Doktorlar kollarımdan yakaladılar. Kaçmaya çalıştım. İzin vermediler. Kemiklerin senin değil, sana yanlış vermişler, onları çıkarmamız lazım dediler. Bana bunlar yerine balık kemiği takacaklar, sonra da suya atacaklar.
Delirdiniz mi dedim, yüzme bilmiyorum, boğulurum. Çok sinirlendim. Kemiğe değil de suya daha çok sinirlendim nedense, tek sorunum buymuş gibi. Ama beni dinlemediler. Onlar beni çekiştirirken uyandım neyse ki.
………………
Yeni taşındığım evde eşyaları düzenlemeyi bitirdim. Kuzenlerim var iki tane, erkek kardeşler, hiperaktif ve kavga dövüş küfür seven çocuklardı küçükken. O küçüklük halleriyle gördüm onları, ziyaretime geldiler. Asla laf dinlemeyen belalı çocuklardı. Üzerimden aşağıya, cam silmek için kullandığım, su kovasını devirdiler. Yeni temizlediğim yerleri çamur ettiler. Her yeri dağıttılar ve bir şeyleri parçaladılar. Alaylı konuşup dalga geçtiler bir yandan da.
Sinir krizi geçirdim valla. Dur diyordum hiç durmadılar. En son kendimi odaya kilitlemek istedim. Bu sefer de kapıya dayandılar beni gıcık etmek için. Sinirden ağlarken uyandım.
…………..
Birkaç melek grup halinde uçmaya başladık. Bir ekibiz ya bize görev verilmişti. Her meleğin görevi ve misyonu farklıydı.
Ben yeni bir melektim, düzgün uçmayı beceremiyordum. O yüzden gidip bir ağaca çarptım ve orada asılı kaldım. Kanatlarım dallara takılı kaldı, kuş gibi çırpındım. Kimse de beni indirmedi, beni bırakıp gittiler, arkalarından seslendim durdum, hiçbiri umursamadı. Belki de bana bir şeyler öğretmek istiyorlardı, sınav gibi.