5 Mayıs 2016 Perşembe

BLOGLARDAN SEÇMELER



HÜZNÜN TADI

Çook eski arkadaşımız. Aile, gezi, kitaplar, hayvanlar, hayat işte. O da sevdiklerimizden ki.


GÜL AKÇA

Kitap yorumlarında güvenilir kaynak.


ENGİN ERGİN

İyi yazıyor hoş yazıyor konuları güzel dili güzel kendisi kibar. Hepimiz seviyoruz onu.


MERVENİN EVİNDEN

Genelde kozmetik, bakım, makyaj yazan arkadaşımızı da hepimiz seviyoruz. O da bizden işte.


YAĞMURUN MODASI

Eeeen eskiiii arkadaşlarımdan ve en zarif zevkli modaseverlerdeeeen.


GÜZEL VE KÜLTÜRLÜ

Giyim moda sağlık ve diğer her şey var onda. Hem aktif hem sevimli hem güzel hem de kültürlüü iştee.


AHSEN ŞİMŞEK

Ahsen çok değişik ve hoş anlatıyor hep hayatını. Eğlenceli ve çok güncel. Şirin o.


TİTANİA

En eski kankalarımdan Titania artık The Magger'da da yazıyor. Örneğin, Karaköy lokantalarını yazdı.



ŞEYDA NUR DİNÇER

O da bizim şirinlerden işteee. Her şeyden yazar tatlı tatlııı.


ALEYNA ÖZDEN

Aleyna döktürüyor. Gizemli, karanlık bir yol filmi gibi yazıyor.


MAVİYE İZ SÜREN

En eski arkadaşlarımdan, yani o da kankalarımdan, etkileyici yazıları dolu dolu yorumları sevimli yanıtlarıyla en sevdiklerimden en sevdiklerimizden.

Son üç yazısı, Matilda, Karahindiba, Ağacım adlı son üç yazısını sakın kaçırmayın.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

FİLM SEÇKİSİ 19



PENCEREDEKİ KADIN

The Woman in the Window

Fritz Lang, 1944, A.B.D.

Yönetmenden nefis ve heyecanlı bir kara film. Bir adam bir vitrinde bir resim görür ve resimdeki kadına aşık olur. Sonra o kadın karşısına çıkar ve ilişkileri olur. Ancak, bu adamın başına bela açacaktır. Aşk ve suç filmi. Önemli. Not:3/4

İKİ SEVGİ ARASINDA

Clash by Night

Fritz Lang, 1952, A.B.D.

Yönetmenden nefis bir aşk ve tutku filmi. Genç bir kadın doğduğu balıkçı kasabasına döner. İyi kalpli saf bir erkekle ilişkisi olur. Ancak bir de asi ve gizemli bir erkek vardır. Kadın ikisi arasında kalır. Heyecanlı ve klas film. Not:3/4

AŞK VADİSİ

Valley of Love, 2015, Fransa

İki büyük oyuncu yine iki büyük oyuncu rolünde bu filmde, kendilerini oynuyorlar. Gerard Depardieu ve Isabelle Huppert. Uzun yıllar önce ayrılmış bir çift. İntihar eden oğullarından aylar sonra bir mektup geliyor ve oğulları ikisini bir yere çağırıyor ve size görüneceğim diyor. Çift, yıllar sonra görüşüp geçmişi konuşur. Zarif ve ince bir film. Not:3/4

ZAMAN AŞIMI

Time Out of Mind

Richard Gere, 2014, A.B.D.

Evsiz bir adamın yaşamı. Adam bir yandan yaşam savaşı verir diğer yandan da kızıyla iletişim kurmaya. Etkileyici film. Gere, bir evsiz için fazla yakışıklı ama iyi oynuyor. Not:3/4

SORAYAYI TAŞLAMAK

The Stoning of Soraya M., 2008, A.B.D.

İran’da genç bir kadının taşlanarak öldürülmesini anlatan film gerçek bir olay ve etkileyici. Bu filmin ismini söylemek bile yasak İran’da. Not:3/4

3 Mayıs 2016 Salı

RUH TEMİZLİĞİ


Temiz ve boş zihinler bizim işimize yarar. Dolu zihin bizi kısıtlar. Dolu zihin bizi engeller. Dolu zihinde bir dolu boş düşünce, korku, duygu, kırıklık vardır. Dolu zihin “ben”i güçlendirir. Ben varım önemliyim o yüzden düşüncelerim önemli. Düşüncelerim önemli o zaman ben önemliyim. Ya düşünmezsem ne olacak. Düşünmezsem bir önemim kalmıyor. Neye tutunacağım o zaman.

Halbuki “ben” demek sahip olmak demek. Hiçbir şeyim yoksa da ben varım. Ben. Benim eşyam benim param fikrim sevgim düşüncem. Yani aslında ben de bir eşyayım. Ben de yoksam neyim olacak başka. Ben ben isem bir şeylerim olmalı. İş para eşya sevgi düşünce. Bunlar olmazsa ben ne olacağım. Bunlar olmazsa nasıl var olacağım.

Sürekli bir şeylere tutunur sonra vazgeçer başka şeylere tutunuruz. Halbuki, tutunamayanlar, bu işte. Aşkım var yoksa inancım var. Bunlar da yoksa ne olacağım. O yüzden varlar. Bir şeylere bağlanmak sahip olmak durumundayız. Bağlandığımız sahip olduğumuz şey elimizden giderse hemen başka bir şeye bağlanmalıyız.

Bunlar hepsi birer kaçış elbette. Kabul etmekten kaçış. Bütün bu düşünceler, duygular yine bizim zihnimizi dolduruyor ve yine dolu zihin bizi hayattan uzaklaştırıyor. Önce bir zihnimizi temizleyip boşaltıp kendimizi ve hayatı kabul etmemiz ve barışmamız gerekiyor kendimizle ve hayatla. Hayatın bizimle bir alıp veremediği yok. Bizim var onunla derdimiz. Zihnimize doluşan bir ton saçma sapan düşünce nedeniyle. Yargılar nedeniyle. Başkalarının bize gerçek olduğunu söylediği düşünceler nedeniyle. Kendimizle ilgili düşüncelerimizi bile bize birileri dikte ediyor.

Kendimizi şu anda olduğumuz şeklimizle bağışlamak gerekiyor, affetmek, geçmişimizi de affetmek. Geçmiş geçmiş işte. Kendimizle ve hayatla dünyayla ilgili tüm olumsuz ve olumlu düşüncelerimizi kabul etmeliyiz. Ben böyleyim dünya böyle şöyle. Hepsi boş laf bunların. Bunların hepsi kendimizle dünyayla ilgili hayatla ilgili boş yargılarımız düşüncelerimiz duygularımız ve inançlarımız. Kendimizle ilgili bir dolu yanlış inancımız var. Hepsi bizim zihnimizde ve bizi engelliyor. Hayatı yaşamaktan alıkoyuyor bizi.

Kendimizle ilgili hayatla dünyayla ilgili bütün olumsuz düşüncelerimizi toptan çöpe atmalıyız. Bizi engelleyen geçmişimizi de çöpe atıyoruz. Geçmişimiz bize ait değil. Biz geçmişimiz değiliz. Şu anda buradayız işte. Bütün olumsuz düşüncelerimizden vazgeçiyoruz. Dünyayı affediyoruz hayatı geçmişi kendimizi ve tanıdığımız tanımadığımız herkesi affediyoruz. Düşüncelerimizden yargılarımızdan sıyrılıp doğal ve organik kendimize dönüyoruz. Başkalarının istediği değil kendi istediğimiz bene.

Bütün olumsuz düşüncelerimizi de attık kendimiz ve geçmişimizle ilgili. O halde bundan sonra bizi yaşamaktan alıkoyan nedir?

2 Mayıs 2016 Pazartesi

KÜBO 30


Kübo, mayıs haziran ayları söz, kına, nişan, düğün, sünnet,  mezuniyet mevsimi, yeni giyecekler lazım diyor.

Babasına, bak artık okul bitiyor, bana çeyiz düzmeye başla, çeyiz tamamla hadi deyince babası da, 4 sene senin okulunu ödedim, yetmez mi diyor, özel okula gitti ya.

Geçen akşam nişana gitti, apartmandaki herkesten bir giyecek aldı, denedi önce, beğenene kadar. Makyajım güzel mi diye sordu herkese. Sabah 4’te 5’te kalkıp makyaj videolarını izliyor, o saatlerde net daha iyi çektiği için.

Eve gelmiş Cuma günü, sabah 11’de dönmüş. Annesi yok, bütün kapıları çalmış, kendi anahtarı da yok. Endişelenmiş, itfaiye mi çağırsam acaba diyordu. Babasını arayınca anlamış, annesi babasının yanına gitmiş alışveriş yapmak için birlikte. Annesi de diyor ki, Kübo ilk kez sabah eve dönüyor, nerden bileyim ben böyle bir şey olacağını.

Apartmanca Kübo’ya, bak hadi, okul bitiyor, çok da evlenmek istiyon sen madem, dilekler tut, adaklar yap, türbeye git mesela, yedi Cuma dua oku.

Hayat da Kübo’ya güzel zaten.

1 Mayıs 2016 Pazar

FORBRYDELSEN


Forbrydelsen, son zamanlarda izlediğimiz en iyi polisiye. Ayrıca, Kuzey polisiyesi geleneği içinde de bir zirve. Kuzey polisiyesi içinde yeni bir akım olan detektif kadınlar temalı bu dizi genelde tüm polisiye kurgu dünyası için de oldukça yenilikçi.

İşkolik, cinsiyetsiz, soğuk, zeki detektif kadın modeli olarak Sarah Lund çok iyi bir karakter. Diğer dizi kahramanı Sara Noren’e benziyor Lund, başarılı Bron/Broen dizisinin sorunlu detektifi. Ancak, Lund biraz daha normal.

Bron/Broen’in sakin ilerleyen konusunun aksine Forbrydelsen adeta şimşek gibi. İlk üç bölümden sonra insanın ağzı açık kalıyor kurguya. Her bölümün sonunda ah tamam katil bu diyoruz ama hep ters köşe. Bu da Kuzeylilerin daha zeki ve karmaşık polisiye kurgu yaptığını gösteriyor. Kuzeyden sonra Amerikan polisiyeleri dönem ödevi gibi kalıyor.

Kurgu, senaryo iyi, oyuncular ise fazla iyi. Örneğin, politikacı Lars Mikkelsen. Mads Mikkelsen’in kardeşi Lars’ı yine iyi bir kuzeyli polisiye gerilim filmi Headhunter’dan da seviyoruz. Sarah Lund, Meyer ve diğerleri. Dizinin hemen başında ölen kızın anne babası da inanılmaz iyi oynuyor.

Diziyi süreklilik halinde izlemek daha iyi elbette. İnsana yemek yemeyi uyumayı unutturuyor. Dizinin içine girip olayın bir kahramanı gibi izlerseniz meraktan ikiye ayrılabilirsiniz.

Sarah Lund ve Bron/Broen’in hastalıklı Sara Noren’i yeni idollerimiz artık. Ayrıca, Sarah Lund’ın türevleri de çoğaldı. Ayrıca, Noren bazen işyerinde herkesin önünde tişortunu değiştirebiliyor ama Lund bir dava çözülene dek kazağını hiç değiştirmiyor.