red Rooms (2023/Kanada)

Dolphin Reef (2018/A.B.D.belgesel)


Geçen yılın ikinci 6 ayında 53 adet dizi izlemişim. Ülke olarak Güney Kore, Norveç, Almanya, İngiltere, A.B.D., Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, İsveç, İrlanda, İspanya, Danimarka, Polonya, Yeni Zelanda dizileri. Tür olarak ise gizem, spor, komedi, romantik komedi, gerilim, aksiyon, bilimkurgu, felaket, dram, tarih, dönem, aile, sosyal medya, polisiye, suç, gerçek suç. Göze çarpanlar;

Sherwood (2022/polisiye/İngiliz)

*Blue Bloods (2010-2024 devam ediyor/polisiye/A.B.D.)

*Heimebane (2018/2019/spor/Norveç)

My Name (2021/aksiyon/Güney Kore)

The Flowers of Alice Hart (2023/dram/Avustralya)

One Night (2023/dram/Avustralya)

Dicte (2013/2016/suç/Danimarka)

*One Day Off (2023/komedi dram/Güney Kore)

Queenmaker (hukuk politika/2023/Güney Kore)

Bortfort (terör/2021/Norveç)

Made in Oslo (tıp/2022/Norveç)

Ferry (2023/suç/Belçika)

After the Party (2023/dram/Yeni Zelanda)

Yıldızlı olanlar iyilerin de iyisi olanlar.

12 Ocak 2024 Cuma

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 229


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu sevgili öğretmenimiz Makbule Abalı'dan geldi. Bir haftadır yoğun çeviri yaptığım için azcık geciktim.

Haftanın konusu:

"Geçen yıllar, duygu, düşünce ve fikirlerinizde nasıl bir değişim yarattı? Kişiliğinizde, kimliğinizde yükselen veya alçalan değerler, kazançlarınız, kayıplarınız neler oldu?"

Hayat hem değişiyor hem de değiştikçe her şey aynı kalıyor derler. Günümüzde hayat hızlı. Ülkemiz ise çok hareketli hep, hep bir kaos içinde. Karmaşık bir yaşam var. Nüfus da çok. Çok kalabalık ülkeyiz. Avrupa ülkeleri gibi değiliz. Sakin, huzurlu bir yaşam yok yani. Boş sokaklar, sürekli çalışan insanlar, sessiz meydanlar yok. Herkes sanki sokakta, herhalde kimse çalışmıyor ülkemizde. Bizler herhalde alışığız böyle hayata. Her an başımıza bir şeyler gelecek gibi yaşıyoruz ülkemizde. Metroda kaza olabilir, bir yerde kavga çıkabilir.

Ülkemizde yaşantı olarak genelde öncelikle ekonomik olarak kayıptayız. Euro 33 oldu. Her hafta kaybediyoruz, ekonomik olarak. İnsanlar, euro, altın, halka arz, bireysel sigorta gibi yollarla paralarının değerini korumaya çalışıyor. Altın alanlar, döviz alanlar gibi. Kısacası ekonomi, iş bulma, huzurlu yaşam gibi konularda hepimiz kayıptayız sanırım.

Kişisel olarak ise sanıyorum hayat güvensizleştikçe bizler de içimize kapanıyoruz. Sosyal olmak zor, ortalık yabancı dolu, insan caddelerde bile çekiniyor, ekonomik olarak da gezmek, yemek zor dışarda. Yani bencesi hepimiz yalnızlaşıyoruz. Diziler, filmler, kitaplar dışarıya çıkmaktan daha güvenli, kolay. Dünya ile ilgilenmek yerine kendi kişisel hayatımızı, ekmeğimizi, işimizi sürdürebilsek yeter. Müthiş bir işsizlik ve depresyon var ülkede, iş bulamamak nedeniyle.

Bir de Gazze, Ukrayna filan var yani. Huzurlu, mutlu olmak için hayatı iyice daraltmalı. Kişisel olarak, bireysel olarak hayat güzel tabisi, kitaplar, filmler, animeler, müzikler var. Örneğin, Wonka var. Hayal var, çikolata var. Ama kişisellikten çıkınca bu dünyaya daha çok şiir lazım ve masumiyet lazım.

İsteyen ve zamanı olan herkes yazsın işteee! :)

6 Ocak 2024 Cumartesi

BCP ARALIK

 


Blogları Canlandırma Projesi etkinliğimiz ikinci yılını da doldurdu. İnşallah yıllarca devam edeceğiz.

Her ay için seçtiğimiz temada veya temalarda kitap, belgesel, film, dizi, anime, program, podcast, manga, ne olursa okuyor veya izliyoruz.

Aralık ayı teması taze eserler idi. Sinem Sal’ın son romanını seçtim. Mutlulukla okudum.


BEHİCE’NİN YARIM KALAN İŞLERİ

Sinem Sal

Karakarga Yayınları, 230 sayfa

Sinem Sal, aynen Aylin Balboa gibi öncelikle dergilerdeki yazılarıyla tanıdığımız yazarlardan. Ot, Kafa Dergi gibi. 

Dank, Bizim Zamanımız gibi kitaplarını okuduğumuz şair yazar Sal bu yeni romanında yine zeki, esprili, alaycı, komik ve hüzünlü. Genellikle eğitimli, okumuş, büyük şehir insanlarının ortak kültürünü okuyoruz onda. Kadıköy yaşamını anlatıyor bu romanında. Kitaplar, şarkılar, mekanlar, akımlar, ortak dil ve sözcükler tanıdık geliyor. Story’ler, Reels, Tik Tok, her şey var. Güncel, canlı bir dil.

Konu hüzünlü ama mizah kitabı gibi okunuyor. Acı bir mizah. Romanın kahramanı Ayşe Püren, dergide çalışıyor, editör. Annesini kaybediyor. Babası ve erkek kardeşi ile karşılaşmak zorunda kalıyor, miras için. 

Annesinin yaşadığı evin bahçesindeki gül ağacının dibinde annesinin dileklerini yazdığı bir kağıt buluyor, bu nedenle bu evden tek istediği o gül ağacı. Ayşe Püren, annesinin dileklerini yerine getirmeye karar veriyor. Dilekleri yerine getirirken sadece bir anne olarak bildiği kadının bir anne olmak dışında bir insan olduğunu da anlıyor, annesini yeni tanımaya başlıyor, annesini tanırken kendini de tanıyor.

Sinem Sal, içimizden biri olarak hayatlarımızı anlatıyor. Güleriz ağlanacak halimize gibi.

Çok başarılı. Not:4/4

2 Ocak 2024 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 228


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu: "Bir ülkede çalışan kesim çalışmayan kesimin giderlerini vergileri ile karşılamalı mı?"

Günümüzde özellikle A.B.D. ve Avrupa'da en gözde konulardan biri bu. İki akım var. Daha eşitlikçi ülkeler çalışmayanların masraflarını karşılıyorlar. Yani işsizlerin, sokaktakilerin veya çeşitli nedenlerle çalışmayanların, hasta olabilir, toplum dışına itilmiş veya kendini itmiş olabilir, hayatı giderlerini karşılıyorlar.

A.B.D.'de de eyaletlere göre değişiyor. Daha beyaz, kapitalist diyebileceğimiz eyaletler işsizlere para ödenmesine kesinlikle karşılar. Bunlar Cumhuriyetçi olanlar. o da çalışsın, ödemem, diyorlar. A.B.D özgürlük temelinde yaşıyor, kimseyi zorla vergi vermeye zorlayamazsınız. Ama ordaki demokrat eyaletler ise işsizlere yardım ediyor. Hatta, bir kişi çalışmak istemiyorsa bu da bizim devletimizin suçu, ona para öderiz diyorlar. Sokakta yaşayanlar bile yardım alıyor, doktora ücretsiz gidiyor. Çalışanlar için sağlık çok pahalı ama evsizler için bedava.

Örneğin, tuvaletlerde bile artık erkek, kadın yazılmıyor, her tür filan diyorlar. özgürlük yüzünden. Yani kısaca demokrat eyaletler devlet işsizlere, evsizlere yardım edecek diyor. Tabii vergilerle. Bu durumda çalışan kesimin vergi yükü artıyor. Ayrıca artık insanlar çalışmayı iyice bırakmaya başladılar. Hizmet sektöründe çalışacak insan bulamıyorlar. Hemşire, temizlikçi gibi örneğin. Zaten işsizlik parası yetiyor, neden çalışayım diyorlar. Saati 30 dolar olan hemşirelik ücreti 300 dolara çıkıyor, çalışan azlığından.

Herhalde sanıyorum, bunun bir ölçüsü olmalı. Gerçekten çalışamayacak durumda olanlara çalışanlar bakabilir, vergilerle evet, ancak çalışmak istemiyorum diyene de para vermek doğru gibi gelmiyor.

İsteyen ve zamanı olanlar yazsınlar, ne düşünüyoruz öğrenelim. Kapiş? :)