16 Eylül 2014 Salı

CAMİDE BAŞLAYAN SEVGİ


Pazar günü bütün gün ev işi yaptım. Temizlik, ütü, babamın gömlekleri. Düşündüm, iyi ki evli değilim, büyük sorumluluk evlilik kadınlar için. Erkekler için hayat kolay. Erkek olmak lazımmış bu dünyada.
Akşama da körili tavuk, taze fasulye, kızartma ve puding yaptım. Bir paket Dr. Oetker puding. 2.5 su bardağı süt. Bizim evdeki puding bitterdi. Bitter puding bana ağır geliyor. Evde olan toz beyaz çikolatayı da katıverdim, maksat acısını alsın. Böylece iki paket oldu, bu yüzden 5 bardağa çıkarttım sütü. Teflon tavada kaynayıncaya kadar karıştırdım. Kaynayınca altını kısıp karıştırdım, sonra kapattım. Tarif vermekten de pek anlamam ya. Sonra da pudingin dibini ağzıma yüzüme bulaştırarak çocuklar gibi yedim, mutlu oldum.
Annemle babam pek mutlular. Bizimkilerin hikayesi de film gibi zaten. Tanışmaları, evlenmeleri bir alem. Filmde görseniz yok ya olmaz öyle şey dersiniz.
Şimdi Üsküdar’da oturuyoruz ama işte yirmi yıl kadar önce, benim yaşım kadar aşağı yukarı yani, Acıbadem tarafında başlamış her şey. Hem de bir camide başlıyor. Dedem, annemin babası, müezzin, camide kalıyorlar, minik bir lojman gibi evde, annem de ondokuz yaşında, ev kızı.
Caminin imamı da ailesiyle camide kalıyor. İki ev yanyana zaten, pencereler birbirini görüyor. Babam, üniversite öğrencisi o zaman, aynı zamanda da imamın yeğeni oluyormuş. Babam, arada bir amcasına kalmaya gidiyor. Pencereden de birbirlerini görüyorlar.
Sonra bir gün annem evde yemek yaparken düdüklü tenceredeki kaynar su üstüne dökülüyor, yanıyor bacakları, köpürüyor böyle bacakları, müezzin de imam da caminin dışında o anda, anneler var evde. Babam hastaneye götürüyor annemi. Sonra da bir süre sonra evleniyorlar işte.

15 Eylül 2014 Pazartesi

DUYURULAR VE İZLENESİ BLOGLAR


DUYURULAR VE İZLENESİ BLOGLAR

Duyuru 1: Minik Mini arkadaşımızın iki yazısı Blog Deposu’nda yayınlandı.
Uçurtma Bayramı Vardı Mahallede
Sevmiyorum Seni İstanbul

Duyuru 2: Kafa Dergi’de yeni öykü: Savaş’ta ve Barış’ta. Fragman ve tanıtım için.

Duyuru 3: Yaşam, aile, kitaplar ve eğlenceli ayrıntılarla dolu keyifli yazılarıyla Günün Çorbası’ndan hoş iki yazı.
Instagram’da Takipçi Kaçıran Hareketler
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Uyku Öncesi Kitabı

Duyuru 4: Gri Lady’nin ilginç yazısı
Irkçı Değilim Sadece Rus Kızlarından Nefret Ediyorum

İZLENESİ BLOGLAR:

Sawako Kuronuma
Kore, yemek, kitap, film, dizi ve blog dizaynı. Kendine özgü, zevkli, stil sahibi.

Nil’in Melikesi
Bir Öğretmenin Çaresizliği

Ender Hisarlı
İlginç ve heyecanlı uzun öyküsüyle

Alielle
Kore yazıları ve dizileriyle

Pozitif Manyak Liss
Kişisel gelişim, müzik yazılarıyle tekrar aramıza döndü

İşimiz Bu Yaşamak
Aramızdaki en eskilerden, yaşam ve gezi yazılarıyla İzmirli Zeze

Tuhaf Şeyler Dükkanı
Doktor Who hayranı ve son zamanlardaki en şeker arkadaşlarımızdan biri

Kitap Notları
Son zamanların en şirin kitap blogçularından biri

Glikoza Mama
Aramıza yeni katılan eğlenceli tatlı komik sevimli arkadaşımız

Üşengeç Kız Esra
Fantastik kitaplarıyla Esra, yazdığı bütün kitapları okumak istediğim arkadaşımız

Yağmur Sayaner
Hüzün ve aşk dolu yazı ve şiirleriyle

Deren
Hayata kendi özgün bakışıyla yazılarını kaçırmadığım yeni arkadaşımız

Altın Zen
İçten ve şipşirin yaşamı ve masallarıyla

Leyla Seymen
Şimşek Kız Leyla aramızdaki bir okuma yazma meraklısı. 10 yaşındaki tatlı arkadaşımız ilk romanını yazacak, adı da Şimşek Kızın Güncesi

Öz’ün Kitap Tutkusu
El işleri, diziler, kitaplar, tertemiz dili içten kalbiyle

Hilal Elif Mutlu
Masum hayalleri ve içtenliğiyle

Özlem
Duru yazıları, öyküleri, temiz kalbiyle

Serhira
Aile, gezi, kitap, keyifli yazılarıyla

Duygu ft.
Yazdığı bütün filmleri izlediğim, en güvendiğim sinema blogçusu

İsyan Eden Cüce
İlginç tüp bebek yazılarıyla

14 Eylül 2014 Pazar

FİLM SEÇKİSİ 26


FİLM SEÇKİSİ 26

YÜKSEK TANSİYON

Haute Tension
Alexandre Aja, 2003, Fransa
Cecile De France
Korku filmleri üstadı Aja’dan tam, gerçek bir korku filmi. Baştan sonra korkunç. Hem de apaçık korkunç. Dehşet hiç bitmiyor.
İki kız arkadaş aile evine geliyor. Bir manyak katil iki kız ve kızlardan birinin ailesi evdeyken gece eve giriyor ve aileyi öldürüyor. İki kız kalıyor. İki kız ve katil arasında bir ölüm kalım savaşı.
Katil unutulacak gibi değil. Bütün kanlı aletleri kullanıyor. Filmin sonu da sürprizli ama sonu önemli değil, çaresizlik, korku ve ölümler önemli.
Gerçek, katıksız korku filmlerini sevenlere. Not:3/4

ÖLÜM PROVASI

Audition
Takashi Mike, 1999, Japonya
Şaşırtıcı bir korku filmi. Amerikan komik korkularından sonra Japon Takashi’nin korkuları çok farklı. Dehşeti, vahşeti dümdüz gösteriyor.
Ölüm Provası’nda bir erkek, kendisine kız arkadaş bulmak için bir filmde oynayacak kızlarla görüşme bahanesi buluyor. Bir film çekilecek, bunun için bir çok genç kız başvuruyor. Adam, kızlardan birine aşık oluyor ama kız hiç de aşık olunacak bir kız çıkmıyor.
Filmin ilk yarısı çok romantik, tatlı giderken ikinci bölümde korkunun, ölümün aşırısını izliyoruz. Apaçık dehşet. Not:3/4

KOROSHİYA 1

Ichi The Killer
Takeshi Mike, 2001, Japonya
Takeshi’den yine çok sert bir korku aksiyon filmi. Bir manyak katil diğer bir daha manyak katille karşı karşıya gelirse ne olur görüyoruz. Üstelik manyak katil çok ilginç. Herkesi kesip biçiyor, öldürmezken masum bir zavallı.
Çete savaşları arasında katillerin kanlı savaşı. İnanılmaz ölüm sahneleri. Sadece çok sıkı korku severler için. Not:3/4

SENSİZ OLMAZ

Tengo Ganas De Ti, 2012, İspanya
Daha önce izlediğimiz Aşka Yükseliş (Tres Metros Sobre El Cielo, Cennetin Üç Metre üstünde) adlı İspanyol romantik aşk gençlik filminin devamı. İlk film daha hareketliydi, asiydi, bu kez ilk filmdeki olaylardan bir yıl sonrası.
İlk filmde yakışıklı Hache ile güzel Babi’nin aşkını izlemiştik. Bu filmde Hache bir yıl sonra kente dönüyor bu kez Gin ile aşk yaşıyor. Babi de şehirde ama.
Yakışıklı Mario Casas ve aşkları. Keyifli yine. Not:3/4

AİLE SIRLARI

August:Osage Country
Julia Roberts, 2013, A.B.D.
Bir tiyatro eserinin sinemaya uyarlanmış hali de bir tiyatro oyunu gibi ve seyrine de doyum olmuyor. Oyuncu resmi geçidi gibi öncelikle. Amerikan sinemasının birçok iyi oyuncusu başrolde.
Konu da çok hoş. Weston ailesi bir yemek için toplanır ve ailedeki bütün taşlar dökülür, kirli çamaşırlar ortaya çıkar.
Hepsinin zayıf yanları, geçmişlerinde sırlar vardır. İnsancıl, anlamlı, duyarlı. Not:3/4

TESLİMİYET

Besieged
Bernardo Bertolucci, 1998, İtalya
David Theflis, Thandie Newton
İtalyan usta Bertolucci’den ince zevk, estetik, aşk ve müzik dolu bir minik mücevher.
Kocası hapse giren bir kadın İtalya’ya gelir ve bir müzisyen piyanistin evinde ev işlerine bakar. İçedönük sessiz müzisyen kadını sever ama kadın hapisteki kocasına sadıktır.
Çok zevkli, derin duyarlıklı doyumsuz bir film. Not:3/4

GOG



GOG

Giovanni Papini

Papini’nin öykülerini okumuştuk, Kaçan Ayna adlı öykü kitabında. İlginç, karanlık, tuhaf, gizemli, fantastik dili olan yazarın gizemli öyküleriydi.

Papini, yazıları da kendi de farklı bir yazar. Ona benzeyen bir yazar yok. Tek başına bir edebiyat tarzı gibi. Yine de karanlık yeraltı yazarları arasına sokabiliriz onu.

Gog ise Papini’nin yine özgün ve değişik bir romanı. Oldukça kalın bu romanda Gog adlı bir kahraman aracılığıyla Papini herşeyle alay ediyor, büyük bir dünya turu atıyor sanki.

Gog bir maceracı. Önce edebiyat ve müziğe takılıyor biraz, sanatçıları tanımak istiyor, ondan sonra da sanatın, psikolojinin, felsefenin, tarihin neredeyse bütün önemli kişilikleri ile tanışıyor, konuşuyor, onların bilgilerini ve sanatlarını anlamaya çalışıyor. Tabii yaklaşık yüz yıl öncesinin.

Bütün ilginç, önemli ülkeleri geziyor, felsefeleri, dinleri tanıyor, bütün anlayışları, önemli insanları tanıyor. Ve sonunda anlıyoruz ki dünyada önemli bir şey yok aslında, herkes bir şeylere kaptırıp gidiyor ve herkes kendini önemli sanıyor.

Papini de dünyada var olan her şeyi bize anlatıp kara mizah yapıyor, kayboluyor, yirmi yıl sonra ortaya çıkıp yine her şeyle alay ediyor.

Düzyazının Dante’si denilen yazar tek başına bir edebiyat zirvesi. Kaçan Ayna da Gog da temel edebiyat. 

Not:4/4

13 Eylül 2014 Cumartesi

DRAM


Dünya bir oyun sahnesi biz de oyuncularız denir ya, gerçekten de normal gündelik yaşamın kendisi bazen trajedi bazen komedi. Örneğin ilişkilerin çoğunda kişilik çatışması var. Bir konu konuşulurken hep kişisel algılıyoruz.
Yaratıcı drama vardır ya yaratıcı drama hayatın kendisi işte, hepimiz her gün dram yaratıyoruz. Öyle iyi dramlar yaratıyoruz ki karşımızdakiler inanıyor, demek ki hepimiz iyi birer oyuncuyuz. Halbuki yarattığımız dramlar aslında biz değiliz, çoğu anlık öfkeyle oluyor.
Kendi yarattığımız bu dramlara kendimiz de inanıyoruz. Zor değil bu. Hepimiz sonuçta karmaşık kişilikleriz, çelişkilerle doluyuz, ruhumuzdaki karmaşayı anlamak bile kolay değil, hele çözmek. Şehir insanlarının da daha karmaşık olması normal. Çünkü şehir insanı yeşil ve maviye uzak. Halbuki doğa, deniz, gök, insanı sakinleştiriyor.
Bu oyunlar, çatışmalar, dramlar bir yandan da karakterimizi oluşturuyor. Bu denli karmaşık ruhların olduğu şehirlerde karmaşık karakterlerimiz oluşuyor. Aile, okul, iş derken karmaşık insanların karmaşık ilişkileri içine atılıyoruz. Hiç birimiz yeterli donanımda olamıyoruz.
Genelde aile içinde bir tutum oluşuyor, sonra okul veya işte de birçok yeni davranış türleri görüp yeni tutumlar oluşturuyoruz. Aslında rahat edeceğimiz bir düzen oluşturmak istiyoruz. Ama insanlar, dünya sürekli devinim halinde. Sadece dört mevsim var ama insan sayısı çok. Biz ise güvendiğimiz ortamlarda rahat ediyoruz.