4 Aralık 2016 Pazar

MUCİZE:UĞURBÖCEĞİ İLE KARA KEDİ



Eğlenceli, sevimli, komik, heyecanlı bir Paris animesi.

Marinette ile Adrien. Lise öğrencileri. Marinette, Adrien’i seviyor ama Adrien’in bundan haberi yok.

Ama Marinette ile Adrien birer süper kahramana da dönüşebilmektedirler. Marinette bir uğur böceği olur. Adrien ise bir kara kedi. Ancak, ikisi de dönüştüklerinde normal gündelik yaşamdaki kimliklerini bilmezler. Süper kahraman olduklarında, Adrien, Uğurböceği’nden hoşlanır. Yani gündelik yaşamın tersi olur.

Bu ikisi iyi kahramanlar. Bir de kötü kahramanlar var. Kötü adam Hawk Moth, gücü eline geçirmeye çalışıyor. Güçler ise mucizelerden geliyor. Mucizeler peri şeklinde. Marinette ve Adrien’i de süper kahraman yapan, dönüştüren müziceler var, periler, bunlar çok da sevimli.

Hawk Moth, mucizeleri eline geçirmek isterken, genelde zayıf düşen, ruhsal sıkıntı çeken veya hayatındaki zorluklardan dolayı kötülüğe eğilimli olabilecek kişilere güç verip onları kullanarak bu mucize perilerini eline geçirmeye çalışıyor ve Uğurböceği ile Karakedi de onun planlarını bozuyor her defasında.

İlk sezon 26 doyumsuz bölümden oluşmakta. İkinci sezon 2017’de inşallah. Bir de, yılbaşı özel bölümü olacakmış, ne güzel bir haber.

Anime sevenler için çok tatlı dizi.

3 Aralık 2016 Cumartesi

NARCOS



Narcos, yani narkotikler, bir uyuşturucu ticareti dizisi.

Kolombiya ve A.B.D. arasındaki kokain trafiğini anlatan dizi sürükleyici, etkileyici. 1980’ler, 90’lar’daki kokain dünyasını sunuyor bizlere.

İlk iki sezonda Kolombiya’daki uyuşturucu kartellerinin gelişmesi anlatılıyor. Özellikle de en büyük kokain tüccarı efsanevi Pablo Escobar’ın hayatı.

Escobar, Hitler gibi kötü bir adam, uyuşturucu satışı için çok insan öldürüyor, iyilik de yapıyor ancak kötülüğü daha çok. Kötü adam olsa da bir karizması var, Hitler gibi.

Biraz da ortam ve şartlar ve zenginlik nedeniyle çok yükseliyor, kral oluyor, duraklamıyor bir türlü.

Dizi, soluksuz izleniyor, çok heyecanlı. Üçüncü sezonunu bekliyoruz.

2 Aralık 2016 Cuma

MAĞARA



Yeni mizah dergilerimizden. Büyük boy ve bildiğimiz birçok mizah yazarı var. Çeşitli mizah dergilerinden bildiklerimiz.

64 sayfalık bu dergide Vedat Özdemiroğlu, Atilla Atalay, İrfan Sayar, Kemal Aratan gibi Uykusuz, Penguen, Leman, Hıbır, Gırgır tayfasından yazar çizerler bulunmakta.

Örneğin, ünlü Porof Zihni Sinir de var. Yazılar, hikayeler, çizgi romanlar, karikatürler, her türlü mizah malzemesi bulunuyor.

Ferhan Şensoy, Dario Fo, Özdemir Asaf, tiyatronun kavuğunu Ferhan Şensoy’dan devralan Rasim Öztekin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Issız Adam, Kasım sayısının konuklarından.

Eğlenceli, doyurucu dergi. Mizah sevenler kaçırmaz zaten.

Aman uzun soluklu olur inşallah!

1 Aralık 2016 Perşembe

MİM 2017


Geçen hafta mimlemişti tatliş şirincik İlayda (Arsel'in Okyanusu) bu hafta da yine biriciklerden Küçük Mucizelerim mimledi. Belki başka arkadaşlarım da vardır bu mimle mimleyen, gözden kaçırdıysam sölesin de bu yazıya ekleyim adısını.



Blogger Mim-2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

1)Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Değiştirmek istediğim huyum, para biriktirememek. Para biriktirmek isterdim ama hiç beceremiyorum. Ne kazansam ay sonunda mutlaka biter. Bitmezse de kalan paramın tümünü kitaba yatırırım ve yine hiç param kalmaz.

2)Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

Ah hayatım zaten hayallerle geçer, hayallerimi de zaten hep deneme, öykü şeklinde yazıyorum. Eski arkadaşlarım biliyorlar, birkaç değişmez hayalim ve dileğim var. Bunlardan biri, bütün işadamlarını, politikacıları, din adamlarını, askerleri filan tamamını, yöneticilerimizi, hepsini adalara yollamak, dünyadaki bütün böyle büyüklerimizi adalara koymak, kendileri birlikte yaşasınlar. İkinci hayalim de, dünyadaki bütün içki, sigara, uyuşturucu, silah, bunların tümünü bir anda parçalamak yok etmek, bir daha da gelmesinler. Üçüncüsü de, insandaki şu ego denen şeyi yok etmek, bir büyü gibi şeyle. Ben hep böyle hayaller kuruyorum. Gerçekten de bunlar gündelik hayallerim.

3)Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Ah yalnız yaşadığım için hayat güzel ve kolay. Yeni yılda da yalnız yaşamaya devam edeyim. Bol bol kitap okuyum, bol bol yazayım bir de güzel yemekler yiyip bol bol gezeyim. Huzur, neşe ve enerjim de hep böyle kalsın.

4.Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.

Kişisel olarak düşünürsem gerçekten de dünyayı gezerim ve yaklaşık olarak her ülkede bir yıl kalırım. Bunun dışında, başka insanların hayallerini gerçekleştirmek için harcarım paramı. Tabisi kültürel ve sanatsal hayalleri için.

5.Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

Ay sanırım hep hiç yazılmamış olan şeyleri yazmak isterim. 

Kimleri mimlesem. Herkes yapsın bu mimi çünkü bence çok güzel bir mim bu. Özellikle yapmalarını istediklerim ise, en yeni blog arkadaşlarıım.

Bir deee 2017 hepimize ve ülkemize huzur ve umut getirsin.

30 Kasım 2016 Çarşamba

SAHNELERİN BÜYÜLÜ DÜNYASI


(Kavas Hüdai anlatıyor)

Bilirsiniz meşhur olmak herkesin hayalidir.  Son zamanların değişmez düşüncesi.  Anneler, babalar çocuklarını yetiştirirken ya topçu olacaksın ya da popçu olacaksın ki paranın şöhretin sahibi olasın derler. Bir telaş başlar, dünyanın parasını dökerler, on onbeş senenin sonunda elde var koca bir ( 0 ). Aşağıya tükürsen sakal,  yukarı tükürsen bıyık misali. Alın size psikolojisi bozuk işsizler ordusuna yeni bir eleman. Kişi gelmiş yirmi beşine ne iş gelir elinden ne de bilgisi vardır.

Ama eskiden böyle değildi. Karın tokluğuna yapılan işlerle günü bitirirdik. Bense boş durmayı sevmezdim. Helalinden nerede iş, nerede para varsa yanaşırdım. Bizim mahallede o zamanın müziğine meraklı benim gibi gençler vardı. Erdoğan ritm gitar, Zülfikar bas gitar, Mustafa bateride ve hem şarkıcı hem de büyüğümüz olan roman Erdem abi solo gitar çalardı.

Bir telaşla kabinler ses düzeni derken orkestrayı kurdular.  Dışarıdan bakıldığında eğlenceli geliyordu. Arada bir para bölüşmesine iş gelince bakıyorum o zamanların parası 80-90 TL para alıyorlardı. Yani sizin anlayacağınız ben koskoca bir hafta çalışıyorum anam ağlıyor demirlerin altında, 35 TL haftalık alıyorum. Bu aldıkları para gözümün dolar milyoneri olma yolunda adım atmasına sebep olmuştu.

Zülfikar çok samimi arkadaşımdı. Ona bir gece yaa Zülfikar ben de geleyim tef çalarım, aletleri taşırım beni de sok orkestraya dedim. İlk zamanlar Zülfikar yok falan dedi ama sonra neden olmasın, ama Erdem abiye sormam lazım dedi.  Aradan bir hafta geçti baktım Zülfikar hadi Hüdai bu akşam iş var gidiyoruz dediğinde gözlerimden yeşiller geçmeye başladı.  Hemen yıkanıp giyinip kokularımı sıkıp çıktım kahvenin önüne. Beni gören Zülfikar hayırdır Hüdai baloya mı gidiyoruz dedi. Tabii bende bir şok. Yok yaaa ilk gün ya ondan, dedim . Her neyse lafı uzatmayayım. Kafanız burada şişmesin .

Tabii, buluşma yeri olan depoya gittik, hoş sohbetten sonra Erdem abi geldi bana bir baktı, al bakalım şu tefi ben çalarken eşlik et dedi. 9/8’lik roman havası çalmaya başladı. Ben de onunla beraber.  Şimdi bir de şu tumba ile deneyelim bakalım olacak mı dedi. İlk defa orada tumba görmüştüm.  Şaka bir tarafa o akşamüstü kendimi müzisyen gibi hissetmiş havaya girmiştim. Gözümün önünde Erdem abinin gitar çalışı ve müziğin ritmi vardı kulaklarımda.  Başlamadan şunu söyledi sen bunu da başarırsan bu gece bir 50’lik alırsın benden.

Abi ben durur muyum başımı emme basma tulumba gibi aşağıya yukarıya salladım. Tumba çalarken biraz geç kalsam da idare eder diyerek çorbacıya gittik. Akşam olmuş gitme vakti gelmişti fakat baterist yoktu, annesi hastalanmış gelemeyeceğinin haberini göndermişti. İlk gece bu bizim para güme gitmişti sanki. Erdem abi koluma girerek dışarıya çıktık. Bak Hüdai bu gece şapa oturmayalım bas gitara kulağını ver yeterli diyerek içeriye girmiştik ama neden bunu söylediğini anlamadım. 

Toplanıp düğün salonuna gittik. Takımları taşıyıp kurduk dışarıya çıktığımızda Erdem abi yeni bateristle tanışın diyince benim elim ayağım titredi. Herkeste bir şok. Yüzler bembeyaz.  Tef tumba derken mecburen bateri çalacaktım. İçeriye girdik masalar dolmaya başlamıştı. Saat 20,45 olunca gelinle damat girdi içeriye, dans ediyorlardı, ortalıkta kimsenin benim ilk defa sahneye çıktığımı bilen yoktu.

İlk moladan sonra düğün devam etmeye başladı ben de masalarda oturanları seyrediyordum.  Sahnenin sol tarafında bateriden bakarken, pistin önündeki masalardan birinde bir kızın baktığını gördüm, kız hiç gözlerini ayırmıyordu benden.  Tabii benim ilgim kıza odaklandığı için ne müziğin ne de ritmin içindeydim, yavaşça yanıma yaklaşan Erdem ağabey Hüdai sen ne yapıyorsun rezil olacağız dedi.

Abii yaaa baksana kız durmadan bana bakıyor ne yapayım dediğimde, Erdem abinin de dikkatini çekmişti.  Roman havaları başladığında Erdem abi gitarı elinden bırakıp tefi alıp misafirlerin arasına karıştı. İki dakika sonra geldiğinde, yaa Hüdai kızın bir gözü şaşı, sana bakmıyor, pistte oynayanlara bakıyor dediğinde ilk gecenin ilk hüsranını yaşamıştım.

Hayat bazen baktığımız pencereden görüldüğü gibi değil.


(Kavas Hüdai'nin maceraları devam edecek)