25 Ocak 2022 Salı

İNANÇ

 




simsiyah aynanın üzerine düşen ay ışığında çağırdım seni

bensiz uyanmazdın

şimdi ben uyanamıyorum gülümsemeni görmeden

peki ışığı yaksam görür müyüm seni?

şimdi hiçliktesin

karanlık hatıralarımda

sonsuzluğa gömülmüş

gölgelerde kaybolmuş

bir yanılsamasın

ama hiçbir zaman yalnız olmayacaksın

rüyalarımda

her dolunayda tekrar yanıma geleceksin

gece yarısından sabaha dek

30 yorum:

  1. Gündüzleri de görünür ay.
    Gökyüzüne bak yeterli.
    :)

    İnanan ne gece, ne de gündüz kaybeder onu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müfred.

      oooo güzeel, çok uygun olduuu :)

      Sil
  2. Anlaşılan unutamamışsın o vefasızı, üzüldüm şimdi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eğitim pınarı.

      kimseye yazılmış değil ki? burda, ölmüş bir insanı nasıl özler insan acaba diye düşündüm, sadece :)

      Sil
    2. Anladım, belki de anlayamadım. Neyse:)

      Sil
    3. eğitim pınarı.

      :)

      Sil
  3. Hiçlikte olduğunu düşünmek üzücü. Yitip gidenlerin bir yerlerde tekrar buluşacağı umudu yaşatır insanı.İnanmak güzel şey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ebemkuşağı.

      bence de herkes buluşuyor bir yerlerde :)

      Sil
  4. kokulu silgileri bile özlüyor insan... kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. Bir daha göremeyeceğini bilmek tuhaf. Özlemi de kolaylaştırıyor bir yerde.

    YanıtlaSil
  6. Merhabalar Deeptone.
    Altında imzanız olan "İnanç" başlıklı şiirinizi birkaç defa okudum. Neden birkaç kez okuduğuma gelince. Bir şiiri anlayabilmek için en az on defa okunmasını salık veren birinin öğüdü üzerine ben de şiirleri on defa olmasa da en az birkaç kez okuyorum ve her okuduğum da şiire bir adım daha yaklaşıyorum.

    Şiirinizde ki hiçlik kavramına takılmak istiyorum biraz. Hatta bunu bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla anlatmak istiyorum: Hocaya biri "Kimsin?" diye sormuş. O da "hiç" demiş. Hoca da adama "Sen kimsin?" demiş adam da kabara kabara "Mutasarrıf" demiş. Hoca "sonra ne olacaksın?" diye sormuş, adam da "Vali" olurum demiş ve bu sorular böyle sadrazama kadar devam etmiş. Ardından hoca son olarak "daha sonra ne olacaksın?" diye adama sormuş ve adam da gelinecek başka makam kalmadığı için "hiç" demiş. Bunun üzerine Nasrettin hoca adama: "Daha niye kabarıyorsun be adam! Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!" demiş. İşte Nasrettin hoca kendi mizah anlayışı çerçevesinde hiçlik makamını böyle dile getirmiş. İşte Gurur ve kibrin zıddı olan makama "hiçlik makamı" denir.

    İnsanoğlu da diğer tüm canlılar gibi ölümlüdür, ancak sonlu değildir. Bir insan öldükten sonra derin uyku modunda uyumaya devam eder. Ta ki, ikinci Sur'a üfleninceye kadar. Özlendiğinde bu alemden ayrılarak sonsuzluğa gömülmüş geçenlerimizi çağırdığımız da onlar bizleri duymazlar, her şeyden bihaber mışıl mışıl uyurlar. İşte onun için "nur içinde yat" derler, "ışıklar içinde uyu" derler. Ne İslam fıkhında ve de ne akaidinde olmadığı halde uydurulan bir kabir hayatı vardır. İşte ölen insanın kabir hayatı; hiçbir şeyden habersiz derin uykuda uyuyan bir ruhlar alemidir"

    Tekrar şiirinize dönmek gerekirse, özlemi duyulan ve özlenen kişiyle tekrar beraber olma arzusu, hepimizin içinde beslenen bir umuttur. Aksi halde yokluğun acısıyla gürleyen bir yanardağ gibi olan yüreğimizin ateşini kim söndürebilir ki?
    Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. recep altun.

      nasreddin hoca nın hiçlik hikayesi çok iyimiş, ders verici imiş, teşekkür ederim :)hım, nur içinde yat, bu yüzden mi söyleniyormuş, bunu bilmiyordum, teşekkür ederim, bizi duymuyorlar öyle mi, özlem ve umut tabi tabi :)

      Sil
  7. Özlemenin de ne çok çeşidi var aslında. Bak bu da bir konu olabilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ada denizi.

      ağaç ev mi olabilir, dene istersen :)

      Sil
  8. Ne güzel olmuş ama ya....

    YanıtlaSil
  9. İzinsizce şiirinle biraz oynadım Deep... (Umarım beni hoş görürsün.) Sebeplerden biri dizeleri okuduğumuzda düz metin (düz yazı) okuyormuşuz gibi olmaması adına daha da lirikleştirmek için... ikinci sebep ise; şiir en az sözcükle anlatma sanatıdır, bir şiir baştan sona klasik ve kurallı cümlelerle yazılmaz, devriktir, kopuktur, okurunu durup soluk almaya sevk eder, bazı yerlerde vurgulamayı önceler, konuşma tonlamasından çok şiir olduğunu hissettiren bir ritmi vardır. Belki bir de bu açıdan bakmak istersin...

    simsiyah aynanın üzerine düşen ayışığında çağırdım seni
    uyanmazdın bensiz
    şimdi ise ben
    uyanamıyorum gülümsemeni görmeden

    hiçliktesin
    hatıralarımın karanlığında
    sonsuzluğa gömülü, gölgelerde kayıp
    yanılsamasın

    ama asla yalnız olmayacaksın

    her dolunayda bana gelerek
    gece yarısından sabaha dek

    r ü y a l a r ı m d a

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ruşyena.

      eveet anladım, hem daha lirik olsun diye hem de biraz vurgulu olsun diye, tabii teşekkür ederim güzel olmuş senin versiyonun, ben doğaçlama bir anda yazdım, hiç oynamadıydım üzerinde :)

      Sil
  10. Kayıpları gündüz yad etmekle, gece rüyada görmek arasında büyük bir fark var sanırım. Rüyalar sürprizlerle çıkageliyor ve daha etkileyici oluyor. Rüyaları seviyorum.
    Entlovin'de sembolizm hakkında bir yazı okumuştum. Simsiyah Ayna bir sembol gibi göründü gözüme. Üzerinde düşünmem lazım...
    Şiirini sevdim, kalemine sağlık deep :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      rüyalar evet çok çok seviyorum ben de rüyaları, simsiyah ayna üzerine ay ışığı düşsün diye öyle oldu, gece karanlıkta siyah gözüküyor o da, belki de siyah olunca ayna bişey göstermiyordur, bişey göstermezse aynaya bakan da görünmez, belki de yaşamıyor aynaya bakan da yani her şey olabilir, sadece çarpıcı olsun diye de yazmış olabilirim yani :)

      Sil
  11. Deep senden şiire alışmamışım hiç

    YanıtlaSil
  12. Çok güzel yazmışsınn. *-*

    YanıtlaSil