25 Haziran 2016 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 27



DEATHGASM

Jason Lei Howden, 2015, Yeni Zelanda

Komik bir korku filmi. Bir heavy metal grubunun gitaristleri, müzik yoluyla başka dünyalardan ruhları çağırırlar bilmeden, sonra da kurtulamazlar bu dertten. Kanlı komedi. Not:2/4

METRO

Metpo, 2013, Rusya

Bir metro hattında su kaçağı olur ve metroda dehşet başlar. Sıradan gerilim. Not:2/4

ZOR SAATLER

The Finest Hours, 2016, A.B.D.

Fırtınada bir tanker batar ve sahil güvenlik tanker ekibini kurtarmaya çalışır. Denizde aksiyon. Keyifli. Not:3/4

ZORAKİ KOMŞU

The Lady in the Van, 2015, İngiltere

Kendine özgü tuhaf, yoksul, pis kokan bir yaşlı kadın, bir yazarın evinin bahçesine karavanıyla yerleşir. Kadın hiç de göründüğü gibi değildir. Yazar da kadınla anlaşamaz ama yine de ondan hoşlanır. Hafif ve sevimli komedi. Not:3/4

NARAYAMA TÜRKÜSÜ

Narayama Bushiko

Shohei İmamura, 1983, Japonya

Japonya’da bir köyde yaşlı insanlar Narayama adlı dağa gidip ölmeye yatmaktadırlar. Yaşlı bir teyze de yakında dağa gitmek durumundadır. O yüzden önce ailesinde gerekli her şeyi halletmelidir. Etkileyici bir şiir gibi. Not:4/4

24 Haziran 2016 Cuma

SIRADAN DELİLİK ÖYKÜLERİ



Charles Bukowski

Bukowski tek başına bir ekol. Onun gibi yazan yok. Ustası John Fante. Bukowski, Henry Miller’in argosu gibi yazıyor. Bukowski, kitaplarında kendini anlatıyor hep. Şiirleri, öyküleri, romanları var. O kendisinin en çok şair olarak anılmasını istiyor. Ancak, romanları, öyküleri daha güçlü.

Bukowski’nin Ekmek Arası, Postane, Kadınlar, Kasabanın En Güzel Kızı gibi çok iyi kitapları var. Kendi deyimiyle Pis Moruk o. Kitaplarında kendine Henry Chinaski diyor. Filmi bile var. Bar Kelebeği. Hayatı radyoda klasik müzik dinlemek, at yarışı oynamak, sokaklarda dövüşmek, kitap okumak (ama hiç kimseyi beğenmez), içki içmek ve kadınlarla geçiyor. İçki nedeniyle hastaneye çok düşüyor.

Argo, küfür, cinsellik yazsa da stili var ve o sokakların, yoksulların, itilmişlerin yazarı. Yer altı edebiyatı yapıyor aslında ama yer altı edebiyatı akımının içinde değil kendisi, Amerika’da. Amerika’nın arka yüzünü yazıyor. Yıllarca yazıyor, para kazanmaya çok geç başlıyor yazdıklarından.

Bu kitaptaki öyküleri de yine tam Bukowski öyküleri işte. Hayatından kesitler, yazma anları, şiir okuma seansları, içki puro. Bukowski, yaşamı boyunca elli civarı kitap yazdı. Belki yazdıkları hep yaşadıklarıydı, belki de çoğu kurguydu, daha gerçek yazmaya çalıştı hep. Ne olursa olsun o bir zirve. Pis yaşamların şairi o.

Not:3/4

DERGİLER 7



NİSYAN

Nisyan, 14. sayıya gelen bir edebiyat dergisi. Kapakta, edebiyat, sanat, fikriyat dergisi diyor. Şiirler ve düşünsel yazılar olsa da dergi öncelikle bir öykü dergisi. Öyküler de iyi. Genellikle büyük şehir insanına ait öyküler değil bunlar. Ya da büyük şehirlerin iddialı insanları değil. Daha çok küçük şehir, kasaba insanlarının küçük sıradan öyküleri havası var hepsinde. Sıradan insanlar, sıradan yaşamlar. Aramızdan insanların öyküleri. Ülkemizin çoğunluğunu oluşturan isimsiz kahramanlar bunlar. Derginin devamlı olmasını dileriz.

TEMRİN

Edebiyatçı Şeref Yılmaz önderliğinde çıkan dergi 77. sayıya geldi. Dergi, yazarlar için bir okul gibi. Yazar olmak isteyenlerin birlikte çıkardığı bir dergi diyebiliriz. Yeni yazarların yazdığı bir dergi olarak yenileri de destekliyorlar. Son sayısında Kazak edebiyatı ağırlıklı yazılar bulunmakta.

23 Haziran 2016 Perşembe

BOĞAZİÇİ'NDE BİR GEZİNTİ



Dionysios Byzantios

Yaklaşık 2 500 yıl önce yazılmış bir İstanbul gezi kitabı. Boğazı anlatıyor yazar.

İstanbul’un şehir olmaya başlaması o yıllara dayanıyormuş yazara göre. İstanbul’dan çok sayıda farklı ulus geçiyor. Herkes bir şekilde eline geçirmeye çalışıyor.

Boğaz’daki balık akımları, Boğaz’a gemileri birbirine bağlayarak yapılan ilk köprü gibi ilginç detaylar da var. İstanbul’daki semtlerin eski adları, boğaz haritaları gibi bilgilendirici detaylar da.

Kitap kısacık ve hikayesi de ilginç. Yüzyıllar boyunca kitap birkaç parça halinde farklı yerlerde saklanmış. Bugüne ulaşması bile şaşırtıcı. Eskilerin gözüyle bugüne bakmak insanın görüşünü zenginleştiriyor.

İstanbul ve tarih sevenler için önemli bir eser.

Not:4/4

AMERİKALILAR



The Americans

Kaliteli bir Soğuk Savaş macera dizisi. Amerikan yapımı heyecanlı dizide 1980’lerde Amerika ve Rusya arasındaki soğuk savaş dönemine gidiyoruz.

Reagan dönemi. Soğuk Savaş devam ediyor. Soğuk ama hiç de soğuk değil. Yani gerçek bir savaş yok ama gizli bir savaş sürüyor. Haber alma savaşı. Hangisi hangi silahları geliştiriyor. Kimin teknolojisi daha ileride.

Bir casusluk dizisi. İstihbarat, karşı istihbarat, casusluk, karşı casusluk. Casuslar sürekli taraf değiştiriyor. Günümüzde artık daha çok ekonomik casusluk, sanayi casusluğu var ama o dönemde daha çok siyasi ve askeri casusluk ağır basıyormuş.

Dizinin merkezinde Amerika’ya yerleşmiş iki KGB casusu var. Karı koca. Normal Amerikalı gibi yaşıyorlar. Seyahat acentaları var. İki çocukları var. Her şey yerinde ve doğal. Ama onlar casus. Becerikli, işini iyi bilen vatanları SSCB için her şeyi yapan, acımasız birer ajan.

Diziyi yazan da eski bir CIA ajanı. Oyuncular, müzik, tempo, atmosfer çok heyecanlı, gizemli merak ettirici. Siyasi kısımlar değil insanlar ilginç. Gerçek, doğal gibi olaylar. Dördüncü sezonu yeni bitti ve tam bir düğüm noktasında kaldı. Beşinci sezon artık 2017’de.

Dizi severler için, casusluk, aksiyon severler için ideal dizi.