22 Eylül 2022 Perşembe

KELİME OYUNU 95




Kelime Oyunumuz devam ediyor. Her hafta beş kelime veriyoruz ve bu beş kelimenin de içinde olduğu bir öykü, şiir, deneme benzeri yazı yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes beş kelime verebilir.

Haftanın kelimeleri: Beyaz/Nefes/Ayak/Şans/Tokat

VAİNA 14

Ingrid çevresinde parçalanıp yok olan her şeyi yutmaya devam eden uçsuz bucaksız boşluğun aksine sesi sanki dar bir tünelden yankılanıyormuş gibi gelen adımlarının gürültüsü ve koşmaktan kesilmeye başlayan nefesiyle kaçabildiği en son noktaya kadar durmadan koşmuştu. Şimdi bir tepenin ortasında çıplak bir kayanın üzerindeydi ve etrafta bu tepeden başka hiçbir şey kalmamıştı. Beyaz boşluk bu tepeyi de yavaş yavaş bir fare gibi kemirip parçalıyor ve yok ediyordu.

Ingrid, Lua'nın zihninin bu kadar hızlı çökmesini beklememişti. Henüz ona sesini duyuramadan ve bir şans elde edemeden son noktaya bu kadar hızlı geleceğini düşünmemişti. Çevresindeki yok oluşu izlerken histeri krizi geçirip ağlıyor ve nefesini hala kontrol edemiyordu. Lua'ya seslenmeye çalışırken kendini o küçük verai yavrusunun uçurumdan atıldığı günkü kadar çaresiz hissediyordu. Üzerinde durduğu tepe bembeyaz bir okyanusta yüzen ve gittikçe küçülen bir ada gibiydi ama gittikçe büyüyen bu boşluk bir uçurumdan farksızdı. Zamanı azaldıkça ve sinirleri gerildikçe bedeninin cehennem ateşinde gibi kavrulduğunu hissediyordu. Nefes almak gittikçe zorlaşıyor gibiydi.

Ada epey küçüldüğünde adım atacak fazla bir yer de kalmadığında bir an için ağlamayı kesti. Bir anlığına her şeyin sonunun geldiğini kabul etmişti. İçinde hiçbir duygu kalmamış gibiydi. Hatta öyle ki iki ayak üzerinde bile zor yer bulabildiği bu taş parçasının yavaş yavaş yok olmasını beklemek yerine ileri bir adım atıp sonsuzluğa düşmenin daha iyi olabileceğini bile düşündü. Sonra zihninde yeniden o hayatta kalma alarmları çalmaya başladı ve az önceki sakinliği kısa sürdü. Kulakları sağır eden bir çığlıkla beraber teninin parçalandığını hissetti. Bu sırada ayaklarının altındaki son yer yitip gitmiş ve düşmeye başlamıştı.

Nereye doğru düştüğü hakkında en ufak bir fikri yoktu ama boşlukta acı içinde savrulurken etrafında mavi alevlerin yandığını gördü. Demek hissettiği gibi gerçekten de alev almıştı. Artık çığlıkları sinir krizinden değil mavi alevlerin yarattığı acıdan kaynaklanıyordu. Böyle savrulup düşerken biraz ötede Lua'nın da bilinçsiz şekilde boşlukta savrulduğunu gördü. Bir uçaktan paraşütsüz atlamış gibiydiler. Onun buraya nasıl geldiğini anlayamadı ama burada zaten hiçbir şey mantıklı değildi. Havada süzülerek ona ulaşmaya çalıştı. Belki uyanmasını sağlayabilirse hala bir şansı olabilirdi. Bundan hiç de emin olmasa da denemeye değerdi.

Mavi alevler saçarak boşlukta süzüldü ve onu bileğinden yakaladı. Savrulup durmalarını engellemek için kendine doğru çekerek yakasından tuttu ve seslenmeye devam etti. Ondan hala bir cevap alamıyordu. Sonunda onu bulmuş olmanın bile işe yaramayacağına karar verdi. Her şeyin sonu gelmişti. Yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı. Lua'ya sarılıp her şeyin bitmesini bekledi. Birkaç saniye öylece ağlamaya devam ederken garip bir inilti duydu. Aniden geriye çekilip baktığında Lua'nın acıyla kıvrılan dudağını ve aralanmış gözlerini görünce buna inanamadı. Lua kendine gelmeye çalışırken bir şey söyledi ama sesi tam anlaşılmıyordu. Daha iyi duyabilmek için ona yaklaştı. "Neden bu kadar endişelisin?" Ingrid sonunda ne dediğini duyabildiğinde tekrar geri çekildi ve bir anda Lua'ya bir tokat indirdi.

Lua hem alevlerin hem de tokadın acısıyla zihni biraz daha açılmış olmalı ki şaşkın bir bebek gibi etrafına bakınırken "Bana neden vurdun şimdi?" diye bağırdı. Ingrid "Senin yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Beyninle beraber ben de ölüyorum ve az önce bilinçsiz bir koala gibi yok oluşundan habersiz şekilde uyuyor olman karşısında çaresizlikten aklımı kaçırıyordum.. bir de neden endişeli olduğumu mu soruyorsun?" diye konuşup azarlamaya devam ederken Lua gülümsedi. Sonra susmasını beklemeden bir anda uzanıp onu öptü. İşte bu dramatik ve romantik bir son olabilirdi. Sonsuz bir bilinçaltı boşluğunda yitip gitmelerinden önce bir veda busesi.

Ingrid sonunda kafayı yedik diye düşünürken etraflarını saran sıcak mavi alevlerin rengi kırmızıya dönüştü. Ardından aslında büyü gücünün dışarı taşmasından kaynaklanan alevler ait oldukları yere dönüp dengeye kavuşurken kanatları yeniden ortaya çıktı. Bu sefer bir su kadar şeffaf olan kanatları içinde ışığın her rengini yansıtan minik kristal zerreciklere sahipti. Şaşkınlıktan söyleyecek bir şey bulamıyordu. Lua'ya sıkıca sarılıp kanatlarını kullanmaya başladı ve artık düşmelerine engel oldu. Sonra da tam tersi yöne doğru kanat çırptı.

Lua artık bilinçaltı hapsinden kurtulduğu için zihni hızlıca iyileşmeye başlamış olmalıydı. Çünkü bir süre yükseldikten sonra uzakta yemyeşil bir ada olduğunu gördüler. Oraya ulaştıklarında sonunda bir yere basabiliyor olmak güzeldi. İkisi de öpücüğün ardından tek kelime konuşamamıştı. Ama şimdi minik adanın ortasında duran taş bir platform sayesinde bir şeylere odaklanabilirlerdi.

Taş platform birkaç basamak yüksekliğe sahip dairesel bir yapıydı. İki tarafında duran iki ağacın dalları ve gövdeleri bir örgü gibi yükselmiş ve tepede kavuşup yukarıya doğru tek bir ağaç gibi yükselerek ilginç bir kubbe yaratmıştı. Bir çeşit büyülü bir kapıya benziyordu. Ada fazla büyük değildi ama akan bir su kaynağını ilerideki bir şelaleden alıyordu ve etrafta hoş kokulu bitkiler ve alanı çevreleyen ağaçlar vardı. Herhalde bilinçaltı dünyası yavaşça buranın etrafında büyüyüp gelişmeye devam edecekti. Fakat buranın asıl önemi bu platformdan kaynaklanıyordu. İkisi de dışarıya buradan çıkabileceklerini anlamıştı.

Ingrid ona platforma çıkıp beklemesini ve odaklanmasını söyledi. Lua onun da gelmesi gerektiğini söylese de bu imkansızdı. Bedeni olmadan buradan çıkarsa Ingrid için iyi olmazdı. Lua şimdilik tek başına gitmek zorundaydı. En azından Ingrid buradan uzaklaşmadığı sürece arada sırada bir şekilde sesini ona duyurabileceğini düşünüyordu. Böylece Lua platforma çıktı ve odaklanırken zihnini serbest bıraktı. Son anda gitmeden önce en azından bir öpücük daha almalıydım diye düşünse de geç kalmıştı. Etrafını saran hava platformun çevresinde bir koza gibi ayrı bir alan oluşturmuştu. Çok hızlı şekilde bu bilinçaltı dünyasında uykuya dalarken gerçek dünyaya gözlerini açtı.

9 yorum:

  1. Ben de bir ara bu etkinliği katılacağım. Pek güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir tutam karınca.

      hadi inşallah. bu etkinlik başladığında 20 kişi filan katılıyordu, azaldı zamanla, çok seviyorum bu etkinliği, sürdüreceğim :)

      Sil
  2. Lua ve Ingrid'in hikayesi iyice sarıp sarmaladı, ilerledikçe iyice güzelleşti. Anlatımına hayranım, nazarlardan uzak olasın emeklerine sağlık deep :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. film gündemi.

      teşekkür ederim. böyle şeyler sölerseeen her zaman devam ederim kiii :)

      Sil
  3. Bu hikayeyi en baştan okumak isterim çünkü kaçırmışım. :')
    Hangi ay ve kelime oyunu serisinden başlıyor? ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir pembesever.

      blogunda yazdım, kelime oyunu 80, 9 haziran :)

      Sil
  4. Canım Lua, ne güzel öptün :))

    YanıtlaSil
  5. http://tosbagagunlugum.blogspot.com/2022/09/kelime-oyunu-95.html

    sevgili tosbağa günlüğü nün yazısısı :)

    YanıtlaSil