23 Nisan 2017 Pazar

MARUNİKİ



Malzemeler:

1 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
Bunları karıştırıyoruz. Tavaya az bir şey tereyağı koyuyoruz. Yağ eriyince kepçeyle döküyoruz bu karışımı. Omlet gibi. Biraz pişince tersini çevireceğiz. Sonra iki tarafı da pişince tabağa koyuyoruz.

Bir sonraki kepçelerde tavaya yağ koymasak da olur. Ama tabağa koyduklarımıza biraz tereyağı sürebiliriz. Erir o da. Çok yağlı istemiyorsak sürmeyiz ama o zaman da kuru olabilir.

Bu ölçüler ortalama ölçüler. Hani derler ya göz kararı, el kararı. Kıvam tutmazsa biraz süt ya da un ekleyebilirsiniz. Bir de mayalı olanı var ama onu yapmak daha zor.


Not:Hepimizin çocuk bayramı ve kandili kutlu olsun.

22 Nisan 2017 Cumartesi

ÇAKIR ZAMANLAR



Nilüfer Açıkalın

Sıcak Nal Yayınları

Nilüfer Açıkalın tiyatro, sinema, televizyon dünyasında tanınan bir sanatçı olmasının yanında müzisyendir aynı zamanda ancak bunlardan daha önemlisi edebiyatımızda kendine özgü öyküleriyle tanınan bir yazardır.

Ondan fazla kitabı olan yazarın yazı dili edebi ve şiirsel. Çok da hüzünlü. Bütün öykülerinde derin bir hüzün ve melankoli var. Yani tarzı hüzünlü ancak tam da edebiyata yakışır bir anlatımı var. Romanları da olan yazarın öykücülüğü daha önde.

Çakır Zamanlar’da yirmiye yakın öyküsü var. Şemsiyecik adlı yalnız bir plaj şemsiyesinin öyküsü çok duyarlı. Öykülerde genelde kahramanlar kaybolmuş gibi hayatta, kimselerle de anlaşamıyorlar gibi, iletişim kuramıyorlar bir türlü. Hayatları yolunda gitmeyen kafası karışık kişiler hepsi.

Çakır Zamanlar’da iyi öyküler var. Çok da kolay okunan öyküler değiller ancak iyiler.

Edebiyat sevenlerin seveceği, sevmeyenlerin ise sıkılacağı metinler. Popüler dille yazılmadığı için.

Not:3/4

21 Nisan 2017 Cuma

ANNE MUHALLEBİSİ


1 litre süt
3.5 yemek kaşığı buğday nişastası
1-1.5 su bardağı şeker
1 yumurta sarısı
1 paket vanilin
1 yemek kaşığı tereyağı

Bir litre sütü ısıtıyoruz. Bu sütten bir çay bardağı sütü alıp ayırıyoruz ve içinde nişastayı eritiyoruz bir kapta.

Sütü şekerle kaynatıyoruz. Yağı ilave ediyoruz.

Yumurta sarısını da yine sütten bir çay bardağı alıp sütün içinde çırpıyoruz bir kapta.

Sonra nişastayı ve yumurta sarısını sütün içine ilave ediyoruz.

En son vanilini ekliyoruz.

Kısık ateşte kaynatıyoruz, pişiriyoruz, kıvama gelene dek, göz göz olana dek, sürekli karıştırıyoruz.

Bu malzemeden yaklaşık altı kase çıkıyor.


20 Nisan 2017 Perşembe

1 FİLM 1 ŞARKI 1 KİTAP


Yeni arkadaşlarımızdan Gizem sevimli bir etkinlik başlattı. Nisan ayı içinde izlediğimiz dinlediğimiz okuduklarımızdan en sevdiklerimiz.


Kendisi de La La Land ile Kaan Boşnak'ı seçmiş. Sayesinde Kaan Boşnak'ı keşfetmiş oldum, sağolsun.

1 Şarkı:

Nisan ayında en çok dinlediğim şarkılar, Shivarre'den Goodnight Moon ile Edwyn Collins'ten A Girl Like You oldu. Ayrıca, sevgili Öneri Makinesi'nin şarkıları için de teşekkür ederim.


Bir de sağolsun bugün Sibelynka'da gördüm ve dinlemeye başladım. John Mayer. Bayıldım. Bütün şarkıları iyi ve hatta dinlendirici. Şimdilik favorim Roll It On Home.


1 Film:

Bir dolu film izliyorum tabisi ama bence izlediklerim arasında ayın filmi bence çok eski bir filmdi. Piknik. Picnic. 1955 yapımı, başrollerde William Holden, Kim Novak. İkisi de mükemmel oyuncu. Ufak bir Amerikan kasabasına karizmatik bir adam gelir ve kasabadaki kadınların aklını karıştırır. Nefis film.

1 Kitap:

Bu ay okuduklarım arasında üç kitap favorim oldu. İki kızkardeşin hayatını anlatan Hayal adlı Türk romanı, uyuşturucu satıcısı olmaya çalışan bir oğlanın komik yaşamını anlatan Tanrı Hepimizden Nefret ediyor adlı Amerikan romanı ve başarısız bir fotoğrafçı kadının komik hayatını anlatan Kayıp Kuşak adlı Amerikan romanı.

Bu sevimli etkinliğe eski yeni bütün arkadaşlarım katılsın daaa biz de bişiler öğrenelim keşfedelim di mi amaaa.

19 Nisan 2017 Çarşamba

YAŞ ON


Yolda çok tatlı minik sarışın bir kıza rastladım. Pek şirindi. Annesi ile alışveriş yapıyorlardı.

Bana yaşımı sordu. Kaç yaşındasın dedi.

Çocuklar parmakla gösterince anlıyorlar ya. İki kere iki elimi iki on olarak yanyana dizdim parmaklarımı.  İki kere açtım ellerimi. Yani yirmi.

Bir kıkırdamaya başladı. Hem de nasıl gülüyor.

Ne oldu dedim yaa, çok mu yaşlıyım dedim.

Hiç öyle yaş olur mu dedi bak yaş böyle olur diye parmaklarımı açtı, üç dört beş altı diye ona kadar böyle gösterdi her parmağımı. Onun kafasına göre ondan büyük yaş yokmuş, insan yaşı ondan büyük değilmiş. İki tane on olmazmış.

Haklısın dedim, kafasını karıştırmak istemedim. Ama haklıydı da zaten. İnsanın içi ondan büyük değil ki. Beş ile on arasında değişiyor yaşlarımız ama büyümüş gibi rol kesiyoruz.

O söyledikleri o gülüşü hiç aklımdan çıkmıyor. Büyümüş de küçülmüş. Bana ders verdi.