13 Ekim 2019 Pazar

En Sevdiğim Filmler 2






Sonbahar

Özcan Alper, 2008

Onur Saylak, Megi Kobaladze

Türk sinemasının 2000’lerdeki en iyi filmlerinden, büyük olasılıkla da en iyisi. Yönetmenin de ilk filmi. Ödül alan filmde yönetmenin kendi yaşamından da izler var. Doğu Karadeniz’de, Hopa yöresinde geçen filmde Karadeniz bölgesi de bir anlamda başrolde. Yerel oyuncular da rol alıyor. Hastalığı nedeniyle hapisten salınan ve geçmişi politik olan bir adam memleketine döner. Biraz durgun, hüzünlü bir adamdır. Memleketinde hem geçmişle hem bugünle yaşamak durumundadır. Yeniden yaşamaya çalışır ve bir yandan da ölecektir. Bir Gürcü kıza aşık olur. Ama bir gelecekleri de yoktur onların. Sade, duru, doğal, gerçekçi film.






Hokkabaz

Cem Yılmaz, 2006

Cem Yılmaz’dan hoş bir duygusal dram. Konu yumuşak, biraz hüzünlü, biraz komik ve alçakgönüllü. Kendini bir sihirbaz sanan ama çok da yetenekli olmayan bir hokkabaz, yardımcısı, babası, yola çıkarlar. Şehir şehir gezip gösteri yaparlar. Hem işlerinde hem de aralarındaki ilişkilerde çok da başarılı olamazlar. Sevimli, yumuşak, iddiasız bir film. İzlemesi keyifli.







Fasulye

Bora Tekay, 2000

Bülent Kayabaş, Burak Sergen

Sinemamızın unutulmaz komedilerinden. Film adeta bir espri bombası. Kara mizah. Bir tür mafya komedisi ayrıca. Bütün oyuncular eğlenceli. Bir dolu olay olsa da önemli olan o anlar ve espriler. Genç bir adam şehre giderken bir kiralık katile rastlar. Katil de yaptığı işin parasını almaya gidiyordur. Katil parasını alamaz. Katili kiralayan işadamı, katil, başkaları ve genç çocuk birbirine girer. Genç kaçar, onu kovalarlar. Bir evde hepsi bir araya gelir. Filmin konusu ve kurgusundan çok oyuncular ve komiklikler önemli. Tam absürt komedi.

26 Eylül 2019 Perşembe

En Sevdiğim Filmler





Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi

Mehmet Eryılmaz, 2008

Zümrüt Erkin, Ahu Sıla Bayer

Trakya’da bir panayırda yaşanan bir aşk hikayesi. Civardaki inşaatta çalışan bir işçi ile bir panayır şarkıcısı birbirlerini severler. Ancak, panayırdaki zor yaşam koşullarında bir aşkı yürütmek çok zordur. Gerçekçi, doğal film, biraz da hüzünlü. Artık yok olmakta olan yerel ve gezginci panayırların anlatılması da çok iyi bir düşünce. Kaybolan bir kültürde kaybolan insanlar ve aşklar. Bir belge gibi ayrıca bu önemli film. Oyunculuklar da iyi.







Uzak İhtimal

Mehmet Fazıl Coşkun, 2009

Nadir Sarıbacak, Görkem Yeltan

Musa adlı bir genç müezzin ile Clara adlı bir rahibenin yakınlaşması bir uzak ihtimal gibi gözüküyor haliyle. İstanbul’da aynı mahallede yaşayan ve çalışan bu ikili birbirlerine yakınlaşırlar, konuşurlar. Birbirlerine aşık olurlar. Ancak ileri gitmeleri zordur. İkisi de çekinmektedir. Birbirlerine saygılı, hoşgörülüdürler. Ancak işte çevre, farklı dinler bu ikilinin görüşüp belki de evlenmelerini somut bir tepki olmasa da engeller. İki kişi de zaten içlerinde bu ilişkiyi tam sindiremezler. İki oyuncu da çok iyi bu arada.


(Not: Daha önce seçme filmler, en iyi filmler listeleri yapmıştım. İzleyip bloga yazdığım yaklaşık 1500 film arasından. Bundan sonra da en sevdiklerimi yazıcam. Eskilerden, yenilerden)

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Şiirlerim 5






Yılbaşı Çiçeği

kar saçlı büyük babaannem
eline aldı serkisof saatini büyükdedemin
dışarda kar yağarken
yılbaşı gecesi


iç geçirdi
tombalayı hatırladı
soba başında oynadıkları
hep teke kalırdı dedem
ama büyükdedem kazanırdı


piştide de hep yenilirdi dedem
büyükdedem beş pişti yaptığında
olmaz der kalkardı yerinden sinirle
tavlada da hep yenilirdi
kestane pişerken sobanın üstünde


birinci çinko dedi büyük babaannem
kendi kendine gözü yaşlı gülümserken
dolmaları bitirme dedi başını kaldırıp boşluğa
sobanın kömürünü değiştirsenize


döndü sonra oğlunun torununa
şu tığımı versene cemile kızım

9 Temmuz 2019 Salı

Şiirlerim 4






İSTASYON

Her sonbaharda
Bu istasyonda
Seni hatırlarım

Hafta başı okula gittiğimiz
Cuma akşamları döndüğümüz

Geç kalışların
Bekleyişlerim
Özlem ve buluşma noktası

Yine bu istasyonda son kez görmüştüm seni
Ayrıldıktan sonra
Gizlice gelip izlemiştim sen tren bileti alırken

Sen de bakmıştın o ağaca tam trene binerken
Hep altında beklediğimiz
Yaprakları avuçladığımız

İşte yapraklar aynı
Ağaç yerinde duruyor
İstasyon aynı
Tren bile aynı

Ama sen dönmüyorsun

18 Haziran 2019 Salı

Şiirlerim 3

                                                                             

   




DALGA

dalga çarptı kıyıya
ıslanmamak için kaçtım
ama ıslanmadan nasıl karışacaktım hayata
belki de bu dalga bir uyarıydı

ıslanmadan nasıl severiz dünyayı
karışmazsak suya denize
yanarız canlı canlı

o anki doğal halinle gireceksin suya
üstünü değiştirmeden düşünmeden
hazırlık yapmadan hayata

bak sular yükseliyor yine
hadi atla denize dalgaların üstüne
su nereye götürürse git oraya
zaten böyle değil mi hayatımız

hayatı anlamak kolay olmasa da
yüzmek kolay