20 Ekim 2014 Pazartesi

BLOGNOT


1) Geçen hafta blog okuyamadım. Yazı yazdım, yorumları onayladım ve birkaç gün gecikmeyle yorumları yanıtlayabildim. Ancak, blog okuyamadım. Bu hafta okuyacağım arkadaşlarımı.

Mimler de var. Önce Aslı Seymen mimlemişti. Müzik mimi. Sonra Gül Kaptan da aynı mimi gönderdi. Sonra da Dördüncü Tekil Şahıs mimledi. Daha sonra Leyla Seymen ve Kreatif Başkan, ardından Kafa Dergi ve en son da D.S.K. mimlediler. Aklımda hepsi. En son da bugün Aslı Seymen ödüllendirdi. Hiçbirini unutmuyorum mimlerin, ödüllerin.

Bu hafta mim, ödül yazısı, blogçu arkadaşları tanıttığım yazılar yazıp arkadaşlarımın bloglarını okuyacağım.

2) Blogumda bu yıl hangi yazıların en çok okunduğuna baktım. Duyuru yazıları, mimler, ödüller, blogçuları anlattığım yazılar en çok okunmuş. Geçen yıllarda da en çok film, kitap ve duyuru yazıları okunurdu.

Genel olarak yazı, öykü, şiir, deneme, bütün yazılarım önce ilk gün yaklaşık 100 okuma oluyor, sonra 200-300 okuma oluyor ortalama, birkaç gün içinde. Ancak mim, ödül, blog duyuruları 400-500 ve daha fazla okunuyor.

Bu yıl en çok okunan yazım, 21 Ocak'ta "Sade ve Derin" adlı kitabımın piyasaya çıktığı gün yazdığım yazı oldu. 1475 okuma oldu ve yaklaşık 270 arkadaşım yorum yaptı.

İkinci en çok okunan ise 14 Temmuz'da yazdığım "Sevgi ve Dostluk Ödülü" olmuş. 886 okuma. Üçüncü sırada "En Samimi Blog Ödülü" geliyor, 29 Haziran'da yazmışım, 663 okuma.

Dördüncü sırada ise daha yeni, çok yakında yazdığım "Deep Not ve İyi Yazan Blogçular" yazım geliyor, 7 Ekim ve 571 okuma. Beşinci sırada, blogumdaki en eski yazım olan "Yağmurlu Şarkılar" geliyor, 546 okuma. Altıncı sırada da, 26 Mart'ta yazdığım "Mim Mimi" adlı yazım var, 517 okuma.

Bunlar, bu yıl içerisinde 500 tıklamayı geçen yazılarım.

3) Sevgili arkadaşımız Senem Sefa (SS Design Butik) bir blogger dergisi çıkartacak. Siz de yazı verebilir ve çıkınca dergiyi okuyabilirsiniz.


19 Ekim 2014 Pazar

İSTANBUL MODERN


İSTANBUL MODERN
İstanbul Modern yine dopdolu ve doyurucu.
Geçmiş ve Gelecek sergisi geçen kıştan bu yana devam ediyor. Yirminci Yüzyılın başından bu güne bir resim gezisi gibi. Geçmişin ünlü ressamları ile başlıyor sergi ve günümüze dek, 2010’lu yıllar dahil devam ediyor. Klasik resimlerden başlayıp günümüzün daha karmaşık ve yenilikçi resim heykel örneklerini inceleyebiliyoruz. En yeni sanatçılarımız da bulunmakta.
Çok Sesli sergisi ise çok daha ilginç. Görsel ve işitsel sanatların gelişimini bizlere sunan sergi unutulacak gibi değil. Geçmişten günümüze çok sayıda ilginç sanatçının işleri bulunmakta. Semiha Berksoy, İlhan Mimaroğlu ve diğerleri.
Üçüncü sergi ise Yolda sergisi. Nar foto arşivinden seçilen ve ülkemizde bir gezinti yapmamızı sağlayan etkileyici fotolar.
Dördüncü sergi Yüzyıllık Aşk ise ülkemizde sinemanın yüzüncü yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirilen nostaljik bir sinema turu. Sinemalar, afişler ve çeşitli sinema objeleri ile tarihsel bir yolculuk.
Yan bir etkinlik de İstanbul Modern’de bir gelenek olan film gösterimleri. Bu kez konsept aşk ve Alman sineması.
İstanbul Modern de MSGSÜ, Pera Müzesi, Sakıp Sabancı gibi İstanbul’un sanat açısından gururu. Yan binada ise Mercedes Benz'in Fashion Week etkinliği var.
Not:4/4

ULDUZ İLE KARGALAR


ULDUZ İLE KARGALAR

Samed Behrengi

Samed Behrengi bir efsane. İran'lı öğretmen yazar masallar toplayan ve çocuklara masallar yazan ve herkesin sevdiği bir insan.

Çok genç yaşta ölen bu yazarın çocuk kitaplarıyla büyüdük bir çoğumuz. Çocuklar için kitap yazmak yazmanın en üst seviyesi. Behrengi de Roald Dahl gibi büyük olduğu halde çocuk diliyle çocuk dünyalarını anlatan yazarlardan.

Her zaman yoksuldan ve alçakgönüllü olandan yana olan bu yazar birbirinden masum, naif, tatlı öyküler yazıyor.

Küçük Kara Balık ve Ulduz öyküleri bir çok öyküsünden bir kaçı. Bu kitapta ise yedi adet öyküsü var. Kitaba adını veren öykü şirin ve hüzünlü aynı zamanda. Ulduz adlı bir küçük kız üvey annesinin kötülüğünden kaçmak için kargalarla arkadaş oluyor.

Bir diğer öyküde ise genç ve kel bir oğlan güvercin uçuruyor, zenginden alıp yoksula dağıtıyor ve padişahın kızına aşık oluyor.

Çocuklar, civcivler, tilkiler ve yazarın çocuksu hayalleri. Yazar da bu kitabı da kaçırılmaz.

Not:4/4

FİLM SEÇKİSİ 31


FİLM SEÇKİSİ 31

TEPEDEKİ MEZARLIK

Kevin Costner, 2009, A.B.D.
Bir baba iki çocuğuyla bir eve taşınır. Evin yakınında bir mezarlık vardır ve evde tuhaf şeyler olur. Kızı da tuhaf davranmaktadır. Evin ve mezarlığın bir gizemi vardır. Perili ev hikayesi. Korku sevenlere. Not:2/4

TEPENİN GÖZLERİ

Hills Have Eyes Part 2
Wes Craven, 1984, A.B.D.
Korku ustası Craven 1977’de ilk Tepenin Gözleri filmini çekiyor, bu film bir klasik artık. Bazı insanlar çölümsü bir yerde saldırıya uğruyor bu ilk filmde. Craven usta yıllar sonra devamını çekiyor. Bu kez motorsikletli insanlar çöl gibi bir yerde saldırıya uğruyor. İlk film daha gizemli ve gerici.
Craven usta uzun yıllar sonra bir başka korku yönetmeni Alexandre Aja’yı izleyince onun Tepenin Gözleri’ni tekrar çekmesini istiyor. Aja çekiyor ve bu serinin de devamı geliyor. Yani bir çok Tepenin Gözleri var. Not:2/4

İYİ OLAN KAZANSIN

This Means War
Reese Witherspoon, 2012, A.B.D.
Bir kız iki erkek arkadaşla aynı anda çıkar. Oğlanlar bunu öğrenince bir yarışa girerler aralarında. Sevimli bir komedi. Not:2/4

HELL RAISER

Clive Barker, 1987, A.B.D.
Hell Raiser bir korku klasiği ve çok sayıda devam filmi de var. Bir kutudan çıkan şeytanlar bu serinin kahramanları. Başlarında da İğnekafa var.  Kutu açılınca ortaya çıkıyorlar ve kutuya geri dönmeleri de oldukça zor oluyor.
Serinin bu ilk filminde bir kadın kocasını aldatır. Sevgilisi ölür ancak bir kan damlası nedeniyle ruhu tekrar ortaya çıkar ve dünyaya dönebilmesi için bedene gereksinim duyar. Öldürmek zorundadır.
Korku sevenler bu seriyi kaçırmasın. Not:3/4

KALLEŞ

Orhan Elmas, 1974, Türkiye
Tamer Yiğit, Fatma Girik
Türk sinemasının çok sayıda ünlüsünün oynadığı ve Türk tiyatrosunun çok sayıda ünlüsünün onları seslendirdiği bir Türk usulü aşk ve aksiyon filmi.
Düşman iki mafya ailesinin çocukları birbirine aşık olur ve bütün olumsuzluklara rağmen birlikte olmak isterler. Oyuncular, müzik, konu keyifli. Not:3/4

DERT BENDE

Orhan Elmas, 1973, Türkiye
Murat Soydan, Türkan Şoray
Oyuncuları, müziği, konusuyla tam bir klasik Yeşilçam dramı. İki kızkardeş aynı erkeği sever. Kızkardeşlerden biri bir başka erkekle evlenir ve çocuğu olmaz, kızkardeşinin çocuğunu ister. Arka arkaya dramatik olaylar gelişir. Tam ağlamalık. Yeşilçam filmlerini sevenlere. Not:3/4

ZOR ÖLÜM

Die Hard
John McTiernan, 1988, A.B.D.
Bruce Willis
Bir aksiyon klasiği. Bruce formda. Hem hızlı ve sert hem de komik. Polis John McClane teröristlerin ele geçirdiği bir binayı kurtarmaya çalışır. Doyumsuz aksiyon. Not:3/4

ZOR ÖLÜM 2

Die Hard 2
Reny Harlin, 1990, A.B.D.
Bruce Willis
Yine doyumsuz aksiyon. Bruce yine formda, yönetmen de sıkı. John McClane bu kez bir havaalanını teröristlerden kurtarmaya çalışır. Not:3/4

SENDEN BANA

Kimi Ni Todoke, 2010, Japonya
Nefis bir aşk, gençlik filmi. Romantik ve masum. Sawako Kuronuma utangaç bir kız öğrenci. Arkadaşı yok ve herkes ondan uzak duruyor. Ondan hoşlanan bir oğlan yoluyla Sawako insan içine çıkmaya çalışır okulda. Keyifli. Not:3/4

SAKASAMA NO PATEMA

Yasuhiro Yoshiura, 2013, Japonya
İlginç, şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı bir anime. Başaşağı Patema diyebileceğimiz filmde gelecekte iki ayrı dünya var. Biri yeraltında diğeri yerüstünde. İnsanların diğer dünyaya girmeleri yasak. İki dünya birbirine ters. Yani diğer dünyaya giren tepataklak oluyor. Yeraltındaki dünya tünellerden oluşuyor.
Patema genç bir kız ve diğer dünyaya geçer ancak tepetaklak olur. O haliyle bu diğer dünyada kendine bir arkadaş edinir. İkisi de tepetaklaktır ama iyi geçinirler ve dünyalarını barıştırmaya çalışırlar.
Çarpıcı ve rüya gibi. Not:4/4

18 Ekim 2014 Cumartesi

CADI



CADI

Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi'den eğlenceli bir roman. Konusu, dili esprili.

Yazar, yaklaşık yüzyıl öncesinin halk diliyle, daha çok da kadın diliyle pek keyifli anlatmış. Arada o günlerin bilimsel, felsefi konularını açıklayan bölümler var, o bölümler biraz sıkıcı ve gereksiz. O bölümler olmasa roman kesintisiz bir neşeyle okunacak.

Genç bir kadın, tek çocuğuyla dul kalıyor ve dayısının yanına yerleşiyor. Yengesi ondan çabuk kurtulmak için onu hemen yeniden evlendirmek istiyor. Bir aday çıkıyor ancak adam daha önce evlenmiş ve karısı ölmüş.

Genç dul Fikriye adamı pek istemese de yengesi evlendirmeye niyetli. Ancak adamla, yani, Naşit Nefi Efendiyle ilgili söylentiler var. Ölen eşi Binnaz'ın ruhu adamı kıskanıyor ve oturduğu yalıda adamın evlenmek istediği kadınları rahatsız ediyormuş.

Fikriye'nin karşısına Naşit Nefi Efendi'nin Binnaz'dan sonra evlendiği başka bir kadın, Şükriye çıkıyor. Şükriye adamdan boşanmış. Binnaz'ın ruhu yüzünden.

Şükriye, Fikriye'ye Binnaz'ın ruhunu anlatıyor.

Romanda o zamanın sosyal hayatı, gündelik yaşamı anlatılıyor. Ayrıca, hurafeler, cadılar, cinler, ruh çağırmalar. Biraz doğaüstü olsa da olaylar korkudan çok komediye yakışıyor.

Geçmişimizle ilgili çok ayrıntı içeren şirin bir roman. Aradaki dersler olmasaymış keşke.

Not:3/4