25 Şubat 2017 Cumartesi



Net

Kim Ki Duk, 2016, Güney Kore

Ağ, şimdilik yönetmenin son filmi. Duk, günümüzün en iyi yönetmenlerinden, belki de en iyisi.

Mevsimler, Boş Ev, Yay gibi birbirinden önemli ve farklı filmleri var yönetmenin. Ağ ise bu filmlere oranla biraz daha kolay anlaşılır bir film.

Son filminde Duk, Kuzey Koreli bir balıkçının, motoru bozulunca yanlışlıkla Güney Kore sularına geçmesini işliyor ana konu olarak. Balıkçı, Güney Kore yetkililerince tutsak alınıyor ve casus sanılarak hapiste işkenceler görüyor. Onun tek derdi ise Kuzey Koreye, eşine kızına dönmek.

Güney Koreliler ise onu ülkesine göndermiyor. Balıkçı ya Güney Kore’de kalacak ya da casus olarak Kuzey Kore’ye dönecek.

Konu iyi, başroldeki balıkçı çok iyi. Film de iyi. Yönetmen bu filminde yine insanın kötülüğünü anlatıyor. İnsan, bu gezegene gelmiş arızalı bir varlık. Arızalı, defolu olduğu için her yeni gelen kuşak da arızalı doğuyor ve gelişiyor. Bundan kaçış yok. İnsan eline güç geçmediği sürece göreceli olarak iyi bir varlık.

Film, önce bir Angelopoulos filmi gibi başlıyor, sonra bir Türk filmine dönüşüyor, Beyoğlu’nun arka sokakları gibi oluyor, daha sonra da bir Ken Loach filmi gibi gerçekçi devam ediyor. Duk ilk kez çok kolay bir konu seçmiş. Filmin kolaylığı kameradan da geliyor. Düz insan hizasında kamera ile çekmiş, dijital kamera ile çekilen filmler gibi. Kamera pek de oynamıyor.

Duygusallığa, duygu sömürüsüne gidebilecek filmi sade bir şekilde bitiriyor. Film iyi ancak Duk için kolay lokma olmuş.

Not:3/4

COWBOY BEBOP


Günümüzden elli yıl ileride geçen bir anime.

Kelle avcıları, uzay kovboyları, haydut avcılarının yaşamı.

Uzay kovboyu Spike ve arkadaşları kötülerin peşinde. Jet, Faye, Ed ve Ein de Spike’ın arkadaşları. Bebop adlı gemiyle uzayda avcılık yapıyorlar.

Müziğin de başrolde olduğu efsane bir Japon animesi. Ekip elemanları ilginç, dizi cool ve stil. Haydutlar olmasına rağmen pek de kültürlü bir dizi.

Dizi biraz Amerikan ve İtalyan Westernlerini de anımsatıyor.

Klasikleşmiş animeleri sevenlere.

FİLM SEÇKİSİ 9



ASLAN

Lion, 2016, Avustralya

Gerçek öykü. Ufak bir Hintli çocuk, yolculukta istasyonda kaybolur, sokaklara düşer, bir Avustralyalı aile onu evlatlık alır. 25 yıl sonra çocuk ailesini aramaya başlar. Duygusal, seyri hoş. Not:3/4

BEN KÜBAYIM

Soy Cuba, 1964, Küba

Bir Rus yönetmenden devrim öncesi Küba. Küba’nın 50-60’lı yıllardaki yaşamı. Bir belgesel tarzında sinema filmi. Çarpıcı. Not:3/4

MEÇHUL KIZ

La Fille Inconnue, 2016, Fransa

Genç bir kadın doktor, birinin ölümüne kafayı takar, çünkü kendini suçlu hisseder. Dardennes kardeşlerin yeni filmi yine sakin ve yalın. Not:3/4

YAŞAMIN KIYISINDA

Manchester by the Sea, 2016, A.B.D.

Bir adamın gündelik yaşam mücadelesi. Boşanmıştır, ayrıca babası ölen yeğenine bakmak durumundadır. Hayatla başa çıkması hiç kolay olmaz. Oyuncu ve konu iyi. Not:3/4

ADANIN BÜYÜSÜ

The Magic of Belle Isle, 2012, A.B.D.

Artık yazamayan bir yazar minik bir kasabaya yerleşir. Yan komşu, üç kızı olan bir annedir. Yazar, onlarla iletişime girer, evin küçük kızına yazmayı öğretmek ister. Sıcak, tatlı film. Özellikle yazmayı sevenler için. Morgan Freeman her zamanki gibi usta. Not:3/4

24 Şubat 2017 Cuma

ETKİNLİK:KİM KİME DUM DUMA!


Son haftalarda aramızda en şeker arkadaşımız Annesinin Piremsesi bir etkinlik başlattı bizleri kaynaştırmak için. Onun gibi arkadaşlar bizim için önemli. Aramızda bağ ve sinerji yaratıp mutlu ediyor hepimizi.

Bu tür etkinlikler de iyi, çünkü, burada hepimiz biz bize mutlu oluyoruz. Birçok eski ve yeni arkadaşımızı instagrama veriyoruz. Yani, instagramın kolaylığı nedeniyle birçok arkadaşımız blogunu boşluyor. Halbuki, blog, sosyal medya ortamında hem en iyi paylaşım merkezi hem de blogçular diğer medyaya oranla çok daha elit ve ve düzgün seviyeli insanlar.

Bu nedenle, herkes Annesinin Piremsesinin etkinliğine katılsın hadi. Bloglar Arası Röportaj. Bizleri bir araya getirip, kaynaştıran, daha çok blog tanımamızı sağlayacak bu hoş etkinliği siz de destekleyin.

23 Şubat 2017 Perşembe

SAKIN ORAYA GİTME



Yekta Kopan

Yazarın son kitabı bir öyküler toplamı, öykü derlemesi. Eski öykülerini bir araya getirmiş ve yeni öyküler de yazmış.

Kitapta 12 öykü var ve genellikle karamsar ve hüzünlü öyküler bunlar. Bir kısmı da toplumsal. İlk öykü, Alzheimer olan annesi ile olan anılarının kaybolduğuna üzülen oğlan öyküsü, Samodey, kitaptaki en etkileyici ve yaratıcı öykü.

Sonraki dört öykü toplumsal sıkıntılarla ilgili ve karamsar. Kaybettiği arkadaşından mail alan bir erkeğin öyküsü Bisiklet de yine hüzünlü ancak Samodey’den sonra ikinci ilginç öykü. Sonraki iki öykü yine mutsuz. Factotum ise Bukowski’ye saygı niteliğinde olmuş. Ve sonra gelen üç kasvetli öykü ile bitiyor kitap.

Ülkemizin mutsuz halinden olsa gerek, keyifsiz, sıkıntılı, karanlık öyküler tümü.

Tam kışlık kitap.

Not:2/4