26 Temmuz 2016 Salı

DERGİLER 11



ACEMİ

Acemi, artık eskilerden diyebileceğimiz dergilerden. Edebiyat dergisi.  Ayraç ve Siyah Sanat çizgisinde. Şiir ve öykülerden oluşuyor. Sert kapaklı büyük, okuması ve taşıması keyifli dergilerden. Yazarlık atölyeleri, öykü yarışmaları gibi etkinlikleri de bulunmakta. Alçakgönüllü öyküler ve şiirler diyebiliriz. Ayrıca, dergide, arkadaşımız Bahar Uysal (Maviye İz Süren) da düzenli yazıyor, Ayraç ve Berhava Öykü’de olduğu gibi.

AYARSIZ

Ayarsız, ne güzel bir isim öncelikle, komik dergi izlenimi veriyor ancak bir edebiyat, sanat, kültür dergisi. Şiirler, öyküler, makaleler, sinema, müzik yazıları ile büyük boy ve okunması kolay bir dergi. Dolu dolu ve keyifli. 

Dergiler çoğaldı ve çeşitlendi, renklendi. Bu da hoş bir gelişme. Dergiler çok satmasa da belirli bir okur kitlesi oluşturuyor. Dergi okur kitlesi de genelde çoğunluk İstanbul ve Ankara’da. Bu dergileri birkaç bin kişi okusa yeter zaten, çoğunluk da öğrenciler okuyor.  Birkaç yüz kişinin okuması bile bir başarı. Çoğunlukla idelist insanların, heyecan duyanların çıkardığı dergiler, iyi ki böyle insanlar hep var. 

25 Temmuz 2016 Pazartesi

GUSTO


Biz Türkler genelde hızlı yiyoruz yemeği. Örneğin, bizim ailede yemek yaklaşık yedi dakikada bitiyor. Koyu bir sohbet varsa hadi on dakika. Onbeş dakikada bitmesi ise bir rekor.

Ama hazırlaması uzun sürüyor. Dolma sarma filan salata komposto, şu da olsun bu da olsun. Diyelim bir yemek hazırlamak kırkbeş dakika sürüyor. Beş dakikada bitiyor.

Bir de her şeyi yiyoruz bir arada. Kuru fasulye pilav soğan cacık veya salata hoşaf ardından tatlı. Biraz zaman geçiyor çay. Gece yine acıkır yeriz bir şeyler.

Mesela Fransızlar bu konuda bize hiç benzemiyor. Bir öğünleri yaklaşık ikibuçuk saat sürüyor. Çok çeşit de yok. Diyelim iki parça et alırlar, biraz salata tamam bir de onlar şarap seviyorlar, beyaz şarap. Bütün yemek bu. Ama ikibuçuk saat sürer. Sohbetle yavaş yavaş keyifle.

Diyelim sahilde yiyecekler, mumlar, güller, müzik, pek zevklidirler. Zaman kavramları bizden farklı. Dans örneğin. Bizler dans ederken çok hareketliyiz veya göbek atarken.

Onlar öyle yavaş dans eder ki. Nerdeyse yerlerinden kıpırdamazlar. Ayakları hiç oynamaz. Adım atmazlar. Bedenleri hareket eder.

Biz hemencecik bitiriyoruz her şeyi. 

24 Temmuz 2016 Pazar

RİMA


Ya İstanbul’a tatile geldim, çok ters bir zamanda. Ankara’dan geldim. Evim tam Meclis’in arkasında.

İyi de oldu, İstanbul’a gelmem. Çünkü, Ankara’da evimin orası çok tehlikeliydi, 15 Temmuz gecesi bizim orda oturan herkes tedirgin bir gece geçirdi. Kuzgun Sokak’ta yaşıyorum.

İstanbul’daki arkadaşlar, bu gelişimde Moda’ya geldim, bana darbeci diyorlar, şaka tabii. Ankara’dan geldiğim için işte, darbenin merkezi. Ne anlarım ben darbeden. Öğrenciyim sadece. Bizim okulda ancak kahve makinesi için kavga çıkar ancak ya da kola makinesi. Darbeder diye alay ettiler.

Moda sakin yer. Biz burda tatil modundayız. Neredeyse bikini parmak arası ile gezeceğiz, sahilde. Dondurma, limonata. Dünyadaki olaylarla pek de ilgimiz olmuyor. Dışarıdan izliyoruz olanları.

Moda Deniz Kulübü de sık sık gittiğimiz yer, yüzmeye, güneşlenmeye. 15 Temmuz gecesi ordan askerleri alıp götürdüler ya. Gündüz yüzüyorduk biz. O kaçırılmayı duyunca, gece, biz hemen çıktık evden kulübe gittik, dedikoduları almaya.

Bir iki gün sonra da askerler geldiler, inceleme yapmaya, o gece neler oldu diye. Düğün vardı ya o gece, kaçırılan generalleri de tanıyorduk biz, yani ordan, yüzmeden, havuzdan, uzaktan görürdük zaten. Çok tontoş amcalardı hepsi.

İşte böyle oldu. 15 Temmuz’dan bu yana bizim burda her şey aynı yine. Sadece bir kez kavga etti insanlar. O da içki kavgası oldu. İçenlerle içmeyenler.Biz de uzaktan gördük. Bugün de sporla geçti.

TAŞ USTASI



Camilla Lackberg

Buz Prenses, Yabancı, Vaiz ve Taş Ustası. Lackberg, günümüzün en iyi polisiye yazarlarından. Kendisi yazarlık kursu alarak yazar olmuş ama şimdi herkesin sevdiği biri oldu. Üstelik, polisiyeleri kendi doğduğu kasabada geçiyor hep, Fjallbacka, İsveç.

Sevgili polisimiz Patrick başrolde yine. Patrick’in aile hayatını yakından biliyoruz. Bir yandan iyi bir aile olmak, evinde olmak isterken, diğer yandan da katillerin peşinde koşması gerekiyor. O kadar sakin sessiz bir kasaba ki yaşadıkları, cinayetler olması hiç beklenmedik. Cinayetler de hep geçmişten kaynaklanıyor.

Bu kez de bir küçük kız öldürülüyor. Ufacık yerde herkes birbirini tanıyor zaten. Patrick ile hepsi de komşu. Böyle bir ortamda cinayet olması çok saçma. Ancak oluyor işte. Hırs, gurur, intikam her an her yerde. O soğukta nasıl da üşenmeden cinayet işleyebiliyorlar ki.

Taş Ustası, geçmişten gelen inanılmaz bir sır ve intikam öyküsü. Lackberg, durgun kasabada, sakin insanlar arasında ve dört kitaptır tanıyıp benimsediğimiz aynı insanlar arasında gerçekleşen ölümler ve nedenlerini mükemmel bir dille anlatıyor.

Mutlu eden güvenilir yazar.

Not:3/4

23 Temmuz 2016 Cumartesi

DERGİLER 10



PLÜTON

Plüton, yeni dergilerden. Edebiyat ağırlıklı, ayrıca çeşitli kültür sanat yazıları da var. Siyah beyaz küçük boy dergi bir fanzin havasında. Yazarları da yeni ve ünsüz. Öncelikle öykü ve şiirlerin göze çarptığı dergi küçük ama enerjik. Bu tür yer altı dergilerinin artması her zaman iyidir.

MORAL 0

Moral 0 yeni dergilerden. İçinde tefrika roman bile var. Popüler dergilere hiç benzemeyen dergi ilginç ve özgün yazılarla dolu. Öykü ve şiirlerin yanında kültür sanat edebiyat yazıları da var ama en göze çarpan yazılar müzik yazıları. Moral 0, siyah beyaz küçük boy ve fanzin atmosferi taşıyor.  Bu tür çizgi dışı dergilerin çoğalmasını dileriz.