8 Eylül 2020 Salı

SOKAKTA KAVGA





Bugün her zamanki gibi Migros’a gidip de dönüş yolunda parktan geçerken bir drama tanık oldum.

Bir kadın bir adam, yanlarında genç bir çocuk, 28 yaşındaymış, bir genç kız, 14 yaşındaymış, bir teyze, adamın annesiymiş, bir de bir adam, o da adamın kardeşiymiş, gençler de kadınla adamın çocukları. Kadınla adam evliymiş ve ikisi kavga ediyordu, daha doğrusu kadın bağırıyordu, adama ve diğerlerine.

Otuz yıllık evlilermiş. Adam polismiş, emekli olmuş, kadın da ev hanımı. Normal aile işte, bir sorunları yokmuş. Birlikte bir dükkan açmışlar, hamur işi ürünler yapıp satıyorlarmış. Her şey normal, yolunda iken, kadın bir iki yıl önce, aniden kocasını çok kıskanmaya başlamış. Dükkana gelen kızlardan kıskanıyormuş ama ne kıskanma! Sen, geceleri bu kızları eve getiriyorsun diyormuş, biz uyuduktan sonra, beni aldatıyorsun diyormuş.

Kadın menopoza girip çıkmış, belki de yaş yüzünden, kocasının kızlarla olduğunu düşünüyor veya hayal ediyormuş, bu kıskanma konusunu iyice abartmış. Kocası ise hep eşiyle berabermiş, gece gündüz. Hep bağırmaya başlamış adama. Birlikte doktora gitmişler, psikologa yani, gittikleri üçüncü doktor, kadına şizofren teşhisi koymuş. Ama kadın bu son yıllara dek gayet normalmiş. Doktor ilaç verince kadın kullanmamış. Kocasına demiş ki, kullanırsam sen beni daha rahat aldatırsın. Adamın aldattığı filan da yokmuş zaten.

Çocuklar da annelerinin durumunu anlıyormuş. Kadın, konu kocası değilken çok normalmiş, kocası oldu mu kadın başka biri oluyormuş. Sonra kadın polise gitmiş, kocası için uzaklaştırma kararı almak için. Almış. Adam da annesinin evinde kalıyormuş, çok da rahat etmiş. Kadın ise sürekli adama veya annesine telefon edip, kocasının bu kez annesinin evine kızları getirdiğini söylüyormuş. Yani kararı alan kadın ama durmadan arayan yine kadın.

Adamın evde silahı varmış, eski polis olduğu için, neyse götürüp teslim etmiş karakola, karısı kendine veya başkasına bir şey yapmasın diye.  Şimdi adam boşanmak istiyormuş, kadın da olmaz diyormuş. Kadın hasta olduğu için çocukları belki adam alır diyorlardı.

Ben de düşünüyordum o arada, yani bu kadını tedaviye nasıl ikna etmeli ki? Ya kendine veya kızına bir şey yaparsa?

12 Ağustos 2020 Çarşamba

SIRT ÇANTASI





Parka oturmaya giderken sırt çantası ile gidiyorum. Çantayı kitapla doldururum. Beş on kitap olur içinde ve parkta keyifle aralarında seçim yaparım. Günlük defteri, kalemler, su, gofretler ve başka şeyler olur işte.

Geçenlerde çok kitap doldurmuştum, parka giderken çok ağır geldi çanta, çantama biraz söylendim, ya dedim çok ağır oldun sen, yük olmaya başladın bana. Bu sözümle ona haksızlık yapmıştım aslında. Ne yapsın yani çanta!

Sonra çimlere oturdum, çantayı yanıma koydum, gofretleri yemeden ve kitap okumaya başlamadan önce bir kahve alayım dedim, kağıt bardakta, parkta kafe var.

Öyle bıraktım sırt çantamı, kafe de hemen çok yakında yani, gittim kahveyi aldım, döndüm, çanta yok. Biri almış gitmiş yani. İçinde ne var sandıysa, dolu dolu kitaplar.

Belki çantayı alan okuyacaktır kitapları, inşallah okur. Ama düşündüm, çantam hakkında olumsuz bir şeyler söylediğim için gitmişti çanta.

İşte enerji yasası, evrensel çekim kanunu. Veya şöyle, ne dersen o olur. Kendi diyen kendi olur.

18 Haziran 2020 Perşembe

KİTAP ARASI





Sahaflara sık uğrarım. Kitap alırım arada. Sokaktaki yer kitapçılarından da. Yerde özellikle en yeni kitaplar da oluyor. Sahaflarda kitapların içine de bakarım. Çok notlar çıkar kitap aralarından, kitaplara yazılmış notlar da olur. Bu notlardan o insanları hayal ederim.

Birkaç gün önce yerden birkaç kitap almıştım. Bir tanesi de Esma-Ül Hüsna’nın Esrarı adlı kitaptı. Kitabın hemen ön kapağını açınca içinden bir not çıktı. Çok yeni yazılmış daha. 7 Haziran ile 11 Haziran arasında yazılmış. Bir fırından yapılmış günlük alışveriş listesi. Simit, börek, çay, çörek, su gibi.

Herhalde bu kitabı okuyan kişi bir fırından alışveriş yapmış ve sonra toplu halde ödeyecek. Bundan anlaşılan bu kişi yoksul birisi. Hemen ödeyemiyor demek ki. Belki de gün içinde sadece bunları yiyebilmiş. Parası olunca ödeyecek.

Sonra da kitabı satmış Bu kitabı on liraya aldım. O da belki beş liraya satmıştı. Büyük şehirde yaşamak, alışveriş yapmak zor tabii. Başa çıkmak zor. Hayat işte. Belki de çocuklarına alıyordu bunları. İnsanlar neler yaşıyor bu dünyada.

Bunu bir de iyiye yorabiliriz. Olumlu yönden bakabiliriz. Bu alışverişleri yapan kişi diyet yapıyor mesela. Bunları yazıyor çünkü kalorileri hesaplıyor. Ondan yazıyor. Durumu da idare eder. Kitabı satmanın ona bereket getireceğini düşünüyor. Bir dua kitabını satıyor. Şöyle düşünüyor. Bu kitabı alan kişi okuduğunda bu kitabı satmak zorunda olan kişi için de dua okur, ne güzel olur.

Kim bilemem ama niyet güzel.

10 Haziran 2020 Çarşamba

KISA RÜYALAR





Almanlar Geliyor

Almanlar geliyor. Almanlar geliyor. Böyle diyerek annemin üstüne atlıyorum divanda, sarılıp öpüyorum. Sonra babamın üstüne, sonra kardeşimin (Savaş filmi izleyince böyle yorumlamışım rüyamda).

Börek

Annem börek yapıyor. Peynir, maydanoz koyuyor içine. Ne bu diyorum anne ne böreği bu. Börek işte diyor. Olmaz adı olcak. Ya işte tepsi böreği diyor. Haa, bütün börekler tepsi böreği değil mi anne? Hepsi tepsi böreği. Hıhım hepsini. Hepsini mi? Evet annişko, sen başka bir tepsi böreği daha yap. Bu hepsi böreğini ben yiyicim (Rüyamda acıktım demekkisi).

Gündem

Evden kız çıkarma töreni. Kapının önünde davul zurna, herkes göbek atıyor. Pencereden bakıyorum, oo diyorum, apartmanda bir gelin var. Sonra kapı açılıyor. Ay benmişim. Bana gelmişler. İnip göbek atıyorum. Hoydur hoydur. Erik dalı. Yüksek tepelere kız vermesinler. Sonra yine bakıyorum pencereden. Asker uğurlama töreni. Hop hop havaya atıyorlar askere gidecek olanı. Anaa diyorum, dur daha yeni istediler, hemen de askere gitmek mi olurmuş? Gitmeee (Bugünlerde sokaklarda bunlara rastladığım için rüyama böyle girmiş).

Öldür

Hadi öldür öldürsene. Ya nasıl öldürücem. Daha önce hiç öldürmedim ki? Olsun işte öldür, alışırsın diyor elime silahı veren. İstiyordun öldürmek ya başla şimdi diyor, anı yaşa, hayallerini erteleme. Öldürmezsen ileride pişman olacaksın (Çok kiralık katil filmi izlersen).

5 Haziran 2020 Cuma

ANİME MİMİ





Geçen hafta bir mim yapmıştık. En sevdiğimiz beş yabancı dizi mimi. Keyifli mim olduydu. Sevgili Manxcat de bundan esinlenerek bir anime mimi düşünmüş. Güzel düşünce. Hepimizin sevdiği anime diziler vardır herhaldesi.

https://nurruyakara.blogspot.com/2020/06/anime-mimi.html

Mim yani, en sevdiğimiz anime diziler, yine beş tane.

Seçimlerim:

Öncelikle izleyip de çok sevdiğim animeleri hatırlarsam, Gumball, I Me My Strawberry Eggs, Gakuen Alice, Another, Charlotte, Bleach, Cowboy Bebop.

En sevdiğim ilk 5 ise:

1. Rüyaların Rengi Pastanesi (Yume-iro Patisserie): Japon manga anime ergen dizisi. Pastacılık ve pastacılık okulu.

2. Sihirli Kurdele (Hime-chan No Ribbon): Fantastik, gizemli, büyücülü Japon manga ergen dizisi.

3. Ay Savaşçısı (Sailor Moon): Ay Savaşçısı prensesler kötülüklere karşı savaşırlar. Manga dizisi.

4.Metal Simyacı (Full Metal Alchemist): Japon manga dizisi, fantastik, bilimkurgu, kardeşlik, büyüler.

5. Mucize Uğur Böceği ile Karakedi: Paris animesi. Liseli süper kahramanlar, mucizeler, periler.

Animeler ve Kore dizileri zaten en sevdiğim diziler. Genellikle hepsi masum ve çocuksu oldukları için tabisideki.

Bu güzelim mimi de isteyen herkes yapsın daaa en sevdiklerimizi hatırlayalım ve öğrenelim.