25 Eylül 2016 Pazar

BLOGLARDAN SEÇMELER



ÇİDO (ZEYNEPE MEKTUPLAR)

En yeni keşiflerimden sevgili arkadaşımız iyi tatlı bir anne. Tanıyın kendisini mutlaka.


SENDEN BENDEN BİZDEN

İlginç ve kendine özgü konular seçen arkadaşımız bu kez de cenaze evlerinde yemek konusunu işledi.


MEDİNE SARI

Yazı ve yorumlarıyla o da şekerlerden, glutensiz ama :)


SİNEM ÖZBEKİN

Yeni arkadaşlarımızdan o da. Bize okul yurt ve gündelik yaşamını anlatıyor.


PELORİNA PELİN

Keyifli ve zevkli, renkli gezi ve mıda yazılarıyla en yeni arkadaşlarımdaaann.


OKU GİT

Çok yeni blog arkadaşlarımızdan onlaaar ve okudukları kitaplar benim için ilginç ve değişik ve yazılarından çok yazar öğreniyoruum. Kitap blogları arasında gözde olacak onlar.


BİR ASYA FANI

Ayyyy o da bir dizi meraklısıııı oleey Kore olsun Manga olsun hepsinden seviyooo.


1 DİLİM HAYAT

Sağlıklı beslenme ve kozmetik yazan bizim Tuğçe blogunun ismini değiştirmek zorunda kaldııı.

24 Eylül 2016 Cumartesi

HAYAL MİMİ



Calimero, Acemi Demirci'yi mimlemiş. O da beni ve diğer arkadaşlarımızı. Hayallerle ilgili mim. Eh hayal en sevdiğim birkaç şeyden biri zaten hayatta. Her şeyi hayal yaa.

1. Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ya da zaman dilimi var mı?

Yer veya zaman dilimi yok. Hayal kurmaya bayılırım bayılırım. Hem de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek hayal kurmayı severim. Hayal kurmak, evde işte metroda yolda kuyrukta her an olabilir. Bir düğme açar gibi, tık deyip hayala geçebilirim bir anda, o ortamdan anında soyutlanırım. Hele bir de sıkıcı bir ortam ise çok kolay hemen geçerim hayal dünyasına. Kurduğum hayaller tamamen olağanüstü. Dünyadaki bütün içki şişelerini bir anda paramparça eden bir ses dalgası gibi, bütün kötüleri bir adaya tıkmak gibi, uzayda evrende dolaşmak gibi, genelde fantastik, doğaüstü veya benim yapma şansım hiç olmayan şeyleri hayal ederim. Bütün İstanbulun üstüne su sıkıp temizlemek gibi. Müthiş bir konser vermek, bir kitap yazıp herkesi ipnotize etmek ve bir daha kötülük yapmamalarını sağlamak gibi. Örneğin, Ay Prensesi filmi, hayallerime çok uygun, o yüzden sürekli izlemek geliyor içimden.

2. En çok nelerin hayalini kurarsınız?

Olmayacak hayaller dışında, bazen gezi hayali kurarım, Amazon ormanlarında bir yaz geçirmek, Güney Amerika'da aylarca kalmak, bir de Güney Doğu Asya'da aylarca kalmak, İzlanda'da bir kış geçirmek gibi. Vahşi doğa belgeseli çekmek, moda fotoğrafçılığı. Bu tür hayaller. Genelde sakin ve huzurlu olduğum için hayallerim hep macera dolu. Bu gezi hayallerimi gerçekleştireceğimi düşünüyorum. Denizaltı belgeseli çekmek ne güzel olur. Batıklara dalmak filan işte.

3. Şimdiye dek çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?

Ah yani yaşamla ilgili hayal kurmam pek. Kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek, hep en çok bunları yapmak istedim ve yapıyorum işte. Hayalim huzurlu olmaktır sadece. Eh bu da oluyor işte. Dünyada barış olsun isterim ama dünya bu işte yaşadığımız dünya. Bence günün getirdiğini yaşamak en iyisi. Anı yaşamak önemli yani, Gündelik yaşam her şeye rağmen çok güzel, doğa güzel bir kere.

4. Henüz gerçekleşmemiş ama illa da gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı? Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir?

Boş boş dünyayı gezmek, Avrupa'dan başlayıp öylesine gezmek, plansız, rastgele, bir gün Lizbon'da ertesi gün Fas'ta filan, aylarca, yıllarca, yapıcam tebi bunu.

Mimlediklerim:

Arrakis
Maydanoz
Jihoo
Aysel Ezimova
Beetle
Chadaqiel
Nilüfer Akdemir
Kısaca Dodi
Valar Morghulis
Menfi Ebru Taş
İçimden Geldiği Gibi

Herkesin ismini yazamam ya burayaaaa, hepinizi mimliyoruum, yapın işteee.

23 Eylül 2016 Cuma

DEEP NOT


Arkadaşlarım bazen, yazılarımı nasıl yazdığımı anlattığım yazıları çok sevdiklerini söylerler. Şu öyküyü nasıl yazdım veya bloga nasıl yazıyorum gibi. Genelde gündelik yaşam içinde yazmak aklıma gelmez, işler filan, işlerim genelde yabancı dille ilgili, sonra evde ev işleri, yemek, sonra da kitap film dizi müzik, bir de yürüyüş ve gezi, Büyükada ve Balat gibi favori mekanlarım. Aklımda bişey olmaz. Blogu açınca veya laptopu açınca o anda birden yazasım gelir ve yazarım işte, günden kalanlar dökülüverir.

Mesela, "Pazara turşuluk salatalık almaya gitmiştim. Ona rastladım". "Birinci kattaki kızın mutfağının lavabosunun altındaki boru patlamış, merdivenler su içinde kalmıştı". Böyle bir cümleyle giriş yaparım, sonra arkası gelir, gelmezse silerim başka cümle yazarım, o cümleleri de unuturum. "Vertigo yüzündendi bütün bu espriler, zihni açılmıştı". Ya da,"Kıyıcılar vardır, hep öldürür onlar, hapse girerler, yirmidört yıldır cezaları, diyelim ondört yılda aftan çıkarlar, çıktıkları gün bir meyhaneye girerler, kavga ederler ve yine öldürürler. Sorarsanız, ne yapsaydım, ben mi ölseydim, derler. Fikrisabit psikopattır onlar". Ya da, "Karnı çok şişmişti, hamile gibi hissediyordu kendini, aldığı ilaçlardandı tabii".

Böyle girebilirim herhangi bir yazıya. Mesela, "Ausviç kampındaki Polonyalı kadın Kanada bölümündeydi, bunlar öldürülmezdi. Kadın, bir kaynaktan, kızkardeşi ve çocuklarının kampa getirileceğini duymuştu. Bir Nazi subayına rica etti, adam ondan hoşlanıyordu. Subay, kardeşini getirebilirim belki ama çocukları öldürürler dedi. Gerçekten de kızkardeşi geldi o bölüme ama kızkardeşinin iki çocuğu yakılmıştı. Kadınla subay aşk yaşadılar, o iki kadın da yıllar sonra kamptan çıktılar". Bu gerçek bir olay ve ne güzel bir öykü veya senaryo olur.

Ya da yeni bir karakter oluşturmak isteyebilirim. "Madam Adonis, büyükannesi Ankara'dan Lübnan'a göç etmiş 1915'te, Ankara'lı Ermeni yani". Şöyle de olabilir, "Bizim kızlar itfaiyecileri beğenirler, onları çok çekici bulurlar".

Yazılar, öyküler bu şekilde çıkıyor işte. Şimdi de sevgili Turgay Aksoy arkadaşımızın Frambuazlı Hayat adlı kitabımla ilgili yorumusu:


Not: Fotoda, aldığım notlar. Bir ilaç firması ajandası üstüne solda, yeni tanıtacağım blogçular, ortada şimdi aldığım notlar, yazmak için, sağda da yeni okumak istediğim kitap.

22 Eylül 2016 Perşembe

ÇOCUK KALBİ


Edmondo De Amicis

130 yıl önce yazılmış bir çocuk klasiği. Enrico adlı öğrencinin anıları, günlüğü.

Tatil bitip okula başlayan Enrico’nun öğretmeni değişmiştir. Enrico da her gün okulda olan biteni günlüğüne yazar. Yeni öğretmeni, öğrencilerini çocuğu gibi görmektedir.

Sınıfta yaramazlık yapan çocuklar, okul yolunda olan kazalar, Enrico her şeyi anlatır bize.  Okulda yoksullar da vardır.

Kitap tatlı ve erdemli bir kitap ayrıca duygusal da. Enrico, her şeyi gözlemliyor ve iyi bir insan olmaya da çabalıyor.

Okulda olan bütün olaylar, tartışmalar, çocukluklar, hepsi normal ve olağan durumlar, Enrico bize kendi ağzından öyle içten anlatıyor ki.

Yazar, oğlunun günlüğünden yola çıkarak yazmış kitabı. Şeker Portakalı, Küçük Prens kadar hoş kitaplardan.

Okuyamayanlar dinleyebilirler de.


Not:4/4

FİLM SEÇKİSİ 5



AKBABA’NIN ÜÇ GÜNÜ

Three Days of the Condor

Sydney Pollack, 1975, A.B.D.

Kitap okuyan bir CIA ajanının bütün arkadaşları öldürülür. O da ölmemek için kaçar ve artık kimseye güvenmemektedir. Klas bir casusluk filmi. Robert Redford yine çok iyi başrolde.

DÜNYANIN UZAK UCU

Master and Commander

Peter Weir, 2003, A.B.D.

Napolyon zamanında bir İngiliz savaş gemisi bir Fransız savaş gemisinin peşine düşer. Ancak izlemek ve yakalamak hiç de kolay değildir. Yönetmenden çok usta bir film. Bu film için Weir, uzun yıllar araştırma yapmış. Russell Crowe da çok iyi. Kaçmaz. Not:3/4

SUİKAST

Mechanic 2:Resurrection, 2016, Fransa

Jason Statham yine aynı rolde ikinci kez bizlerle. Yine kiralık katil olarak ortalığı kasıp kavuruyor. Not:3/4