18 Kasım 2021 Perşembe

KÖTÜLÜĞÜN KAYNAĞI

 




İnsan nötr doğar. Çevre onu şekillendirir. Deneyimlerden elde edilen özellikler olabilir. Kötülüğün kaynağı, insanın kendisi ama çevre etkisiyle. Çevreden kastım, sadece yaşadığı yer değil, aile de bir çevre. Açlık, yoksulluk, kötü yönetilen bir ülke, cehalet de çevre etkisi.

Doğuştan katil diye bir kavram yok, psikoloji konusu bu. Beyinde bir sorun vardır veya kötü bir aile. Seri katillerin beyinleri incelendiğinde onların beyin yapısının farklı olduğu çıkmış ortaya. Katil olmak için doğmuyorlar tabii. Beyinde birtakım hücreler bozuk oluyor ve beyin sıkıntıları saptanamadığı için büyürken doğru yetişmiyorlar.

Tabula Rasa var. Doğarken zihnimiz boştur, düşüncesi. Boş beyinle doğuyoruz. Sadece açlık duygusu var başta. Sadece yemek arıyoruz bir de anneden güven duygusu. Diğer duygular sonra keşfediliyor. Bazı duygular yeterince doyurulmazsa veya öğrenilemezse sorunlar çıkmaya başlar. İyiliği öğrenemeyen bir çocuk, şefkat, sevgi bilmeyen veya bunu algılayamayan bir çocuk kötülüğe yönelebilir. Çünkü kötü olmak kolay. Uyumlu olmak zor olabiliyor çocukken, topluma uyum göstermek de bir beceri çünkü.

Çocukken kimse hayvanların da canı olduğunu anlatmasa bize, karınca incitme demese, nerden bileceğiz! Adam öldürmek günah ve yasak diye korkunç bir şey diye bir kavram öğrenmesek, serbest olsa öldürmek. Canını sıkanı öldürsen, toplum o şekilde olsa, çocukken bunlar öğretilmese.

Ama ailemiz bize sevgiyi öğretir başta, yaşamın kutsallığını, karıncaların canı olduğunu öğreniriz. Seri katillerin bir çoğunun empati yapan kısmı yok beyinlerinde, bir çoğu da travmalı bir çocukluk geçirmişler. Birçoğu da iyi duyguları öğrenmeden büyüdüğü gibi cezalardan korkmama sebebiyle de istediğini yapabiliyor.

Ayna nöron diye bir şey var alnımıza yakın bir yerde. Aşırı empati yapan insanlarda çok fazla imiş bu nöron sayısı. Araştırılan seri katillerde bu yokmuş, şaşırtıcı. Karşıdaki kişinin acı çektiğini anlayamıyorlarmış. Hatta bazı seri katiller kendilerine de zarar veriyor, hiç acı çekmeden. Bazı insanlarda ise derimizde acıyı hissetmemizi sağlayan sinir hücreleri olmuyor.

O yüzden kolu kesilse canı acımıyor ve başkasında da acı çeker diye algılamıyorlar, bilmediklerinden. Bunlar tabii hastalık veya beyin hasarı nedeniyle oluyor. Ama sevgisiz ve travmalı olarak büyüyünce kötülüğe eğilimi olanlar daha çok bu dünyada.

Urartularda çocuk kurban etmek normaldi, kültürleri bu idi, hiç kimse çocuğunu kurban olarak verirken acı çekmiyordu. O toplumda olsak buna kötülük diyemezdik. Toplum öyleydi ve bunu öğrenerek büyüyorlardı. Bu da çevre etkisi.

52 yorum:

  1. Enstantaneler enteresan hihi.

    YanıtlaSil
  2. Ilginç bilgiler ama güzel ve bilgilendirici.Ayna nöron yeni duydum,ben de fazla olması ihtimâli yüksek:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gülten.

      eveey tabii olabiler sende çok :)

      Sil
  3. 2. Abdülhamid han hazretlerinin böyle şeylere merakı varmış. Okuduğu bir kitapta katillerin ellerinin farklı olduğunu, baş parmaklarının işaret parmaklarının 2. boğumundan uzun olduğunu okumuş. Ve bunun hapishanedeki suçlularda araştırılmasını istemiş. Bana da çok ilginç gelmişti bu bilgi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müfred.

      eveet o polisiye meraklısı imiş :)

      Sil
  4. James Fallon adında bir sinirbilimci var , biliyorsundur hikayeyi belki deep :) psikopatça eğilimler ve beyin arasında ilişkiyi araştırırken, aklına nerden düşüyorsa kendi beynini de karşılaştırmak istemiş ve aldığı sonuç baya ilginç. Sahip olduğu beyin, psikopatça eğilimleri gösteren beyinlerle aynı. Hatta aile üyelerini falan da incelemiş, bir kendisi çıkmış :)Sosyal yaşamda büyük sorunlara sebep olabilecek irade, ahlak, empati gibi alanların hasarlı olduğu kısım. Diğerleri gibi bu eğilimleri neden icraata dökmediği konusunda ise ailesi tarafından sevildiğini, güzel bir çevrede büyüdüğünü falan dile getirmiş. Yani çevre çok çok çok önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vakti dem.

      oyyy o zamansa aile, sevgi ne kadar önemliii :)

      Sil
  5. Bu tür yazılara bayılıyorum. Ağaç Ev Sohbetlerinin ikinci perdesi gibi olmuş:) İnsan nötr doğar konusunda birkaç yıl öncesine kadar seninle aynı fikirdeydim. Ama şimdi pek o kadar emin değilim. Çünkü aynı zamanda aynı ortamda yetişen ikiz çocukların karakterleri bile farklı olabiliyor. Artık insanın davranış biçimini ve karakter özelliklerini iki ana nedene dayandırıyorum. Bunlardan birincisi doğuştan gelen faktörler; bunlar genetik ve içgüdüsel olabilir. İkincisi çevresel faktörler; bunlar çevremizde bulunan canlı ya da cansız her şeyi kapsar. Zamanı da bu kategoride değerlendirmek gerekir. İlk kategoride bahsettiğim yaşama dürtüsü, ölmemek için öldürmek şeklinde dahi tezahür edebilir. Bu özellik insanların yanı sıra hayvanlarda da bulunur. Güçlü olan (insanlar için sadece fiziki güçten bahsetmiyorum) her zaman kazanır.

    Üniversitede non-technical elective iki seçmeli dersimden biri psikolojiydi. Tabula Rasa sözcüğünü ilk kez o derste duymuştum, muhtemelen o zamanlar sen henüz dünyaya gözlerini açmamışsındır:) Blogumda Tabula Rasa başlığı altında bir de yazı paylaşmıştım yıllar önce. Bu görüşe göre insan doğduğunda yoğrulmamış bir hamur gibidir. Çevre onu farklı biçimlerde şekillendirir. Beni yıllarca etkileyen bir iddiaydı bu. Aksini savunanlar da vardı elbette. Artık hem doğuştan gelen hem de çevre faktörlerinin insan davranışları ve karakter yapısı üzerinde etkili olduğunu düşünmekteyim.

    Psikolojik rahatsızlıkların insan davranışına etkisi vardır elbette. Bu konudaki tartışmalara uzağım. Bilim insan davranışlarını tam olarak anlamaktan hâlâ çok uzak bence. Diğer taraftan sağlıklı kişiler arasında kötü davranışlar sergileyen ya da kötü karaktere sahip insanların bütün sorumluluğunu aileye yüklemek sanırım doğru değil. Etkisi yoktur diyemem ama tamamen aileden kaynaklı olduğunu da sanmıyorum. Yukarıda "zaman" kavramına değinmiştim. Aynı aileden büyük çocuk zenginlik içinde, uygun şartlarda çocukluğunu geçirmiş olabilir, fakat daha sonra ailenin durumu bozulmuş küçük çocuk aynı imkânlara sahip olamamıştır. Bu iki çocuğun ailesi aynı olsa bile zaman içinde değişen koşullar nedeniyle davranış özellikleri, karakter yapıları muhtemelen farklı olacaktır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaplan diary.

      o zamansa genetik, içgüdü, çevre, pekuu :)

      Sil
  6. Kötülüğün pek çok kaynağı var Deep. Sen de bunları çok çarpıcı bir şekilde özetlemişsin. İlginç bilgiler var yazında. İnsanı kötülüğe iten en önemli etkenlerden biri de sevgisizlik bence. Ne de güzel duadır değil mi:Allah iyilerle karşılaştırsın 🙏🤚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yıldız.

      sevgisizlik evet evet :) aman valla sahiden de iyiler çıksın karşımıza :)

      Sil
  7. Son paragrafta bahsettiğin mevzu çok şey anlatıyor aslında. Demek ki iyi ya da kötü toplumun koyduğu etiketler işte. Toplamadan topluma değişiyor her şey. İnsan doğarken nötr demişsin, o nötrlüğün içinde her şey ş yapabilme potansiyeli var işte. Yapılan şeyler iyi ya da kötü değil temelde. O şeylerin iyi ya da kötü olduğuna karar verenler toplumlar. Yurt dışında 16 yaşından hatta artık 12 yaşından itibaren cinsel hayatı oluyor gençlerin ve aileler bundan haberdar oluyor ve kızlarını / oğullarını korumaları konusunda eğitiyor. Okullarda veriliyor korunma yöntemleri ile ilgili dersler ve hatta prezervatif kullanımı da yine öğretmenler tarafından öğretiliyor. Ama bu bizim ülkemizde olsa için skandal olur. Bunu onaylayanları taşlarlar. Mr. Kaplan'ın da vurguladığı gibi en temel kriter canlı yaşamına kastetmemek ve temel haklara aykırı davranmamak. Gerisi için tek bir tanım, tek bir değerlendirme yapmak çok zor. Kötülüğün kaynağını belirlemek için önce "kötülük" tanımı netleşmeli ki bu konuda evrensel bir uzlaşı sağlamak da zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. manxcat.

      abd de 9 yaşa doğru gidiyor anne olma yaşı.

      Sil
  8. ben, Tabula Rasa'cı değilim. bazı bilgilerin insanda doğuştan olduğuna inanıyorum. özelliklede temel ahlaki değerlerin, biz buna asgari insan olma değerleri diyoruz şimdi. insan olandan beklediğimiz davranışlar var ya. insanlık bunu gerektirir, deriz hani. o değerler bence doğuştan. insan doğuştan kötü değildir. bugün bazı psıkologlar saldırganlığın altında biyolojik eğilimlerin de olabileceğini söylüyor fakat insan komplike bir varlık. yani doğuştan saldırganlığa eğilimi var diye sokak ortasında bir insanı samuray kılıcı ile biçmez. bunun altında sosyolojik pek çok etken vardır. sosyal kurumların bir yada bir kaçının görevini yerine getirmemesi vardır. başta söylediğimle çeliştiğimi düşünebilirsiniz ama ben insanın doğuşta iyi bir yaratılışa sahip olduğunu düşünüyorum. ama yine dediğim gibi komplike varlıklarız. bizi etkileyen pek çok unsur var. işte bu unsurlardan sebep fıtrattan uzaklaşıyoruz, uzaklaştıkça da hata yapıyoruz bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mavilale.

      değerler doğuşta var o zaman peki, genetik kodlama oluyor o zaman bunlar :) insanın yaratılışta, doğduğunda ben de iyi olarak doğduğuna inanıyorum sanırım :)

      Sil
  9. Ayna nöron bende fazlasıyla var o zaman. Kötülük çocukluktan edinilen bir kötü huy gibi. Ne yaşarsan ayna olarak onu yansıtıyorsun aslında. Kötü ebeveynlerin varsa ileride sende kötü insan ya da sorunları olan bir insan oluyorsun. Ama insan olmak içinde sevgi beslemek bende kişinin kendinde geliştirebildiği bir özellik. Onca zulme rağmen içinde delice sevgi besleyen insanlarda tanıdım. Bazen seçimler doğrultusunda ilerliyor sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dada.

      evet zor büyüyen insanların her şeye rağmen sevgiyi seçmesi onların yaşamını düzeltir herhaldesi :)

      Sil
  10. Ekşi Şeyler'de "Bebeklerin daha 6 aylıkken iyi ile kötüyü ayırt edebilmesi" ​başlıklı bu konuya referans olabilecek Yale Üniversitesi'nin 2007 yılında yapmış olduğu bir çalışmayı okumuştum. Sonuçlar çok enteresan.
    Ulaşılan sonucu alıntılamak gerekirse;
    'Profesör Paul Bloom, yaptığı araştırma hakkinda: "bu bulgular, bebeklerde etik değerin daha hayatlarinin başında var olduğunun gözlemlendiğini" ifade etti.
    "iyi ve kötü algısının (diğer canlılardan farklı olarak) insan bedenine yerleşik olduğunu" da ekledi.'
    İlgili deneyi üç aylık bebekler üzerinde de denemişler ve aynı bulgularla karşılaşmışlar. Konuya ilgisi olanlar mutlaka okumalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük kara balık.

      hımm, evet, çok önemliymiş bu, demekki insanın genlerinde var bu özellik, etik değerler, iyi kötü algısı o zamansa yüzyıllar süren insan yaşamı sonunda bedene, beyine yerleşiyor, belki de adem havvadan beri vardır bu özellik.

      Sil
  11. Derin Yıldızın yaptığı mime katıldım fakat okuma listesinde görünmüyorum ben galiba:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gülten.

      belki blogunun teması ile ilgilidir yaa.

      Sil
  12. İlginç bir bilinç evresine yoğurma süreci bu yaşadığın. İnsan hiçtir, insanlığın tanımının olmadığı anlarda. Aslında her şey yoktur. Dinler, kültür ve oluşumlar. İnsanın kendisi durumun içinde var eder bunu. Doğa şiddetten kaçar. Eldeki tek gerçek belki de. Bu nedenle insan gibi farkındalığı olmayan canlılar da şiddete saldırganlık gösterir. Dünyada en kötü şey insandır çünkü kendini tanımlayıp her şeyi kendine yorumlayan egoist pislikten öteye geçemez. Aslında insan kendi doğasıyla kendi yarattığı doğa arasında sıkışıp kalmış bir çelişkidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. serkan aydemir.

      insan doğası o zaman doğa için zararlı :)

      Sil
  13. İnsanların kötü olmasında çevre ve aile faktörlerinin etkisi olduğuna katılıyorum. Sevgisiz büyüyen çocuklar mutlaka sorunlu oluyor diye düşünüyorum.Aynı şekilde fazla sevgi ve ilgi ile şımartılmış olanlarda. Fazla derin bir konu , kendimizi çok iyi bilirken,farkında olmadan bir başkasına kötülük yapıyor/yapmış bile olabiliriz.
    Seri katil olanların ise hasta olduğunu ,yapısal farkları olduğunu, farklı canlılar olduğunu düşünüyorum.Can almak ,can yakmak başka bir boyut.Kötü başka onlar başka gibi geliyor.Kötünün kötüsü,beter bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mehtap.

      eveet onlarda vicdan dıuygusu olmuyor, cinayete gülebiliyor :)

      Sil
  14. Çok ilginç bir konu gerçekten, eline sağlık Deepcim çok güzel yazmışsın, bu konu bana Kevin Hakkında Konuşmalıyız filmini hatırlattı

    YanıtlaSil
  15. Merhabalar.
    Kötülüğün kaynağı konulu yazınızı okudum. "Tabula Rasa" ve "Ayna Nöron" gibi farklı kavramlar öğrendim. Kötülüğün kaynağının tespiti ile ilgili epeyce araştırmalar yapıldığı muhakkaktır. Yazınzıdan anladığıma göre, hem beyin yapısından, hem de aile ve çevreden aldığı eğitim ve alışkanlıklar sonucu insan, hem iyi hem de kötü insan olabiliyor.

    Benim içimde hem iyiliğin, hem de kötülüğün kaynağı mevcuttur. Ama ben kötülükten ziyade iyilik yapmayı seviyorum. Karşımdaki insanı mutlu ettiğim zaman ben de mutlu oluyorum.

    Ama bazen iyi dediğimiz insanlar kendilerin kaybedince merhametsizleşiyor ve vicdani duygularını bastırarak küçük ölçekli de olsa kötülük yapabiliyor. Aslında bunun adına kötülük değil de karşıdaki insanın hak ettiği davranışta bulunmak da diyebiliriz.

    Aslında konu çok detaylı ve bilimsel bir konu olduğu için burada paylaştıklarımız, hepimizin bu zaman kadar yaşadığı ve gördüğü hayat tecrübeleri sonucu elde edilen bulgular ve tespitlerdir.

    İrdelenmesi gereken böyle hassas bir konuyu kaleme alarak bizlerle paylaştığınız için, emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Tüm kötülüklerden uzak bir yaşam dilerim.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. recep altun.

      bencesi de insanları mutlu ederek mutlu olmak çok keyifli :)

      Sil
  16. Boş bir levha olarak dünyaya gelip iyiyi kötüyü öğrendiğimizi varsaysak bile bazıları kötüyü daha iyi öğreniyor:)

    YanıtlaSil
  17. Aslında travmalar anne karnında başlıyor. Anne hamilelikte sinir stres altındaysa bebekte de sonraki yıllarda huzursuzluk ya da çeşitli hastalıklar başlıyor. Yani bunlar iddia ediliyor, doğru gibi de geliyor bana.
    Çevre ve kaliteli eğitim önemli. Tabi eğitimciler de gerçekten donanımlı olmalı ki anlamı olsun. Toptan toplum eğitilmedikçe bir şeylerin değişimi zor.
    Geçmişte sorun yaşadığı halde aklı başında olan, düzgün davranan insan da çok. Yani çık kolay değil insanın neye göre kötü olduğunu belirlemek.
    Deep konuyu okuyunca aklıma hemen Monster animesi geldi. Oradaki iki karakter çok ilgi çekiciydi. Biri ne kadar kafadındaki olumsuz planı hayata geçirmeye çalışsa da bir türlü yapamazken, diğeri çocukluktan psikopatlığa başlamıştı. İkinci karakteri kötülüğe iten tam olarak neydi ve kötülük yaparken bu kadar iyi oyuncu olmayı, soğukkanlılığı nasıl başarıyordu? Onun dürtüsü öfke ya da intikam da değildi, kafa yapısı çok farklı boyuttaydı. Üstünden zaman geçsin tekrar izlemek istiyorum hatta. İzlersen bu konuda sohbet etmek isterdim senle. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygu emanet.

      hımm bir de o var yaa evet, hamilelik dönemi de önemli tabii :) evet insan kötülük görse de iyiyi, sevgiyi seçebilir de mi :) monster tamam izliycem :) ikinci karakter evet fenaymış, kötü doğmuş olabilir o :) ilki de iyi doğmuş gibi :) izlerim hıhıms konuşuruz tabisi :)

      Sil
    2. İkinci fena evet ya, o kadar karakter gördüm bunu çözemedim. Sesi bile insanı geriyor. :)) Nette yorumlarda biri "bu istese 3.Dünya savaşını da çıkarır" gibisinden bir şey yazmıştı, gülmüştüm. :)

      Sil
    3. duygu emanet.

      eveeey olabilir sahiden deee :)

      Sil
  18. Bilgiler çok ilginç kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  19. aşırı empatiklerde nöron sayısı fazlaymış demek hımmm iyiymiş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. düş tasarımcısı.

      öyleymiş hıhıms :)

      Sil
  20. Çok karışık bu işler. Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
  21. Yazının ilk paragrafını okuyunca aklıma istemsizce John Locke, Piaget ve Vygotsky geldi. :)
    İlerleyen paragrafta tabula rasa ile karşılaşınca yazının psikoloji ile ilgili olduğunu fark etmeye başladım.
    Aslında şu anki kişiliğimizin, olduğumuz halin şekillendiği evre çocukluk dönemimiz. 0-6 yaş dönemi çok önemli ve kritik. Senin de bahsettiğin gibi ailenin ve çevremizin rolü bu dönemde büyük bir önem taşıyor. Çünkü çocuk gördüklerini hem zihnine kaydediyor hem de taklit etmeye başlıyor. Bence ülkemizde ebeveyn olmadan önce eğitim mecbur kılınmalı ve çocuk dünyaya geldikten sonra da ailenin çocuk üzerindeki bakımı, eğitimi gözlemlenmeli.
    Ayna nöronları da duymuştum. Çok ilgi çekici konular.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir pembesever.

      locke un düşünceleri eveet, piaget, eğitim eveet :) sıfır altı yaş en önemli dönemimizmiş de mi evet yaa :) ebeveynkik sınavı olsun ivit :)

      Sil
  22. İncognito'da neredeyse her şeyi beyin kimyasına bağlıyordu. Beyin kimyası bence de çok önemli ama sadece suçluların beyin kimyasına bakıp da bana bir sonuç veremiyorlar suçsuzların beyin kimyasına da bakmak gerekiyor. Ve fakat bir kadın olarak vücut kimyasının sürekli değişimiyle ruh hali ve kişiliğin değişebildiğini çok güzel deneyimleyebiliyorum.

    Aile, evet çok önemli ama öncelik kişilikte sanırım. Birbirinden tamamıyla farklı iki oğul yetiştirdiğim için bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Aile ortamı tabii ki etkili ama kişilik %70 se ortam %30 gibi gibi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. handan.

      beyin kimyası, suçluların, suçsuzların, hımms pekii :) kişilik o zaman doğuştan gelen özellikler daha önemli diyorsun, çevre ikinci derecede, pekii :)

      Sil
  23. Bu konu bu haftanın Ağaç Ev Sohbetlerinin de konusuydu yanlış hatırlamıyorsam. Veya çok benzer bir konuydu o da. Bu nedenle bu konuyu haftanın ilk günlerinde düşünmüştüm. Ben de hemen hemen senin gibi düşünüyorum. Kötülük de öğrenilen bir şey. Tabi beyinde bir hasar falan yoksa. Çevre tarafından, çocuğun içinde yetiştiği toplum, kültür, öğretiler, insanlar, artık her neyse bunlar tarafından öğrenilen durumlar bunlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilkay.

      evet o ayni konu, doyamadım da konuyaa :) evet evet kötülük insanın hayatında zaman içinde ortaya çıkıyor gibi görünüyor :)

      Sil
  24. Kötülük gerçekten çok kolay bir yol ama geçen Good Place izliyordum şuna benzer bir replik geçti" Kötülük yaparken içimdeki ses susmuyor. Bu doğru değil bu doğru değil o yüzden artık doğruyu seçiyorum ve içim huzurlu" bence kötülük yapan insanlar hep huzursuz. Huzursuzlukları artıkça daha da kötüleşiyor olabilirler. Birileri onlara içlerindeki sesi bu şekilde susturabileceklerini ogretebilse keşke. Hastalıklar ve travmalar hariç tabii (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük dünya.

      evet öyle olsa iyi olur tabii. good place ne güzel dizi bu arada :)

      Sil
  25. Bence insan nötr doğmuyor. Zaten 7 ceddimizin genlerinden beslenirken nasıl nötr doğabiliriz ki :P Olsa olsa küçük insan zamanlarımızda aklımızdan geçenlere içimizdeki dürtüye nasıl karşılık vereceğimizi bilmiyoruzdur, büyüyünce de iş işten geçmiş oluyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bloglu yorum.

      pekiiii güzel yoruuum buuuu :)

      Sil