26 Şubat 2018 Pazartesi

Mısır



İlkokulda beşinci  sınıftaydım. Ülkelerin başkentlerini ezberleyemezdim bir türlü. Hala da bilemem. Malta’nın başşehri, Gana’nın filan gibi. Gitmeyeceksem neden ezberleyim ki?

Annem de bana hep öğretmeye çalışırdı. Bir gün dolmuşa binmiştik. Etiler dolmuşuna. Şoförün arkasında oturuyorduk. Annem de bana hep soruyordu, başşehirleri.

Ben de bulmaya çalışıyordum. İşte Avusturya, Avustralya, soruyor. Sıra geldi Mısır’a. Mısır’ın başkentini hiçbir zaman ezberleyememiştim zaten ki.

Annem yanımda, Mısır’ın başkenti neresi diye sordu. Aklı bende tabii. Ben de düşünüyordum, neresi olabilirdi acaba?

Bu arada, şoför de sordu dolmuştakilere. Nerelerde ineceksiniz diye. Annem de, şoföre, Mısır, demez mi. O an aklında o var diye.

Şoför de, bizim dolmuş oraya kadar gitmiyor, Etiler son durak, demişti.

25 Şubat 2018 Pazar

Zusak ve Zizek



Köpek Düşleri

Markus Zusak

Martı Yayınları

Yazarın daha önce Kitap Hırsızı adlı romanını okumuş sevmiştik. Genelde herkesin beğendiği bir kitap oldu. Savaş ve çocuk masumiyeti vardı bu romanda. Herhalde unutulmazlar arasına girecektir bu roman.

Köpek Düşleri ise Kitap Hırsızına hiç benzemiyor. Sıradan bir konu, sıradan kahramanlar ve hafif bir roman. Sıradan bir aile. Dört kardeş ve anne babaları. Kahraman da en küçükleri Cameron. Cameron’un gündelik yaşamını okuyoruz. Ailenin diğer üyeleri ile ilişkileri, okul, okul dışı çalıştığı işler, ilk aşkı gibi.

Kitabın tek ilginç yani her bölüm sonunda Cameron’un yaşadıklarına uygun düşen rüyaları. Bir bölüm bir rüya olarak gidiyor roman. Sadece ergen bir erkeğin sıradan ve çoğu zaman sıkıcı yaşamını görüyoruz.

Öylesine çıtır çerez roman okumak isteyenler için. Okuyup unutulacak.

Not:2/4




Yamuk Bakmak

Slavoj Zizek

Metis Yayınları

Zizek, kitap çevrelerinde ve entelektüel çevrelerde sevilen saygı duyulan bir bilim adamı. Felsefeci ve psikanalist. Kendisi özellikle Fransız psikanalist Jacques Lacan üzerine çalışıyor.

Çok sayıda kitabı var. Kitaplarında felsefe, psikanaliz, edebiyat, kültür sanat düşünceleri bulunmakta. Bu kitabında da popüler kültür ürünlerine, özellikle sinema ve edebiyat eserlerine Lacan’cı bir gözden bakıyor. Popüler kültür ürünlerini, örneğin Hitchcock filmlerini, Stephen Kİng kitaplarını, filmlerini psikanaliz açısından inceliyor. Ya da tersi popüler kültür ürünleri yoluyla psikanalizi anlatıyor. Kültür eleştirisi sevenler için iyi kitap.

Not:3/4

24 Şubat 2018 Cumartesi

Masiva



Masiva, yeni dergilerden, bir kültür sanat dergisi. Henüz sekiz sayısı yayınlandı.

İçeriği ve sayfa düzeni kendine özgü. Diğer kültür sanat edebiyat dergilerine benzemiyor pek. Ayrıca, dergiye yazacak kişiler de arıyorlar.

Çok popüler isimler yok. Bu da iyi bir şey. Çünkü yaygın sanat dergileri sadece ünlü isimler sayesinde piyasada yer ediniyor kendine ve satıyor. Ayrıca ünlü isimlerden farklı görüş açıları edinmek de çok olanaklı değil.

Türkiye Ufo Dosyası ilginç, bizdeki ufo görme vakalarını anlatıyor. Azeri yazar Ömür Ebulfez Elçibey tanıtılmış. Sanat felsefesi yazısı da bir sanat eserine baktığımızda ne algıladığımızı anlatmış bize. Bunun yanında Sihizm felsefesi de açıklanmış. Ressam Mehmet Uygun bile bir söyleşi de var.

Ayrıca tarih, felsefe yazıları ve çok sayıda deneme, şiir ve öykü de derginin sayfalarında bulunabilmekte. Seni Düşünmek adlı çok da güzel bir şiir de var. Seni düşünmek/Yaşamın kendisidir aslında, bu şiirden bir iki dize.

Dergilerden farklı bir tat almak isteyenlere önerilir.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Pelte



Balkan şivesi biraz değişik oluyor.

Balkanlarda çok Türk var tabii. Makedon Türkleri gibi. Türkiyeye göç edenler veya Balkanlarda yaşayanlar.

Bir Balkan Türkü ile sohbet etmiştim İstanbul’da. Gezmeye gelmişti. Yoksul bir aileden geliyormuş. Evlerinde fasulyeden başka yemek olmazmış. Onlar fasulyeye gra diyormuş.

Birlikte yemek yiyorduk. Bir lokantaya girmiştik. Oh be mideme değişik bir yemek girecek sonunda demişti. Sonra menüye baktı ve bir şeyler sipariş verdi. Ben de daha bilmiyordum bu fasulye konusunu.

Siparişler geldi, Sipariş vere vere fasulye siparişi vermişti. Bir de pelte tatlısı.

Fasulye ismi değişik gelmiş. Yemek gelince sayıp sövdü, burada da mı peşini bırakmadın dedi fasulyeye.

Sonra da pelte tatlısına döndü, pelte böyle biraz titrek bir tatlı ya, pelteye, korkma dedi, sana bağırmıyorum.

20 Şubat 2018 Salı

Aforizmalar 2



Arada bir yazdığım aforizmalar işte. Kısa cümleler. Düşünce kırıntıları. Üfürizmalar.


Olumlu düşünceler böcek yiyen bitkiler gibidir.

Bu kırmızı tramvay duruyor mu nedeni bilinmez mutluluklar durağında?

Hayatın turşusunu kurup ileriye saklıyoruz sonra başlayacağız yaşamaya.

Hayat sana bir gün bir başlayacağım göreceksin o zaman.

Gece kadar karanlık olsun ama gerçek olsun duygularımız.

Gerçekleri en iyi bilenler gerçeklerden kaçanlardır.

Karanlığın içinden geldik hepimiz, ana rahminden.

Bu tostun görüntüsü güzel değil instagrama konmaz ama tadı güzelmiş.

İnsanlar arasında bir hıyararşi olmalı.

Alzhaymırın ilacı kitap okumakmış. Bizim milletin her şeyi ne kadar çabuk unuttuğu buradan da belli.

Uyumak için hangi şarkıyı seçeyim diye düşünmekten uyuyamıyorum.

Kafama sıkar da giderim beş liralık sahte parfümü.

Geçici dövme yapılır, isteyeni kalıcı da döveriz.

Günahlarımız öyle bir kara elbise gibi ki acaba melekler bizi nasıl görebiliyor?

Maçka Parkındayım her şeyin farkındayım sadece kedi köpek var.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Sevgililer Günü



Ayy ne akıllı arkadaşlarım var yaa, hediye stresine girmemek için, yani şimdi ne alcak hediye veya ya sevdiği güzel bir şey almazsa, 13 Şubat akşamı kavga ettiler, 14 Şubat’ı ayrı geçirdiler, sonra da 15 Şubat’ta barıştılar.

Bazıları da sessiz geçirdiler, bazıları hiç kutlamaz, bazıları aşktan korkar, şey derler ya hani, Eskişehir’de bir Kalabak suyu varmış, bunu içenler ya Eskişehirli olurmuş ya da Eskişehirden evlenirmiş. Bunun için üniversiteyi okumaya giderler bu şehre, suyunu da içerler ki evlilik garanti olsun.

Ama korkanlar tabikide o suyu da içmez, aşk iksiri de içmez. Bazılarının da o gece trafiği çok oluyor işte, akşam 7-9 arası biriyle, 9-11 arası biriyle, 11-1 arası bir başkasıyla gibi. Hepsine de bu gece annemlerle olcam derler ama.

Bu sevgili konusu da tehlikeli tabii. Tayvan dizilerindeki gibi romantik olmuyor herkes. Bu sevgi de bazen köfte gibi oluyor, dışı pişmiş içi kırmızı köfte gibi. Yersin ama miden bozulur, miden ağrır. Sonra lavaboya gidersin köftecide, başka bir midesi bozukla karşılaşırsın, ah işte aşk, midende kelebekler uçuşur. Yine Tayvan dizisine döndük.

14 Şubatta evlenenler bile var, ne şans ama şanssızlık da olabilir bu belki. Bir arkadaş var mesela, o gün evlenecekti, bizim Nes, nişanlısıyla birlikte ev aldılar, ama Nes ailesinden borç aldı, kredi de aldı, 360 bin lira toparladı, verdi nişanlısına, adam evlenmekten vazgeçti, evi de kendi üstüne yaptı. Şimdi Nes ile ailesinin arası açıldı.

Ama mutlu olan da var tabii. Başka bir arkadaş, Anya, kendisi tercüman, boyu 1.60, kilosu 72. Azcık şişko yani. Ama tam yedi dil biliyor, üniversite bitince kapandı. Üniversiteden arkadaşı ile evlendi. Kendisi dilci, çocuk işletmeci. İşletme, en çok okunan bölüm. Anya, aman bak evleneyim, şişkoyum zaten, evde filan kalmayım diye evlendi. Okul bitince neredeyse. Oğlanla birlikte Afrikanın bir yerlerine tayin oldular. Anya, tercüman oldu, elçilikte. Maaşı altıbin dolar. Oğlanın daha düşük maaşı. Ama Anya mutlu. En büyük sorunu da gelinliğine sığamamak oldu.

18 Şubat 2018 Pazar

Seçme Kitaplar 2



Stiller, Max Frisch
Jude, Thomas Hardy
Babalar ve Oğullar, Turgenyev
Fırtına, Ilya Ehrenburg
İtiraflar, J.J.Rousseau
Jean-Christophe, Romain Rolland
Locarno Dilencisi, H.Von Kleist
Maldoror’un Şarkıları, Lautreamont
Beowulf
Northanger Manastırı, Jane Austen
Profesör Y İle Konuşmalar, Celine
Tüm Soneler, Shakespeare
Şiirler, Neruda
Seçilmiş Şiirler, e.e.Cummings
Pereira İddia Ediyor, Tabucchi
Murphy, Beckett
Kış Günlüğü, Paul Auster
Düğünün Bir Üyesi, Carson McCullers
Apollon’un Gözü, G.K.Chesterton
Körleşme, E.Canetti
Necronomicon ve Cthulhu, H.P.Lovecraft
Noktürnler, Kazuo İşiguro
Bilmezsiniz Aşk Nedir, Raymond Carver
Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Maya’nın Günlüğü, Isabel Allende
Kaçan Ayna, Papini
Gog, Papini
Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik, Alice Munro
Bazı Kadınlar, Alice Munro
Middlesex, Jefrrey Eugenides
Genç Prensin Dönüşü, A.G.Roemmers
Katilin Gözyaşları, Anne-Laure Bondoux
Kitap Hırsızı, Markus Zusak
Ulduz ile Kargalar, Samed Behrengi
Hızlandıkça Azalıyorum, Kjersti Skomsvold
Benim Adıma Bir Gökyüzü, Ahmed Eş-Şehavi
Akşam Güneşi, R.N.Güntekin
Aksaray’dan Bir Perihan, Suat Derviş
Aldatacağım, E.M.Karakurt
Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
Cadı, H.R.Gürpınar
Handan, H.E.Adıvar
Çalıkuşu, R.N. Güntekin
Yalnız Seni Arıyorum, O.V.Kanık
Hoşgör Köftecisi, O.V.Kanık
Yalıda Sabah (Bütün Hikayeleri)-Haldun Taner
Önünde Boş Bir Uzam, Demir Özlü
Her Gece Bodrum, Selim İleri
Toplu Öyküler, Ferit Edgü
Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal
Yanık Saraylar, Sevim Burak
Ford Mach 1, Sevim Burak
Kırmızı Kahverengi Defter, Nilgün Marmara
Dünya Ağrısı, Ayfer Tunç
Suzan Defter, Ayfer Tunç
Yeşil Peri Gecesi, Ayfer Tunç
Tutsak, Emine Işınsu
Hey Gidi Günler Hey, Semiha Ayverdi
Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
Huzur Sokağı, Şule Yüksel Şenler
İki Kişilik Rüyalar, Fatma Barbarosoğlu
Karaduygun, Sema Kaygusuz
Kuzgunun Şarkısı, Neslihan Acu
Bazen Hayat, Sine Ergün
Burası Tekin Değil, Sine Ergün
Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz
Aşkın Gölgesi, Gülşah Elikbank
Beni Çocukluğumdan Öp, Günhan Kuşkanat
Civan, Müge İplikçi
Gelmiş Bulundum, Edip Cansever
Bir Umuttan Bir Sevinçten, Refik Durbaş
Yaz Geçer, Murathan Mungan
Barbar ve Şehla, Ahmet Telli
Zen Ustaları, Kafka Yayınları
Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler, Büyük Adım Yayınları
Zen Eti Zen Kemiği, Paul Reps
Yasımı Tutacaksın, Lapierre ve Collins
Türkiye Rock Tarihi 1, Güven Erkin Erkal
Sahip Olmak ya da Olmak, Erich Fromm
Kalplerin Azığı, Ebu Talib El-Mekki

Son yıllarda okuyup blogda yazdığım iyi kitaplardan bir seçme daha. Bu kitaplarla ilgili yazılar word dosyamda duruyor. Herhangi bir kitabı merak eden arkadaşıma o kitapla ilgili yazımı her zaman gönderebilirim. 

16 Şubat 2018 Cuma

Seçme Filmler 2



Sevmek Zamanı (Metin Erksan, 1965)
Ah Güzel İstanbul (Atıf Yılmaz, 1966)
Vesikalı Yarim (Lütfü Akad, 1968)
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (Ahmet Uluçay, 2004)
Sonbahar (Özcan Alper, 2008)
Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden Kıral, 1979)
Issız Adam (Çağan Irmak, 2008)
Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974)
Hokkabaz (Cem Yılmaz, 2006)
Casablanca (M. Kurtiz, 1942)
Spartacus (S.Kubrick, 1960)
İnsanlar Yaşadıkça (F.Zinnemann, 1953)
Vadim O Kadar Yeşildi Ki (J.Ford, 1941)
Kızgın Damdaki Kedi (R.Brooks, 1958)
Aşk Mevsimi (M.Nichols, 1967)
Atları da Vururlar (S.Pollack, 1969)
Tiffany’de Kahvaltı (B.Edwards, 1961)
Sunset Bulvarı (B.Wilder, 1950)
Roma Tatili (W.Wyler, 1953)
Kahirenin Mor Gülü (W.Allen, 1985)
Batı Yakası Hikayesi (R.Wise, 1961)
All That Jazz (B.Fosse, 1979)
Dans Tutkunları (R.Attenborough, 1985)
Kara Tahta, 2000, İran
Cennetin Çocukları, 1997, İran
Bir Kız (Flickan), 2009, İsveç
Alıç Ağacının Altında, 2010, Çin
Kırmızı Renkli Gri Kamyon, 2004, Sırbistan
Savaş Cadısı, 2014, Kanada
Lizbon’a Gece Treni, 2013, Portekiz
Metalci, 2013, İzlanda
Buzdan Hayaller, 2003, İzlanda
Once, 2006, İrlanda
Düşüş, 2006, Hindistan
Bataklık, 2014, İspanya
Kuzey Kutbu Aşıkları, 1998, İspanya
Eğitmenler, 2004, Almanya
Teneke Trampet, 1979, Almanya
Arabulucu, 1971, İngiltere
Billy Elliot, 2000, İngiltere
Wit, 2001, A.B.D.
Tatlı Budala, 1968, A.B.D.
Mutluluğa Boya Beni, 2008, Fransa
Dönüş Yok, 2001, Fransa
Hayat Bağları, 1970, Fransa
Silahların Seçimi, 1981, Fransa
İkinci Nefes, 1966, Fransa
İkarus’un İ’si, 1979, Fransa
Yaz Saati, 2008, Fransa
Akdeniz, 1991, İtalya
Farinelli, 1979, İtalya
İsa Eboli’de Durdu, 1979, İtalya
En İyi Teklif, 2015, İtalya
Şahane Cesetler, 1976, İtalya
Gece, 1961, İtalya
Ada, 1988, Türkiye
Benim Sinemalarım, 1990, Türkiye
Kagemusha, 1980, Japonya
Narayama Türküsü, 1983, Japonya
Ulisin Bakışı, 1995, Yunanistan
Sarayın Sessizliği, 1994, Tunus
Güz Sonatı, 1978, İsveç
Amcam, 1958, Fransa
Rastgele Balthazar, 1966, Fransa
Bir İdam Mahkumu Kaçtı, 1956, Fransa
İdam Sehpası, 1958, Fransa
Öldürme Arzusu, (Flic Story), 1975, Fransa
Sen Benimsin, 1969, Fransa
Yağmurla Gelen Adam, 1969, Fransa
M, 1931, Almanya
İradenin Zaferi, 1935, Almanya
Kabare, 1972, A.B.D.
Nehirde Ölüm, 1950, A.B.D.
Ay Prensesi, 2008, Macaristan
Boş Ev, 2004, Güney Kore
Prensim, 2015, Fransa
Cuba Feliz, 2000, Küba
Açık Kalpler, 2002, Danimarka
Let's Make Love, 1960, A.B.D.
Suçlular Aramızda, 1964, Türkiye
Arıcı, 1986, Yunanistan
Merhaba Hüzün, 1958, A.B.D.
Fusi, 2015, İzlanda
Sıradışı İlişki, 2016, İtalya
Julieta, 2016, İspanya
Acı Hayat, 1962, Türkiye
Yürüyen Şato, 2004, Japonya
Yaşamın Kıyısında, 2016, A.B.D.
Ağ, 2016, Güney Kore
Siyah Orfe, 1959, Brezilya
Kelebeklerin Dili, 1999, İspanya
Leningrad Kovboyları Amerikaya, 1989, Finlandiya
Zorba, 1964, Yunanistan
Toz Bezi, 2015, Türkiye
Siyam Balığı, 1983, A.B.D.
Kafa Avcıları, Norveç, 2011
Kafa Avcısı, 2009, Danimarka
Alfredo Alfredo, 1972, İtalya
Aile Şerefi, 1970, Fransa
Kaçak, 1971, Fransa
Sorayayı Taşlamak, 2008, A.B.D.
Dehşet Yolcuları, 1953, Fransa
Mavi Kadife, 1986, A.B.D.
Betty Blue, 1986, Fransa
Vahşi Duygular, 1990, A.B.D.
Yüreğinin Sesi, 1995, Japonya
Bir Panayır Hikayesi, 2008, Türkiye
Uzak İhtimal, 2009, Türkiye
Ölümcül Güzellik 2, 2012, Çin
Seçim Gecesi, 1999, Danimarka
Daha Fazla, 1998, A.B.D.
Açgözlülük, 2014, A.B.D.
Başka Bir Aşk Hikayesi, 2007, Danimarka

15 Şubat 2018 Perşembe

Tezgah



Kapakta “bu geldiğin en güzel tezgah” yazıyor. Yeni dergilerden Tezgah insanda hemen olumlu bir izlenim bırakıyor. Belki de kapaktaki Leon ve Mathilda yüzünden.

Girişte “okura sesleniş” çok komik. Ayın dosyası Leon filmi. Güzel bir seçim çünkü insan Leon ve Matilda üzerine okumaya hiçbir zaman doymaz. Luc Besson’un Holivud tarzı ama çok Fransız filmi. Ayrıca bir Leon posteri de vermişler.

Gupse Özay sohbeti hoş. Yılmaz Vural’in idam anısı çarpıcı, çocukken bir idam izlemiş. Sezgin Kaymaz, Sunay Akın, Müfit Can Saçıntı da var dergide.Giovanni Scognamilllo’nun Beyoğlu sinemaları anıları ilgi çekici.

Önemli yönetmen Tony Gatlif sohbeti keyifli. Ayrıca çizgi romanlar, hikayeler, denemeler, anılar bol derginin bu sayısında.

Son zamanlarda okuduğumuz en mutluluk verici dergilerden biri. Popüler kültür ve edebiyat dergisi sayılabilir.

12 Şubat 2018 Pazartesi

Sevme Sanatı



Erich Fromm

En ünlü, sevilen, çok okunan kitaplardan biri.

Erich Fromm ünlü bir ruh bilimci ve 1960’lar, 70’lerde tanınıyor kitapları ile. Bir de Wilhelm Reich var. O da öncelikle Dinle Küçük Adam ve diğer kitaplarıyla tanınıyor, dünyada ve bizde.

Fromm’un, Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri, Özgürlükten Kaçış, Sağlıklı Toplum gibi hepsi birbirinden iyi ve önemli kitapları var. Sahip Olmak ya da Olmak da çarpıcı olanlarından biri.

Bu kitapları, Fromm’u, Reich’i, ayrıca Fransız yazar Simone De Beauvoir’ın kitaplarını ve birçok sosyal, toplumsal, bilimsel, düşünsel kitapları bizde Payel Yayınları basıyor 1970’lerde.

Sevme Sanatı, nasıl seveceğimizi gösteriyor. Tabii ki bilimsel yönden açıklıyor. Neyin sevgi olmadığını, olduğunu. Neden sevdiğimizi, sevgi türlerini. Neden ihtiyacımız olduğunu sevgiye, sonra da neden abarttığımızı, taktığımızı, deli gibi sevdiğimizi. Güzel sevmediğimizi.

Örneğin, seni seviyorum derken aslında sen de beni sev diyoruz, bak ben sana söyledim, sen de bana söyle işte, yani en baştan daha sevgi bir pazarlık konusu. Halbuki, sevmek özgür bir eylem. Olmalı yani. Genelde sevgiyi özgürlük olarak değil bağımlılık, tutsaklık gibi yaşıyoruz. Eğer sevdiğimizi özgür bırakıyorsak o zaman ondan vazgeçmişizdir. Biz insanlar sevgideki özgürlüğü böyle çok pratik anlıyoruz yani bencilce.

Sevmek öğrenilebilen bir şey.

11 Şubat 2018 Pazar

Soğan Yahnisi


Soğan yahnisi, papaz yahnisi olarak da biliniyor. Orijinal bir Girit yemeği. Orijinal adı da Stifado. Avrupa’da da Stifado olarak biliniyor, sunuluyor.

Bu yemek, körpe dana eti ile de kuzu eti ile de yapılıyor, kuzu kol veya incik ile de. Yarım kilo kuzu kol ve yarım kilo arpacık soğanı. Beş yemek kaşığı doğranmış domates. Yani şimdi alınan domates değil. Oluyor ya yazdan yapılan, ağustosta filan, yumurta domates, ondan olacak, olgun, diri olacak.

Aslında domatesli, domatessiz, nohutlu nohutsuz versiyonları var. Nohutlu yapıyorsak, yarım kilo haşlanmış nohut, yani haşlandıktan sonra yarım kilo olacak. Bunun yanında, tuz, karabiber, zerdeçal, kimyon, kekik. Ayçiçek yağı.

Önce yağ ve et. Tencerede mühürlüyoruz. Biraz pembeleşiyor, ama sulu olacak et, kurumuycak, et kuşbaşı olacak tabii. On onbeş dakika sürüyor bu. Daha sonra da, önceden kaynatılmış suyu döküyoruz, bu şekilde 1 saat onbeş dakika veya 1.5 saat pişer, su azaldıkça yine kaynamış su ekleriz.

Başka bir tavaya, yağ ve temizlenmiş soğanları atarız. Pembeleşmeye başlar, sonra domatesi atarız içine. İki kaşık salça. Baharatlar, karıştır, nohutu da ekle. Bir iki dakika karıştır, pişir. Sonra bu karışımı etin üstüne boca ederiz. Beş on dakika pişiririz.

Aslında, bu karışımı başka bir tavada hazırladığımız gibi, etin üstüne de arka arkaya sırayla da atabiliriz malzemeleri, domatesi, nohutu yani. İki türlü de olabilir yani.

Böyle oluyor yemek. Etin iyi pişmesi tabii en önemli olan.




Diğer bir versiyonu ise; domatessiz olanı.

Yarım kilo arpacık soğanı, 250 gram incik veya kuzu eti. Eti pişiriyoruz, zeytinyağı bu versiyonda, bir kepçe. Soğanları başka yerde su içinde ayıklıyoruz, gözümüz yanmasın diye. Etin içine atıyoruz, et yağ soğan kavruluyor.

Yarım yemek kaşığı salça. Kavurmaya devam. Üstüne çıkmıycak şekilde su. Tuz, kimyon, tarçın, karabiber, birer çay kaşığı, pişerken. Bir kesme şeker, bir yemek kaşığı sirke de.

İki versiyonu da nefis.

Perception



Üç sezonluk Amerikan psikolojik polisiye dizisi. İlk sezon on bölüm, ikinci sezon ondört bölüm, üçüncü sezon onbeş bölüm.

Dizinin ana kahramanı bir sinir bilimi profesörü. Dizinin her bölümünün başında ve sonunda onu öğrencilerine ders verirken ve ilginç bir konu anlatırken görüyoruz.

Dizinin ismi algı anlamına geliyor. Algılarımız. Gerçeklik ve yanılsama. Gerçek nedir ve gerçeklik algımız doğru mudur. Kahramanın aynı zamanda bir şizofren olması da bu algı konusunda bir detay. Kendisi de gerçeği her zaman algılayamıyor veya yanlış algılıyor.

Şizofren olduğu için hayaller görüyor, sesler duyuyor, sürekli olarak çevresinde insanlar görüyor ve onlarla konuşuyor. Bu insanlar tanıdıkları genelde, bazen kendisiyle, geçmişteki kendisiyle bile konuşuyor.

Her bölümde bir suç olayını araştırıp çözüyor. Bu davalar ona FBI tarafından geliyor. Profesör keskin zekası ile bu davaları çözüyor. Şizofrenliğini genelde kontrol altında tutabiliyor, bazen de tutamıyor ama sonunda yaşadığı gerçeğe dönebiliyor.

Şizofren oluşu da aslında davaları çözmesine yardım ediyor. Her karışık durumda ona yardım eden biri var zihninde. Bu zihnindeki kişiler ona yol gösteriyor.

Dizi bu profesörün çevresinde dönüyor. Eski dizilerden biraz Lie To Me biraz da The Mentalist’i andırıyor.

İnsan beyni, psikoloji ve polisiye sevenlerin seveceği dizilerden.

7 Şubat 2018 Çarşamba

Pilav


Uyanınca sabah, ancak rüyanda görürsün dedim kendi kendime. Rüyamda görmüştüm zaten.

Galatasaray Lisesi pilav günündeyim. Kalabalık, sohbetler, gülüşmeler, pilav ayran, herkes birbirine bakıyor, hep karşıdakini değişmiş buluyor, kendini aynı. Hımm diyorum ki içimden, bu sahneyi Ferzan Özpetek iyi çeker, kalabalık sahneleri seviyor o.

Kadıköy’de oturuyorum, denizi gören sokaklardan birinde, evde bir kedim var, duvarda Audrey posteri, caz çalıyor, koltukta oturuyorum, pencereden denize bakıyorum. Sonra giyinip, vapura binip karşıya geçip, pilav gününe gidiyorum. Candan Erçetin şarkı söylüyor pilavlar arasında.

Pilav gününde hayal ediyorum, arkadaşımın kazayağına bakarken, dost başa düşman kazayağına bakarmış, pilav günündeyim ya, bu pilav gününde masada oturup pilav yerken, karşıdan bir amca bakıyor bana, tabağındaki taneleri toplamaya çalışırken.

Göz göze geliyoruz, sonra sohbet ediyoruz, eski mezunlardanmış, böyle bir sanki soylu beyefendi gibi sohbeti. Arkadaş oluyoruz, amca da Moda’da oturuyormuş, tek başına. İyi anlaşıyoruz, çok seviyorum. Daha sonra anlıyorum ki, hiç görmediğim babammış o. Annem, ben doğduğunda öldüğünü söylemişti babamın.

Anlıyoruz ki, biz baba kız mışız. Birbirimizi sevdiğimizden belliydi bu. Dünyadaki en büyük aşk, en büyük sevgi, baba kız arasında yaşananmış zaten.

Güzel bir rüyaydı bu tabii ama görürken rüya olduğunun farkında değildim, içimden, bu pilav günü ve babamla karşılaşma hikayesini senaryolaştırsam diyordum, uykumda. Evet, bunu Ferzan Özpetek çeker diye düşündüm.

Rüyanın devamında ise, Özpetek ile Karaköy’de karşılaştım. Tünel’den Şişhane’ye çıkacaktı. Akbil makinesinin önünde karşılaştım. Ferzan bey dedim, Kutsal. Bana baktı gülümsedi, Yürek dedi. Kutsal Yürek evet dedim, ne güzel o filminiz. Teşekkür etti. Peki ama dedim İstanbul Kırmızısı gibi kötü bir filmi neden çektiniz ki, dedim. Size bir senaryo vereceğim ama onu iyi çekeceksiniz, yoksa vermem size. 

6 Şubat 2018 Salı

Market



Rüyamda markette çalışıyordum. Domestosların, tuvalet bloklarının tozunu alıyordum. Deodorantları sıraya diziyordum, bir hizada olsunlar değil mi! Signal diş macunlarını üst üste koydum, düzelttim hepsi üst üste tam hizada olsunlar.

Lever ürünlerine de yandan baktım, hepsi düzgündü. Bir anda rüyamda market poşetleri uçmaya başladı, herkesin başının üzerinde, müşteriler havada kaptılar poşetleri, çantalarına koydular, evlerinde çöp poşeti yapmak için.

Bir standdaki oyuncak köpekler havlamaya başladı ve canlandılar. Marketin içinde beni kovalamaya başladılar. Bu köpek korkusu çocukluktan bende. Yattığım odanın duvarında bir köpek resmi vardı. Geceleri uykudan önce hep onu görürdüm. Şirinlik olsun diye asmıştım ama korkuturdu beni.

Bir de kestaneden ve ateşten de korkarım. Küçükken evimizin camlı balkonunda bir mangal vardı. Bir gün evde yalnızken mangala kömür koydum ve yaktım. Evdeki kestaneleri de mangala attım. Kestaneler birden patlamaya başladı ve havaya zıplıyorlardı. Korkmuştum. Meğerse kestaneleri kesmem gerekiyormuş.

Markette asker türü giysiler vardı. Onlara bakıyordum. Aniden bir asker eğlencesinin içine düştüm. Askere uğurlayanlarla birlikte roman havası eşliğinde göbek atıyordum.

Market rüyamın arasına anneannem girdi. Kendisi çok fazla temizdir. Banyoyu, tuvaleti sık sık temizler, antiseptikler döker. Öyle ki, onun evinde tuvalete girmeye korkarız. Rüyanda bile tuvalete girme dedi bana.

Her gün gittiğimiz marketlerin rüyalarımıza girmesi normal zaten.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Çişli Badek



Hafta sonu AVM’de dolaşırken mağazanın birinin önünde bir sahneye tanık oldum.

Bir anne, küçücük kızını yanına alıp alışverişe çıkmış. Anne, dükkanda gümüş takılara bakıyor, dalmış iyice. Dükkandaki tezgahtar da dalmış gitmiş. Satış yapacak tabii, müşteriyi elinden kaçırmak istemiyor, haliyle.

Kız annesine söylüyor, çişim geldi anne diyor, anne hiç bakmıyor kızına, tezgahtar da yoğunlaşmış.  Kız bunu defalarca tekrarlıyor. Anne duymuyor bile.

Sonunda kız cıyak cıyak ağladı, annesi alışverişini bitirdi. Kız kapının önündeydi. Anne ve tezgahtar kapıya çıktı, ben de karşıdan izliyordum. Kız altına işemişti. Elbiseleri, her şeyi ıslandı, yerler de ıslandı.

Annesi kızı tuvalete götürdü, temizledi, tamamen yeni elbiseler aldı, her şeyini değiştirdi. Eski elbiseleri tezgahtar kız çöpe attı. Yeri temizledi.

Bu arada da annesi tezgahtara anlatıyordu. Bir çocuğu olması insanın normal bir şey ama ona sürekli dikkat etmek, hiç gözden ayırmamak, ful dikkat çok zor diyordu. Ben de o anda alışverişte biraz rahatlayıp gözlerimi ayırmak istedim, sonuçlarına da katlandım, diye ekledi.

Bizim çişli badek de hiç rahat durmaz diyordu. Badek de ne acaba, badem olsa gerek. İnsanlar severken sevdiklerine ne tuhaf isimler takıyor ama.

2 Şubat 2018 Cuma

This Is Us



Amerikan aile dizisi. Komik, duygusal, bol da gözyaşlı.

Beş kişilik bir aile. Anne baba, Becky ile Jack. Birbirini seven iyi bir çift. Jack eş olarak da baba olarak da çok iyi. Çünkü kendi babası çok kötü bir baba.

Üç de çocukları var. Üçüz beklerlerken biri doğum esnasında yaşamıyor. Bir kız ve bir erkek çocuk sağlıklı doğuyor. Hastanede iken, terk edilmiş siyah bir erkek bebeği görüp sevip evlat ediniyorlar. Üç cocuk birlikte kardeş olarak büyüyorlar.

Oğlan yakışıklı, havalı, sporcu, ancak hep sorunlu, Kevin. İş ve özel yaşamında bir türlü belini doğrultamıyor, bir oyuncu olmak istiyor. Kate, aşırı şişman, ayrıca şarkıcı. Siyah olan Randall ise çok zeki ve çok başarılı.

Bu beşlinin hayatını izliyoruz. İleri geri gidişlerle. Üç çocuk da büyüyor ve kendi hayatlarını yaşıyorlar. Bu üçünün kişisel yaşamları ve ayrıca birer kardeş olarak yaşamları gösteriliyor. Anne babaları ile küçükken evde beş kişilik yaşamları da.

Ve bu beş kişiyle ilgili her insanın hayatı da. Büyükler, dedeler, akrabalar, hepsinin yeni hayatlarındaki kişiler ve onların da aileleri. Siyah çocuğu terk edenin yaşamı, doğum doktoru. Bütün bu insanların çocuklukları, gençlikleri, geçmiş yıllar, bugün. Sürekli olarak zamanda ileri geri gidiyoruz.

İnsancıl, sevecen dizi. İkinci sezon 13. Bölüm bitti bu hafta. Aile komedi dramlarını sevenler için. Gündelik yaşamda rastlanan her şey var bu dizide.