29 Ağustos 2026 Cumartesi

KİTAP KEYFİ




STELLA MARIS

Cormac McCarthy

İthaki, 200 sayfa

Çevirisi Avi Pardo’dan. Bukowski, Fante çevirmeni. McCarthy, çağdaş Amerikan yazarlarından. Bu romanda Alicia adlı çok zeki bir kadın bir psikiyatri kliniğine gidip yatıyor. Daha önce de gittiği bir klinik. Klinikte, doktoru ile seanslar yapıyorlar. Bu seanslar oldukça entelektüel. Konuşmadıkları konu kalmıyor. Kadının kendine özgü bakış açılarını okuyoruz. İlginç roman. Not:3/4





17 HAZİRAN

Alex Schulman

Timaş Yayınları, 270 sayfa

Schulman’ın Malma İstasyonu ve Hayatta Kalanlar adlı iki vurucu romanı gibi bu romanı da ailelerin hataları, çocukluk travmaları, geçmişin gölgeleri üzerine kurulu. Schulman’ın eserlerinin edebi gücü, dili, anlatımı bir yana konuları da kolay yutulacak lokmalar değil. Her iki romanında da aile büyüklerinin hayatlarını yaşarken yaptıklarının çocuklar üzerindeki travmalarını okumuştuk. Büyüklerin farkında bile olmadan yaptıklarını çocukları etkiliyor sonuçta.

17 Haziran romanı da bu İsveçli günümüz yazarının en güçlü romanı olabilir. Şaşırtıcı bir duyarlılık içeriyor roman. Orta yaşlı bir öğretmen okulda sorun yaşıyor. Bir öğrenciye şiddet gösteriyor. O şiddet anını çözmeye çabalıyor. Neden olduğunu. Evde ailesine ait bir kutuya bakarken eski yazlık evlerinin telefon numarasını buluyor. O numarayı çeviriyor. 40 yıl öncesinden bir günde o evdeki annesi babası kardeşi ve kendi ile konuşmaya başlıyor. Her gün aramaya başlıyor ama hep aynı günü arıyor. 17 Haziran 1986. Her gün o evi arayarak o gün neler olduğunu anlamaya çalışıyor.

Geçmişin hayaletleri ile ilgili derin bir roman. Not:4/4


ANNEM ÖLDÜ MÜ

Vigdis Hjorth

Siren Yayınları, 328 sayfa

Hjorth romanları Alex Schulman, Linn Ullmann, Annie Ernaux romanları gibi geçmişin hatalarını, aile büyüklerinin hatalarını, çocuklarda açtığı yaraları anlatıyor. Edebi açıdan kusursuz olmaları yanında konuları çok ağır ancak anlatımları çok duru, sade. Böylesine büyük travmaları nasıl böyle duygu sömürüsü yapmadan yazabiliyorlar, bunu anlamak kolay değil.

Yazarın diğer romanları, Miras, Postane Günlükleri gibi bu romanı da annelerin babaların günahları üzerine. İnsan, anne babasını iyi anlarsa bugün neden şu anda olduğu insan olduğunu anlayabiliyor. Bunu değiştirmek çok zor. Örneğin, anne baba hayata karşı kırgın, yaralı olunca çocuk da böyle oluyor. İyi de çocuğun bunda suçu yok.

Postane Günlüklerinde kadın kahraman donuk gibiydi, Miras da bir miras yüzünden ailenin olumsuz dinamikleri ortaya çıkmıştı. Annem Öldü Mü’de ise anne olamayan bir annenin kızı olmak nasıl oluyor, bunu okuyoruz. Kız, annesinin neden anne olamadığını anlamak istiyor, hatta onunla iletişim de kurmak istiyor ama işte herkesin bariyerleri var, hayatında.

Not:4/4


BAHÇIVAN VE ÖLÜM

Georgi Gospodinov

Metis Yayınları, 200 sayfa

Ülkemizde çok sevilen günümüz yazarının bu romanında yazar ölen babasını anlatıyor. Babası bahçesi ile ilgilenirken öldükten sonra şimdi aynı bahçenin altında yatıyor anlamında, romanın adı. Kayıplar, sevilen bir kişiyi kaybetme sonrasını işleyen romanda herkes bir şekilde kendi yaşamını, aile akrabalarını görebilir veya anılarını. Not:3/4


YABANİ

Şusei Tokuda

İthaki Yayınları, 250 sayfa

Yaklaşık 100 yıl öncesi Japonya’da gelenek görenekler, aile çevre mahalle baskısı gibi temaları işleyen romanda Oşima adlı bir kadının yaşamı bize sunuluyor. Oşima çocukken de uyumsuz, başına buyruk, genç kız olunca da büyüyünce de hep aynı, toplumu pek de umursamıyor. Aile, iş, evlilik, her konuda çizgi dışı bu kadın haliyle çevresi dolayısı ile zorluklar yaşıyor.

Japon edebiyatından iyi bir örnek. Not:3/4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder