29 Temmuz 2014 Salı

UYUKLAYAN


Yazları hep böyle oluyorum. Evden çıkamam yataktan bile zor çıkarım. Gece uyuyamam geç kalkarım. Film izlerim, psikolojik dramlar sadece.  Dizi izlerim, genelde Süpernatural, Game of Thrones tarzı. Kitap okurum, ama sonra ne okuduğumu unuturum.
Tumblr’a kısa notlar düşerim, sıkıldım, karnım ağrıyor, uyku tutmadı, limonata içicem gibi. Instagram’a kedimin fotolarını koyarım. Kedimin adı yok ama. Veterinere götürdük, şimdi iyi. O da odamda pencereden bakıyor hep.
Her yaz olduğu gibi evden çıkmıyorum yine. Tam yaz uykusu. Çok bazen arkadaşlarla yürüyüp dönüyorum. Eylül’e dek böyle yine. Ağustos’ta da böyleyim. Eylül’de bir günlüğüne Ankara’ya gidip dönücem, kayıt için, sonra Ekim’de bir daha gidicem.
İki yıldır Hazırlık’ta olmak da ilginç. Kompozisyon yazamadığım için geçemiyorum bir türlü. Kelimeleri hatırlıyorum, fiil çekimlerini de hatırlıyorum ama bir kompozisyonda bunları bir araya getirmek güç. Unutmakla da ilgili. Her şeyi unuturum ben. Bir iki yıl önce olanları da hatırlamam.
Ankara’da hazırlıktan önce Çanakkale’de de okumuştum bir yıl. Orayı da bitiremedim. Üç yıldır birinci sınıftayım yani, iki okulda. Yazları İstanbul’da annemlerde kışları da yurtlarda geçiyor. Ama benimse keyfim hep yerinde.
Annem bayram ziyaretine gitti akrabalara, kardeşimle. Biz babamla evdeyiz, ben daima odamda, babam da salonda ne yapıyor bilmiyorum. Yani okula kadar evdeyim. Uyumadan ama hep uyku halinde. Daima müzik eşliğinde.

28 Temmuz 2014 Pazartesi

BAYRAMLIK


Şehir boşaldı. Bayrama tatile denize gidenler. Sokaklarda park eden arabalar da yok oldu. Sokakların boş olması ve kolay yürümek değişik. Cuma Cumartesi Pazar gidemeyenler bugün gidiyor. Dükkanlar da kapalı. Dükkanlar iki günlüğüne kapatmış. Ama simitçi dönerci kahveciler açık. Onlara tatil yok.
Kırmızı ışıkta bekleyen yaya yok. Otobüsler boş. Kedi köpekler bile tatile gitmiş.
Sena, arkadaşının evinde, dört gün, arkadaşı Doğanay dört günlüğüne Kaçkarlar’a kampa gitmiş, kedisini Sena’ya bırakmış. Sena da kız arkadaşlarını toplamış eve. Bayramı evde geçirecekler.
Semire, Amsterdam’a trenle 20 dakika uzaklıktaki minik şehirde kızıyla yaşıyor, kızı üniversiteye başlayacak, Semire işsiz, İstanbul’dan uzakta, hüzünlü, kızı da evden gidecek, kendisi de işsiz. İstanbul’daki annesi Vera’yı özlüyor. Mühendis babası ölmüştü. Çocukluğunun bayramlarını özlüyor. Babası Türk mühendis annesi Macar güzeli. Döner gibi koparıp yedikleri gulaş etinin kokusu bile burnuna geliyor. Bayram mesajlarına bakıp ağlıyor.
Pınar, tekstil tasarımı matematiği okudu, Barcelona’da, İstanbul’a dönünce, anne babasının dönerci dükkanında kasaya bakıyor. Mesleği yerine kasayı tercih ediyor, bayramı yok, gece gündüz kasada annesiyle vardiyalı, babası diğer işlere bakıyor. Bayramı net siparişlerini motorla göndermeyle geçiriyor.
Asuman, ailesiyle kaburga dolmasını yedi, herkes mutlu, el öpüyor, bütün gün öpüşmekle geçti. Yarın da geçsin, yaylaya gidecekler hep beraber, Rize’de.
Buse, liseli, sokakta badminton oynuyor kız arkadaşıyla, gözü karşı balkonda, tatile gelen üniversiteli çocuğu bekliyor, balkona çıkınca topu balkona atacak, konuşmak için.
Pencere kenarında bir çift oturmuş taze fasulye yiyor ayran içiyor. Oğulları Cornell’de okuyor, ondan telefon bekliyorlar, çok düşüncesiz bizim Bahri, yine çok geç oldu, herkesin çocuğu erkenden arıyor, ziyarete geliyor, bizim oğlan geziyordur şimdi.
Süleyman, eşi kızı İsviçre’de, kendisi ailesini görmeye gelmiş, arabasıyla, zor girmiş sınırdan kuyrukta, köpeği de yanında, canı midye tava çekmiş, bir de büyük bardakta çay.
Nermin, eşiyle Berlin sokaklarında gezerken turla geldikleri, Sonat da on günlüğüne Bali’ye yoga yapmaya gitmişti.
Herkes kendi bildiğince yaşıyor ve mutlu olmaya çabalıyordu.

27 Temmuz 2014 Pazar

BAYRAM SABAHI


Şimdi bizim aile 19 kişi, çekirdek aile. Bu 19 dokuz kişi dedemlerde toplandık. Arefeden. Çok eğlenceli tabii. Ailenin kızları kadınları hep birlikte kuaföre gittik. Gece ailenin erkekleri aldı bizi.
Sabah bayram namazı var. Sonra eve gelecek erkekler namazdan, bayram çorbası içilecek. Sofrada dedem başa oturacak ve herkesin yeri belli. Sonra dedem çorbaya not verecek.
Bayramın ilk günü herkes dedemlere gelecek. Böylece çekirdek olmayan aileyi de göreceğiz. Özlem gidereceğiz. Bütün aile dedikodularını öğreneceğiz. Sevimsiz yengeleri teyzeleri eleştireceğiz. Çok başarılı okumuşları kıskanacağız.
Kahve bahanesiyle sigara içen kadınlar balkona veya bir gizli odaya geçecek, erkekler de kapı önüne çıkacak. Herkes dedemden gizli içiyor tabii. Sonra dedemin bahçesi var. Biz ona Botanik Bahçe diyoruz. Hatta Münih Botanik Bahçesi’nden bile çiçek getirdiler dedeme.
Dedemin çiçekleri yağ tenekeleri içinde. Biriktirmiş büyüklerinden o da, Sana, Vita tenekeleri. Bir dolu çiçek, orman gibi bahçe. Bayramda o bahçeye çıkılır fotoğraf çekilir ailece. Bir de salonda divanın önünde fotoğraf çekilir. O divan ünlüdür ailede. Fotoğraf divanı deriz.
Bayram bizim için sevgi, nostalji ve şımarma günleri oluyor. Sevildiğimizi hissediyoruz. Dedem anlatmaya başlar. İşte şu doğduğunda ikinci renkli televizyonu almıştım eve, o doğduğunda işlerim rast gitmişti, işte şu torun geldiğinde hep kısmeti ile gelir. Kuaför de sizin aile kısmetli hep siz gelince doluyo burası diyerek bizi hep oturtur çay içirir.
Kuaför dönüşü baktık herkes yola çıkıyor, sokaklarda bavullu insanlar, şehirlerarası otobüsler de her yerde. Bir hareket var. Birileri Edirne diyor birileri Batum, herkes birilerine öpüp sarılıyor.
Dedeme anlattırırız şimdi yine. Babaannemle nasıl evlendiler diye. Babaannem ilkokulu bitirip ortaya başlamış. Dedem de bitirmiş. Dedem aşıkmış. O zamandan istemeye başlamış. Sonra ailesi kaç defa istemiş. Dedem çok ısrar edince sonunda babaannem olur demiş. Dedem duygusal babaannem disiplinlidir.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

AGRESİFİM NE VAR YANİ


Anneme dedim tamam bugün evi temizlemene yardım ettim iyi güzel ama ben bayramda evde durmak istemiyorum. Kumburgaz’a gidicem ben teyzemlere tatil yapcam istemiyorum bayram ziyareti felan.
Annem de diyor zaten teyzenler de gelecek bayram için sen nereye gidiyorsun yalnız kalamazsın diye. Çok sinirlisin sen hadi git Atalay Demirci Final şovunu izle dedi. Biliyor onu açınca hemen gülmeye başlıyorum. Anneme diyorum bak öpmek yok mıncıklamak yok.
Tam bayram üstü aksilikler oldu. Bugün bizim Bayram bozuldu. Evde her şeyin bir ismi var. Bayram buzdolabı Kezban çamaşır makinası Satı bulaşık makinası Fevkiye kahve makinası. Bayram tuhaf sesler çıkardı hemen gittik bulduk bir tamirci akşam akşam tamir var evde.
Zaten bayramda evde olmak istemiyorum bir de aksilikler. Annem de ev baklavası yapmadı, tanıdık tatlıcıya iki tepsi tatlı sipariş verdik. Biri burma biri kuru baklava.
Geçmedi sinirim. Annem de kızım sakin ol bak yarın bayram bayramda sakin olunur güler yüzlü olunur küsler barışır diyor.
Ne var anne agresifsem agresifim deliyim takıntılıyım var mı. Neden yani gülcem sakin olcam mecbur muyum. Gülmek mi gerekiyor illa yumuşak mı olmak gerekiyor beni de böyle kabul edin. Ben tatil istiyorum. Denize girersem belki yumuşarım biraz.

BAYRAM TEMİZLİĞİ


Temizlik yapıcaz banyo yapcam tatlı yapcaz bi sürü şey bugün hiç evden çıkamam. Perşembe Cuma iş var. Bazı işyerleri dokuz gün tatil vermiş ne güzel.
Ben de şu açık öğretim ve kpss sınavları ile bi yükselebilsem. Ders çalışmayı beceremiyorum. Çok çalışıyorum ama sınavlarda cortluyorum. Yanlış çalışıyor olsam gerek.
Annemler yazlığa gitmişti, bayram için geldiler. Arkadaşlarım ise bayram için ya ailelerinin yanına gittiler ya da arkadaşlarıyla tatile.
Bayram temizliği yaparken bir de kafamda hayatımda da temizlik yapayım bari. Odamda kitaplar kutulara sığmıyor artık. Hiçbir kitabımı da veremiyorum.
Böyle tatiller iyi oluyor. İnsan bi duruyor. Hayata kaptırmışken bir duruyor. Bazen kaptırıyoruz bi sınava veya bir hobiye ya da bi akrabalarla sık görüşüyoz mesela ya da ne bileyim bi oyuna bi diziye ya da bi arkadaşlığa kaptırıp gidiyoz.
Günler haftalar geçiyor, bazı şeylerin içinde sıkışık gidiyor günler. Bir şey anlamadan hayattan. Endişeler, korkular, yetersizlikler, yargılar, dönüp duruyoz içinde.
Bir şey yapamıyorum, istediklerim olmuyor, nereye gidiyor hayat gibi. Kontrol edemiyorum, ne oluyor yahu.
Sonra işte bir tatil gibi bir şey geliyor, bir dur geliyor yani, sakinleşiyoruz. Zihnimiz sakinleşiyor. Kişiliğimizin hayatımızın köklerine temellerine dönüyoruz.
Sanki dünyada her şeyi anlamışız gibi oluyoruz. Dünya tam kontrolüm altında. Koşacak yetişecek acil bişey yok, hayat devam ediyor. Her şey yolunda. Bir anda zihnimiz açılıyor. O perdeler gölgeler kalkıyor gözümüzden.
Zihnimiz hep böyle sakin olabilse. Zihnimiz sakinken hemen bi zihin fotosu çekip instagrama koymalı. Zihnimiz hep oralarda nasıl olsa.