21 Eylül 2017 Perşembe

BLOGLARDAN SEÇMELER



FARKLI DİYARLAR

Kışın okul nedeniyle az yazan arkadaşımız nefis bir yazı yazdı. Kendini anlattı ve blog hayatını. Öyle tatlı yazmış ki.


VAROLAN

Güzelim yazılarıyla yeni arkadaşımız.


ASHLEY YUKA

Öğrenciler için beş pratik yemek tarifi verdi. Soğanlı yumurtayı deniycem.


GAMZE ESRA ERSÖZ

Gezenti arkadaşımız gezi yazılarına devam ediyor. Şimdi, İngiltere


İREM E.

Erasmusla Üsküp'e giden İrem artık bize ordan yazacak.


ELİF

Elif, hepimizi 2020'den önce 20 etkinliğe davet ediyor. Mutlaka okuyun.


YASEMİN AVUN

Bisikletle yaşadığı ilginç olayı anlatıyor bize.



20 Eylül 2017 Çarşamba

YOLDA 2


Work and Travel ile Alaska’ya gitmiştim. Amerika idi niyetim. Bizon mu beslesem, resepsiyon mu olsam, mısır mı toplasam derken Alaska değişik geldi. Balık ayırma tesisi. Sürekli balık geliyor ve sen onları ayırıyorsun.

Daha sonra Alaska’ya bir kez daha gittim. Bu kez de Greenpeace ile. Buzullara sıkışmış bir balinayı kurtarmak için. Ama bu gidişim balık ayırmak içindi. Bütün gün balık ayırıyorduk. Üstümüz hep balık kokuyordu.

Ama çok arkadaşım oldu orada. Her ülkeden, rengarenkti. Bazıları İngilizce’yi düzgün konuşamazdı, bilmezdi. Hala arkadaşım hepsiyle. Face’den, watsaptan hep konuşuruz. Bir yerlere gidersek birbirimizin evinde kalırız.

Yazın Milan’a gitmiştim. Milan, İtalya’nın en güzel şehri. Orda biraz kalıp, ordan Como gölüne geçeyim, sonra Sofya. Sofya’dan otobüsle döneyim. Değişiklik olsun. Hep uçak olmasın. Bulgaristan da her zaman huysuzdur, vize konusunda. Ama bende iki yıllık İngiltere vizesi var, hiçbir şeyden korkmam yani.

Milan sokaklarında geziyorum. Bir anda bir arkadaşla burun buruna geldik. Alaska’dan. Orda sessizdi, popüler değildi. Ama olur ya hani, bir süre geçince, daha önce yakın olmadığınız biri bir anda yakın olur. Bu arkadaş da belki Alaska’yı hatırlattığı için gözüme çok güzel çok yakın gözüktü. Arnavut idi o.

Ama o İngilizce konuşamıyordu yine. Ben de Arnavutça, Makedonca bilmiyorum. Çok güldük, heyecanlandık ama konuşamadık bir türlü. Ne yapsak ne yapsak. Yoldan geçen İtalyanlara sorduk. İngilizce biliyor musunuz diye. Bilen biri çıktı. O İngilizce bilen İtalyan sayesinde biz Arnavutla konuşabildik. Her ikimizin konuşmalarını birbirimize çevirdi İtalyan.

19 Eylül 2017 Salı

YOLDA


Erasmus arkadaşları ile Yunan adalarına gitmeye karar vermiştik. Alman, İngiliz kızlar vardı, bir de biz Türklerden birkaç kişi.

İzmir’de Yunan konsolosluğuna gittik hep baraber. Girdik, vize alcaz. Ancak, pasaportunda Kıbrıs damgası olanlar alamaz dediler.

Allah, biz Türkler bir bağırmaya başladık. Nasıl olur bu, haksızlık bu. Buranın en yetkilisini çağırın, hemen gelsin dedik öyle bas bas bağırdık ki herkes geldi, en yetkili de. Ama yapacak bir şey yok dediler, emir var. Biz de tamam biz de gitmek istemiyoruz zaten deyip bütün evrakları yırttık.

Bizim Alman ve İngiliz kız da, yanımızda bizi dinliyorlar. Alman kız okulu bitirdi, şimdi Siemens’te çalışıyor, Münih’te, bilgisayarcı. Bizim bu Alman, Sylvia, durdu durdu, boş kalmamak için, konsolostakilere, “siz siz, terbiyesizsiniz” dedi.

Bu onun için müthiş kötü bir laftı. Gözlerini belertti böyle, söyledi, ama öyle komik ki, öyle kibar ki. Hiç de kızmış gibi değildi. Bu aramızda espri oldu tabii. Terbiyesizsiniz siz deyip parmağımızı sallardık karşıdakine.

Biz bu ekiple bir de Almanya’ya gittik, trenle, istanbul’dan. Tren, Sofya’da durdu. Biz, Sylvia ile yine indik trenden, istasyonda tuvalete gittik, çişimiz çok gelmişti. Döndük ama tren hareket etmişti. Ben bağırdım çağırdım durdurdum treni, bindik ama bize ceza kestiler. Sylvia’nın sesi çıkmadı. Ceza ödemeyiz biz öğrenciyiz dedim, o kadar çok ısrar ettim ki, kondoktör bıktı, vazgeçti. Kim ödeyecek değil mi o kadar euro cezayı.

18 Eylül 2017 Pazartesi

SELİNA'NIN YAZ TATİLİ MACERASI


Ve Selina’nın Maceraları Tüm Hızıyla Devam Ediyor;

Selina’nın Okul Macerası’nın ardından Selina’nın Yaz Tatili Macerası da kitap raflarındaki yerini aldı. Bir annenin dünya klasiklerinde yer alan büyücülere, canavarlara ve kötü kalpli üvey annelere inat kendi masalını yazma girişimiyle başlayan Selina’nın Maceraları, ikinci kitabıyla yoluna devam ediyor. Çocuklar, anneler ve öğretmenler tarafından çok sevilen Selina bu gidişle Ayşegül serisinin en önemli rakibi olacak gibi görünüyor.

Selina’nın Maceralarının en önemli özelliği; içerisinde kötülük barındırmaması. Sevgiyle, iyi niyetle yaratılmış, doğru ve güzel mesajlar veren bir kitap olması. İçerisinde subliminal mesajlar, erotik objeler vs. yok. Kitap tamamen bir annenin kendi tecrübelerinden ve kızından esinlenerek yaratılmış, eğitici ve eğlenceli bir kitap.

Ayrıca kahramanımız Selina bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen yine kendi hem cinsi büyücü, cadı veya kötü kalpli üvey kardeş veya anne eziyeti gören bir prenses de değil. Tam da yaşının gerektirdiği hayatı yaşayan bir kız çocuk.

Selina’nın Maceraları 6-10 yaş grubu için uygun bir kitap olmakla birlikte hikayeler öyle güzel resimlendirilmiş ki…  3 yaşından itibaren tüm çocukların ilgisini çekiyor ve sıkılmadan zevkle hem dinliyor hem de resimlerine bakarak kendi hikayelerini yazıyorlar.

Ayrıca serinin bir başka özelliği de  Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilen kitaplar listesinde yer alması.

Selina’nın Okul Macerası ve Selina’nın Yaz Tatili Macerası tüm online kitapçılarda ve kitap dükkanlarında sizleri bekliyor.

http://www.idilob.com/ (Her iki kitabı yazan blogcu arkadaşımızın blogu)

17 Eylül 2017 Pazar

WENDY HIGGINS RÖPORTAJI


Çoook sevdiğim bir arkadaşımız var. Bir Hayalperestin Kütüphanesi. Adı da çok güzel zaten.

Yazdıklarını severim. Okuduğu kitapları severim. Hep de onun okuduklarını okuyum derim. Genelde okumadığım kitapları okuyor. Ya diyorum nasıl olur, nerden buluyor okumadıklarımı.

Yorumları da ayrı bir tatlıdır. Şimdi o, çok hoş bir şey yapmış. O kadar sevdim ki yaptığını. Sevdiği yazarla bir röportaj yapmış yaaa. Ne güzel bir düşüncee.

Wendy Higgins sevdiği yazar. Ona bir mail atmış ve onunla röportaj yapmak istediğini söylemiş. Yazar da tamam olur demiş. Blogum için yapıyorum demiş bizimki. Yanii, yazarla blogu için konuşmuş.

Ya bu çok heyecanlı bir şey. Bayıldım bayıldım. Öncelikle düşüncesine. Sonra da yapmasına. Blogunda yayınladı bunu. Hem Türkçe hem İngilizce.

Sohbetleri çok tatlıııı. Sorular da yanıtlar da. Siz de okuyuuuun.