4 Mayıs 2024 Cumartesi

BLOGLARI CANLANDIRMA PROJESİ 4


Blogları Canlandırma Projesi etkinliğimiz devam ediyor. Nisan ayı temalarımız bilimkurgu, fantastik, fantezi, doğa, bahar idi. Bol seçenekli yapıyoruz temaları. Bu ay da seçenek çok idi.

Bu kez de bir fantastik Çin dizisi seçtim. En sevdiğim diziler arasına girdi. Çinlilerin masal dünyası çok zengin oluyor.


LOVE BETWEEN FAIRY AND DEVIL

2022 yılı fantastik Çin dizisi. Periler, şeytanlar, büyü, aşk konulu.

Şeytan rolünde Dylan Wang, çiçek perisi, orkide perisi rolünde Yu Shuxin. Oğlan yakışıklı, kız güzel, şirin. Masum peri, şeytan prensi yola getiriyor.

Çin mitolojisi ile Güzel ve Çirkin masalının birleşimi. Çinliler mitoloji, efsane, masal, fantezi düşkünü. Bu dizi de bunun mükemmel bir örneği. Yönetmen diziye başlamadan önce dört yıl hazırlık yapmış. 

Dizi bulutlu, dumanlı sanki, peri dünyası, anime gibi, masal gibi görüntüler. Hayranlıkla izleniyor. İki başrol birbirine o kadar yakışmışlar ki sanki ikisi de gerçekten yüzyıllardır peri ve şeytan.

Dizi, bir kitap uyarlaması. Yazar, Jiu Lu Fei Xiang. Kitapları, The Devil and the Orchid, Love Story of the Dragon and the Fairy. Zıtlıkların aşkını yazıyor. İyi ile kötünün aşkını.

Şeker gibi bir peri, bir orkide perisi, henüz genç sayılır perilikte, deneyimi az, yetenekleri şimdilik düşük, perilik düzeninde de düşük seviyede bir peri. Bir gün bir tesadüf eseri yüzyıllardır uyuyan bir iblisi uyandırıyor. Peri ile iblisin kralllıkları da birbiri ile savaş halinde. Bu ikisi birbirlerine de aşık olunca savaşı da önlemeye çalışırlar. İblisi durdurmak zordur tabii.

Uçmalar, canavarlar, ejderhalar, büyüler, dövüşler, her şey var. İzlemeye doyum olmuyor.

Not:4/4

2 Mayıs 2024 Perşembe

BEBEK MENÜSÜ

 



Ah yaaa ne güzelsin sen, annen seni bomba gibi doğurmuş, ay annen senin terörist mi yoksa, yoksa annen atom mühendisi mi, sen atom bombası olmayasın.

Her zaman senin gibi güzel bebek göremiyoruz sokaklarda. Dur seninle selfie çekinelim, çekinme kız nolcak selfiden, utangaç olma bu gadan.

Altına şey dicem. Böyle bir yeğene sahip olmak. Yerim ben seni, yerim bu puding gibi bebeği.

Kimin altına dicen? Bebeğin altına dicem. Bak altını değiştirme zamanı da gelmiş.

Altına mı dicen? Ya sen altınla konuşabiliyor musun ki? Sorsana daha ne kadar yükselcen de!

Ya annesi, şu telefonu alıp bizi habersiz gibi çeksene. Ama dur bebek de dudağını büzsün önce. Ama güzel çek, fazlalı güzel olsun, en fenalı güzel.

Ay ufacık bebek ama ne şirin, gülüyor bir de, şimdiki bebekleri böyle minik mi yapıyorlar, seri üretim mi bu yoksa ekonomik boy mu bu?

Ay bu bebişin üzerine ketçap mayonez döküp yesek ya! Ketçap mayonez olsun mu? Yok yok ketçap mayonez olmasın, ketçap ketçaplığı ile kalsın, mayonez de mayonez olarak kalsın. Ketçap neden mayonez olsun ki?

Hadi güzel bebek şimdi dilini çıkar ama resim çekiniyoruz, çok çekingeniz ya, sonra zafer işareti yapıcaz, bak bebek şimdi saçlarımızı geriye atıcaz, havalı olcaz, selfi çekicez, çok güzelsiniz dicekler, foto çekenin becerisi dicez, maksat foto olsun.

Fotosunu çekmedikten sonra yemek yemenin, gezmenin, bebek sevmenin ne anlamı var ama değil mi? Ay yaa burlarda bir ayna yok mu? Onun önünde de çekilelim. Dur herkesi etiketleyim. Yoksa kızıyorlar.

27 Nisan 2024 Cumartesi

DAISY JONES AND THE SIX



DAISY JONES AND THE SIX

Taylor Jenkins Reid

Ballantine/Random House Publishing, 375 sayfa

Daisy Jones and the Six bir biyografi romanı. Bir müzik grubunun hikayesi. Günümüze dek gelen bir pop rock/folk rock grubunun 1970’li yıllardaki kuruluş, yükselme, gerileme dönemleri.

Roman, röportaj tarzında yazılmış. Grup üyeleri anlatıyor, günümüzden bakıp geçmişi anlatıyorlar, yapımcılar, hayranları, aileleri, arkadaşları hepsi grubun en heyecanlı dönemlerini hatırlıyorlar.

The Six, altı kişiden oluşan bir grup. Grubun lideri, gitarist ve şarkıcı Bill Dunne. Grubu sürükleyen çekici kişiliklerden. Daisy Jones ise müzik dünyasında yeni parlayan yıldızlardan. Yetenekli, plansız, biraz çılgın.

Bu ikisi de o dönem Amerikan/İngiliz müzisyenlerinde yaygın olan uyuşturucu, alkol etkisindeler ancak bu durum onların müziğini etkilemiyor çünkü ikisi de doğuştan yıldız müzisyen.

Daisy Jones da bu gruba katılıyor ve yedi kişi oluyorlar, albümler çıkarmaya başlıyorlar, single’lar, doğal olarak bir anda ünleniyorlar A.B.D.’de. Konser turnelerine çıkıyorlar. İkisi de, diğer grup üyeleri de şarkı besteleyip yazıyorlar. Haliyle aralarında anlaşmazlıklar çıkıyor ancak çok başarılı oldukları için çözülemeyen sorunları olmuyor.

Kitabın sonunda albümlerindeki şarkıların sözleri de bulunuyor. Sonlara doğru şaşırtmacalar, sürprizler de var.

Rahat okunan, ilgi çekici, başarılı bir roman.

Taylor Jenkins Reid, bütün romanları liste başı olan bir Amerikalı yazar. Bizde romanlarını Yabancı Yayınları basıyor. Yabancı Yayınları, kitap seçiminde çok başarılı. İyi yazarlar her zaman. Jaguar ve Siren Yayınları da öyle.

Not:4/4

DAISY JONES AND THE SIX, TV dizisi, 2023, A.B.D.

2023 yılında roman diziye uyarlandı. Dizi de roman gibi başarılı, eğlenceli. Kitap da dizi de yurtdışında çok tutuldu. Daisy Jones rolünde Riley Keough (Elvis’in torunu) ve Bill Dunne rolünde herkesin sevdiği Sam Claflin bulunuyor. Diziyi rock ve müzikseverler çok sevecektir.

Dizinin müzikleri de ünlendi. Şarkılar, roman, dizi artık efsane olmuş müzik gruplarından İngiliz/Amerikan grubu Fleetwood Mac’i andırıyor.

Not:4/4

Not: Romanı orijinal dilinde okudum ama Türkçesi de Yabancı Yayınlarında bulunmakta.

25 Nisan 2024 Perşembe

BAHAR ENERJİSİ

 



Masalları seviyoruz, peri masallarını seviyoruz. Gündelik yaşamda peri masalı gibi yaşamak isteriz.. Masallar gündelik yaşamı yumuşatıyor. Hayal kurduruyor. Gerçekleri de severiz tabii. Gerçek duyguları, içten, doğal insanları.

Eskiden insanlar camdan hayata bakarlarmış. Şimdi ise hayattan cama bakıyoruz. Pencereden sokağa, bahçeye bakarmış annelerimiz. Biz ise telefondan hayata bakıyoruz. Gerçek nerede oluyor şimdi, camda.

Sanat bilim gerçeğin peşinde koşarken bize hayal de kurduruyorlar. Aşk da hayal gibi. Onun da gerçeğini ister herkes. Gerçek yaşanmayan aşklar da bitiyor. Gerçek aşk diye de kandırıyoruz bazen kendimizi. Bazen de aşk gerçek oluyor ama yaşayanlar gerçekten hissetmiyor bunu. Onlar aşka aşık olduğu için. Hep gerçeği sevdiğimizi söylesek de hayali, masalı seçiyoruz.

İnsanı sanata bilime yazmaya iten çok neden var. Gerçek, iyi sanatçılar dünyadaki acıları gidermek istiyor, onlar duyarlı insanlar. Onlar da hayalleri peşinde koşuyorlar. Hayalleri, kurguları ile acıdan uzaklaştırıp bizleri mutlu görmek istiyorlar. Mutluluk her zaman için daha faydalı, verimli.

Geceleri ay ışığında hayal kurarız, gece daha gizemli. Mutluluk ise gündüzleri, güneşin enerjisi ile daha kolay. O zaman mutluluk mavi, pembe, beyaz bir duygu olmalı. Sıcak, parlak olmalı. Mutluluk Nisan olmalı. Gizem de Eylül.

21 Nisan 2024 Pazar

SEMPATİZAN




SEMPATİZAN

Mehmet Mez

Dark İstanbul Yayınları, 495 sayfa

1980 öncesi ülkemizdeki yaşamı anlatan bir anı romanı, bir politik roman. Bir 68 kuşağı romanı. Bir 47’liler romanı. Füruzan’ın aynı adlı romanında olduğu gibi 1960’larda 20 yaşlarında olan üniversiteli gençlerin asi zamanları. Düzene başkaldıranlar. Ülkemizdeki en önemli kuşak bu. Ülkemizin ileri gelen politikacıları, sanatçıları bu kuşaktan. 1960’larda dünyada Çiçek Çocukları dünyaya başkaldırırken, Paris’te, San Francisco’da komünler kurarken ülkemizde bu isyan benzer şekilde, sisteme başkaldırma şeklinde ortaya çıkıyor. Vietnam savaşına karşı çıkan gelişmiş ülke gençleri, bunu sokakları doldurarak ve müzikle göstermişler. Hair adlı film ve Woodstock festivali ile. Bizim ülkede ise bu isyan, sağ sol çatışması ile ortaya çıkıyor.

Romanın kahramanı da 1960’larda üniversiteyi okuyor. Üniversitede sağ sol çatışmasına tanık oluyor. Okullarda silahlar, bombalar dönemi. Derslere askerlerle girenler dönemi. Kahramanımız o sıcak ortamda arada kalıyor. Sol eğilimli bir sempatizan o. Yani militan değil de sempatizan. Bir fikre sempati duyuyor, eylemci değil. Sürekli kendini sorguluyor, okuyor, öğreniyor, bazen kendine kızıyor, kendini eleştiriyor. Bir yandan da insanlar ölüyor. Her an dayak yiyebilir, çatışmanın içine düşebilir. İstanbul’da bitiriyor üniversiteyi. Evleniyor. Geçici işe giriyor, kitap pazarlaması. Politik bilinci olan bir çalışan olarak işyerindeki patronun iş yapma tarzı ona çok ters geliyor. Patronu bir avukat aynı zamanda ve düzenin adamı yani para kazanma derdinde. İş ve özel yaşamına İzmir’de devam ediyor.

Askere gidiyor, kızı oluyor. Askerlik onun için büyük bir tecrübe oluyor. Dönüşte bir iktisadi devlet kuruluşunda çalışmaya başlıyor. Orada iş yaşamını, iş yaşamında dönen siyası olayları görüyor. Fikirleri ile patronları arasında kalıyor. Bir yandan da ailesini doyurma çabasında. Hayatı dramlarla devam ediyor. Başına gelmedik kalmıyor iş yaşamında. Ülkemizde halen devam eden rüşvet, yolsuzluk girdabının içine sürükleniyor.

Yazarımızın başka kitapları da bulunmakta. Bu romanı otobiyografi tarzında. Kendi yaşamından yola çıkmış. Kahramanı sevmemek mümkün değil. Çok açık, dürüst anlatmış. Çok da sürükleyici. Türkçesi çok iyi. Kitap, yerel deyimlerle, deyişlerle dolu. Her duruma uygun bir yurdumuz atasözü var neredeyse. Bir İstanbul, İzmir romanı. İztanbul diyebiliriz. İzmir’in semtleri, sahilleri, pazarları, denize çıkan sokakları.

Yazarımızın bu romanın devamını da yazacağı çok belli oluyor. Ancak yazamamış. Romanda da sağlık sıkıntıları olduğu belli oluyor. Kitabının basıldığını görememiş. Basılmasını vasiyet etmiş. Okuması büyük keyif veren bu roman edebiyatımızın dev eserlerinden ve benzer konulu Bir Gün Tek Başına (Vedat Türkali) ve Yenişehirde Bir Öğle Vakti (Sevgi Sosyal) adlı romanları çağrıştırıyor.

Not:4/4

Not: Romanın yazarı, sevgili blog arkadaşlarımızdan Babaaannemin Saatli Maarif Takvimi’nin babası. Bu kitabı duyurmuştu bir ara. Yazısının linki: