14 Ekim 2022 Cuma

KELİME OYUNU 98




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Beş kelime veriyoruz, bu beş kelimenin de içinde olduğu öykü şiir deneme benzeri bir yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes beş kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: Korkunç/Güneş/Akın/Dakika/Ateş/

VAİNA 17

"Korkarım sadece kendin için değil hepimiz için korkunç bir şeylerin başlamasına sebep olmuşsun..." Şifacı kötücül konulardan konuşulmaya başlandığı için bir tütsü yakmış ve gecenin içinde dolaşan gölgelerden sakınmak için pencereleri sıkıca kapatmıştı. Yüzündeki kırışıklıklar ciddi bir ifadeye bürünmüş ve sesini oldukça alçaltmıştı. Sanki bulundukları alanı onlarla paylaşan hayaletler varmış da onları duyabilirlermiş gibi davranıyordu. "Büyük büyükannem atalarından kalma hikayeler anlatırdı ve çoğu kişi bunlara inanmasa da biz hepsinin gerçek olduğunun farkındaydık. Güneş ülkesi dünyanın öbür ucunda olduğu için gerçekte nasıl bir yerdir bilemem. Atalarım onlarla çok çok eskiden ticaret ve eğitim için bağlantılar kurmuşlardı. Fakat belki de çocukluğumdan beri oradan kimsenin bu taraflara geldiğini duymadım. Çoğu insan için Güneş insanları sıradan birer insan ve orası da sıradan bir ülkedir. Fakat ailemden bana aktarılan anılar ve hikayeler orada büyü yeteneği olan insanların bulunduğunu anlatır. Benim şifa yeteneğimden çok çok başka çok kuvvetli ve istenirse karanlık bir yöne bile gidebilecek, kimsenin aklının ermediği güçleri vardır. Tüm dünya içinde böylesine özellikler barından pek fazla bir topluluk olmadığını düşünürsek yeteneklerini kötü amaçlarla kullanmadıkları ve sıradan bir hayat sürmeye çalıştıkları için şanslıyız. O kadar sıradan yaşarlar ki haklarındaki gerçekleri dışarıdan kimse bilemez. Karanlık büyü ve kötü varlıklarla savaşan askeri bir grupları olduğunu da işitmiştim ama onlardan birinin buralara geleceğini hiç düşünmezdim. Onlar kadar çok olmasa da bazen başka yerlerde yine büyü gücü olan kişiler ortaya çıkabiliyor ve bunların içinden bazıları kötü bir kalbe sahip olabiliyor. Büyükannem Güneş avcılarının bu kötü niyetli kişileri bulup cezalandırdığını veya güçlerini mühürlediğini anlatırdı. Bazen de karanlık ruhların bir yolunu bulup yaşayanların dünyasına akın ettiği korkunç zamanlar olduğu ve yine Güneş insanlarının bu zamanlarda insanlar için savaştığı söylenirdi. Ben onlardan birini hiç tanımadım ama anlatılan bu hikayelerin gerçek olduğundan her zaman emindim..."

Şifacı bunları anlattıktan sonra beklemesini söyleyip odadan çıktı ve bir iki dakika sonra elinde eski bir kumaşa sarılı bir şeyle geri döndü. Tekrar yer minderine oturup konuşmaya başlarken elindeki nesneyi aralarında yere bıraktı ve kumaşı açmaya başladı. "Bu şeyin iki yüz yıldan eski olduğunu söyleyebilirim. En azından ailemde bulunuşundan itibaren o kadar yıl geçti. Onu hiçbir şey eskitmiyor veya hiçbir şey tarafından yok edilemiyor. Bir çeşit sihirle dövülmüş olmalı. Meraktan dolayı onu bir gün ateşe atıp yanıp yanmayacağına bakmıştım ama üzerinde tek bir çatlak dahi oluşmadı. Ayrıca ateş söndüğünde onu közlerin içinden çıkarttığımda şaşırtıcı şekilde buz gibi olduğunu fark ettim. Ona hiçbir şey işlemiyor. Ailemize o zamanlar dostları olan bir Güneş insanı yadigar olarak hediye etmiş. Bu silahı kullanmamız için hiç lüzum olmadı fakat atalarımın anlattığı hikayelerin kanıtı olarak nesilden nesile geçti.." Kumaşın içinde sapı sedefli gibi bir renge sahip geyik boynuzundan oluşan ve ucu cam gibi şeffaf ve onca yıla rağmen hala keskin görünen uzun bir bıçak duruyordu. "İçinde bulunduğun sorunu çözmenin tek yolu Güneş ülkesine gitmek ve içindeki bu ruhu kötü niyetlerle hapsetmediğine, bir ruh yiyen olmadığına onları inandırabilmek. Eğer onları ikna edebilirsen ve sana güvenirlerse bir yolunu bulabilirler. Öbür taraftan başına nöbetçi koydukları korkunç bir şeyin kaçmasına sebep olduğun için sana ne yapacakları konusunda hiçbir fikrim yok. Yine de onları bu konuda uyarmak hepimizin iyiliğine olacaktır. Eğer bu kadar sıkı şekilde korudukları ve hapsettikleri bir şeyse durum sandığımızdan daha ciddi olabilir. Bir an önce yola çıksan iyi olur evlat." Şifacı kumaşı tekrar sarıp bıçağı aldığı yere geri götürdü. Bu sırada Lua düşüncelere dalmıştı. Ingrid'i kurtarmak için Güneş ülkesine gitmeliydi. Vaina konusunda da onları uyarmalıydı. Fakat muhtemelen sebep olduğu şeyler yüzünden başı büyük belaya girecekti. Alabileceği en ağır cezalara hazırlıklı olarak gitmeliydi. Verdiği sözü ne olursa olsun tutacaktı. Oraya vardığında başkentlerinde bulunan saraya bağlı büyük tapınağa gitmesinin en doğru şey olacağına karar verdiler. Çünkü Ingrid'in de bağlı olduğu avcı grubunun merkezi orasıydı. En azından Şifacının atalarının anlattıkları böyle söylüyordu. Oraya gittiğinde şifa eğitimi almak isteyen biri gibi davranırsa belki daha güvenli olabilirdi. Böylece tüm gece yolculuğunun nasıl geçeceğini ve sonuçlarını düşünerek sabahladı.

11 yorum:

  1. Güzeldi bu bölüm, ne iyi anlatmışsın. İlgiyle okudum. Lua'nın önemli bir görevi var artık, nasıl karşılayacaklar acaba onu? :))

    YanıtlaSil
  2. Derdini söylemeyen derman bulamazmış, bizim gezgine yine yol göründü 🙂 Emegine sağlık deep, yine güzel bir bölüm oldu. 💐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      eveeet yine yol göründü gurbeteee :)

      Sil
  3. süpersin daha ne diyeyim
    tebrikler

    YanıtlaSil
  4. https://gunesebakarken.blogspot.com/2022/10/kelime-oyunu-98.html

    sevgili yıldız ın yazısısı :)

    YanıtlaSil
  5. müfred.

    aya bakmak daha büyülü evet :)

    YanıtlaSil
  6. ilkay.

    eveet bakalımlım :)

    YanıtlaSil