10 Kasım 2016 Perşembe

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR





AN'LAR MI? ANILAR MI? GERİYE KALAN

Makbule Abalı

Alzheimer'li Bir Hastanın Yakını Olmak

Sevgili blog arkadaşımız, biricik hocamız, iyi kalpli duygusal ablamız Makbule Abalı'nın bu kitabı bir çok yönden çok etkileyici.

Öncelikle bütün hayatı öğretmenlikle geçmiş bir insanın eğitim çocuklar hayat sevgi üzerine şaşırtıcı bir bilgelikle yazdığı bir kitap bu.

Kitabın adı zaten duygulu. Kitabı okuduktan sonra ise ben bu kitaba bir isim daha buldum: Kuşlar Çiçekler Umutlar Hayaller. Çünkü hocamız yaşadığı ortamlar nedeniyle bir yandan doğayı, kuşları, çiçekleri iyi biliyor ve dünyayı farkediyor, diğer yandan da yaşamın her türlü zorluğuna rağmen acılara rağmen onca kötülüğe rağmen hayallerimiz ve umutlarımızdan vazgeçmememizi öğütlüyor bize.

Kitap, daha ilk üç sayfada duygu yüküyle gözlerinizi yaşartıyor, önsöz, sunuş ve teşekkürle. Bir anda uzun ve verimli bir eğitim hayatının sonunda süzülen satırları okuyacağınızı hissediyorsunuz. Sonra yazılar başlıyor. Eğitim öğretim okullar hayat üzerine çok deneyimli bir öğretmenimizin düşünceleri ve anıları diyebiliriz.

Sevecen, hoşgörülü ve çok aydınlık bir öğretmenin hepimize ışık olacak düşünceleri. Çünkü hocamız bir rehber danışman eğitimci.

Ardından kitabın son bölümünde sevgili Makbule hocamızın annesi yine bir öğretmen Müzeyyen Gültekin'in yaşamını, öğretmenliğini, çocuklarını, eşini ve daha sonra yakalandığı Alzheimer hastalığı ile hayatının nasıl bambaşka olduğunu ve yaş alan Müzeyyen hocamızın nasıl bir çocuğa dönüştüğünü görüyoruz. Ve tüm ailenin ve daha sonra doktorların onunla nasıl ilgilendiğini. Makbule hocamızın bu sevecen anıları baştan sona gözyaşlarıyla okunuyor. Gülümserken ağlayarak.

Kitabın sonunda Müzeyyen hocamızın bir yemek tarifi var ki bir zamanlar ailenin gözdesiymiş.

Vanilyalı Ay Kurabiyesi

Malzemeler:

275 gram un (yaklaşık 2 su bardağı)
100 gram soyulmuş badem (1 su bardağından az)
200 gram tereyağı
130 gram pudra şekeri (yaklaşık 1 su bardağı)
1 paket vanilya
1/2 limon kabuğu rendesi

Un elenir, tereyağıyla kıyılır. Badem soyulur, makineden geçirilir, Pudra şekeri, vanilya, limon kabuğu rendesi eklenir. Bir hamur yapılır, fındık büyüklüğünde parçalara ayrılır. Ay şekli verilir. Fırında hafif pembeleştirilir. İçine vanilya konmuş pudra şekerine bulanır.

Makbule Abalı öğretmenimizin blogunun adı "Uçun Kuşlar" da annesi Müzeyyen öğretmenimizin en sevdiği şarkı.

Bu kitabın geliri öğretmenimize değil Mersin'deki Alzheimer Derneği Yaşlı Yaşam Merkezi'ne aktarılacak. O nedenle bence hepimiz alalım, destek olalım.

Hayat üzerine bir yardımcı ders kitabı gibi olan bu çarpıcı kitabı okuyun.

Not:4/4

5 Kasım 2016 Cumartesi

KIZÇELER




Biliyorsunuz, kitaplarımı sizler, blogçu arkadaşlarım için yayınlıyorum. Sizler dışında zaten bilen yok onları. Okuyan arkadaşlarımız kitaplar hakkında yazıyor bazen blogda, tatlı oluyor tabii okumak. Hepimiz farklıyız tabii, herkesin sevdiği kitaplar farklı oluyor yani. Şu benim kızçeler, bal çiçekleri, ki bu isimleri Jysra Reçani taktı, çok da yakıştılar, bence de bir bütünler. Dördü de kendi içinde farklı, hatta kitaplardaki diller bile farklı. Sade ile Fram format olarak birbirlerine benziyor sadece, içerik de andırıyor ama konular, yaklaşımlar aynı değil. Mavi ise diğerlerine hiç benzemiyor. Çok arkadaşım en çok Mavi'yi seviyor. Yani de diğerlerine benzemiyor, dili farklı ve uzun öyküler. Bir kurgu dışı bir kurgu şeklinde gidiyor kitaplar. Sade kurgu dışı, Mavi kurgu, Fram kurgu dışı, Yani kurgu. Hep söylüyorum, her zaman okunabilecek kitaplar yayınlamayı seviyorum. Sıkmayacak, ferahlatacak, ama derinlere gitmeyi de istetecek, her zaman ele alıp orasından burasından okunabilecek kitaplar. Kurgu bile olsa gündelik yaşamın kurgusu. Ben de zaman zaman açıp rastgele okuyorum, hep gülüyorum, başkası yazmış gibi geliyor tabii, bir de okurken hep yanlış arıyorum, sözcük hatası, baskı hatası gibi. Şimdiye dek iki adet sözcük hatası bulabildim dört kitapta, basımdan kaynaklanan.

Şimdi son zamanlarda şu kızçeleri okuyan bazı arkadaşlarımın yorumlarısı.

OKYANUS ARSEL (Sade/Yani)


JYSRA REÇANİ (Yani)


DEMİR KADIN (Yani)


SEMANUR KÖK (Sade)

Bizim deli mavi, en sevdiği kitaplar arasına koymuş en büyük kızçe Sade'yi.

23 Eylül 2016 Cuma

DEEP NOT






Arkadaşlarım bazen, yazılarımı nasıl yazdığımı anlattığım yazıları çok sevdiklerini söylerler. Şu öyküyü nasıl yazdım veya bloga nasıl yazıyorum gibi. Genelde gündelik yaşam içinde yazmak aklıma gelmez, işler filan, işlerim genelde yabancı dille ilgili, sonra evde ev işleri, yemek, sonra da kitap film dizi müzik, bir de yürüyüş ve gezi, Büyükada ve Balat gibi favori mekanlarım. Aklımda bişey olmaz. Blogu açınca veya laptopu açınca o anda birden yazasım gelir ve yazarım işte, günden kalanlar dökülüverir.

Mesela, "Pazara turşuluk salatalık almaya gitmiştim. Ona rastladım". "Birinci kattaki kızın mutfağının lavabosunun altındaki boru patlamış, merdivenler su içinde kalmıştı". Böyle bir cümleyle giriş yaparım, sonra arkası gelir, gelmezse silerim başka cümle yazarım, o cümleleri de unuturum. "Vertigo yüzündendi bütün bu espriler, zihni açılmıştı". Ya da,"Kıyıcılar vardır, hep öldürür onlar, hapse girerler, yirmidört yıldır cezaları, diyelim ondört yılda aftan çıkarlar, çıktıkları gün bir meyhaneye girerler, kavga ederler ve yine öldürürler. Sorarsanız, ne yapsaydım, ben mi ölseydim, derler. Fikrisabit psikopattır onlar". Ya da, "Karnı çok şişmişti, hamile gibi hissediyordu kendini, aldığı ilaçlardandı tabii".

Böyle girebilirim herhangi bir yazıya. Mesela, "Ausviç kampındaki Polonyalı kadın Kanada bölümündeydi, bunlar öldürülmezdi. Kadın, bir kaynaktan, kızkardeşi ve çocuklarının kampa getirileceğini duymuştu. Bir Nazi subayına rica etti, adam ondan hoşlanıyordu. Subay, kardeşini getirebilirim belki ama çocukları öldürürler dedi. Gerçekten de kızkardeşi geldi o bölüme ama kızkardeşinin iki çocuğu yakılmıştı. Kadınla subay aşk yaşadılar, o iki kadın da yıllar sonra kamptan çıktılar". Bu gerçek bir olay ve ne güzel bir öykü veya senaryo olur.

Ya da yeni bir karakter oluşturmak isteyebilirim. "Madam Adonis, büyükannesi Ankara'dan Lübnan'a göç etmiş 1915'te, Ankara'lı Ermeni yani". Şöyle de olabilir, "Bizim kızlar itfaiyecileri beğenirler, onları çok çekici bulurlar".

Yazılar, öyküler bu şekilde çıkıyor işte. Şimdi de sevgili Turgay Aksoy arkadaşımızın Frambuazlı Hayat adlı kitabımla ilgili yorumusu:


Not: Fotoda, aldığım notlar. Bir ilaç firması ajandası üstüne solda, yeni tanıtacağım blogçular, ortada şimdi aldığım notlar, yazmak için, sağda da yeni okumak istediğim kitap.

7 Eylül 2016 Çarşamba

BENİM DİZİLERİM





THE AGE OF YOUTH

Tatlı bir Kore dizisi yine. Beş üniversiteli kızın aynı evdeki yaşamı. Her bölümde birine ağırlık veriliyor. Kızların hayatları ve evdeki arkadaşlıkları. Sakin, yumuşak, hoş dizi. Bu dizide ilk kez gördüğüm bir şey de, çok az da olsa erotik sözler vardı, bir Kore dizisinde ilk kez rastladım. Bunun dışında keyifli dizi.

GAKUEN ALICE

Her zamanki gibi nefis bir Japon manga animesi. İki kız ve bir okul başrolde. Mikan minik bir kız, Hotaru da en iyi arkadaşı. Hotaru, uzakta bir okula gidince Mikan da gidiyor. Okul biraz tuhaf, değişik. Öğrencilerin olağanüstü yetenekleri var. İkisi de bir dolu ilginç olay yaşıyor, okulda.

JORDSKOTT

Bir kadının ufak kızı kaybolur, kadın yıllar sonra aynı yere döner, bir çocuk daha kaybolmuştur. İkisi arasında bir bağ var mı diye merak eder ve araştırmaya başlar. Başka çocuklar da kaybolur gün geçtikçe. Doğaüstü, gizemli dizi. Sürükleyici, heyecanlı bir İsveç dizisi. Efsanevi olayları sevenlere.

SENSE 8

Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan ve birbirlerini tanımayan sekiz kişi ortak rüyalar görmeye başlarlar. Hepsi bir şekilde telepatik olarak birbirlerine bağlıdır. Dizide bu kişilerin yaşamlarını izlerken bir yandan da neden birbirleriyle bağlantılı olduklarının gizemini çözmeye çalışırız. Onlara yardım edenler ve onları avlamaya çalışanlar da vardır. Heyecanlı, sürükleyici, doğaüstü. Herkese göre sayılmaz, yetişkin öğeler de var. Bunlar göz ardı edilebilir, atlanabilir, izlerken.

SHAMELESS

Utanmaz anlamına gelen dizide, utanmaz bir adam ve ailesinin yaşamı anlatılıyor. Yoksul ve varoşta yaşayan ailenin babası tam bir ahlaksız, ailesine karşı da hayata karşı da, üçkağıtçı, düzenbaz. Ailenin tüm bireyleri kendine özgü, tuhaf, cahil. Hayatın bütün olumsuzluklarını yaşayan ailenin günleri hep olaylı. Başlarına sanki hiç hoş şeyler gelmiyor. Çok canlı bir aile. Dizi, yedinci sezona geldi ve çok renkli. Amerika’da bol ödül aldı, sinemanın usta oyuncuları da var dizide. Ancak, herkese göre değil. Dizide, alkol, uyuşturucu, cinsellik ve her türlü olumsuzluk var. Amerika’da böyle bir hayat yok. Onlar tutucu insanlar. Dizideki olayları yaşayan aile de pek olamaz gerçek yaşamda. O nedenle dizi aslında tam komedi. 

21 Ağustos 2016 Pazar

DİZİ LİSTESİ





Yaklaşık olarak son 2 yılda izleyip bloguma yazdığım dizilerin listesi. 

Kore

My Friend is a Gumiho
I Hear Your Voice
Kill Me Heal Me
It’s Okay That’s Love
She Was Pretty
The Healer
Cheese in the Trap
Oh My Venüs
You Are  All Surrounded

Polisiye

The Wire (A.B.D.)
The Mentalist (A.B.D.)
Bosch (A.B.D.)
The Fall (İngiltere)
How To Get Away with Murder (A.B.D.)
True Detective (A.B.D.)
Happy Valley (İngiltere)
The Americans (A.B.D.)
Den Som Draeber (Danimarka)
Forbrydelsen (Danimarka)
Bron/Broen (İsveç)
Cold Case (A.B.D.)

Yerli 

Med Cezir
Kardeş Payı
Serçe Sarayı
Kara Ekmek
Şubat
Kördüğüm
Göç Zamanı

Çizgi/Animeler

I Me My Strawberry Eggs
Gumball
Metal Simyacı

Çeşitli

24:Live Another Day (A.B.D./Aksiyon)
Arrow (A.B.D./Aksiyon)
Hart of Dixie (A.B.D./Romantik Komedi)
Hell on Wheels (A.B.D./Western)
Borgen (Danimarka/Politika)
How I Met Your Mother (A.B.D./Romantik Komedi)