27 Şubat 2015 Cuma

GÖÇEBE ŞEHRİN EFENDİSİ


GÖÇEBE ŞEHRİN EFENDİSİ

HAMİYET AKAN

Sevgili arkadaşımızdan bir şiir kitabı bekliyorduk ve geldi de o kitap zaten. Kitap baştan sona bir aşk türküsü gibi. Aşk şiirleri tümü, aşk, ayrılık, özlem, hüzün şiirleri.

Ayrılık ve hüzün çok ancak tatlı bir hüzün bu. Sözcüklerden gelen bir yumuşaklık var. Sert, kötümser şiirler değil. En serti bile gülümsetiyor.

Şiirlerin çoğu hep bir sevgiliye sesleniyor gibi. Hem birliktelik hem ayrılık yaşanmış. Bu sevgili somut da olabilir, soyut da.

Dörtnala Sevgi, Cennet Gülüm, Şiirlerim Kadar Anlayabilseydin Beni gibi vurucu şiirleri var arkadaşımızın. “Anlatılamayan” dediği aşkı belli ki yoğun yaşayan ama iyimser bir yüreğin dizeleri hepsi ve pek sevdiği bazı sözcükler de var, libas, lal, har gibi.

“Demedi Deme”yin ve Göçebe Şehir neymiş Efendisi kimmiş merak edin. Arkadaşımızı ayrıca masum çocuk ruhunu kaybetmediği için de kutlamak gerek çünkü bu az bulunan bir özellik.

“Ne zaman ay ışığı vursa yüzüme, Üsküdar oluyorum” “Kadın olmaktan yorulan/Küçük bir kız çocuğuyum aslında/Pamuk helvaya mutluluk saklayan/Şimdi mutluluk kayıp/Elim yüzüm pamuk helva”

Mükemmel. Herhangi bir şiiri sevdiğinize gönderebilirsiniz yani çok da kullanışlı faydalı şiirler. Bazıları modern bazıları mani bazıları da halk şiiri gibi. Ve hepsi olumlu. İnsancıl ve naif ayrıca.


Not:4/4

26 Şubat 2015 Perşembe

DELİLER


İstanbul'da deli çok, akıllı deli de çok deli deli de. Yolda yürürken bir anda bağırmaya başlayan kızlar var gelip geçene. Manyak da çok.

Birkaç gün önce sabaha karşı boğazından bıçaklanan bir adam boğazını tutarak simitçiye yaklaşıyor boğazından kan akarken, simitçi simidini dizmek peşinde bakmıyor bile ve bir taksi şoförü götürüyor adamı Şişli Etfal'e.

Bir İstiklal Caddesi delisi var örneğin Galatasaray'da. Bu adam her zaman şık takım elbiseli ve kendisi iri yarı ve milletvekili tipi var adamda. Çevreden hep kahve veriyorlar ona ve o da sürekli nutuk atıyor. Politik nutuklar, söyledikleri de hep doğru ama adam tam kaçık. Geçenlerde onu dinlemekten bıkan dört kişi tutup götüremedi onu. Pek de cesur biri.

Parklarda yatan deliler var ve bu kişiler zamanında evli çocuklu ve iyi iş sahibi olanlar. Böyle kişiler sürekli olarak bağırıyorlar örneğin ve esnaf onlara yemek kahve sigara veriyor.

Sevimli deliler de var bu arada. Bütün gün sokaklarda yürüyüp kendi kendine dolaşan ve kendi kendine konuşan bu deliler bazen insanları durdurup onlarla sohbete giriyorlar. Siz ona saçma bir şey söylerseniz hadi be sen delisin diyerek gidiyorlar.

25 Şubat 2015 Çarşamba

KARASKER


Derste okumuştuk, eskiden kazaskerler varmış, bizim sokakta da karaskerler vardı kaç gündür. Kardan tatil oldu ya okullar, bizim maallenin veledleri sokak başında duruyorlar, kendilerine isim takmışlar, biz askeriz, kar askerleriyiz diyorlar.

Bu kar askerleri, asker gibi sıralı duruyorlar, evlerinden çıkan herkesi kar ateşine tutuyorlar. Kartopu savaşları var yani bizim sokakta.  Kartopu kedimin adı ya bir de, yeni kedim, sokakta buldum onu, Kartopu Hera oldu adı.

Ah ne güzel geldi bu tatil yaa, tatilde yeğenleri, kuzenleri topladım bizim eve. Oyun oynadık, film izledik. Barbi ile Üç Silahşörleri okuduk birlikte, filmini de izledik. Sonra Barbi giydirdik, Barbi Şövalye oynadık, My Little Pony oynadık.

Annem de bize bol bol yemek yaptı, fırında patlıcan biber patates, sonra pürlezzet, ayran, ıslak kek, köfte. Ben de bizimkilerle, Mina, Ela, ben, hepimiz pek keyiflendik bu tatilde.

Annemler de bol bol dedikodu yaptılar, akrabalar, bizim karşı komşu, yediler, kahve içtiler, yürüyüşe çıktılar, spor bahanesiyle. Bana sordular bir de, Çağla, erkekler üzerinde nasıl iktidar kurarız söylesene, erkekleri nasıl elde tutcaz, sen bilirsin, sen yeni kuşaksın, kahkaha atıyorlar bir de.

Ben de ben siz miyim, benim bir şeklim var yani, iyi tanınırım ben buralarda, hangi erkek beni bırakacakmış şaşarım, diyorum, böyle gözlerimi Barbi gibi kırpıştararak. Onlar da nası tanınıyorsun Çağla, hangi şekilsin, şeklin ne senin, kavuk musun lavuk mu tavuk mu, allam ya kahvemi dökecektim gülmekten.

Kim sevmez ki tatili de mi ama.

24 Şubat 2015 Salı

SADE VE DERİN ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 5


Geçen yıl Sade ve Derin adlı kitap çıktığında sevgili Drama, ki bloglarda kendine has özellikleri ve yetenekleri ile bu dünyaya özel olarak getirildiğine inandığım bir insandır, benim kitap ile ilgili çok tatlı anlar yaşadı.

Bir kitapçı tanıdığına kitabı sipariş vermiş, sonra kitabı alınca kitap elinde Galata'dan aşağı inmiş. Galata, en sevdiğim yer tabii o da biliyor. Deniz kenarına inmiş koşarak uçarak Sade Derinle.

Sonra Ankara Dost Kitabevinde benim kitabı görünce bağırmış, ben Deep'i tanıyorum diye ve herkes ona bakmış. Bir de rüyası var.

Yine Dost Kitabevinde onunla karşılaşıyoruz. Benim kitaptan konuşuyoruz. Sonra ben çıkıp gidiyorum kitabevinden. Ben gidince benim Deep olduğumu anlıyor. Yani ona kim olduğumu çaktırmıyorum.

Mesaj Eller yazımı nasıl yazdım? O yazıda sürekli olarak ve çok hızlı cep mesajı çeken bir kız var. Vadzap değil ama mesaj, veya vadzap da olabiler tabii. Şimdi, deniz kenarında oturan iki ergen kız gördüm. İkisi de çok tatlı ve hani şu pembiş kızlardan, candy girl olanlar. Medcezirdeki Eylül gibi tatlı bıcır iki kız yan yana durmadan mesaj çekiyordu ve birbirlerini dirsekleyip birbirlerine okutuyorlardı bu mesajları. Hani şu Kaliforniya aksanı ile konuşan kızlardan. Burnundan konuşanlar.

Ben de bir an kendimi onların yerine koydum. Onlardan birinin ağzıyla konuşayım dedim. Bir an empati yaptım o kızlardan birinin ruhuna ve çıktım sonra ruhundan. Böyle beş dakika filan bir başkasının gözüyle bakabiliyorum dünyaya.


PERSEPHONE

http://bahartanricasi.blogspot.com.tr/2015/02/sade-ve-derin.html

SEMA HUZURLU EV

BİR GARİP ŞEYMA

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

KREATİFBAŞKAN

19 Şubat 2015 Perşembe

PAVAN


Kurt adamlar, vampir kızlar, yılan kadınlar sarmıştı çevremi. İnsansı yaratıklar. Kötülüğün karanlığın canavarları. Bunları evcilleştirecek güç yoktu bende. Gerçek dışı sanmıştım hep. Hilkat garibeleri olduğunu sanıyordum.

Ama hepsi gerçekmiş. Hepsi bendim aslında. Ben mutasyona uğramıştım. İyi ile kötünün meleziydim. Temiz kalbim gündüzdü, ejderha ruhum ise gece. İnsan kalbim huzur dolu iken canavar ruhum öfkeyle kaynıyordu.

Canavar ruhum hiçbir zaman huzur bulmaz. Karanlık ister gece ister kaos ister öfke ister yıkmak ister. İntikam ister. Kalbim ise huzur peşindedir. Bir bedende iki insan gibi. Bir insan kalbi bir canavar ruhu. İki başlı yaratık. Kalbim gökyüzü ruhum yeryüzü.

Bir güvercinle bir ejderha arasında gidip geliyor aklım bu nedenle. Güvercin göğe yükselebilirken ejderha yeraltına daha yakın. Bedenim bu ikisi arasında gidip gelen bir gemi gibi. Bazen ejderha eline geçirip batırıyor bazense bir güvercin kanadında göğe yükseliyor.

Biz de hayatımız da böyle değil midir? Dalgaların dansı. Ruhumuzdaki meleklerle yılanların dansı. Bazen huzurlu sakin bir dalga, bazen de köpüren çılgın dalgalar. Bir dans.